TR

Trump Dönemi Türkiye-ABD İlişkileri

Trump Dönemi Türkiye-ABD İlişkileri

(Bu makale Akademik Kaynak Yazarlarından  Okan ÇEREZ ve Mehmet Aydın tarafından kaleme alınmıştır. )

2018 yılının sonlarında artık herkesin farkında olduğu gerçek; Türkiye-ABD ilişkilerindeki gerginlik ve bozulma. ‘’Türk, Amerikan ilişkilerindeki bu gerginlik neden ve nasıl ortaya çıkmıştır?’’ sorusuna cevap aranan bu çalışmada kısaca Türk- Amerikan ilişkilerinin tarihçesine değinilecektir. Bu ilişkilerin bozulmaya başladığı dönem, Donald Trump’ın göreve gelmesi ve ilişkilerin krize dönüştüğü dönemlere genel bir bakış açısı içinde yer verilmiştir. İki NATO müttefiki arasında gerilime neden olan olaylar yansıtılmak istenmiştir. Son bölümde ise ilişkilerin seyri ve geleceği hakkında öngörülere yer verilmiştir.

Türk-Amerikan ilişkileri, 18. yüzyılın sonlarından itibaren, Akdeniz’deki Türk limanlarında sürdürülen deniz ticareti yolu ile gelişmiş ve Osmanlı Devleti ile ABD arasında temaslar başlamıştır. Türkiye, Osmanlının mirasıyla birlikte yaklaşık 200 yıldır ABD ile siyasi ve ekonomik ilişkilerini sürdürmektedir. Bazı akademisyenler Türkiye-ABD ilişkilerini 2. Dünya Savaşı öncesi ve sonrası olmak üzere ikiye ayırmıştır. ABD ile Cumhuriyet Türkiye’si arasındaki diplomatik ilişki tesisi 11 Şubat 1927 tarihinde Nota teatisi yoluyla yapılmıştır.[1] 200 yıldır gelinen süreçte, iki devletin ilişkileri zaman zaman gerilip yumuşamıştır. Özellikle 2. Dünya Savaşından sonra Türkiye-ABD ilişkileri genişleyip derinleşmiştir.

II.Dünya Savaşı sonrasında dünyanın iki kutup etrafında toplanması Türkiye’yi ortada bırakmıştır. Rusya savaş sonrasında Türkiye’den toprak talep etmiş ve boğazlar sözleşmesinin yenilenmesi için birtakım girişimlerde bulunmuştur. Bu dönemde SSCB’nin zıt kutbu olan ABD, Türkiye’yi de batı bloğuna dahil etmek istemiştir.

‘’Bu amaçla 1946 yılında, 16 ay önce ölen Türkiye Washington Büyükelçisi Münir ERTEGÜN’ün naaşı Amerikan donanmasının en büyük zırhlılarından Missouri ile Türkiye’ye yollandı. ABD, Missouri’yi Çanakkale Boğazı’ndan geçirip 5 Nisan 1946 da İstanbul’da Dolmabahçe önünde demirleterek SSCB’ye, Türk boğazının statüsünün kendi rızası olmadan değiştirilemeyeceği mesajını veriyordu.’’[2]

Soğuk Savaş yıllarının başlarında ABD, Türkiye’nin yanında yer alarak desteklerini artırmaya devam etmiştir. 1947’de Truman Doktrini ve Marshall Planı ile ABD, Türkiye’yi Batı Bloğuna çekmeyi başardı. Türkiye’nin Kore Savaşı’na gönderdiği askerleri ile sahada başarılı olurken 1952 yılında NATO’ya  (Kuzey Atlantik Antlaşması) üye olarak diplomaside de başarı elde etmiş ve ABD ile olan ilişkileri hızla gelişmiştir.

11 Eylül 2001 tarihinde Amerika’da bulunan ikiz kulelere yönelik terör saldırısından sonra dönemin başkanı George W. Bush teröre karşı açık bir şekilde savaş başlattığını duyurmuş ve diğer ülkelerden destek istemiştir. Böylece ABD, Ortadoğu’daki etkinliğini artırmış ve İran’a daha fazla baskı uygulamaya başlamıştır. Diğer yandan NATO müttefiki olan Türkiye ile birlikte ‘’stratejik ortaklık’’ kuran ABD, birçok ikili anlaşmaya imza atmıştır.

