TR

Anayasa Mahkemesi ve Anayasa Yargısı

Yazımızda Anayasa Yargısının başlangıç serüveni, değişimi, teşkilatlanması hem karşılaştırmalı hukuk hem de ülkemiz açısından incelenecektir.

Yazımız beş (5) başlıktan oluşmaktadır:

  • Genel Olarak
  • Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Türkiye
  • Türk Anayasa Mahkemesi’nin İnceleme Alanı
  • Yüce Divan Nedir? Anayasa Mahkemesi Yüce Divan Yargılaması Yapmaya Devam Etmeli Midir?
  • Türk Anayasa Mahkemesi’nin İki Tartışmalı Kararı

1.Genel Olarak

Anayasa devletin temel kuruluş metnidir.Yani devletin temel yapısını kuran, organları hayata geçiren, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin yegane teminatı olan bir kurumdur Anayasa.Bu özellikleri sebebiyle önce Kanun-i Esasi ardından Teşkilat-ı Esasiye terimleri haklı olarak kullanılmış ardından ise Anayasa terimi kullanılmaya başlanmıştır.(Anlamı çok da ifade edemeyen bir terim olan Anayasa kelimesi yaygın kullanıldığı için biz de yazımızda bu ifadeyi kullanmaya devam edeceğiz.)

Hayati öneme sahip olan Anayasa normlar hiyerarşisi açısından da en üst seviyede yer alır.Normlar hiyerarşisinde her bir alt norm üsteki norma uygun olma gayesi içinde olacak ve bu sayede alttaki her norm en üstteki norma(Anayasaya) uygun hale gelmiş olacaktır.1 Alttaki norm üsteki norma uygun ise Anayasa Hukuku açısından bir problem yoktur. Peki alttaki norm en üsteki norma aykırı olursa ne olacaktır?

İşte böyle durumlarda ” anayasa yargısı” yoluyla Anayasaya uygunluk denetimi yapan Anayasa Mahkemesi devreye girmektedir. Aslında Anayasa yargısı yoluyla AYM’nin yaptığı sadece Anayasanın Üstünlüğü ilkesini hayata geçirmektir.
Anayasa Mahkemeleri Anayasanın öngördüğü hükümlere aykırı düzenlemeleri inceleyip iptal edecek ve normlar hiyerarşisinin kusursuz işlemesine hizmet edecektir.

Ayrıca Anayasa Yargısı yoluyla çoğunluğun yönetimi azınlığın temel hak ve hürriyetleri karşısında sınırlandırılır ve azınlık temel hak ve hürriyetleri anayasa yargısı sayesinde korunur.2

Anayasa yargısı sistemleri bu niyetlerle ortaya çıkmıştır.

Anayasa yargısı sistemleri:

  • Amerikan Modeli

Benimseyen Ülkeler: ABD / Norveç / Danimarka / japonya / Hindistan 3
Amerikan Modelinin Farklı İsimlendirilmesi:
Genel Mahkeme Sistemi / Adem-i Merkezi Tipte Anayasa Yargısı 4
Sistemin Esası: Bu modele göre, önüne uyuşmazlık gelen bir mahkeme, somut olaya uygulayacağı normun anayasaya uygunluğunu denetlemekle yükümlüdür. 5Yani mahkeme öncelikle normun anayasallık denetimini gündeme alır. Temel norm ile çatıştığını düşünüyor ise ” üst norm alt normu ilga eder ” ilkesi gereği çatışan normu görmezden gelir ilgili Anayasal(temel) normu uygular. Bunu her mahkeme her uyuşmazlıkta uyguladığı için yukarıda ifade edildiği üzere Genel Mahkeme Sistemi adı verilmiştir.Zira Anayasal Denetimle görevli özel mahkeme bu sistemde mevcut değildir.Kemal Gözler’in de belirttiği üzere bu sistemde Anayasaya aykırı norm resmen iptal edilmez ,ihmal edilir görmezden gelinir.6
Sistemin Kaynağı: 1803 tarihli “Marbury v. Madison” Davası.Yargıç John Marshall davada Anayasanın Üstünlüğü ilkesi gereği anayasaya aykırı normların uygulanmaması konusunda mahkemelerin yetkili olduğuna karar vermiştir. ABD Anayasasında böylesine bir hüküm olmamasına rağmen bu şekilde karar verilmesi sonucunda ABD’de anayasallık denetimi yaygınlaşmaya başlamıştır.

