TR

Gecekonduların Oluşum Sürecinde Uygulanan Politikaların Etkisi

ÖZET

Türkiye’de gecekondulaşma süreci, sanayileşmenin etkisini gösterdiği 1950’li yıllarda kentlere yapılan yoğun göçler sonucu oluşmuş ve zamanında alınamayan önlemler neticesinde varlığını sürdürmüştür.

Gecekondu iki farklı bakış açışının kesiştiği noktada yer almaktadır. Bu duruma dışarıdan bakıldığında çarpık kentleşme, plansız şehirleşme, şehrin estetik dokusunun zarar görmesi gibi olumsuz sonuçlar görülüp olayı “gecekondu sorunu” olarak adlandırırken, içeriden bakıldığında kişilerin birtakım imkansızlıklar sonucu barınmalarını sağlayacak bir “çözüm” olarak görülmektedir. Bu durumda bir olgunun hem sorun hem çözüm olarak görülmesi bir yerlerde eksikliklerin yer aldığı ve gereken önlemlerin alınmadığını göstermektedir. Bu çalışmada sorgulanan bu eksikliğin uygulanan politikalardaki rolüdür. Planlı dönem öncesinde gecekondulaşmanın henüz bir sorun olarak görülmemesi başlangıç aşamasında durdurulamayarak gelişmesine yol açmış, planlı dönemde ise uygulanan politikaların sürdürülememesi ve her dönemde farklı müdahale biçimleri uygulanması olumsuz bir etki yaratmıştır.

Anahtar Kelimeler: Gecekondulaşma, Göç, Sanayileşme, Şehirleşme.

ABSTRACT

Squatting process in Turkey, showed the effect of industrialization in the 1950s have caused mass migration to the cities, and has existed as a result of the measures can not be taken in time.

The slums are located at the intersection of two different points of view. This situation is seen as a görülmek solution, which allows people to be sheltered as a result of some impossibilities when looking from the outside, while the negative results such as distorted urbanization, unplanned urbanization, damage to the aesthetic texture of the city are seen and the event is called adlandır slum problem. In this case, the fact that a case is seen both as a problem and a solution shows that there are deficiencies in some places and the necessary measures are not taken. It is the role of this deficiency in the policies implemented in this study. The fact that squattering was not seen as a problem before the planned period caused the development to be unstoppable at the beginning stage, the failure to implement the policies implemented in the planned period and the application of different forms of intervention in each period had a negative effect.

Keywords: Slum, Migration, Industrialization, Urbanization

1.GİRİŞ

Gecekondu kavramı kentlere yapılan yoğun göçler sonucu insanların barınacak alan bulamaması ya da ekonomik olarak kendini yetersiz hissetmesi durumlarında, buldukları alanlara, etraftan edindikleri malzemelerle, geçici olarak yaptıkları basit konutlardır. Yeni gelen insanlar da konutlarını uzakta boş alanlara konumlandırmak yerine diğer gecekonduların yanına yapmışlardır. Bu durum bir süre sonra gecekondu mahallelerinin oluşmasına ve aralarında bağ kurarak toplumdan kendilerini soyutlayıp kendi bölgelerini koruma içgüdüsü ile kapalı bir alan oluşturmuşlardır.

Gecekondu sorunu bir anda meydana gelip oluşmuş bir sorun değildir. Gecekondulaşmanın temelinde göç olgusu yatmaktadır. İnsanlar yaşamlarını devam ettirmek için yıllar boyunca göç etmek zorunda kalmışlardır Göçlerle birlikte insanların konut bulamaması ya da maddi imkansızlıklar sonucu bir çözüm yolu olarak görülmesiyle oluşmuştur. Bir sorunun insanlar tarafından çözüm olarak algılanıyor olması, o ülkenin yöneticilerinin uyguladığı politikalardaki yetersizlik ve vatandaşın ihtiyaçlarını karşılamadaki başarısızlığından kaynaklı olduğu ileri sürülebilmektedir.

Bu çalışma, nitel araştırma yöntemleri kullanılarak literatür araştırması ve değerlendirilmesi yöntemiyle oluşturulmuştur. Çalışmada genel olarak gecekondu oluşum sürecinde göç olgusunun yeri ve uygulanan politikaların gecekondu sorununa etkileri incelenmiştir.

2.GECEKONDU KAVRAMI VE ÖZELLİKLERİ

2.1.Gecekondu Kavramı

Gecekondu kavramı halk arasında meydana gelen ‘gece’ ve konmak eylemini ifade eden ‘kondu’ kelimesinin birleşiminden meydana gelmiştir. Toplumsal niteliklerin oluşturduğu bu kavram, insanların gece vakitlerinde kimse görmeden kendilerine barınacak yapılar inşa etmelerini ifade etmektedir. Yaşanan ekonomik yetersizlikler ve yasalara aykırı olması sebebiyle kimseye görünmeden yapılmaktadır bu nedenle teknik süreçten de uzaktır.

