﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çevre Sorunları | Akademik Kaynak</title>
	<atom:link href="https://www.akademikkaynak.com/sosyalbilimler/cevresorunlari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<description>Akademik Düşünce Enstitüsü yayın organı akademikkaynak.com - bilimin ışığıyla.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 06 Dec 2025 18:05:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/cropped-akademikkaynak-fovicon-32x32.png</url>
	<title>Çevre Sorunları | Akademik Kaynak</title>
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/enerji-guvenliginde-turkiyenin-rolu-ve-yenilenebilir-enerji-kaynaklari.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/enerji-guvenliginde-turkiyenin-rolu-ve-yenilenebilir-enerji-kaynaklari.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Aykut Balcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 00:17:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre Sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kentleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13402</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küreselleşme süreciyle beraber sanayi alanındaki gelişmelerin hızlanması, teknolojinin sürekli gelişmesi ve dünya nüfusunun devamlı artması gibi birçok etken, mevcut enerji kaynaklarının kullanımını da artırmaktadır. Fosil enerji kaynaklarının yetersiz kalması nedeniyle ülkeler yenilenebilir enerji kaynakları arayışına yönelmiştir. Araştırmanın amacı stratejik bir konumda olan ve enerji pazarına aday bir ülke olan Türkiye’nin enerji güvenliğindeki önemi ve enerji [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/enerji-guvenliginde-turkiyenin-rolu-ve-yenilenebilir-enerji-kaynaklari.html">Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küreselleşme süreciyle beraber sanayi alanındaki gelişmelerin hızlanması, teknolojinin sürekli gelişmesi ve dünya nüfusunun devamlı artması gibi birçok etken, mevcut enerji kaynaklarının kullanımını da artırmaktadır. Fosil enerji kaynaklarının yetersiz kalması nedeniyle ülkeler yenilenebilir enerji kaynakları arayışına yönelmiştir. Araştırmanın amacı stratejik bir konumda olan ve enerji pazarına aday bir ülke olan Türkiye’nin enerji güvenliğindeki önemi ve enerji politikalarına yer verilmekle birlikte enerji güvenliği ekseninde yenilenebilir enerji kaynaklarının klasik enerji kaynaklarının karşılaştırılması yapılmaktadır. Bu çalışma, literatür analizine dayanan, saha çalışması veya deneysel yöntemler kullanılmış mevcut kaynaklardan elde edilen bilgilerin sentezlenmesiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, hem fosil kaynaklar yönünden yetersiz bir kaynak yapısına sahip olması, hem gelişmekte olan bir ülke olması hasebiyle günden güne gelişim gösterdiğinden bu gelişime paralel olarak enerji ihtiyacının da giderek artacağını öngörmek mümkündür. Türkiye’nin enerjideki bu dışa bağımlılığı, her an enerji güvenliğini olumsuz etkileyecek bir düzeydedir. Ayrıca coğrafi konum olarak, Doğu ile Batı arasında doğal bir enerji köprüsü durumda olan ülkemiz önemli fırsatlara sahip konumdadır. Türkiye’nin enerjide dışa olan bağımlılığını azaltmak ve enerji kaynaklarının çeşitliliğini artırmak suretiyle kendi mevcut ve yenilenebilir kaynaklara yönelmeli ve yatırımlarını, desteklerini ve teşviklerini bu doğrultuda yapmalıdır.</p>
<p>MAKALEYİ OKUMAK İÇİN: <a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/11/ENERJI-GUVENLIGINDE-TURKIYENIN-ROLU-VE-YENILENEBILIR.pdf">ENERJİ GÜVENLİĞİNDE TÜRKİYE’NİN ROLÜ VE YENİLENEBİLİR</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2025%2F11%2FENERJI-GUVENLIGINDE-TURKIYENIN-ROLU-VE-YENILENEBILIR.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/11/ENERJI-GUVENLIGINDE-TURKIYENIN-ROLU-VE-YENILENEBILIR.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/enerji-guvenliginde-turkiyenin-rolu-ve-yenilenebilir-enerji-kaynaklari.html">Enerji Güvenliğinde Türkiye’nin Rolü ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/enerji-guvenliginde-turkiyenin-rolu-ve-yenilenebilir-enerji-kaynaklari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VUCA Çağında Türkiye ve Dünya: Psikososyal Kırılganlık ve Stratejik Dayanıklılık</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/vuca-caginda-turkiye-ve-dunya-psikososyal-kirilganlik-ve-stratejik-dayaniklilik.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/vuca-caginda-turkiye-ve-dunya-psikososyal-kirilganlik-ve-stratejik-dayaniklilik.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Erkan Döner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 06:20:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[İşletme]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik*]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Belirsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[değişkenlik]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[komplekslik]]></category>
		<category><![CDATA[muğlaklık]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[VUCA]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13231</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçinde bulunduğumuz dönemin atmosferini tanımlamak için VUCA kavramı yeni normal olarak kabul edilmektedir. Bu kavram, akronim biçiminde oluşarak Oynaklık (volatility), Belirsizlik (uncertainty), Karmaşıklık (complexity) ve Muğlaklık (ambiguity) faktörlerinin bir araya gelmesiyle bütünlük kazanmıştır (Bennett ve Lemoine, 2014) Bu dört unsur, artık yalnızca askeri stratejilerin ya da yönetim bilimlerinin kavramsal repertuvarında yer alan teknik ifadeler olmaktan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/vuca-caginda-turkiye-ve-dunya-psikososyal-kirilganlik-ve-stratejik-dayaniklilik.html">VUCA Çağında Türkiye ve Dünya: Psikososyal Kırılganlık ve Stratejik Dayanıklılık</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">İçinde bulunduğumuz dönemin atmosferini tanımlamak için <strong>VUCA</strong> kavramı yeni normal olarak kabul edilmektedir. Bu kavram, akronim biçiminde oluşarak Oynaklık (<em>volatility</em>), Belirsizlik (<em>uncertainty</em>), Karmaşıklık (<em>complexity</em>) ve Muğlaklık (<em>ambiguity</em>) faktörlerinin bir araya gelmesiyle bütünlük kazanmıştır (Bennett ve Lemoine, 2014) Bu dört unsur, artık yalnızca askeri stratejilerin ya da yönetim bilimlerinin kavramsal repertuvarında yer alan teknik ifadeler olmaktan çıkmış; bireylerin gündelik hayatını, kurumların işleyişini ve toplumların kolektif psikolojisini belirleyen yapısal gerçeklikler haline gelmiştir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Türkiye’de VUCA’nın Yansımaları</strong></p>
<p style="text-align: justify">Türkiye’de VUCA’nın etkileri çok boyutlu olarak gözlenmektedir. Ekonomik alanda enflasyon ve döviz oynaklığı, yalnızca finansal piyasaları değil, vatandaşların gündelik yaşam pratiklerini de doğrudan etkilemektedir. Genç nüfus, yüksek işsizlik oranları ve istihdam piyasasındaki güvencesizlik nedeniyle uzun vadeli plan yapma konusunda zorlanırken (Akcan, 2018); çalışanlar, giderek karmaşıklaşan görev tanımları ve performans baskıları karşısında tükenmişlik riskiyle karşı karşıyadır (Karacaoğlu ve Çetin, 2015). Emekliler ise alım güçlerindeki belirsizlikler nedeniyle geleceğe dair kaygı yaşamaktadır (Çakan ve Gök, 2022). Bütün bu dinamikler, bireysel düzeyde başlayan psikolojik baskıların toplumsal güven erozyonuna dönüştüğünü göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Dünya’da VUCA Yansımaları</strong></p>
<p style="text-align: justify">Türkiye’nin yaşadığı bu tablo, küresel ölçekteki gelişmelerden bağımsız değildir. <strong>Rusya–Ukrayna savaşı</strong>, yalnızca bölgesel güvenlik dengelerini değil, aynı zamanda Avrupa’da enerji piyasalarını ve dünya çapında gıda arzını etkileyerek küresel ölçekte oynaklığı artırmıştır (Chowdhury vd.,2023) <strong>ABD–Çin rekabeti</strong>, özellikle teknoloji ve yapay zekâ alanlarında, öngörülemezliği derinleştirmektedir (Kim, 2019). <strong>İklim krizi</strong> ve iklim krizinin yansımaları (seller, kuraklıklar, deniz seviyesinin yükselmesi, sıcak hava dalgalarına bağlı yangınlar) hem fiziksel hem de psikososyal düzeyde bir kırılganlık yaratmaktadır (Zadow vd. 2019). Nitekim Dünya Sağlık Örgütü (WHO), iklim değişikliğini 21. yüzyılın en büyük halk sağlığı ve ruh sağlığı risklerinden biri olarak tanımlamaktadır. Göç hareketleri, artan toplumsal kutuplaşma ve dijital bilgi akışındaki muğlaklık, küresel düzeyde VUCA’nın çok boyutlu etkilerini gözler önüne sermektedir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Psikososyal Etkiler ve Toplumsal Güven</strong></p>
<p style="text-align: justify">Yakın dönemde geliştirilen <strong>“Algılanan VUCA Maruziyeti Ölçeği (Perceived VUCA Exposure”</strong> (Döner ve Efeoğlu, 2023), bireylerin bu koşulları nasıl algıladığını ölçmeye olanak tanımaktadır. Bu ölçek, değişkenlik ve belirsizliğin bireysel stres düzeyini yükselttiğini; karmaşıklık ve muğlaklığın ise karar alma süreçlerini zorlaştırdığını göstermektedir. İstanbul’da üniversite öğrencisinin iş bulma kaygısıyla, Berlin’de bir ebeveynin enerji faturaları konusundaki endişesi, farklı bağlamlarda aynı psikososyal mekanizmaların devreye girdiğini kanıtlamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">Psikoloji literatürü, bu koşulların bireysel düzeyde kaygı, tükenmişlik ve motivasyon kaybına yol açtığını ortaya koyarken; sosyoloji, bu bireysel kırılganlıkların toplumsal güveni aşındırdığını, kurumsal meşruiyeti sorgulattığını ve dayanışma ağlarını zayıflattığını vurgulamaktadır (Woodward, 2017). Dolayısıyla VUCA yalnızca bireyin iyi olma hali ve ruh sağlığı ile değil, toplumların kolektif dayanıklılığıyla da doğrudan bağlantılıdır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Dayanıklılık ve Stratejik Uyum</strong></p>
<p style="text-align: justify">Bununla birlikte, VUCA’yı yalnızca tehdit olarak okumak eksik bir bakış açısı olur. Çünkü belirsizlik aynı zamanda <strong>yaratıcılık, bilişsel esneklik ve toplumsal dayanışma reflekslerinin gelişebildiği bir iklim</strong> yaratmaktadır. Türkiye’de krizler karşısında ortaya çıkan genç girişimcilik girişimleri, Avrupa’da hız kazanan yeşil enerji dönüşümü ya da Asya’da dijitalleşmeye verilen stratejik yanıtlar, belirsizlik koşullarında doğan yenilikçi adaptasyon örnekleridir.</p>
<p style="text-align: justify">Bu noktada, politika yapıcıların önceliği bireysel psikolojik sağlamlığı ve toplumsal dayanıklılığı artıracak stratejilere yönelmek olmalıdır. Eğitim sistemlerinde eleştirel ve esnek düşünme becerilerinin geliştirilmesi, iş dünyasında esnek ve kapsayıcı çalışma modellerinin teşvik edilmesi, kamu yönetiminde şeffaf iletişim ve öngörülebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi, VUCA’nın yıpratıcı etkilerini azaltacak başlıca stratejiler olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Sonuç</strong></p>
<p style="text-align: justify">Nihayetinde, VUCA çağında Türkiye ve dünya aynı yapısal dinamiklerle yüz yüzedir. Ekonomik dalgalanmalar, siyasal kırılganlıklar, teknolojik belirsizlikler ve iklim krizinin çok katmanlı etkileri, yalnızca bireyleri değil, toplumların kolektif bağışıklığını da sınamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Asıl sermaye</strong>, doğal kaynaklar ya da teknolojik araçlar değil; bireyin zihinsel dayanıklılığı ve toplumun güven duygusudur. Bu sermaye güçlendirildiğinde, belirsizlik çağının yalnızca riskleri değil, aynı zamanda sunduğu fırsatlar da görünür hale gelecektir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>REFERANSLAR</strong></p>
<p>Akcan, A. T. (2018). Türkiye’de genç işsizlik sorunu ve çözüm önerileri. <i>Gençlik Araştırmaları Dergisi</i>, <i>6</i>(14), 35-54.</p>
<p>Bennett, N., &amp; Lemoine, G. J. (2014). What a difference a word makes: Understanding threats to performance in a VUCA world. <i>Business horizons</i>, <i>57</i>(3), 311-317.</p>
<p>Chowdhury, P. R., Medhi, H., Bhattacharyya, K. G., &amp; Hussain, C. M. (2023). Severe deterioration in food-energy-ecosystem nexus due to ongoing Russia-Ukraine war: A critical review. <i>Science of The Total Environment</i>, <i>902</i>, 166131.</p>
<p>Çakan, S., &amp; Gök, B. (2022). Türkiye’de emekli bireylerin iş yaşamlarına yeniden dönmelerine ilişkin sosyoekonomik nedenler. <i>Journal of Awareness</i>, <i>7</i>(3), 97-110.</p>
<p>Döner, E., &amp; Efeoğlu, İ. E. (2023). Being Affected By VUCA Factors? Developing The “Perceived VUCA Exposure” Scale. <i>GAB Akademi</i>, <i>3</i>(2), 28-53.</p>
<p>Karacaoğlu, K., &amp; Çetin, İ. (2015). İş yükü ve rol belirsizliğinin çalişanlarin tükenmişlik düzeyleri üzerine etkisi: afad örneği. <i>Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi SBE Dergisi</i>, <i>5</i>(1), 46-69.</p>
<p>Kim, M. H. (2019). A real driver of US–China trade conflict: The Sino–US competition for global hegemony and its implications for the future. <i>International Trade, Politics and Development</i>, <i>3</i>(1), 30-40.</p>
<p>Woodward, M. (2017). How to thrive in a VUCA world: the psychology of navigating volatile, uncertain, complex, and ambiguous times. <i>Psychology Today</i>, <i>31</i>.</p>
<p>Zadow, A., Dollard, M. F., Parker, L., &amp; Storey, K. (2019). Psychosocial safety climate: a review of the evidence. <i>Psychosocial safety climate: A new work stress theory</i>, 31-75.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/vuca-caginda-turkiye-ve-dunya-psikososyal-kirilganlik-ve-stratejik-dayaniklilik.html">VUCA Çağında Türkiye ve Dünya: Psikososyal Kırılganlık ve Stratejik Dayanıklılık</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/vuca-caginda-turkiye-ve-dunya-psikososyal-kirilganlik-ve-stratejik-dayaniklilik.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Adaleti Kavramına Dair</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/iklim-adaleti-kavramina-dair.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Berfin GÖKSOY SEVİNÇLİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2023 15:59:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre Sorunları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12739</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim adaleti, iklim değişikliğinin meydana gelmesinde sorumluluk payı en az olanların, yine iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarından ilk ve en çok etkilenenler veya etkilenecek olanlar biçiminde karşımıza çıkan temel bir adaletsizliği ortaya koymak için kullanılmaktadır. Zira iklimsel değişikliklerden dünyadaki bazı ulusların olumsuz anlamda daha fazla etkilenecekleri ve hali hazırda etkilenmiş olduğu gerçeği, bilimsel olarak ortadadır. Bu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/iklim-adaleti-kavramina-dair.html">İklim Adaleti Kavramına Dair</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">İklim adaleti, iklim değişikliğinin meydana gelmesinde sorumluluk payı en az olanların, yine iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarından ilk ve en çok etkilenenler veya etkilenecek olanlar biçiminde karşımıza çıkan temel bir adaletsizliği ortaya koymak için kullanılmaktadır. Zira iklimsel değişikliklerden dünyadaki bazı ulusların olumsuz anlamda daha fazla etkilenecekleri ve hali hazırda etkilenmiş olduğu gerçeği, bilimsel olarak ortadadır. Bu durum Hükümetler arası İklim Değişikliği Panelinin (Intergovermental Panel on Climate Change-IPCC) Beşinci Değerlendirme Raporuna ilişkin Sentez Raporunda (2014), iklim değişikliğinden kaynaklı risklerin halklar üzerinde eşitsiz bir şekilde dağıldığı ve dezavantajlı halkların bu olumsuzluklardan daha büyük ölçüde zarar gördüğü belirtilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify">Risk altındakilerin çoğu, orantısız bir şekilde kirlilik kaynaklarının yakınında bulunan veya kendilerini korumak ve sağlık hizmetlerine erişmek için araçlardan yoksun olanlardır (Bagenstose, 2021).</p>
<p style="text-align: justify">Ülkelerin iklim değişikliğinin ortaya çıkmasındaki sorumlulukları aynı olmadığı gibi iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden de zarar görme oranları da aynı olmamaktadır. Fiziki veya ekonomik anlamda bu etkiler ülkelerin konumlarına göre farklılık göstermektedir. Bu bakımdan iklim adaletinin önemi burada ortaya çıkmakta ve topluluklar arasında kırılganlık farkları eşitlik ve adalet söylemlerini de kaçınılmaz kılmaktadır. Çünkü iklim değişikliklerinin gelmiş olduğu son noktada bu durum iklim adaletsizliğine dönüşmüş durumdadır.</p>
<p style="text-align: justify">Bilindiği üzere iklim değişikliğinin temel nedenlerinden birisini sera gazı emisyonları oluşturmaktadır ve bu emisyonların azaltılması temel öncelik durumundadır. Ancak öngörülen odur ki emisyonlar sıfırlansa dahi yıllar içindeki tahribatın bir anda iyileşemeyeceği düşünülmektedir. Bu bakımdan yeterli imkân ve kaynaklara sahip olmayan kırılgan ülkeler için bazı politikalar izlenmelidir. Kırılganlık kavramı, riske maruz kalma ya da riske doğrudan açık olma şeklinde tanımlanabileceği gibi, risk ile mücadelede yeterli kaynağın bulunmaması şeklinde de tanımlanabilir (Moellendorf, 2015: 174)</p>
<p>Küresel İklim Risk Endeksinde iklim değişikliğinin boyutları ve hangi ülkelerin bu olumsuzluklardan en çok etkilendiği ortaya konulmaya çalışılmıştır.</p>
<p style="text-align: center"><em>Tablo 1. 2019 Yılı İklim Risk Endeksi: En Çok Etkilenen On Ülke</em></p>
<p><img title="Ekran-goruntusu-2023-02-25-184727-300x222 İklim Adaleti Kavramına Dair  "loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12746 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/02/Ekran-goruntusu-2023-02-25-184727-300x222.jpg" alt="Ekran-goruntusu-2023-02-25-184727-300x222 İklim Adaleti Kavramına Dair  " width="459" height="340" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/02/Ekran-goruntusu-2023-02-25-184727-300x222.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/02/Ekran-goruntusu-2023-02-25-184727-768x568.jpg 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/02/Ekran-goruntusu-2023-02-25-184727.jpg 1143w" sizes="auto, (max-width: 459px) 100vw, 459px" /></p>
<p style="text-align: justify">Rapora göre 2019 yılında iklim değişikliklerinden en fazla etkilenmiş on ülke listelenmiştir. Görüleceği üzere iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine maruz kalan ülkelerin çoğunluğu ya gelişmemiş ya gelişmekte olan ya da ada ülkelerinden oluşturmaktadır. Japonya’nın teknolojik gelişmişlik düzeyi ve ekonomik konumunun tablodaki diğer ülkeler ile kıyaslandığında çok ileri düzeyde olduğunu söyleyebildiğimiz halde, 2019 yılı raporlarına göre iklim değişikliğinden en çok etkilenen dördüncü ülke olarak dikkat çekmektedir. İklim değişikliği, artık gelişmiş ülkelerin dahi bu sorunun önüne geçemeyeceği bir hal almıştır.</p>
<p style="text-align: justify">Ancak ABD, Çin, Almanya, İngiltere, Rusya gibi gelişmiş ülkelerin sebep oldukları sera gazı emisyonları düşünüldüğünde bu tabloda yer almamaları iklim adaleti kavramının önemini tekrardan akıllara getirmektedir.</p>
<p style="text-align: center"><em>Tablo 2. Uzun Dönem İklim Risk Endeksi: 2000’den 2019’a En Çok Etkilenen On Ülke</em></p>