  •  Avrupa Modeli

Benimseyen Ülkeler: Avusturya / Almanya / İtalya / Fransa / Türkiye… 7
Avrupa Modelinin Farklı İsimlendirilmesi:
Özel Mahkeme Sistemi / Merkezi Tipte Anayasa Yargısı 8
Sistemin Esası: Amerika Modelinin aksine burada Anayasaya uygunluk denetimi için özel bir mahkeme öngörülnüş ve bu mahkeme sayesinde alt normların temel norma uygunluğu sağlanmıştır. Somut olayda önüne gelen uyuşmazlığa uygulayacağı kanunun Anayasaya aykırı olduğunu düşünen genel mahkeme bunu ihmal edip temel norm olan Anayasayı uygulayamaz.Zira genel mahkemeler anayasaya uygunluk denetimi için yetkili değildir. Yani “üst norm alt normu ilga eder”ilkesini sadece özel mahkeme olan Anayasa Mahkemesi temel norm açısından uygulayabilir.
Sistemin Kaynağı: Hans Kelsen’in öncülük ettiği 1920 Avusturya Anayasası ile kurulan Anayasa Mahkemesidir.

  • Anayasa Yargısının Olmadığı Ülke:

İngiltere…

  • Anayasa Yargısının Yasak Olduğu Ülke:

1983 Hollanda Anayasasının 120’nci maddesi kanunların Anayasaya uygunluğunun denetlenmesini açıkça yasaklamaktadır9
Bu modeller eşliğinde birçok ülke anayasanın üstünlüğü ilkesini hayata geçirme şansı elde etmiştir.Anayasa Yargısı sisteminin güçlü bir şekilde işlemesi için yazılı ve katı bir anayasa ayrıca denetim organı gerekmektedir.

Yazılı ve Katı Anayasa Nedir?

Temel norm olan anayasa yazılı değilse anayasa yargısı olamaz.Zira ortada var olmayan bir şey diğer normların uygunluk denetiminde esas olarak kullanılamaz. Türkiye, Almanya, ABD gibi ülkelerde yazılı anayasa bulunurken İngiltere, İsrail gibi ülkelerde yazılı bir anayasa bulunmamaktadır. Yazılı anayasası olmayan İngiltere’de Anayasa Yargısından ve Anayasa Mahkemesinden bahsedilemez.
Katı Anayasa ise temel norm olan Anayasanın kanunlardan daha zor usullerle değiştirilmesi anlamına gelmektedir.Anayasa sürekli değişmeyecek ölçüde katı,toplumsal gelişmeleri kaçırmayacak ölçüde yumuşak olmalıdır.10 Örneğin İzlanda’da anayasa değişikliği şu şekilde olur: “Parlamento Anayasa değişikliğini kabul ederse, parlamento feshedilir ve seçime gidilir. Yeni seçilen parlamento anayasayı kabul etmezse değişiklik gerçekleşmez.” Görüldüğü üzere gayet katı bir sistem tasarlanmıştır.

Peki anayasanın katı olmasının Anayasa Yargısına katkısı nedir?

Eğer bir anayasa katı değil yani kanunlar gibi değiştirilebilen bir yapıya sahipse üst norma aykırı olan kanun üst norma uygun hale getirilmek yerine kolayca değiştirilebilen anayasa değiştirilerek alt norma üst norm uygun hale getirilir. Bu sayede çoğunluk yönetimi azınlığın temel hak ve hürriyetlerini koruyan anayasal hükümleri(temel normları) kanun değiştirircesine değiştirip anayasa yargısını işlevisz hale getirebilir. Hukuk devleti anayasalcılık gibi kavramlar açısından katı anayasalar tercih edilmeli ancak tercih edilirken ölçülü olunmalıdır.

