TR

Şener Şen Filmlerindeki Yönetsel ve Toplumsal Gerçeklikler-1

ŞENER ŞEN FİLMLERİNDEKİ YÖNETSEL VE TOPLUMSAL GERÇEKLİKLER

“Selamsız Bandosu: Hele Bir Cumhurbaşkanı Gelsin…”

Yönetim yapımızı ve siyasi tarihimizi bilimsel bir yaklaşımla ve yöntemle inceleyen birçok kitap ve makale bulunmaktadır. Fakat toplumsal ve yönetsel gerçekliklerin izleri sanat ve edebiyat eserleriyle de anlaşılabilir. Şiir, şarkı, film, dizi, belgesel gibi farklı kaynaklar aracılığıyla ülkelerinin geçmişi hakkında bilgi sahibi olmak mümkündür. Toplumsal yaşayışı ortaya koyan bu eserler siyasal, ekonomik ve kültürel olarak ülkenin durumunu eleştirel bir yaklaşımla betimlemektedir. Türkiye’de özellikle roman türünde başta Kemal Tahir, Fakir Baykurt, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Muzaffer İzgü olmak üzere bir çok yazarın toplumun yaşantısını çözümleyen eserleri bulunmaktadır. Romanların yanında sinema da toplumsal yaşamı yansıtma açısından etkili bir araçtır. Dünya sinema tarihinde örneği oldukça fazla olan toplumsal içerikli sanatsal ürünler, Türkiye’de toplumsal gerçeklik akımı ile birlikte filmlerde yer bulmuştur.

Toplumsal gerçekliği yansıtan filmler analiz edildiğinde bireylerin yaşayış biçimleri, kıyafet ve yiyecekleri, konuşma biçimleri; toplumların ise ekonomik durumu, ideolojilerin yaşamdaki karşılıkları, yönetim zihniyetlerinin yansımaları gibi birçok özellik bir iki saatlik sürede keşfedilmektedir. Sanat eserlerinin yönetsel ve toplumsal gerçekleri tasvir etmedeki görsel ve düşünsel gücü Türk sinemasında son yıllarda geri planda kalsa da geçmişte gerek bu içeriğe sahip romanların beyaz perdeye aktarılması gerekse de özgün konuların filmlerde işlenmesi oldukça yaygındır.

Bu yazı dizisinde Şener Şen’in üç filmi ile Türkiye’nin yönetsel ve toplumsal gerçekliği dönemsel olarak incelenecektir. Bu filmlerden ilki  cumhurbaşkanın ilçeye geleceği haberinin duyulması üzerinde bir belediye başkanın yaşadığı olayları anlatan Selamsız Bandosu; ikincisi,  ilçe kaymakamının yerel halk tarafından düşürüldüğü durumu işleyen Değirmen; son olarak ise Türkiye’deki işçi hareketleri ile ideolojik olarak bölünmeyi anlatan Zengin Mutfağı filmidir. Bu filmler, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminden yakın zaman Türkiye’sine kadarki olaylardan kesitler sunmaktadır. Şener Şen’in özellikle toplumsal gerçekçiliği yansıtan bu eserlerinde, Yavuz Turgul’un yazdığı senaryolar oldukça etkili olmuştur. Diğer yandan Züğürt Ağa ve Muhsin Bey filmleri sosyolojik bir bakış açısı ile incelenmeye değer yapımlardır.

SELAMSIZ BANDOSU:  HELE BİR CUMHURBAŞKANI GELSİN

 Film Künyesi:

selamsız bandosu ile ilgili görsel sonucu

Filmin Adı: Selamsız Bandosu

Yapım Yılı: 1987

Yönetmen: Nesli Çölgeçen

Görüntü Yönetmeni: Ertunç Şenkay Oyuncular: Şener Şen, Ali Uyandıran,Uğur Yücel, Üstün Asutay, Güzin Çorağan, Can Kolukısa, Tuncay Akça, Ahmet Açan, Celal Perk, Tayfun Çorağan, Işık Aras, Bican Günalan, Faruk Savun, Hikmet Gül, Kader Demir, Sumru Yavrucuk

Yapım: Erler Film & Arzu Film Yapımcı: Türker İnanoğlu & Nahit Ataman Özgün

 

Değerlendirme

Şener Şen bu filminde Selamsız Belediye Başkanı Latif Şahin olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelen geçenin selam bile vermeye değer görmediği bir yer olarak kabul edilen ilçeye bu nedenle selamsız adı verilmiştir. Latif başkan yıllardır rakibini yenerek başkanlığını devam ettirmektedir. Fakat mebus olma hayalini de kurmaktadır. Yönettiği halkın yoksulluğu ve cahilliğinden sürekli dem vururken, belediye meclis üyeleri de oldukça yetersiz kişilerden oluşmaktadır.

Cumhurbaşkanının trenle yurt gezisine çıkacağı haberini gazetede okuyan Latif Başkan, cumhurbaşkanının ilgisini çekip treninin kasabada durmasını sağlamak için hazırlıklara başlamıştır.  Çünkü devlet büyüğünün ayağının ilçe topraklarına değmesini oldukça önemsenmekte, mebus olma yolunda bu ziyareti bir fırsat olarak değerlendirmeyi düşünmektedir. Meclis üyelerinin duyarsızlığı ise belediye başkanını zor durumda bırakmaktadır.

