TR

Sürdürülebilir Kentlere Bir Bakış: Yavaş Şehirler(Cittaslow)

SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTLERE BİR BAKIŞ: YAVAŞ ŞEHİRLER (CİTTASLOW)

ÖZET

Sürdürülebilirlik, ekosistemdeki yenilenemez kaynakların gelecek nesillere aktarılabilmesi için, insanın ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerinin sistemin taşıma kapasitesinin üzerine çıkmayacak düzeyde tutulması olarak tanımlanmaktadır. Sürdürülebilir kent ise, değişim ve gelişimin devamlılığını sağlamak amacıyla sosyo-ekonomik çıkarların çevre ile ilgili kaygılarla uyumlu hale getirildiği yerlerdir. Bu tanımlardan hareketle kentlerin sürdürülebilirliğini sağlamak için farklı yaklaşımlar geliştirilmiştir.Cittaslow Kentler Birliği, doğal ve yerel değerlerin korunması ile kalkınma anlayışını savunmaktadır. Bu iki kavram birbiriyle ilintili olarak günümüz kalkınma yaklaşımına farklı bir bakış açısı kazandırmışlardır. Bu tanımlardan hareketle kentlerin sürdürülebilirliğini sağlamak için farklı yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bu çerçevede çalışmada, sürdürülebilirlik,sürdürülebilir kent  ve cittaslow,slow food kavramları açıklanmıştır.

 Anahtar Kelimeler: Cittaslow, Sürdürülebilir Kent, Sürdürülebilirlik,Yavaş şehir,Sürdürülebilir kalkınma,

ABSTRACT

Sustainability is defined as the retention of the human negative impact on the ecosystem at the level which should not exceed carrying capacity of the system, inorder to transmit the non-renewable resource to future generations. Sustainable cities are the places where the environmental concerns are aligned with socio-economic interests to ensure the continuity of transformation and development. Moving from this definition, different approaches have been developed to ensure the sustainability of cities. The Cittaslow Cities Association advocates the preservation of natural and local values ​​and the understanding of development. These two concepts have given a different perspective to today’s development approach in relation to each other. Based on these definitions, different approaches have been developed to ensure the sustainability of cities. In this context, the concepts of sustainability, sustainable city and cittaslow are explained.

Keywords: Cittaslow, Slow City, Sustainable City, Sustainability, Sustainable development

 GİRİŞ

Dünya teknolojik, bilimsel, ekonomik ve sosyal birçok gelişmenin odak noktasında bulunmaktadır. Bu alanlardaki gelişmeler istenilen ve arzulanan gelişmeler olmasına karşın birçok olumsuzluğu da beraberinde getirmektedir. Ülkelerin gelişmişlik düzeylerini arttırmak için giriştiği faaliyetlerin kural tanımaz bir hal alması dünyanın geleceği için büyük bir tehlikedir. Keza dünya sınırlı kaynaklara sahiptir ve gelecek nesiller, günümüz ihtiyaçlarının karşılanmasında başvurulan yöntemler nedeniyle bazı tehlikelerle karşı karşıya kalabileceklerdir.

Kıt kaynakların kontrolü konusunda yeterli önlemlerin alınamaması, küresel ısınma, çevre kirliliği gibi doğal döngüyü bozucu olayların yaşanması ve tüketim alışkanlıkları, küreselleşmeyle beraber daha yaygın ve olumsuz etkilere sahip bir hal almaktadır. Söz edilen bu problemlere çözüm olma iddiası ile ortaya atılan ve aynı zamanda kalkınma anlayışını ön planda tutan “sürdürülebilir kalkınma” kavramı günümüzde önemli bir yere sahiptir. Ancak sürdürülebilir kalkınma kavramı kentlerin sağlıklı ve verimli bir şekilde gelişimini tek başına açıklamak konusunda yeterli midir? Yerellik, bölgecilik, çevrenin, tarihi ve kültürel dokunun korunması, yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesi, yerel değerlerin ön plana çıkarılması, yiyecek ve içecek kültürü başta olmak üzere geleneklerin yaşatılması yaklaşımlarını benimseyen Cittaslow, şehirlerin korunması ve gelişmesi anlayışına farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Sürdürülebilir kent ise, değişim ve gelişimin devamlılığını sağlamak amacıyla sosyo-ekonomik çıkarların çevre ile ilgili kaygılarla uyumlu hale getirildiği yerlerdir.

Çalışma bir literatür taraması şeklinde oluşturulmuştur.  Sürdürülebilir kentleşme bağlamında yavaş şehir (cittaslow) hareketinin incelendiği bu çalışmanın amacı; yavaş şehir (cittaslow) kavramının anlaşılmasını sağlamak, ilgili literatürün taranması yoluyla yavaş şehirlerin özelliklerini ortaya çıkarmak, dünya çapında yayılma durumunu ortaya koyarak sürdürülebilir kent olma iddiasını tartışmaktır.

 1.SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAVRAMI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTLER

20.Yüzyılın en önemli kavramlarından biri olan sürdürülebilirlik kavramı ilk olarak Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonunca Brundtland raporunda kalkınma ile bütünleştirilerek “Bugünün gereksinmelerini, gelecek kuşakların gereksinmelerinin karşılanma yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma” olarak tanımlanmış, en yalın ifadeyle, çevre, kalkınma ve ekonomi üçgenindeki ilişkilerin belirleyicisi olmuştur (Brundtland,1987). Sürdürülebilirlik, devamlılık arz eden toplumsal, ekonomik veya ekolojik herhangi bir sistemin fonksiyonlarının kullanılan kaynakları bozmadan ve tüketmeden aralıksız olarak devam etmesini öngören, yüksek verimliliği hedefleyen anahtar bir kavramdır.

Kaynakların sınırsızmış gibi kullanımı ve plansız tüketilmesi, hem çevreyi atıklarla doldurarak yaşanmaz kılmış, hem de üretim için hammadde temini zorunluluğundan dolayı sıkıntı yaratarak sürdürülebilirlik kavramını gündeme getirmiştir. Bu sorunların sağıtımı özelliğinden dolayı sürdürülebilirlik, kısaca, kalkınma ile çevre ve doğal kaynaklar arasındaki entegrasyon olarak tanımlanabilir Sürdürülebilir kalkınmada temel amaç, yaşam kalitesini yükseltirken çevre ile entegre olmuş politikaları kullanarak hedeflenen sosyo-ekonomik düzeye erişmektir. Sürdürülebilirlik perspektifiyle, planlama, ekonomi ve ekoloji çevrelerinde yeni bir akım ortaya çıkmış ve kavram büyük ölçeklerden obje düzeyine kadar gelişimi ve değişimi hedefleyen bir ölçüt haline gelmiştir. Kentlerin sürdürülebilirliği, toplumların sürdürülebilirliği olarak tanımlanabilir. İnsan toplulukları , yaşadıkları mekandan birebir etkilenmekte,aynı zamanda etkilemektedir.

Kentlerin sürdürülebilirliğinin sağlanması, kentlerde yaşayan ve gelecekte yaşayacak olanların yaşam kalitelerinin yükselerek, devamlılığın sağlanmasıdır. Sürdürülebilir kentsel gelişim, sürdürülebilir toplumsal kalkınmayla paralel olarak düşünülmelidir. 218 VanGeenhuisen ve Nijkamp (1994)’ün yaklaşımıyla sürdürülebilir kentler; “süreklilik içinde değişimi sağlamak amacıyla sosyo-ekonomik çıkarların çevre ve enerji ile ilgili kaygılarla uyumlu hale getirildiği kentler” dir (Eke, 2000). Sürdürülebilir kentsel gelişim ve sürdürülebilir toplumsal kalkınmanın paralelliği yapılan tanımlarda da açıkça görülebilmektedir. “Sürdürülebilir toplumsal kalkınma; ekonomi, ekoloji ve eşitlik kavramlarından oluşan bu üç “E” arasındaki bağıntılara saygı duyarak, kalkınma tercihleri yapma yeteneğidir. Ekonomi: Ekonomik aktiviteler, ortak çıkarlara hizmet etmeli, kendi kendini yenileyebilmeli ve yerel servetler oluşturarak, güven ortamı yaratmalıdır. Ekoloji: İnsanlar doğanın bir parçasıdır, doğada da sınırlar vardır ve topluluklar doğal serveti korumaktan ve oluşturmaktan sorumludurlar Eşitlik: Tüm aktivite, faydalanma ve toplumsal karar verme sürecine katılımda fırsat eşitliğidir” (MACED, 2001) .

