TR

Kentli Hakları ve Türkiye

Kitap Adı: Kentli Hakları ve Türkiye

Yazar: Ahmet MUTLU

Yayınevi: Çizgi Kitapevi

Basım Yılı: 2010

Sayfa Sayısı: 344

Fiyatı: 22,40

DEĞERLENDİRME

Kent literatüründe sıkça kullanılan bir kavram olan kent hakkı, bu kitapta hem kuramsal olarak ele alınmış, hem de ampirik bir çalışma ile somutlaştırılmıştır. Yazar, kitabın yazılış amacının Türkiye’de kentli hakları konusundaki bilinci ölçmek olduğunu belirtmektedir. Kitapta bu amaca ulaşmak için Ankara ve Çorum kentlerinde gerçekleştirilen alan araştırmasının sonuçlarına yer verilmiştir. Genel olarak eserde Türkiye’de  kentli hakları bilinç düzeyini etkileyen faktörler üzerinde durulmuştur.

TÜBİTAK tarafından yapılan bir araştırmanın sonuç raporundan yola çıkarak yazılan bu kitapta, araştırmaya yönelik detaylı bilgiler verilmiştir. Araştırmada iki farklı kent örneklem olarak alınmıştır. Araştırmanın temel problemi, Ankara ve Çorum’da gelişmişlik düzeyi farklı olan iki kentin kentlilik bilincinin aynı olmayacağına dayanmaktadır. Çalışmada öncelikle Ankara ve Çorum illerinin neden seçildiği aktarılmıştır. Yazar araştırmasının varsayımlarını  12 başlıkta açıklamıştır. Diğer yandan  bibliyografya bölümünde  kentli hakları ve kentlilik bilinci ile ilgili literatürde yer alan çalışmalara yer vermiştir. Kitabın kurgusuna baktığımızda ilk olarak kent, kültür, kentleşme, kentlilik bilinci gibi kavramlar ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Daha sonra yapılan araştırmanın örneklemi ve verilerin toplanması süreci hakkında bilgi verilmiştir. Son olarak ise araştırmanın bulgularına dair bilgiler aktarılmıştır.

Kitap boyunca kentli hakları kavramı hakkında oldukça detaylı bilgi verilmiştir. Kentli haklarının amacı, kentsel yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve kentte yaşayanları kentsel yönetime katılmasıdır. Kentli hakları 1870’li yıllarda Fransa’daki toplumsal hareketlerle gündeme gelmiş, özellikle 1900’lü yıllardan sonra kent ile ilgili antlaşma ve sözleşmelerde daha belirgin ele alınmıştır.  Kentli haklarının somut ve tüzel nitelik kazanması ise 1992 yılında Avrupa Konseyi’ nin kabul ettiği Avrupa Kentsel Şartı-1 ile olmuştur.  Yazar,  kentsel yaşamda gerçekleşen sorunların çözümünde bireylerin katılımının sağlanması için kentli haklarından haberdar olunması gerektiğini vurgulamıştır. Kentli haklarının dünyada gelişim sürecinin yanında Türkiye açısından da konu ele alınmıştır. Bu kısımda yazarın Türkiye’de yerel yönetimler daha çok hizmet işlevleri ile algılanmakta olduğuna yönelik tespiti oldukça önemlidir. Kentli hakları ise bu durumdan daha geniş bir çerçeveye sahiptir. Nitekim kentli hakları yerel yönetimlerin hem hizmet hem de demokrasi işlevini ön plana çıkaran haklar ve sorumluluklardan oluşmaktadır. Yazar ayrıca Türkiye’ de kentli hakları bakımından bilimsel ve yasal çalışmalarda yeterli bir altyapının sağlandığı fakat kentsel yaşamda uygulanma noktasında sorunlar  yaşandığını  belirtmiştir.

Genel bilgiler kısmına  kent, kentlerin ortaya çıkışı ve gelişmesi ile başlanmıştır. Daha sonra kentin ortaya çıkması ile başlayan kentleşme olgusu açıklanmıştır. Kentleşmenin genel olarak nüfusun kentlerde yoğunlaşması süreci açısından  demografik olgu olduğu vurgulanmıştır. Diğer yandan kentleşmenin nedenleri üzerinde de durulmuştur. Çalışmanın araştırma boyutunu oluşturan kent kültürü ve kentlilik bilinci,  kentlileşme kavramları da ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Kentte yaşayan insanların kentte kendilerini ait hissetme ve kentle duygusal ve sosyal bağlar kurması kentlileşme sürecinde önemli rol oynamaktadır. Bireyin kentle bütünleşme süreci sosyalleşmeyi içermektedir. Buna nedenle kentleşme her ne kadar sosyal ve kültürel sorunlar yaratan bir süreç olsa da kentlileşme olumlu bir süreçtir (Bkz: 63).

Yazar büyüyen ve yönetimi zorlaşan kentleri yaşanabilir ortamlara dönüştürmenin, kent kültürünü geliştirmeye ve kentlilik bilincini yaratmaya bağlı olduğunu belirtmiştir (Bkz: 64). Kentli olan bireyin  kent değerleri ile bütünleşme sürecinin sonucunda ortaya çıkan kentlilik bilinci; kentte yaşayan bireylerin kenti, kentin değerlerini, kentin özelliklerini, kentte yaşamanın kültürel boyutlarını kavrama sürecidir (Bkz: 65) Ayrıca bu bölümde kentli insana özgü tutum ve davranışlarda bir tablo ile açıklanmıştır.

