TR

Yerel Yönetimler ve Mülteciler Kilis Belediyesi Örneği

 

Yerel Yönetimler ve Mülteciler

Kilis Belediyesi Örneği

                                                                                                                                                         *Muhammed Aksu

Özet

Yerel yönetimler, belli bir coğrafi alan üzerinde yaşayan yerel topluluk üyelerinin kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, ekonomik, sosyal, kültürel zenginliğe ve refaha ilişkin hizmetleri genel yetkiyle, kendi sorumluluğu doğrultusunda yerine getiren, işleyişinde açıklığı, şeffaflığı çoğulcu ve katılımcı demokrasi ilkelerini hayata geçiren, yetkilerin yerel halka en yakın yönetim birimince kullanıldığı, kamu tüzel kişiliğine sahip, özerk, demokratik bir kuruluştur.

Yerel yönetimler mahalli müşterek ihtiyacı karşılarken sorumluluk bölgesinde yaşayan tüm bireylere ulaşırlar. Suriye’de yaşanan iç çatışmadan dolayı Kilis’e Suriyeli mülteciler göç etmiş ve mevcut durumda ikametlerini sürdürmektedir. Kilis Belediyesinin şehirde artan nüfus karşısında hizmet vermede de iş yükü artmıştır.

Bu çalışmada Kilis Belediyesinin şehrin artan nüfusu karşısında mahalli müşterek ihtiyaçların karşılanmasında karşılaştığı sorunlar ve ihtiyaçların nasıl karşılandığı, ne gibi tedbirlerin alındığı, Suriyeli mültecilerin hangi konularda hizmet talep ettiklerinin belirlenmesi ve açıklaması amaçlanmıştır.

Bu doğrultuda öncelikle yerel yönetimlerin mahalli müşterek ihtiyaçları karşılamada uyguladığı yöntemler kuramsal olarak incelendikten sonra Kilis Belediyesinin şehrin artan nüfusu karşısında nasıl tedbirler aldığı belediye yetkilileri ile yapılacak mülakat ve elde edilen bilgilerle açıklanacaktır.

 

Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, Kilis Belediyesi, Suriyeli Mülteciler

*Kilis 7 Aralık Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğrencisi, aksumuhammed@outlook.com

GİRİŞ

  Birleşmiş Milletler Nüfus Bürosu’nun tanımına göre göç “insanların yaşadığı yerden başka bir yere giderek orada kalıcı olarak yerleşmesi ve ikamet yerinin değişmesi” anlamına gelmektedir. Göç sorunu küreselleşmenin hissedildiği tüm coğrafyalarda siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarıyla gündemin ilk sıralarına yerleşmiştir. Toplumlar ve devletler üzerinde ciddi etkisi görülen göç hareketleri uluslararası ilişkilerin ve ülke içi politikalarının belirlenmesinde önemli etkenlerden biri haline gelmiştir. Türkiye, kendi ekonomik, toplumsal ve siyasal yapısının olumsuz yönde etkilenmemesi için rasyonel biçimde ani göç hareketliliğini yönetmeye çalışmıştır. (Gökçe, 2016: 385).

Göç olgusuna tarihsel açıdan bakıldığında büyük göçlerin olduğu ve bunların da göç edilen coğrafyaların kültürel, sosyal ve siyasal yapılarını değiştirdiği görülmektedir. Göç edilen topraklarda yaşayanların günlük yaşantılarının etkileneceği muhakkaktır.

 Kilis, 2011 yıllında 90.000 nüfuslu,  küçük sakin bir kentti. Suriye’de iç savaşın çıkmasıyla birlikte, Suriye’den Türkiye’ye büyük bir göç dalgası başladı, bu göç dalgasından en çok etkilenen kentlerden biriside Kilis’tir. Yerli nüfusundan daha fazla Suriyeli mülteciyi misafir eden Kilis’in demografik yapısı tamamen değişmiştir. Ani göç dalgası karşısında kurulan çadır evler, misafir kampları ve yeni barınma alanlarıyla kentin panoraması değişmiştir.