Sürdürülebilir kentler ve kasabalar olarak tanımlanan sürdürülebilir topluluklar, uzun vadede sağlıklı adımlar atılmasını öngörür. Sürdürülebilir topluluklar konumsal olarak güçlü eğilimlere sahiptir. Ticaret hayatı, çevreciler, sivil örgütler, resmi kurumlar ve dini organizasyonları içeren, toplumun tüm anahtar sektörleri tarafından aktif biçimde desteklenen vizyona sahiptirler. Özgün değerler üzerine inşa edilmiş, yenilikçi bir tavırları vardır. Bu topluluklar, sağlıklı ekosistemlere önem verirler, kaynakları verimli kullanırlar ve yerel bazlı ekonomilerin desteklenmesini ve sahip çıkılmasını aktif olarak desteklerler. Somut sonuçlarla ödüllendirilen, gönüllü yayılıma sahip tutumlar arz ederler.

   Ticari yapılar ve yönetimlerle yapılan ortaklıklar ve kar gözetmeyen organizasyonlar yaygındır. Bu topluluklarda kamusal müzakereler, çekici, geniş kapsamlı ve yapıcıdır. Geleneksel toplulukların kalkınma yaklaşımlarından farklı olarak, sürdürülebilirlik stratejileri; tüm topluluğu (sadece belirli çevreler yerine), ekosistemin korunmasını; anlamlı ve geniş tabanlı halk katılımını ve ekonomik özgüveni hedeflemektedir (Anonymous, 2001).

1.1.Sürdürülebilir Kalkınma

   Sürdürülebilir kalkınma kavramı konusunda yapılan çalışmalar incelendiğinde, kavramın tanımlanmasına ilişkin olarak bir fikir birliğinin bulunmadığı göze çarpmaktadır. Kavram ile ilgili olarak farklı tanımların yapılmasının nedeni, kavramın pek çok değişkeni barındıran bir yapıya sahip olmasıdır. Sosyal, çevresel ve ekonomik boyutları olan sürdürülebilirlik kavramı, hem bu unsurların tek tek hem de birbirleriyle bağlantılı olarak gelişimini ifade etmektedir (Kılıç, 2006: 83). Sürdürülebilir kalkınma kavramının tanımlanmasının yanında ilk defa ne zaman kullanıldığını belirlemek konusunda da bazı güçlükler vardır. Ancak modern anlamda sürdürülebilir kalkınma sözcüğünün ilk defa 1987 yılında Norveç Başbakanı Gro Harlem Bruntland başkanlığında kurulan “Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu” (WCED)’nun Oslo toplantısında sunduğu raporunda kullanıldığı kabul edilmektedir. Yine bu rapor içinde yapılan tanımlamada sürdürülebilir kalkınma kavramının literatürde en çok kabul görmüş tanımlamasıdır (Yavuz ve Zığındere, 2000: 327).

   Sürdürülebilir kalkınma ekonomik, çevresel ve sosyal olmak üzere 3 ana unsur üzerine inşa edilmektedir. Ekonomik sürdürülebilirlik, gerekli olan mal ve ihtiyaçların gelecekte de üretilebilmesi, tarım ve endüstri üretimini olumsuz etkileyen yaklaşımlardan kaçınılması ve maddi borçlanmanın gelecekte ödenebilir şekilde kontrollü olarak yapılması. Çevresel sürdürülebilirlik, kaynakların varlığının gelecekte de sürdürülmesi, yenilenebilir kaynakların tercih edilmesi, yenilenemeyen kaynaklardan sadece yeterli miktar olanların kullanımı gibi konuları kapsamaktadır. Ekonomik bir değeri olmayan “biyolojik çeşitlilik, atmosferik denge ve diğer ekosistem işlevlerinin korunması” gibi kavramlarda bu unsur içinde değerlendirilmektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın sosyal boyutu ise temel olarak eşitlik kavramı çerçevesinde şekillenmiştir. İnsan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, sağlık ve sosyal hizmetlere erişim gibi konular sosyal boyut içinde ele alınmaktadır (Özmete, 2010: 81).

2.SÜRDÜRÜLEBİLİR KENT KAVRAMI VE YAVAŞ ŞEHİRLER (CiTTASLOW)

 İtalyanca citta (şehir) ve İngilizce slow (yavaş) kelimelerinden oluşan Cittaslow “Yavaş Şehir” anlamında kullanılmaktadır. Cittaslow, küreselleşmenin şehirlerin dokusunu, sakinliklerini ve yaşam tarzını standartlaştırmasını ve yerel özelliklerini ortadan kaldırmasını engellemek için Slow Food (Yavaş Yemek) hareketinden doğmuş bir şehirler birliğidir (cittaslowseferihisar.org, 2010).

Küreselleşmenin en belirgin etkileri, açıktır ki, kentler üzerinde hissedilmektedir. Yeryüzündeki kentlerin çoğunda yaşanan benzer yapılaşma eğilimleri, giderek kentlerin birbirine benzemesi sonucunu da beraberinde getirmektedir. Benzer tasarımlarla, aynı yapı malzemesi ile üretilen, bir bakıma prototip yapılar, dünya kentlerini birbirine benzeştirirken, yerel özgünlüklerin belirlediği kent kimliklerini yok etmektedir (www.kentlob.net, 2010). Küreselleşme değişim ve yayılma için büyük fırsatlar sunmaktadır. Fakat yerel toplulukların ayırt edici farklılıklarını, bir topluma ait özellikleri ve karakteristik yapılan ortadan kaldırma eğilimi taşımaktadır. Yani hiçbir topluluğa ait olmayan, kimlik taşımayan sıradan bir model önermektedir (Uslu, 2009:53).

Günümüz dünyasında ekonomik, politik ye kültürel düzeyde benzeri görülmedik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşanmaktadır. Bu durum küresel işletmeleri ortaya çıkarmış ve bu işletmelere ürünlerini tüm dünyaya yayma olanağı tanımıştır. Mc Donald’s, Starbucks, Levis’ gibi hızlı toplum anlayışının simgesi haline gelen ürünler yerel piyasalara sunularak hem yerel ürünleri hem de yerel kültürleri tehdit eder duruma gelmiştir (Yurtseven vd., 2010:3). Cittaslow, küreselleşmenin yarattığı homojen mekânlardan biri olmak istemeyen, yerel kimliğini ve özelliklerini muhafaza ederek dünya sahnesinde yer almak isteyen şehirlerin katıldığı uluslararası bir birliktir (cittaslowseferihisar.org, 2010).

   Yavaş Şehir (Cittaslow), Slow Food felsefesini şehirlerin tasarım ve planlamasında kullanmayı amaçlayan uluslararası bir ağdır (Miele, 2008:135). Cittaslow yaklaşımı, küresel sermaye ve kentleşme eğilimleri ile özgün kimliklerini kaybetmeden, değişim hızının yavaşlatılması ve bu yerel özelliklerin yaşatılmasından doğmuştur. Kentlerin geleneksel yapılarında var olan ekolojik ve sürdürülebilirlik alanında yer alan özelliklerinin korunması ve yaşatılması esasına dayanır. Küreselleşme ile birbirine benzeyen ve yerel özelliklerini kaybeden kentlere karşı bir tutum olarak, geleneksel yaşam biçimini koruyan, yerel ürünlerin tüketildiği “fast-food” kültürü yerine yerel kimliğin öne çıkarıldığı bir kentleşme politikasıdır (Uslu, 2009: 53).