Irak Operasyonu kapsamında 25 Şubat 2003’te TBMM’ye sunulup genel kurulda reddedilen ve tam adı “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması için Hükümet’e yetki verilmesine ilişkin başbakanlık tezkeresi TBMM’de kabul edilmemiştir.[3] Bu yüzden o dönemde Amerika’nın Türkiye’ye olan güveni sarsılmıştır. Bunun sonucu olarak 4 Temmuz 2003 tarihinde Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentinde karargâh kurmuş bulunan (bir binbaşı komutasında) 11 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu ve Türkmen mihmandarları, Irak’taki işgal kuvvetlerinin bir parçası olan Amerikan 173. Hava İndirme Tugayı’na bağlı askerlerce ve yanlarında peşmergelerin de bulunduğu bir ortamda, sürpriz bir baskın sonucu derdest edilmişler ve başlarına çuval geçirilmek suretiyle götürülüp 60 saat süresince alıkonularak sorguya çekilmişlerdir. ABD yönetimi olay sonrasında özür dilediğini beyan etmişse de, Türk-ABD ilişkileri hayli gerginleşmiştir.[4]

4 Kasım 2008 yılında ABD başkanı seçilen Barack Obama, her ne kadar seçim vaatlerinde barışı ve demokrasiyi sağlayacağını söylese de göreve geldiğinde bu vaatlerini gerçekleştirememiştir. 2010 yılının son aylarında Tunus’ta başlayan Arap Baharı, bir dalga halinde birçok arap ülkeye sıçramış; barış ve demokrasi söylemleri yerini kan ve gözyaşına bırakmıştır.[5] Barack Obama’nın Başkanlık yaptığı iki dönem boyunca gelişmesi beklenen Türkiye – ABD ilişkileri bekleneni veremedi ve NATO müttefiki iki devlet arasındaki ilişkiler Mavi Marmara olayı, Arap Baharı, Suriye savaşı, Gülen’in iadesi gibi konularda yaşanılan görüş ayrılıkları nedeniyle bozulma noktasına gelmiştir.  Zaman zaman gerginliklerinde yaşandığı dönem Türkiye – ABD ilişkilerinin en kötü dönemi olarak nitelendirilmiştir. Ancak aşağıda değinilecek konular ilişkilerin daha da zedelenebileceğini zamanla bizlere göstermiştir.  Müttefikler arasında ABD’nin dış politikasındaki zikzaklar ve söylem ile eylem arasında yaşanan fark ciddi bir güvensizlik ortamı yaşanmasına sebep olmuştur.

Trump Kimdir?

Donald John Trump;  kimine göre Dünya’nın başına gelmiş en büyük tehlikelerden biri kimine göre ise bir çılgın hatta kaçık bazıları ise onu Amerikan çıkarları için her şeyi göze alabilecek bir lider olarak görüyor. Peki Donald Trump kimdir?  70 yaşında Dünya’nın en zengin insanları listesinin üst sıralarında yer alan Amerikalı iş adamı, Cumhuriyetçi partinin Başkan adayı olarak 8 kasım 2016’da Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçiminde Hillary Clinton’ı geçerek ABD’nin 45. Başkanı oldu.[6] Başkan Trump ilk günden itibaren yaptığı açıklamalar ve attığı adımlar yüzünden eleştirilerin hedefi oldu. Trump sadece Türkiye’ye karşı değil tüm dünya’ya kafa tutmaya çalıştığı Aralık 2017’de yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesinde açıkladığı ‘’Terörle Mücadele’’ doktrininden ‘’Büyük Güçler Arasındaki Rekabet’’ stratejisine geçişten anlaşılmaktadır. Ülkesi’nin vatandaşlarına karşı ayrılıkçı tutumundan son dönemde Avrupa, Rusya ve Çin ile girdiği ekonomik savaşa kadar her geçen gün ülkesinde Donald Trump’ın, Dünya’da ise ABD’nin yalnızlaştığı bir sürecin içindeyiz. Bu çalışmada Türkiye – ABD ilişkilerinde Trump etkisini inceleyeceğiz.

Başkan Trump ve İlişkilerde Kriz

Donald Trump’ın seçim vaatlerinde göçmenler, Müslümanlar, güvenlik ve IŞİD ile mücadele konularındaki görüşleri ön plana çıktı.[7] Trump’ın Başkan olmasının ardından Türkiye ılımlı bir duruş sergiledi.  O dönem Başbakanlık koltuğunda oturan Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptıkları açıklamalarla; Trump’ın seçim zaferini Türkiye-ABD ilişkileri açısından yeni bir sayfa olabileceğini vurguladılar.

