TR

Gerçeklik İnşası Üzerine Kısa Bir Değerlendirme

  1. Gerçeklik Kavramı ve Bakış

 Gerçeklik kelime anlamı olarak TDK(2019)’a göre ‘‘var olan her şeylerin tümü, hakikatin kendisi …’’ olarak geçmektedir. Toplumla sosyal çalışma kapsamında ise gerçeklik, toplumda var olan toplumsal bilginin gerçeklik mekanizma / mekanizmaları ile aktarılmasını ve iletilmesini talep etmektedir. Toplumsal bilgi gerçekliğinin, o toplumun bunu gerçeklikle ilişkilendirmesi ile arasında doğru orantı bulunmaktadır. Bir bilgi, toplum için ne kadar doğru ise içselleştirme süreci toplum için zor bir süreç olmayacaktır. Tam aksine eğer bir bilgi toplum için doğru değil çelişkili veya net ifadelerden uzak ise bu bilginin gerçekliğinden söz edilemez. Toplum bu bilgi gerçekliğini ve yanlış bilgi yapısını dışsallaştırır.

  1. Teorik Bilgiden Öncesi ve Bilgi, Gerçeklik ve Toplum Karışımının Kısa Bir Tarihçesi

 Sistematik ve teorik yapıya geçmeden önce kısa bir tarihsel perspektifte, toplum çerçevesine bakmak elzemdir. Milat öncesi toplumlardan, milat ve sonrası toplumlara birçok toplum çeşitli yönetim, ekonomi ve beşeri değerlerle yaşamışlardır. Avcılık ve toplayıcılık zamanı toplumlarının tek derdi yaşamlarını idame ettirebilmektir. Zamanla ve tarihsel gelişmelerle göçebe yaşam tarzının yerini yerleşik yaşam tarzının alması, tarımsal faaliyet imkânlarını gün yüzüne çıkarmış ve tarım toplumları oluşmaya ve gelişmeye başlamıştır. Tüm buraya kadar önemli olan tek bir nüans bulunmaktadır. O da yaşam tarzının değişmesinin toplum üzerindeki etkisidir. Göçebe, avcı – toplayıcı ve tek sorunun yaşam idame ettirme olduğu toplumdan; yerleşik hayata geçmenin, mesken oluşumunun, bireylerin tek başlarına yaşamı idame ettiremeyecekleri görüşünün başlamış olması ve farklılıkların ortaya çıkması, bu ayrıntıların çıktısıdır(Al, 2007: 21). Bu farklılıklar zaman zaman çatışmalara neden olmuştur. Bu çatışmalar toplumsal yapı inşasının gereklilikleridir. Çatışmalardan ve yerleşik hayata geçmeden önce herhangi bir yasa koyucu, yönetsel mekanizma organları; yerleşik hayata geçişte ve bireylerin toplum ve birliktelik bilinçleri arttıkça daha da önem kazanmış ve her çatışma bir toplumsal sorunu, her toplumsal sorun ise bir çözümü beraberinde getirmiştir(Al, 2007: 21). Sorunların doğuşu toplumların farkındalık düzeylerini ve bilgi birikimlerini geliştirmektedir. Her sorunun bir çözüme ulaşması, toplumda yaşanan bu sorunun tekrar yaşanmaması için gerekli tüm tedbirlerin alınmasına ve / veya bireylerin farkındalıklarının artmasını güçlendirmektedir.

Toplumların dinamik yapısında zamanla değişmeler meydana gelmeye devam etmiştir. Tarım toplumu sürecinde üretimin doyum noktasına gelmesi, üretimde fazlalıklara yol açmış bu artan fazlalıklarla ise stokçu (biriktirme / depolama) anlayışı gündeme gelmiştir. Bu anlayış Marx’a göre(2011: 483), üretimden doğan fazlalık emeğinde fazlalığını yani ‘‘emek fazlalığı’’nı içermektedir. Bu nedenle depolanan ürün fazlalığı iç pazarda eritilebilecek bir fazlalık olmaktan öteye gitmiş ve toplumlar yeni pazar arayışlarına girmişlerdir. Yeni pazar arayışları toplumları birbirlerine -en başta ekonomik-, kültürel ve ticari yapılarda yakınlaştırmıştır. Bu yakınlaşma ticaret yollarının gelişmesi, ikili ülke diyaloglarındaki olumlu yönetim ve ticari yaptırım yapılarının (günümüz tabiriyle ambargo vb. olmaması) iyi olması süreci hızlandırmıştır.