Denetim Organı Gerekliliği

Hukuk bazı hükümler ihtiva eder.Bu hükümler genellikle emredicidir. Örneğin Türkiye’de 15 yaşında bir kişi hiçbir hal ve şartta evlenemez. Türk Medeni Kanunu muhtelif hükümlerle bunu emrediyor.Aksi davranışları eğer hukuk cezalandırmaz ise 15 yaşında evlenme yasağı hükmü işlemez hale gelir.
İşte anayasa yargısının yegane amacı olan anayasanın üstünlüğü ilkesinin hayata geçirilmesi ancak ve ancak yazılı ve katı anayasayı baz alarak uygunluk denetimi yapan bir denetim organı sayesinde olacaktır.Bu denetim organı yukarıda ifade edildiği üzere Amerikan Modelinde olduğu gibi genel mahkemeler olabileceği gibi Avrupa Modelindeki Özel mahkeme olabilir.
Örneğin 1924 tarihli Anayasamız yazılı,katı bir anayasadır.Ayrıca 103.maddede açıkça anayasanın üstünlüğünün benimsendiği ifade edilmiştir.Ancak o dönemde Anayasa Mahkemesi mevcut olmadığı için Anayasa Yargısından bahsedilmesi mümkün değildir.Kemal Gözler bu dönemde genel mahkemelerin anayasaya uygunluk denetimi yapabileceğini ve hatta teşebbüs ettiklerini ancak Yargıtay’ın bu yolu kapattığını ileri sürmektedir.11
Bu sayılanlar Anayasa Yargısının ön şartlarıdır.

Anayasa yargısı ancak anayasada öngörülürse varlık bulabilir.Yani bize göre Amerikan Modeli sisteminin başlangıcı hatalıdır.

Örnek: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
XI. Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü
Madde 11 – Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.

Görüldüğü üzere Türkiye’de Anayasa Yargısı Anayasa’da öngörülmüştür.

2.Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Türkiye

Türk Anayasa Mahkemesi 1961 Anayasası ile kurulmuş olup “Anayasanın Üstünlüğü İlkesini” gerçekleştirip, kanunların anayasaya uygunluğunu denetler.
Bu başlıkta 1982 Anayasasının ilk şekli, 2010 Anayasa Değişikliği sonrası ve 2017 Anayasa Değişikliği sonrası Anayasa Mahkemesi incelenecektir.

Ama ondan önce toplu olarak ismen Anayasa Mahkemesi’nin görevlerine değinelim:

  • Anayasa Mahkemesi, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler.Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerdeve savaş hallerinde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.

  • Bireysel başvuruları karara bağlar.( Umuyorum başka bir yazımızın konusu olacaktır)
  • Yüce Divan Yargılaması yapmak.( Dördüncü başlıkta incelenecektir.)
  • Siyasi Partilerin Kapatılmasına İlişkin Yargıtay C.Başssavcısı Tarafından Açılacak Davalarda Karar Vermek( Bu konuda ayrıntılı bilgi için: DOĞAN,Yamaç “Siyasi Partiler ve Çok Seslilik” https://www.akademikhaberler.net/siyasi-partiler-ve-cok-seslilik.html)
  • Siyasi Partilerin Mali Denetimi: Anayasa Mahkemesi bu görevini Sayıştay aracılığı ile yerine getirir.
  • Uyuşmazlık Mahkemesinin Başkanlığını Anayasa Mahkemesince, kendi üyeleri arasından görevlendirilen üye yapar.Yani bir diğer görev Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başkan seçmek
  • Yasama Dokunulmazlığı ve Milletvekilliği Düşme Kararlarını Denetlemek
  • Ve Diğer Görevleri

Şimdi gelelim Anayasa Mahkemesinin 1982 Anayasası döneminde uğradığı değişimlere:

  • 1982 Anayasasının İlk Şeklinin Öngördüğü Anayasa Mahkemesi

Üye Seçimi:  11 Asıl 4 Yedek Üye

Tüm üyeler Cumhurbaşkanlığı kaynaklıdır.

Cumhurbaşkanı bazı üyeleri (8 Asıl 3 Yedek üyeyi) öneren makam aracılığı ile seçerken diğer bazı üyeleri (3 Asıl 1 Yedek) öneren makam olmaksızın doğrudan belirler.