 Bu çalışmada Suriyeli mültecilerin ani bir şekilde Kilis iline göç ettiklerinde ve sonrasında hangi ihtiyaçları olduğu, Kilis Belediyesince ne tür önlemler alındığını ve Suriyeli mültecilere yönelik hangi projeler hayata geçirildiğini Kilis Belediyesinin yetkililerinden aldığımız bilgiler doğrultusunda paylaşacağız.

1.GÖÇ, GÖÇMEN VE MÜLTECİ KAVRAMLARI

1.1 Göç

“Bir kişinin veya bir grup insanın uluslararası bir sınırı geçerek veya bir devlet içinde bir yerden başka bir yere gitmesi” olarak tanımlanmakta ve süresi, yapısı ve nedenine bakılmaksızın insanların yer değiştirmesi sonucunu doğuran nüfus hareketleri bu kapsama dâhil edilmektedir. (Çiçekli, B,2013). Söz konusu yer değiştirme hareketleri gönüllü ya da zorunlu sebeplerle gerçekleşebilmektedir. Silahlı çatışmalar, doğal afetler, siyasal veya ekonomik sebeplerle milyonlarca insan doğup büyüdüğü toprakları terk etmektedir. Dolayısıyla, göç kavramının içine mülteciler, sığınmacılar, ekonomik göçmenler, düzensiz göçmenler ve çeşitli sebeplerle yerinden edilmiş insan grupları dâhil edilmektedir. Göç, siyaset, ekonomi, sosyal ve kültürel yaşamla yakından ilgilidir. Özellikle uluslararası göç, birden fazla devleti aynı anda etkilemektedir. Bu göç türü, çoğu zaman bir yandan yerleşilen ülkeye işgücü katkısı sağlamakta, farklı beceriler ve yeni fikirler getirmekte diğer yandan kaynak ülkelerde nitelikli işgücü kaybına sebep olabilmektedir. Dolayısıyla, göçmenlerin yerleştikleri ülkeler kadar arkalarında bıraktıkları ülkeleri de ilgilendirmekte ve bu ülkeler arasındaki etkileşimi şekillendirip kalıcı izler bırakmaktadır.

1.2 Göçmen

Uluslararası ölçekte, evrensel olarak kabul edilmiş bir “göçmen” tanımı bulunmamaktadır. Göçmen terimi genellikle, bireyin göç etme kararını, kendi özgür iradesiyle ve “kişisel rahatlık” sebepleriyle aldığı tüm durumları kapsar şekilde anlaşılmıştır. Dolayısıyla bu terim, maddi ve sosyal koşullarını iyileştirmek ve kendileri ve ailelerine ilişkin beklentilerini geliştirmek amacıyla başka bir ülkeye veya bölgeye hareket eden kişiler ve aile fertleri için geçerli kabul edilmiştir. Birleşmiş Milletler göçmen, sebepleri, gönüllü olup olmaması, göç yolları, düzenli veya düzensiz olması fark etmeksizin yabancı bir ülkede bir yıldan fazla ikamet eden bir birey olarak tanımlamaktadır. (T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 2017 ).

1.3 Mülteci

28 Temmuz 1951 tarihinde Cenevre’de imzalanan Mültecilerin Hukuki Durumuna dair Sözleşmeye göre, “ırkı, dini, tabiiyeti, belli toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen” kişiler mülteci olarak nitelendirilmektedir (Cenevre Sözleşmesi, 1951: Md.1).

Türk hukukunda “göçmen” kavramı soy ekseninde tanımlanmış ve Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olup, yerleşmek amacıyla tek başına veya toplu halde Türkiye’ye gelenler göçmen olarak kabul edilmiştir. (İskân Kanunu, 2006: Md.3).

Mülteci kavramı, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda “Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında mülteci statüsü verilir.” şeklinde tanımlanmıştır. (Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 2013: Md. 61).

Geçici Koruma Kavramı ise 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir.” (Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 2013: 91).