  Artan teknolojik gelişmeler ve ticari faaliyetler, tekstil ve demir – çelik sektöründe yeni bir dönem açmıştır. Buharla çalışan gemi, makine vb. her türlü üretimi hızlandırıcı faaliyetlerin artması tarımda üretim yapan ve pazara açılmada güçsüz kalan toplum anlayışını adeta yıkmıştır. Bu yıkıma ise sanayi devrimi denir. Birçok alana etkisini gösteren sanayi devrimi beraberinde getirdikleriyle birlikte bireyi etkilemiş, birey ise ailesini, aileler toplumu ve toplumlarda bölgeleri; neticesinde ise uluslar etkilenmiş ve uluslarda küresel etkilere neden olmuşlardır.

Basit bir yaklaşımla bakarsak, tarım toplumlarında çalışan birey, bakmakla yükümlü olduğu ailesi ve kendisinin yoksulluk çekmesini istemeyecektir. Bu nedenle tarım faaliyetlerinden gelişen sanayi faaliyetlerinde kendine iş bulma eğilimine geçecektir. Bu olgu şu açıdan önemlidir; sanayi devrimi beraberinde sadece ekonomik ve ticari yenilikler getirmemiştir. Sanayi devrimi aynı zamanda yeni sınıfların yükselmesini, bilginin artan rolünü ve demografik gelişmeleri de beraberinde getirmiştir(Bozkurt, 2014: 141). Bu nedenle birey kol gücünden makine gücüne geçişte göç etmek zorunda kalmıştır. Bu zorunlu göç önce bireyin ardından alenin göç etmesi anlamına gelmektedir. Toplumsal olarak sanayi devrimi dönemi genel itibariyle bu ve buna benzer örneklerle doludur.

Sanayi devrimi bu çalışmanın tarihsel kısmı açısından şu şekilde önemlidir. Tarım toplumunda yaşayan bireylerin, endüstriyel topluma geçişle bilgi ve değer temellerinde değişiklikler meydana gelmiştir. Bu değişiklikler bireylerin bilgiye yaptıkları yatırımlarla doğru orantılıdır. Bilgiye yapılan yatırımlar, bireylerin bir bakıma değişen dünyada sürecinde toplumsallaşmalarından meydana gelir. Kır topluluklardan kent topluluklarına, tarımda üretim yaparken makine üretimine geçişe uyum sağlamaları öncelikle hayatını idame ettirmeye yönelik bilgi ve beceri temellerine yatırım yapmaya itmiştir. Bu süreç her zaman birbirini tamamlamaktadır. Hayatını idame ettirmeyi başaran birey, toplumsallaşma açısından kendi dışında bulunduğu ortamda olan bilgilerden beslenmeye başlar.

Toplumsal bilgi, bireyin içinde bulunduğu nesnel ve dışsal faktörler ve ortamlarla ilişkilidir. Toplumda bireylerin oluşturduğu kurumlarda insan eylemlerinden bağımsız düşünülememektedir(Yücedağ, 2013: 20). Toplumsal bilgi / bilgiler, bireylerin rolleri ve gündelik işlevleri ile şekillenmektedir. Toplumsal kurumlarda, toplumsal bilginin şekillendiricileri olan bireylerin rolleri, gündelik işlevleri ve çeşitli alt başlıklarla şekillenebilmektedir.

  1. Gerçeklik İnşası, Terimleri ve Toplum Çalışması İçin Önemi

 Gerçeklik inşası, buraya kadar anlatılanlardan bağımsız düşünülemez. Buraya kadar anlatılan hemen her şey, gerçeklik inşasının toplumda olmasından kaynaklı bir alt yapı ve tarihsel resim çizilebilmesi açısından önemlidir. Mevzu bahis kavram sosyolojik bir terimdir. Gerçeklik, Ülken (1969: 116)’e göre toplumun işlevlerinde idealizm ve gerçeğe dayanan bir görüş olarak ‘‘utopia’’ olarak bahsetmektedir. Bu görüş bir bakıma doğrudur. Toplumu oluşturan değerler bütününe aykırı veya toplumla uyuşmayan bir bilgi, toplum açısından ütopik, idealist veya çok uç bir kavram olarak karşıtlanabilir. Bu görüşe karşı olarak ise bazı bilgi biçimleri toplumlar tarafından idealist olsalar bile benimsenmiş kabul edilebilir. Bu farklılık toplumdaki kurum, kültür ve fikir birliklerinden kaynaklı olabilmektedir. Gerçeklik kavramının ise sosyoloji temelinde ele alınması bu açıdan önemlidir. Sosyoloji bir toplum bilimidir. Sosyal bilimler içerisinde toplumu bu denli irdeleyen ve birey – toplum, toplum – toplum ilişkisi, çatışma ve birlikteliklerini ele alan en yakın bilimdir.

