TR

Türkiye’de Yoksullukla Mücadele Politikaları Ve Yoksulluğun Yerel Yönetimlere Bırakılması

TÜRKİYE’DE YOKSULLUKLA MÜCADELE POLİTİKALARI VE YOKSULLUĞUN YEREL YÖNETİMLERE BIRAKILMASI

ÖZET

Tarihsel olarak, ekonomik açıdan geçmiş yıllara göre daha zengin bir dönem yaşanan dünyada, bazı kesimlerin her geçen gün artarak ve derinleşerek ilerleyen bir yoksulluk içinde olduğu gözlemlenmektedir. Maddi nitelikteki yoksunluklar sebebiyle kaynaklara ve üretim faktörlerine erişemeyerek,  asgari yaşam düzeyini sürdürebilecek gelire sahip olamama durumunu ifade eden yoksulluk, ekonomik olduğu kadar sosyal ve kültürel gereksinimlerden mahrumiyeti de kapsamaktadır.

Bu çalışmada Türkiye’de yoksulluğun yerel yönetimlere bırakılması kapsamında yerel yönetimlerin sosyal belediyecilik adı altında yaptıkları çalışmalar incelenecektir. Bu çalışma kapsamında Türkiye’de yoksulluğun boyutları ele alınarak, uygulanmakta olan mevcut mücadele politika programlarının nasıl işlediği incelenecek ve yoksullukla mücadelede nasıl daha iyi bir sisteme ulaşılacağına yönelik bilgiler ortaya konulacaktır.

Yoksullukla mücadelenin yerel düzeyde yürütülmesi yoksulluğu çözmede etkin yol mu dur?

Belediyelerin gelirlerinin eşit olmaması bölgeler arası eşitsizliklere neden olur mu?

Bazı belediyeler sosyal yardımları siyasi rant sağlamaya yönelik mi kullanıyor?

Bu çalışma nitel bir çalışmadır. Bu araştırmada ikincil kaynaklar kullanılacaktır. Bu araştırmada makaleler, tezler, dergiler ve istatistiklerden yararlanılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Yerel Yönetim, Sosyal Belediyecilik

POVERTY FIGHT AGAINST POVERTY AND KEPT TO THE LOCAL GOVERNMENT POLICIES IN TURKEY

 SUMMARY

Historically, it is observed that some segments of the world, which has a richer period compared to the past, are in progressing poverty by increasing and deepening day by day. The poverty, which cannot have the income to sustain the minimum level of living by not having access to resources and production factors due to material deprivations, includes the deprivation of economic as well as social and cultural requirements.

In this study, the scope of poverty in Turkey left to the local authorities do their work under the name of local government social municipality will be examined. In this study, by considering the dimensions of poverty in Turkey, which will examine how to handle the current program being implemented policies to combat and how the information will be put forward for a better system would be achieved in the fight against poverty.Does the fight against poverty at the local level be an effective way to resolve poverty?Does not the equality of municipalities’ income cause interregional inequalities?Are some municipalities using social assistance to provide political rent?This study is a qualitative study. Secondary sources will be used in this research. In this research, articles, theses, journals and statistics will be used.

 Keywords: Poverty, Local Government, Social Municipality

GİRİŞ

Ekonomik ve sosyal gelişmenin sağlanarak, değişen koşullara ayak uydurabilmek için sosyal belediyeciliğin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Ekonomik ve sosyal kalkınmanın yerel olanaklar ve avantajlarla desteklenmesi gereklidir. Yerel yönetimlerin, sosyal alanlarda planlama, düzenleme ve uygulama işlevleri üstlenerek, yerel düzeyde sosyal harcamaların arttırılarak, istihdam, yoksulluğun giderilmesi, sağlık, eğitim ve çevrenin korunması alanlarını kapsayacak şekilde sosyal programlar üretmeleri çok önemlidir. Yerel yönetimlerce aktif sosyal politikalar üretilmesi için, yerel yönetim kuruluşlarının merkezi yönetim karşısındaki kaynak, yetki ve özerkliğinin genişletilerek merkezi yönetimlerce desteklenmesi gereklidir.

