TR

20 Ve 21. Yüzyıl Türkiye- Almanya İlişkileri

1.Tarihi Süreç ve Siyasi İlişkiler                                                      

1790’da Prusya krallığı ile bir barış ve dostluk anlaşması imzalayan Osmanlı imparatorluğu özellikle II. Abdülhamit döneminde Almanya ile askeri ilişkilerini geliştirmiştir. Birinci Dünya savaşı sırasında müttefik olmamızın yanı sıra o dönemde yapılan Bağdat demiryolunun yapımı da ilişkileri güçlendiren diğer bir noktadır. 1933’den sonra Hitler Almanya’sını terk eden  Yahudi, Solcu, Liberal akademisyen ve mühendisler Türkiye’ye davet edilmiş ve onların katkılarıyla yeni sanayi tesisleri ile şirketler kurulmuştur. 1960’larda Almanya ile Türkiye arasında imzalanan iş gücü anlaşması ile çok sayıda vatandaşımız çalışmak içim Almanya’ya gitmiştir[1]

Türkiye ile Almanya arasında 1924 yılında dostluk, 1929 yılında konsolosluk, 1930’da ise ticaret anlaşması imzalanmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında iki ülke arasında yoğun bir ticari ilişki yaşanmıştır.

Türkiye ve Almanya arasındaki ikili siyasi ve ekonomik ilişkiler oldukça yoğundur. Fakat Türkiye’nin  Avrupa birliğine tam üyeliği hedefine Almanya’nın muhalefet etmesi ilişkileri olumsuz yönde etkilemektedir.

Son yıllarda izlediği politikalar neticesinde Avrupa Birliğinin en güçlü üyesi konumunda bulunan Almanya’da  1988’den bu yana meydana gelen hükümet değişiklikleri ile orantılı olarak Türkiye’ye karşı bakış açıları da değişim göstermiştir. Almanya dış politikasını birleşmesinden  bu yana çok yönlü vizyon temelinde yürütmektedir. Almanya dış politikalarında ve güvenlik politikasında ağırlığı NATO’ya vermiş , AB bütünleşmesinde büyük ve öncü bir rol üstlenmiştir . Almanya NATO ve AB ile Rusya’yı yakınlaştırma çabası içindedir. Son dönem Almanya siyasetinde öne çıkan bir diğer nokta da Ortadoğu siyasetinin aratarak İsrail yanlısı çizgiyi sürdürmesidir.[2]

2.İlişkilerin Bozulması

Türkiye ile Almanya arasındaki siyasi ilişkiler İkinci Dünya savaşının sonunda Türkiye’nin Almanya’ya savaş ilan etmesi dışında son döneme kadar karşılıklı dayanışma ve güvene dayalı olarak devam etmiştir. Ancak son dönemde iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulması ve krize dönüşmesine giden süreç beş başlık altında incelenebilir.

a)Türkiye’de Alman vatandaşlarının tutuklanması

ilk kriz şubat ayında Alman Die Welt gazetesinin muhabiri deniz yücelin tutuklanması ile ortaya çıktı Yücel ‘Örgüt propagandası ve Halkı kin ve tahrik’ suçlaması ile tutuklanmıştı. Çifte vatandaş olan Yücel’in tutuklanmasına Almanya sert tepki gösterdi. Ardından büyük ada da bir toplantı sırasında gözaltına alınan Alman vatandaşı aktivist Steudtner ‘Silahlı terör örgütüne yardım etmek’ suçlaması ile  tutuklandı. Bu gelişme üzerine Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal AYDIN protesto amacıyla Almanya Dışişleri Bakanlığına çağırıldı.[3]

b)İncirlik Hava Üssü ve Konya krizi

Alman vekillerin incirlik hava Üssü’ndeki Alman askerlerini ziyaret etmelerine Türk Hükümeti tarafından izin verilmemesi üzerine konu Federal mecliste gündeme taşındı.  Yapılan oylamada Adana’daki İncirlik Üssü’nde görev yapan Alman askerlerinin Ürdün’ün Azrak kentindeki Muvaffak Salti hava Üssü’ne taşınmasına karar verdi. IŞİD’e karşı mücadele veren Almanya’nın askerlerini bir NATO üyesi olan Türkiye’den çekerek NATO üyesi olmayan Ürdün’e taşıması tarihte görülmemiş bir olaydır. İncirlik krizinin ardından Konya krizi patlak verdi aynı şekilde Konya’daki NATO Üssü’nün Alman yetkililer tarafından ziyaret edilmesine izin verilmedi.[4]

c)Türk Subaylarına Sığınma Hakkı

15 Temmuz’daki darbe girişimi sonrasında Almanya’ya iltica talebinde bulunan aralarında üst düzey diplomatların ve  rütbeli askerlerinde bulunduğu kamu görevlilerine iltica hakkının tanınması gerginliğin büyümesinde önemli bir faktör oldu. Alman İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre başvuranların 217’si diplomatik pasaportlu 220’si ise kamu görevlilerine verilen hizmet pasaportu sahibi, Türkiye ise iltica talebinde bulunanların darbe girişiminden sorumlu oldukları gerekçesiyle iade edilmesini istiyor ancak Almanya bunu reddediyor.[5]

