TR

İdeolojiler Öldü Mü?

İdeoloji sözcüğü, etimolojik köken olarak “fikir akımlarının bilimsel tahlili” ve “siyasi inançlar sistemi” anlamına gelmektedir. [1] TDK sözlüğünde, ideoloji kelimesi, “siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükûmetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral, estetik düşünceler bütünü” olarak tanımlanmaktadır. [2] Siyaset biliminde ise ideolojiler, az veya çok sosyo-ekonomik yapıdan ve toplum hayatından beslenerek yaratılan; mevcut siyasi duruma dair bir dünya görüşü belirten, olması gereken bir dünya tasavvuru çizen ve bu düzene nasıl gidileceğine dair çerçeve belirleyen örgütlü düşünceler bütünü olarak ifade edilmektedir. Ayrıca ideolojiler belirli bir siyasi düzeni korumayı, değiştirmeyi ve devirmeyi hedefleyebilir. [3]

20. Yüzyıla Doğru İdeolojiler

17.–18. yüzyıllarda; Aydınlanma ile birlikte siyasi düşünceler, daha fazla sistematik nitelikler kazanmaya başlamış ve ortaya çıkan ideolojiler önem kazanmıştır. Örneğin, 20. yüzyılın ilk yarısında kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Aydınlanma sonrası sistematikleşen ideolojiler kapsamında, Atatürk önderliğinde aydınlanma ve Türkçülük ideolojisi merkezli olarak kurulmuştur. 20. yüzyılın ortalarında başlayan Soğuk Savaş dönemine girildiğinde; ideolojiler, jeopolitik mücadelenin ana ögesi olmuştur.

SSCB-ABD jeopolitik mücadelesi, dünyanın her bölgesinde ideolojik bir görünümle kendisini hissettirmiştir. 1991 sonrası Sovyetler çöktüğünde, söz konusu jeopolitik mücadele Amerika lehine sonuçlanmıştır. Bunun üzerine, 1992’de ünlü Amerikalı siyaset bilimci Francis Fukuyama, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle, insanlığın “tarihin sonuna” ulaştığını ilan etmiştir: “Komünizm ölmüştür ve modern liberal ekonomi muzaffer olmuştur.” Batı; demokrasi ve ekonomik özgürlük modeliyle -evrensel boyutta- insanlığın geleceği olarak öne sürülmüştür. [4] Ancak Fukuyama, 2000’li yıllarda bu görüşlerinde yanıldığını ve daha iyimser bir tabirle sonucu erken ilan ettiğini ifade ederek düzeltmelerde bulunmuştur. [5]

İdeolojiler Yaşıyor

1992’de ideolojilerin öldüğünü, “Amerikan kültürel değerlerinin ve neoliberalizmin” dünyanın geleceği olduğunu söyleyen Amerikalı siyaset bilimci Fukuyama, 10 yıldan biraz fazla bir zaman sonra bu görüşünde yanıldığını ifade ettikten sonra; devlet inşası ve ulus inşası gibi yeni perspektifler ortaya koymuştur. [6]

Ancak Fukuyama’nın 1992’de öne sürdüğü “tarihin sonu” tezi, 2000’lerden sonra da savunulmaya devam edilmiştir. Örneğin, Daron Acemoğlu ve James A. Robinson tarafından yazılan ve Türkiye’de çok satanlar arasında yer alan Ulusların Düşüşü adlı kitap; Fukuyama’nın 1992 yılındaki fikirlerinin 20 yıl sonraki tekrarıdır. Oysa “tarihin sonu” fikrini ortaya atan ve kitaptaki fikirlerin ilk sahiplerinden olan siyaset bilimci teorisyen Fukuyama, 10 yıl sonra bu görüşlerinde yanıldığını ifade etmiştir.

Günümüzde de, eski ideolojilerin bir çoğunun kendisini güncellediği, yeni sentezlerle yaşamaya devam ettiği ve değişen koşullara yanıt mahiyetinde yeni ideolojilerin ortaya çıktığı görülmektedir. [3]

Sonuç Niyetine

Türk siyasi düşüncesinde yarım asırdan biraz fazla süre boyunca ideolojileri “dışa kapalı” veya “ölü” düşünce sistemleri olarak tanımlama eğiliminin kaynağı olarak da görebileceğimiz nitelemeler, Soğuk Savaş döneminde ve sonunda Avrupa’da liberalizmin “komünizm ve faşizme” dayalı olarak yaptığı nitelemeler olarak görülebilir. [3]

21. yüzyılda güncel ideolojilerin varlığı ve çeşitliliği, ideolojilerin kapalı olmadıklarını, kendilerini değişen koşullara göre yenilediklerini, ölmediklerini, aksine yeni ideolojilerin de ortaya çıktığını ve çıkacağını göstermektedir. Bu bağlamda tarihsel süreklilikte; sosyoloji, ekonomi, jeopolitik gibi unsurlar yaşadığı ve bir anlam ifade ettiği sürece ideolojilerin de yaşayacağı görülmektedir. Sosyoekonomik ve jeopolitik gerçekliklere bağlı olan ideolojiler, dönem dönem zayıflasalar da -dayandıkları sosyolojik olgular yaşadığı sürece- yaşamaya devam etmektedir. Sosyoekonomik gerçekliklere uymayan (kendini yenileyemeyen) ideolojiler ise zamanla sönümlenecek ve yerini yeni ideolojilere bırakacaktır. Bu doğrultuda, Amerika merkezli neoliberalizm de, bir ideoloji olarak, Amerikan jeopolitik ve psikolojik nüfuzunun zayıflamasıyla, küresel çaptaki düşünsel etkisini kaybedecektir.

Kaynaklar

[1] (İdeoloji Kelime Kökeni, https://www.etimolojiturkce.com/kelime/ideoloji)

[2] (İdeoloji TDK Sözlük Anlamı, http://sozluk.gov.tr/)

[3] Andrey Heywood, Siyaset, BB101 Yay., 2018, sf. 61-63

[4] (Francis Fukuyama Postpones the End of History, https://www.newyorker.com/magazine/2018/09/03/francis-fukuyama-postpones-the-end-of-history)

[5] (“Tarihin Sonu”ndan “Devletin İnşası”na Fukuyama, http://marksistteori.org/68-teoride-dogrultu/sayi-22-eylul-ekim-2005/304-tarihin-sonu-ndan-devletin-insasi-na-fukuyama.html)

[6] (Fukuyama’nın Yeni Tezi: Devlet İnşası, http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/232/fukuyamanin_yeni_tezi_devlet_insasi)


AKADEMİK KAYNAK
 

 TR