<p><img title="Ekran-goruntusu-2023-02-25-185007-300x225 İklim Adaleti Kavramına Dair  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12750 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/02/Ekran-goruntusu-2023-02-25-185007-300x225.jpg" alt="Ekran-goruntusu-2023-02-25-185007-300x225 İklim Adaleti Kavramına Dair  " width="456" height="342" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/02/Ekran-goruntusu-2023-02-25-185007-300x225.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/02/Ekran-goruntusu-2023-02-25-185007-768x576.jpg 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/02/Ekran-goruntusu-2023-02-25-185007.jpg 1082w" sizes="auto, (max-width: 456px) 100vw, 456px" /></p>
<p style="text-align: justify">Tabloda yer alan 2000-2019 yılları arasındaki uzun dönem risk endeksine göre burada da yine ilk 10 sırayı kırılgan ada ülkeleri, gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkeler oluşturmaktadır. Yukarıdaki tablolardan da anlaşılacağı üzere küresel bir problem haline gelmiş iklimsel değişikliklerin olumsuz etkileri ekonomik açıdan düşük gelirli ülkeleri hedef almaktadır. Gelişmiş ülkelerin sahip olduğu imkanlar ve kaynaklar, bu olumsuz etkileri en aza indirmektedir. Bilindiği üzere iklim değişikliğinin bu denli artmasının ana sebebi olarak sanayileşme ile artan çevresel kirlilikler gösterilebilir. Sanayileşme sonrası büyüyen ve gelişen ülkelerin asıl olarak sebep oldukları iklimsel değişikliklerin olumsuz etkilerinden etkilenmemeleri ve bu ülkeler yerine daha az sorumlu ülkelerin daha çok oranda etkilenmeleri, iklim adaleti kavramının önemini daha da artırmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">Benzer bir iklim risk endeksi ilk kez Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından raporlaştırılmıştır. Kurumun çocuk odaklı ilk iklim riski endeksine göre; Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad ve Nijerya’daki çocuklar iklim değişikliğinden etkilenme riski en yüksek olan yer almaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">UNICEF, iklim değişikliğine bağlı yaşanan iklim krizini, bir çocuk hakkı krizi olarak değerlendirmektedir. Yapılan risk analizindeki; çocukların, iklimsel ve çevresel şoklara (kasırgalar, sıcak hava dalgaları vb.) maruz kalma seviyeleri, bu şoklar karşısındaki savunmasızlıkları gibi krizlerde temel hizmetlere erişim düzeyleri gibi ölçütler ülkelerin sıralamasında baz alınmıştır. Rapor, yaklaşık 1 milyar çocuğun, diğer bir deyişle dünyadaki 2,2 milyar çocuğun neredeyse yarısının, “yüksek riskli” olarak sınıflandırılan 33 ülkeden birinde yaşadığını ortaya koyuyor. Bu çocuklar, halihazırda su ve sanitasyon, sağlık ve eğitim<br />
gibi temel hizmetlere yeterli seviyede erişemiyor. Tüm bunlar çok sayıda iklim ve çevresel şokla birleştiğinde çocukların hayatı için tehdit haline geliyor. Bulgular, bugün itibariyle etkilenen çocukların sayısını yansıtıyor. İklim değişikliğinin etkileri hızlandıkça bu rakamların daha da kötüleşmesi bekleniyor (UNICEF, 2021).</p>
<p style="text-align: justify">UNICEF Genel Direktörü Henrietta Fore (UNICEF, 2021):<br />
“<em>Çocukların iklim değişikliğine karşı hangi bölgelerde, ne kadar savunmasız durumda olduğuna dair ilk kez kapsamlı veriler elde ettik ve inanılmaz korkunç bir tabloyla karşılaştık. İklim ve çevresel şoklar; çocukların tüm haklarını baltalıyor. Bunlar arasında temiz hava, gıda ve içilebilir suya erişim, eğitim, barınma, özgür yaşama ve hatta hayatta kalma hakları da yer alıyor. İklim krizi hemen hemen bütün çocukların hayatını etkileyecek. Geçtiğimiz üç yılda dünya genelinde çocuklar bu konuda harekete geçilmesi için seslerini yükselttiler. UNICEF onların bu değişim çağrılarını, doğruluğu tartışılmaz bir mesajla destekliyor: iklim krizi bir çocuk hakları krizidir.</em>”</p>
<p>Çocuklara Yönelik İklim Riski Endeksi (CCRI) yüksek oranda:</p>
<ul>
<li style="text-align: justify">240 milyon çocuğun kıyı taşkınlarına,</li>
<li style="text-align: justify"> 330 milyon çocuğun nehir taşkınlarına,</li>
<li style="text-align: justify">400 milyon çocuğun kasırgalara,</li>
<li style="text-align: justify">600 milyon çocuğun vektörlerle (keneler, sinekler, pireler vb. canlılar<br />
vasıtasıyla) bulaşan hastalıklara,</li>
<li style="text-align: justify">815 milyon çocuğun kurşun kirliliğine,</li>
<li style="text-align: justify">820 milyon çocuğun sıcak hava dalgasına,</li>
<li style="text-align: justify">920 milyon çocuğun su kıtlığına,</li>
<li style="text-align: justify"> 1 milyar çocuğun gittikçe artan hava kirliliğine maruz kaldığını bulgulamaktadır (UNICEF, 2021).</li>
</ul>
<p style="text-align: justify">Raporda ayrıca, sera gazı emisyonlarının üretildiği yerler ile çocukların iklim kaynaklı en ciddi etkilere maruz kaldığı yerlerin birbirinden farklı olduğu ortaya konmaktadır. İklim krizinden etkilenme riski son derece yüksek olan 33 ülkenin tamamı küresel karbondioksit emisyonlarının sadece yüzde 9’undan sorumluyken, en yüksek salımı yapan 10 ülke, küresel emisyonların yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor. Bu ülkelerden sadece biri endekste iklim krizi açısından ‘son derece yüksek riskli’ sınıfında yer alıyor (UNICEF, 2021). Özetle iklim değişikliğine dolayısıyla iklim krizine sebep olacak eylemlerde sorumluluğu bulunanlar, iklim değişikliğinden az etkilenecek olanlar.</p>
<p>İklim adaletsizliğine, geleceğe güven ve umutla bakması gereken çocukların konu olması, ülkelerin UNICEF’in raporunu göz önünde bulundurarak doğa dostu ve yeşil politikalar izlemesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<p>Bagenstose, K. (2021, October 21). Climate change is ‘first and foremost’ a health crisis, new report finds. PHYS. 25 02, 2023 tarihinde https://phys.org/news/2021-10-climate-foremost-health-crisis.html adresinden alındı.</p>
<p style="text-align: justify">Intergovermental Panel on Climate Change-IPCC. (2014). Beşinci Değerlendirme Raporu.</p>
<p style="text-align: justify">Moellendorf, D. (2015). Climate Change Justice. Philosophy Compass, 173-186.</p>
<p style="text-align: justify">UNICEF. (2021). UNICEF uyarıyor: Bir milyar çocuk, yüksek iklim krizi riski altında. 25 02, 2023 tarihinde https://www.unicef.org/turkey/bas%C4%B1n-b%C3%BCltenleri/unicef-uyar%C4%B1yor-bir-milyar-%C3%A7ocuk-y%C3%BCksek-iklim-krizi-riski-alt%C4%B1nda adresinden alındı.</p>
<p><span style="font-size: 12px"><strong><em>Bu yazı, Berfin GÖKSOY SEVİNÇLİ ve Doç. Dr. Erdal BAYRAKCI yazarlığında Çevre Sorunları ve Çözüm Önerileri adlı kitapta yayınlanan İklim Değişikliği Etkileri ve Çözüm Önerileri başlıklı bölümden bir kesittir.</em></strong></span></p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2023%2F02%2F18.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading İklim Adaleti Kavramına Dair  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading İklim Adaleti Kavramına Dair  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo İklim Adaleti Kavramına Dair  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo İklim Adaleti Kavramına Dair  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload İklim Adaleti Kavramına Dair  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload İklim Adaleti Kavramına Dair  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/02/18.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open İklim Adaleti Kavramına Dair  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open İklim Adaleti Kavramına Dair  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/iklim-adaleti-kavramina-dair.html">İklim Adaleti Kavramına Dair</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel İklim Krizi ve Orman Yangınları</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/kuresel-iklim-krizi-ve-orman-yanginlari.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Büyükiba]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2022 14:04:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre bilinci.]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyada ve Türkiye’deki orman yangınları]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Paris İklim Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’deki ormanlık alanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12633</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim değişikliği gelecek nesilleri tehdit eden en büyük olgudur. Son yıllarda dünyada ve Türkiye’de yaşanan deprem, sel, yangın gibi doğal afetler iklim krizini hayatımızın orta yerine getirmiş, bu acımasız gerçekle bizleri yüzleştirmiştir. Kyoto Protokolü ve Paris İklim Anlaşması, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin küresel ısınma, iklim krizi konusundaki yükümlülüklerinin altını çizse de pek çok ülkenin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kuresel-iklim-krizi-ve-orman-yanginlari.html">Küresel İklim Krizi ve Orman Yangınları</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">İklim değişikliği gelecek nesilleri tehdit eden en büyük olgudur. Son yıllarda dünyada ve Türkiye’de yaşanan deprem, sel, yangın gibi doğal afetler iklim krizini hayatımızın orta yerine getirmiş, bu acımasız gerçekle bizleri yüzleştirmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Kyoto Protokolü ve Paris İklim Anlaşması, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin küresel ısınma, iklim krizi konusundaki yükümlülüklerinin altını çizse de pek çok ülkenin bu yükümlülükleri yerine getiremediği ortadadır. Tam bu noktada bireylere, toplumlara büyük iş düşmektedir. Çocuklar ve gençlerin iklim krizi gerçeğiyle büyüdüğü bir dünyada yanan ormanlar koca bir ekosistemin, biyoçeşitliliğin, alınan her nefesin ve geleceğin yanması demektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Dünya iklimleri gün geçtikçe bir değişim sergilemektedir. Yerleşik düzene geçmek, Sanayi Devrimi ardından gelen teknoloji alanındaki ilerlemeler insan hayatını kolaylaştıran etkilerinin yanında “küresel ısınma” gerçeğini hayatımızın orta yerine getirmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;"><strong><u>Küresel ısınmaya neden olan doğal etkenlerin yanı sıra beşeri etkenler de söz konusudur. Beşeri etkenlerin en aza indirilmesi ise bütünüyle insani bir yükümlülüktür.</u></strong> İklim değişikliğinin yarattığı başlıca etki yeryüzünün daha sıcak ve kurak olmasıdır. Bu sıcaklık ve kuraklık beraberinde orman yangınlarını getirmekte, kül olan ormanlar da dünyanın daha çok ısınmasına sebep olmaktadır. Bu aslında kısır bir döngüdür. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">“Atmosferdeki sera gazı birikimlerini, insanın iklim sistemi üzerindeki tehlikeli etkilerini önleyecek bir düzeyde durdurmak” olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nden ve onun Kyoto Protokolü’nden kaynaklanan yükümlülüklerin etkin, gerçekçi ve adil bir biçimde yürütülmesi ile olası olacaktır.” 160 ülkeyi kapsayan ve iklim değişikliği konusunda devletleri uluslararası bir mücadeleye çağıran <strong><u>Kyoto Protokolü</u></strong> ve iklim değişikliğinin azaltılması, bu konudaki kaynakların finanse edilmesi noktasında imzalanarak 2016 yılında yürürlüğe giren <strong><u>Paris İklim Anlaşması;</u></strong> canlılar açısından büyük bir risk taşıyan “küresel iklim krizi’’ karşısındaki iki önemli adımdır ancak genişleyen dünya ekonomilerine ve sürekli artan insan popülasyonuna rağmen krizi çözme konusunda başarı elde edildiğini söylemek güçtür. <strong><u>Küresel ısınmanın orman ekosistemine etkisi artık tartışılamaz bir gerçektir. </u></strong></span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong><u>İstatistiksel olarak yapılan araştırmalar, orman yangınlarının 3 ana bileşenden etkilendiğini ortaya koymuştur; sıcaklık, nem (yağış) ve rüzgâr. </u></strong>Küresel ısınmanın sıcaklıkları ve kurak sezonları arttıracağı, yağışları dengesizleştireceği, rüzgâr yön ve şiddetinde önemli farklılıklara yol açacağı, buna bağlı olarak da gelecekte orman yangınları açısından olumsuz etkilerinin gözleneceği öngörülmektedir. <strong><u>Orman yangınları, dünyanın ve Türkiye’nin bir gerçeğidir. Son on yıllık dönemdeki orman yangınları ve hektar olarak yanan alanlar, Türkiye için bu büyük problemin somut bir göstergesidir. Peki, orman yangınları bir kader midir? </u></strong>Orman yangınları bir kader değildir, toplumun bu konudaki farkındalığı artırıldığında, iklim krizi noktasında gerekli önlemler alınıp bu önlemler hayata geçirildiğinde, “iklim krizi’’ dersi müfredatta ilgili derslerin içeriğine eklendiğinde yangınlar bir kader olmaktan çıkacaktır. Orman yangınlarıyla yüzleşsek de ekosistemimizin ve canlılarımızın zarar görmesini en aza indireceğiz.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Sürdürülebilir doğal kaynaklar, sürdürülebilir hayat… Son dönemlerde adını sıkça duyduğumuz sürdürülebilirlik nedir?<strong> Sürdürülebilirlik; insanlığın ve yaşamın devamlılığıdır. <u>Ekolojik dengeyi koruyarak, ekosistemin bir parçası olduğumuzu unutmadan biyoçeşitliliğin<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> ve üretimin devam etmesini sağlamaktır</u>. </strong>Modern zamanda insan, kendisini ekosistemin bir parçası değil onun sahibi olarak görür hâle gelmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">İlk insanlar için doğa tamamen yabancı, bilinmeyen, gizemli bir yerdir. Olası tehlikelerle dolu, korunulması gereken ama aynı zamanda yaşamak için zorunlu olarak ilişki geliştirilecek bir düşmandır. Bir düşmandır çünkü bilinmeyen şey korkuyu beraberinde getirmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Asıl soru; Homo Sapiens<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[2]</a>, doğal seçim yasalarının üstüne çıkıp kendi akıllı tasarımını ortaya koyarken içinde yaşadığı doğaya kendi dışındaki türlere ve onların yaşam hakkına ne derece saygı duymaktadır? Saygı ve beraberinde gelişen sorumluluk duygusu esasen tüm insanlık için doğa söz konusu olduğunda devreye giren etik kavramlardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;"><strong><u>Ormanlarımız, doğal kaynaklarımızın başında gelmektedir. İnsan ve diğer canlı türlerinin devamlılığı için temiz havanın ve suyun kaynağıdır. Çok sayıda bitki ve hayvan türü, ormanlarda yaşamaktadır. Sadece bu bile ormanların “ekolojik dengede ve biyoçeşitlilikte” nasıl bir güce sahip olduğunu anlamak için yeterlidir.</u></strong> <strong><u>Orman yoksa nefes de yoktur ve ormanları korumadan gerçek anlamda bir ülkenin geleceğinden ve biyoçeşitliliğini korumaktan diğer bir deyişle sürdürülebilirlikten bahsedilemez. </u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Yıllar içinde orman yangınları azalmamış, bunun nedenleri ise değişkenlik arz etmiştir. Küresel ısınma ile artan hava sıcaklıkları orman yangınlarının ana nedenleri arasındaki yerini almış ancak dikkatsizlik, kaza, kasıt ve yıldırım çarpması da yine orman yangınlarının nedenleri olmaya devam etmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;"> <span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">“Orman Genel Müdürlüğünün 2007 tarihli çalışma analizi ifade etmektedir ki: <u>Türkiye hem doğal hem de beşeri nedenlerle oluşabilecek orman yangınları için çok uygun koşulların bulunduğu bir ülkedir.</u> Aynı zamanda önemli bir yangın kuşağı olan Akdeniz kuşağında bulunmaktadır. Ülkenin sosyo-ekonomik koşulları ile doğal koşulları da ormanların yanmasının ve yakılmasının nedenleri arasındadır. Ülkemizde orman yangınlarının %97’si yaz kuraklığının yaşandığı Haziran-Kasım ayları arasında görülmektedir. Bunlardan %32’si 12.00-15.00 saatleri arasında başlamaktadır. Bu aylar ve bu saatler subtropikal<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[3]</a> kuşakta bulunan Akdeniz havzasındaki bütün ülkeler için orman yangınlarının en sık görüldüğü zamanlardır. Türkiye’de görülen orman yangınlarının %88’i gündüz, %12’si ise gece saatlerinde çıkmaktadır. Bu veriler değerlendirildiğinde, ülkemizdeki orman yangınlarının nedenini büyük ölçüde insanın oluşturduğu somut olarak görülür. Çünkü gündüz saatleri, insan aktivitelerinin en yoğun olduğu zaman dilimidir.” </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Türkiye, coğrafi konumu gereği iklim ve toprak farklılığı gösteren bir ülkedir. Bu konum, ülkemiz ormanlarındaki bitki çeşitliliğini de oldukça zengin kılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;"><strong><u>Ülkemiz ormanlık alanlarının %48’ini kaplayan iğne yapraklı ağaçlar (kızılçam, karaçam…) ne yazık ki yanmaya en müsait ağaç tipleridir. Yangına karşı daha büyük direnç gösteren sedir, keçiboynuzu, kayın ağaçları orman ekonomisinde de büyük bir paya sahiptir. Sedir, Akdeniz Bölgesi ve özellikle Toroslarda; kayın, Ege ve Marmara’nın güneyinde; keçiboynuzu ise yine Akdeniz iklim kuşağında yetiştirilmeye uygun ağaçlardır. </u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Küresel iklim krizi ve orman yangınları noktasında toplumların duyarlılığını artırabilmek adına kimi belgesel film, film ve kitaplar dikkat çekicidir:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;"><strong><u>Into The Wild(Vahşi Doğaya),</u></strong> insanoğlunun unuttuğu doğaya dönüşünü göstermesi açısından önemlidir. <strong>Büyük şehirler inşa etmiştir insan, çok paralar kazanmış, yüksek mevkilere gelmiştir ancak yine de mutsuzdur. Çünkü hep fazlasını istemeye başlamıştır. </strong>Hikâyenin kahramanı, içinde bulunduğu dünya tarafından daha fazla yozlaşmaya maruz kalmamak adına kaçmış ve doğaya sığınmıştır. Alaska’nın vahşi doğasında kahramanımız sadece bir gezgin olarak yolculuğa çıkmamış aynı zamanda içsel bir hesaplaşma da yaşamıştır. Ve <strong><u>“mutluluk; uçsuz bucaksız ormanlardadır, insan elinin değmediği yerlerdedir.”</u></strong> ifadesi filmin en çarpıcı repliği olarak hafızamıza kazınmıştır. <strong><u>The Revenant (Diriliş),</u></strong> <strong>“Siz doğayı katlederseniz, doğa bunun bedelini size çok daha kötü şekilde ödetecektir.”</strong> film adeta bu düşünce üzerine kurulmuştur. Paranın ulaşamayacağı şeyler vardır, <strong><u>insan ne kadar güçlü olursa olsun doğanın gücü onun üstündedir. İnsanoğlu acımasızca hayvanları öldürüp postlarını çalar.</u></strong> Oysa çalınan sadece postlar değildir; hayvanlardır, ağaçlardır, topraktır kısacası koca bir hayattır. Lie of Pie (Pi’nin Yaşamı), alegorik<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[4]</a> bir anlatıma sahip olan öyküde; bir filikada mahsur kalmış dörtlüde sırtlan, aslında insanın bir türlü terbiye edemediği nefsini<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[5]</a> temsil eder. Orangutan ve zebrayı acımasızca öldüren sırtlan neticede daha güçlü kaplana yem olmuştur. <strong>Acaba onlar mı daha acımasızdır yoksa kendi çıkarları için hareket eden insan mı?</strong> <strong><u>The Jungle Book (Orman Çocuğu),</u></strong> <strong><u>orman koruyucudur, orman yaşatıcıdır, orman besler, büyütür ve o kendisine sığınana kol kanat gerer </u></strong>mesajı üzerine kuruludur. Hele ki bu küçük bir çocuk ise orman ve içindeki canlılar onu büyütmek adına her türlü zorluğu göze alırlar. <strong><u>The Biggest Little Farm (En Büyük Küçük Çiftlik),</u></strong> modern dünyadaki her insana bir ders niteliğindedir. Toprak bereketlidir, sizi aç bırakmaz. Genç çiftimiz şehir hayatını geride bırakmış; <strong><u>toprağı ekip biçerek biyodinamik tarım<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[6]</a> yöntemiyle yepyeni kendilerine yetebilen bir ekosistem kurarlar.