TR

Kültür Oluşumunda Önemli Bir Unsur: Dil

 

“….dil hem millet olmanın temel ögesi hem de kültür birliğinin en temel aracıdır.”

                                                                                                          Mustafa Kemal Atatürk

KÜLTÜR OLUŞUMUNDA ÖNEMLİ BİR UNSUR: DİL

 ÖZ

Bir milletin kültürel değerlerinin başında gelen dil, toplumları aynı duygu ve düşünce etrafında da toplar. Dil, milletlerin geçmişlerinden aldıkları en önemli mirastır. O halde diller, toplumları oluşturan bireylere bırakılan en büyük donanımdır ve milletlere aittir. Dil aynı zamanda insanlar arasındaki iletişimi de sağlayan en temel araçtır. Ortak bir geçmişe sahip olan insanlar aynı zamanda ortak bir kültüre de sahiplerdir. Kültürün bilgi birikimi olduğunu kabul edersek bu birikimin kaynağının da dil olduğunu söylemek yanlış olmaz. Her dil, ait olduğu milletin benliğinin, kimliğinin, kişiliğinin ve bunları oluşturan unsurların aynası, göstergesi durumundadır.

KÜLTÜR ve DİL İLİŞKİSİ

Genel tanımı ile “dil, bazı ses veya ses gruplarının o şeylerin hayalini uyandırması sürecinden ibarettir”[1], işlevi bakımından “dil, vasıtadan başka bir şey değildir[2], manevî bakımdan ise “dil, hayatın aldığı bir şekildir ve milletin çağlar boyunca yaşadığı tarihin adeta özetidir[3] ”.

İnsanoğlu tarih boyunca ürettiği düşünce, felsefe, bilim, kültür ve medeniyeti kullandıkları dil aracılığıyla diğer insanlara ve sonraki kuşaklara aktarmıştır. Bu alanlardaki ilerleme ve gelişmeler dili beslemiş, dildeki ilerleme ve gelişmeler de bu sayılan alanları beslemiştir. Yani bilim ve düşünce bir taraftan kendi fonksiyonlarını yerine getirmek için dili kullanırken diğer taraftan da dilin zenginleşmesini sağlamıştır[4]. Görülüyor ki, insanın dünyaya açılmasını ve dünyayla ilişki kurmasını, kullandığı dili sağlamaktadır. İnsanın kimliğini bulması aynı zamanda kendi bilincine varması da yine kullandığı dil sayesinde gerçekleşmektedir. Kültürün oluşumunu sağlayan da yine dildir.

Dilin aynı zamanda birleştirici ve bütünleştirici bir unsur olduğunu da düşündüğümüzde devletler arası iletişim ve etkileşimde de en çok etkilenen şüphesiz dildir. Ülkelerin bağımsızlıklarının devam ettirilebilmesinde dilin önemi yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Dil aynı zamanda milletlerin tüm faaliyetlerini başka bir söyleyişle, tüm başarılarının tespit edilip saklandığı ve gelecek kuşaklara aktarıldığı toplumsal bir ortamdır.[5] Dil, toplumları milli birlik ve beraberlik düşüncesi etrafında, toplumu oluşturan bireyleri siyasal, toplumsal ve kültürel anlamda birbirine bağlayan en önemli iletişim aracıdır. O halde bir iletişim aracı olarak kabul edilen dilin en önemli unsurlarından biri toplumu oluşturan tüm bireyler tarafından anlaşılır olmasıdır.

Kültür, bir milletin yüzyıllar boyunca oluşturduğu algı, ilgi, tutum ve davranışlarla tezahür eden yaşam biçimi, maddî ve manevî değerler toplamıdır ve nesilden nesile miras olarak aktarılarak gelmektedir. Kültür, hayatın her safhasında insanı kuşatan duygu ve düşüncenin yaşama yansıyan hâlidir.[6] Gelişmiş bir kültür, ancak gelişmiş bir dille kazanılabilir.[7] O halde “Dil” ve “kültür” birbirleriyle çok yakından ilişkilidir. Toplumların dilleri toplumu oluşturan bireylerin genel kültürel yapılarını da yansıtır.