 2.1.Yavaş Şehirlerin(Cittaslow) Felsefesi: Yavaşlık

Cittaslow felsefesinin ana kavramı hiç kuşkusuz “yavaşlık”tır. Yavaşlık “hızlı” kavramının zıt anlamlısı olarak kullanılmaktadır. Bir önceki bölümden hatırlanacağı üzere, Cittaslow, fastfood tarzı yiyecek zincirine tepkiyle doğan Yavaş Yemek (Slow Food) hareketinin “yavaş” kavramının kente uyarlanması düşüncesiyle ortaya çıkmıştır. Kısaca Cittaslow felsefesi hız karşıtlığı üzerine kurulmuştur. “Hızlı” ve “Yavaş” terimleri bir değişim oranını belirtmekten öte bir anlama sahiptir. Bu terimler varoluşa veya hayata dair bir felsefenin kısaca yazılışı aslında. Hızlı kelimesi; meşgul, kontrol eden, saldırgan, aceleci, analitik, stresli, yüzeysel, sabırsız, aktif, miktarı kalitenin üzerinde gözeten anlamında kullanılıyor. Yavaş ise tam tersi; sakin, dikkatli, açık, sessiz, sezgisel, telaşlı olmayan, sabırlı, düşünceli ve kalitenin miktardan daha üstün tutulduğu durumları anlatıyor. İnsanlarla, kültürle, işle, yemekle her şeyle gerçek ve anlamlı bağlar kurmakla ilgili (Honore, 2008:15).

Günümüz yaşamında hız; sosyal, kültürel ve ekonomik süreçlerin bütününde geçerli konuma gelmiştir. Günümüz dünyasını her şeyin hızlandığı yer olarak tanımlayabiliriz (Yurtseven, vd., 2010:3). Milan Kundera, yavaşlık ve hız arasındaki farkı insan yaşamından bir örnekle şöyle açıklar: Yavaşlık’ın kıssasından çıkan hisse şu:

Yavaşlık ile hatırlama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Gözümüzün önüne en sıradan bir durum getirelim: Bir adam sokakta yürüyor. Birden bir şey anımsamak istiyor, ama anı uzaklaşıyor. O anda kendiliğinden yürüyüşünü yavaşlatıyor. Buna karşılık az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan, hala çok yakınında olan zamanda, sanki bulunduğu yerden hemen uzaklaşmak istiyormuş gibi elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır. Varoluşun matematiğinde bu deneyim iki temel denklem biçimine girer: Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır, hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır (Kundera,2008: 38-39)

Zaman, küresel ekonomik sistemde, önemli bir maliyet unsuru olarak görülmektedir. Bu nedenle hız, kaçınılmaz biçimde yaşamın bir parçası haline gelmiştir. Hızın insan ve yer üzerindeki baskın yapısı, iş yükleri ve uğraşı duygusunu beraberinde getirmektedir. Birçok insan daha hızlı bilgisayar, internet bağlantısı ve ulaşım araçları isterken aynı zamanda, daha dengeli bir yaşam sürme arzusu taşımaktadır. Bu isteklerin temel nedeni, içinde bulunulan koşullara uyum sağlayabilme endişesidir.Hızlı toplum anlayışında yalnızca bireylerin limitleri zorlanmamakta, aynı zamanda ekonomik büyüme, üretim ve günlük süreçlerdeki hızın sürekli artması, dünyanın taşıma kapasitesinin üstüne doğru bir yön çizildiğini göstermektedir (Yurtseven, 2007:4).

Günümüzde hız, hayatın tüm alanlarında baskın durumdadır. Hız; bireyleri fastfood yemeye, kendilerini her zaman meşgul hissetmeye ve sürekli tüketim eğiliminde olmaya zorlamaktadır (Yurtseven, vd., 2010:5-6). Yavaşlık, var olan bu yapıyı insanlar lehine çevirebilecek alternatif bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Yavaşlığın temeli, sahip olunan zamanın önem taşıyan uğraşılar için kullanılmasıdır (Parkins, 2004: 363). Kemal Sayar, hızlı bir dünyada insanın yavaşlığı neden önemsemesi gerektiğini şu cümlelerle ifade etmektedir:

Hız, tabiata içkin olan güzelliği görmemizi engelliyor. Bedenlerimiz bu hıza programlı olmadığından, ağır ağır çözünmeye başlıyor. Hıza dönük hayat tarzlarımızdan kaynaklanan bedensel ve ruhsal hastalıklarda patlama yaşanıyor. Yavaşla! bu hayaDan bir defa geçeceksin. Zamanın hızlanması, yavaşlık ve dikkat isteyen uğraşları rafa kaldırıyor. Oysa güzel olan, kayda değer olan ne varsa yavaşlıkla yapılır. Güzelliği ancak zaman ayırarak fark ederiz (Sayar, 2009: 30-32).

Gariptir, bu hızlı hayata, daha çok şeye sahip olmak için kendimizi mecbur biliyoruz. Fakat hızlı hayat, gittikçe daha çok şeyden bizi yoksun kılıyor. Kazandıkça yoksullaşıyoruz, yoksullaştıkça daha çok çalışmak zorunda kalıyoruz. Bu noktaya gelindiğinde artık hayat anlamını büyük ölçüde yitirmiş, kim niçin yaşadığını bilemez hale gelmiş oluyor demektir (Şimşek, 2003: 65-66). Yavaşlık; hızlı yaşamın neden olduğu zaman, stres, eşitsizlik, sürdürülemezlik gibi insanoğlunun varlığını olumsuz etkileyebilecek tüm sorunlara karşı bir direnç noktası olarak karşımıza çıkmaktadır. Hızlı yaşam; bireylerin günlerini çalışma, alışveriş etme ve televizyon izleyerek geçirmesine neden olmuştur. Yavaş yaşam; geç kalma korkusundan uzak, günün tadına vararak, zamanın anlamlı ve önemli olgular için kullanılmasını sağlamaktadır. Yavaş yaşam, salt insanların yaşamlarını geliştirmeyip, aynı zamanda sayısız sorunlarla başa çıkmamızı sağlamaktadır (Yurtseven, vd., 2010:13).

 3.Yavaş Şehirler(Cittaslow)in Tarihçesi

3.1.Yavaş Hareketi (Slow Movement)

Yavaş Hareketi, fastfood kültürünün sembolü haline gelen Mcdonald’s ve benzerlerinin hegemonyasına karşı başlatılan, hızlı yaşam ve hızlı yemek pratiğinin boğucu derecede artması ve yerel yemeklerin kaybolmasının doğurduğu kaygıyı toplumsal tepki haline dönüştürmüş olan bir harekettir (facebook.com, 2010). Bir yemek terimi olarak Fast food, kısa sürede hazırlanmış ve hızlı bir şekilde servis edilen yiyeceklere verilen isimdir. Fast food türü tüketime Türkiye’de “ayaküstü beslenme” de denilmektedir. Fast food zaman içinde “kötü gıda” ile aynı anlamda kullanılmaya başlanmıştır Üretimi de tüketimi de hıza boğan Batı kaynaklı hayat tarzına karşı yine Batı da basit bir protestoyla başlayan Yavaş Hareketi, hızlı bir biçimde büyümüş ve uluslararası bir organizasyon olmuştur. “Yavaş” talebi yemekle sınırlı kalmamış, hayatın diğer alanlarını da etkisi altına almıştır (Yurtseven, vd., 2010:önsöz). Hayata dair her kavramın başına ‘yavaş’ ifadesi ekleniyor artık. Yavaş şehir, yavaş yemek ve dahası… Vurgulanmak istenen kısaca şu: Her şey doğasına uygun olmalı. Yavaşlık, uyuşuk olmak değildir. Doğru hızda çalışmak, yaşamak, oynamak ve her şeyin en iyisini yapmakla ilgilidir (arkitera.com, 2010). Yavaş Hareketi’ne göre, iş, günlük yaşamın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Ancak yavaş yaşam, insanların tüm gününü kapsayan, temposuyla bireyin yaptığı işin amacının ve anlamının yok edildiği bir çalışma kültürünü reddetmektedir (Parkins, 2004: 363).

