TR

Ceza İlişkisi Ve Af Kavramı

GİRİŞ

Devlet kamu yararı gözeterek hukuk kuralları çerçevesinde cezalandırma yetkisine sahiptir. Cezalandırma ve suç ilişkisinde yine kamu yararı gözetildiğinde karşımıza af kavramı çıkar. Af bir kusuru bir cezayı bağışlamak olarak anlamını bulur. Merhamet ve ahlak ilişkisinde yer alan af hukuki çerçevede ortaya çıkardığı sonuçlar bakımından bir kurum haline gelmiştir. Af suç ilişkisi ile bağlantılı olduğu için çok eski dönemlerden beri varolagelmiştir. Af kapsamına birçok alan girmektedir vergi affı veya üniversite affı bunlara örnek verilebilir fakat bizim çalışmamızın kapsamını ceza hukukundaki aflar oluşturduğu için diğer ayrımlara değinilmeyecektir. Af istisnai bir yetkidir ve cezalandırmada olduğu gibi yetkili organlar tarafından gerçekleştirilir.

Af, çıkarma yetkisine tabi organlar ve sonuçları bakımından ağır eleştirilere ve tartışmalara tabi olmaktadır. Özellikle siyasi partilerin oy için kullandıkları bir politika olduğu iddiası üzerine yoğun tartışmalar hep olagelmiştir. Bununla birlikte cezanın niteliğini kaybetmesi üzerine de eleştiriler mevcuttur ama kamu yararı amacı güdülerek af uygulamasına devam edilmektedir.

Af ceza ilişkisini kesen genel bir nedendir, her suç için geçerli olabilmekle birlikte bu konudaki tek istisna orman suçları ile ilgilidir. Af çıkarılırken sebep, konu, zaman gibi unsurlar kesin olarak belirlenir ve affın amaç dışında kullanılmasının önlenmesi sağlanmaya çalışılır.

Çalışmamızın ilk kısmını af kavramının tanımı ve hukuki açıdan değerlendirilmesi yapılmış ve suç kadar eski olduğu belirtilen bu kurumun, Türkiye’deki tarihsel süreçte hangi aşamalardan geçtiğine yer verilmiştir. İkinci bölümde affın türleri açısından nedenine göre ve genel-özel af şeklindeki, affın sonuçlarına dayalı genel ayrıma göre bir sınırlama yapılıp anlatım yapılmıştır. Birbirleriyle aralarındaki benzer ve farklı yönler açıklanarak karşılaştırmalı bir anlatım yolu izlenmiştir.

  1. AFFIN TANIMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ

Af sözcüğü, etimolojik olarak Arapçadaki “Afv”tan türemiş olup hukuk dünyasında suçu bağışlama, (İslam Hukukunda) kısas veya diyet haklarından vazgeçme, işlenen suçtan dolayı faili cezalandırmama anlamında kullanılmaktadır.[2] Türk Dil Kurumu’nun tanımında ise af “bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama” olarak yer bulur.[3] Keyman şöyle tanımlamıştır: “bir haktan vazgeçmek olan af, kesinleşmiş veya kesinleşecek cezaların yetkili devlet organlarınca azaltılması veya tamamen kaldırılmasıdır; diğer bir ifadeyle af, suç oluşturulan fiiller için ceza vermek hakkını ortadan kaldıran, verilmiş cezaların kısmen ya da tamamen infazını önleyen, hukuki tasarruflar.” Aslında bakıldığında günümüzde devletin cezalandırmaktan vazgeçmesinde anlamını bulur.[4]

Af uygulaması çeşitli sebeplerle gerçekleştirilmektedir. Bunlardan biri ceza kanunlarının somut olaylara uygulanması sırasında çıkabilecek haksızlıkların önüne geçmektir. Bu madde biraz farklı dursa da şöyle bir gerçek var ki adli hatalar da söz konusu olabilir, bu sebeple bu madde önemlidir. Diğer af uygulaması sebepleri ceza evlerinin boşaltılması isteği, siyasi amaçlar şeklinde sıralanabilir. Türkiye’de özellikle bu iki madde dikkat çeker çünkü cezaevi personeline rahatlık sağlamak, ceza evlerindeki yığılmanın yükünü azaltmak için gereklidir. Yine siyasi nedenler özellikle seçim zamanlarına denk getirilerek birer oy politikası olarak kullanılır.[5]

