TR

Bölgesel Dengesizliğin Önlenmesi: Kalkınma Ajanslarının Rolü

                 

 

   Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte yeni bir döneme girilmiş ve ulusal anlamda ekonomik kalkınma hedeflenmiştir. Ekonomik olmasının sebebi I. Dünya Savaşından yeni çıkmış bir ülke olmamız denilebilr. 1923 yılında İzmir iktisat kongresinin toplanmasıyla ekonomik, sosyal ve coğrafi gelişme hedeflenmiştir. 1923-1960 yılları arasında ülkemizde birçok siyasi ve sosyal hadiselerin meydana gelmesi, iktisadi olarak gerilmiş olduğumuzu düzenli bir kalkınma planlarının bulunmamasını göstermektedir. 1950’li yıllardan sonra çok partili hayata geçilmesiyle birlikte hükümetlerin politikaları, genel geçim kaynağı olan tarım alanlarına ilgi artmıştır. Demokrat Parti iktidarlığı döneminde yapılan Marshall Planı bu hususta bir örnek oluşturmaktadır. Tarımda makineleşmeye geçilmesiyle birlikte insangücüne olan ihtiyacın azalması kırsal alandan kente iç göç başlamıştır. Bu olaya 1960 devriminden sonra daha da artmıştır. Bunun sonucunda 1960 yılında Devlet Planlama Teşkilatının kurulmasıyla kalkınma kavramına ivme katılmıştır. Kalkınma politikalarının 5 yıllık yapılmaya başlamasıyla ülkemiz açısından hem uluslararası kuruluşlara üyelikler ve küreselleşme ile ulusal çapta da kalkınma hedeflenmiştir. Göç olgusu ile yaşanılan problemlerin açısından; geri kalmış bölge, gelişimi duraksamış ve aşırı kalabalıklaşmış bölgeler ortaya çıkmıştır. Bölgelerarası dengesizliğin sonucunda alt yapı olanaklarının yetersiz kalması, bölgelerarası kaynak dağılımı olumsuz etkilenmiştir. Bu adaletsizliğin giderilmesi için 1980-1981 yılları arasında Araştırma Planlama Kurumu (APK) birimleri açılmıştır. Her ilde açılması hedeflenmesine rağmen maalesef açılamamıştır. Siyasetin kurbanı olan APK’lar döneminin en büyük sorunu olan merkeziyetçiliğin aşırılığı, yerel katılımın eksikliği ve sektörler arası bütünsellik olmayışıdır. 1999 yılında bölgesel adaletsizliğin artması üzerine Kalkınma Ajansları gündeme gelmiştir.

    Kalkınma ajansları; “merkezi hükümetlerden bağımsız bir idari yapıda, sınırları çizilmiş bir bölgenin sosyo-ekonomik koşullarını geliştirip canlandırmak amacıyla kurulmuş ve faaliyetlerini tamamen veya kısmen kamunun finansa ettiği kurumlar” olarak tanımlanmaktadır(Arsalan, 2010: 90). Kalkınma ajansları bölgesel adaletsizlik açısından yerele inmiş ve köyler, ilçeler ve illere doğru politikalar uygulamıştır. Her ilde, ilçede bir üniversite kurulması politikasıyla üniversitelerin eğitilmiş insan yetiştirmekten ziyade bulunduğu yeri kalkındırma misyonu, ayrıca üniversitelerin bünyesinde bulunan gelişim enstitüleri ile girişimcilerin reel gelirlerinin doğru kullanılmasını yardımcı olması kalkınma ajanslarının bölge kalkınması hedeflerinin bir sonucudur. Kalkınma Ajansları bu açıdan ‘‘Yönetişim’’ kavramını ön plana çıkartmıştır. Kalkınma Ajansları ile geri kalmış bölgelerin kalkınması için ”DOKAP, GAP, DAP ve KOP bir çok proje hayata geçirilmiştir.

   Sonuç olarak bölgesel adaletsizliğin giderilmesi için ilk koşul köylerin gelişimidir. Gelişimin olumlu etkisi ilçelerin gelişimini katkı sağlar ve ilçelerde illerin gelişimine etkiler son olarak iller arası kalkınmada bölgelerin kalkınmasını etkileyecektir.

KAYNAKÇA

ARSLAN, Erdal., (2010), Kalkınma Ajansları ve Kalkınma Ajanslarının Türkiye Ekonomisinde Beklenen Katkıları, Kamu-iş; C:11, S:3, s.90

YAZAR

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi/Kamu Yönetimi 2015-2018 (Lisans) Süleyman Demirel Üniversitesi- Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Tezli Yüksek Lisans / 2019

İLETİŞİM


Akademik Kaynak
 

 TR