TR

Kupa Bardağı Deneyi ve Katılımcı Tercihleri

İktisadi modeller, bireylerin rasyonel davranışları varsayımı üzerine kuruludur. Ekonomilerin dalgalanma dönemi ve yaşanan krizler nedeniyle rasyonellik varsayımı sorgulanmaya başlamıştır. İnsanların sınırlı rasyonellik sahip olduğunu, bu nedenle faaliyetlerini mükemmellikte uzak sonuçlar verdiğini savunan davranışsal iktisat ana akım iktisat iktisadi modelleri daha gerçekçi aksiyomlara dayandırmaya çalışır. Davranışsal iktisat bireylerin aldığı tüm kararlarda rasyonelliğin gözetilebileceğini iddia klasik iktisat teorisi geleneğinin aksine rasyonelliği genel bir açıklayıcı değil bir istisna olduğunu öne sürer. Kısıtlı seçenekler zihinsel ya da fiziksel yetenekler ya da sahip olduğundan bilgilinin sınırlı olması ve sezgisel eğilimler bireylerin rasyonel olmayan kararlar almasına neden olmaktadır. Davranışsal iktisat literatüründe bireyin davranışları ve karar alma mekanizmalarının incelenmesinde karşımıza çıkan dört temel yöntem bulunmaktadır. Bunlar; varsayımsal seçim, gerçek sonuçlarla deney, alan çalışması ve süreç ölçümleridir (Kurt, 2011, s. 32-33). Varsayımsal seçim, hazırlanan bir kurgu içerisinde karar alıcının seçimlerini gözlemler. Gerçek sonuçlarla deney, varsayımlar üzerinden elde edilen sonuçların yeterli olup olmadığı kuşkularını yok etmek için hazırlanan kurguların fiili olarak karar alıcılara sunulmasıdır. Alan çalışması, araştırma konusunun verilerinin, konunun incelendiği yerden toplanmasıdır. Süreç ölçümleri ise, karar alıcıların, karar alma sürecinin beyin görüntüleme tekniği kullanılarak hangi kararların beynin hangi bölgelerini uyardığını belirlemeye çalışmaktadır.

Davranışsal iktisat, bireyin gözlemlenen davranışlarının incelenmesi sonucu, sınırlı rasyonelliğin istisna olmadığını öne sürmüştür. Bu iddiasını kanıtlamak için deneylere başvurmuştur. Elde edilen gözlemlerin modellenmesinde kullanılan yöntem, saha deneyleri ve laboratuar deneyleri olarak ikiye ayrılmıştır (Bayrak, 2012). İktisat disiplininin yeterli saha verisi elde edememesi, iktisatçıları laboratuarlara yönlendirmiştir. Deneylerin incelenen nedenselliği doğru yansıtacak şekilde hazırlanması ve incelenecek problemi gerçek hayattan daha soyut düzeyde ve basit şekilde yansıtması gerekmektedir. Deneylerde katılımcıları teşvik etmek, sonuçların sağlamlığını arttırmak, teşvik edici unsuru daha kolay belirginleştirilebilmek, tercihlerin monotonluk özelliği ve davranışların maksimizasyon prensibini daha kolay görebilmek için; deneye katılanlara kupa bardağı hediye edilecektir. Deneysel yöntemler; teorik modellerin ya da varsayımların test edilmesinde, ampirik tutarlılıkların gözlemlenmesinde, politika araçlarının, stratejilerin ve kurumların test edilmesi ya da desteklenmesinde kullanılmaktadır (Saral, 2015, s. 321-327). Disiplinler arası yaklaşımlar ve deneysel araştırmalar sayesinde bireyin davranış ve zihinsel süreçleri gözlenebilmiş ve açıklanabilmiştir. Bireyin mükemmel rasyonellikten uzak olduğuna ilişkin kanıtlar aşağıda yer alan saha çalışmasında sunulmuştur.

Bu çalışmada sınırlı rasyonelliğin varlığını doğrulayan deneysel eğilimler ve önyargılar ile karar alma sürecinin rasyonellikten nasıl saptığını ortaya koyan davranışsal iktisat literatürünü incelenecek ve davranışsal iktisadın bulguları, bireyin rasyonel olmadığına kanıt olarak sunulacaktır. Deneysel iktisat çalışması kapsamında kupa bardağı deneyi yapılmış olup, çalışmaya elli kişi katılım göstermiştir. Yirmi beş kişi kupa bardağı kullanmış olup, kalan yirmi beş kişi kupa bardağı kullanmamıştır. Katılımcılar kupa bardakları ile beraber otuz gün zaman geçirmiş olup, saha çalışması İstanbul ve Bursa’da yapılmıştır. Çalışma kapsamında bireylerin kullanılan ürünlerle aralarında duygusal veya rasyonel bir bağ oluşumu test edilmiştir. Katılımcılar arasında bağ oluşuyorsa, oluşan bağ hangi grup üzerinde daha etkili olmaktadır.