Yazar kentlilik bilinci, kentlileşme gibi kavramları kuramsal olarak açıkladıktan sonra Türkiye’de kentleşme ve kentlilik üzerinde durmuştur. Türkiye’de kentleşme süreçleri kalkınma planları gibi diğer belgelerden tespitlerle birlikte anlatılmıştır. Ayrıca literatürde kentler üzerinde yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Bu kapsamda Türkiye’de kentleşme literatüründeki çalışmalardan örnekler sunulmuştur. Türkiye’de kent kültürü ve kentlilik bilinci konusunda devlet merkezli politikaların etkili olduğu belirlen yazar, 1990 yıllarda kent kültürü ve kimlik tartışmaların yoğunlaştığını belirtmiştir. (Bkz: 93)

Kitapta konuyu  özetleyen tabloların yer alması okuyucu açısından bir avantaj olmuştur. Kitabın araştırma bulguları kısmına geçmeden önce ise son olarak kuramsal açıklamalarda kentli hakları üzerinde bir kez daha durulmuştur. Kentli haklarının felsefesi, sanayi sonrası toplumda ortaya çıkan kentli bireyin özelliklerine dayanmaktadır. Bu süreç içerisinde birey edilgen konumdan etken bir hale gelmiştir (Bkz: 105). Bu kısımda kentli haklarının siyasal, sosyal, yönetsel ve hukuksal dayanakları ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Bu kapsamda yapılan sözleşme ve toplantıların çoğunluğu ise Avrupa merkezli olduğu vurgulanmıştır. Son olarak ise kentli haklarının niteliği ve kapsamı üzerinde durulmuş, Türkiye’de kentli haklarını gelişim süreci ele alınmıştır.

Bulgular kısmına geçmeden önce kentsel gelişmişlik bakımından Ankara ve Çorum illeri karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma nüfus, eğitim, istihdam ve gelir, taşıt ve katı atık göstergeleri  ile yapılmıştır.  Burada Ankara’nın göç alan, Çorum’nun göç veren bir kent olduğu, Ankara’da hizmet ve sanayi, Çorum’da ise tarım sektörünün önde olduğu  gibi tespitlere yer verilmiştir. Bu karşılaştırmanın ardından araştırmanın türü ve örneklemi hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmada anket formuna dayalı yüz yüze görüşme tekniği kullanılmıştır. Ayrıca örneklem seçiminde nelerin temel alındığından da bahsedilmiştir. Çorum ve Ankara’da 18 yaş üstü 671 denek ile verilerin toplanmasında görüşülmüştür. Verilerin toplanmasında, görüşme formunun yapılandırılmasına yönelik detaylar aktarılmıştır.

Görüşmelerde belediye algısı, kentlilik bilinci, kentli hakları bilincine yönelik sorular hazırlanmıştır. Bu görüşme soruları detaylı bir şekilde kitapta açıklanmıştır. Bu kısımda son olarak veriler analiz edilmiştir. Kitabın son bölümünde ise bulgulara yer verilmiştir. Yapılan alan araştırması ile kentsel gelişmişlik ile kentlilik bilinci arasındaki ilişkinin kentli hakları bilinci içinde geçerli olup olmadığı ortaya konulmuştur. 3 farklı kategoride sorulan sorular da oldukça ilginçtir. Örneğin çocukların meslek tercihine bakış, erkeğin ev işlerinde yardımcı olma düşüncesine bakış, apartman önünde yün çırpmaya bakış gibi sorular deneklere yöneltilmiştir. Çalışmada beklenenin dışında bulgulara da rastlanıldığı belirtilmiştir. Örgütlenme eğiliminin Çorum’da Ankara’dan daha fazla olması bunlardan biridir. Görüşmeler sonucunda kentlilik bilincine, belediye algısına ve kentli haklarına ilişkin bulgulara yer verilmiştir. Kendi açımdan belediyeler algısı kısmında yerel yönetimlere ilgi artışının iş ilişkisini yani bireysel faydanın ön planda olması sonucu dikkatimi çekmiştir. Diğer bir bulgu ise kentli hakları kısmında bisikleti bir ulaşım aracı olarak bakış bulgusunda olmuştur.  Ayrıca kentte kalış süreleri ile kentli hakları arasında anlamlı bir ilişki olduğuna yönelik varsayımın doğrulamadığı belirtilmiştir.

Yapılan analizlerde kentli hakları bilincini etkileyen cinsiyet, yaş dağılımı, eğitim seviyesi, kentte kalış gibi çeşitli faktör temel alınmıştır. Son olarak sonuç kısmında kentlilik bilinci kapsamında metropol bir kent olan Ankara ve orta büyüklükte bir kent olan Çorum arasında böyle bir karşılaştırmanın yapılmasının literatür açısından önemli olduğu vurgulanmıştır.

Sonuç olarak kitap Türkiye’de kentli hakları ve kentli hakları bilincine odaklanmaktadır. Kitabın hem kuramsal hem de alandan verileri yansıtılması konu bütünlüğü açısından oldukça faydalı olmuştur. Böylece ilk kısımda anlatıları somutlaştırmak adına okuyucuda konun netleşmesi sağlanmıştır. Kentlerde yaşanan sorunların giderilmesinde en önemli sorumlulukta kentte yaşayanlardır. Kentte yaşayanların bu sorunların çözümüne katılmaları ise kentlilik bilinci ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle kentli hakları ve kentlilik bilinci kentleşme alanında uzun yıllar  daha tartışılmaya devam edecektir. Böyle bir çalışmanın yapılması ileri de araştırmacılar açısında da önemlidir. Nitekim bundan 20 yıl sonra yapılacak benzer nitelikteki araştırma ile bu araştırmanın karşılaştırılması kentli haklarında ve kentlilik bilincindeki gelişmeleri anlamak açısından oldukça önemli olacaktır. Kentli haklarına yönelik alan araştırması yapmayı planlayan araştırmacıların bu kitabı okumasını tavsiye ediyorum.

 

 

 


AKADEMİK KAYNAK
 

 TR