3.2.Yavaş Yemek(Slow Food)

Slow Food Hareketi, Carlo Petrini tarafından, 1986 yılında İtalya’nın Langhe Bölgesi’ndeki Cuneo Kenti’nde başlatılmıştır. Hareketin nedeni, Roma Piazza di Spagna’da McDonald’s açılmasına gösterilen tepkidir (Yurtseven, vd., 2010:3)

 İngilizce ‘Slow/Yavaş’ ve ‘Food/Yemek’ kelimelerinin birleşmesinden doğan Slow Food, sadece fastfood yemeği protesto eden bir hareket değildir. Bu hareket, yalnızca uluslar ötesi endüstriyel Fast Food zincirlerine karşı çıkmak olarak özetlenemez (slowfoodanadolu.com, 2010). Bu hareket McDonalds’ın yapmadığı her şeyi temsil ediyor: Taze, yerel, mevsimlik ürünler; nesiller boyunca elden ele geçen yemek tarifleri, ölçülü çiftçilik, esnaf ürünleri, aile ve arkadaşlarla keyifle yemek yemek vb. Yerel şeyleri seven Slow Food, küresel kapitalizmin doğal düşmanı olarak gösterilmektedir (Honore, 2008:60-64

Yavaş Yemek; gıdanın üretim ve tüketim şekline vurgu yapar ve organik, geleneksel, mevsimlik yüksek kalite gibi gıdanın ayırt edici özelliklerini teşvik eder. Özgünlük, yerel tarih ve kültürel hassasiyetin yanı sıra geleneksel el sanatlarını sürdürme kabiliyetini önemser. Yerel duyarlılık ve özgünlük alternatif yaklaşımın önemli bir bileşeni olarak görülür (Mayer ve Knox, 2006:324). Slow Food Hareketi’nin amacı manifestosunda şöyle açıklanmaktadır (slowfood.com, 2010):

Bizler hıza yenik düşüyoruz. Hızlı yaşam evimize girmekte ve bizleri Fastfood yemeğe zorlamaktadır. Yemek yemenin yavaşlığı, hızlı yaşama direnmede önemli bir yöntemdir. Yavaşlığın uygun dozu, bizi hıza karşı korur. Hızlı yaşama karşı direnmemiz Slow Food’la başlayabilir. Slow Food, bizlere yerel yemeklerin lezzetini keşfetmemizi ve fastfood’un olumsuz etkilerini azaltmamızı ya da yok etmemizi sağlar. Hızlı yaşam, verimlilik adına, bizlerin yaşam biçimlerini değiştirmekte ve çevremizi tehdit etmektedir. Slow Food buna en iyi yanıDır. Gerçek yaşam biçimi, yerel lezzetleri geliştiren yaşam biçimidir. Slow Food, daha iyi bir geleceği garanti eder.

Yavaş Yemek Hareketi, paylaşılan deneyimlere dayalı bir kalite kavramı önermektedir. Bu üç boyuta dayalı bir kavramdır. İyi, temiz ve adil boyutlarını içermektedir. İyi; gıdanın gerçek bir tat, aroma ve görünüşe sahip olması boyutunu içerir. Temiz; sürdürülebilirlik boyutunu kapsar. Adalet; sosyal sürdürülebilirlik boyutudur. Bu boyut; gıdaların etiksel olarak sürdürülebilir olmasını, çalışanları sömürmeyen üretim yöntemlerinin kullanılmasını ve iyi ürünlerin dışlanmamasını söyler (Schneider,2008:384). Slow Food Hareketi, bugün dünyanın birçok ülkesinde binlerce üyesi bulunan uluslararası bir harekete dönüşmüştür. Hareket, gıda konusu dışında, modern dünyayla ilgili konularla da ilgilenmektedir. Üyelerine; yerel ürünlerin tören ve zevkini, geniş bir kitle tarafından unutulan lezzetleri, geleneksel biçimlerde yemek pişirme ve hazırlama yöntemlerini sağlamaktadır. Günümüzde Slow Food, Fast Food tüketim modeli karşısında önemli bir güç olarak görünmektedir (Yurtseven vd., 2010:23).

2001 yılında New York Times dergisi, Slow Food hareketini, “dünyayı sarsan 80 fikir” arasına dâhil etmiştir (Honoroe, 2008:61).

Slow Food Hareketi, bugün bütün dünyaya yayılmıştır. İtalya, Almanya, İsviçre, ABD, Fransa, Japonya ve İngiltere’de Slow Food merkezleri bulunmaktadır. Günümüzde 132 ülkede 100.000’i aşkın üyesi bulunan Slow Food hareketi her geçen gün genişlemektedir (slowfood.com, 2010).

3.3.Yavaş Şehir(Cittaslow)

Cittaslow, kültürel bir eğilim olarak bilinen Yavaş Hareket (Slow Movement)’in bir parçasıdır. Yavaş Hareketi, homojenize bir dünyaya karşı çıkarken, Cittaslow, hedefini şehirlerde yaşam kalitesinin iyileştirmesi olarak ortaya koyar (en.wikipedia.org, 2010). Cittaslow, Slow Food hareketinden doğmuş bir İtalyan fikridir ve 15 Ekim 1999 tarihinde İtalya Orvieto’da kurulmuştur. Cittaslow Uluslararası Tüzüğü’nde “Cittaslow’un, aynı felsefeyi paylaştığı ve 09.11.2007 tarihinde Plueba’da bir protokol imzaladığı Uluslararası Slow Food Birliği’yle bağı vardır.” Denilmektedir (cittaslow.net, 2010).

“Bizim bakış açımızdan, Yavaş Yemek hareketi, yaşanabilirlik ve yaşam kalitesi ile ilişkili, yerel uygulama ilkelerini teşkil eden şehir tabanlı bir yan ürün için ideolojik bir platform oluşturmuştur (Mayer ve Knox, 2006:321).”

Cittaslow, 1999 yılında, Toskana’nın küçük bir kasabası olan Greve in Chianti’nin geçmiş belediye başkanı Paolo Saturnini’nin sezgileri aracılığıyla doğmuştur. O, şehrin kalkınması ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesinin temeli olarak farklı bir fikir sunmuş ve bu fikrini ülkenin(İtalya’nın) her yerine yaymak için uğraşmıştır. Onun düşünceleri Bra (Francesco Guida), Orvieto (Stefano Cimicchi) ve Positano (Domenico Marrone) belediye başkanları tarafından kabul görmüş ve Slow Food başkanı Carlo Petrini ile bir araya gelmişler. Carlo Petrini ve dört kurucu şehrin (Chianti, Orvieto, Bra ve Positano) belediye başkanlarının Yavaş Şehir Sözleşmesi’ni imzalamasıyla da CiDaslow resmen kurulmuştur (cittaslow.org, 2010).

Uluslararası bir birlik şeklinde örgütlenen Cittaslow, çalışma ilke ve prensiplerini bir tüzükle kayıt altına almıştır. 28 madde ve 5 ek belgeden oluşan “Uluslararası Cittaslow” Tüzüğü, Cittaslow Birliği’nin kuruluşundan, organlarına, katılım için yerine getirilmesi gereken kriterlerden, üyelerin sorumluluğuna, logo kullanımından fon kullanımlarına kadar pek çok alanda tanımlar ve ilkelerden bahsetmektedir.

Birliğin Kuruluşu maddesinde (cittaslow.net, 2010): “Cittaslow-Rete Internazionale delle città del buon vivere” (Cittaslow-Yaşam kalitesine önem verilen şehirlerin uluslararası ağı) adlı Birlik: kısaca, “Cittaslow” Bra, Greve in Chianti, Orvieto, Positano kasabaları ile “Slow Food(Yavaş Yemek) Birliği” (Amerikan tarzı hızlı yiyecek (fast food) zincirine muhalif olarak kurulan birlik) arasında kuruldu. Birliğin süresi sınırsızdır. Birlik, “modern ve tarihi binalardan oluşan bir taç taşıyan turuncu renkli bir salyangozu” resmeden kendi logosunu kullanacaktır: Logonun ayrılmaz bir parçası ise, kullanımı tanzim edilecek olan “Yaşam kalitesine önem verilen şehirlerin uluslararası ağı” sözü olacaktır denilmektedir.

Tüzükte, Cittaslow’un kar amacı gütmeyen bir teşekkül olduğu belirtilmektedir. Amacı ise şehir organizasyonuna yönelik çözüm arayışları, testler ve uygulamalar vasıtasıyla iyi yaşama kültürünü destekleyip yaymak olarak tanımlanmaktadır. “Cittaslow” adının diğer dillere tercüme edilmeyeceği belirtilmekte ve “birliğin resmi dilleri İtalyanca ve/veya İngilizcedir” denmektedir. Katılım, Taahhütler ve Yetkiler başlığını taşıyan III. Paragrafta, birlik organlarının gerekçeli kararlarıyla farklı bir hüküm verilmedikçe, Uluslararası Birliğe normalde 50 binden fazla nüfusu olmayan tüm şehirler katılabilir denilmektedir (cittaslow.net, 2010). Birliğin merkezi ise şöyle açıklanmaktadır: “Birliğin Ulusal ve Uluslararası merkezi Orvieto’dur. Birlik tali merkezlere de sahip olabilir.” Yavaş Şehir olarak tanımlanmak istenen şehirlerin değerlendirilmesi bu merkez tarafından yapılmaktadır. Merkez bu çerçevede;

  • Temel ilkeleri içeren bir manifesto,
  • Yavaş Şehir olarak tanımlanmak istenen şehirlerin imzalaması gereken birlik tüzüğü,
  • Üye şehirlerin listesi,
  • Yıllık toplantı takvimleri,

oluşturmuştur (cittaslow.net, 2010).