Cumhurbaşkanı, iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asıl üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday arasından; üç asıl ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer.

Anlatılanları tablolaştırırsak;

Seçilme Yeterliliği:
Yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin asıl ve yedek üye seçilebilmeleri için, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim görmüş veya öğrenim kurumlarında en az onbeş yıl öğretim üyeliği yapmış olması şarttır.

Üst kademe yöneticilerinin Anayasa Mahkemesine asıl ve yedek üye seçilebilmeleri için, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim görmüş veya kamu hizmetinde en az onbeş yıl fiilen çalışmış olması şarttır.

Avukatların Anayasa Mahkemesine asıl ve yedek üye seçilebilmeleri için, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim görmüş veya en az onbeş yıl avukatlık yapmış olması şarttır.

Üyelerin Görev Süresi:

Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar.Yani 40 yaşında seçilen bir üye 25 yıl boyunca görev yapabilecektir.Sistemin bu yönü eleştirilmekle birlikte ABD Fedaral Sistemine yakın olduğu da iddia edilmektedir. ABD’de Fedaral Mahkeme yargıçları görevlerini hukuka uygun yaptıkları sürece ömür boyu görevde kalabilme imkanına sahiptir.12

Hatta Amerika Birleşik Devletleri Federal Yüksek Mahkemesi yargıçları için “Hiç emekli olmazlar ve nadiren ölürler. ” denmiştir.13

Görev Süresinin Sona Ermesi:

  • Emeklilik(65 yaş)
  • Ölüm
  • Görevden Çekilme
  • Üyenin hâkimlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymesi halinde kendiliğinden sona erer.
  • Üyenin görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceğinin kesin olarak anlaşılması halinde Anayasa Mahkemesi üye tamsayısının salt çoğunluğunun kararı ile görevi sona erer.

AYM Başkan Seçimi :

Anayasa Mahkemesi, asıl üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve bir Başkanvekili seçer.

Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Bireysel Başvuru İmkanı Var Mıdır?

Bireysel başvuru imkanı 2010 tarihli 5982 sayılı Anayasa Değişikliği Kanununun getirdiği bir yeniliktir 14 .Yani 1982 Anayasasının ilk şeklinde bireysel başvuru imkanı yok idi.

Yüce Divan Yargılaması:

Dördüncü başlık incelenebilir.

  • 5982 sayılı Anayasa Değişikliği Kanununun (2010 Anayasa Referandumunun) Öngördüğü Anayasa Mahkemesi

Üye Seçimi: 17 Üye (Yedek, Asıl ayrımına son verilmiştir.)

1982 Anayasasının tersine üyeler artık tamamen Cumhurbaşkanı kaynaklı olmayıp az da olsa TBMM aracılığıyla da üye belirlenme imkanı mevcut hale gelmiştir. Doktirinde bunun simgesel nitelikte olduğu iddia edilmiştir.

Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.

Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer.

Üye seçiminde değişimler: Artık TBMM kaynaklı üye seçimi de mümkün hale gelmiştir.Üye seçiminde yedek asıl ayrımına son verilmiştir.Üye sayısı artırılmışır.Anayasa Mahkemesi raportörlerinin ve 1.sınıf hakim ve savcıların Anayasa Mahkemesi üyesi olabilmesinin önü açılmıştır.

Anlatılanları tablolaştırırsak;

Seçilme Yeterliliği:
Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmek için, kırkbeş yaşın doldurulmuş olması kaydıyla; yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını kazanmış, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmış, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve en az yirmi yıl kamu hizmetinde fiilen çalışmış, birinci sınıf hâkim ve savcıların adaylık dahil en az yirmi yıl çalışmış olması şarttır.

Üyelerin Görev Süresi:

Anayasa Mahkemesi üyeleri oniki yıl için seçilirler.

Bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez.

Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar.

Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir.

Yani görev süresi 12 yıl ama her halükarda 65 yaş şartı mevcut hale getirilmiştir.

