TR

Dünya Yeniden Başlatılıyor…

Görsel Kaynağı: https://news.bitcoin.com/coronavirus-disney-justify-financial-reset/

“Tüm dünya ve Türkiye tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir salgınla mücadele veriyor” şeklinde bir giriş çarpıcı ve klasik olabilir. Ancak bunun doğru olduğu söylenemez. Dünya her yüz yılda bir bu tür salgınlara şahit olmaktadır.[1] Her ne kadar COVID-19 için laboratuvarda üretildiğine dair halk nezdinde komplo teorileri mevcut olsa da doğanın insanoğluna verdiği cevap misali bu felaketler doğal yollarla oluşmaktadır.[2]  Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı dünya düzeninde görülen o ki ilerleyen yıllarda bu tür salgınlar, yine kendisini farklı bir şekilde gösterecektir. Değişen ise dünyanın ilerleyen zaman içerisinde bir önceki yıldan daha küresel ve birbirine bağımlı hale gelmesidir. Bu, ileride yaşanmasını ümit etmediğimiz, salgınların etkisinin çarpan etkisiyle artmasına neden olacaktır.

Her ulusun sahip olduğu imkanlar ve kaynaklar mevcut durumunu korurken diğer ulusları ve milletleri etkileme konusunda işlerliğini kaybetmiştir. Geriye dönüp baktığımızda sorunun yerelden küresele yayıldığıdır. Bu olay aynı zamanda yerelde cereyan eden bir olayın küresel müdahaleleri ne kadar çaresiz bıraktığını göstermiştir. COVID-19 salgını, tüm dünyadaki girift ilişkinlerin çözülmesine neden olmuştur. Bunu bir analoji ile açıklamak mümkündür. Bir bilgisayar üzerinden yaptığımız işlemler devam edemez duruma geldiğinde yeniden başlatmamız gerekir. Yeniden başlatma durumu bilgisayarın yazılım ve donanım özelliklerini değiştirmez. İçindeki mevcut dosyalara da zarar vermez fakat mevcut çalışma düzeninizi yitirmenize neden olur. Bugün dünyayı da bu şekilde değerlendirmek mümkündür. Bir ‘reset’ halindeyiz. Sistem yeniden başlatıldığında mevcut düzenimizi daha iyi kurgulamalıyız. Daha iyi kurgulamalıyız ki küresel boyutta ilişkiler yeniden kurulduğunda daha iyi bir seviye kendimize yer bulabilelim.

Peki bu durumda neler yapabiliriz? Dünya üzerinde uygulanan karantina[3] uygulamaları ülkeleri yine internet bağlantısı olmayan bir bilgisayar gibi kılmaktadır. Bir şeyler değiştirebiliriz ancak bu değişiklikler yalnızca bizim kişisel bilgisayarımızda yer alacaktır. Bu noktada kopan bağlantılar sebebiyle dışarıdan yeni bir yazılım veya veriye erişemeyebiliriz ama işletim sistemimizi, işlemci hızımızı ve hafıza kapasitemizi arttırabiliriz. Bu da yerinde ve uygun politikalarla mümkündür. Ama her ne yaparsak yapalım önce sağlıklı bir ortam yaratmalı ve sakin kalmalıyız. #EvdeKal

Kendi sistemimize dönersek… Türkiye’nin salgın ile verdiği mücadele kimi kesimler tarafından etkin bulunurken kimi kesimler tarafından da eksik bulunmaktadır. Neyin etkin neyin eksik olduğunu anlamak için mümkün olduğunca yerele inmek gerekir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin hızlı müdahaleye ve organizasyonel yapılanmaya fırsat vermesi, bir bilim kurulunun oluşturulması ve dünyada yapılan hatalardan ders çıkarılması Türkiye’yi bu mücadelede etkin kılmaktadır. Eksik kılan boyutu ise sokağa çıkma yasağı gibi daha keskin önlemler… Her ne kadar devlet tarafından ücretsiz maske dağıtılması etkili ama ‘pansuman görevi’ niteliğinde bir uygulama ise Türkiye’de getirilebilecek bir sokağa çıkma yasağı mevcut durum düşünüldüğünde yarayı daha da kötüleştiren bir pansuman işlevi görebilir.

Nitekim 10 Nisan 2020 saat 22.15’de 30+1 ilde ilan edilen sadece 48 saatlik bir sokağa çıkma yasağı ardından yaşananlar, ne yazık ki bu tür salgınlarda ne yapılmaması gerekir noktasında dünyaya güzel bir örnek olmuştur. Tamamen iyi niyetle alınan kararın, fildişi kulelerinden[4] alınması, halk tabanındaki gelişmelerin tahmin edilememesi Nisan ayının son haftalarında yapılacak testlerde ciddi bir şekilde kendisini gösterebilir.

Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir. Bu yüzden hayatın akışını kısa süreli veya tahmin edilemeyen bir şekilde durdurmak ileride salgın doğal sürecinde verdiği zarar ile eşdeğer sonuçlar üretebilir. Ekonominin işlerliğine ve hayatın akışına zarar vermeden Sağlık Bakanlığı be Bilim Kurulu’nca alınan tedbirler oldukça yerindedir. Ancak halk zemininde, uygulama konusunda, ciddi sorunlar mevcuttur. Bu durumu anlamak için fildişi kulelerinden ayrılmak gerekir.

