﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özel Araştırma | Akademik Kaynak</title>
	<atom:link href="https://www.akademikkaynak.com/sosyalbilimler/arastirma/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<description>Akademik Düşünce Enstitüsü yayın organı akademikkaynak.com - bilimin ışığıyla.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 Dec 2020 22:20:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/cropped-akademikkaynak-fovicon-32x32.png</url>
	<title>Özel Araştırma | Akademik Kaynak</title>
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TÜRKİYE&#8217;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/ulkemizde-reel-ve-finansal-yatirimlar-konusunda-sorunlar-ve-cozum-onerileri.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Alemdar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 19:57:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[CARİ AÇIK]]></category>
		<category><![CDATA[FAİZ]]></category>
		<category><![CDATA[finans]]></category>
		<category><![CDATA[Yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=7756</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜRKİYE&#8217;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ GİRİŞ Gelişmekte olan ülkeler için yatırımlar kaçınılmazdır. Ülkenin kalkınması ve iktisadi yönden sağlam durabilmesi adına sürekli üreten ve ürettiğini satabilen ülkeler için hem iç hem de dış yatırımlar vazgeçilmezdir. Gelişmekte olan ülkeler her zaman üretime yoğunlaşmalı ve üretim kapasitelerini arttırma yönünde politikalar sergilemelidir. Nüfusu çok [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ulkemizde-reel-ve-finansal-yatirimlar-konusunda-sorunlar-ve-cozum-onerileri.html">TÜRKİYE’DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>TÜRKİYE&#8217;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Gelişmekte olan ülkeler için yatırımlar kaçınılmazdır. Ülkenin kalkınması ve iktisadi yönden sağlam durabilmesi adına sürekli üreten ve ürettiğini satabilen ülkeler için hem iç hem de dış yatırımlar vazgeçilmezdir. Gelişmekte olan ülkeler her zaman üretime yoğunlaşmalı ve üretim kapasitelerini arttırma yönünde politikalar sergilemelidir. Nüfusu çok olan ülkeler tüketim sarmalına bağlanmamalı ve nüfusa oranla milli gelirleri arttırmalıdır.<br />
Gelişmekte olan ülkeler için yatırımlar hem pazar olabilmek adına hem de diğer pazarlara açılabilmek adına önemli bir fırsattır. Türkiye bu konuda hem bölgesel olarak hem nüfus olarak biçilmez kaftandır. Nitekim toplumumuz sürekli üretim halinde olmalı toprağını ekmeli ve bu paralelde sanayi üretimini genişletmelidir. Türkiye de üretim sahaları sanayileşme adına verimli ve müsaittir. Ortadoğu, Afrika, Asya kapısı olması sebebiyle jeopolitik açıdan da avantajlı durumdadır. Küreselleşme ile bu özellik daha da önemli hale gelmiştir. Türkiye dünya piyasaları açısından önemli bir ekonomi içerisinde yer almaktadır. Doğrudan yatırımcılar için biçilmiş kaftandır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ülkemiz gerek reel gerek finansal anlamda yatırımlar almaktadır. Büyük şirketlerin uğrak noktası olan ülkemiz birçok ilinde dev markaların üretim tesisleri de yer almaktadır. Bu sayede istihdam sağlanmakta ve ülkemiz ekonomisine ciddi katkılar sağlamaktadır. Döviz girdisi ile de başka avantajlar kazandırmaktadır. Döviz girdisi ile sağlanacak olan birikim ile ekonomi cephesi sürekli desteklenmekte ve kur dalgalanmalarının önüne geçilmektedir. Bu sayede ekonominin temelleri sağlamlaştırılmakta, yabancı sermayenin güveni arttırılmaktadır. Doğrudan yatırımların yolu bu sayede açılmaktadır. Ülkemiz doğrudan sermaye girişlerine ihtiyacı vardır. İç sermayelerin kısıtlı olması yabancı sermayenin gelmesiyle tamamlanmaktadır. Yabancı sermayenin direkt yatırımları ile diğer yatırımcıların güveni kazanılmaktadır. Türkiye&#8217;nin rakibi kabul edilebilecek gelişmekte olan ülkeler doğrudan yatırımlardan önemli paylar alırken doğrudan yabancı yatırımı çekmede çok gerilerde kalmıştır(Arıman, 1999, s.586).<br />
Ülkemiz ekonomisi kırılgan bir yapıya sahip olmakla birlikte dalgalanmalar sıklıkla yaşanmaktadır. Bu sebeple ekonomik yatırımlar yavaşlamakta yabancı sermayenin girişini yavaşlatmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÜLKEMİZDE YATIRIM SORUNLARI</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1)Yüksek Enflasyon</strong><br />
<em>Enflasyon, fiyatlar genel seviyesindeki devamlı ve hızlı artış olarak tanımlanabilir. Talep, maliyet ve yapısal enflasyondan söz edilebilir</em>(Çomaklı, 2015, s.349). Yani milli paranın artan fiyatlar dolayısıyla güç kaybetmesi, alım gücünün düşmesi demektir. Enflasyon oranının yüksek olduğu ülkelerde piyasalar kırılgandır, piyasalarda yerli paranın değeri yoktur, mal alımı azdır, fiyatlar yüksektir.<br />
Enflasyon oranı arttıkça paranın gücü düşeceğinden; paranın güçlenmesi adına faiz artırımı yapılır. Bu adım yatırımı zorlaştırır.</p>
<p style="text-align: justify;"><img title="enflasyon-orani-10-yillik-201901-300x148 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  "fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-7777 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/enflasyon-orani-10-yillik-201901-300x148.png" alt="enflasyon-orani-10-yillik-201901-300x148 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  " width="329" height="163" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/enflasyon-orani-10-yillik-201901-300x148.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/enflasyon-orani-10-yillik-201901.png 728w" sizes="(max-width: 329px) 100vw, 329px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Enflasyon oranının artması üretimin azaldığını, üretim azaldıkça arz-talep dengesinin bozulduğunu gösterir. Bu durum ülke ekonomisini bozar, yatırımcıyı uzak tutar. Ülkemiz enflasyon oranları son 3-4 yılda yukarı yönlü bir seyis almış, bu da yatırımcıyı ülkemizde yatırım yapmakta memnun etmemiştir. Çünkü enflasyon artışı beraberinde fiyat dengelemelerinin bozulmasını da beraberinde getirmektedir. Bu durumlar sonucunda fiyatlar artmaya devam ettikçe maliyetlerin artışı yabancı sermayeyi de yerli sermayeyi de yatırım yapmaktan uzak tutmaya devam edecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2)Faiz</strong><br />
<em>Faiz, kısaca kar anlamına gelir. Banka ya da benzeri yerden borç karşılığı alınan paranın, kullanımına karşılık verilen ücrettir. Bu ücretin oranı, belli başlı hususlara bağlı olarak değişir. Özellikle bu hususta ekonominin durumu son derece önemlidir. Çünkü faiz oranlarının belirlenmesi konusunda ekonomiyle doğrudan ilişkili olan olaylara bakılır. Merkez bankalarının almış olduğu kararlar ve uygulamış olduğu politikalar, bu oranları belirleyici niteliktedir.(Paratic, Faiz, 2019)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><img title="aa110618jpg_h3eUs-1-270x300 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  "decoding="async" class="size-medium wp-image-7778 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/aa110618jpg_h3eUs-1-270x300.jpg" alt="aa110618jpg_h3eUs-1-270x300 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  " width="270" height="300" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/aa110618jpg_h3eUs-1-270x300.jpg 270w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/aa110618jpg_h3eUs-1.jpg 416w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" /><br />
Faiz paranın değerini arttıran bir güç unsurudur. Fakat yüksek faiz hem yatırımcıyı hem de bireysel müşterileri hiçbir zaman memnun etmez. Mevduat sahipleri her zaman için yüksek faizden yanadır. Yüksek faiz yüksek getiri demektir. Ancak yatırımcı kredi çekerken yüksek faizden kaçar ve bu sebeple yatırım yapmaktan vazgeçer. Ödemeler dengesinde sıkıntı yaşayan yatırımcılar her zaman için kredi alarak nefes almak ister. Ancak Türkiye son 5-6 yıldır yüksek faizlerle uğraştığı için yatırımcılar için ilgi çekmemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3)Kur</strong><br />
Döviz kuru, herhangi bir ülkenin para biriminin başka bir ülke para birimi cinsinden fiyatı olarak adlandırılır(Para Durumu, Döviz Kuru, 2019) Ülkelerdeki döviz kur oranları, milli paranın diğer döviz cinsleri üzerinde ki gücünü gösterir. Ülkemizde döviz kurları çok oynaktır. Gerek borsamızın kırılgan yapısı, gerek döviz miktarımızın dar olması, gerek ekonomik ve siyasi savaşlarda kırılgan yapı ülkemiz yatırımcılarının dikkatini çekmektedir. Bu sebeple yatırımcıların döviz ihtiyaçlarının karşılanmasında eksiklik oluşmaktadır. Bu durum yatırımcı için risk oluşturmakta ve yatırımcıyı uzaklaştırmaktadır. Dövizde ki oynaklık fiyatlar dengelerini bozmakta, maliyetlerin artışına sebep olmaktadır. Üretim yapmayan ülkelerin ihtiyaçları ithal olduğunda fiyatların yüksek olmasına neden olmaktadır. Bu da piyasa da krize yol açmakta, alım-satımın durması durumunu beraberinde getirmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img title="43883792_401-300x169 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  "decoding="async" class="wp-image-7779 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/43883792_401-300x169.png" alt="43883792_401-300x169 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  " width="336" height="189" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/43883792_401-300x169.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/43883792_401.png 700w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4)Cari Açık </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Cari açık, bir ülkenin ürettiği malların ihraç sonucu getirdiği gelirin, ülkenin yurtdışından ithal ettiği mal ve hizmetlerden az olması durumudur. Cari açık üç kalemden oluşur. Bunlar; Devletler arası ithalat ve ihracat Hizmetler hesabı: taşımacılık, turizm, sigortacılık vb. hizmetler ticareti Transferler hesabıdır. (yurtdışında çalışan ülke vatandaşları ve ülkede çalışan yabancı ülke vatandaşlarının getirdiği döviz giriş çıkışıdır.)(Fortuneturkey, Cari Açık, 2019). Cari açık bir ülkede üretimin ne kadar az olduğunu, tüketimin ne denli yüksek olduğunu gösterir. Cari açığın yüksek olduğu yerlerde ithalat fazladır, ihracat azdır. Döviz girdisi düşüktür. Paranın gücü düşüktür. Halkın refah düzeyinde düşüşler vardır. Ülkemiz son yıllarda cari açıkla mücadele etmektedir. Ülkemiz cari açıkları yatırımcı için risk teşkil etmektedir. Üretim olmadığı için yatırımcı risk almak istemez ve bu sebeple yatırımlarını durdurur. Cari açıkların artması ile birlikte de dış borç çoğalır, iç borçlanmalar artar. Fiyatlar bozulur, kurda oynaklık başlar, faizler arttırılır. Ülkemiz son yıllarda bu tehlike ile karşı karşıyadır. Gerek swap transferleri olsun gerek reel yatırımlar olsun duraksar. Son yılların ülkemiz cari açığı aşağıdaki gibidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img title="ok1701181jpg_En5vM-300x169 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-7780 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/ok1701181jpg_En5vM-300x169.jpg" alt="ok1701181jpg_En5vM-300x169 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  " width="346" height="195" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/ok1701181jpg_En5vM-300x169.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/ok1701181jpg_En5vM.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 346px) 100vw, 346px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5)Teşvikler</strong><br />
Ülke ekonomilerinde teşvikler önemli yer tutar. Nitekim yatırımcılarında en dikkatle izlediği ve takip ettiği şey teşviklerdir. Ülkelerin sanayi kuruluşlarında teşvikler vermesi yatırımı güçlendirir ve yatırım çeşitlerini arttırır. Ülkemizde teşvikler konusunda sıkıntılar var. Teşvik paketlerin çoğu sürekli ödeme sıkıntıları çeken şirketler ve esnaflara doğru kayması yeni yatırım alanlarının oluşturulmasında eksik kalmakta ve desteklememekte.<br />
Yatırımcılar için gerek mekan, gerek vergi, gerek iş gücü, gerek tapulama, gerek altyapı ve üst yapı teşvik ve desteklemeleri o yatırımcının iştahını kabartır ve yatırım yapmasının önünü açar. Ülkemiz bu konuda her ne kadar çalışmalar yapsa da yatırımın yapılacağı alanlarda, ilde ki yerel yönetimlerin hava parası üzerinden çıkardığı zorluklar yüzünden yatırımcılar kaçmaktadır. Bu konuda merkezi hükümet çalışma yapmakta geri kalarak yatırımcıyı yalnız bırakmaktadır. Her ne kadar aşağıda ki tabloya göre teşvik oranına göre artış olsa da ülkemiz nezdinde bir ülke için az ve yetersizdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img title="tesvikgrafik1-300x225 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  "loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7775" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik1-300x225.png" alt="tesvikgrafik1-300x225 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  " width="300" height="225" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik1-300x225.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik1-768x576.png 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik1.png 960w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /><img title="tesvikgrafik2-300x225 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  "loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-7776 alignright" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik2-300x225.png" alt="tesvikgrafik2-300x225 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  " width="300" height="225" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik2-300x225.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik2-768x576.png 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik2.png 960w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÜLKEMİZ YATIRIM SORUNLARINA KARŞI ÖNERİLER</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ülkemiz yatırım alanları açısından yüksek potansiyele sahiptir. Avrupa ile ilişkiler, Afrika ile olan bağımız, Ortadoğu ile olan durumumuz bizi kıymetli kılmaktadır. Gelişmekte olan ülkeler konumunda olmamız vesilesi ile yatırımların ülkemize çekilmesi elzemdir. Bu konuda devletimizin çalışmaları etkili olacaktır. Devletin bir ürünün talebini, pazarını etkilemesi önemli olmaktadır. Planlar, politikalar ve yasalar, talep ve pazarı büyük ölçüde etkiler. Bu nedenle bu planlar, politikalar, güncel ve potansiyel değişime olasılıklarıyla birlikte ayrıntılı olarak incelenmelidir(Arman, 2012, s.66).Devletin uygulayacağı politikalar ile yatırımcı kendini güvende hissetmek durumundadır. Bu doğrultuda güvenli liman bir ülke olabilmemiz adına sağlam ekonomik varyasyonlar üzerinde hareket etmemiz gerekir.Enflasyon ile mücadele edilmeli. Enflasyon oranları tek hanelere düşürülmeli, bu konuda gerçekçi adımlar atılmalı ve piyasa desteklenmelidir.<br />
Enflasyon oranları üzerine çalışmalar yapmalı, üretim desteklenmeli, fiyatlar üzerinde oluşan baskıların kırılması adına ekonomik adımlar atılmalıdır.<br />
Enflasyon sarmalına karşı faiz kullanılmamalı, sermaye artışları desteklenmeli, maliyetlerin hafifletilmesi adına işverenlere kaynaklar sağlanmalıdır.<br />
Enflasyon üzerinden fırsatçılığa izin verilmemeli, bu konuda hukuki ve siyasi duruşların adımları atılmalı, piyasaya karşı güven sağlanması adına çalışmalar yapılmalıdır.<br />
Enflasyon üzerinde baskı kırılması adına talep azaltılması yoluna gidilmeli, arzda yaşanan sıkıntılar ile ilgili teşvikler çoğaltılmalıdır.<br />
Enflasyon oranlarının düşmesi adına üretici üzerindeki borç sarmalına müdahale edilmeli, arz edenlerin vergi oranlarında değişiklikler yapılmalıdır.<br />