Trump’ın ‘’Teröre ve DEAŞ ve PKK gibi terör örgütlerine karşı yapılan mücadelede Türkiye’yi destekliyoruz’’ sözleriyle ılımlı hava esmeye başladı.  Ancak söylemlerle hayata geçirilen eylemler arasındaki fark her geçen gün arttı ABD Suriye’de terör örgütünün uzantısı olan gruplara desteğini arttırarak sürdürdü ve PYD terör örgütüne askeri ve ekonomik birçok destek sağlamıştır.

Bir önceki ABD Başkanı B. Obama’nın özellikle Suriye konusunda bıraktığı kötü miras, Trump’ın kucağında kalan bombalardan biriydi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ve ABD’nin DAEŞ’le Mücadele Özel Temsilcisi Brett Mcgurk’un öncülüğünde sahada inşa edilen YPG’ye destek politikası Pentagon üzerinden Trump’a gelmiş; Trump da bu politikayı sürdürme kararı almıştır.[8]

Türkiye tarafından Suriye’de yürütülen Fırat Kalkanı ve Zeytindalı Operasyonları başarılı bir şekilde gerçekleşmesinden sonra ABD Yönetimi Türkiye’nin YPG konusundaki net tavrını anlamış ve Membiç konusunda müzakere defterini açmıştır. Önemli bir noktaya değinilecek olursa Türkiye yaptığı bu iki operasyonda ABD’den izin alarak değil; ABD’ye bilgi verilerek yapmıştır.[9]

Pensilvanya’ da yaşayan   Fetullah Gülen’in iade edilmemesi ise ilişkileri zedeleyen bir başka konu olmuştur. Ayrıca ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in Başkenti olarak  tanıması kararına tepki gösterenlerin başında Türkiye’nin gelmesi bir diğer önemli faktördür.

Türkiye ABD’nin İran’a karşı yaptırımlarını delmekle suçlanması ve ABD’de Türk bankacıların göz altına alınması ilişkileri zedelemeye devam etmiştir. Amerika ile bozulan ilişkilerin bir yansıması olarak NATO üyesi olan Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemi alması ABD kanadında ‘’Endişeleniyoruz’’  açıklamalarına neden olurken Türkiye  ise ‘’Alternatifsiz değiliz’’ mesajı vermiştir.[10]

Ve tabi ki iki ülke arasında gerilimin en fazla arttığı konu Rahip Brunson; İzmir’de, terör örgütleri FETÖ ve PKK adına suç işlediği, casusluk yaptığı iddiasıyla tutuklanan Brunson’un serbest bırakılması için ABD kongresi’nde Türkiye’ye yönelik ekonomik ve askeri yaptırımlar yürütülmüştür.[11] Bu nedenle Türkiye’nin de ortakları arasında olduğu F-35 uçaklarının tesliminin geciktirilmek istenmesi ve Başkan Trump’ın ağzından Türkiye Ekonomisinin açıkça hedef alınmasının ardından döviz kurundaki dalgalanmalar da gösteriyor ki Türk-Amerikan ilişkileri her geçen gün daha da yara almaktadır.

Ekonomik İlişkiler

Türkiye ile ABD arasında gerilen siyasi ilişkiler, ekonomik ilişkilere de yansımıştır. ABD’nin  birçok Avrupa ülkesine uyguladığı vergi zammını Türkiye’ye de uygulama kararını Trump sosyal medya hesabı üzerinden duyurmuştur. Bu paylaşıma göre Türkiye’den alınan alüminyum ve çelik vergilerine iki kat zam yapılarak alüminyumdan %20, çelikten %50 oranında vergilendirme yapılmıştır[12]. Bu durum Türkiye’nin ABD’ye her geçen yıl artan ihracat oranını ne derece etkileyeceği merak konusudur. Türkiye’nin ülkelere göre yıllık ihracat payları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

 

 

Ülkelere göre yıllık ihracat  (en çok ihracat yapılan 20 ülke)[13]

Exports by country and year (top 20 country in exports)                 (Değer: Bin ABD $)
Sıra Ülke
Rank 2017 2016 2015 2014 2013
Toplam 156 992 940 142 529 584   143 838 871   157 610 158   151 802 637
1 Almanya    15 118 910    13 998 653    13 417 033    15 147 423    13 702 577
2 Birleşik Krallık    9 603 189    11 685 790    10 556 393    9 903 172    8 785 124
3 BAE    9 184 157    5 406 993    4 681 255    4 655 710    4 965 630
4 Irak    9 054 612    7 636 670    8 549 967    10 887 826    11 948 905
5 ABD    8 654 268    6 623 347    6 395 842    6 341 841    5 640 247
6 İtalya    8 473 471    7 580 837    6 887 399    7 141 071    6 718 355
7 Fransa    6 584 199    6 022 485    5 845 032    6 464 243    6 376 704
8 İspanya    6 302 135    4 988 483    4 742 270    4 749 584    4 334 196
9 Hollanda    3 864 486    3 589 432    3 154 867    3 458 689    3 538 043
10 İsrail    3 407 436    2 955 545    2 698 139    2 950 902    2 649 663