</u></strong> Çevreci üretim, zehirsiz gıda yetiştirme, toprağa zarar vermeme, doğayla dost olma noktasında film önemli mesajlar içermektedir. <strong><u>Tomorrow(Yarın)</u></strong> çarpıcı bir belgesel filmidir. <strong>Bizim yaşayacağımız başka bir yeryüzü yok, dünya hepimizin evi… Belgesel, projemizin de üzerinde durduğu sürdürülebilirlik, iklim krizi, tehlike altındaki ormanlar kavramlarına odaklanmaktadır.</strong> Gelecek adına neler yapılabilir, çok geç olmadan ne gibi önlemler alınmalıdır maddeleri ile film, dünya üzerinde bir keşfe çıkmaktadır. <strong><u>Planet Earth(Dünyamız),</u></strong> belgeselde gezegenimiz adeta dile gelip biz insanlara seslenmektedir. <strong>Dünyadaki doğal dengenin bozulmasında ve ekosistemin zarar görmesinde en büyük sorumluluk insana aittir. </strong>Altı bölüm süren belgeselde ormanlar ve vahşi yaşam da gözler önüne serilmektedir. <strong><u>Home (Yuva),</u></strong> enerji, gıda ihtiyacı derken insanın dünyayı nasıl acımasızca tükettiği konusuna odaklanmaktadır. <strong><u>Only The Brave (Korkusuzlar),</u></strong> <strong>yangın adı küçük yarattığı felaket ise çok büyük…</strong> Küçük bir itfaiye ekibi yaşadıkları eyaleti yangından kurtarmak adına kendi canlılarını hiçe sayarlar. <strong>Bring Your Own Brigade (Kendi Tugayını Getir),</strong> son dönemdeki en çarpıcı belgesellerden biridir. <strong>İklim değişikliği, kontrolsüz ağaç kesimi derken yaşanan büyük orman yangınları dünya ve üzerindeki hayat için en büyük tehdittir. </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;"><strong>Ağaçlar, insanın şehir hayatından bunaldığında doğaya kaçtığı zaman buradaki ağaçların sesine kulak vermesi gerektiğini söyler.</strong> Ağaçlar, insana dert ortağıdır; kökleriyle toprağa sıkı sıkı tutunmasıyla hayatı simgeler; yaprakları ve meyveleriyle ise nice canı besler. <strong>Doğanın İşaretlerini Okumanın Kaybolmuş Sanatı,</strong> eğer ki bir birey olarak yaşadığımız dünyaya, doğaya ve ekolojik dengeye dair kapsamlı bilgi edinmek istiyorsak yolumuzun geçmesi gereken bir kitap olarak dikkat çekmektedir. <strong><u>Homo Sapiens</u></strong> ise biz insanları, doğaya ve canlılara verdiğimiz zarar konusunda acımasız yüzümüzle karşı karşıya getirmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Orman yangınları ile mücadele konusunda farkındalık kazanacağımız ve çaba sarf edeceğimiz tek yer sosyal medya platformları değildir. Bizler yaşanan yangınlar karşısında üzülüyor, paylaşımlarda bulunuyor ve ses getirmeye çalışıyoruz ancak yangınları en aza indirme konusunda veya önleme noktasında daha yetersiz kalıyoruz. İlk sormamız gereken soru ise şu<strong><u>: Ormanlar yandığında ne olur?</u></strong> Küresel ısınmayla beraber artan sıcaklıklar her ne kadar orman yangınlarındaki artış oranını tetiklese de aynı oranda yanan her ormanla beraber boş kalan koca bir alan sıcaklık artışını, sel, erozyon gibi doğal afetlerin artışını tetikler. Ormanın bitki örtüsünün ve orman içinde yaşayan canlıların yok olmasıyla ekosistem ve biyoçeşitlilik büyük oranda zarar görür. <strong>Ormanın her gün ev sahipliği yaptığı canlı türleri dolayısıyla büyük bir ekosistem yok olur. Bir ülkenin doğal zenginliği olan ormanlarını korumak ve geleceğe aktarmak şüphesiz ki bir vatandaşlık görevidir. </strong><strong>Kyoto Protokolü, Paris İklim Anlaşması ve Hükümetler Arası İklim Değişikliği Raporu’na dâhil olan Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda “On Birinci Kalkınma Planı” ile kararlı adımlar atmıştır. <u>Ülkemizin korunması ve geleceğe aktarılması gereken zenginlikleri sadece insan eliyle inşa edilen yapıları değildir.</u> Bu zenginliklerden biri de ülkemizin ormanları ve özellikle orman içindeki yaşlı ağaçlarıdır. <u>İklim krizi ve orman yangınlarının geldiği noktadaki en büyük sorumluluk insanlara aittir. </u>Tam da bu sebeple çocukları küçük yaşlardan itibaren bu konuda eğitmek son derece önemlidir. Acilen müfredata “Küresel İklim Krizi ve Çevresel Farkındalık” dersi konmalıdır. Orman mühendisliği önemli ve tanınır bir meslek hâline getirilmelidir. </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;"><strong><u>Anayasa 169. Maddesine Göre;</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;"><strong><u>“Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir”, “Yanan alanların tekrar ormanlaştırılması ve orman olarak korunması esastır.”</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Projemiz anayasanın beyanını esas almaktadır. Ormanlık alanlarda yangın kendiliğinden çıkmaz, yanıcı bir madde ve onun alev almasını sağlayan tutuşturucu bir sıcaklık gerektir. Tutuşma denildiğinde de orman yangınlarında düşük bir orana sahip yıldırım faktörü değil, insan faktörü devreye girmektedir.</span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;"><u>Ülkemizde fidan dikimi konusunda genellikle toplu dikimler yapılmaktadır.</u> Özellikle ilkokul ve ortaokul öğrencileri öğretmenleri eşliğinde gelip ilgili müdürlüklerden fidan türleri ve fidan dikimi konusunda detaylı bilgi almaktadırlar. Fidan dikimi içinse en uygun zaman dilimi sonbahardır (kışı yumuşak geçen yerler için İzmir gibi). (Orman Bölge Müdürlüğü Yangınla Mücadele Şube Müdürlüğü ve TEMA kaynaklarından elde edilen bilgilerdir. ) Aşırı ısınmayla beraber yaz aylarında yangınların sayısı artmaktadır, ormanlık alanları temiz tutarak yangınlarla mücadeleye destek olabiliriz. (Orman Bölge Müdürlüğü Yangınla Mücadele Şube Müdürlüğü ve TEMA kaynaklarından elde edilen bilgilerdir. ) <strong><u>İzmir genelinde 66 tane aktif yangın gözetleme kulesi bulunmakta ve 7/24 ormanları gözlemlemektedir ancak birtakım teknik sıkıntılar yaşanmaktadır (kullanılan ekipmanın eski olması gibi). Buradaki kişiler, vardiyalı çalışmaktadır.</u></strong> <strong><u>Yangınları gözlemlemek üzere oluşturulan bu kulelerle beraber amaç, yangına büyümeden kısa sürede karadan ve havadan müdahale etmektir.</u></strong></span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Orman yangınlarının tespitinde en önemli görevlerden birisi yangın gözetleme kulelerinden yapılan gözlemlerdir. Bu kulelerde görev yapan işçiler çoğu zaman ailelerinden ve toplumdan uzak, yangın sezonu boyunca ormanları 7-24 izlemektedir. Yangın gözetleme kulesinde görev yapan işçiler zor şartlarda çalıştığı için, kötü hava koşullarından, biyolojik çevre koşullarından etkilenmekte ve psikolojik rahatsızlıklar yaşamaktadırlar. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Doğa temalı kitaplar, insan doğa ile savaş hâlinde olursa önünde sonunda kaybeden kendisi olacaktır mesajını vermektedir. Bizler yaşadığımız şehrin, bölgenin, ülkenin ormanlık alanları, oradaki yaşam, bitki örtüsü ve canlı türleri konusunda yeterli bilgiye sahip değiliz. Bu kitaplar ise gezegenimizdeki doğal yaşam, vahşi yaşam, canlı türlerinin özellikleri, ağaç türleri konusunda bizlere detaylı bilgi vermektedir. Çoğu zaman felaketleri çok yakınımızda olmadan ya da onları yaşayan olmadan gerektiği kadar önemsemeyiz. İrdelediğimiz filmler, gezegenimizin yardım çığlıklarını kulağımıza kadar ulaştırmaktadır. İklim krizinin sadece gelişmiş ülkeleri değil tüm dünyayı ilgilendiren bir sorun olduğunun ve ormanların ekosistemin en büyük parçası olduğu gerçeğinin altını çizmektedir. Gerçek değişimi başlatmak adına harekete geçme cesaretini bizlere vermektedir. <u>Aldığımız her iki nefesten birini ormanlara ve okyanuslara borçluyuz.</u> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> </span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Biyoçeşitlilik: Bir ekosistem, biyom veya tüm Dünya&#8217;da bulunan yaşam formlarının çeşitliliğidir</span>.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> </span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Homo sapiens: Bilge insan türüne ait olduğu düşünülen alt tür, modern insan. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> </span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"> </span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Subtropikal: Yağışı bol olan ve sıcaklığı yüksek olan bölgelerde görülen bir iklimdir.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[4]</a></span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Alegorik: Bir olay, olgu veya durumun; davranışın, hissin, kavramın ya da nesnenin simge ve sembollerle anlatılmasıdır. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[5]</a> </span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Nefis: Kişinin kendi öz varlığı, yaşamsal ihtiyaçlarının tümü.                              </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[6]</a> </span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Biyodinamik tarım: Biyodinamik tarım, en eski ve en çevreci sürdürülebilir tarım yöntemidir. Biyodinamik tarımın temel ekolojik prensibi, çiftliği bir organizma ve kendi kendine yeten bir varlık olarak düşünmesidir. </span></span></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kuresel-iklim-krizi-ve-orman-yanginlari.html">Küresel İklim Krizi ve Orman Yangınları</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel Isınma Perspektifinde CO2 Emisyonu Sorunu, Metanol Yakıtı Üretimi ve Geleceği</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/co2-emisyonu-sorunu-metanol-yakiti-uretimi-ve-gelecegi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Akademik Kaynak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Apr 2022 13:18:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Sorunları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12532</guid>

					<description><![CDATA[<p>CO2 emisyonu sorunu bugünlerde hepimizin sıkça duymaya başladığı ve dünyamızı her anlamda tehdit eden bir konu. Bunun sonuçlarından olan iklim değişikliği, küresel ısınma, hava kirliliği ve daha birçok tehlikenin ayak sesleri artık kapımızda.  Alman araştırmacıların elde ettiği bilgiye göre dünyada her yıl 8,8 milyon kişi hava kirliliğine bağlı olarak erken ölüyor. Geçen sene dünyanın yaşadığı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/co2-emisyonu-sorunu-metanol-yakiti-uretimi-ve-gelecegi.html">Küresel Isınma Perspektifinde CO2 Emisyonu Sorunu, Metanol Yakıtı Üretimi ve Geleceği</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">CO<sub>2</sub> emisyonu sorunu bugünlerde hepimizin sıkça duymaya başladığı ve dünyamızı her anlamda tehdit eden bir konu. Bunun sonuçlarından olan iklim değişikliği, küresel ısınma, hava kirliliği ve daha birçok tehlikenin ayak sesleri artık kapımızda.  Alman araştırmacıların elde ettiği bilgiye göre dünyada her yıl 8,8 milyon kişi hava kirliliğine bağlı olarak erken ölüyor. Geçen sene dünyanın yaşadığı büyük Avustralya yangını ve ülkemizin özellikle güney kısmında karşı karşıya kaldığı orman yangınları küresel ısınmanın etkisine bir örnektir. Buzulların erimesiyle beraber deniz seviyesi artmakta ve böylece dünyadaki kara parçalarının su altında kalma tehlikesi artmaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Sanayi devriminde, buharlı motor daha sonra ise içten yanmalı motorların keşfi ile birlikte fosil yakıtların kullanımı hızlı bir artış göstermiştir. Bu fosil yakıtların havaya saldığı zararlı gaz ve partiküller arasında CO<sub>2</sub> gazı başı çekmektedir. Bu gazın küresel ısınmadaki etkisini şu grafiklerden daha rahat görebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;"><img title="co2grafik1 Küresel Isınma Perspektifinde CO2 Emisyonu Sorunu, Metanol Yakıtı Üretimi ve Geleceği  "loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12533" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/co2grafik1.png" alt="co2grafik1 Küresel Isınma Perspektifinde CO2 Emisyonu Sorunu, Metanol Yakıtı Üretimi ve Geleceği  " width="1216" height="861" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/co2grafik1.png 1216w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/co2grafik1-300x212.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/co2grafik1-1200x850.png 1200w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/co2grafik1-768x544.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1216px) 100vw, 1216px" /></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><em>Grafik 1. 1850’den bu yana yıllara göre dünyanın CO<sub>2</sub> emisyonu</em></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><em> </em></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><em><img title="co2grafik2 Küresel Isınma Perspektifinde CO2 Emisyonu Sorunu, Metanol Yakıtı Üretimi ve Geleceği  "loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12534 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/co2grafik2.png" alt="co2grafik2 Küresel Isınma Perspektifinde CO2 Emisyonu Sorunu, Metanol Yakıtı Üretimi ve Geleceği  " width="496" height="356" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/co2grafik2.png 496w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/co2grafik2-300x215.png 300w" sizes="auto, (max-width: 496px) 100vw, 496px" /></em><em>Grafik 2. 1850’den bu yana dünyanın ortalama sıcaklık değişimi</em></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Görüldüğü gibi CO<sub>2</sub>’ in dünyanın sıcaklık artışına direk ve büyük bir etkisi vardır. Dünya’nın sıcaklığı 1850’den günümüze yaklaşık 1,5 <sup>0</sup>C artmıştır. Ayrıca yılların sıcaklık ortalamalarını karşılaştırdığımızda en sıcak yıl 2016 olmak üzere son 10 yılın, en sıcak yıllar arasında yer aldığını söyleyebiliriz.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">İnsanlığın uzun süre görmezden geldiği ve yeterli önlemleri almadığı bu sorun hala büyümeye devam etmekte. Eğer dünyaca, kesin ve hızlı bir önlem alınmazsa CO<sub>2</sub> emisyonu, dünyadaki canlıların yaşamına ve ekosistemin devamlılığına geri dönülemez zararlar verecektir. Bu durumun farkına varan bilim insanları ve araştırmacıların önerisiyle; dünyamızın geleceğini kurtarmak, mevcut tehlikelerin ilerlemesine dur demek ve bu büyük sorunlara bir çözüm bulmak amacıyla sırasıyla birçok ülkenin katıldığı Kyoto Protokolü, Paris Anlaşması ve Glasgow Zirvesi düzenlendi. Bu konferans ve anlaşmaların ortak noktası iklim değişikliğindeki en büyük ve ortak problem olarak belirlenen fosil yakıt kullanımının azaltılması ve alternatif yeşil yakıt kullanımının önünün açılmasıydı. Bu anlaşmalarla yine ülkemizin de dahil olduğu 130’dan  fazla ülkenin CO<sub>2</sub> kredileri yapılan yasal düzenlemeler ile azaltılmıştır. Bu kısıtlamadan en çok etkilenenler ise demir-çelik, çimento ve tekstil endüstrileri oldu. CO2 emisyonlarını belirli bir oranın altında tutmak zorunda kalan fabrikalar böylece üretim genişliğini azaltmak zorunda kaldı. Çoğu fabrika bu yüzden en yüksek kapasitesinde çalışamamakta ve bu durum ülke ekonomisine zarar vermektedir. Ayrıca günümüzde yaygınlaşmaya ve gelişmeye devam eden elektrik enerjisinin günlük hayatımıza entegre çalışmalarının (elektrikle çalışan otobüs ve arabalar gibi) tek başına CO<sub>2</sub> emisyon sorununu çözemeyeceği anlaşılmıştır. Bu zirvelerde emisyonu azaltacağına dair taahhüt veren ülkelerin çoğu hedef değerlerinden çok uzaktır. Bu ülkelerin 2030’ da taahhüt ettiği değerlere ulaştıklarını varsaysak bile dünya ve insan sağlığı için yeterli bir çözüme ulaşamıyoruz. Yani dünyanın asıl ihtiyacı sadece CO<sub>2 </sub>salınımını azaltmak değil, var olan CO<sub>2</sub>’i dünyadan uzaklaştırmak olmalıdır. Bu da bu gazı endüstride hammadde olarak kullanarak yeni bir ürün elde etmekten geçer.</p>
<p style="text-align: justify;"><img title="co2grafik3 Küresel Isınma Perspektifinde CO2 Emisyonu Sorunu, Metanol Yakıtı Üretimi ve Geleceği  "loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12535 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/co2grafik3.png" alt="co2grafik3 Küresel Isınma Perspektifinde CO2 Emisyonu Sorunu, Metanol Yakıtı Üretimi ve Geleceği  " width="453" height="315" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/co2grafik3.png 453w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/co2grafik3-300x209.png 300w" sizes="auto, (max-width: 453px) 100vw, 453px" /></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><em>Grafik 3. Yıllara göre tahmini sera gazı emisyonları ve protokollerin uygulanmasına göre tahmini sıcaklık artışları</em></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Bu noktada ise CO<sub>2</sub>’i hammadde olarak kullanarak elde edilen değerli bir son ürün, üretimi üzerine çalıştığımız sıvı metanoldür. Kullanılan metanol üretim tekniğimiz ise CO<sub>2 </sub>hammaddesine ek olarak yenilenebilir enerji yani güneş enerji sistemlerini kullanmakta ve suyun elektrolizinden yararlanmaktadır. Deniz ortasında güneşin geliş açısı, denizin tuzluluk oranı, konumun güneşlenme süresi gibi kriterlere göre belirlenmiş özel bir yerde yüzer güneş enerjisi ile oluşturulan bir yapay adadaki üretim tesisi sırasıyla; ters ozmos, elektroliz ve sıvılaştırma işlemlerini içeriyor. Burada en dikkat çeken kısımlar ise kullandığımız katalizör, anot-katot tasarımları ve üretimi tamamlanan metanol yakıtının çok fazlı bileşeniyle birlikte bir araç yakıtı olmasıdır. Güneş enerji sistemleri ile mevcut enerji ihtiyacımızı tamamen yenilenebilir ve yeşil bir teknoloji ile karşılıyoruz. Depolanan güneş enerjisini yüksek bir enerji potansiyeline ulaştırmış oluyoruz.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Üretimimizin can alıcı başka bir noktası ise ana ürünümüz metanolü üretirken, yeşil ve çevreci olarak hidrojen ve oksijen üretimi de sağlamış oluyoruz. Bu ürünler ayrıca kendi başına pazara sahiptir. Özellikle hidrojen, uzay ve enerji sektöründe çokça kullanılan, üzerine yoğun çalışmalar yapılan ve gelecek vadeden bir üründür. Ayrıca hidrojen ve oksijen; tıp, kimya ve ilaç sektöründe de büyük yeri olan maddelerdir.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Türkiye, CO<sub>2</sub> emisyonu bakımından en büyük 16. ülke olduğu için üretimimiz, hammadde sıkıntısı çekmeyecek bir sistemdir. Hammaddenin büyük çoğunluğunun CO<sub>2</sub> üreten fabrikalardan karşılanması hedeflenmektedir. Böylece CO<sub>2</sub>emisyonu yüksek olan ve bu yüzden CO<sub>2</sub> kredisi ile sınırlanan demir-çelik, çimento ve tekstil fabrikaları ürettikleri CO<sub>2</sub>’i hammadde olarak kullandığımız için tam kapasitede çalışmaya başlayabileceklerdir. Yani üretimimiz sadece ürünü olan metanol ile değil aynı zamanda kullandığı hammaddesiyle de ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Sıvı metanolün kullanım yerlerine değinecek olursak; yakıt pili, araç yakıtı, roket yakıtı ve uzay aracı yakıtı olarak kullanılmasına ek olarak aynı zamanda ilaç, tıp ve kimya sektöründe de geniş bir yere sahip. Metanolün bir yakıt olarak en büyük avantajı ise fosil yakıtlardan daha uygun ve çevreci olmasıdır. Örneğin 2021 yılında Formula 1 araçlarında karışım olarak denenen metanol oldukça büyük bir etki yarattı. EPDK (Enerji Piyasasları Düzenleme Kurumu)’nca alınan kararda araç yakıtlarında yakıt katkısı olarak %5 oranında metanol kullanılması zorunludur. Bu oranın 2030 yılına gelindiğinde %20’den fazla olmasını bekliyoruz. Günümüz benzinli araçların motoruna yapılacak küçük revizelerle bu yüzde daha çok arttırılabilir. Metanolün daha performanslı bir yakıt olduğu deneylerle anlaşılınca %100 metanollü araç üretme çalışmaları başlamıştır. CO<sub>2</sub> salınımını azaltarak, yenilenebilir ve sürdürülebilir yöntemler eşliğinde verimden taviz vermeden üreteceğimiz metanolün bir diğer çevreci yanı ise üretim atık miktarının diğer yollara kıyasla açık ara çok daha düşük olmasıdır.</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">Gelecek ve dünyamız için attığımız her adımı titizlikle düşünmeli ve planlamalıyız çünkü kaybedecek zamanımız kalmadı. Biz SomeCO<sub>2</sub> ekibi olarak çıktığımız bu yolda aynı bizim gibi, ülkesini ve dünyayı daha yeşil bir hale getirmeyi görev bilmiş insanların katkısının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Yaşanabilir bir dünya için birlikte çalışmanın tam zamanı. Yeşil bir gelecekte buluşmak dileğiyle…</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><strong>Kaynaklar</strong></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">https://ourworldindata.org/co2-emissions</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47537853</p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-51120658</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14px;"><strong><em>Bu makale Makale Gönder aracılığıyla SomeCo<sub>2</sub> ekibinden Selin Haşlak ve Serhat Can Bayar tarafından gönderilmiştir.</em></strong></span></p>