Sonuç olarak sosyal belediyecilik alanında belediye yöneticileri ve yerel halk daha fazla bilinçlenmeli, belediyelerin mali sorunları çözülmeli, yerel halk katılımı sağlanmalı, yerel yönetimlere daha fazla kaynak tahsis edilmeli, belediyeler bu kaynakları verilen doğrultuda kullanmalı, kaynakların dağılımında adil olmalı ve gelir dağılımı adaletsizliğini önlemeye yönelik işlevler üstlenmelidir. Sosyal belediyecilik uygulamalarının, halkın ihtiyaçlarını geçici olarak bir defaya mahsus karşılanması olarak algılanmamalı, sosyal hizmetler alanında belediyelerde yetişmiş kalifiye eleman bulunmalıdır.

YOKSULLUK

1.YOKSULLUK KAVRAMI

Yoksulluk, neredeyse bütün dünya ülkelerini yakından ilgilendiren, insanlık tarihinin tüm zamanlarında görülen ve üzerinde çözüm aranmakta olan dinamik bir olgudur.

Günümüzde 7 milyar civarında olan dünya nüfusunun 1,2 milyardan fazlası, günde 1 dolardan daha azıyla yaşamaya çalışmaktadır.800 milyondan fazla insan ise, ailesinin ihtiyacı olan gıdayı temin edecek maddi güce sahip olmadığı için aç kalmaktadır.(Panahi ve Malekmahammadi,2011:250-251).Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı(UNDP) gibi bu alanda faaliyet gösteren birçok uluslararası kuruluşun vurguladığı gibi, ülkelerin karşılaştığı en temel sorunlardan biri de yoksulluktur.

Sözlük anlamına bakıldığında yoksul kişi, yeteri kadar parası olmayan ya da konforlu bir şekilde yaşamak için gerekli olan araçlara sahip olmayan kişi olarak tanımlanmaktadır. Kelime olarak yoksulluk ise, yaşamın gerektirdiği olanaklardan yoksun olma durumunu ifade etmektedir.(Aktan ve Vural,2002:1-2).

Kaynak dağılımının adil olmaması, nüfus fazlalığı, eğitim ve istihdam olanaklarının yetersiz olması, bazı ekonomik ve demografik eğilimler, çevrenin hızla bozulması gibi bazı etkenler yoksulluğa sebep olan temel faktörler arasında yer almaktadır.

Her ne sebeple olursa olsun yoksulluk,  dünyanın hemen her ülkesinde ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutları olan ciddi bir sorun haline gelmiştir.(PASAGEM,2010:1-2).Yoksulluk, toplumda ortaya çıkan değerin azlığı veya çokluğu ile değil, o değerin  toplumu  oluşturan  bireyler arasındaki eşitsiz dağılımıyla ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple yoksulluk olgusunun gelir eşitsizliğinin bir sorucu olduğu da söylenebilir.(DPT,2001:103).Yoksulluğun kapsamı, ülkeden ülkeye, dönemden döneme refah düzeyindeki gelişmelere bağlı olarak farklılıklar göstermektedir.

  1. DÜNYADA YOKSULLUĞUN BOYUTLARI

Yoksulluk, küresel bir sorun olarak, gelişmiş-az gelişmiş ayırımını gözetmeksizin evrensel boyutlara ulaşmıştır. Yoksulluk sadece dünyanın azgelişmiş bölgelerinin yaşadığı bir sorun olmaktan çıkmış gelişmekte olan ülkelerin ve hatta gelişmiş ülkelerin önemli bir sorunu haline gelmiştir.Günümüzde dünya nüfusunun % 10’u toplam dünya gelirinin yüzde yetmişten fazlasını elde etmektedir. Altı milyar iki yüz milyona sahip dünya nüfusunun 2,5 milyarı- yaklaşık yarısı günlük 2 $ yoksulluk sınırının, 1 milyarı –yaklaşık altıda biri günde 1 $ yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Yoksullukla birlikte ülkeler ve bölgeler arasındaki eşitsizliğin boyutları da giderek artmaktadır. Ortalama olarak yoksul ülkeler zengin ülkelerden daha yavaş büyüme oranına sahip olduğu için ülkeler arasındaki gelir uçurumu giderek genişlemektedir. 1960 yılında en zengin 20 ülkenin geliri, en fakir 20 ülkenin gelirinden 18 kat fazla iken, 1995’te bu oran 37 ile ikiye katlanmıştır (Tosuner, 2007: 64). İnsanlığın dörtte birini oluşturan sanayileşmiş kesim, dünya zenginliğinin % 85’ini elinde tutmaktadır.