Cittaslow Birliği’nin, uzmanlardan ve farklı disiplinlerden gelen bilim adamlarından oluşan bir Bilimsel Komitesi bulunmaktadır. Komite, Birlik organlarına geniş ve güncel bilgi tedarik rolü ile birlikte, faaliyetlerin geliştirilmesi için kültürel bilgi sağlamakta ve Cittaslow ödül/ünvan organizasyonunun gerçekleştirilmesi için işbirlikleri yapmaktadır (cittaslow.net, 2010). Cittaslow’a katılmak isteyen bir şehir, Birlik Tüzüğüne imza atarak bazı yükümlülüklerin altına girmektedir. Cittaslow’a üye şehirler yılda bir kez farklı bir şehirde toplanmaktadır. Bu toplantılarda bir yıl süresince gerçekleştirilen faaliyetler gözden geçirilmekte ve bir sonraki dönemle ilgili uygulamalar planlanmaktadır. Ayrıca Koordinasyon Komitesi tarafından görevlendirilen uzmanlar yeni üye olan şehirlerin yetkililerine hareketin hedeflerinin ayrıntılı olarak anlatıldığı bir eğitim semineri vermektedirler. Gerektiğinde bu uzmanlar üye şehirlerde tertiplenen konferanslara ve seminerlere katılıp, Cittaslow düşüncesini anlatmaktadırlar (italyaonline.net, 2010).

Tüzüğün “Üyeler” başlığını taşıyan bölümünde, üye şehirlerin Cittaslow Birliği’nin amaçlarına, felsefesine ve değerlerine ters düşmeleri ya da onun imajına zarar verebilecek davranışlarda bulunmaları halinde, Koordinasyon Komitesi’nin o üyeyi acilen ihraç etmeyi düşüneceği belirtilmektedir. Başka bir ihraç sebebi olarak ise; üyelerin Tüzüğün düzenlemelerine ve bunun yanı sıra Cittaslow Birliğinin Meclisi ve Uluslararası Koordinasyon Komitesi tarafından alınan kararlara riayet etmemeleri ve Birliğin ilkelerine açık bir şekilde ters olan belgelenmiş bir faaliyet için de olmaları gösterilmektedir (cittaslow.net, 2010). Cittaslow, logo olarak salyangozu seçmiştir. Salyangoz, Cittaslow’un temel felsefesi olan yavaşlık ve dinlenmeyi temsil etmektedir. Salyangoz, patikası boyunca yol alabilmek için çok zaman harcar, acele etmez ve evini kolayca her yere götürür. Salyangoz yavaştır. Yavaşlık temel erdemdir. Akıl ve ağırbaşlılığı ifade eder. Cittaslow, bu düşünsel yapıyı genişleterek; yavaşlığı, uygarlık yerine doğanın tercih edilmesi olarak tanımlar. Salyangozların yaşamından, iki temel sonuç çıkarabiliriz:

  • Salyangoz yavaş harekettir. (Hızlı olmak, insanı düşüncesiz ve akılsız kılar.)
  • Salyangoz evini üzerinde taşır. (Nerede salyangoz varsa, evi de oradadır)

(Yurtseven, 2007:3)

Tarihî bir şato. Onun hemen dibinde çağdaş hayatı sembolize eden beton bina. Önlerinde yavaş ve emin adımlarla ilerleyen bir salyangoz. Bütün bunlar bir amblemi oluşturan unsurlar ve her birinin ifade ettiği anlamlar var. Örneğin tarihî şato geçmişi, geçmiş nesillerden miras kalan kültürel değerleri, diğer anlamıyla yitirilen pek çok değeri ifade ediyor. Betonarme bina ise çağdaş medeniyetin sembolü zevksiz, ruhsuz ve donuk. Birbirinden farklı anlamlar çağrıştıran iki binanın hemen önündeki salyangoz ise belli bir hayat tarzına karşı ciddî bir protestonun ifadesi. Hızlı yaşamanın diğer adı olan “Amerikan tarzı” hayata bir alternatif olarak, hayatı yavaş, tadına vara vara, sükûnet içinde yaşamayı öngören bir sembol. Yemek kültüründen şehir planlamasına kadar her şeyin yavaşlık, sakinlik ve bir de tarihî mirasa saygı prensipleriyle düzenlenmesi gerektiğini anlatmaktadır (italyaonline.net, 2010).

3.4.Yavaş Şehir (Cittaslow) Kriterleri

Cittaslow’a giriş öncesinde şehirlerin bir değerlendirmeden geçmesi gerekmektedir. Üyeliğe kabul için bir şehirde Cittaslow hedefleri için yapılan öz değerlendirmeden en az 50 puan almak başka bir deyişle kriterlerden %50’sini gerçekleştirmiş olmak gerekiyor (sustainablecities.dk, 2010) Cittaslow olabilmek için şehir nüfusunun 50.000′in altında olması gerekmektedir. Cittaslow’a üye olan şehirlerin, şehrin, çevre ve şehirsel doku kalitesini teknoloji kullanarak iyileştirmek, yerel üreticiler ve tüketiciler arasında iletişimi ve diyalogu teşvik etmek, çevreyi korumak, sürdürülebilir gelişmeyi desteklemek, doğal ve çevreye dost tekniklerle yiyecek üretimine destek sağlamak gibi aşağıda belirtilen 7 başlık altında 59 ana ölçüt ve 3 özel koşulu gerçekleştirmeyi kendine hedef koyması ve bu alanlarda çalışmaya başlaması gerekmektedir (utikad.org.tr, 2010). Bu ölçütlerin sınıflandırıldığı 7 ana başlık şunlardır:

1.Çevre politikaları

2.Altyapı politikaları

3.Teknolojiden Yararlanarak Kent Kalitesinin Artırılmasına Yönelik Faaliyetler

4.Yerel Ürünlerin ve Üretimin Desteklenmesi

5.Misafirperverlik/Konukseverlik

6.Farkındalık

7.Slow Food Faaliyet ve Projelerinin Desteklenmesi

3.5.Çevre Politikaları

1.Hava, su ve toprak kalitesinin varolan yasal düzenlemeler tarafından belirlenen parametrelere uygunluğunun sağlanması.

2.Kentsel ve özel atıkların sınıflandırılarak toplanmasının desteklenmesi ve bu uygulamanın yaygınlaşmasını sağlayacak planların yapılması.

3.Evsel ve endüstriyel atıkların geri dönüşümünün desteklemesi ve yaygınlaştırılması.

4.Kentsel atıksu için kanalizasyon filtresinin oluşturulması.

5.Alternatif enerji kaynaklarının (yenilenebilir kaynaklar, yeşil hidrojen, mini hidroelektrik güç kaynaklan, bio-yakıt vb.) kullanımına dikkat çekilerek, yerel yönetimlerce planlanan enerji tasarrufunun sağlanması.

6.Genetiğiyle oynanmış ürünlerin kullanımının önlenmesi için düzenleme yapılması.

 7.Reklam panolarının ve dükkan vitrinlerinin düzenlenmesi.

8.Elektromanyetik kirliliğin kontrolüne ilişkin sistemlerin kurulması.

9.Gürültü kirliliğinin kontrol edilmesi ve azaltılmasına için planlar yapılması.

  1. Kent aydınlanması için (ışık kirliliğinin önlenmesi) sistem ve programlar geliştirilmesi.
  2. Çevresel yönetim sistemlerine uyum sağlanması ( Yurtseven, vd., 2010:42).

3.6.Altyapı Politikaları

1.Tarihi mekânların, merkezi kayıt altına alınmış binaların ve yüksek kültürel değeri olan nesnelerin koruma planlarının yapılması.

 2.Taşıt güvenliği ve trafik akışının sağlanması.