Af istisnai karakterlidir. Belirli ve geçici bir amaca hizmet etmesi sebebiyle zamanla sınırlı bir kanundur. Kusuru çözücü bir yanı yoktur zaten kararı da ortadan kaldırmaz, yalnızca ceza hükümlerinin infazını ortadan kaldırır. Schaetzer’e göre ise af belirli bir sosyal hal ve durumun çözümlenmesinde kanuni araçtır. Diğer süreli kanunlar gibi ondada amaç-araç ilişkisi vardır.[6]

Af kurumunun tarihsel gelişimi incelendiğinde cezalandırma kurumu kadar eski bir seyri olduğu görülür çünkü makam olarak cezalandırma işlemini yapan kurum af ile de yetkiliydi. Bilmen Osmanlı-Türk hukukunun seyri hakkında şunları söyler: “yasama, yürütme, yargı yetkisini elinde bulunduran padişah uygulanan örfi hukuk gereği bireysel veya toplu olarak suçları af yetkisine sahipti. Ancak af konusunda İslam hukuku ile Batı hukukunun tam bir benzerlik içinde olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Gerçekten kul hakkına ilişkin suçlar ile Allah’ın hakkına ilişkin suçlar temeline oturan İslam hukukunda kul hakkına ilişkin suçlarda af yetkisi suç mağduruna veya mirasçılara, Allah’ın hakkına ilişkin suçlarda af yetkisi kadı ve ulemre aittir.” Akgündüz, affa ilişkin ilk yazılı hükmün 1858 tarihli Osmanlı Ceza Kanununda yer aldığını belirtir ve kanunun 47. Maddesinde görülür ki özel bir irade olmadıkça cezaların affı ve değiştirilmesi caiz sayılmaz. Anayasal döneme geçmeden önce af padişah adına cezalandırmak için yetki verilmiş olan kadılardan cezalandırma konusunda verilen vekaletin geçici olarak geri alınmasında anlamını bulur. İlk olarak 1876 Anayasasına bakıldığında 7. Maddesinde af çıkarma yetkisini padişaha vermiştir.[7]

1909 değişiklikleri ile “affı umumi” kavramı Türk hukukunda yerini aldı. Yani artık genel ve özel af kavramları ayrı olarak anılmaya başlandı. Bu değişiklikle başlayan ayrım Cumhuriyet devri anayasalarında da yer bulmuştur. Genel ve özel af çıkarma yetkisini meclise verirken özel affın bir türü olan Cumhurbaşkanı affını da anayasaya eklemiştir. 1924 Anayasasında 24. 1961 Anayasasında 64. 1982 Anayasasında ise 87. Maddede TBMM’nin genel ve özel çıkarma yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir.[8] 1921 Anayasasında affa ilişkin hüküm olmadığına değinen Keyman diğer Türk anayasaları için şunları eklemiştir: “1924 Anayasası genel af, özel af, takibat ve cezaların tecili olmak üzere 3 ayrı af kurumu düzenlemiş ve kural olarak üç yetkiyi de meclise vermiştir; Cumhurbaşkanı ise sadece hastalık, yaşlılık gibi sebeplerle özel af çıkarma yetkisine haiz olmuştur. 1961 Anayasasında genel-özel af şeklinde düzenleme yapılmış af yetkisini meclise vermiştir; Cumhurbaşkanına ise sınırlı bir şekilde özel af çıkarma yetkisi tanınmıştır.[9]

Af dayanağını anayasadan almaktadır. Türkiye’de 1982 Anayasası’nda genel af ve özel af ilan etme yetkisi TBMM’ye aittir. Af çıkarma yetkisi 1982 Anayasası’nın 87 maddesinde yer bulmuştur ve şöyledir: “Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.”[10] Anayasanın 104. maddesinde Cumhurbaşkanına “sürekli hastalık, sakatlık ve kocama” nedenlerine dayanarak bağışlama yetkisi verildiği belirtilirken 169. maddesinde orman suçları için genel ve özel af çıkarılamayacağı yer almıştır. Üzerinde af çıkarılamayan tek konu olan orman suçları ile ilgili madde şöyledir: “Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasî propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.”[11] Türkiye’de 1 Haziran 2005’te YTCK, CMK ve İnfaz Kanunu ile ceza siyasetinde yeni bir yol belirlenmiş ve af bir ceza hukuku aracı kabul edilmiştir.[12]