Uzun dönemde teşvik niteliğindeki vergi uygulamalarından yararlanmak suretiyle toplam arz arttırılmaya çalışılır. Arzın arttırılması için bazı alanlara teşvik edici muafiyet, indirim ve istisnalar tanınır. Geçmiş yıl zararların mahsubu, hızlandırılmış amortisman(azalan bakiyeler usulü), yatırım indirimi, vergi kredisi ve koruyucu tarifeler uygulanır. Ancak, bu tür düzenlemeler sürekli bir nitelik kazanmamalıdır. Çünkü bu tür düzenlemelerin sürekli olması teşvik özelliklerini kaybetmelerine neden olur(Aynı, s.351).</p>
<p style="text-align: justify;">Enflasyon ile mücadele ederken halkın refah düzeyi düşmemeli, ekonomik göstergelerin iyileştirilmesi üzerinde çalışılmalıdır.<br />
Faizler ile ilgi titiz çalışmalar yürütülmelidir. Mevduat oranlarını arttırmak adına faizler arttırılmamalı yatırımcının önü kesilmemelidir.<br />
Faizlerin sıfırın altına düşürmek adına çalışmalar yapılmalı, yatırımcıyı teşvik adına faizsiz ve hibe krediler devreye sokulmalıdır. Yatırımcıya destek olunmalıdır.<br />
Faizlerin düşürülmesi adına sıcak para ve kaynaklar bulunmalı, vatandaşın kayıt dışı varlıklarını piyasaya kazandırmak adın çalışmalar yürütülmelidir.<br />
Faizlerle ilgili piyasa ile iş birliği yapılmalı, düşük faizli krediler bulunmalı bu kredileri yine düşük faizlerle piyasaya satılmalıdır.<br />
Düşük faizler ile birlikte yatırımcılara envanter ihtiyaçları imkanları sağlanmalı, yatırım alanları ile ilgili malzemelerin fonlarında düşük faizli kredi kullandırımı yapılmalı.<br />
Kurda düzen sağlanmalıdır. Döviz kurlarının oynaklığını durdurmak adına piyasanın daha dengeli ve güçlü olması adına adımlar atılmalıdır.<br />
Döviz kurlarının oynaklığından doğan fiyatların yükselişi ile ilgili önlemler alınmalı, arada doğacak farkı devlet olarak desteklenmelidir.<br />
Döviz ihtiyacı doğduğunda devlet repo yapabilmeli, ucuz faizli döviz kredileri vermelidir. Yatırımcının acil döviz ihtiyaçları adına fon oluşturmalı yatırımcı zorda bırakılmamalıdır.<br />
Cari açıklar düşürülmelidir. Cari açıkların sebep vereceği bütçe problemi yüzünden yatırımcıları güveni sarsılmamalıdır.<br />
Cari açıklar sebebiyle ortaya çıkacak olan kaynak eksiliğini gidermeli, kaynakların tasarrufu noktasında ciddi adımlar atılmalıdır.<br />
Cari açıkların düşürülmesi adına kaynakların yatırımlarına doğru aktarılması ve üretimin çoğaltılması desteklenmeli, milli gelir arttırılmalıdır.<br />
Cari açıkların getireceği ödemeler dengesi bozulmasının önüne geçilmeli, kaynak sıkıntısı yaşatılmamalıdır.<br />
Cari açıkların düşürülmesi adına yatırımcıların doğrudan yatırım yapmaları sağlanmalı, devlet dışarıdan döviz girişini kolaylaştırmalıdır.<br />
Cari açıkların düşürülmesi adına borçlanmaların önü kesilmeli, devlet eliyle tasarruf politikaları konusunda sıkı duruş sergilenmelidir.<br />
Üretimin tüm kanallarda arttırılması adına teşvikler çoğaltılmalı, ucuz faizli krediler, hibe krediler ile sanayi, tarım, mobilya, beyaz eşya alanları desteklenmelidir.<br />
Teşvikler arttırılmalıdır. Devlet yatırım alanlarına göre teşvikler açmalıdır. Gerek envanter gerek finansal anlamda yatırımcı desteklenmelidir.</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 20px;">KAYNAKÇA</span></strong><br />
<strong>ARIMAN, Abdullah, 2000’lere Doğru Türkiye’de Yabancı Yatırımlar, Yeni Türkiye Dergisi Türkiye Ekonomisi Özel Sayısı, Ağustos, 1999</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>TEVFİK, T. Arman, Yatırım Projeleri, , Literatür Yayınları, Haziran, İstanbul,2012</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÇOMAKLI, Şafak E.- TURAN, Deniz-DOĞRUYOL, Cengizhan, Kamu Maliyesi, Savaş Yayınevi, Ankara,2015</strong></p>
<p style="text-align: justify;">-https://ekonomiatlasi.com/enflasyon-orani</p>
<p style="text-align: justify;">-https://paratic.com/faiz-nedir/</p>
<p style="text-align: justify;">-https://www.dunya.com/kose-yazisi/faizde-on-yil-onceye-donduk/418911</p>
<p style="text-align: justify;">-https://www.paradurumu.com/yatirim/doviz-kuru-nedir-cesitleri-nelerdir-haberi-3708</p>
<p style="text-align: justify;">-https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrk-%C5%9Firketlerin-bor%C3%A7-sorunu-b%C3%BCy%C3%BCyor/a-44879433-http://www.fortuneturkey.com/cari-acik-nedir-49623</p>
<p style="text-align: justify;">-https://www.dunya.com/kose-yazisi/11-aylik-cari-acik-394-milyar-dolar-ile-yine-alarm-vermeye-basladi/398797<br />
http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/blog/tr/main+menu/analizler/turkiyede+uygulamaya+konan+tesvik+sistemleri</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ulkemizde-reel-ve-finansal-yatirimlar-konusunda-sorunlar-ve-cozum-onerileri.html">TÜRKİYE’DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bölge Analizi: İran’ın Füze Gücü ve  Ortadoğu’da Güç Dengesi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/bolge-analizi-iranin-fuze-gucu-ve-ortadoguda-guc-dengesi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ersin Güngördü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2019 18:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[füze savunması]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[suudi arabistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=7794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suudi Arabistan’ın Nükleer Destek Arayışı ABD liderliğinde gerçekleşen “Yüzyılın Anlaşması” sözgelimi “Ortadoğu Barış Projesi” aktörleriden olan Suudi Arabistan, bugünlerde dünya gündemini hayli meşgul etmekte. Tuzdan arındırma ve elektrik enerjisi üretimi için ABD ile nükleer işbirliği talep eden Suudi Arabistan’ın nükleer destek arayışları, bölge reelpolitiği gereği; İran’ı  bir hayli kızdırıyor. Öte yandan geçtiğimiz gün, Uluslararası Atom [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/bolge-analizi-iranin-fuze-gucu-ve-ortadoguda-guc-dengesi.html">Bölge Analizi: İran’ın Füze Gücü ve  Ortadoğu’da Güç Dengesi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Suudi Arabistan’ın Nükleer Destek Arayışı </strong></p>
<p>ABD liderliğinde gerçekleşen “Yüzyılın Anlaşması” sözgelimi “Ortadoğu Barış Projesi” aktörleriden olan Suudi Arabistan, bugünlerde dünya gündemini hayli meşgul etmekte. Tuzdan arındırma ve elektrik enerjisi üretimi için ABD ile nükleer işbirliği talep eden Suudi Arabistan’ın nükleer destek arayışları, bölge reelpolitiği gereği; İran’ı  bir hayli kızdırıyor. Öte yandan geçtiğimiz gün, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Yukiya Amano, nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğundan emin olmak maksadıyla  ilk nükleer reaktör için yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’dan nükleer koruma güvencesi vermesini  istedi.</p>
<p><strong>İran’ın Füze Kapasitesini Geliştirme Çabaları</strong></p>
<p>İran Ulusal Güvenlik Konseyi sekreteri Ali Şamşani; geçtiğimiz ay, Suudi Arabistan’ın tüm dünyayı olmasa da, bölgeyi tehlikeli potansiyel bir krize sürükleyebilecek faaliyetler içerisinde olduğunu  vurgulayarak konuya tepkisini dile getirmişti. İran Devrimi’nin 40. Yıl kutlamaları nedeniyle,  Şubat ayında gösteri alanında yeni füzelerini tanıtan İran, bu kez de sahneye 1.350 km  menzilli seyir füzesi Huzeyfe’yi çıkarmıştı. 4 Şubat’ta ise, Avrupa Birliği İran’la ilgili ortak bir açıklama yaparak, rejimin füze geliştirmesinden duyulan ortak rahatsızlığı dile getirmişti. Füze Teknolojisi Kontrol <em>Anlaşması’na<strong> (</strong></em>MTRC) taraf olmayan Iran’ın Hatem el Enbiya Merkez Komutanı Gholam Ali Rashid ise,  tepkiler karşısında, geliştirilen füze teknolojisinin, güç dengesi gereği, Suudi Arabistan gibi düşmanca güçleri dengelemek maksadı taşıdığını açıklamıştı. Tabi bu açıklamada, ya da menzil artırımı olacak müstakbel potansiyel füze üretim faaliyetlerinde Suudi yönetiminin nükleer arayışlarının payının aşikar olduğu görülüyor. Şubat ayında İran’ın ürettiğini açıkladığı 2.000 km (orta) menzilli “Deflüz” balistik füzesinden sonra ise, ABD’nin İsrail’e Yüksek İrtifa Bölge Hava Savunma (THAAD) adlı Amerikan balistik füze savunma sistemi konuşlandırması tesadüf olmamalı.</p>
<p><strong>Bölgede bir füze proliferasyonu mu oluşacak ?</strong></p>
<p>Balistik füzelerle karşılaştırıldığında alçak irtifada, yörünge altında kalarak yol kateden karadan karaya seyir füzelerinin  radarlar tarafından tespiti daha zordur. Ayrıca seyir füzeleri, fırlatılmadan önce hedefe yaklaşarak aradaki kilometre farkını azaltabilirler. Sumar füzesi’nin bir türevi olan Huzeyfe’nin boyu ise neredeyse Sumar’ın iki katı büyüklüğünde. İkisi de kamyondan fırlatılmak üzere tasarlansa da, bu füzeler teorik olarak deniz altı ve nakliye gemilerinden de fırlatılabilirler. Dolayısı ile bu füzelerin İran’a mürettebatlarının kendilerini tespit edilmeden  taşıyacağı varsayılan bir senaryoda, ikinci veya hatta ilk vuruş kabiliyetini vermesi de muhtemel. Böylece 1000 km üzeri menzilli füzeler İran&#8217;ın Suudi Arabistan (Riyad ve füze savunma bölgeleri dahil) ve Kuzey İsrail içerisindeki daha derin hedefleri tehdit etmesini sağlayacak. Eğer İran, Irak ya da Hizbullah kanalı ile füzeleri Suriye&#8217;ye taşıdıysa, teorik olarak Suudi Arabistan’daki çok daha fazla hedefe ve İsrail&#8217;in tamamına ulaşabilir.  Dolayısı ile, Trump’ın Golan kararı zamanlaması gözden kaçmamalı.</p>
<p>Tahran yönetiminin Suudi Arabistan’ın nükleer silah geliştirme kapasitesini artırdığını iddia etmesi, gelişmeleri yakından takip ettiğine işaret ediyor. Eğer böyle ise, Ortadoğu’yu, belki de dünyayı, nükleer silah ve füze kapasitelerinin yarıştığı, yeni,  riskli ve uzun vadeli bir proliferasyon süreci bekliyor olabilir.</p>
<p><strong>Tarihte Güç İttifakları</strong></p>
<p>Uluslar arası ilişkiler teorilerinden realizm, devletlerin güç kapasitelerini artırmaları gerektiğini, uluslar arası sistemin yapısının hiyerarşik olduğunu, devletlerin de insanlar gibi kötü yaradılışlı habis varlıklar olduğunu söylemektedir. Bu teori gereği, devletlerin kendilerinden başka dostları yoktur. Çünkü Thomas Hobbes’ın altını çizdiği gibi “insan insanın kurdu” ise, “devletler de devletlerin kurdudur”.  Uluslar arası örgütlerin idealist, iyimser hedeflerine güven olmaz. Devletler, gerektiği yerde ortak düşmana karşı “güç dengesi” oluşturmak için, birbirleri ile ittifak yapmalıdır. Tarihte de bunun sayısız örnekleri vardır. Peloponez Savaşı (MÖ 431 &#8211; 404) Yunan yarım adasında, Persler’e karşı oluşturulmuş Attik Delos Deniz Birliği üyeleri olan Sparta ve müttefiklerinin yine aynı organizasyonda yer alan ve kendi bölgelerinde güçlenen Atina’ya karşı açtığı, güç dengesi oluşturma teorisini en ilkel ve basit hali ile anlatan bir savaştır. Ortak düşmana karşı savaşan bu birlikler, kolektif tehdidin (Persler) ortadan kalkması ile birlikte birbirleri ile savaşmaya başlamışlardır. Hatta, bu savaş sonucunda, Atina medeniyetinin, 200 yıl geriye gittiğini söyleyen tarihçiler vardır. Kadeş Savaşı da, aynı sebepten ötürü çıkmıştır. Mısır firavunu Suriye’yi ele geçirmek isteyince, Anadolu’daki Hitit kralı tehlikeyi sezmiş ve güçlenmesini istemediği Mısır’a savaş açmıştır. Bu savaş sonunda da tarihteki ilk yazılı anlaşma olarak bildiğimiz (M.Ö 1274) Kadeş Antlaşması imzalanmıştır.  Bu antlaşmanın bir sebebi de, Hititler ve Mısırlar kendi aralarında savaşırken,  bu kez de ortada biten Asurlu’ların Ön Asya’da güçlenerek kendilerine yeni bir tehdit oluşturacaklarını düşünmeleridir..</p>
<p>Sosyal psikoloji alanında, tanınmış ünlü Türk bilim adamı Muzaffer Şerif’in “Robbers Cave Deneyi” de, Gerçekçi Çatışma Teorisi’ ni açıklarken; aynı sonuca ulaşmıştır. Bir adadaki rakip oyuncular, yarışmalarla sürdürülen rekabet günlerinde birbirlerinden nefret ederken, ortak kullanılan su kaynağının bozulması gibi “kolektif bir sorun” rakip/düşmanları birleştirerek dost yapmıştır. Hatta, bu formatın bugün Survivor’ yarışmasına ilham verdiği de söylenmektedir…</p>
<p><strong>Ortadoğuda Güç İttifakları Nasıl Kurulur : “Tehdit Dengesi Teorisi”</strong></p>
<p>Güç dengesi, oluşturmanın farklı modelleri vardır. Örneğin güçsüz devlerin güçlü olanın peşine takıldığı bandwagoning bunlardan biridir. Mesela, Demokrat Parti’li  yıllarda, Türkiye’nin Güney Kore’ye destek birlikleri göndererek NATO üyeliği elde etmeye çalışması, Kafkaslar’daki, Sovyet tehdidine karşı akıllıca  düşünülmüş bir bandwagoning (peşine takılma) stratejisidir…</p>
<p>The Origins of Alliances adlı kitabında 1955-1979 yılları arasında Ortadoğu’da kurulan savunmacı ittifaklardan hareketle “tehdit dengesi” kavramını literature kazandıran Walt, dönemin iki kutuplu küresel sisteminin Ortadoğu’ya olan etkisi ışığında devletlerin tehditlerle mücadele stratejilerine değinmiştir.. Bu noktadan hareketle Walt, Ortadoğu da esasında, devletlerin “peşine takılma” (bandwagoning) stratejisinden ziyade dengeleme (balancing) stratejisi izlemeye meyilli olduğunu vurgulamaktadır.. Yani Walt’a göre Ortadoğu’da “güç dengesi” ve  “peşine takılma stratejisi”nden ziyade, “tehdit dengesi” vardır. Bu bölge, tehditlere göre hareket eder….</p>
<p><strong>ABD’nin İran Devrim Muhafızları’nı “Terör Örgütü” ilan Etmesi</strong></p>
<p>ABD, geçtiğimiz gün tarihinde ilk kez bir devletin resmi ordusu olan, İran Devrim Muhafızları Ordusu&#8217;nun, yabancı terör örgütleri listesine eklendiğini duyurdu.  Tabi bu karara derhâl bölgedeki üç önemli devletten destek geldi. Bahreyn, Suudi Arabistan (Dış İşleri temsilcisi) ve İsrail  (Netanyahu)…</p>
<p>İran’ın her ne kadar uydu çalışmaları için ürettiğini duyurmasına rağmen, nükleer başlıkla desteklenebilir füze çalışmalarını sürdüreceğini ilan etmesi ve  buna karşılık olarak ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığını (CENTCOM)’ u terör örgütleri listesine alması bölgedeki tansiyona yoğunluk kattı. Eğer Waltz, teorisinde haklı ise, Suriye ve Yemen iç savaşlarında da İran ile tamamen farklı taraflarda yer alan Suudi Arabistan’ın ilerleyen günlerde dinî kimliklerinin ötesinde, İsrial ile ortak düşman İran’a karşı örtük ya da açık bir güvenlik ittifakına girmesi, oldukça olağan görünüyor&#8230;</p>
<p>Tabi İran’a düşen ise, müttefik arayışı…</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/bolge-analizi-iranin-fuze-gucu-ve-ortadoguda-guc-dengesi.html">Bölge Analizi: İran’ın Füze Gücü ve  Ortadoğu’da Güç Dengesi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Golan Tepelerinin Israil için Önemi : Stratejik Kültürün Coğrafi Parametresi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/golan-tepelerinin-israil-icin-onemi-stratejik-kulturun-cografi-parametresi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ersin Güngördü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Mar 2019 17:22:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Golan Tepeleri]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail ve Golan Tepeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Netenyahu]]></category>