Gecekondu kentsel mekanda konut sorunu/ konut açığı devlet ya da özel sektör eliyle çözülmedikçe, giderilmedikçe bireyin kendi kendine bulduğu bir barınma çözümüdür. Bireyin yeterli ekonomik gücü ve kaynağı olmadığı için arsa ve yapı malzemesi alamaz. Dolayısıyla gözden uzak arazilerde kimseye göstermeden bir gecede, herhangi bir teknik norma, standarda ve imar sürecine dahil olmadan, uymadan bulduğu malzemelerle barınağını yapar. Bu tür konutların genel adı gecekondudur. Gecekonduların yerleştiği araziler genelde hazineye öteki deyişle kamuya ait, yerleşimden uzak, ulaşım ve altyapı donanımı ve yerleşilebilirlik özelliği olmayan yerlerdir. (Maybarskan, 2013: s.11).

Gecekondu “bayındırlık ve yapı kurallarına aykırı olarak, gerçek ya da tüzel, kamusal ve özel kişilerin toprakları üzerine, toprak iyesinin istenç ve bilgisi dışında, onamsız olarak yapılan, barınma gereksinimleri devletçe ve kent yönetimlerince karşılanamayan yoksul ya da dar gelirli ailelerin yaşadığı barınak türüdür.” (Keleş, 1998, s,53’ten aktaran Karaman, 2003, s,113).

Gecekondular, “tarımda pazara yönelik üretime geçişin görsel olarak hızlandığı ve kentteki nüfus yığılmasının hızla artmasına karşılık, çok yavaş bir sanayileşmenin gerçekleştiği toplumlarda ortaya çıkmıştır. (Kıray, 1972, s,561).

2.2. Gecekonduların Özellikleri

775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 2. Maddesine göre; “imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı kalınmaksızın, kendisine ait olmayan arazi veya arsalar üzerinde, sahibinin rızası alınmadan yapılan izinsiz yapılar kastedilmektedir. (Gecekondu,1966).

Bu tanıma göre gecekondular;

  • İmar ve belediye yasalarına aykırıdır,
  • Kendilerine ait olmayan, kamu arazisi ya da başkalarının özel mülk arazilerini izinsiz kullanmaları,
  • Genellikle gecekondular, tek katlı olup sonradan ekleme yapılabilen, bazı ülkelerde bahçeli yapılardır,
  • Kentin dışında, yerleşmeye açık olmayan, ulaşılması güç ve bazı durumlarda tehlikeli kabul edilen alanlarda oluşmuştur,
  • Sağlık koşulları ve altyapı donanımları yetersizdir,
  • Yapım aşamasında kullanılan malzemeler genellikle derme çatma, toplama malzemelerdir,
  • Gecekondu sahibi gecekonduyu yapan kişidir ve aile tipi genellikle geniş aile şeklindedir,
  • İstihdam şekli olarak, işsiz, hizmet sektörü, sanayi sektörü yanı sıra seyyar satıcılık gibi marjinal iş gücünü oluşturmaktadır.
  • Gecekondu bölgelerinde kadının iş gücüne katılımı sınırlıdır. Genellikle ev kadını olarak konumlandırılmıştır,
  • Gecekondu bölgelerinde sosyal ve kültürel faaliyetler yetersizdir.

Nüfus ve barınma yoğunluğu gecekondularda yüksektir. Gecekondular, genellikle barınma gereksinmesinin sürekli olarak karşılanmasını sağlayan, yerleşme niyetiyle kurulmuş yapılardır. Kiracılık oranı genelde ilk dönemde yapılan gecekondularda düşüktür. Gecekondu bölgeleri, kimi farklı durumlar dışında, kentlerin çevresinde yer alır ve bundan dolayıdır ki, kentleri saran gecekondu kuşaklarından söz edilir. (Keleş, 2006, s.556’dan aktaran Maybarskan, 2013, s.13).

2.3. Gecekonduların Sosyo- Ekonomik ve Kültürel Yapısı

Bireylerin kendilerine yeni bir iş kapısı bulma ve barınma amacıyla gerçekleştirdikleri göç hareketleri sonucunda kendilerine gecekondular yaparak bireysel ya da diğer aile fertleri ile birlikte kendilerini garanti altına alma amacı taşırlar.

Türkiye kentleşmesinin temelindeki göç tek yönlü göç olmaktadır. Önceleri erkek iş gücü transferi veya göçü şeklinde başlayan kırdan kente gelip yerleşme, daha sonra aile fertlerini de getirme şekline dönüşmekte ve devamlılık göstermektedir. (Ateş, Es, 2004, s.217).