Af kurumunu bir yasama, yürütme tasarrufu olarak nitelemek gerekir. Keyman bu konuda tasarruf olmasının mahkemelerin bağımsızlığı prensibiyle çelişebileceğini belirtse de affın kullanılmasında affa yetkili organın üst mahkeme gibi hareket etmeyip bazı siyasi, ahlaki ya da anayasalarda gösterilen sebeplerle affetmesini sınır olarak çizmiştir.[13] Af yasama ve yürütme tasarrufu iken yargı tasarrufu değildir. Döner bu sınırı şöyle açıklar: “maddi kriterler bakımından yargı tasarrufu belirli usul ve kurallara göre bir hukuki uyuşmazlığın karara bağlanması işlemiyken af tasarrufunda bir hukuki uyuşmazlık hakkında hüküm verilmez, sadece işlenmiş olan suçtan sonra ortaya çıkan ceza veya infaza ilişkin durum ortadan kalkar.[14]

Meclis tarafından çıkarılan af ‘kanun’ ismi ile çıkarılır. Karar gibi verileceği belirtilse de diğer kanunlar gibi komisyonlardan geçmekte ve kanun tekliflerine uygulanan prosedürlere tabi olmaktadır. Gözler 2001 yılında 87. Maddede yapılan değişiklikle meclisin af yetkisinin kapsamının genişletileceğini belirtmiş, kullanımı için meclisin beşte üç çoğunluğa sahip olması şartını açıklamıştır. Beşte üç çoğunluğa sahip iktidarlar dışında da iktidar ve muhalefetin uzlaşması gerektiğine dikkat çekmiştir.[15]

Af konusunda zamanlama çok önemlidir. Af kanununun yürürlük tarihinden önceki suçlara uygulanması esastır. Suçlulara ödül gibi olmaması olmaması açısından parlamento da af söylentileri çıktığı tarihlerden bile önceyi kapsaması daha isabetli olacaktır. Hatta Soyaslan İtalyan anayasasındaki ilgili maddede af kanununun tasarısının meclise sunulmasından sonra işlenen suçları kapsamayacağını belirterek bu öneriyi desteklemiştir. Affı benzer kurumlardan ayıran özellikleri vardır. Bunlar; affın konusunu tüm suçların oluşturması, TBMM tarafından çıkarılması, ceza hukukunun bir kurumu olması şeklinde sıralanabilir.[16]

  1. AFFIN TÜRLERİ

Affı türleri bakımından sınıflandırdığımızda yerleşik biçimde çok benimseme görmeyen ayrım olan affın nedenine göre tasnifi ve hukuk dünyasında oluşturduğu etkiye göre yapılan genel-özel af tasnifi karşımıza çıkar.

  1.1. Affın Nedeni Bakımından Türleri

Schaetzer nedeni bakımından affı 3 başlıkta incelemiştir. Bunlar bir dönemi kapatan af, yatıştırma ya da toplumsal barış affı ve hükmü düzeltici aftır. Bir dönemi kapatan afta “ihtiyaç yasak tanımaz” kuralı nedeniyle işlenmiş suç algısı vardır. Olağanüstü durumlar dolayısıyla işlenmiş suç algısı vardır. Olağanüstü durumlar dolayısıyla insanların hiç işlemeyecekleri suçları işlemeleri halini ele alır. Bu sebeple savaş, deprem gibi hallerde gerçekleşen suçların koşullar ortadan kalktıktan sonra affedilmesidir. İkinci neden olan yatıştırma ve toplumsal barış affı ismini politik kutuplaşma ve onların neden olduğu mücadeleden bozulmuş olan iç barışı tekrar sağlamaya çalışmasından alır. Hükme düzeltici af ise teknik olarak lehe olan kanunların geçmişe etkisi nedeniyle geçmişteki hükümler üzerinde de sonuç doğurması açısından af kanunu kapsamına girmese de hükümlerde oluşan aksaklıkları gidermek amacıyla maddi ceza hukukunda bir indirimi sonuçlandıran kanunlardır.[17]