		<category><![CDATA[Şeria]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=7668</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarihsel Süreç İçerisinde Golan Tepeleri : Önem ve Aitlik Krizi Yavuz Sultan Selim ile, 1516 yılındaki Mercidabık savaşı sonrası Memlükler’den Osmanlı İmparatorluğu’na geçen Golan Tepeleri, 1918&#8217;de Fransız kontrolüne geçene kadar kuş uçuşu 60 km kadar uzaklıktaki Şam Vilayeti’nin bir parçası olmuştu. Suriye’nin bağımsızlığından sonraki 1967 yılındaki Altı Gün Savaşı sırasında ise, Golan Tepeleri uluslar arası [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/golan-tepelerinin-israil-icin-onemi-stratejik-kulturun-cografi-parametresi.html">Golan Tepelerinin Israil için Önemi : Stratejik Kültürün Coğrafi Parametresi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Tarihsel Süreç İçerisinde Golan Tepeleri : Önem ve Aitlik Krizi</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><img title="golan Golan Tepelerinin Israil için Önemi : Stratejik Kültürün Coğrafi Parametresi  "loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-7669 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/03/golan.jpg" alt="golan Golan Tepelerinin Israil için Önemi : Stratejik Kültürün Coğrafi Parametresi  " width="600" height="250" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/03/golan.jpg 600w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/03/golan-300x125.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Yavuz Sultan Selim ile, 1516 yılındaki Mercidabık savaşı sonrası Memlükler’den Osmanlı İmparatorluğu’na geçen Golan Tepeleri, 1918&#8217;de Fransız kontrolüne geçene kadar kuş uçuşu 60 km kadar uzaklıktaki Şam Vilayeti’nin bir parçası olmuştu. Suriye’nin bağımsızlığından sonraki 1967 yılındaki Altı Gün Savaşı sırasında ise, Golan Tepeleri uluslar arası baskılar sonucu ancak Şam’a 32 km kala duran İsrail’in eline geçmiştir. İsrail, aynı savaşta işgal ettiği kimi bölgelerden (örn:Sina) ‘savunulabilir makul sınırlar’ (deffensible borders) güvenlik politikası gereği çekilse de, stratejik mahiyeti büyük olan Golan Tepeleri’nden vazgeçmemiştir. 1973 yılındaki Yom Kippur Savaşı’nda  ise Suriye, Golan’ı geri almaya çalışsa da başarılı olamamıştır. Birleşmiş Milletler ise, 1974’te çatışmalı bölgeye barış gücü (UNDOF) ve gözlemci örgütü (UNTSO)’yu konuşlandırmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">1981 yılında Tel Aviv’in tek taraflı ilhak ettiği Golan Tepeleri,  Suriye&#8217;den gelen herhangi bir askeri saldırıya karşı doğal bir tampon görevi üstlenmektedir. Kurak coğrafyanın içerisinde, Ürdün nehrinden beslenen bu bölge, ulusal güvenlik stratejilerindeki öneminin yanında aynı zamanda İsrail’in ihtiyacını önemli oranda karşılayan zengin bir su kaynağı olma mahiyetindedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İsrail’in Stratejik Derinlik Açmazı</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Stratejik derinlik esasen, devletlerin ulusal güvenlik literatürlerinde önemli bir yer edinmiş bir askeri coğrafya terimidir. Kavram, en basit anlatımıyla hücum halindeki düşman kuvvetlerinin saldırı altındaki ülkenin önemli şehir merkezlerine, parlamento binasına ya da stratejik karar merkezlerine olan gerçek uzaklığına atıfta bulunur. Düşman kuvvetlerinin olası bir senaryoda, belirlirlenmiş bir çemberden olabildiğince uzak tutulması hedeflenir. Bu uzaklığın kantitatif değer ise, stratejik derinliğin niteliğini göstermektedir. Küçük bir ülke olarak, askeri stratejistlerin kalp şemasını Hayfa-Kudüs-Tel Aviv üçgenine çizdikleri, 20.770 km² alana sahip olan İsrail&#8217;in coğrafi yüzölçümü, aslında tam olarak 20723 km²&#8217;lik Antalya ilimize denk gelmektedir. Jeopolitik haritası ise, yine diğerlerinden farklı dini inanca sahip olan, bu halince de diplomatik tabirde “Sui Generis” (nevi şahsına münhasır) olarak kabul edilen ve etrafındaki diğer ülkeler ile savaş tecrübesi bulunan Yahudi topluluğunda, öyle olmasa dahi, Arap ülkeleri tarafından sürekli bir ‘kuşatılmışlık hissi’ oluşturmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Askeri tarihi incelendiğinde, İsrail’in zayıf stratejik derinlik soruna çözümü, neredeyse tüm konvansiyonel savaşlarda yaptığı gibi, çatışmayı düşman-komşu ülke topraklara taşıyarak; tabiri caiz ise, yapay bir stratejik derinlik yaratmak olmuştur. Dolayısı ile İsrail, çatışma ortamında hayatta kalmak için, uluslar arası medyadan da takip edildiği gibi işgale yönlenen, zorunlu olarak offensive (saldırgan) bir devlet olarak tanımlanır. Coğrafya’nın ya da asker niceliğinin “kader” olma potansiyeli taşıdığı çatışmalar, önemli askeri taktik ve  stratejiler gerektirmektedir. Türkler’in Turan Taktiği, Almanlar’ın Blitzkrieg’i, deepth battle, ya da  Büyük İskender’in az sayıdaki askeriyle Persler’e karşı önemli zaferler elde ettiği çarpık muharebe düzeni bunlara örnektir. İsrail’in muharebe davranışları üzerine yapılan analizler ise, tarihsel ironisine rağmen, askeri coğrafyasının kaderselliğinden genel düstur sonucu, konvansiyonel savaşlarda stratejik derinliği seri biçimde artırmak maksadıyla, tıpkı Almanların 3. Rejim döneminde yaptıkları gibi özellikle tankların yakın hava desteğiyle birlikte hızla hareket ettiği, yedek askerlerin hızla mobilize edildiği ‘Blitzkrieg’ (Yıldırım Savaşı)’e örnek teşkil  ettiğini koymuştur. Tepelerin Suriye’de olması ise, olası bir savaş senaryosunda, tabiri caiz ise, bu yıldırım hızı emecek yüksek bir ‘paratoner’ olması anlamına gelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Golan tepelerinin stratejik mahiyetini anlamak için, çevresindeki arazilerden daha yüksek olduğuna dikkat etmek gerekmektedir. Yüksekliği dolayısıyla, Golan Tepelerini kontrol eden taraf, aşağıdaki düşmanını topçu yerleştirerek, roketatarlar yoluyla ya da başka birçok mühimmatla kolayca bombalayabilir. Daha da önemlisi tepenin İsrail kuvvetlerinde olduğu durumdaki olası bir savaş halinde, hiç olmadığı kadar kolay savunulabilirlik avantajı taşımaktadır. Örneğin; tepeye yerleştirilecek radarlar, gökyüzünü parazit engeli olmadan arayabilir, SAM(Surface-to-air missile)’lerin kolayca bertaraf edilmesine etki sağlayabilir, tepedeki yerleşik askerler aşağıdaki düşman saldırısını kolayca gözlemleyebilir ya da  bir taraftan sırtı korurken diğer yandan kolayca bölgeye girebilirler. Velhasıl, İsrail, Yom Kippur Savaşı sırasında, Gözyaşı Vadisi olarak bilinen noktada, 500’den fazla tank ve zırhlı araç ile saldırıya geçen Suriye ordusunu arazinin topoğrafik avantajı sayesinde yaklaşık 100  tankı ile durdurmuş, bununla da kalmayarak Suriye’de ilerlediği 15 gün içerisinde, 20 km derinliğinde ve 40 km genişliğinde önemli bir alan kesbetmiştir. İsrail, akabinde savunulabilir sınırlar (defensible borders) teorisi bağlamınca, Suriye topraklarında işgal ettiği bölgelerden çekilse de, 1967 yılında yine Suriye’den kopardığı doğal tampon mahiyetindeki Golan Tepeleri’ni elden bırakmamıştır. Dolayısıyla İsrail, Suriye ile savaş olasılığı veya İsrail&#8217;in kuzeydoğu bölgesinden gelen herhangi bir paramiliter tehdit  riski olduğu sürece, Golan Tepeleri&#8217;ni değişmez bir –beka- dayanağı olarak algılamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tepenin Ardındaki Şii Jeopolitiği: Suriye İç Savaşı Sonrası  Gelişen Süreç</strong></p>
<p style="text-align: justify;">1979 İslam Devrimi ile Şiî mezhebi görüşlerini esas alan bir İslam Cumhuriyeti’ne dönüşen İran, dış ülkelere de İslam rejimi ihrac etme ve rejim koruyuculuğunu üstlenecek kurumlar üretme gibi bir dizi süreçten geçtiğini biliyoruz. Arap Baharı sürecinde, sıradaki domino taşının kendi rejimi olduğu hissine kapılan İmami Şiîlik hamisi rolündeki İran, bir öndeki domino taşı olarak algıladığı Suriye (Nusayri) rejimini -kendi bekası namına- korumak maksadı ile, 1978 yılının sonlarında yine İsrail işgalina karşı oluşturulmuş bir paramiliter örgüt olan Lübnan Hizbullah’ının (Şiî) önemli bir kısmının (yaklaşık 10 bin militan) da Suriye’ye kaydırılmasına vasıl olmuş, İsrail’i ise bu kez bilfiil düşmanına (İran) komşu yapmıştı. 2008 Güney Lübnan (Dahley) işgali sonrası, İsrail’in çekilmesinin ardıdan Lübnan özelinde Hizbullah milisleri ile çatışmalar kısmen de olsa dursa bile, Suriye iç savaşından sonra, Güney Suriye’deki aynı Hizbullah milisleri ile İsrail güçleri arasında birçok kez ani atak ve misillemeler gerçekleşmiş, bölgeye hava savunma sistemleri yerleştiren Rusya’nın tüm ikna çabalarına rağmen, İsrail “beka” gerekçesi ile, birkaç kez de Suriye’de belirlediği hedefleri bizzat havadan bombalamıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">İsrail-Rusya görüşmelerinde İsrail tarafının en yoğun arzusu, Hizbullah’ın kuzey sınırından uzak tutulması yönünde olmuştu. Baskıların sonuçsuzluğu gereği, (Hizbullah çekilse bile, İsrail’in bu kez Esed güçleri ile karşı karşıya gelme riski) geçtiğimiz aylarda İran desteği ile bölgedeki uzun menzilli füze sayısını artıran Hizbullah’a karşı İsrail, bu kez tehdit dengesi kurallarınca bölgedeki ağırlığını da artırarak, Kuzey-doğu bölgesine Iron Dome (Dam Barzel) hava savunma sistemlerini yerleştirdi. Suriye İç Savaşı’ndan günümüze Hasan Nasrallah ile Netanyahu arasında gelişen tehditlerin söylem döngüsü ise “İsrail haritadan silinecek” ve “Gazze’yi hatırlayın” şeklinde tekrarlanmakta idi. Nitekim geçtiğimiz haftalarda, İsrail, ordu sözcülerinden Avichay Adraee kanalıyla, bu kez Hizbullah’ı Golan’da İsrail’e karşı gizli bir birim oluşturmakla suçladı; başka  bir ordu sözcüsü Jonathan Conricus ise hemen akabinde “İsrail’e yapılacak saldırılardan Suriye rejimini de sorumlu tutarız” yorumunda bulunmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Geçtiğimiz günlerde, Trump’ın BM’in 1981&#8217;de aldığı 497 sayılı kararı ihlal etmesine rağmen; tam da çekilme bilmecelerinin sürdüğü sırada, Golan’daki Israil egemenliğini tanımanın vaktinin geldiğini söylemesi ; bir bakıma nükleer anlaşmadan çekildiği İran’a yeni bir yaptırım uygulaması olabilir. Akdenizde İran tedirginliği yaşayan; ABD’nin, Dışişleri Bakanı Pompeo&#8217;nun “Suriye’den son İran postalı çıkana kadar” mücadeleye devam edileceği sözüne atfen bu stratejik davranış oldukça önemlidir. Hamlenin ikinci önemi ise, Suriye iç savaşı başladığından günümüze değin, davranışın uluslar arası camiada meşrulaştığı olası bir durumda, Suriye toprak bütünlüğünün ilk kez bozulacak olmasıdır. Peki bu yeni bir dönemin başlangıcı mı ?</p>
<p style="text-align: justify;">Uluslar arası hukukun, tarafların devlet-devlet dışı aktör/ler olduğu asimetrik çatışmalarda karşılaştığı açmazları, 11 Eylül sonrası düzene uyum sağlayamadığını, geçmişte yaşadığı verimsizlikleri, bölgede Hizbullah gibi paramiliter(asimetrik) bir örgüt olduğunu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki Çin ve Rusya’nın yanı sıra ; -Esad rejimine rağmen- İngiltere ve Fransa’nın da Suriye’deki toprak bütünlüğünün önemine atıfta bulundukları eski söylemleri hatırlalayarak, kendimize soralım. BM Güvenlik Konseyi’nde, ABD’nin olduğu bir yönetimde; Dünya beşten büyük müdür ?</p>
<p style="text-align: justify;">Ya da İsrail Silahlı Kuvvetleri Ordu Sözcüsü Conricus’un : “İsrail’e yapılacak saldırılardan Suriye rejimini de sorumlu tutarız” sözü ; akıllara 2006 Lübnan savaşını getiriyor mu ?</p>
<p style="text-align: justify;">__</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/golan-tepelerinin-israil-icin-onemi-stratejik-kulturun-cografi-parametresi.html">Golan Tepelerinin Israil için Önemi : Stratejik Kültürün Coğrafi Parametresi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nisan 2019 İsrail Knesset Seçimleri : Türkiye denklemin neresinde ?</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/nisan-2019-israil-knesset-secimleri-netanyahusuz-bir-israil-mumkun-mu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ersin Güngördü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Mar 2019 22:59:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[2019 Seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[asistan]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail Seçimleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=7534</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bibi Hükümeti&#8217;nin Salt Çoğunluk Krizi Mayıs 2015 tarihinden beri görevde olan, Başbakan Netanyahu&#8217;nun 4. hükümeti,  geçtiğimiz Aralık ayında dağılmıştı. Knesset&#8217;in erken dağılması hakkında gösterilen resmi sebep, zaten 61 üyeli kırılgan bir koalisyondan oluşan hukümetin salt çoğunluğunu yitirmesi şeklinde gösterildi. Salt çoğunluğun yitirilmesi hususunda belirtmek gerekir ki, İkinci Tapınak Döneminde Knesset HeGedolah’ın (Büyük Knesset) 120 üyesi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/nisan-2019-israil-knesset-secimleri-netanyahusuz-bir-israil-mumkun-mu.html">Nisan 2019 İsrail Knesset Seçimleri : Türkiye denklemin neresinde ?</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bibi Hükümeti&#8217;nin Salt Çoğunluk Krizi</strong></p>
<p style="text-align: justify">Mayıs 2015 tarihinden beri görevde olan, Başbakan Netanyahu&#8217;nun 4. hükümeti,  geçtiğimiz Aralık ayında dağılmıştı. Knesset&#8217;in erken dağılması hakkında gösterilen resmi sebep, zaten 61 üyeli kırılgan bir koalisyondan oluşan hukümetin salt çoğunluğunu yitirmesi şeklinde gösterildi. Salt çoğunluğun yitirilmesi hususunda belirtmek gerekir ki, İkinci Tapınak Döneminde Knesset HeGedolah’ın (Büyük Knesset) 120 üyesi olduğundan, tarihsel geçmişe atfen, günümüzdeki Modern Knesset&#8217;in de üye sayısı 120&#8217;dir<span style="color: #000000">.  [1] </span><span style="color: #000000">Hiçbir partinin, salt çoğunluk olan 60 koltuğu tek başına elde edemeyeceği gerçeği ise, İsrail iç siyasetini sağ ve sol mücadelesine sürükleyerek,  Bayit Yahudi (sağ) parti sözcüsünün kullandığı tabir ile bir takım -köprü geçimi- &#8220;teknik ortaklık&#8221; lara  itti. [2]</span></p>
<p style="text-align: justify">Knessetin dağılmasına, koalisyonun resmi gerekçelerden ziyade, İsrail nüfusunun %10’undan fazlasını oluşturan ve dini meselelerdeki aşırı muhafazakar tutumlarından dolayı  askerlik icraatı ve Siyonizm karşıtlığına  ek olarak, İsrail’deki iş gücü piyasasına doğrudan müdahil olmayarak da büyük ölçüde -Brooklyn Haredilerinden gelen yardımlarla hayatlarını idame ettiren-  ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik sorununa da kalıcı çözüm üretememesi ve özellikle Gazze Şeridi’ndeki Hamas ile girişilen  askeri mücadelenin yetersiz olduğu tepkilerine maruz kalmaktan dolayı, zaten depreme gebe olan siyasi koalisyonun çöküşünü gösteren ilk işaret, Savunma Bakanı Avigdor Liberman ve Yisrael Beitenu (İsrail Evimiz) partisinin istifası olmuştu. [METLI:2006] Knesset’i sona erdiren yasa ise 26 Aralık 2018’de kabul edildi ve parlamento 9 Nisan 2019 tarihini seçim günü olarak belirledi.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Yeniliklerle Değişen Siyasi Atmosfer </strong></p>
<p style="text-align: justify">Knesset’in  dağılımından sonraki ilk günlerde birkaç ani siyasi bölünme akabinde koltuk yarışına namzed olan yeni siyasi partilerin ortaya çıktığı görüldü. Siyasi haritanın sağ kanadında, İsrail Adalet Bakanı Ayelet Shaked ve Eğitim Bakanı Naftali Bennett, mevcut siyasi partileri Habayit Hayehudi (Yahudi Evi)’den istifa ederek, Hayamin Hadash (Yeni Sağ) isimli yeni bir siyasi parti kurdular. Merkez solda ise, 2014 yılında oluşturulan Siyonist Birlik Koalisyonu, Çalışma Bakanı Avi Gabbay’ın Hatnua (Hareket) Partisi ile yollarını ayırdığını söylemesi ile dağıldı. Bu sırada, İsrail Stratejik Kültüründe sıkça görülen, Ben Gurion’un orduyu genç tutmak için geliştirdiği “paraşüt sendromu”<span style="color: #000000">nun<a style="color: #000000" href="#_ftn2" name="_ftnref2">[4]</a> </span>bir sonucu olarak, erken yaşlarda emekli olan askerlerin siyasete atıldığı hadiselerden biri daha cereyan etti. İsrail Silahlı Kuvvetleri eski Genel Başkan Yardımcısı Benny Gantz,  İsrail Direniş Partisi adında bir parti kurdu. Kuruluş sonrası, Gantz’ın İsrail Direniş Partisi’nin İsrail eski Savunma Bakanı Moshe Ya&#8217;alon liderliğindeki TELEM (Tenoa&#8217;a LeHithadshut Mamlakhtit, Türkçe: Milli Yenilik Hareketi), ile birlikte ortak bir liste oluşturacakları açıklandı. Yesh Atid(Gelecek Var) partisi lideri Lapid&#8217;in de eklemlenmesi ile üç parti, oluşturdukları ortak listeye &#8220;Blue and White&#8221; adını verdiler. Hatnuah lideri, Livni&#8217;nin de soldaki oyları bölüp boşa harcamamak için seçime girmeyerek destek verdiği Blue and White&#8217;ın hızla büyümesine içerlenen Netanyahu, neredeyse tüm seçim konuşmaları boyunca, sağ partileri &#8216;devlet bekası&#8217; namına, sola, özellikle de &#8220;ulus devlet yasası&#8221;nı regüle edeceğini bildiren Gantz&#8217;a karşı birlik olmaya davet etti.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Sol içinde sol :2015’te Kurulan Birleşik Arap Listesi Koalisyonunun Durumu : Ortaya Karışık</strong></p>