Kente göç eden kendisine barınacak yer ve iş bulan birey bir süre sonra akraba ve tanıdıklarına da kentin çekici özelliklerinden bahsederek diğer insanları da özendirme yoluyla veya başka sebeplerle adına kitle göçü denilen, aynı yöreden insanların bir araya gelmesi ya da kişi ilk başta iş ve kalacak yer hazırlayıp ardından aile fertlerinin de peşi sıra şehre gitmesi ile oluşan zincirleme göç hareketi sonucunda o bölgede oluşan akraba ve hemşeri dayanışması ile kümelenme oluşacaktır. Bu kümelenme insanların kendilerini yalnızlık duygusuna kapılmaması ve güvende hissetmesi adına önemlidir. İnsanların bir arada olmaları ayrıca kente daha kolay uyum sağlamalarında olumlu etki yaratmaktadır.

Kırdan kente göç eden insanlar kolay kolay homojen yapı oluşturamamaktadır. Kendilerine yakın gelen, benzer gelenek ve göreneklere bağlı kişi ve gruplara yakınlaşarak özünü yaşatmak istemektedirler. Bunlara örnek olarak, Karadeniz Bölgesi’nden bir kişinin Karadenizli insanlara yakın olması, Sivaslı bir başka kişinin aynı şehirden gelen insanları tanımıyor olsa da kendini yakın hissetmesi ya da aynı mezhep gruplarına sahip kişilerin kendi aralarında bir dayanışma mekanizması kurarak kent dışında kendi yaşamlarını sürdürme isteği yaratmıştır. Bu duruma bir başka örnekte kırdan gelen insanların kent ortamında kır kültürünü sürdürmek istemesidir. Bu insanlar bir çırpıda köy ile bağlantılarını koparamazlar. Yılda birkaç kez köye giderek kışlık yiyeceklerini temin ederler. Orada alışık oldukları kültürü kentte sürdürmek istemektedirler. Buna örnek olarak çeyiz hazırlama, başlık parası ve gündelik yaşamlarının devamı olarak bahçede kümes hayvanları besleme, bitki yetiştirme vb. faaliyetler hem bağlı oldukları kültüre duydukları özlem hem de kentte asimile olmaktan korkarak kendi kültürlerini muhafaza etme içgüdüsü olmuştur.

Kırla ilişkilerin bu denli devamlılık sağlamasının altında birtakım sebepler yatmaktadır. Bu bağım devamlılığının sağlanmasındaki amaçlardan ilki, kırdan gelen gıda ve maddi yardımların kentte yaşayan ailelere katkı sağlıyor olmasıdır. İkinci amacı ise, eğer kentte yaşamlarını sürdüremezlerse köyleri açık bir kapı olarak görülmektedir. Bu süreç içinde gecekonduların bir geçiş kültürü yaşatarak kırla kent arasında kaldığı görülmektedir.

“Bu anlamda ‘gecekondu kültürü’ kavramı, sosyal bütünleşme sürecindeki göçerlerin hem kırsal hem kentsel değerleri bir arada barındırılmasını anlatır ve kentteki bir ‘alt kültür’ ün varlığını gösterir.” (Mutlu, 2007, s.37)

Genel olarak oldukça zor ve sağlıksız koşullar altında yaşamak zorunda olan gecekondu sakinlerinin, diğer çalışanlara göre daha düşük ücretlerle ağır çalışma şartlarına razı olmaya eğilimli olduğu gözlemlenmiştir

Ancak, kente ilk gelmeyle birlikte gecekonduların ekonomik anlamda genellikle örgütlü olmayan marjinal işlerde istihdam edildikleri gözlenirken zaman içinde ekonomik kazançlarının görece yükseldiği belirtilmektedir. Gecekondular ekonomik durumun iyileşmesiyle eğer gecekondu sahibi değilse önce oturacağı gecekonduya sahip olmaktadır. Daha sonra, ekonomik durumun iyileşmeye devam etmesi durumunda gecekonduyu spekülatif kazanç amaçlı üretmeye devam etmekte, yeri geldiğinde burayı kiraya vermekte ya da gelecek için bir ‘güvence’ olarak görmektedir. (Mutlu, 2007, s. 39). Bu anlamda değişen koşullar sonucu başlarda zorunlu bir barınma ihtiyacı olarak görülen gecekondu zamanla bir kazanç sağlama amacına dönüşmüştür.

3.GECEKONDULARIN OLUŞUM SÜRECİ

Toplumlarda nüfusun hızla artmasıyla beraber oluşan en önemli durumlardan birisi kırsal mekanlardan kentlere olan göç ve bu durumun oluşturduğu hızlı kentleşmedir. Türkiye’de gecekonduların başlangıcı ile ilgili net bir tarih ve belge bulunmamakla birlikte II.  Dünya Savaşı’nın sonları yani 1945-1950’li yıllarda yaşanan göç hareketi gecekondulaşmanın temelini oluşturulmuş ve halen daha güncelliğini korumaktadır.