Görev Süresinin Sona Ermesi:

  • Emeklilik(65 yaş)
  • Görev Süresinin Dolması(12 yıl)
  • Ölüm
  • Görevden Çekilme
  • Üyenin hâkimlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymesi halinde kendiliğinden sona erer.
  • Üyenin görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceğinin kesin olarak anlaşılması halinde Anayasa Mahkemesi üye tamsayısının salt çoğunluğunun kararı ile görevi sona erer.

AYM Başkan Seçimi :
Anayasa Mahkemesi, asıl üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve iki Başkanvekili seçer.(192 Anayasasının ilk şeklinde 1 Başkanvekili seçilirdi.

Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Bireysel Başvuru İmkanı Var Mıdır?

Bireysel başvuru imkanı 2010 tarihli 5982 sayılı Anayasa Değişikliği Kanununun getirdiği bir yeniliktir.

Yüce Divan Yargılaması:

Dördüncü başlık incelenebilir.

  • 6771 sayılı Anayasa Değişikliği Kanununun (2017 Anayasa Referandumunun) Öngördüğü Anayasa Mahkemesi 15

16 Nisan’da kabul edilen Anayasa değişim paketi çoğunlukla yürütme ve yasamaya ilişkin maddeleri bünyesinde barındırsa da bazı maddeleri ile yargı konusunda da değişim öngördü.

Üye Seçimi: 15 Üye( Asıl,Yedek Üye Ayrımı Yoktur)

Askeri mahkemelerin kapatılması sonucu 17 olan üye sayısı 15 üyeye düşürüldü.Ancak askeri mahkeme üyesi kişilerin görevleri sona erene kadar Anayasa Mahkemesi 17 üye ile görev yapacak ve bu üyelerin görev süresi dolduktan sonra yerlerine yeni üyeler seçilmeyecektir.

Üye sayısında tek değişim yukarıda ifade ettiğimiz değişimdir.Bunu tabloda işlersek;

Seçilme Yeterliliği:
Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmek için, kırkbeş yaşın doldurulmuş olması kaydıyla; yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını kazanmış, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmış, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve en az yirmi yıl kamu hizmetinde fiilen çalışmış, birinci sınıf hâkim ve savcıların adaylık dahil en az yirmi yıl çalışmış olması şarttır.
Üyelerin Görev Süresi ve Görev Süresinin Sona Ermesi:
2010 Anayasa Değişikliği ile aynı hususları içermektedir.

AYM Başkan Seçimi :
2010 Anayasa Değişikliği ile aynı hususları içermektedir.

Bireysel Başvuru İmkanı Var Mıdır?
Bireysel başvuru imkanı 2010 tarihli 5982 sayılı Anayasa Değişikliği Kanununu ile gelmiş olup bu dönemde de aynı şartlarla işlemeye devam etmiştir.
Yüce Divan Yargılaması:
Dördüncü başlık incelenebilir.

2017 Anayasa Değişikliğinin Getirdiği Yargısal Değişimlere Özetle Değinirsek;

İlk olarak 9.maddeye bağımsız kelimesinden sonra gelmek üzere “ve tarafsız” kelimesi eklenmiştir:
“Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.”(Anayasa md. 9)

Bir diğer değişiklik askeri yargıya ilişkindir. Askeri Ceza Yargısı ve Askeri İdari Yargı  kaldırılıp sivil yargıya bağlanmıştır.

Anayasa Mahkemesine ilişkin değişim yukarıda ve dördüncü başlıkta anlatılmıştır.

Gelelim HSK’nın değişimine: Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.
Önceden Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu olan HSYK 16 Nisan referandumu ile “yüksek” ifadesi kaldırılmış ve Hakimler ve Savcılar Kurulu(HSK) haline getirilmiştir.
Değişikliklerle birlikte 34 olan üye sayısı 13’e düşürülmüştür.3 daire ise 2 daireye indirilmiştir.
Üyeler 4 yıllığına seçilecek ve süresi dolan üyeler tekrar seçilebilecektir.
Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır.
Adalet Bakanlığı Müsteşarı ise kurulun tabii üyesidir.(703 sayılı KHK uyarınca mevzuatta Hakimler ve Savcılar Kuruluna (HSK) ilişkin Adalet Bakanlığı müsteşarına verilen görevler, Adalet Bakanlığının bu işlerle görevlendirilen bakan yardımcısına verilmiş sayılacak.)
Hakimler ve Savcılar Kurulu üyeliğine Cumhurbaşkanı kaynaklı 6 ,TBMM kaynaklı 7 üye gelmektedir.