<hr />
<table style="border-collapse: collapse; width: 100%;">
<tbody>
<tr>
<td style="width: 23.444976076555026%;"><img title="somelogo Küresel Isınma Perspektifinde CO2 Emisyonu Sorunu, Metanol Yakıtı Üretimi ve Geleceği  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12536 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/somelogo.png" alt="somelogo Küresel Isınma Perspektifinde CO2 Emisyonu Sorunu, Metanol Yakıtı Üretimi ve Geleceği  " width="184" height="127" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/somelogo.png 519w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/somelogo-300x206.png 300w" sizes="auto, (max-width: 184px) 100vw, 184px" /></td>
<td style="width: 76.55502392344499%;">
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">SomeCO<sub>2</sub> Ekip Üyeleri;<br />
Selin Haşlak, Serhat Can Bayar.<br />
Linkedin: www.linkedin.com/company/someco2/<br />
Email: someco2.projectt@gmail.com</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;">The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/co2-emisyonu-sorunu-metanol-yakiti-uretimi-ve-gelecegi.html">Küresel Isınma Perspektifinde CO2 Emisyonu Sorunu, Metanol Yakıtı Üretimi ve Geleceği</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa&#8217;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/avrupanin-gelecegi-iklim-degisikligi-neden-onemli.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrem Ece Akpınar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Feb 2022 11:00:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre Sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Kentleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[ilklim]]></category>
		<category><![CDATA[yeşilgelecek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12451</guid>

					<description><![CDATA[<p>YEŞİL GELECEK İÇİN AVRUPA YEŞİL ANLAŞMASININ ÖNEMİ                                                                                                 [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/avrupanin-gelecegi-iklim-degisikligi-neden-onemli.html">Avrupa’nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">YEŞİL GELECEK İÇİN AVRUPA YEŞİL ANLAŞMASININ ÖNEMİ </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><sup><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">                                                                                                                             &#8220;Bir nokta açıktır: Dünyamız emin ellerde değildir &#8221; Yeni dünya düzeni&#8221; yeryüzünü ölüme mahkum etmiştir&#8221; (Peter F Drucker)</span></sup></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">14 Temmuz 2021&#8217;de Avrupa Komisyonu, daha geniş bir Avrupa Yeşil Anlaşması&#8217;nın (EGD) parçası olarak sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 1990 seviyelerine göre yüzde 55 oranında azaltmak için bir dizi ara teklifi kabul etti. EGD, Avrupa Birliği&#8217;nin (AB) 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmaya yönelik iklim stratejisini tanımlayan ve Avrupa&#8217;yı uluslararası iklim politikasında ilk harekete geçiren kişi yapmayı hedefleyen bir dizi uzun vadeli politika girişimidir. Bu amaca yönelik olarak EGD, düşük karbonlu bir geleceğe sosyoekolojik geçiş için bir yol haritası ve yeşil bir ekonomik büyüme stratejisi için yapı taşları sunmaktadır.  </span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">İklim değişikliği ve çevresel bozulma, Avrupa ve dünya için varoluşsal bir tehdittir. Bu zorlukların üstesinden gelmek için Avrupa Yeşil Anlaşması , AB&#8217;yi modern, kaynakları verimli kullanan ve rekabetçi bir ekonomiye dönüştürecektir. Avrupa Komisyonu, 2013 Stratejisinin 2018 <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=COM:2018:738:FIN">değerlendirmesinin</a> ve Mayıs ve Ağustos 2020 arasında <a href="https://ec.europa.eu/clima/news/commission-launches-online-public-consultation-new-eu-strategy-adaptation-climate-change_en">açık bir kamuoyu istişaresinin ardından, </a><a href="https://ec.europa.eu/info/strategy/priorities-2019-2024/european-green-deal_en">Avrupa Yeşil Anlaşması</a> Bildiriminde İklim Değişikliğine Uyumla ilgili bu yeni, daha iddialı AB Stratejisini duyurdu . <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?qid=1588581905912&amp;uri=CELEX:52020PC0080">Avrupa İklim Yasası önerisi</a>uyum konusunda artan hırs ve politika tutarlılığı için temel sağlar. P<strong>aris Anlaşması&#8217;nın 7. Maddesindeki uyumla ilgili küresel hedefi ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 13 eylemini AB hukukuyla bütünleştirir. </strong>Teklif, AB ve Üye Devletlerin uyum kapasitesini artırmak, dayanıklılığı güçlendirmek ve iklim değişikliğine karşı kırılganlığı azaltmak için sürekli ilerleme kaydetmesini taahhüt ediyor. Yeni uyum stratejisi bu ilerlemeyi gerçeğe dönüştürmeye yardımcı olacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Avrupa Yeşil Anlaşması Başkan Yardımcısı Frans  <strong>Timmermans</strong> <em>“Yeşil Anlaşma herkes için sağlıklı bir gezegen inşa etmeyi amaçlıyor. İnsanlar ve gezegen için toksik olmayan bir ortam sağlamak için şimdi harekete geçmeliyiz. Bu plan, oraya ulaşmak için çalışmalarımıza rehberlik edecek. Halihazırda burada bulunan yeni yeşil teknolojiler, kirliliğin azaltılmasına yardımcı olabilir ve yeni iş fırsatları sunabilir. Avrupa&#8217;nın daha temiz, daha adil ve daha sürdürülebilir bir ekonomiyi yeniden inşa etme çabaları da aynı şekilde sıfır kirlilik hedefine ulaşılmasına katkıda bulunmalıdır.” ifade etmiştir. </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Çevre, Okyanuslar ve Balıkçılıktan Sorumlu Komisyon Üyesi Virginijus  <strong>Sinkevičius</strong>  i <em>“Çevre kirliliği sağlığımızı, özellikle de en savunmasız ve sosyal olarak yoksun grupları olumsuz etkiliyor ve aynı zamanda biyolojik çeşitlilik kaybının ana itici güçlerinden biri. </em><em>AB&#8217;nin kirliliğe karşı küresel mücadeleye öncülük etme durumu bugün her zamankinden daha güçlü. </em><em>Sıfır Kirlilik Eylem Planı ile Avrupalılar için sağlıklı bir yaşam ortamı yaratacak, dirençli bir toparlanmaya katkıda bulunacak ve temiz, döngüsel ve iklim nötr bir ekonomiye geçişi hızlandıracağız.” vurgulamıştır. </em></span></p>
<div id="p_p_id_com_liferay_journal_content_web_portlet_JournalContentPortlet_INSTANCE_EhAPqZ5fiUVt_" class="portlet-boundary portlet-boundary_com_liferay_journal_content_web_portlet_JournalContentPortlet_ portlet-static portlet-static-end decorate portlet-journal-content " style="text-align: justify;">
<section id="portlet_com_liferay_journal_content_web_portlet_JournalContentPortlet_INSTANCE_EhAPqZ5fiUVt" class="portlet">
<div class="portlet-content">
<div class=" portlet-content-container">
<div class="portlet-body">
<div class="" data-fragments-editor-item-id="27901-160534" data-fragments-editor-item-type="fragments-editor-mapped-item">
<div class="journal-content-article " data-analytics-asset-id="1186016" data-analytics-asset-title="European_Green_Deal_en_imagen_descargable_001" data-analytics-asset-type="web-content">
<div class="row bloque-imagen-descargable">
<div class="col-md-11 imagen-descargable-texto font-italic" style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Avrupa Yeşil Anlaşması, ekonomik sistemin kapsamlı bir dönüşümünü önererek iklim değişikliğiyle mücadele de önemli adınlar vardır.  </span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Avrupa Yeşil Anlaşması, <strong>siyasi eylemi yeşil ve <a href="https://www.iberdrola.com/sustainability/energy-transition">enerji geçişine</a></strong> odaklayan belirli kilometre taşlarıyla stratejik bir yol haritası ortaya koymaktadır.<strong> </strong><span class="standard resaltadoNaranja">Alman, Fransız ve İspanyol hükümetlerinin güçlü desteğini alan</span> planının şu hedefleri vardır : </span></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</section>
</div>
<div id="p_p_id_com_liferay_journal_content_web_portlet_JournalContentPortlet_INSTANCE_dojkiACpMo97_" class="portlet-boundary portlet-boundary_com_liferay_journal_content_web_portlet_JournalContentPortlet_ portlet-static portlet-static-end decorate portlet-journal-content " style="text-align: justify;">
<section id="portlet_com_liferay_journal_content_web_portlet_JournalContentPortlet_INSTANCE_dojkiACpMo97" class="portlet">
<div class="portlet-content">
<div class=" portlet-content-container">
<div class="portlet-body">
<div class="" data-fragments-editor-item-id="27901-160501" data-fragments-editor-item-type="fragments-editor-mapped-item">
<div class="journal-content-article " data-analytics-asset-id="1186079" data-analytics-asset-title="European_Green_Deal_en_contenido_web_001" data-analytics-asset-type="web-content">
<p class="justificado "><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="18ede5fb-c9dd-ff07-66ce-506e650dc08e?t=1628064749253 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS0" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Conseguir_40x40.svg/18ede5fb-c9dd-ff07-66ce-506e650dc08e?t=1628064749253" alt="18ede5fb-c9dd-ff07-66ce-506e650dc08e?t=1628064749253 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Conseguir_40x40.svg/18ede5fb-c9dd-ff07-66ce-506e650dc08e?t=1628064749253" /></span>  2050 yılına kadar AB iklimini nötr hale getirmek,</span></p>
<p class="justificado "><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="4dd76e58-e599-0d90-78d1-8e486bcab2d9?t=1628064749666 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS1" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/especies.svg/4dd76e58-e599-0d90-78d1-8e486bcab2d9?t=1628064749666" alt="4dd76e58-e599-0d90-78d1-8e486bcab2d9?t=1628064749666 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/especies.svg/4dd76e58-e599-0d90-78d1-8e486bcab2d9?t=1628064749666" /></span>  Kirliliği azaltarak insan hayatını, hayvanları ve bitkileri korumak,</span></p>
<p class="justificado "><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="d24f6305-6c84-6ef3-e456-626a599c2c76?t=1628064750053 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS2" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Contribuir_40x40.svg/d24f6305-6c84-6ef3-e456-626a599c2c76?t=1628064750053" alt="d24f6305-6c84-6ef3-e456-626a599c2c76?t=1628064750053 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Contribuir_40x40.svg/d24f6305-6c84-6ef3-e456-626a599c2c76?t=1628064750053" /></span>  Adil ve entegre bir geçişin sağlanmasına katkıda bulunmak,</span></p>
<p class="justificado "><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="27567be4-23b6-73f1-34ba-80ed5a95174f?t=1628064750473 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS3" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Ayudar_40x40.svg/27567be4-23b6-73f1-34ba-80ed5a95174f?t=1628064750473" alt="27567be4-23b6-73f1-34ba-80ed5a95174f?t=1628064750473 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Ayudar_40x40.svg/27567be4-23b6-73f1-34ba-80ed5a95174f?t=1628064750473" /></span>  Güvenilir ve uygun maliyetli temiz enerjilerin geliştirilmesi ve geçiş finansmanının geliştirilmek, </span></p>
<p class="justificado "><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="d7d8de64-5ba5-b834-cf9d-d231776a12c7?t=1628064750885 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS4" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/cambio.svg/d7d8de64-5ba5-b834-cf9d-d231776a12c7?t=1628064750885" alt="d7d8de64-5ba5-b834-cf9d-d231776a12c7?t=1628064750885 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/cambio.svg/d7d8de64-5ba5-b834-cf9d-d231776a12c7?t=1628064750885" /></span>  Tarım ve kırsal bölgelerin dönüştürülmesi, </span></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</section>
</div>
<div id="p_p_id_com_liferay_journal_content_web_portlet_JournalContentPortlet_INSTANCE_0QoOhDFh0Saq_" class="portlet-boundary portlet-boundary_com_liferay_journal_content_web_portlet_JournalContentPortlet_ portlet-static portlet-static-end decorate portlet-journal-content " style="text-align: justify;">
<section id="portlet_com_liferay_journal_content_web_portlet_JournalContentPortlet_INSTANCE_0QoOhDFh0Saq" class="portlet">
<div class="portlet-content">
<div class=" portlet-content-container">
<div class="portlet-body">
<div class="" data-fragments-editor-item-id="27901-160518" data-fragments-editor-item-type="fragments-editor-mapped-item">
<div class="journal-content-article " data-analytics-asset-id="1186980" data-analytics-asset-title="European_Green_Deal_en_contenido_web_002" data-analytics-asset-type="web-content">
<p class="justificado "><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Avrupa Yeşil Anlaşması, yenilenebilir kaynaklara dayalı bir enerji karışımını teşvik etmek,</strong> ulaşımın sürdürülebilirliğinde ilerleme sağlamak, sürdürülebilir, verimli ve döngüsel bir endüstriyel modele öncülük etmek vb . için çok çeşitli önlemler içermektedir : </span></p>
<p class="justificado "><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="c1dee036-ee6f-fcff-475f-f2c6c0f3a77d?t=1628064751960 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS6" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Industria_40x40.svg/c1dee036-ee6f-fcff-475f-f2c6c0f3a77d?t=1628064751960" alt="c1dee036-ee6f-fcff-475f-f2c6c0f3a77d?t=1628064751960 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Industria_40x40.svg/c1dee036-ee6f-fcff-475f-f2c6c0f3a77d?t=1628064751960" /></span>  S<strong>ürdürülebilir Endüstri</strong></span></p>
<p class="justificado "><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="standard resaltadoNaranja">Sanayide kullanılan malzemelerin sadece %12&#8217;si geri dönüşümden gelmektedir. </span>Teklif, şirketlerin süreçlerini modernize etmek ve sıfır emisyon üreten <a href="https://www.iberdrola.com/environment/circular-economy-3-rs">döngüsel üretimi</a> teşvik etmek için yardım almaları gerektiğidir . Özellikle tekstil, elektronik ve plastik gibi sektörleri etkilemektedir. </span></p>
<p class="justificado "><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="7f7a98f3-ff9b-8284-299c-3a924ec4d859?t=1628064752410 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS7" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Construccion_40x40.svg/7f7a98f3-ff9b-8284-299c-3a924ec4d859?t=1628064752410" alt="7f7a98f3-ff9b-8284-299c-3a924ec4d859?t=1628064752410 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Construccion_40x40.svg/7f7a98f3-ff9b-8284-299c-3a924ec4d859?t=1628064752410" /></span>  <strong>Verimli inşaat</strong></span></p>
<p class="justificado "><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="standard resaltadoNaranja">Şu anda enerji tüketiminin %40&#8217;ını</span> oluşturan binaların yenilenmesi kilit rol oynayacak. <a href="https://www.iberdrola.com/social-commitment/new-urban-agenda">Bu nedenle, binaların enerji verimliliğine yatırım yapan sürdürülebilir kentsel gelişim</a> önerilmektedir.</span></p>
<p class="justificado "><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="6045e35c-9f64-139f-0d4a-153b49a19bc6?t=1628064752894 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS8" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Energia_40x40.svg/6045e35c-9f64-139f-0d4a-153b49a19bc6?t=1628064752894" alt="6045e35c-9f64-139f-0d4a-153b49a19bc6?t=1628064752894 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Energia_40x40.svg/6045e35c-9f64-139f-0d4a-153b49a19bc6?t=1628064752894" /></span>  <strong>Temiz enerji</strong></span></p>
<p class="justificado "><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="standard resaltadoNaranja">Enerji üretimi ve kullanımı AB&#8217;nin sera gazı emisyonlarının %75&#8217;inden fazlasını oluşturuyor,</span> bu nedenle amaç bu sektörü <a href="https://www.iberdrola.com/sustainability/energy-transition">karbondan arındırmak</a> ve altyapıyı modernize ederek ve enerji verimliliğini teşvik ederek temiz, yenilenebilir enerji kullanımına öncelik vermek önemlidir.  AB&#8217;yi sağlıklı insanlar için sağlıklı bir gezegen olan 2050 hedefine doğru yönlendirmek için<strong> Eylem Planı,</strong> mevcut duruma kıyasla kirliliği kaynağında azaltmak için 2030 kilit hedefleri belirlenmektedir. </span></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</section>
</div>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">hava kirliliğinden kaynaklanan erken ölümlerin sayısını %55 oranında azaltmak için hava kalitesinin iyileştirilmesi;</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">atıkları, denizdeki plastik çöpleri (%50) ve çevreye salınan mikroplastikleri (%30) azaltarak su kalitesini iyileştirmek;</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">besin kayıplarını ve kimyasal pestisit kullanımını %50 azaltarak toprak kalitesini iyileştirmek;</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">hava kirliliğinin biyolojik çeşitliliği tehdit ettiği AB ekosistemlerini %25 oranında azaltmak;</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">ulaşım gürültüsünden kronik olarak rahatsız olan insanların oranını %30 azaltmak ve</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">atık üretimini önemli ölçüde azaltmak ve belediye atıklarını %50 oranında azaltmaktır</span></li>
</ul>
<p class="justificado " style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">İklim değişikliği orta ve uzun vadede kazanılması gereken bir savaştır, ancak bugün herkesin çabası ve BM tarafından önerilen önlemler gibi yeterli <span class="standard resaltadoNaranja">azaltma ve uyum ile,</span> hasarı en aza indirmeye ve daha sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmeye başlayacağız. . Örneğin , geleceğin ekonomisinin anahtarı olan sözde <a href="https://www.iberdrola.com/environment/what-are-green-jobs">yeşil işleri teşvik ederek:</a></span></p>
<h4 class="ladillo" style="text-align: justify;" role="heading" aria-level="4"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">İklim değişikliğini hafifletmek için önlemler</span></h4>