Meclis toplantısında cumhurbaşkanının karşılanması için bir bando ekibinin kurulmasına karar verilmiştir. Bando şefinin bulunması için gazeteye verilen ilan sonucunda sadece bir şef ilçeye gelmiş ve böylece bando kurma çalışmaları başlamıştır. Fakat yoksul bir ilçe olan Selamsız Belediyesi’nin bando malzemeleri almaya yetecek parası bulunmamaktadır. Bu nedenle ilçede piyango çekilişi düzenlenmesine karar verilmiştir. Bu noktada meclis üyeleri bir zorlukla daha karşılaşmış,  piyango sonucunda verilecek ödül bulunamamıştır. Seçimlerde sürekli olarak kendisine rakip olan Tayyir’in ineği çeşitli hilelerle ödül olarak belirlenmiştir. Fakat bu piyangodan kazanılan para da yeterli alet almaya yetmemiştir.

Sürekli kendisini yalnız bırakan halk karşısında başkan yeni çözümler aramaktadır. Bando aletlerinin alınmasından sonra bando ekibi kurma çalışmasına başlanılmıştır. Fakat halkın  “karnımızı doyurdukta eğlenceye  mi kaldık” gibi tepkileri nedeniyle bandoda da yer alacak adam bulunamamaktadır. Başkan son çare olarak halkın arasına katılarak zabıta zoru ile demirci, semerci gibi esnaftan oluşan bir bando ekibi kurmayı başarmıştır. Fakat oldukça yeteneksiz olan bu ekiple zamanla şefin bu işten vazgeçmesine kadar gidecek zorluklar yaşamıştır. Nihayetinde bando başarı ile çalışmalarını tamamlamış, cumhurbaşkanını karşılamak için hazırlanmıştır. Filmin sonunda ise kasabaya gelen tren durmamış, cumhurbaşkanı camdan el sallama ile yetinmiştir. Bu durum karşısında bando ekibi oyun havası çalmış, başkan ise giden trene bakmakla yetinmiştir.

Selamsız Bandosu filminin olay örgüsü kısaca bu şekildedir. Diğer incelenecek olan filmlerde de benzer şekilde görüldüğü gibi merkezi yönetimin yerel halktan kopukluğu filmin dönemsel olarak ilk yönetsel gerçekliğidir. Şener Şen’in bir sonraki yazıda incelenecek olan Değirmen filimde deprem nedeniyle yöneticilerin kasabaya uğramasına benzer şekilde Selamsız Bandosu’nda da trenin bozulması gibi bir zorunluluk sonucunda yöneticilerin kasabaya gelmesinin düşünülmesi söz konusudur. Bu zorunluluklardan faydalanarak kasabalara yatırım yapılmasını sağlamaya çalışan  yöneticiler aynı zamanda yereldeki diğer siyasal ve ekonomik gruplarla da mücadele etmektedir. Filmdeki ikinci yönetsel gerçeklik ise bu noktada karşımıza çıkmaktadır. Genellikle ekonomik açıdan güçlü olan bu kişiler bağımlılık ilişkisi ile halk arasında üstünlük sağlamaya çalışmaktadır. Siyasal güçle desteklenen bu üstünlük merkezi otoritenin boşluğu durumunda ortaya çıkmaktadır.

Toplumsal gerçekliğe dair izlere baktığımız da üç önemli konu karşımıza çıkmaktadır: Yoksulluk, yoksunluk ve cahillik. Tarihsel olarak dönemi belli olmayan filmde kasaba halkının tercihlerindeki faydacı tutum sürekli vurgulanmıştır. “Bizim millet gözüyle görmediği şeye para yatırmaz” şeklindeki diyalogda olduğu gibi yöneticiler ve halk arasındaki ilişkiler çıkara dayanmaktadır. Yöneticiler ise halkın cahilliğinden ve yoksulluğundan çaresiz durumdadır. Cumhurbaşkanı karşılayacak halkın tırnak ve kıyafet kontrolünün yapılması, cumhurbaşkanını karşılamada kesilecek bir hayvan bile bulma zorluğu gibi toplumsal gerçekliklere ilişkin farklı detaylar filmden çıkarılabilir. Ayrıca trenin Anadolu kasabaları için önemi de filmde görülmektedir. Sonuç olarak merkezi yönetim ve yerel halk arasındaki kopukluk, halkın yoksulluğu ve yoksunluğu filimde trajikomik bir şekilde işlenmiştir.

 

Son Not: Her birey önce kendi gerçekliğinin, daha sonra yaşadığı toplumun gerçekliğinin farkında olmalıdır. Kendimize ve yaşadığımız topluma dair gerçekliğin farkında olmak için ise birçok araç kullanabiliriz. Amacı ve kaygısı olan sanat eserleri bu araçlar arasında oldukça önemli yer teşkil eder. Görsel ve düşünsel çağrışımı olan, izledikten sonra çıkarımda bulma imkanı sağlayan “bize dair” bu tür eserlerden sizlerin de önerilerinizi bekliyorum.

     11.03.2020

Çankaya/Ankara


AKADEMİK KAYNAK
 

 TR

blank