3.Türk Anayasa Mahkemesi’nin İnceleme Alanı

AYM Denetimine Tabi Norm ve İşlemler

  • Kanun
  • Yürütme Yetkisine İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri( Eski Sistemde Olağan Dönem Kanun Hükümünde Kararnameler bu maddeyi ihtiva ediyordu)
  • Sadece Şekil Denetimi Çerçevesinde Anayasa Değişiklikleri(Şekil denetimi de sınırlandırılmıştır)
  • Kural Olarak Parlamento Kararları Denetime Bağışıktır.Bunun 3 İstisnası vardır:
    -TBMM İçtüzüğü( İçtüzük için sessiz anayasa ifadesi de kullanılmaktadır)
    -Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Kararı
    -Milletvekilliğinin Düşürülmesi Kararı

AYM Denetimine Tabi Olmayan Norm ve İşlemler

  • Milletlerarası Antlaşmalar
  • Ohal’de ve Savaşta Çıkarılan Kanun Hükmünde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ( Eski Sistemde Ohal’de ve Sıkıyönetim’de Çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler bu maddeyi ihtiva ediyordu)
  • İnkılap Kanunları
    -3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;
    -25 Teşrinisani 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun;
    -30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun;
    -17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı kanunun 110 uncu maddesi hükmü;
    -20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun;
    -1 Teşrinisani 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki hakkında Kanun;
    -26 Teşrinisani 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına dair Kanun;
    -3 Kanunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin giyilemeyeceğine Dair Kanun.
  • Kural Olarak Parlamento Kararları Denetime Bağışıktır.

4.Yüce Divan Nedir? Anayasa Mahkemesi Yüce Divan Yargılaması Yapmaya Devam Etmeli Midir?

Yüce divan görevini AYM yerine getirir.Yüce Divan bir ceza yargılamasıdır. Ancak AYM’de sadece hukukçu üyeler yoktur.Bir ceza yargılamasında nasıl olur ki hukukçu olmayan kişiler karar mercii olabilir?

Örneğin (30.01.2019 tarihinde) AYM internet sitesini incelediğimizde 15 üyelik divan 7 hukukçu üyeden oluşmaktadır.Geriye kalan 8 üye hukuk lisans eğitimi görmemiş üyelerdir.Elbette Anayasa Mahkemesinin diğer görevleri açısından üyelerin hepsinin hukukçu olması gerekmemektedir. Ancak yüce divan yoluyla kişiler cezai konularda yargılandığı için ve ceza yargılamasının etkin bir hukuki bilgi ve beceri gerektirmesi sebebiyle ya Yüce divan görevi AYM’den alınmalı ya da sadece hukukçu üyelerin oluşturduğu komisyon araclılığı ile bu yargılama yapılmalıdır.

Kaldı ki Yüce Divanda yargılama yapılırken Anayasa, 6216 s. Kanun uygulanmakla birlikte açık hüküm bulunmayan hallerde Ceza Muhakemesi Kanunu uygulanacaktır.Bu da bizce görüşümüzü destekler niteliktedir.

1982 Anayasasının Yüce divan açısından değişimi;

 

5.Türk Anayasa Mahkemesi’nin İki Tartışmalı Kararı

Elbette başka hukuk okur yazarları için bahsettiğimiz kararlar harici tartışmalı bulunan hususlar olabilir.Yazının boyutu ve ele aldığımız kararların dikkat çekiciliği göz önünde tutulduğunda şu 2 karar Türk Anayasa Hukuku için çok önemli bir yere sahiptir:

  • 367 Krizi 16

2007 yılında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görev süresinin dolmasının ardından yeni cumhurbaşkanının kim olacağı tartışılıyordu. AK Parti’nin aday gösterdiği Abdullah Gül TBMM’de 357 oy alınca CHP, anayasada belirtilen cumhurbaşkanlığı için 367 oy şartının sadece karar yeter sayısı değil, aynı zamanda toplantı yeter sayısı olduğunu savundu ve Gül’ün seçildiği oturumda TBMM Genel Kurulu’nda bu kadar milletvekili bulunmadığı görüşünü dile getirdi.