<p class="justificado " style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="a5095d6a-181c-9d6d-b858-e9b3416baf5b?t=1628064756750 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS14" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Eficiencia_energetica.svg/a5095d6a-181c-9d6d-b858-e9b3416baf5b?t=1628064756750" alt="a5095d6a-181c-9d6d-b858-e9b3416baf5b?t=1628064756750 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Eficiencia_energetica.svg/a5095d6a-181c-9d6d-b858-e9b3416baf5b?t=1628064756750" /></span><a href="https://www.iberdrola.com/about-us/utility-of-the-future/renewable-energies">Enerji verimliliğini artırın ve yenilenebilir enerjilere</a>  odaklanmak </span></p>
<p class="justificado " style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="9b1a3512-2a27-1d81-d789-18360d952cdb?t=1628064757228 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS15" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Transporte.svg/9b1a3512-2a27-1d81-d789-18360d952cdb?t=1628064757228" alt="9b1a3512-2a27-1d81-d789-18360d952cdb?t=1628064757228 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Transporte.svg/9b1a3512-2a27-1d81-d789-18360d952cdb?t=1628064757228" /></span><span class="standard resaltadoNaranja">Toplu taşımayı</span> ve sürdürülebilir hareketliliği  teşvik etmek, </span></p>
<p class="justificado " style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="237f08fa-5625-84dc-41b0-6e6aa41a24da?t=1628064757739 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS16" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Agricultura_ecologica.svg/237f08fa-5625-84dc-41b0-6e6aa41a24da?t=1628064757739" alt="237f08fa-5625-84dc-41b0-6e6aa41a24da?t=1628064757739 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Agricultura_ecologica.svg/237f08fa-5625-84dc-41b0-6e6aa41a24da?t=1628064757739" /></span>  Sanayi, tarım, balıkçılık ve ekolojik hayvancılığın yanı sıra <a href="https://www.iberdrola.com/environment/actions-that-protect-the-environment">sorumlu tüketimi</a> teşvik etmek, </span></p>
<p class="justificado " style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="d9e62f9c-9fb0-d93c-82e0-ab371e8b8fe9?t=1628064758215 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS17" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Impuestos.svg/d9e62f9c-9fb0-d93c-82e0-ab371e8b8fe9?t=1628064758215" alt="d9e62f9c-9fb0-d93c-82e0-ab371e8b8fe9?t=1628064758215 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Impuestos.svg/d9e62f9c-9fb0-d93c-82e0-ab371e8b8fe9?t=1628064758215" /></span>  Bazı yakıtların kullanımını <a href="https://www.iberdrola.com/environment/green-and-environmental-taxes">yeşil vergiler</a> yoluyla vergilendirmek, </span></p>
<h4 class="ladillo" style="text-align: justify;" role="heading" aria-level="4"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">İklim değişikliğine uyum için önlemler</span></h4>
<p class="justificado " style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="da5ec175-4c18-3ff7-defa-eda6012dcc21?t=1628064758664 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS18" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Infraestructuras.svg/da5ec175-4c18-3ff7-defa-eda6012dcc21?t=1628064758664" alt="da5ec175-4c18-3ff7-defa-eda6012dcc21?t=1628064758664 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Infraestructuras.svg/da5ec175-4c18-3ff7-defa-eda6012dcc21?t=1628064758664" /></span><span class="standard resaltadoNaranja">Daha güvenli</span> ve daha sürdürülebilir binalar ve <span class="standard resaltadoNaranja">altyapılar</span>  inşa etmek, </span></p>
<p class="justificado " style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="b5b607d1-2a91-ea07-77cd-92a96ba4ea8d?t=1628064759080 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS19" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Ecosistemas.svg/b5b607d1-2a91-ea07-77cd-92a96ba4ea8d?t=1628064759080" alt="b5b607d1-2a91-ea07-77cd-92a96ba4ea8d?t=1628064759080 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Ecosistemas.svg/b5b607d1-2a91-ea07-77cd-92a96ba4ea8d?t=1628064759080" /></span>  Ormanları <span class="standard resaltadoNaranja">yeniden doldurun ve hasarlı ekosistemleri eski haline getirmek, </span></span></p>
<p class="justificado " style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="92a91833-2fe5-d49d-1f55-518a4749a3ef?t=1628064759454 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS20" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Cultivos.svg/92a91833-2fe5-d49d-1f55-518a4749a3ef?t=1628064759454" alt="92a91833-2fe5-d49d-1f55-518a4749a3ef?t=1628064759454 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Cultivos.svg/92a91833-2fe5-d49d-1f55-518a4749a3ef?t=1628064759454" /></span>  Değişen iklimlere daha iyi uyum sağlayabilmeleri için <span class="standard resaltadoNaranja">mahsulleri çeşitlendirmek, </span></span></p>
<p class="justificado " style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><span class="imgBloque imgContenido"><img title="f18acec9-d5e5-b10f-a771-7bcd93a11b8b?t=1628064759894 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "decoding="async" id="imgRRSS21" src="https://www.iberdrola.com/documents/20125/40978/Catastrofes.svg/f18acec9-d5e5-b10f-a771-7bcd93a11b8b?t=1628064759894" alt="f18acec9-d5e5-b10f-a771-7bcd93a11b8b?t=1628064759894 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " data-src="/documents/20125/40978/Catastrofes.svg/f18acec9-d5e5-b10f-a771-7bcd93a11b8b?t=1628064759894" /></span>  Doğal afetleri önlem</span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">ek ve </span><span class="standard resaltadoNaranja" style="font-family: 'times new roman', times, serif;">yönetmek için yenilikçi çözümler,</span></p>
<p class="justificado " style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Türkiye, iklim değişikliği ile mücadele amacıyla ülkelerin ortak hareket etmelerini hedefleyen Paris Anlaşması’nı TBMM’ye sunarak onayladı. <span style="font-size: 16px;">Bu kapsamda önümüzde Türkiye adına atılmış bugünün iklim politikaları için kullanılabilir bir geçmişe işaret eden yeni düzenlemeler bizleri beklemektedir.  </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><img title="iklim-300x154 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  "loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-12453" style="font-family: 'times new roman', times, serif;" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/02/iklim-300x154.jpg" alt="iklim-300x154 Avrupa&#039;nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?  " width="300" height="154" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/02/iklim-300x154.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/02/iklim.jpg 740w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kaynakça :</strong></p>
<p style="text-align: justify;">https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_21_663.</p>
<p style="text-align: justify;">https://ec.europa.eu/info/strategy/priorities-2019-2024/european-green-deal/.</p>
<p>https://ec.europa.eu/info/strategy/priorities-2019-2024/european-green-deal_en</p>
<p>https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?qid=1588581905912&#038;uri=CELEX:52020PC0080</p>
<p style="text-align: justify;">https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_21_2345.</p>
<p>https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=COM:2018:738:FIN</p>
<p style="text-align: justify;">https://www.iberdrola.com/social-commitment/what-is-european-green-deal</p>
<p style="text-align: justify;">https://sefia.org/blog/paris-anlasmasi-onaylandi-turkiyenin-iklim-politikasinda-yeni-bir-donem-basliyor/.</p>
<p>https://www.iberdrola.com/sustainability/green-and-environmental-taxes</p>
<p>https://www.iberdrola.com/about-us/utility-of-the-future/renewable-energies</p>
<p>https://www.iberdrola.com/sustainability/green-and-environmental-taxes</p>
<p>https://www.iberdrola.com/sustainability/what-are-green-jobs</p>
<p>https://www.iberdrola.com/sustainability/circular-economy-3-rs</p>
<p>https://www.iberdrola.com/social-commitment/new-urban-agenda</p>
<p>https://www.iberdrola.com/sustainability/energy-transition</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/avrupanin-gelecegi-iklim-degisikligi-neden-onemli.html">Avrupa’nın Geleceği: İklim Değişikliği Neden Önemli ?</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gecekonduların Oluşum Sürecinde Uygulanan Politikaların Etkisi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/gecekondularin-olusum-surecinde-uygulanan-politikalarin-etkisi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esma Yapıcıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 17:56:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre Sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Kentleşme]]></category>
		<category><![CDATA[gecekoldu affı]]></category>
		<category><![CDATA[Gecekondu]]></category>
		<category><![CDATA[gecekondu sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[gecekondu ve kentleşme]]></category>
		<category><![CDATA[gecekondu ve politika]]></category>
		<category><![CDATA[gecekondu yasaları]]></category>
		<category><![CDATA[gecekondulaşma]]></category>
		<category><![CDATA[kentleşme ve gecekondu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=8800</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZET Türkiye&#8217;de gecekondulaşma süreci, sanayileşmenin etkisini gösterdiği 1950&#8217;li yıllarda kentlere yapılan yoğun göçler sonucu oluşmuş ve zamanında alınamayan önlemler neticesinde varlığını sürdürmüştür. Gecekondu iki farklı bakış açışının kesiştiği noktada yer almaktadır. Bu duruma dışarıdan bakıldığında çarpık kentleşme, plansız şehirleşme, şehrin estetik dokusunun zarar görmesi gibi olumsuz sonuçlar görülüp olayı “gecekondu sorunu” olarak adlandırırken, içeriden bakıldığında [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/gecekondularin-olusum-surecinde-uygulanan-politikalarin-etkisi.html">Gecekonduların Oluşum Sürecinde Uygulanan Politikaların Etkisi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong>ÖZET</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Türkiye&#8217;de gecekondulaşma süreci, sanayileşmenin etkisini gösterdiği 1950&#8217;li yıllarda kentlere yapılan yoğun göçler sonucu oluşmuş ve zamanında alınamayan önlemler neticesinde varlığını sürdürmüştür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gecekondu iki farklı bakış açışının kesiştiği noktada yer almaktadır. Bu duruma dışarıdan bakıldığında çarpık kentleşme, plansız şehirleşme, şehrin estetik dokusunun zarar görmesi gibi olumsuz sonuçlar görülüp olayı “gecekondu sorunu” olarak adlandırırken, içeriden bakıldığında kişilerin birtakım imkansızlıklar sonucu barınmalarını sağlayacak bir “çözüm” olarak görülmektedir. Bu durumda bir olgunun hem sorun hem çözüm olarak görülmesi bir yerlerde eksikliklerin yer aldığı ve gereken önlemlerin alınmadığını göstermektedir. Bu çalışmada sorgulanan bu eksikliğin uygulanan politikalardaki rolüdür. Planlı dönem öncesinde gecekondulaşmanın henüz bir sorun olarak görülmemesi başlangıç aşamasında durdurulamayarak gelişmesine yol açmış, planlı dönemde ise uygulanan politikaların sürdürülememesi ve her dönemde farklı müdahale biçimleri uygulanması olumsuz bir etki yaratmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Gecekondulaşma, Göç, Sanayileşme, Şehirleşme.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong>ABSTRACT</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Squatting process in Turkey, showed the effect of industrialization in the 1950s have caused mass migration to the cities, and has existed as a result of the measures can not be taken in time.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">The slums are located at the intersection of two different points of view. This situation is seen as a görülmek solution, which allows people to be sheltered as a result of some impossibilities when looking from the outside, while the negative results such as distorted urbanization, unplanned urbanization, damage to the aesthetic texture of the city are seen and the event is called adlandır slum problem. In this case, the fact that a case is seen both as a problem and a solution shows that there are deficiencies in some places and the necessary measures are not taken. It is the role of this deficiency in the policies implemented in this study. The fact that squattering was not seen as a problem before the planned period caused the development to be unstoppable at the beginning stage, the failure to implement the policies implemented in the planned period and the application of different forms of intervention in each period had a negative effect.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Keywords: </strong>Slum, Migration, Industrialization, Urbanization</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>1.GİRİŞ</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gecekondu kavramı kentlere yapılan yoğun göçler sonucu insanların barınacak alan bulamaması ya da ekonomik olarak kendini yetersiz hissetmesi durumlarında, buldukları alanlara, etraftan edindikleri malzemelerle, geçici olarak yaptıkları basit konutlardır. Yeni gelen insanlar da konutlarını uzakta boş alanlara konumlandırmak yerine diğer gecekonduların yanına yapmışlardır. Bu durum bir süre sonra gecekondu mahallelerinin oluşmasına ve aralarında bağ kurarak toplumdan kendilerini soyutlayıp kendi bölgelerini koruma içgüdüsü ile kapalı bir alan oluşturmuşlardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gecekondu sorunu bir anda meydana gelip oluşmuş bir sorun değildir. Gecekondulaşmanın temelinde göç olgusu yatmaktadır. İnsanlar yaşamlarını devam ettirmek için yıllar boyunca göç etmek zorunda kalmışlardır Göçlerle birlikte insanların konut bulamaması ya da maddi imkansızlıklar sonucu bir çözüm yolu olarak görülmesiyle oluşmuştur. Bir sorunun insanlar tarafından çözüm olarak algılanıyor olması, o ülkenin yöneticilerinin uyguladığı politikalardaki yetersizlik ve vatandaşın ihtiyaçlarını karşılamadaki başarısızlığından kaynaklı olduğu ileri sürülebilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu çalışma, nitel araştırma yöntemleri kullanılarak literatür araştırması ve değerlendirilmesi yöntemiyle oluşturulmuştur. Çalışmada genel olarak gecekondu oluşum sürecinde göç olgusunun yeri ve uygulanan politikaların gecekondu sorununa etkileri incelenmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>2.GECEKONDU KAVRAMI VE ÖZELLİKLERİ</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>2.1.Gecekondu Kavramı</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gecekondu kavramı halk arasında meydana gelen ‘gece’ ve konmak eylemini ifade eden ‘kondu’ kelimesinin birleşiminden meydana gelmiştir. Toplumsal niteliklerin oluşturduğu bu kavram, insanların gece vakitlerinde kimse görmeden kendilerine barınacak yapılar inşa etmelerini ifade etmektedir. Yaşanan ekonomik yetersizlikler ve yasalara aykırı olması sebebiyle kimseye görünmeden yapılmaktadır bu nedenle teknik süreçten de uzaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gecekondu kentsel mekanda konut sorunu/ konut açığı devlet ya da özel sektör eliyle çözülmedikçe, giderilmedikçe bireyin kendi kendine bulduğu bir barınma çözümüdür. Bireyin yeterli ekonomik gücü ve kaynağı olmadığı için arsa ve yapı malzemesi alamaz. Dolayısıyla gözden uzak arazilerde kimseye göstermeden bir gecede, herhangi bir teknik norma, standarda ve imar sürecine dahil olmadan, uymadan bulduğu malzemelerle barınağını yapar. Bu tür konutların genel adı gecekondudur. Gecekonduların yerleştiği araziler genelde hazineye öteki deyişle kamuya ait, yerleşimden uzak, ulaşım ve altyapı donanımı ve yerleşilebilirlik özelliği olmayan yerlerdir. (Maybarskan, 2013: s.11).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gecekondu “bayındırlık ve yapı kurallarına aykırı olarak, gerçek ya da tüzel, kamusal ve özel kişilerin toprakları üzerine, toprak iyesinin istenç ve bilgisi dışında, onamsız olarak yapılan, barınma gereksinimleri devletçe ve kent yönetimlerince karşılanamayan yoksul ya da dar gelirli ailelerin yaşadığı barınak türüdür.” (Keleş, 1998, s,53’ten aktaran Karaman, 2003, s,113).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gecekondular, “tarımda pazara yönelik üretime geçişin görsel olarak hızlandığı ve kentteki nüfus yığılmasının hızla artmasına karşılık, çok yavaş bir sanayileşmenin gerçekleştiği toplumlarda ortaya çıkmıştır. (Kıray, 1972, s,561).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>2.2. Gecekonduların Özellikleri</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 2. Maddesine göre; “imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı kalınmaksızın, kendisine ait olmayan arazi veya arsalar üzerinde, sahibinin rızası alınmadan yapılan izinsiz yapılar kastedilmektedir. (Gecekondu,1966).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu tanıma göre gecekondular;</span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="color: #000000;">İmar ve belediye yasalarına aykırıdır,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Kendilerine ait olmayan, kamu arazisi ya da başkalarının özel mülk arazilerini izinsiz kullanmaları,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Genellikle gecekondular, tek katlı olup sonradan ekleme yapılabilen, bazı ülkelerde bahçeli yapılardır,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Kentin dışında, yerleşmeye açık olmayan, ulaşılması güç ve bazı durumlarda tehlikeli kabul edilen alanlarda oluşmuştur,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Sağlık koşulları ve altyapı donanımları yetersizdir,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Yapım aşamasında kullanılan malzemeler genellikle derme çatma, toplama malzemelerdir,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Gecekondu sahibi gecekonduyu yapan kişidir ve aile tipi genellikle geniş aile şeklindedir,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">İstihdam şekli olarak, işsiz, hizmet sektörü, sanayi sektörü yanı sıra seyyar satıcılık gibi marjinal iş gücünü oluşturmaktadır.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Gecekondu bölgelerinde kadının iş gücüne katılımı sınırlıdır. Genellikle ev kadını olarak konumlandırılmıştır,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Gecekondu bölgelerinde sosyal ve kültürel faaliyetler yetersizdir.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nüfus ve barınma yoğunluğu gecekondularda yüksektir. Gecekondular, genellikle barınma gereksinmesinin sürekli olarak karşılanmasını sağlayan, yerleşme niyetiyle kurulmuş yapılardır. Kiracılık oranı genelde ilk dönemde yapılan gecekondularda düşüktür. Gecekondu bölgeleri, kimi farklı durumlar dışında, kentlerin çevresinde yer alır ve bundan dolayıdır ki, kentleri saran gecekondu kuşaklarından söz edilir. (Keleş, 2006, s.556’dan aktaran Maybarskan, 2013, s.13).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>2.3. Gecekonduların Sosyo- Ekonomik ve Kültürel Yapısı</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bireylerin kendilerine yeni bir iş kapısı bulma ve barınma amacıyla gerçekleştirdikleri göç hareketleri sonucunda kendilerine gecekondular yaparak bireysel ya da diğer aile fertleri ile birlikte kendilerini garanti altına alma amacı taşırlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Türkiye kentleşmesinin temelindeki göç tek yönlü göç olmaktadır. Önceleri erkek iş gücü transferi veya göçü şeklinde başlayan kırdan kente gelip yerleşme, daha sonra aile fertlerini de getirme şekline dönüşmekte ve devamlılık göstermektedir. (Ateş, Es, 2004, s.217).