Bu süreçte ortaya çıkan göçler, ülke içinde göç çekim odakları olarak isimlendirilen sanayi kentlerine yönelmiştir. Kente gelenlerin öncelikli amacı, güvenceli ve sürekli bir işe sahip olmak, sonra da yerleşebilecekleri bir konut bulabilmektir. (Çete & Uzun, 2005, s.1).

Gecekondular, şehirlerin çeperlerinde ve tamamına yakını kamu arazileri üzerinde, başlangıçta derme çatma yapılar biçiminde oluşmuştur. Konutların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan gecekondu mahallelerinde, zamanla istenmeyen bir dizi sorunlar ortaya çıkmıştır. Sözü edilen gecekondu mahalleleri, yaşam kalitesini belirleyen her türlü teknik ve sosyal temel altyapıdan yoksun olup, varlığıyla da çevresel olarak olumsuzluklar ile görsel ve fiziksel kirliliğe yol açmaktadırlar. (Çalışkan, 2006, s.60).

3.1. Gecekondu- Göç İlişkisi

Göç; “Türkçe ’de çok yalın olarak bir ailenin, bir grubun evi- barkı, çoluk çocuğu ile bir yerden başka bir yere taşınması, yani yer değiştirmesi olayıdır.” (Çakır, 2011, s. 210).

Bu yer değiştirme ise kır ve kent gibi yerleşim birimleri arasında gerçekleşmektedir. Mahalle ya da semtler arasındaki yer değiştirmeler, göç olarak algılanmamaktadır. Ayrıca yer değiştirmede süre önemli bir etkendir. Hangi sürede değişmelerin göç sayılabileceği görece bir durum olmakla birlikte, yer değiştirmelerde amaç yerleşmek olduğunda göç gerçekleşiyor anlamına gelmektedir. Yerleşme anlamı taşımayan kısa süreli göçler, seyahatler göç olarak kabul edilmemektedir. (Ateş& Es, a.g.m. s.211).

Kente göç edenlerin öncelikli amacı sürekli ve güvenceli bir işe sahip olmak, ardından da barınma ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir konut edinmektir. Bu süreç içinde kalacak bir ev tutmak için maddi yetersizlik yaşayan insanlar çözümü başka yollarda aramışlardır.

Kent toplumu içinde yerleşme ve konut sorununu çözümleme olanağı bulunmayan insanlar, bu gereksinimlerini yasal koşulların dışında gidermek amacıyla; kentleşme olgusunun önemli bir boyutunu, yani marjinal kesimin fiziki mekandaki görünümü olan ve adına “gecekondu” denilen konutları, mahalleleri ve bölgeleri oluşturmuşlardır. Sonuçta ortaya çıkan gecekondu topluluğu, kent toplum yapısı içinde sosyal, ekonomik ve kültürel açılardan ayrı bir yapı ve görünüm kazanmıştır. (Çakır, a.g.m. s.211)

3.2. Gecekondu Sorunu Yaratan Göç Nedenleri

Ateş ve Es (2004, s. 218) Türkiye koşullarında kentleşme nedenlerini şu ana başlıklar altında toplamıştır;

İtici Nedenler: Tarıma yeni teknolojilerin girişi, toprak yetersizliği ve toprakların miras yoluyla parçalanması, entansif tarıma geçiş, nüfusun artışı, olarak sıralanabilir. Bu sayılan sebeplerden dolayı kır barındırdığı nüfusu kentlere doğru itmiştir.

İletici Nedenler: Haberleşme ve ulaşım olanaklarının hızlı artması ve gelişmesi sonucu, kırdan kente göç hızlanmıştır. Mal ve hizmet üretiminin ve değişiminin belli merkezlerde toplanması süreci de kırdan kente göçü hızlandıran bir diğer etmen olmuştur.

Çekici Nedenler: İş olanakları sağlayan sanayi ve iş piyasaları genellikle belirli iş merkezlerinde çoğalmıştır. Bu belirli iş merkezleri ise genellikle büyük şehir (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana vb.) ve onun civarında yer almışlardır. Bu nedenle kırdan bu yerlere doğru bir göç hareketi yaşanmıştır.  Ayrıca kentte elde edilen gelirin yüksek oluşu, kent yaşamının daha renkli oluşu, eğitim olanaklarının üstünlüğü de çekici nedenlerdir.

Siyasal Nedenler: Devlet tarafından benimsenen ve uygulanan ekonomik ve sosyal politikalarda kentleşme üzerine etkilidir. Ayrıca 1984 yılından sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan terör hareketleri de kentlere göçü hızlandırmıştır.