Dünya Bankası (DB) verilerine göre 1981-2001 yılları arası açlık sınırında 1 $ baz alınırken, 2005-2020f yılları arasında 1.25 $ baz alınarak bölgeler itibariyle yoksul nüfus oranları hesaplanmıştır (Tablo 1). Yoksul nüfus oranı 1981-2001 yılı döneminde giderek azalma göstermiştir. 2005 yılında bu oran bir önceki yıla göre artış gösterse de bu oranın 2015 ve 2020 yılında giderek azalacağı tahmin edilmektedir. 2020 yılında en az yoksul nüfus oranının Avrupa ve Merkezi Asya ülkeleri, en fazla yoksul nüfus oranının ise Alt Sahra Afrika ülkesinin olduğu tahmin edilmektedir.

2008 yılı itibariyle DB’ nın belirlemiş olduğu dünyanın kişi başına düşen GSMH rakamı en yüksek olan ülke 58500 dolar ile Norveç’tir. Dünyanın en yoksul ve en zengin ülkesi arasındaki kişi başına düşen GSMH rakamlarına bakıldığında aradaki inanılmaz uçurum göze çarpmaktadır. 290 dolar ile Kongo Demokratik Cumhuriyeti en yoksul GSMH sıralamasında iken, 58500 dolar ile Norveç en yüksek kişi başına GSMH sıralamasındadır. Bu demek oluyor ki, GSMH bakımından dünyanın en zengin bölgesi en yoksul bölgesinden yaklaşık 200 kat daha büyüktür. Böylece bir kez daha yoksulluğun küresel bir boyutu, ülkeler arasındaki inanılmaz gelir uçurumu açıkça görülmektedir.

 2.TÜRKİYE’DE YOKSULLUĞUN BOYUTLARI

Başta Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı olmak üzere birçok sayıda uluslararası kuruluşların yapmış oldukları yoksulluk çalışmalarına bakıldığında ülkemizdeki yoksulluğun boyutlarının ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu gözler önüne sermektedir. UNDP tarafından her yıl yayımlanmakta olan ve insani gelişmeyi, sağlık ve eğitim gibi gelişmenin ekonomik olmayan göstergelerini de dikkate alarak İGE ile ölçen 2010 insani gelişme raporuna göre, Türkiye İnsani Gelişme sıralamasında 0.754 indeks değeriyle bölge sıralamasında 16.Dünya’da ise 62. sırada yer almaktadır. Eğitim indeksinin göstergesi olarak, eğitimde brüt okullaşma oranı %74.3, yetişkin okur-yazar oranı %90 oranıyla Avrupa&Merkezi ve Asya’da 27. Dünya’da ise 83. sırada yer almaktadır. Sağlık indeks göstergesi olarak, doğumda yaşam beklentisi 72.2 değeriyle Avrupa&Merkezi Asya’da 19. , Dünya’da ise 90. sırada yer alırken, gelir indeksi açısından bölge sıralamasında 12. Dünya sıralamasında ise 63. sırada yer almaktadır. Tüm bu veriler Türkiye için 2010 yılında 0.754 lük bir insani gelişme değeri oluşturmaktadır.Dünya’da ise 62. sırada yer almaktadır. Eğitim indeksinin göstergesi olarak, eğitimde brüt okullaşma oranı %74.3, yetişkin okur-yazar oranı %90 oranıyla Avrupa&Merkezi ve Asya’da 27. Dünya’da ise 83. sırada yer almaktadır. Sağlık indeks göstergesi olarak, doğumda yaşam beklentisi 72.2 değeriyle Avrupa&Merkezi Asya’da 19. , Dünya’da ise 90. sırada yer alırken, gelir indeksi açısından bölge sıralamasında 12. Dünya sıralamasında ise 63. sı Türkiye’de yoksulluğun boyutlarını ölçmeye yönelik çalışmaların son yıllara dayandığı ve bunların sayıca çok sınırlı olduğu söylenebilir. Bu alandaki en yeni çalışmalardan birisi, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan 2009 Yoksulluk Araştırmasıdır.