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kente göç eden kendisine barınacak yer ve iş bulan birey bir süre sonra akraba ve tanıdıklarına da kentin çekici özelliklerinden bahsederek diğer insanları da özendirme yoluyla veya başka sebeplerle adına kitle göçü denilen, aynı yöreden insanların bir araya gelmesi ya da kişi ilk başta iş ve kalacak yer hazırlayıp ardından aile fertlerinin de peşi sıra şehre gitmesi ile oluşan zincirleme göç hareketi sonucunda o bölgede oluşan akraba ve hemşeri dayanışması ile kümelenme oluşacaktır. Bu kümelenme insanların kendilerini yalnızlık duygusuna kapılmaması ve güvende hissetmesi adına önemlidir. İnsanların bir arada olmaları ayrıca kente daha kolay uyum sağlamalarında olumlu etki yaratmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kırdan kente göç eden insanlar kolay kolay homojen yapı oluşturamamaktadır. Kendilerine yakın gelen, benzer gelenek ve göreneklere bağlı kişi ve gruplara yakınlaşarak özünü yaşatmak istemektedirler. Bunlara örnek olarak, Karadeniz Bölgesi’nden bir kişinin Karadenizli insanlara yakın olması, Sivaslı bir başka kişinin aynı şehirden gelen insanları tanımıyor olsa da kendini yakın hissetmesi ya da aynı mezhep gruplarına sahip kişilerin kendi aralarında bir dayanışma mekanizması kurarak kent dışında kendi yaşamlarını sürdürme isteği yaratmıştır. Bu duruma bir başka örnekte kırdan gelen insanların kent ortamında kır kültürünü sürdürmek istemesidir. Bu insanlar bir çırpıda köy ile bağlantılarını koparamazlar. Yılda birkaç kez köye giderek kışlık yiyeceklerini temin ederler. Orada alışık oldukları kültürü kentte sürdürmek istemektedirler. Buna örnek olarak çeyiz hazırlama, başlık parası ve gündelik yaşamlarının devamı olarak bahçede kümes hayvanları besleme, bitki yetiştirme vb. faaliyetler hem bağlı oldukları kültüre duydukları özlem hem de kentte asimile olmaktan korkarak kendi kültürlerini muhafaza etme içgüdüsü olmuştur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kırla ilişkilerin bu denli devamlılık sağlamasının altında birtakım sebepler yatmaktadır. Bu bağım devamlılığının sağlanmasındaki amaçlardan ilki, kırdan gelen gıda ve maddi yardımların kentte yaşayan ailelere katkı sağlıyor olmasıdır. İkinci amacı ise, eğer kentte yaşamlarını sürdüremezlerse köyleri açık bir kapı olarak görülmektedir. Bu süreç içinde gecekonduların bir geçiş kültürü yaşatarak kırla kent arasında kaldığı görülmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Bu anlamda ‘gecekondu kültürü’ kavramı, sosyal bütünleşme sürecindeki göçerlerin hem kırsal hem kentsel değerleri bir arada barındırılmasını anlatır ve kentteki bir ‘alt kültür’ ün varlığını gösterir.” (Mutlu, 2007, s.37)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Genel olarak oldukça zor ve sağlıksız koşullar altında yaşamak zorunda olan gecekondu sakinlerinin, diğer çalışanlara göre daha düşük ücretlerle ağır çalışma şartlarına razı olmaya eğilimli olduğu gözlemlenmiştir</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ancak, kente ilk gelmeyle birlikte gecekonduların ekonomik anlamda genellikle örgütlü olmayan marjinal işlerde istihdam edildikleri gözlenirken zaman içinde ekonomik kazançlarının görece yükseldiği belirtilmektedir. Gecekondular ekonomik durumun iyileşmesiyle eğer gecekondu sahibi değilse önce oturacağı gecekonduya sahip olmaktadır. Daha sonra, ekonomik durumun iyileşmeye devam etmesi durumunda gecekonduyu spekülatif kazanç amaçlı üretmeye devam etmekte, yeri geldiğinde burayı kiraya vermekte ya da gelecek için bir ‘güvence’ olarak görmektedir. (Mutlu, 2007, s. 39). Bu anlamda değişen koşullar sonucu başlarda zorunlu bir barınma ihtiyacı olarak görülen gecekondu zamanla bir kazanç sağlama amacına dönüşmüştür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>3.GECEKONDULARIN OLUŞUM SÜRECİ</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Toplumlarda nüfusun hızla artmasıyla beraber oluşan en önemli durumlardan birisi kırsal mekanlardan kentlere olan göç ve bu durumun oluşturduğu hızlı kentleşmedir. Türkiye’de gecekonduların başlangıcı ile ilgili net bir tarih ve belge bulunmamakla birlikte II.  Dünya Savaşı’nın sonları yani 1945-1950’li yıllarda yaşanan göç hareketi gecekondulaşmanın temelini oluşturulmuş ve halen daha güncelliğini korumaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu süreçte ortaya çıkan göçler, ülke içinde göç çekim odakları olarak isimlendirilen sanayi kentlerine yönelmiştir. Kente gelenlerin öncelikli amacı, güvenceli ve sürekli bir işe sahip olmak, sonra da yerleşebilecekleri bir konut bulabilmektir. (Çete &amp; Uzun, 2005, s.1).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gecekondular, şehirlerin çeperlerinde ve tamamına yakını kamu arazileri üzerinde, başlangıçta derme çatma yapılar biçiminde oluşmuştur. Konutların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan gecekondu mahallelerinde, zamanla istenmeyen bir dizi sorunlar ortaya çıkmıştır. Sözü edilen gecekondu mahalleleri, yaşam kalitesini belirleyen her türlü teknik ve sosyal temel altyapıdan yoksun olup, varlığıyla da çevresel olarak olumsuzluklar ile görsel ve fiziksel kirliliğe yol açmaktadırlar. (Çalışkan, 2006, s.60).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>3.1. Gecekondu- Göç İlişkisi</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Göç; “Türkçe ’de çok yalın olarak bir ailenin, bir grubun evi- barkı, çoluk çocuğu ile bir yerden başka bir yere taşınması, yani yer değiştirmesi olayıdır.” (Çakır, 2011, s. 210).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu yer değiştirme ise kır ve kent gibi yerleşim birimleri arasında gerçekleşmektedir. Mahalle ya da semtler arasındaki yer değiştirmeler, göç olarak algılanmamaktadır. Ayrıca yer değiştirmede süre önemli bir etkendir. Hangi sürede değişmelerin göç sayılabileceği görece bir durum olmakla birlikte, yer değiştirmelerde amaç yerleşmek olduğunda göç gerçekleşiyor anlamına gelmektedir. Yerleşme anlamı taşımayan kısa süreli göçler, seyahatler göç olarak kabul edilmemektedir. (Ateş&amp; Es, a.g.m. s.211).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kente göç edenlerin öncelikli amacı sürekli ve güvenceli bir işe sahip olmak, ardından da barınma ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir konut edinmektir. Bu süreç içinde kalacak bir ev tutmak için maddi yetersizlik yaşayan insanlar çözümü başka yollarda aramışlardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kent toplumu içinde yerleşme ve konut sorununu çözümleme olanağı bulunmayan insanlar, bu gereksinimlerini yasal koşulların dışında gidermek amacıyla; kentleşme olgusunun önemli bir boyutunu, yani marjinal kesimin fiziki mekandaki görünümü olan ve adına “gecekondu” denilen konutları, mahalleleri ve bölgeleri oluşturmuşlardır. Sonuçta ortaya çıkan gecekondu topluluğu, kent toplum yapısı içinde sosyal, ekonomik ve kültürel açılardan ayrı bir yapı ve görünüm kazanmıştır. (Çakır, a.g.m. s.211)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>3.2. Gecekondu Sorunu Yaratan Göç Nedenleri</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ateş ve Es (2004, s. 218) Türkiye koşullarında kentleşme nedenlerini şu ana başlıklar altında toplamıştır;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em>İtici Nedenler: </em>Tarıma yeni teknolojilerin girişi, toprak yetersizliği ve toprakların miras yoluyla parçalanması, entansif tarıma geçiş, nüfusun artışı, olarak sıralanabilir. Bu sayılan sebeplerden dolayı kır barındırdığı nüfusu kentlere doğru itmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em>İletici Nedenler: </em>Haberleşme ve ulaşım olanaklarının hızlı artması ve gelişmesi sonucu, kırdan kente göç hızlanmıştır. Mal ve hizmet üretiminin ve değişiminin belli merkezlerde toplanması süreci de kırdan kente göçü hızlandıran bir diğer etmen olmuştur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em>Çekici Nedenler: </em>İş olanakları sağlayan sanayi ve iş piyasaları genellikle belirli iş merkezlerinde çoğalmıştır. Bu belirli iş merkezleri ise genellikle büyük şehir (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana vb.) ve onun civarında yer almışlardır. Bu nedenle kırdan bu yerlere doğru bir göç hareketi yaşanmıştır.  Ayrıca kentte elde edilen gelirin yüksek oluşu, kent yaşamının daha renkli oluşu, eğitim olanaklarının üstünlüğü de çekici nedenlerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em>Siyasal Nedenler: </em>Devlet tarafından benimsenen ve uygulanan ekonomik ve sosyal politikalarda kentleşme üzerine etkilidir. Ayrıca 1984 yılından sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan terör hareketleri de kentlere göçü hızlandırmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çakır (2011) çalışmasında gecekondu sorununu yaratan göç nedenlerini şu şekilde sıralamıştır:</span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="color: #000000;">Nüfusun hızla artması,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Tarımın büyük ölçüde makineleşmesiyle iş gücünün kırsal bölgelerden kentlere kayması,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Sanayileşmenin plansızlığı,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Toprağın bölünmesi, verimin azalması ve yetersizliği,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Ölçülü toprak reformunun yapılmaması,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Hazine arazilerinin iyi değerlendirilmemesi,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Doğal olayların sıklığı, bunlara karşı önceden önlem alma olanağının bulunmayışı,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Konut sorununa bütüncül bir yaklaşımla çözüm getirilememesi; konut kiralarının yasal bir düzene sokulamaması.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Kırsal alanlarda sağlık, beslenme, eğitim, ulaşım ve bu gibi olanakların yetersizliği, dengesizliği, denetimsizliği,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">İş olanaklarının sadece kent merkezlerinde kurulan fabrikalar ve devlet kurumlarınca sağlanması</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Kent plan ve programlarının çağın koşullarına uygun olmaması,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Halkın bilgi, görgü, kültür gibi değer yargılarını yükselten kurumların kırsal bölgelerde bulunmaması ve böylece kentsel yaşamın özendirici bir nitelik ve nicelik taşıması vb. nedenler.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Doğu ve Güneydoğu’da çözümlenemeyen siyasal içerikli anarşik olaylar, psikolojik baskı, şiddet, yoksulluk mesleksizlik, eğitimsizlik vb. gecekondu sorununun doğmasına, gelişmesine yol açan temel sorunlardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>4.GECEKONDU SÜRECİNDE POLİTİKALAR</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>4.1. Planlı Dönem Öncesi Gecekondu Politikaları</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Planlı dönem öncesi, gecekonduların başlangıç dönemi olduğu için bir sorun olarak görülmemiş yalnızca birkaç yasa çıkarılması ile sınırlı kalmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">16 Nisan 1924’te çıkarılan Umur-u Belediye’ye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında Kanun içeriğinde konut sorununa değinen ilk kanundur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu kanunun 1. Maddesinde; “24 Teşrinievvel 1298 tarihli Ebniye Kanununun memnuiyeti mutazammın ahkamı hilafına vuku bulan inşaat ve tamirat ile umuma mahsus mahallelerde ve yangın yerlerinde bila ruhsat yapılan barakalar ve her nevi inşaat belediyece derhal hedmolunur. Hedmiyattan husula gelen enkaz satılarak masarifi hedmiye istifa olunur. Hedim masrafı kâfi gelmediği takdirde üst tarafı rüsumu belediye gibi tahsil olunur.” (Umuru Belediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye,1924)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu maddeye göre halka açık alanlarda yapılan inşaatların belediyeler tarafından kaldırılır. Yıkım sonrası meydana gelen enkaz satılıp, masraflar karşılanır. Eğer enkaz satışı yıkım masrafını karşılamıyorsa vergiler aracılığıyla tahsil edilir. İlgili kanunun diğer maddelerinde de görevli mercii ve cezai işlemlerden bahsedilir. Görülmektedir ki, bu kanuna göre yeni oluşum gösteren gecekonduların yalnızca yıkımı ile ilgilenilmiş, önüne geçme ya da çözüm arayışı içeren uygulamalara değinilmemiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gecekondu sorununa doğrudan değinen ilk yasa ise; 22 Haziran 1948’de kabul edilen 5218 sayılı kanundur. 2.maddesi şu şekildedir; “Ankara şehri sınırları içinde şimdiye kadar kendisine ait olmayan arsalar üzerinde ruhsatsız olarak vücuda getirilmiş olan yapıların işgal ettiği yer, ilişik haritada mavi çizgiyle taranan sahaya rastladığı ve bu yer Belediye malı veya bu kanunun gereğince Belediyeye geçecek olan arsalar ve araziden bulunduğu takdirde Ankara Belediyesi, bunlar hakkında da birinci maddedeki yetkiyi haizdir.” (Ankara Belediyesine, Arsa ve Arazisinden Belli Bir Kısmını Mesken Yapacaklara 2490 Sayılı Kanun Hükümlerine Bağlı Olmaksızın ve Muayyen Şartlarla Tahsis ve Temlik Yetkisi Verilmesi,1948)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu kanunun eksik yanı ise yalnızca Ankara Belediyesi’ni esas almasıdır. Olumlu yönü ise, gecekonduları iyileştirme ve yeniden gecekondu yapacaklara arsa sağlayarak kaçak yapılaşma adına ilk önleme amaçlı çalışmadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu kanunun üzerinden bir yıl geçmesi ile birlikte 5228 sayılı kanun ile uygulamanın kapsamı Ankara ilinden ülke geneline yayılmıştır. “İzinsiz yapılaşmanın devam etmesiyle izinsiz yapıların yıkılması ve bundan sonra yapımının önlenmesi için 5431 sayılı yasa çıkarılsa da amacına ulaşamamıştır. (Mutlu, a.g.e. s.40)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">29 Temmuz 1953’ te çıkarılan 6188 sayılı Bina Yapımı Teşvik Yasası 1. Maddesine göre; “Belediye sınırı içinde belediyenin mülkiyetinde bulunan ve bundan sonra mülkiyetine geçecek olan arazi ve arsalardan belediye meclisi kararı ile belli edilecekler bu kanun hükümleri dairesinde mesken yapımına tahsis edilir.” (Bina Yapımını Teşvik, 1953). Bu madde ile belediyeye ait olan arsaların ihtiyaç sahiplerine verilmesi öngörülmüştür. Kendisine ait olan ruhsatsız yapı yıkılıp yeni tahsis edilen alana evini nakletmeyenlerin mevcut binaları verilen süre sonunda yıkılır. Bu kanun ile gecekonduların belediye meclisi kararı ile belirlenen kira ya da taksit yoluyla yasallaştırılması sağlanırken bu tarihten sonraki gecekondu yapımları yasaklanmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Planlı döneme kadar çıkarılan son yasa olarak 29 Temmuz 1959 yılında çıkarılan 7367 sayılı, Hazineden Belediyelere Devredilecek Arazi ve Arsalar Hakkında Kanun’un 1. Maddesinde; “Hazinenin mülkiyetinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazi ve arsalardan, belediye hudutları içinde bulunanlar, imar planı olsun veya olmasın, 6188 sayılı maksatlar kullanılmak üzere bedelsiz olarak belediyelerin mülkiyetine geçer.” (Hazineden Belediyelere Devredilecek Arazi ve Arsalar, 1959) şeklinde belirtilmiştir. Amme hizmetine tahsis edilen arsalar hariç diğer Devlet elinde olan arsaların bedelsiz olarak belediyelerin mülkiyetine geçmesi öngörülmüştür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sonuç olarak planlı dönem öncesi politikalarda gecekondu yapımı yasaklanmakta, bazı yasalarla yasallaştırılmakta ve belediye arsaları ihtiyaç sahiplerine verilip ardından belediyelere tahsis edilmektedir. Oldukça karmaşık yapıya sahip olan bu yasalar gecekondu sorununu çözmede etkili olmadığı gibi yaygınlaşmasının da önüne geçememiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>4.2.Planlı Dönemde Gecekondu Politikaları</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Siyasal sistemde dönüm noktasının yaşandığı 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile 1961 Anayasası yürürlüğe girmiştir. Bu dönemde refah devleti anlayışı benimsenerek planlı bir sisteme geçiş yaşanmıştır. Bu geçiş sonrasında kurulan Devlet Planlama Teşkilatı ile kalkınma planları oluşturularak planlı bir ekonomik sistemin adımları atılmıştır. Bu kalkınma planlarında gecekondular çeşitli şekillerde konu olmuştur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><u>Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1963-1967)</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Birinci beş yıllık kalkınma planı ile “Gecekonduları, içinde oturanlara konut bulmadan yıkmamak. Her şeyden önce bu gecekonduların arsa mülkiyeti problemini çözmek, kamu hizmetlerini tamamlayarak durumlarını düzeltmek, ancak çok kötü olanlarını içinde yaşayanların konut ihtiyacını karşılamak suretiyle ortadan kaldırmak.” (Devlet Planlama Teşkilatı , 1963) Hükmü ile gecekondu sakinlerine yeni bir alan yaratılmadan yıkım yapılmaması amaçlanmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu plan döneminde, lüks konut üretiminden kaçınıp sağlık bakımından sakıncası olmayan en ucuz halk konutu tipi konut yapımını artırarak daha geniş konutlar yaparak, özellikle dar gelirli ailelerin imkanlarını zorlayıcı etkisini azaltmak, her türlü alım- satım oyunlarını önleyici tedbirlerle, ev yaptırmak isteyenlerin uygun fiyatlarla arsa edinmesini sağlamak amaçlanmıştır. (Mutlu, a.g.e. s.41-42)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu dönemde gecekondular hakkında üç temel amaç benimsenmiştir. İlki iyileştirme çalışmaları ile o tarihe kadar yapılmış olan gecekonduların gerek mülkiyet sorunlarını çözmek gerekse kamu hizmeti gereksinimlerini karşılayarak durumlarını düzeltmektir. İkincisi ortadan kaldırma olarak adlandırılmıştır. Bu kötü durumda olan gecekonduları temizlemektir. Üçüncüsü ise, yeniden gecekondu yapılmasının önlenmesini anlatmak üzere kullanılan önlemedir. (Çakır, a.g.m, s.219)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Birinci kalkınma planı ile kentlere yapılan göç ile kentlerdeki iş imkanlarının orantılı olmasını sağlayarak ilerleyen zamanlarda oluşacak işsizlik sorununu önleme çalışmaları yapılmıştır ve mevcut konut sayısını artırarak insanların yasadışı gecekondu yapımını önlemeye çalışılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><u>İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1968-1972)</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Gecekondu sorunu konut sektörünün bütünü içinde ele alınacaktır. Bu sorun, önlemeye yönelik öncelik verecek ve bu alandaki kendi evini yapma gücünden yararlanarak çözülmeye çalışılacaktır. Gecekonduların arsa mülkiyeti problemi şehirlerin gelecekteki gelişmesini zorlaştırıcı olmaktan çıkarılacaktır.” (Devlet Planlama Teşkilatı , 1968)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu planın dikkat çekici özelliği, kişileri kendi evlerini yapmaya özendirmektir. Gecekondu sorununu kendi evini yapmak isteyenlerin ya da evini yenilemek isteyenlerin bedensel faaliyetlerinin karşılığını malzeme ve teknik yardımlarla desteklemektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><u>Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı (1973-1977)</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu dönemde gecekondu sorununa yönelik bir çalışma olmamıştır.  