Anayasa Mahkemesi “367 iddiasını” yerinde görerek iptal kararı aldı.Bu karar Anayasal temelden uzak olmakla birlikte siyasi güdülerle alınmış bir karar olarak tarihe geçti.İptal kararının ardından AK Parti erken seçim kararı aldı ve %46.58 oy aldı. Genel seçimlerin ardından 21 Ekim 2007’de Anayasa Değişikliği halkın onayına sunulmuş ve %70’e varan evet oyuyla kabul edilmiştir.Bu değişikliklerle “cumhurbaşkanının halk tarafından 5 yıllığına seçilmesi ve ikinci bir dönem için yeniden seçilebilme imkanı” getirilmiştir.(Ayrıca her koşulda toplantı yeter sayısı üye tamsayısının 1/3 üne tekabül eden 184 sayısıyla sabit tutulmuştur.) Böylece Parlamenter Sistemden ilk büyük uzaklaşma yaşanmış ve Cumhurbaşkanlığı Hukümet Sistemine zemin hazırlanmıştır.

  • “Ohal KHK’larını İnceleme Yetkim Yok” Kararı

“Anayasa’nın 121. maddesi uyarınca çıkarılan dava konusu KHK hükümlerinin, Anayasa’nın 148. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “… olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.” hükmü karşısında, esasa geçilerek yargısal denetiminin yapılması mümkün değildir.Açıklanan nedenlerle dava konusu kurallara yönelik iptal taleplerinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.” 17

Türkiye 15 Temmuz 2016 yılında tarihinde görülmemiş bir ihanete maruz kalmış, askeriye içinde yuvalanmış hain FETÖ/PDY’li teröristlerce darbe yapılmak istenmiştir.

Dönemin devlet büyükleri, halkımız ve kalbi vatan millet aşkıyla atan vatansever asker ve polislerin destansı mücadelesi ile hainler gayelerine ulaşamamıştır. Ülkemizde yaşanan darbe girişiminden sonra 20 Temmuz 2016 tarihinde OHAL ilan edilmiş ve yaklaşık 2 yıl boyunca OHAL devam etmiştir.

OHAL boyunca hükümet muhtelif KHK’lar yayımlamış ve bu KHK’larda OHAL’e ilişkin çeşitli tedbirler öngörülmüştür. Bu tedbirlerden mağduriyete uğradığını iddia edenler yargı yoluna başvurmak istemiştir. Anayasa Mahkemesi uzun yıllar Anayasa’da yasaklanmasına rağmen Ohal ve Sıkıyönetim KHK’larını isme bağlı kalmaksızın incelemiş ve iptal kararları vermiştir.Yukarıda belirtilen kararla AYM yetkisiz olduğunu ve OHAL KHK’larına bakamayacağını ifade etmiş ve uzun yıllardır sürdüğü içtihatından dönmüştür.

Kanaatimizce verilen karar doğrudur.Zira Anayasa açıkça OHAL KHK’larının incelenemeyeceğini ifade etmişken AYM bu hükmü yıllarca görmezden gelerek Anayasaya aykırı davranmıştır.
AYM OHAL KHK’larını anayasanın bu açık hükmü karşısında denetlemesi mümkün değildir.

Kanaatimizce anayasada OHAL KHK’larının yargısal denetimden bağışık tutulması da doğru değildir.Yargısal denetim mümkün hale getirilmeli ve getirilene kadar AYM bu tarz normları denetleyememelidir.18
Yeni sistemde artık KHK rejimi olamasa da benzer durum OHAL’de çıkarılacak Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri için de geçerlidir.
Şu şartlarda Ohal’de çıkarılacak Cumhurbaşkanlığı Kararnamaleri de denetime kapalıdır.AYM son içtihatından dönmemeli ve bu normları denetleme yetkisi olmadığını unutmamalıdır.Ancak diğer bir açıdan bu normların denetimini mümkün kılacak anayasal değişimlerin de hayata geçirilmesi 2000’lerde başlayan Türkiye’nin demokratikleşme sürecine katkısı çok olumlu yönde olacaktır.