3.Okullara ulaşımın kolaylaştırılması ve kamu binalarıyla bağlantının sağlanması için bisiklet yollarının yapılması.

4.Özel ulaşımda alternatif yöntemlerin desteklenmesi, yaya alanlarının ve kamu taşımacılığının sağlanması (kent dışı otopark, yürüyen merdiven, bisiklet yollarının okulların ya da iş alanlarının yakınından geçmesi).

5.Engelliler için kamu alanlarının erişilebilir olması, mimari engellerin kaldırılması ve teknolojiye ulaşabilmelerini sağlayan yasal düzenlemelerin uygulanması.

 6.Aile yaşamını ve genel aktiviteleri destekleyici programların oluşturulması (rekreasyon, spor, yaşlı ve kronik hastalara yönelik ev hizmetleri, sosyal merkezler, kamu tuvaletleri vb.).

7.Tıbbi yardım merkezlerinin kurulması.

8.Yeşil alanların oluşturulması ve hizmet alt yapılarının bulunması (oyun alanları, birbirleriyle birleşen yeşil alanlar vb.).

9.Doğal ürünlere yönelik ticaret alanlarının kurulması ve ticaretin genişlemesine yönelik planlar oluşturulması.

  1. Bölge halkının alışverişte sorun yaşamaması için esnafla anlaşma yapılması, bölge halkının alışverişte sorun yaşaması halinde yardım sağlayacak dost mağazaların kurulması.
  2. Geri kalmış kent alanlarının tekrar gelişimine ve kullanımına yönelik projeler geliştirilmesi.
  3. Kentin yeniden tasarımına ve iyileşmesine yönelik programlar yapılması.
  4. Kentsel Yenilenme Programı işlevlerinin, CiDaslow bilgi bürolarıyla bütünleştirilmesi(berwick-cittaslow.org.uk, 2010).

 3.7.Şehir Kalitesinin Artırılmasına Yönelik Çalışmalar

1.Biyo-mimari alanlarının kurulması, biyo-mimarinin geliştirilmesi ve tanıtılması için planlar yapılması.

2.Kentte kablosuz sistemlerin kurulması.

3.Elektromanyetik alanların izlenmesine yönelik sistemlerin kurulması.

 4.Çöp bidonlarının kötü görünümünün önlenmesi ve atık su toplama sistemi için planlar yapılması.

5.Kamu ve özel alanların yeşillendirilmesinde doğal mimari yapıyla uyumlu olan yerli ve özgün bitkilerin kullanılmasını sağlayan planlar yapılması ve tanıtılması.

 6.Kent halkına çeşitli hizmetler vermeye yönelik planlar yapılması (belediye hizmetlerinin internet üzerinden gerçekleştirilmesi ve halka internet eğitimi verilmesi).

 7.Gürültü kontrolüne yönelik planlar yapılması.

 8.Kentin renk planlamasının yapılması.

 9.Tele-işgücünün tanıtılması ve desteklenmesi(disscouncil.com, 2010).

3.8.Yerel Ürünlerin ve Üretimin Desteklenmesi

1.Organik tarımın geliştirilmesi ve tanıtılması için gerekli planların yapılması.

2.Yerel esnaf ve zanaatkarların üreDiği ürünlerin kalite sertifikalarının oluşturulması.

3.Yok olma tehlikesinde olan el sanatlarının korunmasına yönelik programların geliştirilmesi.

4.Yok olma tehlikesinde bulunan geleneksel mesleklerin korunması.

5.Yavaş Yemek (Slow Food) işbirliğiyle, okulların yemek hizmetlerinde organik, yerel ve özgün ürünlerin kullanılması.

6.Yavaş Yemek (Slow Food) işbirliğiyle, okullarda beslenme ve tat eğitiminin verilmesine yönelik programların geliştirilmesi.

7.Yok olma tehlikesinde olan özel tarifli gastronomik ürünlerin kullanımı ve üretiminin desteklenmesi.

8.Kente özgü ürünlerin sayımının yapılması ve ticaretinin desteklenmesi (çiftçilerin ve yerel pazarın harekete geçirilmesi).

9.Kent ağaçlarının sayımı ve kenDeki anıt ağaçların korunması.

10.Yerel kültürel aktivitelerin korunması ve desteklenmesi.

11.Kent ve okul bahçelerinin, yerel kültürün gelişmesine olanak sağlaması için desteklenmesi(winchester.gov.uk, 2010).

3.9.Misafirperverlik

 1.Turistlerin bilgilendirilmesi ve kent halkına konukseverlik kalitesiyle ilgili eğitim verilmesi.

 2.Tarihi merkezlerde uluslararası turizm işaretleri ve turist seyahat rehberinin kullanılması.

 3.Kentin Yavaş Seyahat Rehberi’nin hazırlanması (broşürler, web siteleri vb.).

4.Turistlerin kente ve belirli aktivitelere ulaşımını kolaylaştırıcı plan ve politikaların izlenmesi (oto park, kamu alanlarına çalışma saatlerinde esneklik kazandırılması vb.).

5.Turistik işletmelerinin, genel olarak esnafın, fiyatlarının saydam olmasını ve fiyatların kuruluşun önünde sergilenmesinin sağlanması(comune.greve-inchianti.fi.it, 2010).

3.10.Farkındalık Oluşturma

1.Kent halkının, Cittaslow’a katılım motivasyonunun sağlanması için, Cittaslow sonuçları ve yöntemi konusunda bilgilendirilmesi.

2.Kent halkının Yavaş Yaşam Felsefesi’ni anlaması için programlar geliştirilmesi.

3.Slow Food ve Cittaslow faaliyetlerinin yayılmasını sağlayacak programların geliştirilmesi (comune.greve-inchianti.fi.it, 2010).

3.11.Slow Food Faaliyet ve Projelerinin Desteklenmesi

1.Yerel Yavaş Yemek (Slow Food) birliğinin kurulması.

2.Yavaş Yemek işbirliğiyle, okullarda yiyecek ve tat eğitimi programlarının oluşturulması.

3.Yavaş Yemek işbirliğiyle, okullarda sebze bahçelerinin kurulması.

4.Yok olma tehlikesinde bulunan ürünlerin ve türlerin korunmasına yönelik bir ya da daha fazla Yavaş Yemek projesinin uygulanması.

5.Yavaş Yemek tarafından korunan yerel ürünlerin kullanılması ve okul kantinlerinde beslenme geleneklerinin (yemek hizmetleri ve yemek eğitim programıyla beraber) sürekliliğinin sağlanması.

6.Yerel ürünlerin Slow Food Programı kapsamında desteklenmesi.

7.Yiyecek derneklerinin ve Terra Madre1 Projesi’nin desteklenmesi (cittaslow.net, 2010).

3.12.Özel Koşullar

1.Yavaş Şehir eylem-kimlik kampanyası için gerekliliklerin karşılanması.

 2.Slow Food Presidia’nın desteklenmesi ve oluşturulması.

3.Üye kentlerin resmi yazışmalarında Yavaş Şehir amblemini kullanması ve internet sitelerine Yavaş Şehir felsefesini içeren bir bölüm koyması (comune.greve-in-chianti.fi.it, 2010).

Sürdürülebilirlik ve Cittaslow İlişkisi

Sürdürülebilirliği, ekosistemdeki çeşitliliğin ve yenilenemez kaynakların gelecek nesillere aktarılabilmesi için, insanın ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerinin kontrol altına alınması olarak tanımladığında “çevre”nin ön plana çıkarıldığı bir yaklaşımdan söz edilmektedir. Yani sürdürülebilirliğin temel unsuru çevreye yaklaşım tarzıdır. Cittaslow kriterlerini incelediğinde “çevre”nin önemli bir yer tuDuğunu, hatta kriterlerinin ilk ana başlığını “çevre politikaları” oluşturmaktadır. Bu bağlamda, hava, su ve toprak kalitesinin önemsenmesi, çevreye uyumlu yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının teşvik edilmesi, evsel ve endüstriyel atıkların geri dönüşümünün desteklemesi ve yaygınlaşması Cittaslow’un öncelikleri arasında bulunmaktadır. Sürdürülebilir kent fikirleri ve uygulamalarının temelinde; dünyamızda yaşanan sorunların çözümü için; kent odaklı çözümlerin bulunması ve kentlerin başka sistemlerle ilişkili bir sistem olduğu konusu yatmaktadır (Uslu, 2009: 49) Cittaslow tüzüğüne bakıldığında da, Cittaslow üyesi olan kentlerde bulunması gereken ya da üye kentlerin sağlamakla zorunlu oldukları şartlar sürdürülebilirlikle uyumludur. Cittaslow (Yavaş Şehir) kriterlerinin yanı sıra Cittaslow’un temel amaçları da sürdürülebilirliğin amaçlarıyla örtüşmektedir. Cittaslow’un temel amaçları aşağıdaki gibidir:

  • Teknolojiyi kullanarak, yaşamın kaliteli ve çekilebilir olmasını sağlamak,
  • Bölgeye özgü değerlerle sürdürülebilir gelişmeyi sağlamak,
  • Yerel ekonomik yaşama katkı yaparak gelir adaletini sağlamak,
  • Doğal çevreyi ve tarihi değerleri korumak (Yurtseven vd, 2010:40).

