TR

Kitap İncelemesi:Milli Mücadelenin Başlangıcında Mustafa Kemal, İttihat Terakki ve Bolşevizm

Kitabın Adı: Millî Mücadelenin Başlangıcında Mustafa Kemal, İttihat Terakki ve Bolşevizm

Yazar: Emel Akal

Yayınevi: İletişim Yayınları

Sayfa Sayısı: 439

Ortalama Fiyat: 25 – 30 TL

Yazar Hakkında Bilgi: Emel Akal, ilk-orta-lise öğrenimini Ankara’da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü bitirmiştir. 1970’li yıllarda aktif sol politikada yer almıştır. İlerici Kadınlar Derneği’nin birçok ilde örgütlenme faaliyetinde bulunan Akal, 1996’da ODTÜ’de sosyoloji yüksek lisansı, 2001’de Ankara Üniversitesi’nde siyaset bilimi doktorası yapmıştır. Boğaziçi, Muğla, Bilkent üniversitelerinde Türkiye tarihi üzerine dersler vermeye devam etmektedir. Yazarın pek çok makalesinin yanında 2011 yılında İletişim yayınlarından çıkan Kızıl Feministler: Bir Sözlü Tarih Çalışması adında bir kitabı daha bulunmaktadır.

Kitap Değerlendirmesi: Kitap, giriş ve sonuç kısımlarının yanında yedi bölümden oluşmaktadır. Ayrıca kitapta beş ek yer almaktadır. Bunlar: 1.Milli Kahramanımızla Mülakat, 2.Moskova Sefir-i Kebiri Ali Fuat Paşa Hazretleriyle Mülakat, 3.Şark İlleri Kurultayı Murahhaslarımızla Mülakat I, 4. Şark İlleri Kurultayı Murahhaslarımızla Mülakat II, 5.Bakü’de Baha Sait Bey tarafından İmzalanan Anlaşma Üzerine Mustafa Kemal’in Karabekir, Rauf ve Vasıf Beylere Gönderdiği Telgraflar.

Kitabın kaynakça kısmında, 1920, 1923, 1936, 1937 tarihli Açıksöz, İstikbal, Albayrak, Dünya Gazetesi, Hâkimiyet-i Milliye, Son Posta, Tanin gibi gazetelerinin yanı sıra; 1957 tarihli Harp Vesikaları Dergisine, 1998 tarihli Askeri tarih Belgeleri Dergisi yer almaktadır. Yazar ayrıca alıntı yaptığı pek çok kitap ve makale isimlerini de kaynakça kısmında belirtmiştir.

Kitabın arka kapağında da belirtildiği gibi Akal, kitabında Millî Mücadelenin önderlik yapısı ve politik sosyolojisini çok ayrıntılı bir şekilde irdelemiştir.

Yazar kitabının giriş bölümünde böyle bir çalışmaya başlamasının çıkış noktasının 1920 yılı Anadolu’sunda yaygınlaşan Bolşevizm’i araştırmak olduğunu ifade etmiştir. Kitap bir yönüyle ittihatçıların örgütlü gücünün 1918 sonu ile 1921 yılının başına nasıl yansıdığının da gösterildiği bir çalışmadır. Ayrıca bu eserde milli mücadele sürecinde kurulan cemiyet ve yapılan kongrelerde İttihat ve Terakki üyelerinin çalışmaları da ele alınmıştır.

Yaygınlaşan bu Bolşevizm hareketinin Anadolu’da İslami renkler aldığını, İslami Bolşevizm’inde Kastamonu, Eskişehir, Trabzon, Afyon ve Adana’da çıkan gazete yazılarında; Büyük Millet Meclisinde yaşanan tartışmalardan sonra alınan kararlarda, Yeşil Orduda ve Mustafa Kemal’in resmi bir Türkiye Komünist Partisinin kurdurmasına kadar yaygın bir yelpazede görülebileceğini vurgulamıştır. 1920 yılı İslami Bolşevizm’inin iyice belirginleştiği 1921 yılına gelindiğinde de bıçak gibi sona erdiği yazarın giriş bölümünde okuyucuya verdiği bilgidir.

Anadolu’da yaygınlaşan Bolşevizm’in kaynağının İttihat Terakki Cemiyeti’nin üyeleri olduğunu araştırmaları sonucunda gören Akal öncelikle İttihat Terakki Cemiyeti’nin incelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Cemiyetin 1906-1918 yılları arasındaki faaliyetleri hakkında bir çalışma yapmış bu çalışma 1918-1921 yılları arasına da ışık tutmuştur.