 

Amerika’nın Barack Obama ile başlayıp Donald Trump ile devam eden söylem ile eylem farklılıkları sonucunda Türkiye tavrını gayet net bir şekilde ortaya koymaktadır. Öte yandan NATO müttefiki iki ülke ortak askeri planlarının bir kısmını hala sağlıklı bir şekilde yerine getirmektedir. Türk halkının büyük bir kısmı bu olanlardan ders alınarak aynı hatalara tekrar düşülmemesi gerektiği görüşündedir. Bu nedenle yerli üretim ve milli firmalara destek son dönemde artmıştır, ancak ABD’ye karşı ekonomik olarak ayakta durmanın zor olduğunu ilişkilerin normalleşmesi gerektiğini dile getirenlerde oldukça fazladır. Donald Trump son dönemde ülkesinde çeşitli suçlamalar ile karşı karşıya kalmaktadır. Görevinden azledilmesi bile gündeme gelen Trump’ın akıbetinin ne olacağını ve Türk Amerikan ilişkilerinin ne yönde gelişeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.


KAYNAKÇA

[1] http://www.mfa.gov.tr/turkiye-amerika-birlesik-devletleri-siyasi-iliskileri.tr.mfa

[2] Baskın ORAN, Türk Dış Politikası Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, İletişim, 2015, s.524.

[3] https://www.stratejikortak.com/2017/03/14-yilinda-1-mart-tezkeresi.html

[4] http://qha.com.ua/tr/siyaset/4-temmuz-2003-cuval-olayi/172006/

[5] https://www.yeniakit.com.tr/haber/obamanin-sekiz-yillik-baskanlik-karnesi-246118.html

[6] https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37917540

[7] https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37917540

[8] Hakan ÇOPUR, ‘’Türk-amerikan İlişkilerinde ‘’Muhasebe’’ Dönemi ve Yeni Arayışlar’’, Dış Plitika, sayı:4, s8.

[9] Hakan ÇOPUR, ‘’Türk-amerikan İlişkilerinde ‘’Muhasebe’’ Dönemi ve Yeni Arayışlar’’, Dış Plitika, sayı:4, s7.

[10] Hakan ÇOPUR, ‘’Türk-amerikan İlişkilerinde ‘’Muhasebe’’ Dönemi ve Yeni Arayışlar’’, Dış Plitika, sayı:4, s10.

[11] http://www.hurriyet.com.tr/dunya/kim-bu-amerikanin-israrla-istedigi-papaz-40594210

[12] https://www.dw.com/tr/trumptan-t%C3%BCrkiyeye-y%C3%B6nelik-vergileri-ikiye-katlama-karar%C4%B1/a-45037695

[13] http://www.tuik.gov.tr

Oran, B. (2015) Türk Dış Politikası Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, c.1, İstanbul, İletişim

Çopur, H. (2018) ‘’Türk-amerikan İlişkilerinde ‘’Muhasebe’’ Dönemi ve Yeni Arayışlar’’, Dış Politika, 4: 7-15.

Dışişleri Bakanlığı, http://www.mfa.gov.tr/turkiye-amerika-birlesik-devletleri-siyasi-iliskileri.tr.mfa, erişim tarihi: 24 Aralık 2018

BBC, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37917540

https://www.stratejikortak.com/2017/03/14-yilinda-1-mart-tezkeresi.html

http://qha.com.ua/tr/siyaset/4-temmuz-2003-cuval-olayi/172006/

http://www.tuik.gov.tr

 

YAZAR

1995 Eskişehir'de doğdum. İlk ve Orta öğrenimimi Bilecik'te tamamladım. Lisans eğitimimi 2014/2018 yılları arasında Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde tamamladım. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu tarafından desteklenen (Bilecik’te Yaşayan Afgan Mültecilerinin Bilecik Halkına Sosyo-Ekonomik Etkileri) başlıklı proje kapsamında Bilecik Merkez’de yapılan alan araştırmasına katıldım.

İLETİŞİM


Akademik Kaynak
 

 TR