Gropengıeber ise sebebe bağlı afları kutlama afları, çağrı afları ve politik aflar olarak sıralamıştır. İlk olarak kutlama affına bakarsak eski bir kökene sahip olduğunu görürüz. Sevinçli olayların kutlanması, bayram gibi sebepler gösterilerek yapılan kutlama affında asıl amaç adli yükü azaltmak veya iktidar gücünün sembolik olarak ortaya konulması gibi pekte meşru olmayan amaçlar taşır. Hatta bu af hakkında “cezalandırması çok pahalı olan her bir hukuk ihtilalcisine karşı devletin yüce gönüllülüğü” gibi bir tanımda yapılmıştır. Türk hukuk tarihine bakıldığında da kutlama aflarının olduğu görülür. Deligöz şu örneği vermiştir: “II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. Yıl dönümü sebebiyle 1901 yılında ilan edilen af, hukuk tarihimizin en geniş kapsamlı aflarındandır. Bu af ile padişah, borçları sebebiyle hapishanede bulunanların tamamının borçlarını kendi ödemiş; hapishanedeki siyasi ve adli suçluların tamamını affetmiştir.” Bu af yasasının gerekçesini Sönmez şöyle belirtir: “muhtelif sebep ve tesirlerle, ihtiras ve hatalarına kurban olmuş, kimseleri de düşünmek, onları biçarelere karşı gösterilecek müsamaha, kendilerine temiz bir unsuru istihsal olarak alacak olan cemiyet lehine bir hareket olduğu kadar memleketin haiz olduğu kuvvetinde bir delili olacaktır.”[18]

            İkinci ayrım olan Çağrı aflarını Gropengıeber devletin suç işleyen vatandaşına hukukun onayladığı bir davranışı yapma şartını koşarak onu cezadan kurtarması olarak tanımlamıştır. 08.01.1936 tarihli 2887 Sayılı Tunceli Vilayeti Halkından Olup Da Nüfus ve Askerlik Kanunlarına Göre Kendilerine Verilmesi Lazım Gelen Bazı Cezaların Affına Dair isimli kanun hukuk tarihimizdeki çağrı affı örneklerindendir. Kanunun geçerlilik süresi içinde kendilerini nüfus kütüklerine kaydettirenlerin ve askerlik şubesine başvuranların yükümlülüklerini daha önce yapmamış olmalarından dolayı ceza almayacaklarını bildirmiştir.[19]

Üçüncü af türü ise politik aflardır. Bu afları Gropengıeber bir dönemi kapatıp bir dönemi başlatması dolayısıyla ‘temiz sayfa afları’ olarak nitelemiştir. Dünya tarihinde bu afların birçok örneği vardır. Atina’da Peleponnes savaşı sonrası Tirasibulos tarafından çıkarılan af ya da Otuz Yıl Savaşları’ndan sonra yapılan Vestfalya Barışı burada örnek oluşturur.[20]

    1.2. Genel Af, Özel Af ve Cumhurbaşkanı Affı

Demirbaş genel affı kamu davasını ve hükmolunan cezaları sonuçları ile birlikte ortadan kaldıran bir atıfet işlemi olarak tanımlamıştır. TBMM genel af uygulayabilir. Af uygulamasında tek sınır vardır ve kanunun 169. Maddesinde şöyle belirtilmiştir: “Ormanlara zarar verecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanı yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.”[21] Genel af sadece bir suça uygulanabileceği gibi birden fazla suça ya da mahkumiyet söz konusu ise mahkumiyeti tüm neticeleri ile ortadan kaldırır. Soyaslan genel affın tatbik alanını şöyle belirtir: “mahkum olmuş veya cezasını çekmekte olan şahıslara veya cezasını çekecek şahıslara, daha önce özel aftan istifade etmiş şahıslara, küçüklere, haklarında tatbikat yapılmakta olan henüz mahkum olmamış şahıslara suç işlemiş ancak haklarında tatbikat yapılmamış şahıslara uygulamak mümkündür.” Küçük ya da büyük suçu ilk kez işleyen veya tekrarlanan hallerde de uygulanabilir. Genel af da para cezasının önlenmesi vs. gibi şartlarda bulunabilir.[22]

            Af ile birlikte fiil suç olma özelliğini kaybeder yani fiil ortadan kalkmaz. Ne kadar suç olma özelliği olmasa bile kanun koyucu bu fiili gerçekleştirenlerin bazı görevlerde bulunmalarını yasaklayabilir. Bousat-Pinatel Anayasanın 76. Maddesinde yer aldığı üzere bazı suçtan mahkum olmuş olanların affedilmiş olsalar bile milletvekili olamayacaklarını belirtmiştir.[23]