Dil kültürü oluşturan önemli bir unsur olduğuna göre, bir milletin dil ile ifade ettiği yazılı ve sözlü her şey de kültür kavramı içerisinde yer alır. Bir toplumun yaşamak için ürettiği maddî ve manevî değerlerin hepsi kültür ögesi olarak kabul edilir. Dil, bu kültürün gelişip güçlenmesini, kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan çok önemli bir araçtır. İnsan dil ile kendisi dışındaki insanlarla ve diğer varlık alanlarıyla ilişki kurar ve yine dil ile, bütün insanlar için ortak olan bir bilgi alanı oluşturur ve o alanı nesilden nesile yine dil yoluyla aktarır. İşte bu sebepledir ki dil ve kültür birbirlerinden ayrı düşünülemez iki kavramdır. Dil yoluyla oluşturulan bu alan bilim, felsefe, din, sanat, kısacası, kültür alanıdır.[8]

Dilin bir kültür aktarıcısı olduğunu söyleyebildiğimiz gibi aynı zamanda kültürün devamlılığını da sağlayan önemli bir araç olduğunu söyleyebiliriz. İnsanın sembolik düşünme kapasitesinin ürünü olan dil, bir iletişim aracı olarak da en önemli kültür öğesidir. Bir milleti oluşturan insanlar duygu, düşünce ve hayallerini dil ile ifade ederler.[9] Diline sahip çıkan milletler, geleceğine de sahip çıkar. Geçmişiyle bugünü arasında dil bakımından anlaşılmazlık varsa, geçmişin tahlil edilerek ders çıkarılması, dolayısıyla da geleceğe yön verilmesi zorlaşmaktadır. Gelecek nesiller dillerini öğrenirken aynı zamanda atalarından kalan karakteristik yaşam biçimlerini, içinde yaşadıkları toplumun kendine has özelliklerini de öğrenmiş olurlar.

Kültür kavramını nesilden nesile aktarılan bir bilgi birikimi olarak değerlendirdiğimizde bu birikimin ana kaynağının da dil olduğu gerçeğinden hareket etmek yanlış bir değerlendirme olmaz. Kaldı ki kültürel birikimin aktarılmasında dilin varlığına ihtiyaç duyulur. Diline gereken önemi vermeyen aynı zamanda diline hâkim olmayan toplumlar kültürlerini kaybetmeye mahkûm toplumlardır. Bir milleti oluşturan her bir bireyin dahil olduğu milletin kültürünü öğrenmesi ve bilmesi dilini de bilmesi demektir.

Dil ve kültür bir bütünü oluşturan ayrılmaz iki parça gibidir. Dilin zenginliği bir bakıma kültürün zenginliğidir. Dil ne kadar etkili ve işlek bir yapıda olursa ortaya konulan ürünler aracılığıyla kültürün zenginliği de o derece etkili ortaya konulabilir. Kültürün zenginliği de dili etkili kullanmada söz sahibinin işini kolaylaştırır. Sahip olduğu değerleri ile kültür, ifadeye güç kazandırır. Özet olarak söylemek gerekirse; kültür, dil için inanılmaz bir kaynak; dil de kültür için vazgeçilmez bir araçtır.”[10]


Dipnotlar

[1] Mehmet Kaplan, Kültür ve Dil, Dergâh Yayınları, İstanbul, 2001, 14. Baskı, s. 163.

[2] A.g.e., s. 135.

[3] A.g.e., s. 140.

[4] Ekrem Erdem, “Dil, Kültür ve Medeniyet”, Dil ve Edebiyat Dergisi, s. 5.

[5] Korkut Tuna, “Dil ve Milli Kimlik”, Çağdaşlaşma ve Kültür Dil, Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri

Ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, Ankara, 2003, s. 40.

[6] Ali Göçer, “Türkçe Öğretmeni Adaylarının Kültür Dil İlişkisine Yönelik Metaforik Algıları”, Ankara, 2012,

s., 50-51

[7] Ruhattin Yazoğlu, “Dil Kültür İlişkisi”, Ekev Akademi Dergisi, 2002, sayı:11, s.22.

[8] Yazaroğlu, a.g.m., s.25.

[9] Yılmaz Özakpınar, İslam Medeniyeti ve Türk Kültürü, İstanbul, 1999, s. 121.

[10] Göçer, a.g.m., s.57.

] }

AKADEMİK KAYNAK
 

 TR