Türkiye ne Japonya ne Güney Kore ne de Çin gibi ülkelerin kendi yereline özgü uygulamalarını hem sahip olduğu siyasi kültür hem de teknolojik imkanları sebebiyle uygulayamaz. Bu noktada bize daha yakın bir örneğe bakmak gerekir. Bu örnek Polonya olabilir. Polonya’da 11-12-13 Nisan 2020 tarihlerinde Paskalya nedeniyle kimi marketler, eczaneler ve hastaneler haricinde resmi kurumlar, işletmeler ve alışveriş merkezleri kapalı olacaktır. Türkiye’de ise 11-12 Nisan sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Ulusal çapta aldığımız tüm önlemler[5] de neredeyse birebir aynıdır. Ancak Polonya’daki sosyal izolasyon ne yazık ki ülkemizde sağlanamamaktadır.

Peki bunun nedeni nedir? Sokağa inilip sokaktaki mevcut profil gözlemlendiğinde üç profil göze çarpmaktadır: Üretim piyasasındaki insan kaynağı, herhangi bir uğraşı olmayan kesim (genelde 18 yaş altı ve 65 yaş üstü) ve göçmenler. Bu üç profil hem ülke piyasasının işlerliğine bir fayda sağlamazken, virüsün yayılımına ciddi bir şekilde neden olmaktadır. İstanbul’dan bir örnek vermek gerekirse iş üretmeyen yetişkin sayısı 7 milyondur.[6]

20 yaş altı ve 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı getirilmesi oldukça isabetli bir karardır. Ancak denetim konusunda ciddi sıkıntılar mevcut… Merkezi konumda olmayan bölgelerde bu profilleri sıklıkla görmek mümkündür. Peki hem üretimi hem piyasanın devamlılığını sağlarken hem de bu yayılımı nasıl önleyebiliriz? Aslında çözüm basit… Kimi devletlerin gıpta ile baktığı bir sistemimiz var: E-devlet. Bu sistemin sunduğu imkanları kullanarak ‘istisnalı bir sokağa çıkma yasağı’ getirilebilir. Bu şartın istisnası Genel Bilgi Toplama (GBT) sistemine vatandaşların SGK, Özel Sigorta ve BAĞKUR gibi sosyal güvenlik bilgilerinin aktarılmasıdır.

Sosyal güvenlik kaydı olmayan kişi, bir üretim faaliyetinde yer alamaz. Bu şekilde sokağa çıkması engellenmiş olur. Üretim faaliyetinde yer almadan sokakta bulunuyorsa bu da sokağa çıkma yasağı ihlali olarak değerlendirilmelidir. Evinde kalıyor olması da merkezi veya yerel yönetimlerin yardımlarının yönlendirilmesine bilgi kaynağı oluşturabilir. Halihazırda mevcut düzenlemelerle esnek çalışma saatlerine ve uzaktan eğitime geçildi. Bu uygulama büyük bir kesimi evde tutuyor. Ama üretim faaliyetinde bulunan kesim için pek de bir şey değişmiş gibi değil… Bu uygulama, yukarıda yapılan analoji üzerinden, sistem yeniden başlatıldığında Türkiye’nin daha etkin bir şekilde çalışmasına vesile olacaktır.

Nedir bu etkinlikten kastedilen? Türkiye’nin en büyük problemlerinden birisi güvenilir, etkin politikalar üretimine fırsat veren bir veri setinin bulunmamasıdır. Tavsiye edilen bu düzenleme ile hem kayıtsız çalışan iş gücünün tespit edilmesi mümkün kılınabilir hem ekonominin işlerliği sağlanabilir hem de salgının yayılım hızını düşürülebilir. Aslında 30+1 ilde ilan edilen sokağa çıkma yasağındaki hastanelerin, eczanelerin, fırınların, su dağıtım firmaları gibi yerlerin açık olması gibi istisnalar, bu yazıda sunulan önerinin yerindeliğini güçlendirmektedir. Böyle bir uygulama örneği aynı zamanda devlet kurumları arasındaki koordinasyonu (Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sosyal Güvenlik Kurumu) da test etme imkânı verecektir. Asya ülkelerinin kendine özgü teknolojik tabanlı yöntemlerini kullanamasak da bu topraklara özgü imkanlarımızla dünyaya bir model olmayı başarabiliriz.

[1] 1347-1351 Veba Salgını, 1545-1548 Kanamalı Ateş Salgını, 1647-1652 İspanyol Vebası, 1817-1824 Kolera Salgını, 1918-1920 İspanyol Gribi, 2002-2003 SARS Salgını ve 2019-20.. COVID-19. Bknz. https://www.ntv.com.tr/galeri/saglik/dunyayietkileyen-buyuk-salginlar,x86JVKVihEK0yQGMzrwhpQ

[2] Bknz. COVID-19 coronavirus epidemic has a natural. https://www.sciencedaily.com/releases/2020/03/200317175442.htm?fbclid=IwAR3LDSYG1v21xPn3GDbs5Of4bmtd3o0zHBOcEC3DaOxTZUQpUaBnVRq53GI

[3] İtalyanca ‘quarantina’ kırk gün anlamına gelir. Ortaçağ’da gemiyle yolculuk yapanların bir yere ulaştıklarında kırk gün karaya çıkmaları yasak olduğu için kelime bu anlamı kazanmıştır.

[4] Fildişi kulelerinde yaşamak deyimi 19. yüzyılda Fransa’da doğan, sanatçıların ve karar vericilerin toplumdan uzaklaşıp kendi köşesine çekilme anlamını taşımaktadır.

[5] Bknz. https://www.gov.pl/web/coronavirus/temporary-limitations?fbclid=IwAR1aPS7pA5_SSS778EUOPufwayVjOZuVpgBTgBK6tUM6bKdH2myfsTJcy10

[6] Bknz. https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/02/03/marmara-sifon-deligi-gibi-butun-ulkeyi-ceker-goturur/


AKADEMİK KAYNAK
 

 TR

blank