Gerçeklik inşası, bilgi sosyolojisinden de beslenmektedir. Bunun nedeni sosyal gerçeklik inşa edilirken toplum ve bireyin diyalektik bir ilişki içinde olmasıdır(Yücedağ, 2013: 17). Bireyler toplumsal gerçekliği oluşturmaya çalışırken aynı zamanda da bundan etkilenmektedirler. Etkileşim, bireylerin oluşturduğu gündelik hayat işleyişinde kurumlar aracılığıyla bireylere; bireylerden de nesillerine aktarılmaktadır. Hiçbir toplumsal bilgi doğuştan (anne karnından) öğrenilmez. Bu nedenledir ki toplumun gerçeklik inşası bilgi temeline dayanır.

Gerçekliğin inşasında, toplumsal yaşam tarzı gündelik hayat işlevlerinin kurumsallaşmalarıyla kendini göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında ise bazı terminolojik kavramları(terimleri) tanımlamak ve açıklamak elzemdir.

  • Dışsallık: a-) ‘‘Dış veya harici olan, dışa ilişkin’’ (TDK, 1998: 579). b-) Sosyal terminolojide bireyin diyalektik süreçte bilgi üreten aşamasına gelmesine denir. (Yücedağ, 2013: 20).
  • İçsellik: a-) ‘‘İçsel olan, içe ait’’ (TDK, 1998: 1044). b-) Dışsallıkta olduğu gibi bireyin ürettiği bilgiyi tüketen olma durumu yahut olgusudur. (Berger ve Luckman, 2008: 92).
  • Nesnellik: ‘‘Nesnel olma veya nesnelerin gerçeğine uygun olma durumudur.’’ (TDK, 1998: 1647).
  • Sosyalizasyon: ‘‘Bazı imkanlardan, kuruluşlardan toplumun yararlanmasını sağlama, toplum hizmetine koymadır.’’ (TDK, 1998: 2015).
  • Toplumsallaşma: ‘‘Bireyin kişiliğini kazanarak belli bir toplumsal bütünleşme sürecidir.’’ (TDK, 1998: 2237).
  • Toplumsallaştırma: ‘‘Toplumun değer yargılarına uygun, toplum yararına çalışan sosyalizasyon sürecidir.’’ (TDK, 1998: 2237).

          Bu terimler gerçeklik inşasının yapı taşlarını oluşturmaktadır. Bireyler zamanlardan, mekânlardan, sınıfsal yapı ve hatta sınırlardan etkilenerek bu yapıtaşlarını oluştururlar. Oluşan bu yapıtaşları toplumun en açık şekliyle zihniyetini oluşturmaktadır. Bu zihniyet Aydın(2004: 98)’e göre toplumun bu yapıtaşlarını topyekün benimsemesi ve diyalektik bir süreçte birleştirmesiyle oluşmaktadır. Dışsallık toplumsal diyalektiği bütünleştirilmesi açısından önemlidir. İçsellik ise dışsal olan bilginin üretimindeki bireyin, zamana veya mekana göre bu bilgiyi tüketmesidir. Bu tüketim nesnel yani gerçek bir toplumsal bilgidir. Nesnel bilgi, sosyalizasyonunda belirttiği gibi toplumsal bütünleşmeyi getirir. Bu bütünleşme bir süreçtir ve toplumsallaşan birey toplumun değer yargılarına uygun ve toplum yararına çalışan, üreten birey olmaktadır. Üretilen bu bilgi, toplumsal değer ve yargılardan beslenmektedir. Evrensel ve değişmez değildir. Bu nedenle her toplumsal, teknolojik ve çeşitli yenilikler; toplumda gerçekliği, varlığı ve değer algılarını değiştirebilmektedir.(Yıldırım, 2007: 9-10).