Kurulan ilişkiye bağlı olarak kupa bardaklarının söz konusu satışı ile ilgili verecekleri fiyat aralıkları kupa bardağının gerçek satış fiyatına yakınlığı test edilmiştir. Çalışmanın detaylarına baktığımız zaman kupa kullanan grubun yaş dağılımı ağırlıklı olarak 30-45 yaş aralığında katılımcılardan olmuştur. Kupa bardağı kullanmayan grupta ise 20-48 yaş aralığında katılımcıların olduğu görülmektedir. Katılımcıları cinsiyet bakımından incelendiği zaman her iki gruptaki kadınların ve erkeklerin dağılımının eşit olduğunu görmekteyiz. Eğitim durumu açısından analiz edildiği zaman kupa bardağını kullanan katılımcılar ağırlıklı olarak lisans, kupa bardağı kullanmayan katılımcılar ağırlıklı olarak lisans eğitim seviyesine sahiptir. Meslek gruplarına bakıldığında kupa kullanan katılımcılar memur ve emekliler çoğunlukla olarak dağılmış olup kupa bardağı kullanmayan katılımcılarla benzerlik görmektedir. Gelir düzeyi bakımından değerlendirildiği zaman her iki grubunda aylık gelir dağılımı 3000 TL üzerinde olduğu görülmektedir. Gelir yapısı benzerlik gösterdiği için daha sağlıklı analiz yapabilmesi kolaylaştırmıştır. Kupa bardağı kullanan katılımcılara, kullandığınız kupa bardağını almak isteseydiniz ne kadar miktar ödemeye razı olurdunuz? Diye sorulduğu zaman kupa kullanan katılımcılar 50% oranında 6-10 TL aralığında bir fiyat ödemeye razı olacağını ifade etmiştir. Kupa bardağını kullanmayan grupta 45.8% oranında 6-10 TL aralığında ödeme yapabileceklerini ifade etmişlerdir. Kupa bardağı kullandıktan sonra satmak istenildiğinde 46.6% oranında kadınlar 21 TL ve üzerinde bir fiyata satmak istediğini ifade ettiler. Erkeklerde ise bu oran 77.7% oranında 21 TL ve üzerinde bir fiyata satmak istediklerini görebiliriz. Kupayı kullanmayan katılımcılar kupa bardağını satmak istediği zaman 40% oranında kadınlar 16-20 TL aralarında bir fiyata satabileceğini ifade etmektedir. Erkek katılımcılara bakıldığı zaman 33,3% oranında 21 TL ve üzerinde bir fiyata satılabileceği görülmektedir. Kupa bardağını kullanan katılımcılara, kupa kullanılmadan önce satılmış olsalardı satılmak istenilen fiyat aralığı sorulduğu zaman 46,6% oranında 11-15 TL aralığında bir fiyat istenirken, kupa bardağı kullanmayan katılımcılara bakıldığı zaman 37,5% oranında 10- 15 TL arasında bir fiyata satabilecekleri görülmektedir. Kupa bardağı kullanan katılımcılara, kupa bardağını kullanıldıktan sonra satmış olsaydınız ne kadara satardınız diye sorulduğu zaman kupa bardağı kullanan katılımcılar 58,3% oranında 21 TL ve üzeri bir fiyata satmaya razı olacakları görülmektedir. Kupa bardağı kullanmayan katılımcılara bakıldığı zaman 33.3% oranında 16-20 TL aralığında bir fiyata satılmak istediğini görülmektedir. Özetlemek gerekirse, kupa bardağı kullanan katılımcılar, kupa bardağı kullanmayan katılımcılara oranla kupa bardağını kullandıktan sonra satmak istedikleri fiyatla bardağın gerçek satış fiyatı arasında yüksek bir fiyat farkı olduğunu görmekteyiz. Bu fiyat farkını kupa bardağı ile geçirilen zaman, kurulan ilişkilere bağlı olduğunu söylemek yanıltıcı olmayabilir. Klasik iktisat teorisine göre bireyler satış fiyatı üzerindeki pozitif farka dikkat ederek bu oran düşük olsa bile kupa bardaklarını satabileceğini varsayar. Kurulan ilişkiler, geçirilen zaman dikkat edilmesi gereken bir faktör olarak göz ardı edilebilmektedir.