Tablo 1:Yoksulluk Sınırı Yöntemlerine Göre Yoksul Fert Sayısı, 2007-2009, Türkiye,   Kent, Kır   

 

Yöntemler

 

Yoksul Fert Sayısı (Bin Kişi)

             Türkiye                                         Kent                                         Kır
2007 2008 2009 2007 2008 2009 2007 2008 2009
Gıda Yoksulluğu

(Açlık)

328 374 339 33 122 29 295 252 310
Yoksulluk(Gıda+Gıda Dışı) 12.261 11.933 12.751 4.968 4.533 4.318 7.293 7.400 8.432
Kişi Başı Günlük 1 $ Altı . . . . . . . . .
Kişi Başı Günlük 2.15 $ Altı 356 330 159 43 93 20 313 237 138
Kişi Başı Günlük 4.3 $ Altı 5.796 4.759 3.066 2.111 1.483 469 3.686 3.276 2.597
Göreli Yoksulluk 10.127 10.497 10.669 4.017 3.871 3.214 6.110 6.626 7.455

Kaynak: TÜİK,2009 Yoksulluk Çalışması Sonuçları

Tablo 1’ de yoksulluk sınırı yöntemlerine göre Türkiye’deki 2007-2009 yılları arasındaki yoksul fert sayıları görülmektedir. 2007 yılında 328.000 kişinin açlık sınırında olduğu, 12.261.000 insanın ise gıda ve gıda dışı harcamalarını karşılayamadığı görülmektedir. Aynı y ıl, kentlerde 4.968.000, kırda ise 7.293.000 fert gıda ve gıda dışı harcamalarını karşılayamamaktadır. 2007, 2008 ve 2009 yıllarında kentlerde ve kırda yaşayan gıda ve gıda dışı harcamalarını karşılayamayan yoksul fertlerin sayısının birbirlerine oldukça uzak olduğu görülmektedir. Dünya Bankası yoksulluk analizlerinde yoksulluk sınırını günlük 1 ABD doları olarak belirlenmiştir. Bu orana göre; 2007, 2008 ve 2009 yılında, kişi başı geliri 1 doların altında ülkemizde yoksul fert bulunmadığını tablo 5’te belirtilmektedir. 2007 yılında Türkiye’ de, günlük geliri 2.15 doların altında yoksul sayısı 356.000 kişi civarındadır.Yıllar bazında baktığımızda bu sınırın altında yoksul olan fert sayısının azaldığını hatta 2009 yılında 159.000’e gerilediği tespit edilmiştir. Kişi başı geliri günlük 4,3 doların altında olan fert rakamlarına bakıldığında; 2007 yılında 5.796.000 kişiyken, bu rakam yıllar itibariyle gerileme kaydetmiştir. Sonuç olarak Türkiye’ de yıllar itibariyle yoksullukta azalma görülmesine rağmen, hala çok yüksek seviyelerde bir yoksulluk mevcuttur.

3.YOKSULLUKLA MÜCADELE POLİTİKALARI

Türkiye’de 1970’li yılların sonuna kadar devletçi kalkınma politikaları benimsenmiş, yoksulluk sorununun ise orta ve uzun vadede ekonomik büyüme ve kalkınma politikalarıyla ortadan kalkabileceği yahut azalabileceği düşünülmüştür. Bu sebeple yoksullukla mücadele alanında bu yıllara kadar doğrudan müdahale politikaları geliştirilmemiş ve uygulanmamıştır. Türkiye’de yoksullukla mücadele alanında doğrudan müdahale stratejisini benimseyen ilk ciddi politika,1976 yılında kabul edilen 2022 sayılı “Altmış Beş Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun” ile uygulamaya konmuştur.