Çakır (2011) çalışmasında gecekondu sorununu yaratan göç nedenlerini şu şekilde sıralamıştır:

  • Nüfusun hızla artması,
  • Tarımın büyük ölçüde makineleşmesiyle iş gücünün kırsal bölgelerden kentlere kayması,
  • Sanayileşmenin plansızlığı,
  • Toprağın bölünmesi, verimin azalması ve yetersizliği,
  • Ölçülü toprak reformunun yapılmaması,
  • Hazine arazilerinin iyi değerlendirilmemesi,
  • Doğal olayların sıklığı, bunlara karşı önceden önlem alma olanağının bulunmayışı,
  • Konut sorununa bütüncül bir yaklaşımla çözüm getirilememesi; konut kiralarının yasal bir düzene sokulamaması.
  • Kırsal alanlarda sağlık, beslenme, eğitim, ulaşım ve bu gibi olanakların yetersizliği, dengesizliği, denetimsizliği,
  • İş olanaklarının sadece kent merkezlerinde kurulan fabrikalar ve devlet kurumlarınca sağlanması
  • Kent plan ve programlarının çağın koşullarına uygun olmaması,
  • Halkın bilgi, görgü, kültür gibi değer yargılarını yükselten kurumların kırsal bölgelerde bulunmaması ve böylece kentsel yaşamın özendirici bir nitelik ve nicelik taşıması vb. nedenler.

Doğu ve Güneydoğu’da çözümlenemeyen siyasal içerikli anarşik olaylar, psikolojik baskı, şiddet, yoksulluk mesleksizlik, eğitimsizlik vb. gecekondu sorununun doğmasına, gelişmesine yol açan temel sorunlardır.

4.GECEKONDU SÜRECİNDE POLİTİKALAR

4.1. Planlı Dönem Öncesi Gecekondu Politikaları

Planlı dönem öncesi, gecekonduların başlangıç dönemi olduğu için bir sorun olarak görülmemiş yalnızca birkaç yasa çıkarılması ile sınırlı kalmıştır.

16 Nisan 1924’te çıkarılan Umur-u Belediye’ye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında Kanun içeriğinde konut sorununa değinen ilk kanundur.

Bu kanunun 1. Maddesinde; “24 Teşrinievvel 1298 tarihli Ebniye Kanununun memnuiyeti mutazammın ahkamı hilafına vuku bulan inşaat ve tamirat ile umuma mahsus mahallelerde ve yangın yerlerinde bila ruhsat yapılan barakalar ve her nevi inşaat belediyece derhal hedmolunur. Hedmiyattan husula gelen enkaz satılarak masarifi hedmiye istifa olunur. Hedim masrafı kâfi gelmediği takdirde üst tarafı rüsumu belediye gibi tahsil olunur.” (Umuru Belediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye,1924)

Bu maddeye göre halka açık alanlarda yapılan inşaatların belediyeler tarafından kaldırılır. Yıkım sonrası meydana gelen enkaz satılıp, masraflar karşılanır. Eğer enkaz satışı yıkım masrafını karşılamıyorsa vergiler aracılığıyla tahsil edilir. İlgili kanunun diğer maddelerinde de görevli mercii ve cezai işlemlerden bahsedilir. Görülmektedir ki, bu kanuna göre yeni oluşum gösteren gecekonduların yalnızca yıkımı ile ilgilenilmiş, önüne geçme ya da çözüm arayışı içeren uygulamalara değinilmemiştir.

Gecekondu sorununa doğrudan değinen ilk yasa ise; 22 Haziran 1948’de kabul edilen 5218 sayılı kanundur. 2.maddesi şu şekildedir; “Ankara şehri sınırları içinde şimdiye kadar kendisine ait olmayan arsalar üzerinde ruhsatsız olarak vücuda getirilmiş olan yapıların işgal ettiği yer, ilişik haritada mavi çizgiyle taranan sahaya rastladığı ve bu yer Belediye malı veya bu kanunun gereğince Belediyeye geçecek olan arsalar ve araziden bulunduğu takdirde Ankara Belediyesi, bunlar hakkında da birinci maddedeki yetkiyi haizdir.” (Ankara Belediyesine, Arsa ve Arazisinden Belli Bir Kısmını Mesken Yapacaklara 2490 Sayılı Kanun Hükümlerine Bağlı Olmaksızın ve Muayyen Şartlarla Tahsis ve Temlik Yetkisi Verilmesi,1948)

Bu kanunun eksik yanı ise yalnızca Ankara Belediyesi’ni esas almasıdır. Olumlu yönü ise, gecekonduları iyileştirme ve yeniden gecekondu yapacaklara arsa sağlayarak kaçak yapılaşma adına ilk önleme amaçlı çalışmadır.