Giriş bölümünde özellikle önde gelen milli mücadelecilerin anılarına değinerek onların Bolşevizm ve komünizme ilişkin ifadelerine yer vermiştir. Ali Fuat Cebesoy, Kazım Karabekir, Enver Paşa, Süleyman Nazif bu isimlerden bazılarıdır. 1930-40 ve 50’li yıllara gelindiğinde ise bu yıllar Sovyetlerin gözden düştüğü ve pek çok siyasi oluşumun yaşandığı (faşizm, soğuk savaş) yıllardır. İşte bu yıllarda adı geçen siyasi kişilikler bu yaklaşımlarını hatırlamak dahi istememektedirler. Yazar yine giriş bölümünde Bolşevikleşmeyi 1919’da başlayıp 1921 baharına kadar devam eden “Bolşeviklerle yapılan fiili ittifakın” bir ürünü olarak ifade emiş ve Mete Tunçay’ın konu ile ilgili söylemlerine yer vermiştir. (sayfa 23-24)

Yazar, başta Enver Paşa olmak üzere tüm ittihatçıların Bolşevizmi desteklemelerinin nedeni olarak şu görüşleri dile getirmiştir. 1919-1920 yıllarında kendilerine ittifak elini uzatan tek devlet Sovyet Rusya’dır. Bu durum onların Bolşevizmi desteklemelerine ve Bolşevizmi benimsemelerine sebep olmuştur. Koşulların değişmesi durumunda ise tüm ittihatçılar anti-Bolşevik olmuşlardır.

Yazar giriş bölümünde Enver Paşa’nın 4 Mart 1921 tarihli Moskova’dan Mustafa Kemal’e yazdığı mektubun bir bölümüne yer vermiştir. (sayfa 25) Enver Paşa mektubunda Anadolu hareketi için komünizmin önemini vurgulamıştır.

Akal, bu dönemlerde ki Bolşevizm etkilenmesini iki temel nedene bağlamıştır. Bunlar kısaca şöyle özetlenebilir: 1.İşgale uğramış ve dağılmış bir imparatorluğu siyasi ve askeri olarak yöneten İttihat ve Terakki üyeleri için Bolşevizmin can simidi olarak görülmesi. Bu kısımda yine Enver Paşa’nın TBMM Moskova Büyükelçisi Ali Fuat ile Moskova’da Bolşeviklerle yapılan iş birliğini anlatan görüşmesine yer verilmiştir. (sayfa 27) Enver Paşa bu görüşmede inkılapçı güçlerini halktan aldıklarını anlatmaktadır. Oysa iktidarları süresince halkla yakından uzaktan alakası olmayan pek çok uygulamaya imza atanlar da yine İttihat Terakki yönetimidir. 2. diğer bir etkilenme kaynağı basın yayın aracılığı ile olmuştur. Örneğin, Erzurum’da yayınlanan “Albayrak” gazetesi kısa bir sürede olsa sosyalizmin erdemine inandıklarını gösteren yazılar yazmışlardır. (Albayrak gazetesinde yayımlanan makaleden bölüm sayfa 28) yayımlanan gazetelerin dışında kurulan bazı örgütlerde vardır. Bunlarda “sol” un iktidara aday olabilecek kadar güçlü olduğu izlenimini vermektedir. (Yeşil Ordu, Halk Zümresi, Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası, Bakü Türk Komünist Gruppası   gibi )

 BİRİNCİ BÖLÜMDEN BAZI KESİTLER

İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ/FIRKASI

İlk bölümde ilk olarak cemiyetin örgütsel özellikleri anlatılmış, İttihat Terakki’nin Osmanlı İmparatorluğu’nun en güçlü örgütü olduğu vurgusu yapılmıştır.

“İmparatorluğun en sanayileşmiş kenti Selanik’te kök salan İttihat ve Terakki, Manastır, Üsküp, Girit, Kırım, Kafkasya, İzmir, Trabzon, Şam gibi yerler başta olmak üzere çok yaygın bir örgütlenmeye gitmiştir”.

“İttihat Terakki’nin yan kuruluşlarından biri olan Türk Ocağı’nın 1918’de yalnızca İstanbul’da 2.743 üyesi ve 28 şubesi bulunmaktadır”.

“İttihat ve Terakki Cemiyeti/Fırkası en alt, taban birimleri olan “kulüpler” aracılığı ile kaza ve sancaklara kadar örgütlenmiştir”.