Genel af sonuçları bakımından değerlendirildiğinde görülür ki, af çıkarıldıktan sonra af kapsamına giren suçlar hakkında kamu davası açılamayacağı gibi açılmış olanlar hakkında da düşme kararı verilir. Aynı zamanda fail bu suçu işlememiş kabul edilir. İnfazı tamamlanmış bir suçta af ile birlikte ceza mahkumiyeti ortadan kalkar. Affın güvenlik tedbirlerine tehlike esasından dolayı bir etkisi olmaz. Genel af dolayısıyla cezalar sicilden silinir ve tekerrürü olmaz.[24]

Genel affı ret etme hakkının bulunup bulunmadığı üzerine tartışmalar vardır. Ret her halükarda mahkumiyet öncesi genel aflar için söz konusudur. Ret hakkının olması ya da olmaması konusunda görüş ayrılığı olsa da Timur Türkiye’de ki uygulamasına şu örnekleri verir: “Cumhuriyetin ilanından sonra çıkarılan Ceraim Takibatı ile Cezaların Tecili, Kabahatlerin Affı ve Bazı cürümlerin Takibat ve cezaların tecili, askeri şahılar hakkında askeri mahkemelerce görülmekte olan suçların af ve teciline dair kanunlar, sanığa tecili ret etme hakkı tanımakta, mahkum oldukları takdirde tecilin uygulanacağını öngörmektedir.”[25]

            Özel af kanunda şöyle yer alır: “özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek süresi kısaltılabilir ya da adli para cezasına çektirilebilir.” Özel af kişisel veya toplu şekilde olabilir. TBMM anayasadaki tüm suçlar için çıkarabileceği gibi bazı suçlar içinde çıkarabilir. Özel af durumunda ceza ortadan kalkar, azalır, cezanın çeşidi değişir veya kanuni kısıtlılıkla ilgili haller ortadan kalkar.[26]

            Özel affın reddedilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Çünkü burada kamu düzeni ve kamu yararı esas alınır. Bouzat-Pinatel’in şu örneği bu konuda daha net bir çerçeve oluşturur: “ Fransa’da ölüme mahkum olan bir askerin cezası müebbet küreğe çevriliyor. Müebbet kürekle birlikte rütbeler de alınıyor. Oysa ölüm cezasına bağlı rütbe kaybı yok idi. Başvuruyu yapan askere göre onurlu olmak yaşamaktan daha önemlidir. Başvuru reddedilmiştir. Çünkü özel af hükümet tasarrufu sayılmıştır.”[27]

            Keyman genel af ile özel af arasındaki farkları şöyle belirtir: “genel affın etkisi kesin hükümden önce veya sonra olabilirken: özel af ancak kesin hükümden sonra ve cezanın infazıyla sonuç doğurur.” Yani fark suç veya suçlu sayısı bakımından değil affın sonuçları bakımındandır.”[28] Genel af özel affın bir karması olarak nitelenirken Batı Avrupa’da kanun koyucunun daha fazla adalet sağlamak için bu yolu kullandığı belirtilmiştir.[29]

            Gözler özel af çıkarma konusunda Türkiye ve diğer ülkeleri inceleyerek ayrımı şöyle aktarmıştır: “1982 Anayasasında bakanlar hakkında özel af yetkisinin kullanılamayacağına dair bir yasak bulunmazken, diğer ülkelerin çoğunda bu yasak mevcuttur. Aynı şekilde diğer ülkelerin hiçbirinde Devlet Başkanının af yetkisi sebep unsuruyla sınırlanamazken, 1982 Anayasası “sürekli hastalık, sakatlık, kocama” sebepleriyle sınırlandırmıştır. Bir diğer konu ise parlamenter demokrasilerin hiçbirinde af yetkisi devlet başkanları tarafından tek başına kullanılamamakta ve çoğunlukla karşı imza ile kullanılmaktadır. Sadece başkanlık sisteminin uygulandığı Finlandiya’da bu yetki devlet başkanı tarafından tek başına kullanılmamaktadır.”[30]