Bu kanunun üzerinden bir yıl geçmesi ile birlikte 5228 sayılı kanun ile uygulamanın kapsamı Ankara ilinden ülke geneline yayılmıştır. “İzinsiz yapılaşmanın devam etmesiyle izinsiz yapıların yıkılması ve bundan sonra yapımının önlenmesi için 5431 sayılı yasa çıkarılsa da amacına ulaşamamıştır. (Mutlu, a.g.e. s.40)

29 Temmuz 1953’ te çıkarılan 6188 sayılı Bina Yapımı Teşvik Yasası 1. Maddesine göre; “Belediye sınırı içinde belediyenin mülkiyetinde bulunan ve bundan sonra mülkiyetine geçecek olan arazi ve arsalardan belediye meclisi kararı ile belli edilecekler bu kanun hükümleri dairesinde mesken yapımına tahsis edilir.” (Bina Yapımını Teşvik, 1953). Bu madde ile belediyeye ait olan arsaların ihtiyaç sahiplerine verilmesi öngörülmüştür. Kendisine ait olan ruhsatsız yapı yıkılıp yeni tahsis edilen alana evini nakletmeyenlerin mevcut binaları verilen süre sonunda yıkılır. Bu kanun ile gecekonduların belediye meclisi kararı ile belirlenen kira ya da taksit yoluyla yasallaştırılması sağlanırken bu tarihten sonraki gecekondu yapımları yasaklanmıştır.

Planlı döneme kadar çıkarılan son yasa olarak 29 Temmuz 1959 yılında çıkarılan 7367 sayılı, Hazineden Belediyelere Devredilecek Arazi ve Arsalar Hakkında Kanun’un 1. Maddesinde; “Hazinenin mülkiyetinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazi ve arsalardan, belediye hudutları içinde bulunanlar, imar planı olsun veya olmasın, 6188 sayılı maksatlar kullanılmak üzere bedelsiz olarak belediyelerin mülkiyetine geçer.” (Hazineden Belediyelere Devredilecek Arazi ve Arsalar, 1959) şeklinde belirtilmiştir. Amme hizmetine tahsis edilen arsalar hariç diğer Devlet elinde olan arsaların bedelsiz olarak belediyelerin mülkiyetine geçmesi öngörülmüştür.

Sonuç olarak planlı dönem öncesi politikalarda gecekondu yapımı yasaklanmakta, bazı yasalarla yasallaştırılmakta ve belediye arsaları ihtiyaç sahiplerine verilip ardından belediyelere tahsis edilmektedir. Oldukça karmaşık yapıya sahip olan bu yasalar gecekondu sorununu çözmede etkili olmadığı gibi yaygınlaşmasının da önüne geçememiştir.

4.2.Planlı Dönemde Gecekondu Politikaları

Siyasal sistemde dönüm noktasının yaşandığı 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile 1961 Anayasası yürürlüğe girmiştir. Bu dönemde refah devleti anlayışı benimsenerek planlı bir sisteme geçiş yaşanmıştır. Bu geçiş sonrasında kurulan Devlet Planlama Teşkilatı ile kalkınma planları oluşturularak planlı bir ekonomik sistemin adımları atılmıştır. Bu kalkınma planlarında gecekondular çeşitli şekillerde konu olmuştur.

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1963-1967)

Birinci beş yıllık kalkınma planı ile “Gecekonduları, içinde oturanlara konut bulmadan yıkmamak. Her şeyden önce bu gecekonduların arsa mülkiyeti problemini çözmek, kamu hizmetlerini tamamlayarak durumlarını düzeltmek, ancak çok kötü olanlarını içinde yaşayanların konut ihtiyacını karşılamak suretiyle ortadan kaldırmak.” (Devlet Planlama Teşkilatı , 1963) Hükmü ile gecekondu sakinlerine yeni bir alan yaratılmadan yıkım yapılmaması amaçlanmıştır.

Bu plan döneminde, lüks konut üretiminden kaçınıp sağlık bakımından sakıncası olmayan en ucuz halk konutu tipi konut yapımını artırarak daha geniş konutlar yaparak, özellikle dar gelirli ailelerin imkanlarını zorlayıcı etkisini azaltmak, her türlü alım- satım oyunlarını önleyici tedbirlerle, ev yaptırmak isteyenlerin uygun fiyatlarla arsa edinmesini sağlamak amaçlanmıştır. (Mutlu, a.g.e. s.41-42)

Bu dönemde gecekondular hakkında üç temel amaç benimsenmiştir. İlki iyileştirme çalışmaları ile o tarihe kadar yapılmış olan gecekonduların gerek mülkiyet sorunlarını çözmek gerekse kamu hizmeti gereksinimlerini karşılayarak durumlarını düzeltmektir. İkincisi ortadan kaldırma olarak adlandırılmıştır. Bu kötü durumda olan gecekonduları temizlemektir. Üçüncüsü ise, yeniden gecekondu yapılmasının önlenmesini anlatmak üzere kullanılan önlemedir. (Çakır, a.g.m, s.219)

Birinci kalkınma planı ile kentlere yapılan göç ile kentlerdeki iş imkanlarının orantılı olmasını sağlayarak ilerleyen zamanlarda oluşacak işsizlik sorununu önleme çalışmaları yapılmıştır ve mevcut konut sayısını artırarak insanların yasadışı gecekondu yapımını önlemeye çalışılmıştır.

İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1968-1972)

“Gecekondu sorunu konut sektörünün bütünü içinde ele alınacaktır. Bu sorun, önlemeye yönelik öncelik verecek ve bu alandaki kendi evini yapma gücünden yararlanarak çözülmeye çalışılacaktır. Gecekonduların arsa mülkiyeti problemi şehirlerin gelecekteki gelişmesini zorlaştırıcı olmaktan çıkarılacaktır.” (Devlet Planlama Teşkilatı , 1968)

Bu planın dikkat çekici özelliği, kişileri kendi evlerini yapmaya özendirmektir. Gecekondu sorununu kendi evini yapmak isteyenlerin ya da evini yenilemek isteyenlerin bedensel faaliyetlerinin karşılığını malzeme ve teknik yardımlarla desteklemektedir.

Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı (1973-1977)

Bu dönemde gecekondu sorununa yönelik bir çalışma olmamıştır.  Artan göçlerle birlikte oluşan konut yetersizliği gecekondulaşmanın artmasına sebep olduğu düşünülmüştür. Bu durumun önlenebilmesi içinse sanayileşme ve kentleşmenin artmasıyla gecekonduların çevresel koşullara uygunluğu, sağlık koşullarının iyileştirilmesi amaçlarıyla asgari düzeyde iyileştirme yapılması amaçlanmıştır.

Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı (1978-1983)

Üçüncü plan döneminde konut üretimi ve konut ihtiyacı arasındaki açık bir hayli açılmış, konut açığı ise gecekondular ile kapatılmıştır. Konut üretiminin yetersizliği bu dönemde kentlerdeki kira artışına neden olmakta ve dar gelirli gruplar için sorun yaşatmaktadır.

Yerel yönetimlerin ve ilgili kamu kuruluşlarının desteği ile, gecekondu yörelerinde kentsel ve sosyal altyapı desteği, gecekondu yörelerinde kentsel ve sosyal altyapı tesislerinin geliştirilmesi ve gecekondu yapılarının standartlarının yükseltilmesi amaçlanmıştır. Bu sayede düşük gelirli gecekondu sakinlerinin sosyo- ekonomik ihtiyaçları da göz önüne alınmıştır.

“İmar ve Gecekondu Yasaları yeniden düzenleyerek yalnız belediye sınırları içinde değil, tüm ülke ölçeğinde uygulanacak ve özellikle kamu arazileri üzerinde yapılan kaçak yapılar hakkında etkinliği ve ivediliği sağlayacak prosedür hükümlerinin yasalarda yer alması sağlanacaktır.”

Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1985-1989)

“İmar ve gecekondu mevzuatına aykırı yapılara uygulanacak işlemleri düzenleyen 3981 sayılı Kanunun uygulama prensipleri de dikkate alınarak, mevcut ruhsatsız yapılara ve gecekondulara altyapı götürülmesine ve bunların ıslahına öncelik verilecektir.” (Devlet Planlama Teşkilatı , 1985)

İfadesinden yola çıkarak bu dönemde kesin hatlara sahip bir önleyici politika izlenmediği yalnızca hizmet yönünden adımlar atılarak ruhsatsız alanlara altyapı hizmetleri götürülmesi ve iyileştirici çalışmalar yapılacağı sonucu çıkarılabilmektedir.

Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planı (1990-1994)

Alt gelir grupları öncelikli olmak şartıyla konut sahibi olamayan kişiler için yapılacak konutlara öncelik verilmiştir.

Gecekondulaşmanın önüne geçmek için belediyelere “Kendi Evini Yapana Yardım” programı ile çekirdek konut projelerine öncelik verilerek belirli alanları konut arsası olarak belirleme, altyapı götürme ve konut üretimini sağlamak için düzenleme görevi verilmiştir.

Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1996-2000)

Bu planda gecekondu mevzuatının günün koşullarına uygun hale getirileceği belirtilmiştir. Sonraki yıllarda İmar Kanunu’nda yapılan değişikliklerle yapı izni olmayan yapılar için geçici süreliğine su, elektrik ve/ veya telefon bağlanabileceği ve izin verilmeyen yapılar için altı ay içinde başvuru yapılması halinde geçici olarak elektrik kullanabilecekleri belirtilmiştir. Bu unsurlar önleyici nitelikten çıkarak özendirici bir durum yaratmıştır. Gecekondulaşmayı hızlandırarak yeni göç eden insanlar için de gecekondu yapımını çekici kılmıştır.

Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (2001- 2005)

“Hızlı kentleşme ve sosyal değişmenin yaşanmaya devam edeceği plan döneminde, kültürel yozlaşmaya ve değer yargılarındaki aşınmaya fırsat vermemek amacıyla milli kültürün temel belirleyiciliği çerçevesinde kent ve kentlilik kültürünün oluşturulmasına yönelik çalışmaların yapılacağı ilke olarak benimsenmiştir” (Mutlu, a.g.e, s.48)

Ayrıca gecekondu kavramı yerine ‘kaçak yapılaşma’ kavramı kullanılmıştır.

Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı (2007-2013)

Bu planda gecekondu ve kaçak yapılaşma kavramlarına yer verilmeyip göç ve çarpık kentleşme üzerinde durulmuştur. Göç gecekondulaşmanın nedeni çarpık kentleşme de sonucu olarak görüldüğünden ortaya çıkan sosyo- kültürel uyum sorunlarının azalması için önlemler alınılacağı belirtilmiştir.

“Yoğun göç baskısı altında kalan kentlerin göç kaynaklı temel sorunlarının tespit edilerek en çok etkilenen alanlarda uyuma yönelik çalışmalarla birlikte fiziki ve sosyal altyapının giderilmesi de ilke olarak benimsenmiştir. (Mutlu, a.g.e, s,49).

5.SONUÇ

Gecekondu sorunu ile ilgili uygulanan politikalar bu soruna bir çözüm getirememiştir. Aksine önlenmesi gereken gecekonduların sayısında artış gözlemlenmiştir. Politikalardaki yanlışlıklar şu şekilde sıralanabilmektedir. Birincisi uygulanan politikaların süreklilik gösterememiş olmasıdır. Değişen hükümetler ve değişen stratejiler, etkisini gecekondu üzerinde de göstermiş ve bu değişiklikler ile kesin ve tam uygulamalar yürütülememiştir. İkincisi politikalarda eksiklikler olup, olan eksiklikleri tamamlamak yerine tam tersi uygulamalar yapılmıştır. Örneğin; bir dönem yıkım kararı verilirken bir başka dönem af çıkarılarak altyapı, elektrik, su vb. hizmetler sağlanmıştır. Bu karşıt uygulamalar zihinlerde karmaşıklığa yol açmıştır.


KAYNAKÇA

Ankara Belediyesine, Arsa ve Arazisinden Belli Bir Kısmını Mesken Yapacaklara 2490

Sayılı Kanun Hükümlerine Bağlı Olmaksızın ve Muayyen Şartlarla Tahsis ve Temlik

Yetkisi Verilmesi, (1948, 22 Haziran). Resmî Gazete (Sayı:6938). Erişim adresi:

http://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/6938.pdf

Ateş, H., & Es, M. (2004). Kent Yönetimi, Kentlileşme ve Göç & Sorunlar ve Çözüm Önerileri. Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi(48), 205-248.

Bina Yapımını Teşvik ve İzinsiz Yapılan Binalar Hakkında Kanun. (1953, 24 Temmuz). Resmi

Gazete (Sayı: 8470). Erişim adresi: http://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/8470.pdf

Çakır, S. (2011). Türkiye’de Göç, Kentleşme/Gecekondu Sorunu ve Üretilen Politikalar. Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi(23), 209-222.

Çalışkan, Z. (2006). Türkiye’de Şehirleşme ve Gecekondulaşma. Doğu Anadolu Bölgesi Araştırmaları(4(2)), 55-61.

Çete, M., & Uzun, B. (2005). Gelişmekte Olan Ülkelerdeki Yasadışı Yerleşim Sorunlarının Çözümü İçin Bir Model. TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası 10. Türkiye Harita Bilimsel ve Teknik Kurultayı(93), 14-19.

Devlet Planlama Teşkilatı . (1963). Birinci Beş Yılllık Kalkınma Planı . Ankara .

Devlet Planlama Teşkilatı . (1968). İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı . Ankara.

Devlet Planlama Teşkilatı . (1985). Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı . Ankara.

Gecekondu Kanunu, (1966,30 Temmuz). Resmî Gazete (Sayı:12362). Erişim adresi:

http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.775.pdf

Karaman, K. (2003). Türkiye’de Şehirleşme Olgusu ve Gecekondu Sorunu. Doğu Anadolu Bölgesi Çalışmaları(4), 108-117.

Kıray, M. (1972). Gecekondu- Az Gelişmiş Ülkelerde Hızla Topraktan Kopma ve Kentle Bütünleşememe. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi(3), 90-104.

Maybarskan, F. (2013). Kentsel Mekânın Dönüşümü: 2000’li Yıllarda Türkiye/İstanbul’da

Gecekondulaşma. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Abant İzzet Baysal

Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Bolu

Mutlu, S. (2007). Türkiye’de Yaşanan Gecekondulaşma Süreci ve Çözüm Arayışlar

Örneği. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler

Enstitüsü, Ankara.

Umuru Belediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında Kanun. (1924, 16 Nisan). Resmi

Gazete. (Sayı: 486). Erişim adresi: http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.486.pdf

Dipçe: Kapak görseli https://www.trthaber.com/haber/yasam/gecekondu-gormeye-gidiyorlar-7614.html adresinden alınmıştır.

 

 

 


Akademik Kaynak
 

 TR