“İttihat Terakki 1913’den sonra artık esnaf, amele, spor, gençlik, kadın ve kültür dernekleri, paramiliter kuruluşlar aracılığı ile son derece yaygın ve kitlesel bağları olan bir örgüt haline gelmiştir”.

İttihat ve Terakki’nin Kadroları: 1906’da kurulan cemiyetin üçü asker yedisi sivil olmak üzere on kişiden oluşan bir teşkilat olduğu bilgisi verilmiştir.

İttihat Terakki ve Komitacılık: (Komitacılık: Vatanseverlik) Bu başlık altında sayfa 42’de “komitacılık” ın ne olduğu sorusunun yanıtını balkanlarda savaşan Teşkilat-ı Mahsusa üyesi Fuat Balkan vermektedir. Yazar bu kısımda İttihat Terakki üyelerinin gözü kara insanlar olduğunu vatanın kurtarılması konusunda çete faaliyetlerinde gerilla faaliyetlerinde bulunabileceklerini dile getirmiştir. Bu gençlerin silahlı kabadayılar olduklarını hatta çıkardıkları gazete isimlerinin bile (silah, top, hançer) onların yapısına uygun olduğunu söylemiştir. Örneğin Enver Paşa’nın kurmay subay olmasına rağmen çete savaşlarında piştiğini yazmıştır.

İttihat Terakki’de Sol Kanat: Narodnizm/Halkçılık akımı… bu akımın Osmanlılar ‘da ki etkileri İttihat Terakki akımı içinde bulunmaktadır. Bunu destekleyen gelişme şudur; 1908’de Selanik’te çıkarılan Genç Kalemler, Yeni Felsefe Mecmuası ve Yeni Hayat adlı dergilerin sosyalist görüşleri yansıtmasıdır. Bu bölümde ittihatçıların sosyalist olmamakla birlikte sosyalizme de çok uzak olmadıkları örneklerle anlatılmaya çalışılmıştır. İttihatçıların Batı’da büyük prestij kazanmış sosyal demokrat ve Marksist hareketten etkilenmelerine örnek olarak Yahya Kemal’in Paris’te yaşadıklarına ilişkin yazı kitabın 46. sayfasında yer almaktadır.

İttihat Terakki’de Ütopistler: Akal bu bölümde özellikle “Tanin” gazetesinin üç kurucusu olarak anılan Hüseyin Kazım Kadri, Hüseyin Cahit Yalçın ve Tevfik Fikret’in hayatlarının bir döneminde görülen bazı hayallerinden söz etmektedir.

İttihat Terakki’de Fraksiyonlar ve Talat Paşa’nın Liderliğinin Millî Mücadele Politikalarına Yansıması: Bu kısımda cemiyetin içinde bazı bazı grupların yer aldığı söylenmiştir. Talat Paşanın partiyi bir arada tutan isim olduğu özellikle vurgulanmaktadır. Örgütü elinde tutan isim Talat, ordu ve Teşkilatı Mahsusa ’ya hâkim olan isim Enver’dir. Yazar kitabının 58.sayfasında Talat Paşa için “Talat Paşa örgüte hâkim olan, İttihat Terakki politikalarının taktisyeni ve stratejistidir” ifadesini kullanıştır.

Genel Değerlendirme ve Sonuç:

Emel Akal bu çok ayrıntılı çalışmasında İttihat ve Terakki Partisi’nin yapısını, tüm örgütsel özelliklerini, Mustafa Kemal’in parti içindeki yerini pek çok açıdan ele alırken çok titiz bir arşiv çalışması yapmıştır. Kitabın tümüne baktığımızda konu ile ilgili pek çok yazarın eserinden, konu ile ilgili araştırma ve makalelerden alıntılar yapıldığını görüyoruz. Çok yoğun ve ayrıntılı bilgileri içinde barındıran eserinde yazar konuyu pek çok açıdan ele almıştır.

Genel olarak baktığımızda yazarın son bölümdeki değerlendirmesini de göz önünde bulundurduğumuzda şu saptamalarda bulunulanabilinir. Kitapta üç temel soruya ilişkin bilgiler yer almaktadır.

1- Millî Mücadele sürecinde Mustafa Kemal’in İttihat ve Terakki’nin tüm kanatları neden ve nasıl ittifak yapmıştır, ittifak neden ve ne zaman bozulmuştur ?