Toplum çalışması için gerçeklik, bilgi ve toplumun gerçeklik inşası önem sırası açısından toplumun kalkınması için başta gelmektedir. Bilginin gerçekliği bilinçli bireyleri, bilinçli bireyler ise aileleri ve neticesinde ailelerde toplumun kalkınmasında topyekün çalışmayı ve refaha ulaşmayı amaçlar. Bilginin gerçekliğine yapılan yatırım –sanayi devrimi etkilerini anlatırken bahsedilen- bireyin bilinç düzeyini, toplumda aslında hangi rol / rollerde olacağını bilmesi açısından da önemlidir. Toplumsal rolünün bilincinde olan bireyler, toplumunun ve neticesinde kendinin kalkınabilmesi için yenileşme yaratma gayesinde olup; yeni ve gerçek toplumsal bilgiye ihtiyaç duyarlar(Miser, 1999: 103).

Toplum bilgisi, gerçekliğin topyekün bilinmesini kapsayan geniş bir bilgi ağına yani toplumu oluşturan en önemli etken olan kültürün farkındalığını arttırır. Kültür, medeniyetlerin ve toplumların başat gerçekliklerdir. Toplumu birbirine bağlayan en önemli etken ise dildir. Dil, aynı toplumda bulunan bireylerin birbirlerini anlayabilmeleri ve anladıklarını da aktarabilmeleri için önemli bir araçtır. Gerçekliğin oluşumunda dilin önemi büyüktür. Ağızdan çıkacak her bir harf, her bir kelime toplumsal gerçeklik açısından oldukça önem içermektedir.

Sosyalizasyon süreçleri dil ekseninde olgunlaşır. Sosyalizasyon yani toplumsallaştırma, ilk olarak çocukluk dönemiyle başlamaktadır(Yanardağ, 2018: 13). Çevresinden duyumlarla dil becerileri gelişen çocuk, gelişimsel olarak toplumda ilerleme gösterdikçe; gerçeklik bilgisine o kadar yaklaşacak ve gelişimini tamamladığında toplumsal gerçek bilgiye ulaşmış olacaktır.

Toplumla çalışma açısından gerçeklik inşası, toplumla çalışan sosyal hizmet uzmanları için oldukça önemli bir kavramdır. Çevresi içinde birey (Duyan ve Bayır, 2016: 90), ekseninde bireyin toplumsal gerçekliğini araştırmasında yardımcı olmaktadır. Sosyal hizmet uzmanı toplumla çalışırken makro boyutta çalışmasını devam ettirir. Sosyal hizmet uzmanının bazen bu makro boyutun da mikro ve mezzo boyutlarına inmesi gerekebilir. Örneğin toplumsal olarak LGBT’liler hakkındaki bilgi eksikliği; bu gruba ait bireylerin dışlanması ve toplumsal önyargılara maruz kalmalarını gösterebilir. LGBT, bir grup boyutunda makro düzeydedir. Bu gruba mensup bireyin mikro boyutta yaşamını ele almak ve toplumda dışlanma ve önyargıya maruz kalmasını savunmak açısından sosyal hizmet uzmanı, toplum çalışmasını mikro boyutlarıyla ele alınmış olmaktadır. Bireyin mikro boyuttaki sorunu, sosyal hizmet uzmanının çeşitli rol ve görevleriyle çözülebilir. Örneğin topluma karşı savunucu rolü önyargıları kırabilir. Bireyin çevresi ile iletişime geçen ve araştırmalarını mezzo boyutta yürüten sosyal hizmet uzmanı, makro boyutta bireyin dışlanması ve bireye karşı önyargıları ortadan kaldırması; mevzu bahis birey ve bireyin ait olduğu gruba karşı toplumun yeni bir toplumsal gerçeklik bilgisine ulaşması açısından önemlidir. Bu önem, toplum kalkınmasında önemli bir adıma, bir bakış açısına imza atmak demektir.