             Cumhurbaşkanınca afta ise cumhurbaşkanı adli tıptan alınan rapora göre af ilan edebilir. Sadece Cumhurbaşkanına tanınmış bir yetkidir ve Anayasa da şu şekilde yer almıştır: “sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak.”[31] Cumhurbaşkanı affı özel affın bir türü olarak karşımıza çıkar. Soyaslan Cumhurbaşkanı affının gerekçesi olarak: “ceza infazına devam etmenin kamu vicdanını tatmin etmeyişi, infaza devam etmenin kamu açısından bir yararı bulunmayışı” oluşunu gösterir. Bu af için başvuruyu hükümlü ya da yakınları yapabilir. Başvuru mercii olarak Cumhuriyet Savcılığı, cezaevi dairesi veya Adalet Bakanlığı yer alır. Re’sen özel affa başvuru da mümkündür. Burada özel af dosyası Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanır ve hükümlünün durumu Adli tıp tarafından incelenir, dosya Adalet Bakanının imzası ile Cumhurbaşkanı takdirine sunulur. Cumhurbaşkanı bu konuda takdir yetkisine sahiptir.[32] Özel af sonuçları bakımından genel aftan birçok farklılık oluştur. Mahkumiyet özel af ile ortadan kalkmadığı gibi mahkumiyette adli sicilde kalmaktadır. Sadece mahkumun özel affa uğradığı belirtilir. Tekerrüre engel oluşturmayan özel af tecile engel olur. Yine tazminat eksenindeki para cezalarına da özel af uygulanamaz. Soyaslan özel af ile ilgili şunları belirtmiştir: “mütemmim ve fer’i cezalara özel af tesir etmez. Ancak kanun koyucu mütemmim ve fer’i cezaları da özel af kapsamına alabilir. Özel afla birlikte kanuni mahcuriyette ortadan kalkar. Ancak ağır cezanın hafif cezaya çevrilmesi halinde, hafif cezaya bağlı kanuni mahcuriyet cezası varsa ortadan kalkmaz.”[33]

            Cumhurbaşkanının tek başına aldığı kararlara karşı yargı yolu kapalı olduğu için özel affa ilişkin istemi, reddi ya da affın hukuka aykırılığına karşı herhangi bir kanun yolu yoktur. TBMM tarafından çıkarılan özel afta durum bu şekilde değildir. Doğrudan veya dolaylı olarak iptal davası açmak mümkündür. Doğrudan dava açma yetkisi Cumhurbaşkanına, iktidar ve ana muhalefet partilerine ve 55 milletvekiline aittir. Dolaylı yoldan dava açılmasını ise kanunun uygulanmasında menfaati olan herkes yapabilir.[34]

Sonuç

Suç ve cezaların ortaya çıkmasından itibaren af kurumu da varolagelmiştir. Toplumsal düzenin sağlanması ve devamlılığın olması için devlet hukuk kuralları çerçevesinde cezalandırma ile sorumlu tutulmuştur. Cezalandırma ile ortaya çıkan mağduriyetler ya da toplumsal gereklilik ve fayda af kurumunu ortaya çıkarmıştır. Af cezalandırma ilişkisini kesen diğer nedenlerden farklı olarak devlete aktif bir rol yüklemiştir. Ceza kanunlarında daha kısa bir kapsamda alınması da bunun bir sebebi olarak görülmektedir. Af kaynağını Anayasadan alır ve kanunlar ile düzenlenir. Genel af ilan etme yetkisi Türkiye’de TBMM’ye aittir. Özel af ilanı ise yine TBMM’ye aittir fakat özel affın bir alt dalı gibi geçen Cumhurbaşkanı affında af yetkisi cumhurbaşkanına verilmiştir.

Af üzerine caydırıcılık bakımından birçok eleştiri yapılmaktadır. Suçların affı gibi nitelense bile afta amaç kamu yararıdır. İster adli sebeplerden kaynaklanan durumlar için ister ceza evlerinin boşaltılması için ilan edilmesi sebeplerinde olsun ana amaç kamu yararıdır. Bu eleştiriler neticesinde afta zaman önemli bir unsurdur. Af geçmişteki olaylar için uygulanır bu sebeple de ilerideki suçlar için teşvik niteliği olmaz ama bir affın çıkması diğerleri içinde umut göstergesi olarak eleştirilir. Afta en önemli eleştiri siyasi bir argüman olarak kullanılması üzerine yapılır. Özellikle seçim dönemlerinde artan af tartışmaları da bu konuya haklılık kazandırır. Gerekli ve düzgün şekilde kullanılmadığında affın siyasi partilerin oy kalemi haline gelebilme riski vardır. Ceza evlerinin boşaltılması, personel niteliği gibi sebeplerle yapılan aflarda da yine kısa sürede boşalan alanların dolması ile karşılaşılması af üzerine yapılan eleştirileri artırmaktadır. Bu nedenle görülür ki af üzerinde politika düzenlenirken iki kere düşünmek gerekmektedir.