<p style="text-align: justify">2015 seçimlerinde, Netanyahu hükumetinin siyasi hamlesi ile, kendilerini safdışı bırakmak maksadı ile seçim barajını %2’den 3.25’e yükseltmesi sonucu birleşen Ortak Arap Listesi’ de dağılan koalisyonlar arasında yer aldı.  Belirtmek gerekir ki, 2015 seçimlerinde Balad, Hadash, Taal ve Raam partilerinin kurulan koalisyon, sağcı planların tam tersine seçimlerde büyük bir başarı göstererek, baraj altı kalmak yerine Knesset’de 16 koltuk elde etmişti. Aralık ayında ise, koalisyon içerisindeki Ahmet Tibi, partisi Taal&#8217;i Ortak Arap Listesi’nden(Raam-Taal) ayırarak Hadash (Türkçe: &#8220;Yeni&#8221;) partisi ile birlikte bağımsız hareket edeceğini açıkladı.  İki devletli çözüm ve Arap hakları savunucusu olan Tibi, Netanyahu&#8217;nun güvenlik temalı konuşmalarında sıkça hedef gösterildi. Öyle ki Netanyahu&#8217;nun akışkan oyların sola gitmesini engellemek maksadıyla twitter adresinden paylaştığı,  &#8220;Ya Bibi Ya Tibi&#8221; sloganı ülkede trajikomik bir tartışma haline geldi. Tibi, aynı zamanda Türk Büyükelçi Oğuz Çelikkol ile alçak koltuk krizi münasebeti ile anılan, Dışişleri Başkan yardımcısı Danny Ayalon’u, daha sonraları aynı münasebet ile alçak koltuğa oturtması ile İsrail medyasında “Türk büyükelçisinin intikamını aldı” başlığı ile haber olmuş muhalif bir milletveki<span style="color: #000000">lidir.<a style="color: #000000" href="#_ftn3" name="_ftnref3">[5]</a></span></p>
<p>Belirtmek gerekir ki ; Arap partilerinin oy yüzleri sol koalisyonuna eklenince; Netanyahu&#8217;nun durumu oldukça kritikleşiyordu. Ancak Arap partilerinin, tarihlerinden gelen bir düstur ile, kaolisyon kurmaya yanaşmadıkları da bilinen bir gerçek. Sol tüm bu denklemin içerisinde yeni hesaplar ile uğraşırken, solun, aşırı solu olarak gösterilebilecek, iki devletli çözüm yanlısı Arap partileri olan Raam-Balad partileri ise, Hamas ve Hizbullah destekçisi oldukları gerekçesi ile diskalifiye edildi. Kan anketine göre iki partinin toplamda %3 gibi bir oy yüzdesi vardı.[6] Dolayısı ile, Ahmad Tıbı&#8217;nın ayrılma kararı, mevcut koşullar içerisinde iken bile Raam-Balad&#8217;ı parlamento dışı bırakıyordu. Raam-Balad diskalifiyesi sonrası boşta kalan %3&#8217;lük oyun ise, yine Arap partilerine akacağına kesin gözüyle bakılıyor.</p>
<p><strong>Sağ içinde aşırı sağ : Netanyahu&#8217;nun İstenmeyen Çocuk &#8220;Otzma&#8221; Hamlesi</strong></p>
<p>Sağ ve sol arasında, neredeyse başabaş giden seçim anketlerinin kilit partisi, belki de aşırı sağcı parti olan Otzma oldu. Anket sonuçlarına göre %3&#8217;lük oy ile, 3.25&#8217;lik seçim barajının altında kalan ve Knesset&#8217;e girdiği durumda Sağ&#8217;a iki koltuk getirmebilme ihtimali taşıyan Otzma partisini Knesset&#8217;e sokacak bir hamle, Netanyahu için tabiri caiz ise &#8216;can simidi&#8217; oldu. Ancak,  partisi Likud ile sağ partilerin ağabeyliğini üstlenen Netanyahu, daha önce seleflerinin siyasi yasaklılar listesine girdiği, kapatılma tehlikesi ile karşılaşmış revizyonist siyonist parti ile seçime ortak liste ile girmenin Likud&#8217;un oylarını düşüreceği endişesi ile, tabiri caiz ise maşa dururken kendi elini yakmadı. Sağ kanattaki, Bayit Yehudi (Yahudi Evi) ve National Union gibi ufak yüzdeli anket sonuçları getiren parti liderlerine de baskı yaparak, Otzma ile &#8220;Birleşik Sağ Listesi&#8221; adında birleşmelerini sağladı. Özellikle Bayit Yehudi partisi lideri Rafi Peretz (Rabbi), Netanyahu&#8217;nun kendi seçmenini kaybetmek istemediği planı anlayıp nazlanarak, zorla da olsa &#8216;devlet bekası&#8217; namına Otzma ile listeye girmeyi kabul etti. Otzma sözcüleri ise, taze gelin nazı ile Bayit Yehudi&#8217;nin kendilerine sadece -koltuk- gözüyle baktıkları bir &#8220;pazarlık malzemesi&#8221; olduğundan dem vursa da, koalisyon geçtiğimiz günlerde tamamlandı.  Üç parti, ortak liste olustursa da, seçim kampanyalarını bağımsız yapmaya karar verdiler.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Merkez Sağ ve Soldaki Seçim İttifakları </strong></p>
<p style="text-align: justify">Hareketin merkezinde, özellikle, Yesh Atid (Gelecek Var) partisinin lideri Yiar Lapid’in, İsrail Direniş Partisi ve Telem’le ortak bir listeye oluşturma kararını açıklaması büyük bir yankı uyandırdı. Likud&#8217;un planı ise, seçime girmeyen Livni&#8217;nin Hatnua partisinin tam aksi bir politika ile,  salt çoğunluğu elde edecek koalisyonu kurmak için,  3.25’ lik seçim barajını aşamayacak olan sağ ideolojideki partilere kendi aralarında ortak liste oluşturmayı teklif etmek oldu. Birleşen üç parti, (Bayit Yehudi, Otzma, National Union) Netanyahu&#8217;nun baskıları ideolojik kamplaşmalardan sıyrılarak ile &#8220;teknik ortaklık&#8221; ta buluştu. Öte yandan, Arap-sosyalist partiler&#8217;den, Hadash (Eski İsrail Komünist Parti&#8217; / Rakah ardılı) partisi lideri Ayman Odeh &#8211; Ahmed Tibi ikilisinin ise seçime birlikte girdiği görüldü. Tibi&#8217;nin ayrılma kararı Odeh tarafından başlangıçta &#8220;kişisel&#8221; bulunup eleştirilmişti.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Netanyahu&#8217;nun Güvenlikleştirici Seçeneği</strong></p>
<p>Bir yandan yolsuzluk iddiaları ile baltalanan imajı, öte yandan ekonomideki gelişmeler ve  Kudüs&#8217;ü başkent ilan etmesi dolayısı ile ulus devlet yasası ile milliyetçi taban tarafından perçinlenen gücünün,  Bibi&#8217;yi belki de hiç olmadık ölçüde temkinli davranmaya ittiği görülüyor.</p>
<p><img title="net-gantz-300x149 Nisan 2019 İsrail Knesset Seçimleri : Türkiye denklemin neresinde ?  "loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-7606 alignleft" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/03/net-gantz-300x149.jpg" alt="net-gantz-300x149 Nisan 2019 İsrail Knesset Seçimleri : Türkiye denklemin neresinde ?  " width="300" height="149" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/03/net-gantz-300x149.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/03/net-gantz.jpg 573w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />“<em>Gantz : Smol Halash, Netanyahu: Yamin Hazak</em>” (Netanyahu: güçlü sağ, Gantz : zayıf sol) savı, Başbakan Netanyahu’nun neredeyse tüm seçim kampanya videolarında slogan haline getirildi.  Aynı zamanda, Geçtiğimiz hafta twitter adresinde, sol iktidarın ülkede bir beka problemi yaratacağı temasını içeren Ibranice bir videoda: <em>“Gantz ; İranın Nükleer programını destekledi. Netanyahu ise; Nükleer programın karşısında durarak MOSSAD&#8217;ı nükleer bilgileri getirmesi için -İran&#8217;n kalbi-, Tahran&#8217;a gönderdi. Trump&#8217;ı İran ile anlaşmadan çekilmeye zorla<span style="color: #000000">dı.” </span></em><span style="color: #000000"><a style="color: #000000" href="#_ftn1" name="_ftnref1">[7]</a>(Netanyahu, 2019)  ifadeleri yer aldı.  Netanyahu&#8217;nun böylece söylem üzerinden algı inşa edilen, uluslar arası ilişkilerin Kopenhag okulu tabirince,  “güvenlikeştirme” yoluna gittiği görülmektedir.<a style="color: #000000" href="#_ftn2" name="_ftnref2">[8]</a></span></p>
<p style="text-align: justify"><em>“Gantz&#8217;a oy verirseniz Lapid alacaksınız.  Bu filmi daha önce gördük ve bize Oslo ve Intifada&#8217;yı getirdi. Binlerce kişi öldü. İnsanlar alışveriş merkezlerine, restoranlara ve otobüslere girmekten korkuyorlar. Bu hatayı tekrar</em> etme<span style="color: #000000">meliyiz” .<a style="color: #000000" href="#_ftn2" name="_ftnref2">[9]</a> sö</span>zleri ise ve, üzerinde &#8220;Solu ancak Likud durdurabilir&#8221; yazılı t-shirt dağıtması, Netanyahu&#8217;nun söylem yoluyla iç siyasetin beka sorunu oluşturabileceği algısı inşa etmekte olduğunu göstermektedir. Netanyahu&#8217;nun politikaları sonucu, Kan anketi verileri Mart&#8217;ın ikinci haftasında, 41 koltuk hedefi koyan Likud&#8217;a ilk haftasına nazaran 1 koltuk getirip, &#8220;Blue White&#8221; birliğinden ise, 2 koltuk düşürdüğünü gösterdi. Son hafta anketlerine bakıldığında, bariz farklılıklar dısında, sağ ve sol oranının başabaş gittiğini söylemek mümkün. Ancak sağ ve solun kendi içerisindeki asıl hesaplaşma, partilerin Knesset&#8217;e girmelerinden sonra gerçekleşecek gibi görünüyor.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Türkiye ile İlişkiler bu denklemin neresinde ? İyi Polis ve Kötü Polis : Gantz ve Lapid</strong></p>
<p>Spesifik bir açıklama yapmasa da, Gantz’ın Mavi Marmara gemisine düzenlenen baskın sonrası, Netanyahu’nun özür dileme politikasını eleştirenlere, “Türkiye ile barış, İsrail’in çıkarınadır” <a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[10]</a>sözünü, 2011 Van depreminde Türkiye’deki depremzedelere yardım etmek için  arama kurtarma ekiplerine talimat verdiğini,<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[11]</a> bölgesel güvenlik konusunda Türkiye’nin  İsrail ve NATO arasındaki ittifakın geçmişte yaşadığı işbirliğinin yenilenmesine önem verdiği, buna karşın İslam komandolarını destekleyip, Uluslar arası Ceza Mahkemesine diplomatik baskı yapmasından  İsrail&#8217;in hayli muzdarip olduğunu, diplomatik üsluba yaraşan win-win çizgisindeki demeçlerini, (o vakitler asker de olsa)gayet güvercin dille söylediğini biliyoruz. [12] Söylemlerinde &#8216;win-win&#8217; ilkesinin belirginliği göze çapıyor. Buna karşılık ise Yesh Atid (Gelecek Var) parti lideri Lapid&#8217;in günah defteri ise hayli kabarık. Türkiye ile olan ilişkilerde Sol’un şahini olarak tanımlayabileceğimiz Lapid, kriz dönemlerinde sıkça Ermeni soykırım iddiaları bahsini açan, bağımsız Kürdistan saldırısı yapan bir isim. [13] Özellikle Kudüs Ermeni Ulusal Komitesi&#8217;ne oldukça yakın bir siyasetçi olarak, Ermeni iddiaları&#8217;nın er ya da geç muhakkak kabul edilmesi taraftarı olması da cabası. [14]“Kudüs” ile Ankara arasındaki ilişkilerin eski düzeyde olacağına inancı yok denecek kadar az. Öyle ki, İsrail’in Türkiye’ye karşı çarpıcı biçimde daha agresif bir politika izlemesi gerektiği konusunda, muhalefeti sırasında iktidara baskı yaptığı görülmekte. Akdeniz doğalgazını düşman olma potansiyeli taşıyan Türkler’e ihraç etmek, ekonomik ilişkileri geliştirmek gereksiz. [15] Hatta, Türkiye’ye ekonomik baskı yapan Trump, tebrik edilmeli. Hepsinden öte, Mavi Marmara krizi sonrası diplomatik ilişkilerin düzeltilmesi için atılan 2016 adımları, Lapid&#8217;in dünyasında &#8220;diplomatik bir hata&#8221; olarak tanımlanıyor. [16]</p>
<p>&#8220;Blue-White&#8221;Koalisyonunun &#8216;un üçüncü ortağı TELEM&#8217;in ise, koalisyon&#8217;a etkisi tartışmalı. 81-83 yılları arası faaliyet gösterdikten sonra kapanan parti, 2 Ocak 2019&#8217; günü tekrar kuruldu. Parti lideri, eski Savunma Bakanı Ya&#8217;alon ise, geçmiş yıllarda Hamas liderlerinin Istanbul&#8217;da yaşaması ve Türkiye&#8217;nin terör örgürü DAEŞ&#8217;ten petrol satın aldığı iddiaları ile Türkiye&#8217;ye, &#8220;Amerikan çıkarları&#8221; üzerinden yüklenmiş bir isim.[17]</p>
<p>Netanyahusuz ihtimal&#8217;de ise, Türkiye ile olan ilişkilerin seyrini, Gantz-Lapid arası ilişkilerin belirleyeceği aşikar. İkinci ihtimalde, küçük adamın büyük adamın fikirlerini  çelmemesinin, Türkiye&#8217;nın çıkarına olduğunu ve Türk Dış Politikası tarihinde yer alacak siyasetçisinin esasen üçlü denklemin, ağırlık merkezindeki ismin olduğunu belirtmek gerek. Resmin en net tablosu ise hiç şüphesiz, tripodun Türkiye&#8217;ye en yaramaz ayağının Yesh Atid lideri, Lapid olduğu. Nitekim Lapid&#8217;in, Ermeni iddiaları karşısında uluslararası camiada, Holocaust&#8217;un biricikliğini  koruyucu ve Türkiye ile diplomatik denge gözetici akılcı siyasetten uzak olduğu aşikar. Dolayısı ile, Netanyahu&#8217;nun İsrail komoyunu etkilemek için söylediği &#8220;<em>Gantz&#8217;a oy verirseniz Lapid&#8217;i alacaksınız</em>&#8221; sözünü de dikkate almalı.</p>
<p>Anket sonuçlarındaki belirgin başabaşlığına rağmen söylemeli: Asker-sivil ilişkilerinin birbirlerine perçinlendiği bir güvenlik devleti olarak, orduda erken emeklilik (temizlik) sisteminin bir sonucu, 2000 yılına dek, ülkedeki savunma bakanlarının sekizi emekli askerlerden oluşmuş, aynı isimlerden üçü de başbakan koltuğuna oturmuştu. Geleneğe paralel olarak, asker kökenli Gantz ise, solun aradığı &#8220;liderlik vasıflarını&#8221; taşıyan bir isim olarak ön planda.</p>
<p>Bitirirken :</p>
<p>&#8220;Seçim sonuçları da hayat kadar müştereklik işidir ve sürprizleri sever&#8221;</p>
<p><span style="color: #000000"><strong style="color: #000000"><a style="color: #000000" href="#_ftnref1" name="_ftn1"></a></strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><strong>Kaynakça</strong></p>
<p><span style="font-size: 14px"><span style="color: #000000"><a style="color: #000000" href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> </span>MJL, Why Does the Israeli Knesset Have 120 Members?”, 10 Ekim 2009, https://www.myjewishlearning.com/article/why-does-the-israeli-knesset-have-120-members/ (E.T 13 Mart 2019).</span></p>
<p><span style="font-size: 14px"><span style="color: #000000">[2] </span>THE JERUSALEM POST, &#8220;BAYIT YEHUDI, LIKUD SPAR OVER FAR-RIGHT PARTY OTZMA”, 19 Şubat 2019, https://www.jpost.com/Israel-Elections/Bayit-Yehudi-Likud-spar-over-far-right-faction-581002 (Erişim Tarihi 13 Mart 2019).</span></p>
<p><span style="font-size: 14px">[3] Metli, Ebru. &#8220;Hasidizm’in Yahudi ve Öteki Anlayışı.&#8221; Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi) (2006).<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14px">[4] Puay Hock (Francis) Goh , &#8220;HOW SHOULD SOF BE ORGANIZED?&#8221; NAVAL POSTGRADUATE SCHOOL MONTEREY, CALIFORNIA: June 2011 pp.88 </span></p>
<p><span style="font-size: 14px">[5] Ulutaş, Ufuk, et al. &#8220;İsrail Siyasetini Anlama Kılavuzu.&#8221; SETA, 2012.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px">[6] https://israelpolicyforum.org/elections/#analysis</span></p>
<p><span style="font-size: 14px">[7] Benjamin Netanyahu [netanyahu]. (9 Ekim 2012). <span style="font-size: 16px">גנץ תמך בהסכם הגרעין הרע עם איראן. גנץ &#8211; שמאל חלש. נתניהו &#8211; ימין חזק.</span> [Tweet]. Erişim adresi https://twitter.com/netanyahu/status/1096809333961175040</span></p>
<p><span style="font-size: 14px">[8]  AKGÜL-AÇIKMEŞE, Sinem. &#8220;Algı mı, Söylem mi? Kopenhag Okulu ve Yeni-Klasik Gerçekçilikte Güvenlik Tehditleri.&#8221; Uluslararası İlişkiler/International Relations (2011): 43-73.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px">[9] http://www.israelnationalnews.com/News/News.aspx/260055</span></p>
<p><span style="font-size: 14px">[10] Şalom, &#8220;İsrail Genelkurmay Başkanı: “Türkiye ile barış İsrail’in çıkarınadır””, 25 Mart 2013, http://www.salom.com.tr/arsiv/haber-86350 Israil_genelkurmay_baskani_turkiye_ile_baris_Israilin_cikarinadir__.html (Erişim Tarihi 13 Mart 2019).</span></p>
<p><span style="color: #000000;font-size: 14px"><a style="color: #000000" href="#_ftnref3" name="_ftn3">[11]</a> HAARETZ, &#8220;Turkey’s Cut of Military Ties With Israel Was a Long Time Coming”, 4 Ekim 2011, https://www.haaretz.com/1.5164228 (Erişim Tarihi 13 Mart 2019).</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">[12] http://www.israelnationalnews.com/News/News.aspx/260055</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color: #000000;font-size: 14px"><a style="color: #000000" href="#_ftnref2" name="_ftn2"></a></span></p>
<p><span style="font-size: 14px">[13] https://www.timesofisrael.com/lapid-calls-for-more-aggressive-stance-on-turkey/</span></p>
<p><span style="font-size: 14px">[14] https://armenpress.am/eng/news/922685/sooner-or-later-israel-will-recognize-armenian-genocide-%E2%80%93-chairman-of-armenian-national-committee.html</span></p>
<p><span style="font-size: 14px">[15] https://www.timesofisrael.com/lapid-calls-for-more-aggressive-stance-on-turkey/</span></p>