2.KİLİS’İN TARİHİ

Kilis Akdeniz Bölgesinden Güney Doğu Anadolu Bölgene geçiş alanında ve Suriye ile komşu bir sınır kentidir. M.Ö. 1700 yıllarında Kilis, Hitit Devletinin önemli kentlerinden biriydi. Kilis’in Kuzey Batısındaki YESEMEK, Hititlerin Heykel atölyesinin bulunduğu önemli bir merkezidir ki, dünyada bu türden tek örnektir. Kilis M.Ö. 700 ile 550 yılları arasında Asur, Med, Pers İmparatorlukları yönetiminde kalmıştır. Büyük İskender’in Pers Devletini yıkmasından sonra, Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. Bu İmparatorluğun bölünmesinden M.S. 636 yılına kadar Bizans İmparatorluğunun bir kenti olmuştur.

Kilis Hz. Ömer zamanında İslam topluluğuna katılmış 639 yılında önemli bir Roma (Bizans) kalesi olan RAVANDA Kalesi ile birlikte savaşsız alınmıştır. Bölgede yaşayan Türkler Oğuzlar soyundandır. Yöresel olarak bunlara Türkmen denilir. 1071 Malazgirt savaşından sonra Bölgede Selçuklu İmparatorluğuna bağlı bir Türk Devleti kurulmuştur. 1084’ten sonra Kils ve yöresine Türk Bey ve Oymak’ları yerleştirilmiştir.

Kilis 1818 yılında büyük bir kuraklık, 1820’lerde bir deprem, 1826’da veba salgını geçirmiş, 1831’de Mısırlı İbrahim Paşa Ermenilerle halk arasında etkili bir savaş olmuş, bu arada kıtlık, bulaşıcı hastalıklar, çekirge saldırısı gibi afetlerden son derece etkilenmiştir.

1915 yılında Osmanlı Devletinin yenik düşmesine karşın, önce İngilizlerin sonra Fransızların istilasına uğramıştır. 7 Aralık 1921 yılında Düşman İşgalinden kurtulmuştur. (Kilis Belediyesi, 2017).

Kilis, Gaziantep ilinin bir ilçesi iken, Bakanlar Kurulu’nun çıkardığı 550 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 06.06.1995 tarihinde il statüsüne kavuşturulmuş ve Türkiye’nin 79. ili olmuştur. Kilis ilçe iken, bucak olan Musabeyli ve Polateli, ilçe statüsüne kavuşturularak Kilis iline bağlanmıştır. Gaziantep ilinin bir ilçesi olan Oğuzeli ye bağlı Elbeyli bucağı, bu ilçeden ayrılarak ilçe yapılmış ve bu ilçe de Kilis iline bağlanmıştır.

Kilis ilinin yüzölçümü 1521 km2 olup, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2009 rakamlarına göre şehir merkezi 80.542, ilçe kasaba ve köyleriyle birlikte 122.104’tür. 2010 yılındaki idari yapıya göre Merkez ilçeyle birlikte 4 ilçe 1 belde ve 138 köyü vardır. (Kilis Valiliği,2017).

3.KİLİS’TE BULUNAN KONAKLAMA MERKEZLERİ

Kilis sınırları içerisinde; Öncüpınar ve Elbeyli konaklama merkezi bulunmaktadır. İki konaklama merkezinde 38.000 kişi kalmaktadır.

3.1 Öncüpınar Konaklama Merkezi

Kilis Öncüpınar Konteynır Kentin inşaatına 13 Ocak 2012 tarihinde başlandı. 17 Mart 2012’de kampa ilk yerleştirmeler yapıldı. Kampın alanı 315.000 m²’dir. Kampta 2.053 konteynır bulunmakla birlikte, her konteynır, 5-6 kişilik ailenin rahatça yaşamlarını sürdürebileceği 2 oda, banyo ve tuvaletten oluşmaktadır. 6 mahalleden oluşan konteynır kenttin her türlü alt yapı, kanalizasyon, içme suyu şebekesi tamamlanmış olup kampta 15.000 kişi kalmaktadır. (yazının devamı için ikinci sayfayı açınız)

YAZAR

Kilis 7 Aralık Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü (2015-2019) Gaziantep Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Tezli Yüksek Lisans (2019 - )

İLETİŞİM


Akademik Kaynak
 

 TR