   Birbiriyle örtüşen bunca özelliklerine karşın Cittaslow ve sürdürülebilirlik kavramları; insan ve çevre (doğal, yapılı, sosyal, ekonomik ve kültürel) ilişkisinin farklı açılarını içermektedir. Birbirlerinden farklı olarak, sürdürülebilirlik daha çok çevre ile ilgili iken, Cittaslow daha çok insan ile ilgilidir.    Sürdürülebilirlik gelecek ile ilgili iken, Cittaslow gelecekle ilgili yönleri de bulunmakla birlikte şimdiki zaman ile daha çok ilgilidir (Üçer, 2009: 21-22). Bu noktada -yerel ürünlere odaklanmakYavaş Şehir fikirlerini sürdürülebilirlik tanımlarından ayırmaktadır.

Sürdürülebilirlik gündemleri, çoğunlukla kaynak kullanımı sorunu ve tüketime daha çok motive olmasına rağmen, Yavaş Yemek ve Yavaş Şehir, yerel ürünleri, sosyal ve kültürel farklılıkları ve sürdürülebilirliği yerel ekonomik arabulucu olarak kullanmakta, kaynakları ve çevre kalitesi endişesinin sadece bir kısmına odaklanmaktır (Mayer ve Knox, 2006:328). Bu bilgilerden hareketle Cittaslow kriterlerinin, sürdürülebilirliğin çevresel, ekonomik ve sosyal boyutları açısından belli hedeflerini paylaştığı ancak kapsam olarak sınırlı kaldığı görülmektedir. Bir başka açıdan söylemek gerekirse, Cittaslow, daha çok bir kenDe yaşayan insanların yaşam kalitelerini arttırmaya dönük çalışmalara odaklanmıştır. Literatürde “kentsel yaşam kalitesi ” ni arttırmaya yönelik çalışmalar olarak adlandırılan bu çalışmalar, özellikle, kentsel altyapı, iletişim, ulaşım ve konut alanlarını kapsamaktadır.

Dünya’da Yavaş Şehir Uygulamalarına Genel Bakış

   Dünya’daki yavaş kentlerin yarıya yakını İtalya’da yer almaktadır. Bununla birlikte, İtalya’nın dışındaki pek çok ülkenin ilgisi Cittaslow üzerine çekilmiştir. Günümüzde başta Avrupa olmak üzere diğer kıtalardaki ülkelerde de Cittaslow yaygınlık kazanmak tadır. Cittaslow, İtalya’da başlamış ancak İtalya sınırları dışında genişlemiştir.

Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, İngiltere, Norveç, Polonya ve Yeni Zelanda’da Cittaslow üye sayısı her geçen gün artmaktadır. Yavaş Şehirler hareketi ilk toplantısını İtalya’nın Orvieto kentinde yapmıştır. İngiltere’deki Yavaş Şehirler ağına Ludlow kasabası öncülük etmiş ardından Norfolk’taki Alysham ve Diss kasabaları Mart 2006’da birliğe katılmıştır. İngiltere’de sertifika bekleyen başka şehirler de bulunmaktadır. Almanya’dan, aralarında Hersbruck, Ldinghausen, Schwarzenbruck, Waldkirch ve Überlingen’in de bulunduğu 7 şehir tescilli Cittaslow olmuştur Avustralya’da iki, Avusturya’da bir Cittaslow bulunmaktadır. Portekiz ve Polonya’da 4’er, Belçika’da ise üç şehir onay beklemektedir. Güney Kore’de birçok belediye resmen Cittaslow destekçisi konumundadır (yapi.com.tr, 2010). Kasım 2011 tarihi itibariyle Cittaslow, 25 ülkeden 154 üye şehir sayısına ulaşmıştır.

Türkiye’de Yavaş Şehirler

Türkiye’de ilk olarak, 28 Kasım 2009 tarihinde İzmir’in Seferihisar ilçesi,”Cittaslow”, yani “Yavaş Şehir” unvanını almış ve dünyada “salyangoz” logosuyla temsil edilen şehirlerden biri olmuştur (arkitera.com, 2010). Seferihisar’da Cittaslow tanıtımı için belediyenin bastırmış olduğu broşürlere baktığımızda Cittaslow’un çevirisi olarak “yavaş şehir” değil “sakin şehir” ifadesinin kullanıldığı görülüyor. Bunun sebebini Cittaslow Seferihisar Temsilcisi Bülent Köstem şöyle açıklıyor: Aslında Cittaslow’un tüzüğünde Cittaslow kelimesinin tercüme edilmemesi yönünde bir madde var. Avrupa’da Cittaslow’a üye ülkelerle yaptığımız görüşmelerde halkın, yavaş anlamına gelen “slow” kelimesine olumsuz anlamlar yüklediğini, “biz yavaşlıyor muyuz, daha ne kadar yavaşlayacağız?” şeklinde düşünceler oluştuğunu öğrendik. Biz de Seferihisar’da böyle tepkilere yol açmamak için o anın şartlarından dolayı Cittaslow’u “sakin şehir” olarak ter cüme etmeyi daha uygun bulduk. Yavaş, kelimesine yüklenen olumsuz anlamların yanlış ve haksız olduğu Seferihisarlılar tarafından anlaşıldıktan sonra yavaş kelimesini kullanmak isteyebiliriz.

Cittaaslow tanıtım broşüründe “Cittaaslow ne değildir?” başlığını taşıyan açıklamalarda ise; Cittaslow, geriye gitmek veya eskide yaşamak değildir. Arabaya binmeyi yasaklamak değildir. Ancak, araçların girmediği, şehir sakinlerinin ve şehri ziyaret edenlerin rahat bir nefes almak için dinlenebilecekleri alanlar yaratmaktır. Hava ve gürültü kirliliğini azaltmak için bisiklet ve fayton kullanımını özendirmek ve kullanılması için gerekli altyapıyı sağlamaktır. Teknolojiye karşı çıkmak değildir. Tam tersine, belediye hizmetlerinin internet ortamına taşınması ve kent halkının bu hizmetlerden yararlanabilmeleri için eğitilmesidir. Daha yavaş yemek değildir. Ancak daha sağlıklı olan yerel besinlerin, organik ürünlerin ve yemeklerin özendirilmesidir. Okullarda çocuklarımıza tat ve beslenme üzerine eğitim programları düzenlemektir denilmektedir (cittaslowseferihisar.org, 2010). Cittaslow üyeliği Seferihisar’ı hiç beklenmedik bir şekilde tüm ülkenin gündemine getirmiş, dikkatleri üzerine çekmiştir. Seferihisar’ın Cittaslow üyeliğine kabul edilmesinden sonra, Türkiye’de ki kentlerde Cittaslow üyesi olmak konusunda bir hareketlilik başlamıştır.

Yaklaşık 60 kentin daha Cittaslow üyesi olabilmek için Kültür Bakanlığı’ndan bilgi istediği belirlenmiştir. Ülkemizin, Seferihisar ilçesinin kabulüyle tanıştığı Cittaslow ağına Seferihisar’ın ardından Çanakkale Gökçeada, Sakarya Taraklı, Muğla Akyaka ve Aydın Yenipazar ilçeleri katılmıştır. İlk olması nedeniyle Cittaslow’un Türkiye’deki Başkenti olan Seferihisar’a başvuran, Ordu Perşembe, Isparta Yalvaç ve Kırklareli Vize ilçelerinin dosyaları da 2011 yılının Aralık ayında İtalya’daki birliğe sunulmak için sıradadır. Cittaslow olmak için Seferihisar’a başvuran son ilçe ise Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesi olmuştur (cittaslowseferihisar.org, 2011).