Artan göçlerle birlikte oluşan konut yetersizliği gecekondulaşmanın artmasına sebep olduğu düşünülmüştür. Bu durumun önlenebilmesi içinse sanayileşme ve kentleşmenin artmasıyla gecekonduların çevresel koşullara uygunluğu, sağlık koşullarının iyileştirilmesi amaçlarıyla asgari düzeyde iyileştirme yapılması amaçlanmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><u>Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı (1978-1983)</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Üçüncü plan döneminde konut üretimi ve konut ihtiyacı arasındaki açık bir hayli açılmış, konut açığı ise gecekondular ile kapatılmıştır. Konut üretiminin yetersizliği bu dönemde kentlerdeki kira artışına neden olmakta ve dar gelirli gruplar için sorun yaşatmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yerel yönetimlerin ve ilgili kamu kuruluşlarının desteği ile, gecekondu yörelerinde kentsel ve sosyal altyapı desteği, gecekondu yörelerinde kentsel ve sosyal altyapı tesislerinin geliştirilmesi ve gecekondu yapılarının standartlarının yükseltilmesi amaçlanmıştır. Bu sayede düşük gelirli gecekondu sakinlerinin sosyo- ekonomik ihtiyaçları da göz önüne alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“İmar ve Gecekondu Yasaları yeniden düzenleyerek yalnız belediye sınırları içinde değil, tüm ülke ölçeğinde uygulanacak ve özellikle kamu arazileri üzerinde yapılan kaçak yapılar hakkında etkinliği ve ivediliği sağlayacak prosedür hükümlerinin yasalarda yer alması sağlanacaktır.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><u>Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1985-1989)</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“İmar ve gecekondu mevzuatına aykırı yapılara uygulanacak işlemleri düzenleyen 3981 sayılı Kanunun uygulama prensipleri de dikkate alınarak, mevcut ruhsatsız yapılara ve gecekondulara altyapı götürülmesine ve bunların ıslahına öncelik verilecektir.” (Devlet Planlama Teşkilatı , 1985)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İfadesinden yola çıkarak bu dönemde kesin hatlara sahip bir önleyici politika izlenmediği yalnızca hizmet yönünden adımlar atılarak ruhsatsız alanlara altyapı hizmetleri götürülmesi ve iyileştirici çalışmalar yapılacağı sonucu çıkarılabilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><u>Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planı (1990-1994)</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Alt gelir grupları öncelikli olmak şartıyla konut sahibi olamayan kişiler için yapılacak konutlara öncelik verilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gecekondulaşmanın önüne geçmek için belediyelere “Kendi Evini Yapana Yardım” programı ile çekirdek konut projelerine öncelik verilerek belirli alanları konut arsası olarak belirleme, altyapı götürme ve konut üretimini sağlamak için düzenleme görevi verilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><u>Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1996-2000)</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu planda gecekondu mevzuatının günün koşullarına uygun hale getirileceği belirtilmiştir. Sonraki yıllarda İmar Kanunu’nda yapılan değişikliklerle yapı izni olmayan yapılar için geçici süreliğine su, elektrik ve/ veya telefon bağlanabileceği ve izin verilmeyen yapılar için altı ay içinde başvuru yapılması halinde geçici olarak elektrik kullanabilecekleri belirtilmiştir. Bu unsurlar önleyici nitelikten çıkarak özendirici bir durum yaratmıştır. Gecekondulaşmayı hızlandırarak yeni göç eden insanlar için de gecekondu yapımını çekici kılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><u>Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (2001- 2005)</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Hızlı kentleşme ve sosyal değişmenin yaşanmaya devam edeceği plan döneminde, kültürel yozlaşmaya ve değer yargılarındaki aşınmaya fırsat vermemek amacıyla milli kültürün temel belirleyiciliği çerçevesinde kent ve kentlilik kültürünün oluşturulmasına yönelik çalışmaların yapılacağı ilke olarak benimsenmiştir” (Mutlu, a.g.e, s.48)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ayrıca gecekondu kavramı yerine ‘kaçak yapılaşma’ kavramı kullanılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><u>Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı (2007-2013)</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu planda gecekondu ve kaçak yapılaşma kavramlarına yer verilmeyip göç ve çarpık kentleşme üzerinde durulmuştur. Göç gecekondulaşmanın nedeni çarpık kentleşme de sonucu olarak görüldüğünden ortaya çıkan sosyo- kültürel uyum sorunlarının azalması için önlemler alınılacağı belirtilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Yoğun göç baskısı altında kalan kentlerin göç kaynaklı temel sorunlarının tespit edilerek en çok etkilenen alanlarda uyuma yönelik çalışmalarla birlikte fiziki ve sosyal altyapının giderilmesi de ilke olarak benimsenmiştir. (Mutlu, a.g.e, s,49).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>5.SONUÇ</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gecekondu sorunu ile ilgili uygulanan politikalar bu soruna bir çözüm getirememiştir. Aksine önlenmesi gereken gecekonduların sayısında artış gözlemlenmiştir. Politikalardaki yanlışlıklar şu şekilde sıralanabilmektedir. Birincisi uygulanan politikaların süreklilik gösterememiş olmasıdır. Değişen hükümetler ve değişen stratejiler, etkisini gecekondu üzerinde de göstermiş ve bu değişiklikler ile kesin ve tam uygulamalar yürütülememiştir. İkincisi politikalarda eksiklikler olup, olan eksiklikleri tamamlamak yerine tam tersi uygulamalar yapılmıştır. Örneğin; bir dönem yıkım kararı verilirken bir başka dönem af çıkarılarak altyapı, elektrik, su vb. hizmetler sağlanmıştır. Bu karşıt uygulamalar zihinlerde karmaşıklığa yol açmıştır.</span></p>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ankara Belediyesine, Arsa ve Arazisinden Belli Bir Kısmını Mesken Yapacaklara 2490</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sayılı Kanun Hükümlerine Bağlı Olmaksızın ve Muayyen Şartlarla Tahsis ve Temlik</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yetkisi Verilmesi, (1948, 22 Haziran). Resmî Gazete (Sayı:6938). Erişim adresi:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/6938.pdf">http://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/6938.pdf</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ateş, H., &amp; Es, M. (2004). Kent Yönetimi, Kentlileşme ve Göç &amp; Sorunlar ve Çözüm Önerileri. <em>Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi</em>(48), 205-248.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bina Yapımını Teşvik ve İzinsiz Yapılan Binalar Hakkında Kanun. (1953, 24 Temmuz). Resmi</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gazete (Sayı: 8470). Erişim adresi: <a style="color: #000000;" href="http://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/8470.pdf">http://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/8470.pdf</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çakır, S. (2011). Türkiye&#8217;de Göç, Kentleşme/Gecekondu Sorunu ve Üretilen Politikalar. <em>Süleyman Demirel Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi</em>(23), 209-222.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çalışkan, Z. (2006). Türkiye&#8217;de Şehirleşme ve Gecekondulaşma. <em>Doğu Anadolu Bölgesi Araştırmaları</em>(4(2)), 55-61.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çete, M., &amp; Uzun, B. (2005). Gelişmekte Olan Ülkelerdeki Yasadışı Yerleşim Sorunlarının Çözümü İçin Bir Model. <em>TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası 10. Türkiye Harita Bilimsel ve Teknik Kurultayı</em>(93), 14-19.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Devlet Planlama Teşkilatı . (1963). <em>Birinci Beş Yılllık Kalkınma Planı .</em> Ankara .</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Devlet Planlama Teşkilatı . (1968). <em>İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı .</em> Ankara.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Devlet Planlama Teşkilatı . (1985). <em>Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı .</em> Ankara.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gecekondu Kanunu, (1966,30 Temmuz). Resmî Gazete (Sayı:12362). Erişim adresi:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.775.pdf">http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.775.pdf</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Karaman, K. (2003). Türkiye&#8217;de Şehirleşme Olgusu ve Gecekondu Sorunu. <em>Doğu Anadolu Bölgesi Çalışmaları</em>(4), 108-117.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kıray, M. (1972). Gecekondu- Az Gelişmiş Ülkelerde Hızla Topraktan Kopma ve Kentle Bütünleşememe. <em>Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi</em>(3), 90-104.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Maybarskan, F. (2013). Kentsel Mekânın Dönüşümü: 2000&#8217;li Yıllarda Türkiye/İstanbul&#8217;da</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gecekondulaşma. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Abant İzzet Baysal</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Bolu</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Mutlu, S. (2007). Türkiye’de Yaşanan Gecekondulaşma Süreci ve Çözüm Arayışlar</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Örneği. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Enstitüsü, Ankara.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Umuru Belediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında Kanun. (1924, 16 Nisan). Resmi</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gazete. (Sayı: 486). Erişim adresi: <a style="color: #000000;" href="http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.486.pdf">http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.486.pdf</a></span></p>
<p style="text-align: justify;">Dipçe: Kapak görseli https://www.trthaber.com/haber/yasam/gecekondu-gormeye-gidiyorlar-7614.html adresinden alınmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/gecekondularin-olusum-surecinde-uygulanan-politikalarin-etkisi.html">Gecekonduların Oluşum Sürecinde Uygulanan Politikaların Etkisi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekolojik Sorunlara Karşı Benimsenen Yaklaşımlarda Yönetim Düşüncesi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/ekolojik-sorunlara-karsi-benimsenen-yaklasimlarda-yonetim-dusuncesi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Mutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Feb 2019 09:43:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre Sorunları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=7276</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; *Mutlu, Ahmet, “&#8221;Ekolojik Sorunlara Karşı Benimsenen Yaklaşımlarda Yönetim Düşüncesi&#8221;, Amme İdaresi Dergisi, 41/4, Aralık, 43-50, (2008). ÖZET Bu çalışmanın konusu, ekolojik sorunlarla ilgili yaklaşımların yönetim düşünceleridir. Çalışmada, ekolojik sorunlarla ilgili yaklaşımların iki farklı biçimi olarak ele alınan ekolojik düşünce ve çevre korumacılığın yönetim düşüncelerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Önce, ele alınan konularla ilgili temel kavramlar irdelenmiş [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ekolojik-sorunlara-karsi-benimsenen-yaklasimlarda-yonetim-dusuncesi.html">Ekolojik Sorunlara Karşı Benimsenen Yaklaşımlarda Yönetim Düşüncesi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14px; background-color: #000000; color: #ffffff;">*Mutlu, Ahmet, “&#8221;Ekolojik Sorunlara Karşı Benimsenen Yaklaşımlarda Yönetim Düşüncesi&#8221;, <em>Amme İdaresi Dergisi,</em> 41/4, Aralık, 43-50, (2008).</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14px; font-family: 'times new roman', times, serif;"><b>ÖZET</b></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14px;">Bu çalışmanın konusu, ekolojik sorunlarla ilgili yaklaşımların yönetim düşünceleridir. Çalışmada, ekolojik sorunlarla ilgili yaklaşımların iki farklı biçimi olarak ele alınan ekolojik düşünce ve çevre korumacılığın yönetim düşüncelerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Önce, ele alınan konularla ilgili temel kavramlar irdelenmiş ve bu kavramlardan hareketle, ekolojik düşünce ve çevre korumacılığın farklılığı sorunu ve ekolojik sorunlarla yönetim düşüncesi arasında nasıl bir ilişki olduğu tartışılmıştır. Daha sonra her iki yaklaşım, genel olarak düşünsel yapıları, ilkeleri, ekolojik sorunlara bakışları, amaçları ve hedefleri bakımından incelenmiştir. Bu yapılırken, yönetim düşüncesindeki temel sorun, egemen sisteme bakış ve yönetim düşüncesinin ilkelerini içeren ortak bir sistematikten hareket edilmiştir. Buna göre yönetsel süreçte devletin konumu ve işleyişine bakış ile yönetim politikalarının çeşitli düzeyleri ele alınmıştır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14px;"><strong>Anahtar Sözcükler:</strong> Ekolojik sorunlar, ekolojik düşünce, çevre korumacılık, yönetim.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 20px; font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>Management Thinking in the Approaches Adopted Towards Ecological Issues </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14px;">Abstract: The subject of this study is management ideas prevailing in the approaches towards ecological problems. The study aims to compare management ideas of ecological thought and environmental protectionism that are considered as two different types of approaches to ecological problems. The first section of the study will focus on the basic concepts relating to the issues discussed in the study. In the second part, the problem of the difference between ecological thought and environmental protectionism will be scrutinized. Thirdly, the relationship between ecological problems and management ideas will be discussed. Then, these two viewpoints will be examined in respect of their ideational structures, principles, approaches towards ecological problems as well as their goals and objectives. The study has been conducted on a common systematic that involves the basic problem in management thinking, an outlook to the sovereign system and the principles of management approach. Accordingly, the status of the state in the administrative process and the outlook on its functioning have been discussed along with the various levels of administration policies.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14px;"><strong> Keywords:</strong> Ecological problems, ecological thought, environmental protectionism, management.</span></p>
<p><div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2019%2F02%2FEkolojik-Sorunlara-Kar%C5%9F%C4%B1-Benimsenen-Yakla%C5%9F%C4%B1mlarda-Y%C3%B6netim-D%C3%BC%C5%9F%C3%BCncesi%EF%80%AA-1.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Ekolojik Sorunlara Karşı Benimsenen Yaklaşımlarda Yönetim Düşüncesi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Ekolojik Sorunlara Karşı Benimsenen Yaklaşımlarda Yönetim Düşüncesi  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Ekolojik Sorunlara Karşı Benimsenen Yaklaşımlarda Yönetim Düşüncesi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Ekolojik Sorunlara Karşı Benimsenen Yaklaşımlarda Yönetim Düşüncesi  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Ekolojik Sorunlara Karşı Benimsenen Yaklaşımlarda Yönetim Düşüncesi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Ekolojik Sorunlara Karşı Benimsenen Yaklaşımlarda Yönetim Düşüncesi  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/02/Ekolojik-Sorunlara-Karşı-Benimsenen-Yaklaşımlarda-Yönetim-Düşüncesi-1.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Ekolojik Sorunlara Karşı Benimsenen Yaklaşımlarda Yönetim Düşüncesi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Ekolojik Sorunlara Karşı Benimsenen Yaklaşımlarda Yönetim Düşüncesi  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div><br />
&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ekolojik-sorunlara-karsi-benimsenen-yaklasimlarda-yonetim-dusuncesi.html">Ekolojik Sorunlara Karşı Benimsenen Yaklaşımlarda Yönetim Düşüncesi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düşünce ve Uygulama Boyutuyla Çevre Korumacılık-Radikal Ekoloji Ayrımı</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/dusunce-ve-uygulama-boyutuyla-cevre-korumacilik-radikal-ekoloji-ayrimi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlhan Horasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jan 2019 20:39:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre Sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[çevre korumacılık]]></category>
		<category><![CDATA[çevre sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[çevre ve kent]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Kentleşme]]></category>
		<category><![CDATA[kentleşme ve çevre sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[radikal ekoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=7108</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; &#160;</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/dusunce-ve-uygulama-boyutuyla-cevre-korumacilik-radikal-ekoloji-ayrimi.html">Düşünce ve Uygulama Boyutuyla Çevre Korumacılık-Radikal Ekoloji Ayrımı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><iframe src="//view.officeapps.live.com/op/embed.aspx?src=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2019%2F01%2F%C3%A7evre-korumac%C4%B1l%C4%B1k-radikal-ekoloji.docx" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;"></iframe></div></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/dusunce-ve-uygulama-boyutuyla-cevre-korumacilik-radikal-ekoloji-ayrimi.html">Düşünce ve Uygulama Boyutuyla Çevre Korumacılık-Radikal Ekoloji Ayrımı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/ekolojik-dusuncede-egitim-anlayisi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sevde Nur Kestane]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Sep 2018 17:12:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre Sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[çevre sorunları ve ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[doğa ve eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojik eğitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=6049</guid>

					<description><![CDATA[<p>GİRİŞ Ekolojinin basit bir çevre sorunları öğretisi olmamakla birlikte derin bir felsefi alt yapıya sahiptir. Temelinde çevre sorunları kaynaklı savlar içerse de önerdiği ve gerçekleştirmek istediği ekolojik toplum yapısı çok yönlüdür. İdeal bir toplumun oluşturulması için yaşamın her alanına bir yaklaşım getiren ekolojik düşünce eğitim içinde aynı yola başvurmuştur. Egemen sistemin verdiği eğitimin başarısızlığına dikkat [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ekolojik-dusuncede-egitim-anlayisi.html">Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojinin basit bir çevre sorunları öğretisi olmamakla birlikte derin bir felsefi alt yapıya sahiptir. Temelinde çevre sorunları kaynaklı savlar içerse de önerdiği ve gerçekleştirmek istediği ekolojik toplum yapısı çok yönlüdür. İdeal bir toplumun oluşturulması için yaşamın her alanına bir yaklaşım getiren ekolojik düşünce eğitim içinde aynı yola başvurmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Egemen sistemin verdiği eğitimin başarısızlığına dikkat çekerek, eğitime yeni bir anlayış kazandırır. Ve eğitimin ekolojik sorunları önlemek için önemli bir alan olduğu savunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çalışmada da ekolojik sorunların çözümü için ortaya çıkan ekolojik düşüncenin temel savları ele alınmıştır. Bu savların gerçekleştirilmesinde eğitimin nasıl bir rol oynadığı tespit edilmeye çalışılmış ve egemen eğitim sisteminin aksaklıkları ortaya konarak ekolojik eğitim anlayışı açıklanmaya çalışılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>EKOLOJİK DÜŞÜNCE </strong></p>