<p><span style="font-size: 14px">[16] https://www.timesofisrael.com/lapid-praises-trump-as-president-announces-fresh-tariffs-on-turkey/</span></p>
<p><span style="font-size: 14px">[17] http://www.israelnationalnews.com/News/News.aspx/184899</span></p>
<p><span style="font-size: 14px">Kapak Görseli; https://www.ntv.com.tr/dunya/son-dakika-israilde-erken-secim-karari,TusfvdrZ-0KSz7r5MyiE5w adresinden alınmıştır.</span></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/nisan-2019-israil-knesset-secimleri-netanyahusuz-bir-israil-mumkun-mu.html">Nisan 2019 İsrail Knesset Seçimleri : Türkiye denklemin neresinde ?</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Kentsel Aile ve Kırsal Aile</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-kentsel-aile-ve-kirsal-aile.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet AYDIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2018 19:10:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi otorite]]></category>
		<category><![CDATA[ailede çocuğun konumu]]></category>
		<category><![CDATA[ailenin büyüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel aile]]></category>
		<category><![CDATA[kırsal aile]]></category>
		<category><![CDATA[Köy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=6871</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giriş Ailenin evrensel bir tanımını yapabilmemiz oldukça zordur. Genellikle aile kavramını açıklarken ‘’anne, baba ve çocuklardan oluşan toplumsal birim’’ olarak ifade edilir. Fakat bu tanım aile kavramının ‘’çekirdek aile’’ kategorisini açıklamaktadır. Toplumun önemli bir parçasını oluşturan aile, bireyin doğumundan itibaren barınma, beslenme, eğitim gibi temel ihtiyaçlarının karşılandığı sosyal bir ortamdır. Toplumun sahip olduğu değer yargıları, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-kentsel-aile-ve-kirsal-aile.html">Türkiye’de Kentsel Aile ve Kırsal Aile</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;"><strong>Giriş</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Ailenin evrensel bir tanımını yapabilmemiz oldukça zordur. Genellikle aile kavramını açıklarken ‘’anne, baba ve çocuklardan oluşan toplumsal birim’’ olarak ifade edilir. Fakat bu tanım aile kavramının ‘’çekirdek aile’’ kategorisini açıklamaktadır. Toplumun önemli bir parçasını oluşturan aile, bireyin doğumundan itibaren barınma, beslenme, eğitim gibi temel ihtiyaçlarının karşılandığı sosyal bir ortamdır. Toplumun sahip olduğu değer yargıları, normatif kurallar ve sosyalleşmenin en ciddi ve yoğun olarak yaşandığı toplumsal yapı ailedir (Sayın, 1990).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Ailenin kesin ve evrensel bir tanımını yapmanın güçlüğü nedeniyle farklı aile tanımları belirli özellikleri sınırlayan açıklamalar şeklinde tarihi bir yol izleyerek karşımıza çıkmakta ve yapılan her bir tanım aileyi farklı bir kategori içerisine yerleştirmekte ya da ailenin ön plana çıkan bir yönüne vurgu yapmaktadır (Aktaş, 2015).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Bu çalışma, ailenin iki türü olan kentsel aile ve kırsal aileyi Türkiye bağlamında açıklamayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda kentsel ve kırsal ailenin büyüklük, ekonomik yapı, otorite ilişkileri ve çocuğun konumu bakımından karşılaştırmaları yapılacaktır. Bu karşılaştırmalar yapılırken birçok kitap ve makaleden yardım alınarak çalışmanın tutarlı olması sağlanacaktır. Karşılaştırma dört başlıkta toplanmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Bazı kaynaklarda kentsel aile kavramı kent ailesi olarak kırsal aile de köy ailesi veya geleneksel aile kavramları ile kullanılmıştır. Bu çalışmada ise akademik literatürde sıkça kullanılan kentsel aile ve kırsal aile kavramları kullanılacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;"><strong>Büyüklük Açısından Kırsal Aile ve Kentsel Aile</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Türkiye’de ailenin büyüklüğü belirli dönemlerde değişime uğramıştır. Küreselleşme ve teknolojinin ilerlemesi bu değişime doğrudan etki etmiştir. Toplamsal ve ekonomik yapı değişmeleri aile yapısında ve buna bağlı olarak işlevlerinde çeşitli değişmelere neden olmaktadır (Özbay, 1984). Özellikle Türkiye’ye 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yapılan yardımlar (Truman Doktrini ve Marshall Planı) tarımda makineleşmeyi hızlandırmıştır (Ertem, 2009). Tarımda makineleşme hızlandıkça kırsal alanda yaşayan insan sayısına ihtiyaç azalmaya başlamıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Kırsal kesimde yaşayan aileler için aile bireyinin sayısı oldukça önemliydi. Çünkü tarım işleri kol gücüne dayanan bir geçim kaynağıydı. Bu yüzden aile yapıları geleneksel geniş aile biçimindedir. Ailede anne, baba, çocuklar, babaanne, dede gibi bireylerden oluşmaktadır. Bu ailelerin akrabalık bağları çok güçlüdür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Klasik tarım yapıldığı dönemde kol gücüne ihtiyaç olduğundan ailedeki işgücü önemlidir. 1948 yılında sadece 1756 olan traktör sayısı, 1955’te 40282’ye, 1960’ta 42136’ya 1965’te ise 54668’e çıkmıştır (Makal, 2001). Yaklaşık 15 sene içinde tarıma ciddi şekilde makinelerin girmesi kırsal ailenin yapısını da değiştirmiştir. Köylerde işsiz sayısı oldukça artmış ve köylerden kentlere yönelen göçler hızlanmıştır. Bu durumdan özetle kırsal ailede ailenin nüfusu önemini yitirmeye başlamış ve sonraki süreçte kırsal kesimde yaşayan geniş aileler çekirdek aile yapısına doğru evirilmeye başlamıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Kırsal alandan kentlere göçen aileler ilk etapta yine geniş aile yapısındadır. Çünkü ekonomik koşullar aile bireylerinin hep bir arada yaşamalarını zorunlu kılmıştır. Bu tip aile biçimlerine genelde gecekondu ailesi denilmektedir. Gecekondu ailesi bir taraftan kırsal ailenin alışkanlıkları, tutumları ve değer yargılarıyla çevrilip diğer taraftan kent yaşantısının etkisinin altında kalan bir aile tipidir (Gökçe, 1990). Kente ilk göçen ailelerden birkaç kuşak sonrasında kurulan aileler kentsel ailelerin yapısına uyum sağlamaya başlamıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Kentsel aile yapısında ise genellikle çekirdek ailelerden oluşmaktadır. Sanayileşmiş çağdaş toplumlarda özellikle kentlerde geniş aileler yerini giderek küçük ailelere bırakmıştır (T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Aile ve Tüketici Hizmetleri, 2011). Aileler genellikle anne-baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşmaktadır. Çocuk sayısı kırsal aileye göre daha azdır. Çocuklar evlendikten sonra aileleriyle birlikte yaşamayı bırakır ve ayrı bir yere yerleşerek yeni bir aile kurarlar. Kent ailesinde yakınlık ilişkileri de zayıflamıştır. Ailenin bireyleri üzerindeki denetim ve baskıları azalmıştır (Arslan, 2002).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Kentsel aileler anne, baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aileden meydana gelmektedir. Türkiye’de kadınların da iş hayatına girmeden önceki dönemlerde Türk toplumundaki ataerkil yapının da etkisiyle baba, aile otoritesine karşı baskın durumdadır. Çünkü bu tip ailelerde eve gelir sağlayan babadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Kentsel ailelerde evlenme yaşı kırsal aileye göre daha yüksektir. Büyük kentlerde ortalama evlenme yaşı erkek için 28, kadınlar için ise 24’tür. Bunun nedeni de iş edinmek için gerekli olan uzun öğretim yıllarıdır (Özkalp, 2015).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;"><strong> </strong></span><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;"><strong>Ekonomi Açısından Kırsal Aile ve Kentsel Aile</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Ailelerin barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarının karşılanabilmesi adına aile ekonomisi büyük önem arz etmektedir. Türkiye’de belirli bir döneme kadar ailenin gelirini sağlayan babaydı. Anne ise evin işleri (temizlik, çamaşır, ütü, yemek vb.) ve çocuklarla ilgilenirdi. Çoğu çekirdek aile ve geniş ailede roller bu şekilde paylaşılmaktaydı. Ekonomik ihtiyaçların artmasıyla birlikte kadınlar da iş hayatında yer almaya başlamıştır. Bu yüzden ailede eşlerin(karı-koca) her ikisinin de çalıştığı kariyer sahibi olduğu bir yapıya doğru değişim başlamıştır (Wallis &amp; Pricethe, 2003).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Kırsal alanlarda geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Kırsal ailede aile bireylerinin neredeyse tamamı işe katılmaktadır. Kırsal aile yatay ve dikey boyuttaki kuşakların bir arada yaşadığı, ekonomik ve siyasal bir birlik olarak düşünülür (Arslan, 2002). Zaman içerisinde kırsal yerleşim alanlarındaki toprak mülkiyetlerinde yaşanan farklılık aile yapısını da etkilemektedir. Kırsal alanlardaki yoğun nüfus artışı, toprağın miras yoluyla parçalanması gibi nedenler, köylerden sürekli olarak kentlere göç edilmesinde etkili olmaktadır (Volkan Özbek, 2009).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Kentsel ailelerin ekonomik hayatı kırsal aileye göre daha karmaşıktır. Sanayileşmenin etkisiyle bireyler yapılan işin tamamında yer almak yerine iş bölümü yaparak çalışmaktadır. Bununla birlikte kendilerine verilen işlerde uzmanlaşmaya başlamışlardır. Ayrıca kadınlar da ev ekonomisine katkı sağlamak amacıyla çalışma hayatına atılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Köyde aile aynı zamanda bir üretimi gerçekleştirirken, şehirde tarım dışı kesimlerde toplanan üretim faaliyetleri çok daha geniş kesimde örgütlenerek ailenin çevresini aşmaktadır (Volkan Özbek, 2009). Kentsel ailede aile bireyleri büyük oranda farklı işlerde ve birbirlerinden uzak yerlerde çalışmaktadır. Aile bireylerinin zamanlarının büyük bir bölümünü birbirlerinden uzakta geçirmeleri aile bağlarının gevşemesine neden olmaktadır (Arslan, 2002). Bu durum sonucunda da bireysellik ön plana çıkmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;"><strong>Otorite Bakımından Kırsal Aile ve Kentsel Aile</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Türk toplumlarında ailenin ataerkil yapıda olduğu bilinmektedir. Fakat modernleşen dünyada, kadının da iş hayatına girmesiyle birlikte aile yapısı içindeki roller de değişmeye başlamıştır. Kadının da iş hayatına adapte olmasıyla birlikte ev işleri karı-koca arasında paylaşılmaya başlamıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Kırsal ailelerdeki evliliklerde eşler arasında duygusallığa ve romantizme fazla yer olmadığından geçimsizlik, aile içi kavgalar, anlaşmazlıklar, boşanmalar ve ayrılmalar düşük seviyededir (Kızılaslan, 2006). Kente uzak olmak insanların aile ilişkilerinde daha gelenekçi ve katı kuralcı olmalarına sebep olmaktadır (Köknel, 1981). Toplumsal değişimler sonucu aile yapılarında da değişmeler yaşanmıştır. Kırsal ailede erkeğin rolü, ailenin geçimini sağlamak üzere evin dışında çalışmak ve ailenin dışarıdaki ilişkilerini düzenlemek, kadının rolü ise aile içinde bireyler için üretim yapmak ve tüketimden bireyler arası ilişkilere kadar her şeyi düzenlemek idi (Kızılaslan, 2006).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Kentsel ailede de erkek egemen otorite anlayışı bulunmaktaydı. Fakat kadının da iş hayatına girmesi bu durumun değişmesine büyük katkı sağlamıştır. Kadınlar da erkekler kadar aile içi konularda söz sahibi olmaya başlamıştır. Özellikle son dönemlerde kadınların: evlilik ve eş seçiminde kısmen daha özgür hareket ettikleri, mesleki ve iş yaşamına katılımının arttığı, eğitim imkanlarından yararlanılabildiği, aile içi kararlara katılım konusunda daha geniş bir özerklik alanına sahip olmaktadır (Aktaş, 2015).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Tabi bu durum erkeğin giderek azalan egemenliğinin yanı sıra erkeğin bu sürece alışması sorununu da beraberinde getirmektedir. Bir taraftan geleneksel olarak kendisine atfedilen değer ve rolleri sergilemeye, bu yolla erkekliğini yeniden üretmeye cabalarken; öte yandan toplumsal dönüşümle gelen ve geleneksel erkeklik tanımlarına uymayan ev işleri, çocuk bakımı gibi sorumlulukları yerine getirmesi ve empati, hoşgörü, uzlaşım gibi kadınsı değerleri sergilemesi beklenmektedir (Bayer, 2013). Buna bağlı olarak erkek kimliğini üzerinde taşıyan öznenin kimliği ve benliği arasındaki gerilim daha da belirgin bir bicimde edimlere yansımaktadır. Böylece, sözü edilen gerilim günlük yaşamda, oldukça sorunlu ve bunalımlı erkeklik biçimlerinin görünmesinin de gerekçesi haline gelmektedir (Oktan, 2008).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;"><strong>Çocuğun Konumu Açısından Kırsal Aile ve Kentsel Aile</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Çocuk, anne ve babadan sonra aileyi oluşturan önemli temel taşlardan birisidir. Aileler soylarını devam ettirebilmek adına çocuk sahibi olurlar. Ailelerde çocuğa atfedilen önem kentsel aile ve kırsal aile yapılarında farklılıklar arz etmektedir. Bunun dışında çocukları yetiştirme şekilleri ve eğitimleri onları geleceğe hazırlama noktasında her ailede farklı yöntemlerin kullanıldığı görülmektedir. Aile içi ilişkilerde çocuğun yerinin bilinmesi, aile dinamiğinin çözümlenmesi açısından önemlidir (Taylan, 1984).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Kırsal ailede çocuğun cinsiyetine göre farklı değerler oluşturmaktadır. Erkek çocuk daha çok ekonomik bir güvence olmakta, erkek çocuklar ebeveynler için gelecekte (yaşlılıkta ve her iki taraf için iş göremez durumlarında) birer güvence kaynağıdır (Taylan, 1984). Bu yüzden erkek çocukları kırsal aile için daha çok tercih konusu olmakla birlikte kız çocuklarına ayrı önem atfedilir. Genel olarak kırsal ailede çocuğun aile içi karar almada pek bir etkisi yoktur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Kentsel ailelerde çocuk sayısı kırsal aileye göre daha azdır. Aslında çekirdek aile kavramının tam karşılığını yansıtmaktadır. Kentsel ailelerde ekonomik durumun daha az sayıda çocuk yetiştirmeye müsait olduğundan kent ailelerinde ortalama 2 çocuk bulunmaktadır.  Kentlerde genellikle erkek çocuk yetiştirme ile kız çocuk yetiştirme arasında pek fark görülmemektedir (Taylan, 1984). Kentsel ailede aile içi karar alma durumlarında çocuklar da zaman zaman yer almaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Günümüzde kırsal aile ve kentsel ailede de çocuğa cinsiyetçi olarak değer verilmesi etkisini yitirmeye başlamıştır. Günümüzde eğitimin, şehirleşmenin, kitle iletişim araçlarının etkisi gibi birçok nedenden ötürü, köy yerleşme alanlarında da kadınlara ve kız çocuklarına verilen değerin niteliğinin değiştiği gözlenmektedir. Özellikle aile içi ilişkilerde kız çocuklarının verilen değere bağlı olarak rol ve statüsünün değişim geçirdiği söylenebilir (Taylan, 1984).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;"><strong> </strong></span><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;"><strong>Sonuç</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Türkiye’de yerleşim yerlerine göre yapılan ayrımda kırsal aile, ailenin büyüklüğü, doğurganlık, ailede karar verme yetkisi, otoritenin dağılımı, aile içi statü ve rolleri, erkek ve kız çoğuna verilen değer gibi aile içi ilişkiler içinde belirleyici konularda kentsel aileden farklıdır.  Fakat zaman içinde iletişim, haberleşme ve ulaşım gibi araçların gelişmesi ile kentler ve kırsal alanlar birbirine yakınlaşmış, buna bağlı olarak modernleşmenin ve eğitimin kırsal alanlara da gitmesiyle kırsal ailede aile içi ilişkilerde değişim görülmektedir. Türkiye’de görülen ataerkil toplum yapısının değişim gösterdiği, kadına ve kız çocuğuna verilen değerin eskiye dönemlere nazaran arttığı bilinmektedir.