Mustafa Kemal Anadolu’ya geçene kadar parti içinden çıkan Teceddüt Fırkası ve Osmanlı Hürriyetperver Avam Fırkasının liderleriyle yakın ilişiler kurarak politikalar üretmiştir. Erzurum Kongresinde Mustafa Kemal’in lider seçilmesinde de doğuda ki eski İttihat Terakki ve Teşkilatı Mahsusa üyelerinin etkisi görülmektedir. İttihat Terakki ile Mustafa Kemal arasındaki ittifakın göstergelerinden biri de Enver- Talat ve Cemal Paşalarla yapılan mektuplaşmalardır.

****Bu sorunun yanıtı aranırken İttihat ve Terakki Partisi’nin Millî mücadelede ki rolü incelenmiştir. Millî mücadele sürecinde İttihat ve Terakki Partisi ile Teşkilatı Mahsusa üyelerinin yeri anlatılmıştır.

2- Mustafa Kemal’in Millî Mücadelede ki liderliğin hangi aşamalardan geçerek ele geçirmiştir ?

Bunların ötesinde Mustafa Kemal ismini öne çıkaran gelişmeler İstanbul’da ki Meclisi Mebusan’ın kapatılması ile Mustafa Kemal’in iktidarı ele geçirmesi; 15 Mart1921’de Talat Paşa’nın öldürülmesiyle Talat fraksiyonunun Mustafa Kemal’in etrafında toplanması yazarın tespitleridir. Karakol Cemiyeti: Bu cemiyet dışarı çıkmadan önce İttihatçıların yaptıkları toplantı kararlarıyla ortaya çıkmıştır. Cemiyet içinde Enver ve Talat Paşa taraftarları birlikte çalışmışlardır. Mustafa Kemal’de cemiyetle İstanbul’a geldiği tarihten itibaren ilişki içinde olmuştur. Cemiyet özellikle Ege’de ki örgütlenmede söz sahibi olmuştur. İttihat ve Terakki partisi kapatılıp bazı ittihatçılar yurtdışına çıksa da oradaki çalışmalarını da yine ülkede kalan ittihatçıların taktik ve stratejileri doğrultusunda yürütmüşlerdir. Bu noktada şunu söylemek gerekir. Partinin politikaları Talat Paşa tarafından üretilmektedir. Karşıt düşüncelerde olsalar da Enver Paşa, Talat Paşa’nın ürettiği politikalara o hayatta olduğu sürece bağlı kalmıştır.

Mustafa Kemal, İttihat Terakki tarafından milli mücadelenin başına atanmamıştır. Bu tespit Zürcher’in “Millî Mücadelede İttihatçılık” adlı kitabının giriş kısmında da ifade edilmiştir. Örneğin Amasya Tamimine Rauf Bey imza atmak istememiş ısrar üzerine imza atmıştır. İttihatçılar Mustafa Kemal’i liderleştirmemeye gayret göstermiş olsalar da onu avantajlı kılan nedenler vardır. Öncelikle Mustafa Kemal yurt içindedir. Bu durum mücadeleyi yönetme konusunda büyük avantajdır. Bunun yanında büyük askeri başarılara imza atmış olması Mustafa Kemal’i ayrı ve ayrıcalıklı kılmaktadır.

****Mustafa Kemal isminin liderleşmesinde temiz bir maziye sahip olması Ermeni tehciri gibi Teşkilatı Mahsusa operasyonlarına karışmaması gibi belirgin konu başlıkları onu öne çıkaran gelişmeler olarak kaleme alınmıştır. Aynı zamanda kişilik özellikleri pan-islamistpan-Türkist politikalara yönelmemesi de liderleşmesinde etkili olmuştur.

3- Özellikle 1920 yılı Anadolu’sunda Bolşevik sempatizanlığı nasıl oluşmuştur bunun kökenleri nelerdir?

Millî mücadeleyi yürüten İttihatçılar ile yurtdışındaki ittihatçılar Sovyet Rusya ile iyi ilişkiler kurmuşlardır. 1919-1920 yılları Anadolu’da Müslüman komünizmin ve İslami Bolşevizm akımının güç kazandığı yıllardır. 1921 yılına gelindiğinde ise bu durum ortadan kaybolmuştur.

YAZAR

Lisans: Ege Üniversitesi Edebiyat Fak. Tarih Bölümü, Yüksek Lisans: Dokuz Eylül Ünv. Atatürk İlke ve İnkılapları Ens., Yüksek Lisans: Ege Ünv. Eğitim Bilimleri, Eğitim Yönetimi, Denetimi, Teftişi ve Planlaması Böl. (henüz öğrenci) Çalışılan Kurum: İzmir Özel Ege Lisesi

İLETİŞİM


Akademik Kaynak
 

 TR