<p style="text-align: justify;">İnsanlığın varoluşundan bu yana doğa ile kurduğu ilişki sonucunda çevre sorunları ortaya çıkmıştır. Etkisi küçük olan çevre sorunları zaman geçtikçe büyüyerek çeşitlenmeye başlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Büyüyen bu sorunlar karşısında doğal denge üzerine çalışmaya başlayan çevre bilimi, kısa sürede doğal dengenin giderek bozulduğunu fark ederek çalışmaların yoğunluğunu artırmıştır. Özellikle 1950’lerden sonra çevre bilimi artan dünya nüfusu, teknolojik gelişmeler ve sanayi toplumunun gelişmesiyle: çevre kirliliği, türlerin yok olması, kaynakların hızlı tükenmesiyle giderek büyüyen çevre sorunları çözümü ekolojik düşüncede bulmuştur. Ekolojik düşünce çevre bilimini incelemelerinden farklı olarak daha derinden bir inceleme ve düşünce yapısı ortaya koymuştur. Ekolojik düşüncenin esas amacı “kaybedileni kazanmak, geri getirmektir” <strong>(</strong>Mutlu, … : 6).  Bu yönüyle çevre korumacılıktan ayrılmakta ve daha geniş bir anlam kazanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojizm basit bir çevre sorunlarını ele alan bir düşünce değildir. Ekolojizm politik insanı sevgi ve kültürle donatılmış bir birey olarak görür, daha fazla sahip olmak yerine daha iyi olma kavramını koyar ekonomik büyümenin karşısına sosyal ilerlemeyi koyarak, üretim araçlarının mülkiyetini değil onların doğasını ve gelişimini sorgular (Sımonnet, 1990: 9-10).</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çevreci ekoloji gelişen bilim ve teknolojinin toplum ve onun yaşama şeklini irdeleyerek, gelişen bilim ve teknolojinin çağdaş toplumun gelişimini nasıl etkilediğini sorgular. Esas ele aldığı konu ise doğa toplum ilişkisidir. Doğasında kopmuş yaşadığı toplumda hapsolmuş insanı ele alır (Sımonnet, 1990: 10).</p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik düşünce endüstri toplumlarındaki hâkim üretim, teknoloji ve bilim anlayışıyla beraber mekanik dünya görüşünü eleştirmektedir. Amacı ise insan ve tabiat arasında denge ve uyumun sağlanmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Toplumsal ekoloji insanın-insan ve insanın-doğa üzerindeki hâkimiyetine karşı çıkmaktadır. Başta aile içinde yaş grupları ve cinsiyet, okullardaki hiyerarşik eğitim, toplumdaki etnik bölünme, bürokratik hâkimiyet, din kurumlarının baskısı… Kısacası insanın- doğa üzerindeki tahakkümünün insanın-insan üzerinde başladığını düşünür.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekoloji düşünce savunduğu düşünceleri açıklamak için hâkim paradigmaya karşı, çevreci paradigmalar ortaya koyarak düşüncelerini savunur. Bu karşı ürettiği düşünceler şöyle gösterilebilir.</p>
<table style="border-collapse: collapse; width: 88.2576%; height: 799px;" border="1">
<tbody>
<tr style="height: 56px;">
<td style="width: 21.4795%; height: 56px;"></td>
<td style="width: 31.8356%; height: 56px;"><strong>Hâkim Sosyal Paradigma</strong></td>
<td style="width: 42.1046%; height: 56px;"><strong>Alternatif Çevreci Paradigma</strong></td>
</tr>
<tr style="height: 168px;">
<td style="width: 21.4795%; height: 168px;"><strong>Merkezi Değerler</strong></td>
<td style="width: 31.8356%; height: 168px;">Maddi değerleri esas alır ( Ekonomik büyüme )</p>
<p>Doğayı kaynak olarak değerli görür</p>
<p><span style="font-family: inherit; font-size: inherit;">Tabiata hâkimiyeti esas alır.              </span><span style="font-family: inherit; font-size: inherit;">          </span></td>
<td style="width: 42.1046%; height: 168px;">Maddi olmayan değerleri esas alır.(Kendini Geliştirme)</p>
<p>Tabii kaynaklar, bizatihi değerlidir</p>
<p>Tabiata hakimiyeti esas alır.</td>
</tr>
<tr style="height: 200px;">
<td style="width: 21.4795%; height: 200px;"><strong>Ekonomi</strong></td>
<td style="width: 31.8356%; height: 200px;">Pazar güçleri</p>
<p>Risk ve ödül</p>
<p>Başarıya ödül</p>
<p>Farklılık</p>
<p>Ferdiyetçi</td>
<td style="width: 42.1046%; height: 200px;">Kamu girişimleri</p>
<p>Güvenlik</p>
<p>İhtiyaçla ilişkili gelir</p>
<p>Eşitlikçi</p>
<p>Toplumcu</td>
</tr>
<tr style="height: 24px;">
<td style="width: 21.4795%; height: 24px;"><strong>Yönetim Biçimleri</strong></td>
<td style="width: 31.8356%; height: 24px;">Otoriteryen yapı (Uzmanlaşma etkinliği )</p>
<p>Hiyerarşik</p>
<p>Kanun ve nizam</p>
<p>Merkezi</p>
<p>Büyük ölçekli</p>
<p>Kurumsal</p>
<p>Düzenli</p>
<p>Geniş-bol rezervler</p>
<p>Tabiat düşmanı</p>
<p>Değer -düşünce-his ayrımı</td>
<td style="width: 42.1046%; height: 24px;">Katılmacı yapı (Vatandaş- işçi katılımı )</p>
<p>Hiyerarşik olmayan</p>
<p>Serbestlik</p>
<p>Merkezkaç</p>
<p>Küçük ölçekli</p>
<p>Komünal</p>
<p>Elastiki</p>
<p>Dünyanın kaynaklarının sınırlılığı</p>
<p>Tabiata karşı saygılı</p>
<p>Değer-düşünce-his birliği</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: center;"><em><span style="font-size: 12px;">Kaynak; Stephen COTGROVE; Andrew DUFF: “Environmentalism, Middle Class Redicalism and Politics”, Sociological Rewiev, Vol.28, No.2 1980, 333’den akt. Kemal GÖRMEZ. Çevre Sorunları Ve Türkiye. a.g.e, 92 ‘den Mutlu Ahmet, “Ekolojik Düşüncenin Toplum Kurgusu”,  s.3</span></em></p>
<p style="text-align: justify;">Sürekli ilerleme ve büyüme düşüncesinin ortaya çıkardığı sorunlar, sadece çevre sorunları olarak değil insan yaşamının niteliği de bozulmaya başlamıştır. İşte bu noktada ekolojik düşünce ideal bir insan yaşamı ve toplum vurgusu yapmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekoloji düşünceyi içeren iktisadi, devlet, insan ve toplum, teknoloji, bilim ve eğitim anlayışı öngörmektedir. Bunlar ekolojik düşüncenin sosyal hayatın değişik alanlarına getirdiği yorumlardır. Bu yorumlardan hareketle ekolojik düşünce toplum yapısında bir bütünlük sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte bu bütünlük içerisinde yer alan eğitim ekolojinin, ekolojik sorunları önlemek için yaptığı çalışmaların önemli bir ağıdır. Ekolojik düşünce eğitim anlayışını oluştururken egemen eğitim sistemini eleştirerek onun yerine ideal bir eğitim öngörmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-2.jpg"><img title="ekoloji-2 Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı  "loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-6053 alignright" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-2.jpg" alt="ekoloji-2 Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı  " width="225" height="225" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-2.jpg 225w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-2-150x150.jpg 150w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-2-50x50.jpg 50w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" /></a>EGEMEN EĞİTİM ELEŞTİRİSİ<br />
</strong></p>
<p>Eğitim, toplumun devamlılığına ve gelişimine katkı sağlayan, kendini bilgi beceri ve tutum kazandırarak kendini gerçekleştiren, düşünen ve sorgulayan bireyler yetiştirmek yerine piyasanın ihtiyacını karşılayacak iktisadi bireyler yetiştirmeye başlamıştır. Eğitimin;</p>
<p><span style="text-decoration: line-through;">Bireysel İşlevi </span></p>
<p><span style="text-decoration: line-through;">Toplumsal İşlevi</span>     yerine   <u>Ekonomik  İşlevi</u>  değer kazanmıştır.</p>
<p><span style="text-decoration: line-through;">Siyasal İşlevi</span></p>
<p><span style="text-decoration: line-through;">Felsefi İşlevi </span></p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik düşünce, dünyada etkili olan egemen üretim ve tüketim anlayışıyla eğitimin temel işlevi olan bilimsel ve kültürel bilginin gelecek kuşaklara aktarılması düşüncesinin anlamı değişmiştir. Endüstriyelleşme ve teknolojinin gelişmesiyle mesleğe ve yeteneğe yönelik bir eğitim anlayışı benimsenmiş, Toplumdaki egemen gruplar okulun amaçlarını iş dünyasının talepleri doğrultusunda belirlenmeye başlanmıştır. İş dünyası ve sanayinin ihtiyaçları birdenbire eğitim sisteminin önde gelen amaçları olmuştur. Eğitimde amaç işe yarayacak iktisadi bireyler yetiştirmek olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Okullarda bu anlayışla değiştirilmiştir. Herkese aynı eğitim ve müfredatla bir amaç belirlenmiş, sınavların bir ölçüm aracı olarak kullanıldığı bireylerin rekabet ve mücadele yetileri ile bezendiği, okullarda piyasanın işine yarayacak bölüm ve derslerin verildiği, diploma belgesine insanlara değer kazandıran bir işlev yüklenmiştir. Okul sayısı artırılmıştır ancak başarı konusunda aynı durum geçerli olmamıştır. Modern çağda okullara ulaşım kolaylaştırılmış ancak bilgiye ulaşmak zorlaştırılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitim alan çocuklar, başta aile, okul ve toplum tarafından geleceğe yönelik bir proje olarak görülmektedir. Bilginin tek değer olduğunu ve ekonomiye hizmet ederse bir anlam kazanacağını düşünen nesiller doğaya hükmederken de onu bir meta olarak görmeye başlamıştır.  Eğitim faydacı bir anlayışa indirgenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kısacası, egemen eğitim sisteminde, okul büyük bir üretim binası, eğitim; büyük bir üretim makinesi, öğretmen; makine sorumlusu, öğrenci ise makineye ham madde olarak giren ve bir ürün olarak çıkmaktadır. Ancak çıkan ürünün piyasada ekonomik bir karşığı varsa o zaman bir değer kazanacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitim; Büyük Bir Üretim Makinesi</p>
<p style="text-align: justify;">Okul: Üretim Binası</p>
<p style="text-align: justify;">Öğretmen: Makine Sorumlusu</p>
<p style="text-align: justify;">Öğrenci: Ham Madde___________Ürün (işe yarar)</p>
<p style="text-align: justify;">Egemen eğitimde yetiştirilen çocuklar da mekanikleşmiş ve doğayı tanımayan ve ona hükmetmekten korkmayan nesiller olarak yetiştirilmektedirler. Ekolojik eğitim tam da bu noktaya dikkat çekerek,  yetiştirilen çocuklar ile doğa arasında ki bağın kopmadığı bir eğitim anlayışı öngörür.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-3.jpg"><img title="ekoloji-3 Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı  "loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-6054 alignleft" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-3.jpg" alt="ekoloji-3 Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı  " width="294" height="177" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-3.jpg 720w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-3-300x180.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 294px) 100vw, 294px" /></a>EKOLOJİK EĞİTİM ANLAYIŞI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Oberlin Yüksekokulu’nda çevre çalışmaları profesörü olan David W. Orr, ekolojik krizin gelecek kuşaklara verdiğimiz eğitimde olduğunu iddia eder. Bugünkü baskın eğitim tarzı «insanın egemenliği adına bizi yaşamdan yabancılaştırıyor, birleştirmek yerine parçalıyor, başarıya ve kariyere aşırı önem veriyor, duyguları zihinden, pratiği kuramdan ayırıyor ve dünyaya, cehaletinden habersiz zihinler salıyor» demektedir (Louv, 2007: 265).</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ekolojik krizin çözümünü yine ekolojik eğitimde bulan Orr, bütün üniversite öğrencileri için ekolojik okuryazarlık hedefi belirlenmelidir. Çevre etiği, termodinamik yasalar, ekolojinin temel ilkesi, sürdürülebilir tarım ve ormancılık, enerji bilimi, teknolojinin sırları gibi konuların öğrencilerde ilgi uyandıracağını savunur (Louv, 2007: 266).</p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik düşüncenin eğitim anlayışına dair bir fikir birliği yoktur. Kimi yazarlara göre derin bir felsefi konu olarak ele alınırken kimi yazarlarda eğitimde ekolojik anlayışın uygulanabilirliği noktasında düşünceler ortaya koymuştur. Bir fikir birliği bulunmamakla birlikte ekolojik eğitim anlayışının kavranmasına yardımcı olacak ortak görüşler mevcuttur.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik düşünce bir kurum olarak eğitimin var olmasını kabul eder (Mutlu, 2007: 13). Ancak kurum anlayışı farklıdır. Tasarlanan okullar doğal ögeler içerir. Ekolojik düşünce duvarsız okullar öngörür. Ekolojik eşitliliği barındıran ders alanları aslında oyun alanları; yaban hayatı tabiatı, yürüme yolları, gezinti alanları, okul arazilerinin bitişiğinde doğal araziler, önce çocuklara yakın çevresi ırmak, park, gölet, yollar olabilir ( Louv, 2007: 246).</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-5.jpg"><img title="ekoloji-5 Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6055 alignleft" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-5.jpg" alt="ekoloji-5 Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı  " width="286" height="175" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-5.jpg 1004w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-5-300x183.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-5-768x470.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 286px) 100vw, 286px" /></a>Öğretmenler çocukları dersliklerden azat etmelidir. Yöneten değil yönlendiren olarak, görevi sadece ırmağın rotasının akmasını sağlamaktır. Ayrıca eğitimde yol gösteren de sadece öğretmen değil veliler, uzmanlar, yerel yönetim yöneticileri herkes olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Öğretmen ve öğrenciler müfredatlarını kendileri oluşturmalı, programlar öğrenci merkezli olmalıdır. Gençlere demokratik deneyimler kazandıracak bir müfredat olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Okullar yaşamın demokratik olarak sürdürüldüğü bir yapı oluşturulmalı, öğrenci bilginin pasif bir müşterisi olmaktan çıkarılıp, bilginin asıl sahibi anlam yaratıcıları olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitimde öğrenciler doğadan kendi istediği şeyleri öğrenmeye ihtiyaç duymalıdır (Mutlu, 2007: 14). Öğrenci serbest bırakılmalı çocuk ve doğanın bağ kurulmasına izni verilmeli bu şekilde çocuğun hayal gücü gelişir ve keşfeder. Ders mekânı öğrencilerin yaşadığı çevre olursa yaşadığı yerle bağ kurar ve eğitim bir anlam kazanır. Doğa tabanlı eğitim doğa yoksunluğunun panzehiri olacaktır. Ayrıca insan deneyimlediği bilgileri kolay kolay unutmazmış işte öğrenciler kendi deneyimleri ile öğrenecekler buda eğitimde kalıcılık sağlayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitimde bilim ve modern teknoloji kullanılmalıdır. Bunu yaparken toplumun yapısından soyutlanmamalıdır (Mutlu, 2007: 15).  Üretilen teknoloji doğayı tahrip etmek için değil doğa ile bütünleşerek yeni şeyler keşfetmek için kullanılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Deneyime dayanan eğitim sisteminde yapılan sınavlar anlamsızdır. Bilgi araç değil amaçtır bu yüzden sınav gibi bir ölçüt edinilen bilgiyi ölçemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitimin maddi ve manevi değeri artırılmalıdır. Devlet bir sonraki kuşağın içine doğa tohumları ekmek için daha fazla kaynak ayırabilir. Eğitim sadece okulda öğretmen ve öğrenci arasında gerçekleşmemeli, birlikte toplumsal bir mesele olarak görülüp hep birlikte üretebilme amacı güdülmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitim sadece çocuklar için gerekli bir kurum olarak görülmemelidir ( Mutlu, 2007: 13). Çünkü çocukların okula gelene kadar hayatta edindiği bir yaşam deneyimi ve bilgisi vardır okula başladıklarından itibaren bu yok sayılmamalı ve verilecek eğitimde bu yok sayılmamalıdır. Ve okul bittiği zamanda öğrenme bitmez çünkü öğrenme hayat boyu gerçekleşecek bir eylemdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Okul araştırmaları topluluk çalışmaları birleştirilmelidir. Bu şekilde verilen eğitim öğrencilerin öğrendiği teorinin ötesine geçerek bir toplumsal amaca hizmet eder.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik sorunların çözümü ve önlenmesi için geliştirilen ekolojik felsefe konuyu bütüncül bit yaklaşımla ele almıştır. Konuyu sadece çevre sorunları değil, toplumsal bir mesele olarak görmüştür. Bu yüzden de ideal bir iktisadi, devlet, insan ve toplum, teknoloji, bilim ve eğitim anlayışı ortaya koyarak sorunların çözümünün geçici değil kalıcı olarak çözümünü hedeflemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu düşüncenin gerçekleşmesinde en önemli unsurlardan eğitimin de ekolojik unsurlara dayanarak yeniden kurulması gerektiğini savunan ekolojik düşünce egemen eğitim sistemini eleştirel yaklaşarak, bozukluk ve eksiklikleri tespit etmiş. Yeni bir eğitim anlayışı ortaya koymuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu eğitim anlayışının esas amacı ekolojik veri tabanlı bir eğitim düzeni oluşturarak, eğitimin modern dünyada kaybettiği anlamını geri kazanmak. İnsan ve doğa arasındaki karşıtlığı ortadan kaldırmaktır. Üretilen bilginin verilen eğitimin doğaya karşı ona zarar vermek için değil doğa ile uyumlu gerçekleştirebileceğini göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik eğitimin uygulanabilirliği noktasında baktığımızda derin bir felsefeye sahip olan ve günümüz toplumuna uyum sağlayamayacağı alanlar vardır. Ancak egemen eğitim sisteminde ekolojik unsurlara az da olsa yer verilerek bir şeyler değiştirilmeye başlanabilir. Dünyada büyük çaplı olmamakla birlikte ekolojik eğitim anlayışının uygulandığı okullar ve bölgeler bulunmaktadır ve bu çalışmaların artırılması da gelecek nesiller için önem arz etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik eğitim anlayışın savunduğu düşünceler doğa ile uyumlu ve ona karşı duyarsız bireyler yerine başta doğaya, yaşadığı çevreye ve çevredeki sorunlara duyarlı bireyler yetiştirmektir. Kısacası çocukların yiyeceklerinin nereden geldiğini görmesi ve içerisinde olması gelecek için çok önemlidir.</p>
<hr />
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Apple M. Ve Beane J. (2011).  <em>Demokratik Okullar</em>. Ankara: Dipnot</p>
<p style="text-align: justify;">Callenbach, E. (1994). <em>Ekotopya</em>. İstanbul: Ayrıntı</p>
<p style="text-align: justify;">Illıch, I. (2006). <em>Okulsuz Toplum</em>. İstanbul: Roman Oda Yayınları</p>
<p style="text-align: justify;">Louv, R. <em>Doğadaki Son Çocuk</em>. Ankara: Tübitak Popüler Bilim Kitapları</p>
<p style="text-align: justify;">Mutlu, A. (2007). <em>“Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı</em>”. Ulusal. 12. 13-18</p>
<p style="text-align: justify;">Mutlu, A. (…) “<em>Ekolojik Düşüncenin Toplum Kurgusu”. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Simonnet, D. (1990). <em>Çevrecilik</em>. İstanbul: İletişim Yayınları</p>
<p style="text-align: justify;">Sobel, D. (2014). <em>Ekofobiyi Aşmak</em>. İstanbul: Yeni İnsan Yayınevi</p>
<p style="text-align: justify;">The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ekolojik-dusuncede-egitim-anlayisi.html">Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