Hedef grubu nispeten sınırlı olan 2022 sayılı yasadan sonra,1982 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na muhtaç durumdaki öğrencilere burs ve parasız yatılılık hizmeti verme,1983 yılında ise Mülga Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na(SHÇEK) muhtaç kişilere ayni ve nakdi yardım yapma görevi verilmiştir.1984 yılında ise, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne vakfiye olma amacını da yerine getirmek üzere çeşitli sosyal yardımlar yapma yetkisi verilmiştir.(Hacımahmutoğlu, 2009:69).Nihayetinde yoksul ve muhtaç durumda olan tüm vatandaşları ilgilendiren ve daha geniş kapsamlı bir programı içine alan 3294 sayılı “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu”(SYDTF) 1986 yılında kabul edilmiştir. Fonun en büyük harcama kalemini ise sağlık destek programı yaygın ismiyle “Yeşil Kart Sistemi” oluşturmaktadır. Herhangi bir sosyal güvenlik sistemi tarafından kapsanmayan kişilerin sağlık harcamalarını karşılayan Yeşil Kart uygulaması 1992’den beri yürürlüktedir ve yaklaşık 13 milyon kişi bu sistemden yararlanmaktadır.

4.YEREL YÖNETİM

4.1.Yerel Yönetim Kavramı

Yerel yönetimler, belirli bir coğrafya alanında, ülke kesiminde yaşayan halkın ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş ve karar organları halk tarafından seçilen yönetim birimleridir. Yerinden yönetim ilkesinin uygulandığı yerel yönetimler, kamu tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar olarak, merkezi yönetimin hiyerarşisi dışında ve ona karşı belirli ölçülerde bağımsız birimlerdir.

Yerel hizmetlerin yerel yönetim birimi olan belediyelerce daha etkin ve verimli sunulmasının çeşitli nedenleri vardır (Bakınız: Siverekli Demircan, 2003:52).Buna göre;

  • Halkın kamu hizmetlerinin yürütülmesine katılımı daha kolay olur ve böylece etkin katılım ilkesi sağlanabilir.
  • Belediyeler küçük ölçekli birimler olduğundan (merkezi yönetime nazaran) hizmet arz ve talebi aynı ortamda gerçekleşir.
  • Bürokrasi ve kırtasiyecilik azalır.
  • Halkın beklenti ve taleplerini yansıtma ve cevap verme imkânı artar.
  • İhtiyacın ne olduğu ve düzeyi tespit edilerek, ihtiyaçlarla kaynaklar arasında denge sağlanır. • Halkın hizmetlere finansal açıdan gönüllü katılımı mümkün olur.

 5.SOSYAL BELEDİYECİLİK

5.1.Sosyal Belediyecilik Kavramı

 Sosyal Belediyecilik; yerel idareye sosyal alanlarda planlama ve düzenleme işlevi yükleyen, bu çerçevede kamu harcamalarını konut, sağlık, eğitim ve çevrenin korunması alanlarını kapsayacak şekilde sosyal amaca kanalize eden; işsiz ve kimsesizlere yardım yapılması, sosyal dayanışma ve entegrasyonun tesis edilmesi ile sosyo-kültürel faaliyet ve çalışmaların gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan altyapı yatırımlarının yapılması için bilinçli politikalar üretmesini öngören; bireyler ve toplumsal kesimler arasında zayıflayan sosyal güvenlik ve adalet mevhumunu güçlendirmeye yönelik olarak yerel idarelere sosyalleştirme ve sosyal kontrol işlevleri yükleyen bir modeldir (Akdoğan, 2002).