</span></p>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Kaynakça</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Aktaş, G. (2015). Türkiye&#8217;de Aile Sosyolojisi Çalışmalarına Genel Bir Bakış. <em>Sosyoloji Konferansları</em>, 419-441.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Aktaş, G. (2015). Türkiye&#8217;de Aile Sosyolojisi Çalışmalarına Genel Bir Bakış. <em>Türkiye&#8217;de Sosyolojinin 100. Yılı</em> (s. 419-441). İstanbul: İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Arslan, A. K. (2002). DEğişen Toplumda Aile ve Çocuk Eğitiminde Sorunlar. <em>Ege Eğitim Dergisi, 1</em>(2), 25-33.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Bayer, A. (2013). Değişen Toplumsal Yapıda Aile. <em>Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi</em>, 10-129.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Ertem, B. (2009). Türkiye-ABD İlişkilerinde Truman Doktrini ve Marshall Planı. <em>Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 12</em>(21), 377-397.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Gökçe, B. (1990). Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme. <em>Aile Araştırma Kurumu Yayınları</em>, 46-67.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Kızılaslan, N. (2006). Kente Uzaklığın Kırsal Aile Yapısına Etkileri. <em>Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2</em>(3), 141-162.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Köknel, Ö. (1981). <em>Ailede ve Toplumda Ruh Sağlığı.</em> İstanbul: Hür Yayın.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Makal, A. (2001). Türkiye&#8217;de 1950-1965 Döneminde Tarım Kesiminde İşgücü ve Ücretli Emeğe İlişkin Gelişmeler. <em>Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 56</em>(3), 103-140. Dergipark. adresinden alındı</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Oktan, A. (2008). Türk Sinemasında Hegemonik Erkeklikten Erkeklik Krizine: Yazı-Tura ve Erkeklik Bunalımının Sınırları. <em>Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi</em>, 152-166.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Özbay, F. (1984). Kırsal Kesimde Toplumsal ve Ekonomik Yapı Değişmeleri. <em>Türk Sosyal Bilimler Derneği, Türkiye&#8217;de Ailenin Değişimi, Toplumbilim İncelemeleri</em>, 35.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Özkalp, E. (2015). Aile ve Toplumsal Gruplar. E. Özkalp içinde, <em>Davranış Bilimleri-I</em> (s. 84-117). Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Sayın, Ö. (1990). <em>Aile Sosyolojisi.</em> İzmir: Ege Üniversitesi Basımevi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Aile ve Tüketici Hizmetleri. (2011). <em>Aile Yapısı.</em> Ankara: T.C. Milli Eğitim Bakanlığı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Taylan, H. H. (1984). Türkiye&#8217;de Köy Ailesinde Aile İçi İlişkiler. <em>Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi</em>, 117-138.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Volkan Özbek, F. K. (2009). Kırsal Kesimde ve Kentlerde Yaşayan Ailelerin Dayanıklı Tüketim Malları Satın Alma Kararlarının Karşılaştırılmasına Yönelik Bir Araştırma. <em>Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 12</em>(21), 139-156.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: georgia, palatino, serif; font-size: 16px;">Wallis, L., &amp; Pricethe, T. (2003). Relationship Between Work-Family Conflict And Central Life Interests Among Single Working Mothers. <em>SA Journal of Industrial Psychology</em>, 26-31.</span></p>
<p style="text-align: justify;">The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-kentsel-aile-ve-kirsal-aile.html">Türkiye’de Kentsel Aile ve Kırsal Aile</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Cadbury! Kanalı Değiştir”: Televizyonun Günümüzdeki Konumu Üzerine Bir Değerlendirme</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/kanali-degistir-televizyonun-gunumuzdeki-konumu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Servet Can Dönmez]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Oct 2018 19:32:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=6433</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giriş Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti. Türk sinema tarihinin en önemli filmlerinden birisi olan Selvi Boylum Al Yazmalım filminden akılda kalan ve filmin özetini ifade eden bir cümle. Bu cümle birçok kişi için farklı anlamlar ifade edebilmekle birlikte o dönemi yaşayanlar ve filmi sinema salonlarında izleyenler için belki de aşağı yukarı aynı duyguları [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kanali-degistir-televizyonun-gunumuzdeki-konumu.html">“Cadbury! Kanalı Değiştir”: Televizyonun Günümüzdeki Konumu Üzerine Bir Değerlendirme</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti. Türk sinema tarihinin en önemli filmlerinden birisi olan Selvi Boylum Al Yazmalım filminden akılda kalan ve filmin özetini ifade eden bir cümle. Bu cümle birçok kişi için farklı anlamlar ifade edebilmekle birlikte o dönemi yaşayanlar ve filmi sinema salonlarında izleyenler için belki de aşağı yukarı aynı duyguları ifade etmektedir. eki yaTürk sinemasının 70’li yıllarına tanık olamayan ve bu filmleri daha sonradan televizyon aracılığı ile izleyen 90 kuşağı için aynı benzer duyguları ifade etmekte midir? Türk sinema tarihinin önemli filmlerini ilk üretildiği yıllarda sinema salonlarında izleme imkanı bulan nesil ile daha sonrasında televizyondan izleme imkanı bulan neslin duyguları arasında elbette bir takım farklılıklar mevcuttur ancak bu farklılıkların sebebinin sinemanın büyülü perdesinin yerini alan beyaz camdan mı yoksa nesil farkından mı olduğunu tespit edebilmek hayli güç ve araştırılması gereken bir konudur. eki ya ilk olarak 1925 yılında üretilen, Türkiye’ye 1952 tarihinde giren ve özellikle 90’lı yıllarda yaşanan özel kanalların açılması ile birlikte belki de altın çağını yaşamaya başlayan televizyonun kendine özgü doğası ve teknolojik formundan kaynaklanan bir takım artı ve eksileri yok mudur? Üretilmeye başlandığı ilk günden bu yana teknolojisi ile değil, içeriği ile ilgili olarak sürekli eleştirilen ve ideolojik bakış açıları ile şekillendirilmeye çalışan televizyonun günümüzde ulaştığı formu ve yapısı açısından bakıldığında ilk yıllarındaki kullanım amaçlarından çokta sapmış görünmemekle birlikte teknolojik olarak geçirmiş olduğu değişim nedeni ile ilk başlardaki konumundan farklı bir noktaya geldiği görülmektedir. eki ya televizyon neydi? Dantelli örtüleri ve başköşedeki yeri nereye gitti? Günümüzde izleme pratikleri açısında hayli değişime uğramış olan televizyonun nerede konumlandığını ve ne ifade ettiğini anlamlandırabilmek adına yapılan bu çalışmada öncelikle televizyon teknolojisinin değişimi ve dönüşümü ile ilgili genel bilgilere değinildikten sonra I TV ve internet üzerinden izlenme olanakları çerçevesinde televizyonun ve televizyon izleme pratiklerinin değişimi ve bu değişimin insanlara yansıması üzerine birtakım değerlendirilmelerde bulunulacaktır.</p>
<p><span style="background-color: #000000; color: #ffffff;">*Bu çalışma, 4-5 Mayıs 2018 tarihleri arasında Adana&#8217;da düzenlenen 2. Uluslararası Multidisipliner Çalışmalar Kongresi&#8217;nde sunulmuştur.</span></p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2018%2F10%2Fservetcan-d%C3%B6nmez-makale-1.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading “Cadbury! Kanalı Değiştir”: Televizyonun Günümüzdeki Konumu Üzerine Bir Değerlendirme  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading “Cadbury! Kanalı Değiştir”: Televizyonun Günümüzdeki Konumu Üzerine Bir Değerlendirme  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo “Cadbury! Kanalı Değiştir”: Televizyonun Günümüzdeki Konumu Üzerine Bir Değerlendirme  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo “Cadbury! Kanalı Değiştir”: Televizyonun Günümüzdeki Konumu Üzerine Bir Değerlendirme  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload “Cadbury! Kanalı Değiştir”: Televizyonun Günümüzdeki Konumu Üzerine Bir Değerlendirme  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload “Cadbury! Kanalı Değiştir”: Televizyonun Günümüzdeki Konumu Üzerine Bir Değerlendirme  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/10/servetcan-dönmez-makale-1.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open “Cadbury! Kanalı Değiştir”: Televizyonun Günümüzdeki Konumu Üzerine Bir Değerlendirme  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open “Cadbury! Kanalı Değiştir”: Televizyonun Günümüzdeki Konumu Üzerine Bir Değerlendirme  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kanali-degistir-televizyonun-gunumuzdeki-konumu.html">“Cadbury! Kanalı Değiştir”: Televizyonun Günümüzdeki Konumu Üzerine Bir Değerlendirme</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trump Dönemi Türkiye-ABD İlişkileri</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/trump-donemi-turkiye-abd-iliskileri.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet AYDIN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Sep 2018 20:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[afrin]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik savaş]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik yaptırım]]></category>
		<category><![CDATA[fırat kalkanı]]></category>
		<category><![CDATA[gümrük vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[küresel siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[obama]]></category>
		<category><![CDATA[PKK/PYD/YPG]]></category>
		<category><![CDATA[rahip brunson]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dış politikası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Amerika ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSLARARASI İLİŞKİLER]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[zeytindalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=5819</guid>

					<description><![CDATA[<p>(Bu makale Akademik Kaynak Yazarlarından  Okan ÇEREZ ve Mehmet Aydın tarafından kaleme alınmıştır. ) 2018 yılının sonlarında artık herkesin farkında olduğu gerçek; Türkiye-ABD ilişkilerindeki gerginlik ve bozulma. ‘’Türk, Amerikan ilişkilerindeki bu gerginlik neden ve nasıl ortaya çıkmıştır?’’ sorusuna cevap aranan bu çalışmada kısaca Türk- Amerikan ilişkilerinin tarihçesine değinilecektir. Bu ilişkilerin bozulmaya başladığı dönem, Donald Trump’ın [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/trump-donemi-turkiye-abd-iliskileri.html">Trump Dönemi Türkiye-ABD İlişkileri</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;"><span style="background-color: #ffffff;">(Bu makale Akademik Kaynak Yazarlarından  <em>Okan ÇEREZ</em> ve <em>Mehmet Aydın</em> tarafından kaleme alınmıştır. )</span></span></p>
<p>2018 yılının sonlarında artık herkesin farkında olduğu gerçek; Türkiye-ABD ilişkilerindeki gerginlik ve bozulma. ‘’Türk, Amerikan ilişkilerindeki bu gerginlik neden ve nasıl ortaya çıkmıştır?’’ sorusuna cevap aranan bu çalışmada kısaca Türk- Amerikan ilişkilerinin tarihçesine değinilecektir. Bu ilişkilerin bozulmaya başladığı dönem, Donald Trump’ın göreve gelmesi ve ilişkilerin krize dönüştüğü dönemlere genel bir bakış açısı içinde yer verilmiştir. İki NATO müttefiki arasında gerilime neden olan olaylar yansıtılmak istenmiştir. Son bölümde ise ilişkilerin seyri ve geleceği hakkında öngörülere yer verilmiştir.</p>
<p>Türk-Amerikan ilişkileri, 18. yüzyılın sonlarından itibaren, Akdeniz’deki Türk limanlarında sürdürülen deniz ticareti yolu ile gelişmiş ve Osmanlı Devleti ile ABD arasında temaslar başlamıştır. Türkiye, Osmanlının mirasıyla birlikte yaklaşık 200 yıldır ABD ile siyasi ve ekonomik ilişkilerini sürdürmektedir. Bazı akademisyenler Türkiye-ABD ilişkilerini 2. Dünya Savaşı öncesi ve sonrası olmak üzere ikiye ayırmıştır. ABD ile Cumhuriyet Türkiye’si arasındaki diplomatik ilişki tesisi 11 Şubat 1927 tarihinde Nota teatisi yoluyla yapılmıştır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> 200 yıldır gelinen süreçte, iki devletin ilişkileri zaman zaman gerilip yumuşamıştır. Özellikle 2. Dünya Savaşından sonra Türkiye-ABD ilişkileri genişleyip derinleşmiştir.</p>
<p>II.Dünya Savaşı sonrasında dünyanın iki kutup etrafında toplanması Türkiye’yi ortada bırakmıştır. Rusya savaş sonrasında Türkiye’den toprak talep etmiş ve boğazlar sözleşmesinin yenilenmesi için birtakım girişimlerde bulunmuştur. Bu dönemde SSCB’nin zıt kutbu olan ABD, Türkiye’yi de batı bloğuna dahil etmek istemiştir.</p>
<p><em>‘’Bu amaçla 1946 yılında, 16 ay önce ölen Türkiye Washington Büyükelçisi Münir ERTEGÜN’ün naaşı Amerikan donanmasının en büyük zırhlılarından Missouri ile Türkiye’ye yollandı. ABD, Missouri’yi Çanakkale Boğazı’ndan geçirip 5 Nisan 1946 da İstanbul’da Dolmabahçe önünde demirleterek SSCB’ye, Türk boğazının statüsünün kendi rızası olmadan değiştirilemeyeceği mesajını veriyordu.’’<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><strong>[2]</strong></a></em></p>
<p>Soğuk Savaş yıllarının başlarında ABD, Türkiye’nin yanında yer alarak desteklerini artırmaya devam etmiştir. 1947’de Truman Doktrini ve Marshall Planı ile ABD, Türkiye’yi Batı Bloğuna çekmeyi başardı. Türkiye’nin Kore Savaşı’na gönderdiği askerleri ile sahada başarılı olurken 1952 yılında NATO’ya  (Kuzey Atlantik Antlaşması) üye olarak diplomaside de başarı elde etmiş ve ABD ile olan ilişkileri hızla gelişmiştir.</p>
<p>11 Eylül 2001 tarihinde Amerika’da bulunan ikiz kulelere yönelik terör saldırısından sonra dönemin başkanı George W. Bush teröre karşı açık bir şekilde savaş başlattığını duyurmuş ve diğer ülkelerden destek istemiştir. Böylece ABD, Ortadoğu’daki etkinliğini artırmış ve İran’a daha fazla baskı uygulamaya başlamıştır. Diğer yandan NATO müttefiki olan Türkiye ile birlikte ‘’stratejik ortaklık’’ kuran ABD, birçok ikili anlaşmaya imza atmıştır.</p>
<p>Irak Operasyonu kapsamında 25 Şubat 2003’te TBMM’ye sunulup genel kurulda reddedilen ve tam adı<strong> </strong>“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması için Hükümet’e yetki verilmesine ilişkin başbakanlık tezkeresi TBMM’de kabul edilmemiştir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> Bu yüzden o dönemde Amerika’nın Türkiye’ye olan güveni sarsılmıştır. Bunun sonucu olarak 4 Temmuz 2003 tarihinde Kuzey Irak&#8217;ın Süleymaniye kentinde karargâh kurmuş bulunan (bir binbaşı komutasında) 11 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu ve Türkmen mihmandarları, Irak&#8217;taki işgal kuvvetlerinin bir parçası olan Amerikan 173. Hava İndirme Tugayı&#8217;na bağlı askerlerce ve yanlarında peşmergelerin de bulunduğu bir ortamda, sürpriz bir baskın sonucu derdest edilmişler ve başlarına çuval geçirilmek suretiyle götürülüp 60 saat süresince alıkonularak sorguya çekilmişlerdir. ABD yönetimi olay sonrasında özür dilediğini beyan etmişse de, Türk-ABD ilişkileri hayli gerginleşmiştir.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a></p>
<p>4 Kasım 2008 yılında ABD başkanı seçilen Barack Obama, her ne kadar seçim vaatlerinde barışı ve demokrasiyi sağlayacağını söylese de göreve geldiğinde bu vaatlerini gerçekleştirememiştir. 2010 yılının son aylarında Tunus’ta başlayan Arap Baharı, bir dalga halinde birçok arap ülkeye sıçramış; barış ve demokrasi söylemleri yerini kan ve gözyaşına bırakmıştır.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a> Barack Obama’nın Başkanlık yaptığı iki dönem boyunca gelişmesi beklenen Türkiye – ABD ilişkileri bekleneni veremedi ve NATO müttefiki iki devlet arasındaki ilişkiler Mavi Marmara olayı, Arap Baharı, Suriye savaşı, Gülen’in iadesi gibi konularda yaşanılan görüş ayrılıkları nedeniyle bozulma noktasına gelmiştir.  Zaman zaman gerginliklerinde yaşandığı dönem Türkiye &#8211; ABD ilişkilerinin en kötü dönemi olarak nitelendirilmiştir. Ancak aşağıda değinilecek konular ilişkilerin daha da zedelenebileceğini zamanla bizlere göstermiştir.  Müttefikler arasında ABD’nin dış politikasındaki zikzaklar ve söylem ile eylem arasında yaşanan fark ciddi bir güvensizlik ortamı yaşanmasına sebep olmuştur.</p>