SONUÇ

Rasyonel olmayan birey, davranışsal iktisat disiplininin böylece öznesi olmuştur. Psikolojinin yaşadığı dönüşüm ile disiplinler arası yaklaşımların kabul edilmesi neticesinde iktisat ve psikolojinin yarattığı ortak alan olan davranışsal iktisat, bilişsel ve psikolojik eğilimleri ile kestirme yollardan kararlar almaya çalışan, zihinsel yeteneği sınırlı bireyin davranışlarını açıklamaya çalışmaktadır. Bireyin kararlarının hem gözlemlenmesi, hem deneyler aracılığıyla incelenmesi neticesinde bireyin akılcı kararlar almadığı, dış dünyadan ve sezgisel eğilimlerinden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Alternatiflerin sunum şekli, bireyin başkalarına göre konumu ve mevcut konumunu koruma güdüsü, yeni bilginin içeriğinin daha yüksek olasılıklı değerlendirilmesi ya da bilgi aramaktan kaçınarak, kendi etrafında daha sık karşılaştığı olaylardan edindiği çıkarsamalar ile kararlar alan birey, sistematik olarak rasyonellikten sapmaktadır. Davranışsal iktisat literatüründe yapılmış pek çok çalışmanın haklı olduğu, bireyin rasyonel olmadığı düşünülmektedir. Literatür, bireylerin rasyonelliğinin mükemmel olmadığını, sistematik ve tutarlı olarak hatalı kararlar aldığını doğrulayan pek çok çalışma yayınlamıştır. Bu çalışmaların dayanağını, deneysel iktisat disiplininin bulguları oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalar doğrultusunda saptanan bu sistematik hatalar anlaşılır ve rasyonelliğin mükemmel olmadığı kabul edilirse, gerçeğe uygun olarak güncellenmiş modeller oluşturulabilir.

Davranışsal ekonomi alanına yönelik yapılan çalışmalarla Nobel Ekonomi Ödülü alan isimler, davranışsal iktisadın kabul görmeye başladığını göstermektedir. Mükemmel piyasa inancının yaşanan krizlerle azalmaya başlaması, davranışsal iktisat çalışmalarının haklılığını göstermektedir. Eski modelleri yıkmak yerine, onları tamamlamaya çalışan uzlaşmacı davranışsal iktisat disiplini, bugüne kadar göstermiş olduğu bilişsel ve psikolojik eğilimler nedeniyle mükemmel rasyonellikten uzak ve yönlendirilmeye ihtiyaç duyduğu düşünülen bireye yardımcı olabilir. Neoklasik modellerde yer alan mükemmel rasyonellik varsayımının gerçek dünyayı açıklamakta yetersiz bulunması, bu yetersizliğin gelişmekte olan davranışsal iktisat disiplininin bulguları ile yenilenmesi ve daha gerçekçi hale getirilmesinin daha iyi model ve politikalarla daha yaşanabilir bir dünya yaratabileceği öne sürülmektedir. Neoklasik iktisatçıların vaat ettiği mükemmellikten şu an uzak olunduğu ancak davranışsal iktisat disiplininin gelişmesiyle bu mükemmelliğe yaklaşılabileceği düşünülmektedir.


KAYNAKÇA

Akdere, Ç., & Büyükboyacı, M. (2015). Davranışsal İktisat ve Sınırlı Rasyonellik Varsayımı.

D. Dumludağ, Ö. Gökdemir, L. Neyse, & E. Ruben içinde, İktisatta Davranışsal Yaklaşımlar (s. 105-138). Ankara: İmge Kitabevi.

Altunöz, U., & Altunöz, H. (2017). Davranışsal Ekonomi (Nörofinans). Ankara: Seçkin Yayıncılık.

Ariely, D. (2017). Akıldışı Ama Öngörülebilir. İstanbul: Optimist Yayım Dağıtım.

Bayrak, O. K. (2012). Davranışsal Finans. Sermaye Piyasasında Gündem , 6-18.

Demirel, S. K., & Artan, S. (2016). Nöroiktisat ve İktisat Biliminin Geleceğine İlişkin Tartışmalar. Uluslararası Ekonomi ve Yenilik Dergisi , 2 (1), 1-28.

Diş, S. B. (2016). Bernard Williams’ın Ahlak Kavramı Analizi ve Sistem Eleştirisi. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe Anabilim Dalı Doktora Tezi .

Dumludağ, D., Gökdemir, Ö., Neyse, L., & Ruben, E. (2015). İktisatta Davranışsal Yaklaşımlar. Ankara: İmge Kitabevi.

Kurt, S. D. (2011). Davranışsal Ekonomi Yaklaşımlarının Tüketici Karar Verme Tarzları İle Açıklanması ve Bir Uygulama. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı İşletme Programı Doktora Tezi 

Öztürkmen, M. (2012). İktisatta Rasyonellik Varsayımı. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı Dönem Projesi .

Ritter, J. R. (2003). Behavioral Finance. Pacific-Basin Finance Journal , 11 (4), 429437.

Saral, A. S. (2015). Laboratuvar Deneyleri: Metodolojik Bir Giriş. D. Dumludağ, Ö. Gökdemir, L. Neyse, & E. Ruben içinde, İktisatta Davranışsal Yaklaşımlar (s. 319-338). Ankara: İmge Kitabevi.

YAZAR

Marmara Üniversitesi İktisat bölümü mezunuyum. Marmara Üniversitesinde yüksek lisansım devam etmektedir. Davranışsal iktisat ve nöroiktisat alanında çalışmalar yapıyorum. Daha önceden çektiğim ekonomi belgeselim, yayımladığım bir dergim bulunmaktadır.

İLETİŞİM


Akademik Kaynak
 

 TR