SONUÇ

Cittaslow ilkelerinin sürdürülebilir kalkınma ekseninde yapılacak bir değerlendirmesi göstermektedir ki; Cittaslow ilkeleri ile uyumlu olarak planlanacak ekonomik ve sosyal kalkınma uygulamaları sürdürülebilir kalkınma anlayışı açısından herhangi bir problem oluşturmayacaktır. Hatta bu yolla yapılacak her türlü uygulamanın sürdürülebilir kalkınma anlayışı ile uyumlu olduğu söylenebilir. Sürdürülebilir kalkınma ve Cittaslow kavramları arasındaki bu olumlu ilişkinin özellikle iki noktada sekteye uğradığını belirtmek gerekir. Cittaslow Kentler Birliği’nin üyesi olabilmek için, kentin 50.000’in altında bir nüfusa (istisna haller hariç) sahip olması gerektiğine dair şart, büyük kentler açısından Cittaslow’un uygulanabilirliğini olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla önemli fiziksel, çevresel, sosyal ve ekonomik problemlere sahip olan büyük kentler için Cittaslow temelli sürdürülebilir bir kalkınma anlayışından söz edilemez. Cittaslow ve kalkınma konusunda önemli bir çelişkide yatırımlar konusunda olacaktır. Birliğin ilkelerine uyulmaması Birlik üyeliğinin düşmesi ile sonuçlanmaktadır.

Sürdürülebilir kalkınma ve Cittaslow kavramları arasındaki bu olumlu ilişkinin özellikle iki noktada sekteye uğradığını belirtmek gerekir. Cittaslow Kentler Birliği’nin üyesi olabilmek için, kentin 50.000’in altında bir nüfusa (istisna haller hariç) sahip olması gerektiğine dair şart, büyük kentler açısından Cittaslow’un uygulanabilirliğini olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla önemli fiziksel, çevresel, sosyal ve ekonomik problemlere sahip olan büyük kentler için Cittaslow temelli sürdürülebilir bir kalkınma anlayışından söz edilemez. Cittaslow ve kalkınma konusunda önemli bir çelişkide yatırımlar konusunda olacaktır. Birliğin ilkelerine uyulmaması Birlik üyeliğinin düşmesi ile sonuçlanmaktadır.

Siyasal bir kurum olan belediyeler nezdinde üye olunan Cittaslow’a devamlı bir bağlılık, kalkınma temeli bir yaklaşımı savunan bir belediye başkanı için çok önemli olmayabilir. Kentin kalkınması için Cittaslow ilkelerine aykırı yatırımlara olumlu bakabilir veya sürdürülebilir kalkınma anlayışını uygulama konusunda pek istekli olmayabilir. Hatta bu uygulamaları Cittaslow üyeliğinden vazgeçmek uğruna destekleyebilir. İşte bu nedenle Cittaslow’un uygulanabilirliği ve sürdürülebilir kalkınma anlayışına olumlu etkisi ancak bu konuda istekli, birliğin ilkelerini bağlı ve vizyon sahibi yöneticilerle mümkün olacaktır. Yine bir başka önemli noktada ülkelerin yasal mevzuatı açısından ortaya çıkmaktadır.

Yerel yönetimlerin Cittaslow’a üye olabilmesi ve üyelik kriterlerinin yerine getirilebilmesi, bu birliğe üye olmak isteyen kentlerin bağlı bulundukları ülkelerin yasalarıyla ilişkilidir. Öncelikle yerel yönetimler düzeyinde uluslararası birliklere üye olunması için gerekli olan düzenlemeler yapılmalı, ilkelerde belirtilen teşviklerin, desteklemelerin ve eğitim programlarının gerçekleştirilebilmesi için gerekli mali yapı oluşturulmalıdır. Yasaların engelleyici bir başka noktası ise; yasaların ülkeden ülkeye farklılaşan bir yapıda oluşu çevre, ekonomi ve yaşam parametreleri alanında da bir çeşitliliğe neden olmaktadır. Bu durum birlik içinde yekpare bir yapının oluşması önünde bir engel teşkil etmektedir.

Sürdürülebilir kent kavramı günümüzde daha fazla aktif hale getirilmeli ve insanlar bunun bilincinde hareket ederek kentin gelişimi  için gerekli özeni göstermelidir.Sürdürülebilir kentler ve Cittaslow(yavaş şehir)sayesinde geliştirilmelidir.Sürdürülebilir kalkınma ile kentler kriterlere uygun oluşturulmalıdır.


KAYNAKÇA

HONORE, Carl (2008), Yavaş, Esen G., (Çev,), Alfa Yayınları, İstanbul.

KILIÇ, S. (2006). “Yeni Toplumsal Ve Ekonomik Arayışlar Sürecinde Sürdürülebilir Kalkınma”. Gazi Üniversitesi İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt.8, Sayı: 2, 81-101.

KUNDERA, Milan (2008), Yavaşlık, Özdemir İ. (Çev:), Can Yayınları, İstanbul.

MAYER, Heike ve KNOX, Paul L. (2006), Slow Cities: Sustainable Places In A Fast World, Journal Of Urban Affairs, 28(4):321-324.

MIELE, Mara (2008), CittàSlow: Producing Slowness Against The Fast Life, Space and Polity, 12(1):135.

ÖZMETE, E.(2010).“Sosyal Hizmette Sürdürülebilir Kalkınma Anlayışı: Kavramsal Analiz”, Aile Ve Toplum Dergisi, Cilt. 6, Sayı: 22, 79- 90.

PARKINS, Wendy(2004), Out of Time Fast Subjects and Slow Living, Time & Society, 13 (2-3): 363.

SAYAR, Kemal, (2009), Yavaşla!/Hayattan Bir Defa Geçeceksin, Timaş Yayınları,İstanbul.

SCHNEIDER, Stephen (2008), Good, Clean, Fair: The Rhetoric of the Slow Food Movement. College English, 70(4): 384.

ŞİMŞEK, Ümit (2003), Sade Hayat, Selis Kitaplar, İstanbul.

USLU, Aysel (2009), “Sürdürülebilir Yeşil Kent Fikirleri, Örnekleri Ve Türkiye İçin Dersler”, XXI. Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi Bildiriler Kitabı, TMMOB Mimarlar Odası Yayını, Bursa.

ÜÇER, Z. Aslı Gürel (2009), Kentsel Yaşam Kalitesinin Belediye Hizmetleri Kapsamında Belirlenmesine ve Geliştirilmesine Yönelik Bir Yaklaşım: Orta Ölçekli Kent Örnekleri, Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Ankara.

YAVUZ, E. Ve Zığındere, Y. Ö. (2000). “Sürdürülebilir Kalkınmanın Turizme Etkisi”. Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt. 3 Sayı:4, 332- 326.

YURTSEVEN, H.Rıdvan(2007), Slow Food Ve Gökçeada: Yönetsel Bir Yaklaşım, 2.Baskı, Detay Yayıncılık, Ankara.

YURTSEVEN, H.Rıdvan, vd.(2010), Yavaş Hareketi, Detay Yayıncılık, Ankara.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Fast_food (29.05.2010).

http://www.arkitera.com/h41395-yavas-hayatin-hizli-yukselisi.html (15.05.2010).

http://www.cittaslow.net (15.10.2010)

http://www.italyaonline.net/(08.07.2010

http://www.slowfoodanadolu.com/index. php/baskanin-mesaji/slow-food-carlop e t r i n i – b i l i n c – v e – s o r u m l u l u k / (08.07.2010).

http://www.utikad.org.tr/haberler/?id=37 67 (15.05.2010)

http://www.disscouncil.com/…/Cittaslow%20Community%20Chest%20Criteria.doc (13.05.2010).

http://www.facebook.com/group.php?gid=5832212719&v=info (15.05.2010)

YAZAR

Akdeniz Üniversitesi (2013-2017) Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Çalışma Alanları: İktisat,Sosyal Politika,Yerel yönetimler,Sosyoloji,Çalışma İlişkileri,Yasalar

İLETİŞİM


Akademik Kaynak
 

 TR