<p><strong>Trump Kimdir?</strong></p>
<p>Donald John Trump;  kimine göre Dünya’nın başına gelmiş en büyük tehlikelerden biri kimine göre ise bir çılgın hatta kaçık bazıları ise onu Amerikan çıkarları için her şeyi göze alabilecek bir lider olarak görüyor. Peki Donald Trump kimdir?  70 yaşında Dünya’nın en zengin insanları listesinin üst sıralarında yer alan Amerikalı iş adamı, Cumhuriyetçi partinin Başkan adayı olarak 8 kasım 2016’da Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçiminde Hillary Clinton&#8217;ı geçerek ABD’nin 45. Başkanı oldu.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a> Başkan Trump ilk günden itibaren yaptığı açıklamalar ve attığı adımlar yüzünden eleştirilerin hedefi oldu. Trump sadece Türkiye’ye karşı değil tüm dünya’ya kafa tutmaya çalıştığı Aralık 2017’de yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesinde açıkladığı ‘’Terörle Mücadele’’ doktrininden ‘’Büyük Güçler Arasındaki Rekabet’’ stratejisine geçişten anlaşılmaktadır. Ülkesi’nin vatandaşlarına karşı ayrılıkçı tutumundan son dönemde Avrupa, Rusya ve Çin ile girdiği ekonomik savaşa kadar her geçen gün ülkesinde Donald Trump’ın, Dünya’da ise ABD’nin yalnızlaştığı bir sürecin içindeyiz. Bu çalışmada Türkiye – ABD ilişkilerinde Trump etkisini inceleyeceğiz.</p>
<p><strong>Başkan Trump ve İlişkilerde Kriz</strong></p>
<p>Donald Trump&#8217;ın seçim vaatlerinde göçmenler, Müslümanlar, güvenlik ve IŞİD ile mücadele konularındaki görüşleri ön plana çıktı.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a> Trump’ın Başkan olmasının ardından Türkiye ılımlı bir duruş sergiledi.  O dönem Başbakanlık koltuğunda oturan Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptıkları açıklamalarla; Trump’ın seçim zaferini Türkiye-ABD ilişkileri açısından yeni bir sayfa olabileceğini vurguladılar.</p>
<p>Trump’ın ‘’Teröre ve DEAŞ ve PKK gibi terör örgütlerine karşı yapılan mücadelede Türkiye’yi destekliyoruz’’ sözleriyle ılımlı hava esmeye başladı.  Ancak söylemlerle hayata geçirilen eylemler arasındaki fark her geçen gün arttı ABD Suriye’de terör örgütünün uzantısı olan gruplara desteğini arttırarak sürdürdü ve PYD terör örgütüne askeri ve ekonomik birçok destek sağlamıştır.</p>
<p>Bir önceki ABD Başkanı B. Obama’nın özellikle Suriye konusunda bıraktığı kötü miras, Trump’ın kucağında kalan bombalardan biriydi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ve ABD’nin DAEŞ’le Mücadele Özel Temsilcisi Brett Mcgurk’un öncülüğünde sahada inşa edilen YPG’ye destek politikası Pentagon üzerinden Trump’a gelmiş; Trump da bu politikayı sürdürme kararı almıştır.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a></p>
<p>Türkiye tarafından Suriye’de yürütülen Fırat Kalkanı ve Zeytindalı Operasyonları başarılı bir şekilde gerçekleşmesinden sonra ABD Yönetimi Türkiye’nin YPG konusundaki net tavrını anlamış ve Membiç konusunda müzakere defterini açmıştır. Önemli bir noktaya değinilecek olursa Türkiye yaptığı bu iki operasyonda ABD’den izin alarak değil; ABD’ye bilgi verilerek yapmıştır.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a></p>
<p>Pensilvanya’ da yaşayan   Fetullah Gülen’in iade edilmemesi ise ilişkileri zedeleyen bir başka konu olmuştur. Ayrıca ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in Başkenti olarak  tanıması kararına tepki gösterenlerin başında Türkiye’nin gelmesi bir diğer önemli faktördür.</p>
<p>Türkiye ABD’nin İran’a karşı yaptırımlarını delmekle suçlanması ve ABD’de Türk bankacıların göz altına alınması ilişkileri zedelemeye devam etmiştir. Amerika ile bozulan ilişkilerin bir yansıması olarak NATO üyesi olan Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemi alması ABD kanadında ‘’Endişeleniyoruz’’  açıklamalarına neden olurken Türkiye  ise ‘’Alternatifsiz değiliz’’ mesajı vermiştir.<a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a></p>
<p>Ve tabi ki iki ülke arasında gerilimin en fazla arttığı konu Rahip Brunson; İzmir&#8217;de, terör örgütleri FETÖ ve PKK adına suç işlediği, casusluk yaptığı iddiasıyla tutuklanan Brunson’un serbest bırakılması için ABD kongresi’nde Türkiye’ye yönelik ekonomik ve askeri yaptırımlar yürütülmüştür.<a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a> Bu nedenle Türkiye’nin de ortakları arasında olduğu F-35 uçaklarının tesliminin geciktirilmek istenmesi ve Başkan Trump’ın ağzından Türkiye Ekonomisinin açıkça hedef alınmasının ardından döviz kurundaki dalgalanmalar da gösteriyor ki Türk-Amerikan ilişkileri her geçen gün daha da yara almaktadır.</p>
<p><strong>Ekonomik İlişkiler</strong></p>
<p>Türkiye ile ABD arasında gerilen siyasi ilişkiler, ekonomik ilişkilere de yansımıştır. ABD’nin  birçok Avrupa ülkesine uyguladığı vergi zammını Türkiye’ye de uygulama kararını Trump sosyal medya hesabı üzerinden duyurmuştur. Bu paylaşıma göre Türkiye’den alınan alüminyum ve çelik vergilerine iki kat zam yapılarak alüminyumdan %20, çelikten %50 oranında vergilendirme yapılmıştır<a href="#_ftn12" name="_ftnref12">[12]</a>. Bu durum Türkiye’nin ABD’ye her geçen yıl artan ihracat oranını ne derece etkileyeceği merak konusudur. Türkiye’nin ülkelere göre yıllık ihracat payları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.</p>
<table width="781">
<tbody>
<tr>
<td colspan="8" width="681"><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ülkelere göre yıllık ihracat  (en çok ihracat yapılan 20 ülke)<a href="#_ftn13" name="_ftnref13">[13]</a></strong></td>
<td width="10"></td>
<td width="68"></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="4" width="331">Exports by country and year (top 20 country in exports)</td>
<td colspan="4" width="344"><strong>                (Değer: Bin ABD $) </strong></td>
<td width="10"></td>
<td width="68"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"><strong>Sıra</strong></td>
<td width="107"><strong>Ülke</strong></td>
<td width="97"></td>
<td colspan="2" width="94"></td>
<td width="106"></td>
<td width="98"></td>
<td width="101"></td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42">Rank</td>
<td width="107"></td>
<td width="97"><strong>2017</strong></td>
<td colspan="2" width="94"><strong>2016</strong></td>
<td width="106"><strong>2015</strong></td>
<td width="98"><strong>2014</strong></td>
<td width="101"><strong>2013</strong></td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"></td>
<td width="107"><strong>Toplam</strong></td>
<td width="97"><strong>156 992 940</strong></td>
<td colspan="2" width="94"><strong>142 529 584</strong></td>
<td width="106"><strong>  143 838 871</strong></td>
<td width="98"><strong>  157 610 158</strong></td>
<td width="101"><strong>  151 802 637</strong></td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"></td>
<td width="107"></td>
<td width="97"></td>
<td colspan="2" width="94"></td>
<td width="106"></td>
<td width="98"></td>
<td width="101"></td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"><strong>1</strong></td>
<td width="107"><strong>Almanya</strong></td>
<td width="97">   15 118 910</td>
<td colspan="2" width="94">   13 998 653</td>
<td width="106">   13 417 033</td>
<td width="98">   15 147 423</td>
<td width="101">   13 702 577</td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"><strong>2</strong></td>
<td width="107"><strong>Birleşik Krallık</strong></td>
<td width="97">   9 603 189</td>
<td colspan="2" width="94">   11 685 790</td>
<td width="106">   10 556 393</td>
<td width="98">   9 903 172</td>
<td width="101">   8 785 124</td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"><strong>3</strong></td>
<td width="107"><strong>BAE</strong></td>
<td width="97">   9 184 157</td>
<td colspan="2" width="94">   5 406 993</td>
<td width="106">   4 681 255</td>
<td width="98">   4 655 710</td>
<td width="101">   4 965 630</td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"><strong>4</strong></td>
<td width="107"><strong>Irak</strong></td>
<td width="97">   9 054 612</td>
<td colspan="2" width="94">   7 636 670</td>
<td width="106">   8 549 967</td>
<td width="98">   10 887 826</td>
<td width="101">   11 948 905</td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"><strong>5</strong></td>
<td width="107"><strong>ABD</strong></td>
<td width="97">   8 654 268</td>
<td colspan="2" width="94">   6 623 347</td>
<td width="106">   6 395 842</td>
<td width="98">   6 341 841</td>
<td width="101">   5 640 247</td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"><strong>6</strong></td>
<td width="107"><strong>İtalya</strong></td>
<td width="97">   8 473 471</td>
<td colspan="2" width="94">   7 580 837</td>
<td width="106">   6 887 399</td>
<td width="98">   7 141 071</td>
<td width="101">   6 718 355</td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"><strong>7</strong></td>
<td width="107"><strong>Fransa</strong></td>
<td width="97">   6 584 199</td>
<td colspan="2" width="94">   6 022 485</td>
<td width="106">   5 845 032</td>
<td width="98">   6 464 243</td>
<td width="101">   6 376 704</td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"><strong>8</strong></td>
<td width="107"><strong>İspanya</strong></td>
<td width="97">   6 302 135</td>
<td colspan="2" width="94">   4 988 483</td>
<td width="106">   4 742 270</td>
<td width="98">   4 749 584</td>
<td width="101">   4 334 196</td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"><strong>9</strong></td>
<td width="107"><strong>Hollanda</strong></td>
<td width="97">   3 864 486</td>
<td colspan="2" width="94">   3 589 432</td>
<td width="106">   3 154 867</td>
<td width="98">   3 458 689</td>
<td width="101">   3 538 043</td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"><strong>10</strong></td>
<td width="107"><strong>İsrail</strong></td>
<td width="97">   3 407 436</td>
<td colspan="2" width="94">   2 955 545</td>
<td width="106">   2 698 139</td>
<td width="98">   2 950 902</td>
<td width="101">   2 649 663</td>
<td colspan="2" width="84"></td>
</tr>
<tr>
<td width="42"></td>
<td width="107"></td>
<td width="97"></td>
<td width="67"></td>
<td width="21"></td>
<td width="106"></td>
<td width="98"></td>
<td width="101"></td>
<td width="10"></td>
<td width="68"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>Amerika’nın Barack Obama ile başlayıp Donald Trump ile devam eden söylem ile eylem farklılıkları sonucunda Türkiye tavrını gayet net bir şekilde ortaya koymaktadır. Öte yandan NATO müttefiki iki ülke ortak askeri planlarının bir kısmını hala sağlıklı bir şekilde yerine getirmektedir. Türk halkının büyük bir kısmı bu olanlardan ders alınarak aynı hatalara tekrar düşülmemesi gerektiği görüşündedir. Bu nedenle yerli üretim ve milli firmalara destek son dönemde artmıştır, ancak ABD&#8217;ye karşı ekonomik olarak ayakta durmanın zor olduğunu ilişkilerin normalleşmesi gerektiğini dile getirenlerde oldukça fazladır. Donald Trump son dönemde ülkesinde çeşitli suçlamalar ile karşı karşıya kalmaktadır. Görevinden azledilmesi bile gündeme gelen Trump&#8217;ın akıbetinin ne olacağını ve Türk Amerikan ilişkilerinin ne yönde gelişeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.</p>
<hr />
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> <a href="http://www.mfa.gov.tr/turkiye-amerika-birlesik-devletleri-siyasi-iliskileri.tr.mfa">http://www.mfa.gov.tr/turkiye-amerika-birlesik-devletleri-siyasi-iliskileri.tr.mfa</a></p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Baskın ORAN, <strong>Türk Dış Politikası Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar</strong>, İletişim, 2015, s.524.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> <a href="https://www.stratejikortak.com/2017/03/14-yilinda-1-mart-tezkeresi.html">https://www.stratejikortak.com/2017/03/14-yilinda-1-mart-tezkeresi.html</a></p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> <a href="http://qha.com.ua/tr/siyaset/4-temmuz-2003-cuval-olayi/172006/">http://qha.com.ua/tr/siyaset/4-temmuz-2003-cuval-olayi/172006/</a></p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> https://www.yeniakit.com.tr/haber/obamanin-sekiz-yillik-baskanlik-karnesi-246118.html</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> <a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37917540">https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37917540</a></p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37917540</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Hakan ÇOPUR, <strong>‘’Türk-amerikan İlişkilerinde ‘’Muhasebe’’ Dönemi ve Yeni Arayışlar’’</strong>, Dış Plitika, sayı:4, s8.</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> Hakan ÇOPUR, <strong>‘’Türk-amerikan İlişkilerinde ‘’Muhasebe’’ Dönemi ve Yeni Arayışlar’’</strong>, Dış Plitika, sayı:4, s7.</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a> Hakan ÇOPUR, <strong>‘’Türk-amerikan İlişkilerinde ‘’Muhasebe’’ Dönemi ve Yeni Arayışlar’’</strong>, Dış Plitika, sayı:4, s10.</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a> http://www.hurriyet.com.tr/dunya/kim-bu-amerikanin-israrla-istedigi-papaz-40594210</p>
<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12">[12]</a> <a href="https://www.dw.com/tr/trumptan-t%C3%BCrkiyeye-y%C3%B6nelik-vergileri-ikiye-katlama-karar%C4%B1/a-45037695">https://www.dw.com/tr/trumptan-t%C3%BCrkiyeye-y%C3%B6nelik-vergileri-ikiye-katlama-karar%C4%B1/a-45037695</a></p>
<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13">[13]</a> <a href="http://www.tuik.gov.tr">http://www.tuik.gov.tr</a></p>
<p>Oran, B. (2015) <em>Türk Dış Politikası Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar</em>, c.1, İstanbul, İletişim</p>
<p>Çopur, H. (2018) ‘’Türk-amerikan İlişkilerinde ‘’Muhasebe’’ Dönemi ve Yeni Arayışlar’’, <em>Dış Politika</em>, 4: 7-15.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı, <a href="http://www.mfa.gov.tr/turkiye-amerika-birlesik-devletleri-siyasi-iliskileri.tr.mfa">http://www.mfa.gov.tr/turkiye-amerika-birlesik-devletleri-siyasi-iliskileri.tr.mfa</a>, erişim tarihi: 24 Aralık 2018</p>
<p>BBC, <a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37917540">https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37917540</a></p>
<p><a href="https://www.stratejikortak.com/2017/03/14-yilinda-1-mart-tezkeresi.html">https://www.stratejikortak.com/2017/03/14-yilinda-1-mart-tezkeresi.html</a></p>
<p><a href="http://qha.com.ua/tr/siyaset/4-temmuz-2003-cuval-olayi/172006/">http://qha.com.ua/tr/siyaset/4-temmuz-2003-cuval-olayi/172006/</a></p>