Kaynakça

1- DOĞAN, Yamaç “Yeni Sistemde Normlar Hiyerarşisi” 2018 www.mornota.com

2-ÖZBUDUN, Ergun ” Anayasalcılık ve Demokrasi”

3- GÖNENÇ ,Levent “Yasaların Anayasaya Uygunluk Denetimi ve Anayasa Yargısı” Tepav,2010 s.7

4-GÖZLER, Kemal ” Türk Anayasa Hukuku” Ekin, 2018 s.1000

5-GÜVEYİ, Ümit ” Anayasa Yargısı ve Demokrasi İlişkisi” Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVI, Y. 2012, Sa. 3 S.137

6-GÖZLER, Kemal ” Türk Anayasa Hukuku” Ekin, 2018 s.1000

7- GÖNENÇ ,Levent “Yasaların Anayasaya Uygunluk Denetimi ve Anayasa Yargısı” Tepav,2010 s.7

8-GÖZLER, Kemal ” Türk Anayasa Hukuku” Ekin, 2018 s.1000

9-GÖZLER, Kemal ” Anayasa Hukuku Genel Teorisi ” Ekin, 2016

10- DOĞAN, Yamaç “Toplumsal Mutabakat: Anayasa” 2017 www.mornota.com

11-GÖZLER, Kemal ” Türk Anayasa Hukuku” Ekin, 2018 s.1003-1004-1006: İspirto ve Meşrubat-ı Küuliye İnhisarı Kararı ve Hazine v. Kurt Kararı incelenebilir.
Hazine v. Kurt Kararından bir kesit: “… Anayasanın 53.maddesi hükmüne müvazi olarak vaz edilen kanunlarda da mahkemeler için böyle bir görev tayin edilmemiştir. Böyle bir kanun bulunmadıkça kayıtsız şartsiz egemenlik hakkını kullanan Millet Meclisinin çıkardığı kanunların Anayasaya muhalefetinin tetkiki hakkının mahkemelere ait olduğu herhangi bir suretle kabule şayan görülmemek icap eder

12-AKGÜL,Mehmet ” Yargısal Bağımsızlık: ABD Örneği” MÜHF-KAD, C.14, Sy.3 s.129

13-ÖZAY, İl Han ” Primus Inter Pares : Yargı ve Bağımsızlığı s.17

14-GÖZLER, Kemal ” Türk Anayasa Hukuku” Ekin, 2018 s.1080-1081

15-DOĞAN,Yamaç ” 16 Nisan Referandumu Çerçevesinde Yargısal Değişim

16- DOĞAN,Yamaç ” Türkiye Yeni Sisteme Nasıl Geçti?;DOĞAN,Yamaç “Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne Giriş”

17-http://www.anayasa.gov.tr/icsayfalar/basin/kararlarailiskinbasinduyurulari/genelkurul/detay/21.html son paragraf.

18-DOĞAN,Yamaç “Olağanüstü Hal Yönetimi”

YAZAR

SDÜ Hukuk Fakultesi 3.sınıf ve AÜ Kamu Yönetimi(AÖF) öğrencisi. Mornota , Akademik Haberler internet sitelerinde ve Hukukça Bakış degilerinde yazar. İlgi alanları Toplum, Toplumsal İlişkiler, Siyasetin İncelenmesi, Anayasa Hukuku Meseleleri,Anayasa Mahkemesi'nin Yüce Divan Yetkisi, Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi Özelinde Hükumet Sistemleri, Türk İdare Teşkilatı,Türk Kamu Görevlileri Hukuku,Devlet Teorisi, Hukuk Tarihi, Suçluların İadesine İlişkin Düzenlemeler, Türk Ceza Hukuku gibi konulardır.

İLETİŞİM


Akademik Kaynak
 

 TR