d)Casusluk Suçlamaları

Şubat 2017 de Alman polisi bir eve baskın düzenledi ve Türkiye adına casusluk faaliyetleri yürüttüğü gerekçesiyle dört kişiyi göz altına aldı. Almanya Türkiye’nin Almanya sınırları içinde yaşayan ve FETÖ ile bağlantılı olduğu düşünülen kişilere yönelik casusluk faaliyetlerinde bulunulduğunu iddia ediyor, açılan soruşturma da MİT’in Alman istihbarat teşkilatı BND’ye  Almanya’da yaşayan yaklaşık 300 tane Türk’ün adreslerinin numaralarının ve fotoğraflarının yer aldığı bir liste verdiği belirtiliyor Almanya’da yaşayan Türkiye vatandaşları hakkında böyle kapsamlı bilgilerin nasıl toplandığına dair soruşturma devam ederken bu konu iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulmasında etkili bir faktör olmayı sürdürüyor. [6]

e)Referandum Etkinliğinin İptali

Türkiye’de 16 Nisan’da düzenlenen referandum öncesinde Türk Bakanların ve siyasetçilerin Almanya’da yapmak istediği konuşmalara izin verilmemesi ve etkinliğin çeşitli nedenlerle iptal edilmesi iki ülke arasında var olan gerilimin hızla artmasına neden oldu. Alman hükümeti, iptal yetkisinin yerel idarelerde olduğunu savundu. Ancak Türkiye’nin tepkisi sert oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türk bakan ve siyasetçilerin etkinliklerinin iptal edilmesini ’Nazi uygulamasına’ ve iki ülke arasında krize neden olan gelişmeler içinde bu konu da yerini aldı.6

3. Ekonomik İlişkiler

Türkiye ve Almanya arasındaki Ekonomik ve Ticari ilişkiler Osmanlı İmparatorluğu dönemine dayanıyor. Ekonomik süreç, 1961 yılında imzalanan anlaşmalarla farklı bir boyuta taşındı, bugün Türkiye’de 7 bine yakın Alman yatırımcı vardır. Almanya’daki Türk işletmelerin sayısı 100 bin civarındadır, söz konusu işletmelerin cirosu 50 milyar Euro’ya ulaşmıştır.

Son döneme kadar Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ilişkiler üst düzeyde olmuştur. Almanya Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı konumunda bulunuyor, Almanya geçtiğimiz yıl İthalatta ilk sırada yer alırken ihracatta ise Çin’in ardından ikinci sırada yer almıştır.

Son yıllarda Türkiye’de güçlü ekonomik büyüme, düşük işsizlik oranı modernleşme ve yatırım ihtiyaçları ve Türkiye ile Avrupa arasında artan ekonomik işbirliği, Türkiye’yi Almanya’nın ekonomisinin önemli bir ortağı konumuna getirmiştir, ister sanayi, ister enerji ev hizmet sektöründe olsun Alman şirketleri Türkiye’nin gelişmesinden faydalanmak istemektedir.[7]

Türkiye ile Almanya’nın ticaret potansiyelinin Ortadoğu ülkeleri ve Orta Asya Türk devletlerinin pazarları aracılığıyla birlikte geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Türkiye’de çeşitli projelerin finanse edilmesinde Almanya’nın katkısı vardır örneğin Antalya yakınlarındaki Oymapınar barajının yapımında maliyetin  %20’si  Almanya tarafından karşılanmıştır.[8]

Almanya’dan Başlıca İhraç Ettiğimiz Ürünler : Giyim eşyaları ve aksesuarları, Kara ulaşım araçları, tekstil ve elyafı ve mamulleri, meyve ve sebzeler, haberleşme cihazları, enerji üreten makine ve cihazlar.

Almanya’dan Başlıca İthal Ettiğimiz Ürünler : Kara ulaşım araçları, sanayi kollarında kullanılan makine ve cihazlar, plastik ve plastikten mamul eşya, enerji üreten makine cihazlar, demir-çelik, eczacılık ürünleri ve organik kimyasal ürünler. [9]


Kaynakça

[1] T.C.DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI Türkiye-Almanya Federal Cumhuriyeti siyasi ilişkileri

[2] BİLGE ADAMLAR STRATEJİK ARAŞTIRMA MERKEZİ

[3] BBC Türkiye-Almanya krizi

[4] www.dw.com/gündem

[5] www.t24.com.tr

[6] BBC Türkiye-Almanya krizi

[7] www.td-ihk.de TÜRK-ALMAN EKONOMİK İLİŞKİLER YILLIĞI

[8] SOĞUK SAVAŞ SONRASINDA TÜRKİYE ALMANYA İLİŞKİLERİ Uludağ Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Yücel EKEN

[9] www.mfa.gov.tr ALMANYE FEDERAL CUMHURİYETİ EKONOMİSİ

 

YAZAR

İstanbul'da doğdum İlkokul ve Lise eğitimimi İstanbul'da tamamladım. 2014 yılında girdiğim Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünü 2018 yılında Lisans birincisi olarak tamamladım. BŞEÜ Rektörlüğünde toplam üç dönem Stajyer statüsünde çalıştım aynı zamanda Üniversitemiz bünyesinde gerçekleştirilen ''Bilecik'te Yaşayan Afgan Mültecilerinin Bilecik Halkına Sosyo-Ekonomik Etkileri'' İsimli saha çalışmasında yer aldım. 2018 Eylül ayında Uluslararası Göç Örgütü - İOM Bilecik saha koordinatörü olarak çalışma hayatına başladım şu an İstanbul ve Eskişehir İllerinin İOM Saha Koordinatörlüğü görevini yürütmekteyim.

İLETİŞİM


Akademik Kaynak
 

 TR