Tablo 2:Yıllar İtibariyle Belediyeler Tarafından Verilen Toplam Yardım Miktarı

            Yıllar Toplam Yardım Miktarı (Bin TL)
2006 365.834
2007 436.275
2008 519.034
2009 484.860
2010 433.734
2011 433.734
2012 543.685

Kaynak: SYGM (2013B), AR-GE ve Tanıtım Dairesi Başkanlığı Verileri

Belediyelerin Bütçe Performansı rakamlarına göre, yıllar itibariyle yapmış oldukları toplam yardım miktarı yukarıdaki tabloda gösterilmiştir. Tablodaki rakamlara göre, 2012 yılında Belediyelerin yapmış oldukları toplam yardım miktarı 543 milyon TL düzeyindedir. Ancak, bu rakamın alt bileşenleri mevcut olmadığı için belediyelerin hangi yardım türüne ne kadar harcama yaptığı bilinmemektedir. Bunun yanında, birçok belediye sistematik bir yardım programına sahip değildir ve dolayısıyla Türkiye genelinde belediyeler tarafından yardım yapılan kişiler ve kişi sayıları da bilinmemektedir.

 SONUÇ

Yoksulluk kavramının, üzerinde uzlaşı sağlanmış, herkes tarafından kabul görmüş, objektif ve sınırları açık bir şekilde belirlenmiş kesin bir tanımı bulunmamaktadır. Yoksulluk, kavramsal olarak farklı bakış açılarına göre farklı tanımlanmış olsa da, hem gelişmiş hem de az gelişmiş ülkelerde karşılaşılan temel sorunlardan birini oluşturmaktadır. Genel bir ifadeyle, asgari yaşam standardının gerektirdiği temel gereksinimlerin karşılanamaması durumunu ifade eden yoksulluk, sadece günümüz modern dünyasının bir sorunu olmayıp, tarihsel olarak çok eski zamanlardan beri üzerinde çözüm aranmakta bir olgudur. Bu bağlamda, yoksullukla mücadeleye yönelik hem ulusal hem de uluslararası düzeyde politika ve stratejiler belirlenmekte ve uygulanmaktadır.

Ekonomik ve sosyal gelişmenin sağlanarak, değişen koşullara ayak uydurabilmek için sosyal belediyeciliğin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Ekonomik ve sosyal kalkınmanın yerel olanaklar ve avantajlarla desteklenmesi gereklidir. Yerel yönetimlerin, sosyal alanlarda planlama, düzenleme ve uygulama işlevleri üstlenerek, yerel düzeyde sosyal harcamaların arttırılarak, istihdam, yoksulluğun giderilmesi, sağlık, eğitim ve çevrenin korunması alanlarını kapsayacak şekilde sosyal programlar üretmeleri çok önemlidir. Yerel yönetimlerce aktif sosyal politikalar üretilmesi için, yerel yönetim kuruluşlarının merkezi yönetim karşısındaki kaynak, yetki ve özerkliğinin genişletilerek merkezi yönetimlerce desteklenmesi gereklidir.

Sosyal belediyecilik alanında belediye yöneticileri ve yerel halk daha fazla bilinçlenmeli, belediyelerin mali sorunları çözülmeli, yerel halk katılımı sağlanmalı, yerel yönetimlere daha fazla kaynak tahsis edilmeli, belediyeler bu kaynakları verilen doğrultuda kullanmalı, kaynakların dağılımında adil olmalı ve gelir dağılımı adaletsizliğini önlemeye yönelik işlevler üstlenmelidir. Sosyal belediyecilik uygulamalarının, halkın ihtiyaçlarını geçici olarak bir defaya mahsus karşılanması olarak algılanmamalı, sosyal hizmetler alanında belediyelerde yetişmiş kalifiye eleman bulunmalıdır.


KAYNAKÇA

AKDOĞAN, Yalçın (2002), “Ulusal Soruna Yerel Çözü  m: Sosyal Belediyecilik”, Eminönü Bülteni, Şubat, İstanbul.

AKTAN, Coşkun Can ve İstiklal Yaşar VURAL (2002), “Yoksulluk: Terminoloji, Temel Kavramlar ve Ölçüm Yöntemleri”, Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Aktan, Coşkun Can (ed), Hak-İş Konfederasyonu Yayınları, Ankara.