  1. Sonuç

Gerçeklik inşası özetle toplumu oluşturan bireylerin, topluma katılımlarıyla başlamakta yani çocukluk dönemleriyle başlamaktadır. Bireyler, bulundukları toplumlarda ortak diyalog kurulan dil ile anlaşır ve ortak bir bakış açısına sahip olunan kültürel kodlarla gündelik yaşamlarını devam ettirirler. Toplumların inşası, toplumu oluşturan kültürel kodlardan geçmektedir. Bu kodlar aynı dili konuşma, aynı gelenek ve görenek ve hatta aynı sorun çevresinde toplanılması bile örnek gösterilebilmektedir. Kültürel kodlar, toplumları oluşturan yapı taşları olarak başat görevlere sahiptirler. Bu birincil görevlerin yanı sıra bu kodlar, toplumun birleşmesinden, fikir üretimine, fikir üretiminden topyekün hareket etmeye uzanmaktadır. Toplumları bir arada tutan ortak kaygı ise gündelik yaşamı devam ettirme ve ekonomik nedenlerdir. Bu nedenle aynı dili konuşan bireyler, toplumsal olarak ortak amaç uğrunda çalışmakta ve gerçekliği inşa çabalarını sürdürmektedirler. Gerçeklik çabası / inşası toplumları kalkındırmada bir araç niteliğindedir. Bu araç toplum zihniyeti ve toplumsal bilgi üretimi ile doğru orantılıdır. Toplumsal bilgi diyalektiktir. Bireyler ortak bir bilgi üretirken sahip oldukları bilgileri tüketerek; yeni oluşan bilgiyi kullanırken de oluşan bilgi sürecinde toplumsal bilginin birikimini tüketmektedirler.

Üretilen her yeni bilgi değişmez ve eskimez değildir. Dinamik toplum yapısı bu bilgiyi de zamanla kullanarak eksiklikleri toplumda çıktıkça sorunların artması ve bilgi eksikliğiyle yeni bir bilgi ihtiyacı doğuracaktır. Her yeni bilgi doğum öncesinde mikro boyutuyla toplumsal çember ekseninde yeni bir bilgi alternatifi yani makro boyut bir bilgi çıkana kadar geçerliliğini korumaktadır. Her yeni bilgi bu silsileyi devam ettirir ve neticesi gerçekliğin toplum kalkınmasını elzem kılması ile sonuçlanmaktadır.


KAYNAKÇA

Al, H. (2007), Bilgi Toplumu ve Kamu Yönetiminde Paradigma Değişimi, 2. Baskı, Vadi Yayınları, Ankara.

Berger, L.P., Luckmann, T. (2008), Gerçekliğin Sosyal İnşası: Bir Bilgi Sosyolojisi İncelemesi, Atıf Yayınları, Ankara.

Bozkurt, V. (2014), Değişen Dünyada Sosyoloji Temeller Kavramlar Kurumlar, 10. Baskı, Ekin Yayınları, Bursa.

Duyan, V. ve Bayır, Ö. Ö. (2016), Sosyal Hizmete Giriş, Sosyal Çalışma Yayınları, Ankara.

Marx, K. (2011), Kapital: Kapitalist Üretimin Eleştirel Bir Tahlili 1. Cilt, 10. Baskı, Sol Yayınları, Ankara.

Miser, R. (1999), Kalkınma, Toplum Kalkınması Yöntemi ve İnsanın Gelişimi, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, C.32, S.1, s.s. 101-112.

Türk Dil Kurumu. (1998), Türkçe Sözlük – 1 (A – J), 9. Baskı, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara.

Türk Dil Kurumu. (1998), Türkçe Sözlük – 2 (K – Z), 9. Baskı, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara.

Ülken, Z. H. (1969), Sosyoloji Sözlüğü, Talim ve Terbiye Dergisi Yayınları / 9, Sözlük Serisi / 1, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul.

Yanardağ, U. (2018), Toplumla Sosyal Çalışmaya Giriş, Maya Akademi Yayınları, Ankara.

Yıldırım, E. (2007), Bilginin Sosyolojisi: Kavramlar, Teoriler, Pratikler, Ekin Yayınevi, Ankara,

Yücedağ, İ. (2013), Bir Sentez Girişimi Olarak Gerçekliğin Sosyal İnşası, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 17/2, s.s.15-26.

http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.5cb8f83d0890d2.27064531 (Erişim Tarihi: 18.04.2019).

YAZAR

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi - Kamu Yönetimi (Lisans) Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi - Sosyal Politika ve Sosyal Hizmet (Tezli Yüksek Lisans) İlgi Alanları : Çevre Politikası, Kent ve Kentleşme, Yerel Yönetimler, Avrupa Birliği, Sosyal Politika, Sosyal Hizmet.

İLETİŞİM


Akademik Kaynak
 

 TR