Çalışmamızda da genel anlamda bu hususlar ele alınmakla birlikte ilk bölümde affın hukuki niteliği üzerinde durularak açıklanmıştır. Devam eden başlıklarda ise nedensel ve sonuçsal anlamda affın türlerine değinilmiş bununla birlikte karşılaştırılarak aralarındaki farklı önlerden bahsedilmiştir. Çalışmanın tümü bakımından varılan en temel sonuç, affın mümkün olduğu ölçüde nadir kullanılması gerektiğidir çünkü toplumsal barışı sağlamaya yönelik olması gereken bu kurumun, genellikle asıl amacından uzaklaştığı görüşü daha ağır basmaktadır. Af, siyasi amaçlara alet edilmeksizin, gerçekten toplum yaşamının zorunlu kıldığı durumlarda, belli suçlara ilişkin olarak kullanıldığında ancak kendisinden beklenen amaçlara hizmet edebilir.


Dipnotlar ve Kaynakça

[2] Duygu Çağlar,  Doğan, Ceza Hukukunda Af, Ankara Üniversitesi  Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2012, s. 6.

[3]http://tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.52e77fbdde7bf0.32904332&kelime=AF.  Erişim Tarihi: 20.04.2018.

[4] Timur, Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Hukuk, Ankara 2012, s. 391.

[5] Demirbaş, s. 391.

[6] Demirbaş, s. 391-393.

[7] Doğan, Soyaslan, Af, 2001, s.414-415.

[8] Soyaslan, s. 415.

[9] Sibel, Can, Türk Hukukunda Af, Ankara Üni. Hukuk Fak. Dergisi, 65 (4) 2016, s.1294.

[10] https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa82.htm. Erişim Tarihi: 15.05.2018.

[11] https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa82.htm. Erişim Tarihi: 15.05.2018.

[12]Can, 2016, s.1303.

[13]Can, 2016, s.1295.

[14]Can, 2016, s. 1300.

[15]Can, 2016, s. 1300.

[16]Soyaslan, 2001,  s. 428-429.

[17] Demirbaş, 2012, s. 693-694.

[18]Duygu Çağlar,  Doğan, Ceza Hukukunda Af, Ankara Üniversitesi  Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2012, s. 12-13.

[19] Doğan, 2012, s. 12-13.

[20] Doğan, 2012,  s. 12-13.

[21] Demirbaş, 2012, s. 694.

[22] Soyaslan, 2001, s. 417-419.

[23] Soyaslan, 2001, s. 420.

[24] Demirbaş, 2012, s. 694.

[25]Soyaslan, 2001, s. 422.

[26] Demirbaş, 2012, s. 695.

[27]Soyaslan, 2001, s.427.

[28] Demirbaş, 2012, s. 695.

[29] Soyaslan, 2001, s. 427.

[30] Can, 2016, s. 1302.

[31] Demirbaş, 2012, s. 695.

[32] Soyaslan, 2001, s. 425.

[33] Soyaslan, 2001, s. 425.

[34]Soyaslan, 2001, s. 426.

Atila, Mesude, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Hukuku’nda Af Kurumu, Ankara Barosu Dergisi, y. 68, s. 2010/1, ss. 275-284.

Can, Sibel, Türk Hukukunda Af, Ankara Üni. Hukuk Fak. Dergisi, 65 (4) 2016, s. 1291-1312

Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Hukuk, Ankara 2012.

Doğan, Duygu Çağlar, Ceza Hukukunda Af, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2012

Soyaslan, Doğan, Af, kaynak: http://www.anayasa.gov.tr/files/pdf/anayasa_yargisi/anyarg18/SOYASLAN, s. 412437.

İnternet Adresleri

https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa82.htm. Erişim Tarihi: 15.05.2018.

http://tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.52e77fbdde7bf0.32904332&kelime=AF. Erişim Tarihi: 20.04.2018.

 

YAZAR

2012-2016 Gazi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi (lisans) 2017-halen Hitit Üniversitesi Siyaset ve Sosyal Bilimler (yüksek lisans) İlgi alanları: siyaset, seçim, anayasa, bürokrasi, ekonomi, teknoloji

İLETİŞİM


Akademik Kaynak
 

 TR