ATEŞ, Hamza (2009), “Sosyal Belediyecilik”, Çerçeve Dergisi,s. 88-95

BAŞOĞLU, U. Ölmezoğulları, N. ve Parasız, İ. (1999). Gelir Bölüşümü, Umut Matbaacılık, Bursa.

Buğra A – Keyder Ç.(2005), Poverty and Social Policy in  Contemporary, Gerçek Yayınları

COŞKUN, Selim ve Münir TİRELİ (2008), “Avrupa Birliğinde Yoksullukla Mücadele Stratejileri ve Türkiye”, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara.

DPT (2001), “Gelir Dağılımının İyileştirilmesi ve Yoksullukla Mücadele Özel İhtisas Komisyonu Raporu”, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, Ankara.

DPT [Devlet Planlama Teşkilatı], (2001), “Gelir Dağılımının İyileştirilmesi ve Yoksullukla Mücadele Özel İhtisas Komisyon Raporu”, 9. Beş Yıllık Kalkınma Planı, DPT Yayınları, Yayın No: DPT: 2599- ÖİK: 610, Ankara 2001. s. 104.

KALE, Hüseyin Tanca’n (2007), “Bölgesel Yoksulluk ve Farklılaştırılmış Politika Önerileri”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hatay.

KAYA, Zeynep (2011), “Türkiye’de Yoksulluk Analizi: Bir Probit Model Uygulaması”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Erzurum.

Liberalization: Turkey in the 1990s1, Development and Change, Volume 3,pp.481-508. DİE (2000), İstatistik Yıllığı 1999, Ankara. Dansuk

PANAHI, Fatemeh ve Iraj MALEKMOHAMMADI (2011), “The Analysis of Effective Factors On Livelihood Poverty Alleviation In Rural Iran”, International Symposium On Poverty Alleviation Strategies, 1st Edition, Ankara.

SİVEREKLİ DEMİRCAN, Esra;(2003),”Finansal Katılım İçinde Belediye Vergilerinin Payı ve Merkezileşme”, İktisat Dergisi,439(7):s.51-58.

ŞENSES, Fikret(2002). Küreselleşmenin Öteki Yüzü Yoksulluk, İletişim Yayınları, İstanbul.

ŞENSES, Fikret(2006), “Küreselleşmenin Öteki Yüzü: Yoksulluk”, 4.Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul.

TÜSİAD (2000), “Türkiye’de Bireysel Gelir Dağılımı ve Yoksulluk: Avrupa Birliği ile Karşılaştırma”, Lebib Yalkın Yayımları, İstanbul.

TOSUNER, Özlem (2007), “Dünya Bankası ve Yoksullukla Mücadele”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli.

Welfare Study, Washington DC. World Bank. (2003). Turkey: Poverty and Coping After Crisis, Washington DC. htttp://www.sydtf.gov.tr (12.04.2007) http://www.kedv.org.tr (12.04.2007)http://www.israf.org/pdf.mikro.kanunlar.pdf(12.04.2007)http://ww.sydtf.gov.tr/sydtf_faaliyet.html(12.04.2007)http://www.meb.gov.tr/haberler/haberayrinti:basinaciklama.asp?ID=l 151 (12.04.20)

ZÜLFİKAR, Berna Şafak (2010), “Yoksulluk ve Yoksullukla Mücadele Yöntemleri: Katılımcı Bir Yaklaşımla Sosyal Riski Azaltma Projesi’nin Başarı Değerlendirmesi-Ankara İli Örneği”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara.

Kapak Görseli: https://www.superhaber.tv/17-ekim-dunya-yoksullukla-mucadele-gunu-nedir-ne-zaman-dunya-yoksullukla-mucadele-gunu-sozleri-haber-143565 adresinden alınmıştır.

YAZAR

Akdeniz Üniversitesi (2013-2017) Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Çalışma Alanları: İktisat,Sosyal Politika,Yerel yönetimler,Sosyoloji,Çalışma İlişkileri,Yasalar

İLETİŞİM


Akademik Kaynak
 

 TR