<p><a href="http://www.tuik.gov.tr">http://www.tuik.gov.tr</a></p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/trump-donemi-turkiye-abd-iliskileri.html">Trump Dönemi Türkiye-ABD İlişkileri</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dürüst, Tarafsız, Ahlaksız Haber: Zaytung Haber İncelemesi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/zaytung-haber-incelemesi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Servet Can Dönmez]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2018 08:47:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Araştırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=4683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gülme ve mizah üzerine ilk çağlardan bugüne birçok farklı görüş var olmakla birlikte genel olarak insana ait olanın dışında komik ya da gülünç yoktur, bir şeye gülünç yakıştırmasını yapanın ya da komik bulanın insanın kendisi olduğu görüşü hâkimdir. Mizah ise toplumdaki çarpıklıklara işaret ederek ve güldürerek yapılan bir hiciv ve eleştiri aracıdır. Her toplumun kendine [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/zaytung-haber-incelemesi.html">Dürüst, Tarafsız, Ahlaksız Haber: Zaytung Haber İncelemesi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Gülme ve mizah üzerine ilk çağlardan bugüne birçok farklı görüş var olmakla birlikte genel olarak insana ait olanın dışında komik ya da gülünç yoktur, bir şeye gülünç yakıştırmasını yapanın ya da komik bulanın insanın kendisi olduğu görüşü hâkimdir. Mizah ise toplumdaki çarpıklıklara işaret ederek ve güldürerek yapılan bir hiciv ve eleştiri aracıdır. Her toplumun kendine özgü bir yaşam biçimi olduğu gibi kendine özgü de bir mizah anlayışı vardır. Gücünü toplumlardaki çarpıklıklardan alan mizah da farklı toplumlarda farklı anlayışlarla kendini var etmektedir. Türk toplumunun da çok zengin kendine has bir mizah anlayışı mevcuttur. Eskiden meydanlarda ve kalabalık halk kitlelerinin önünde yapılan meddah gösterileri ve orta oyunu gibi temsil biçimleri zamanla biçim değiştirerek günümüze kadar gelmiştir. Günümüzde en yaygın olarak kullanılan kitle iletişim araçlarında kendisine ana akım medyadan dolayı yeterli yeri bulamayan mizahçılar alternatif bir mecra olan internet siteleri, bloglar, sosyal medya uygulamaları gibi alanlarda mizah yapmayı tercih etmektedirler.Bu çalışmada 2009 yılından bu yana varlığını sürdüren&#8221;Zaytung” isimli mizahi içerikli internet haber sitesinin 2015yılında hangi konularda ne kadar haber yaptığı nicel içerik  analizi yöntemi ile incelenecektir.<br />
Anahtar sözcükler: Mizah, Eleştiri, Zaytung, Haber, İnternet</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2018%2F04%2FZaytung-Haberlerinin-%C4%B0ncelenmesi.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Dürüst, Tarafsız, Ahlaksız Haber: Zaytung Haber İncelemesi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Dürüst, Tarafsız, Ahlaksız Haber: Zaytung Haber İncelemesi  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Dürüst, Tarafsız, Ahlaksız Haber: Zaytung Haber İncelemesi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Dürüst, Tarafsız, Ahlaksız Haber: Zaytung Haber İncelemesi  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Dürüst, Tarafsız, Ahlaksız Haber: Zaytung Haber İncelemesi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Dürüst, Tarafsız, Ahlaksız Haber: Zaytung Haber İncelemesi  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/Zaytung-Haberlerinin-İncelenmesi.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Dürüst, Tarafsız, Ahlaksız Haber: Zaytung Haber İncelemesi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Dürüst, Tarafsız, Ahlaksız Haber: Zaytung Haber İncelemesi  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/zaytung-haber-incelemesi.html">Dürüst, Tarafsız, Ahlaksız Haber: Zaytung Haber İncelemesi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/yasli-dostu-kent-canakkale-analizi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Buket YILDIZAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jan 2018 01:21:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=3366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya nüfusunun giderek artması ve ömrün uzaması ile birlikte yaşlılık ve yaşlanma kavramları giderek önem kazanmaya başlamıştır. Yaşlılık genellikle bireylerin içinde bulunduğu toplumsal yapıyla iletişimin azalmaya başladığı bir dönem olarak tanımlanabilir. Dünya Sağlık Örgütü yaşlılık kavramını, bireylerin yaşadığı çevreye adaptasyon yeteneklerinin yavaş yavaş azalmaya başladığı bir dönem olarak tanımlamaktadır. Yaşlanma, insanların yaşlarının ve yaşamsal deneyimlerinin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/yasli-dostu-kent-canakkale-analizi.html">Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img title="140116130646_1_900x600-300x200 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  "loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-3383 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/140116130646_1_900x600-300x200.jpg" alt="140116130646_1_900x600-300x200 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  " width="453" height="302" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/140116130646_1_900x600-300x200.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/140116130646_1_900x600-768x511.jpg 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/140116130646_1_900x600.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 453px) 100vw, 453px" /></p>
<p>Dünya nüfusunun giderek artması ve ömrün uzaması ile birlikte yaşlılık ve yaşlanma kavramları giderek önem kazanmaya başlamıştır. Yaşlılık genellikle bireylerin içinde bulunduğu toplumsal yapıyla iletişimin azalmaya başladığı bir dönem olarak tanımlanabilir. Dünya Sağlık Örgütü yaşlılık kavramını, bireylerin yaşadığı çevreye adaptasyon yeteneklerinin yavaş yavaş azalmaya başladığı bir dönem olarak tanımlamaktadır. Yaşlanma, insanların yaşlarının ve yaşamsal deneyimlerinin artmasıyla karakterize olan ve yaşamların ileri safhalarına doğru ilerledikçe farklılaşan bir sürecin onların biyolojik, sosyal ve psikolojik fonksiyonlarında ortaya çıkarmış olduğu değişiklikler olarak tanımlanmaktadır.<sup>1</sup> İnsan ömrünün genlerinde saklı olduğu, kromozomları üzerinde bulunan “telomer” ne kadar uzunsa ömrün de o kadar uzun olduğu son yıllardaki çalışmalar sonucu gösterilmiştir.</p>
<p>Sürekli gelişen ve değişen dünyada yaşam kalitesinin artması ve insan ömrünün uzaması ile birlikte yaşlılık ölçütleri de değişmiştir. Son yapılan kronolojik yaşlılık sınıflandırması (doğum yaşı ya da takvim yaşı esas alınarak yapılan sınıflandırma) şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>65-74 yaş (Genç Yaşlı),</li>
<li>75-84 Yaş (Yaşlı),</li>
<li>85 ve Üstü (İleri Yaşlı) olarak belirtilmiştir.<sup>2</sup></li>
</ul>
<p>Yaşlılık ve yaşlanma olgusu 20. yüzyılın sonlarına doğru sosyal ve ekonomik bir sorun olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada bugün 65 yaş üzeri nüfusun toplam nüfusa oranı %11’ken bu oranın 2050 yılı itibariyle %22’lere çıkması beklenmektedir. Ülkemizde, dünyadaki duruma paralel bir seyir izlemekte ve günümüzde toplam nüfus içindeki oranı %8,3 olan yaşlı nüfusun, 2050 yılı itibariyle %20’lere çıkması beklenmektedir.<sup>3</sup></p>
<p>Küresel bir boyuta ulaşan yaşlanma sorunu Birleşmiş Milletler ve uluslararası pek çok kuruluşu harekete geçirmiştir. Birleşmiş Milletler tarafından ilki 1982 yılında Viyana’da, ikincisi 2002 yılında Madrid’de yapılan Dünya Yaşlanma Toplantılarında tüm dünya ülkelerinin dikkati yaşlanma olgusuna çekilmiştir. 2050 yılında sayısı iki milyarı bulacak olan bu gruba yönelik konut, gelir, kuşaklar arası dayanışma, sosyal ilişkiler, toplumsal katılım, yaşlı güvenliği, bakım vb. konularda şimdiden altyapı çalışmalarına başlanması, var olan altyapıların iyileştirilmesi, ülkeler ve bölgeler arası ortak çalışmaların yapılması konularında çeşitli öneri kararları alınmıştır. Bu önerileri gerçekleştirmede önemli rol oynayacak birimler kentler olduğu için “Yaşlı Dostu Kent” ve “Yaşlı Dostu Toplum” gibi kavramlar önemle vurgulanmıştır.<sup>4</sup></p>
<p>Birleşmiş Milletleri, Dünya Sağlık Örgütü’nün çalışmaları izlemiştir. Uluslararası düzlemde, Dünya Sağlık Örgütü (D.S.Ö.) sağlıklı yaşlanmanın tüm dünyada mümkün olabilmesi için 1995 yılında &#8216;Yaşlanma ve Sağlık&#8217; programını onaylamıştır. Bu program hem ileri yaş, hem de yaşlanmayı kapsamlı olarak ele almakta; yalnızca yaşlanmanın getirdiği sağlık problemlerine odaklanmak yerine, öncelikle sağlıklı yaşlanmayı hedefleyen planlama ve araştırmaları önermekte ve desteklemektedir. Önemli olan iyi yaşlanma için stratejiler ve önlemler belirlemektir. İyi yaşlanma; hastalık ve düşkünlük için düşük risk, yüksek fiziksel ve bilişsel fonksiyon ve yaşama aktif bağlılık anlamına gelmektedir.<sup>5</sup> Dünya Sağlık Örgütü 2006 yılına gelindiğinde, Küresel Yaşlı Dostu Kentler Rehberi’ni oluşturmuş ve Yaşlı Dostu Kentler Küresel Ağı’nı kurmuştur.</p>
<p style="text-align: center"><strong>YAŞLI DOSTU KENT KAVRAMI</strong></p>
<p><img title="Resim1-1-300x172 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  "loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-3384 alignleft" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim1-1-300x172.jpg" alt="Resim1-1-300x172 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  " width="378" height="217" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim1-1-300x172.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim1-1-768x440.jpg 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim1-1.jpg 957w" sizes="auto, (max-width: 378px) 100vw, 378px" />“Yaşlı Dostu Kent”, 2006 yılında kabul edilen Yaşlı Dostu Çevreler Programı çerçevesinde toplumlarda aktif ve sağlıklı yaşlanmayı sağlayabilmek için çevresel ve sosyal faktörlerin değerlendirildiği ve DSÖ tarafından organize edilen uluslararası bir çabadır. “Yaşlı Dostu Kent” kavramı; dünya nüfusu içinde yaşlılık yüzdesinin ve yaşlı nüfusun artış göstermesi, yaşlı insanların toplumlarda önemli roller oynayacak olması, demografik yaşlanmaya bağlı olarak etkin politikalar ihtiyacı gibi sebeplerden dolayı ortaya çıkmış bir kavramdır.</p>
<p>2006 yılında 24 ülkeden 33 şehir aktif ve sağlıklı yaşlanmayı sağlayacak temel kentsel elemanları belirlemek için bir araya gelmiş ve sonuçta “Küresel Yaşlı Dostlu Kentler Rehberi” oluşturulmuştur. Dünya Sağlık Örgütü bu rehber doğrultusunda Yaşlı Dostu Kent kavramını tüm dünyada yaygınlaştırabilmek için “Yaşlı Dostu Kentler Küresel Ağı”nı oluşturmuştur. Günümüzde dünyada, 22 ülkeden 145 kent Yaşlı Dostu Kentler Küresel Ağının resmi üyesidir.<sup>6 </sup> Türkiye’deki şehirler arasından ise sadece İstanbul ve belediyeler arasından ise sadece İstanbul Kadıköy ve Antalya Muratpaşa Belediyeleri bu ağın resmi üyesidirler.</p>
<p>Yaşlı Dostu Kentler Küresel Ağı’nın resmi üyesi olabilmek için şu üç aşamalı sistemin eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekmektedir. Bunlar;</p>
<ol>
<li><a href="http://www.who.int/age_friendly_cities/en/index.html(21)">www.who.int/age_friendly_cities/en/index.html(21)</a> adresinde bulunan başvuru formu doldurulmalıdır.</li>
<li>Belediye başkanı ve belediye yönetimi tarafından Dünya Sağlık Örgütü’ne , Yaşlı Dostu Şehirler Küresel Ağı’na bağlılıklarını ve sürekli iyileştirmeyi öngören resmi yazı sunulmalıdır.</li>
<li>Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen, planlama, uygulama, gidişatın değerlendirilmesi ve daimi ilerleme/gelişme safhalarından oluşan dört aşamalı döngü tamamlanmalıdır.</li>
</ol>
<p>Yaşlı Dostu kent olabilmek için olabilmek için bu üç aşamalı sistemin dışında uyulması gereken bir takım kriterler vardır. Bu kriterleri içeren sekiz başlıktan oluşan listeye denetim listesi denilmektedir. Bu kriterler aynı zamanda Yaşlı Dostu Kent’ in araştırma alanları olmaktadır. Her bir başlık altında yaşlı dostu kentte olması gereken faktörler ve oluşumlar listelenmektedir. Herhangi bir kentin yaşlı dostu kent olabilmesi için kentin yerel yönetim birimlerince bu kriterlerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Yaşlı Dostu Kent denetim listesinde yer alan başlıklar ve kriterler şu şekildedir;</p>
<p><strong>Dış Mekânlar ve Binalar</strong></p>
<p>Bu başlık altında 12 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Kamusal alanlar temiz ve memnuniyet verici olmalıdır.</li>
<li>Yeşil alanlar ve dış mekânlardaki oturma elemanları yeterli sayıda, bakımlı ve güvenli olmalıdır.</li>
<li>Kaldırımlar iyi durumda olmalı, engeller olmamalı ve tamamen yayalar için ayrılmalıdır.</li>
<li>Bisiklet yolları, kaldırımlardan ve diğer yaya yollarından ayrılmış durumda olmalıdır.</li>
<li>Yaşlı insanlar için düzenlenmiş ayrı müşteri hizmetleri düzenlemeleri olmalıdır.</li>
<li>Hizmetler bir arada konumlanmış ve erişilebilir düzeyde olmalıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ulaşım</strong></p>
<p>Bu başlık altında 17 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları  şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Kamu ulaşım ücretleri sabit, açıkça belirtilmiş ve ödenebilir olmalıdır.</li>
<li>Kamu ulaşımı güvenilir, sık, geceleri, hafta sonu ve tatillerde de işliyor olmalıdır.</li>
<li>Araçlar temiz, bakımlı, erişilebilir olmalı, aşırı kalabalık oluşmamalı ve araçlarda öncelikli oturma yerleri bulunmalıdır.</li>
<li>Engelli kişiler için özelleşmiş ulaştırma şekilleri mümkün olmalıdır.</li>
<li>Kullanıcılara güzergâhlar, hareket saatleri ve özel ihtiyaçlarındaki olanaklar ile ilgili olarak tam ve kolay erişilebilir şekilde bilgi verilmelidir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Konut</strong></p>
<p>Bu başlık altında 7 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları  şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Hizmetlere ve toplumun geri kalan kısmına yakın, güvenilir alanlarda yeterli ve ödenebilir konut stoku bulunmalıdır.</li>
<li>Evde bakım hizmetlerinin yeterli ve ödenebilir olmalı, destekleyici hizmetler mevcut ve elverişli olmalıdır.</li>
<li>Konut iyi ve sağlam inşa edilmiş olmalı, her türlü hava şartlarına ve doğal tehditlere karşı güvenli ve rahat bir ortam sağlamalıdır.</li>
<li>Kırılgan, zayıf, engelli yaşlı kişiler için yeterli ve ödenebilir konut olmalı ve bunların hizmetleri yerel imkânlarla sağlanabilmelidir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sosyal Katılım</strong></p>
<p>Bu başlık altında 8 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları  şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Bazı zamanlarda yaşlı insanların bir araya gelecekleri etkinlikler düzenlenmelidir.</li>
<li>Aktiviteler ve etkinlikler yalnız veya refakatçi ile katılıma uygun olmalıdır.</li>
<li>Aktiviteler ve çeşitli programlar ödenebilir düzeyde olup, gizli veya ekstra maliyetleri olmamalıdır.</li>
<li>Aktiviteler, olaylar hakkında erişilebilirlik imkânları ve ulaşım imkânları hakkında bilgileri de içinde olmak üzere yaşlı insanlara bilgi akışının düzenli olması gereklidir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Toplumsal Yaşama Dahil Olma Ve Toplumun Yaşlıya Saygısı</strong></p>
<p>Bu başlık altında 9 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları  şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Kamu, gönüllü kuruluşlar ve ticari kuruluşlar sürekli olarak yaşlı insanlara hizmet kalitesini artırmak ve daha iyi hizmet götürebilmek için düzenli biçimde çalışmalıdırlar.</li>
<li>Hizmet personeli nazik, saygılı ve yardımsever olmalıdır.</li>
<li>Yaşlı insanlar medyada sıkça yer almalı, olumlu olarak betimlenmeli ve yaşlılar hakkında basmakalıp klişelerden vazgeçilmelidir.</li>
<li>Toplumsal aktiviteler, olaylar belirli yaşların ihtiyaç ve tercihlerine cevap verecek şekilde tüm nesillerin ilgisini çekmelidir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Vatandaşlık Görevini Yerine Getirme Ve İşgücüne Katılım</strong></p>
<p>Bu başlık altında 9 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Gönüllü yaşlılar için kişisel maliyetleri karşılamak amacıyla eğitim, tanımlama, rehberlik ve tazminlerle beraber esnek iş seçenekleri bulunmalıdır.</li>
<li>Yaşlı işgücünün nitelikleri desteklenerek teşvik edilmelidir.</li>
<li>Yaşlı insanlar için esnek ve ortalama gelirli iş olanaklarının desteklenmesi gerekmektedir.</li>
<li>Yaşlı işgücü için emeklilik sonrası eğitim programları uygulanmalıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bilgi Edinme Ve İletişim</strong></p>
<p>Bu başlık altında 10 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları  şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Tüm yaştaki toplum üyelerine temel ve etkili bir iletişim sistemi ulaşmalıdır.</li>
<li>Yaşlı insanların ilgisini çekebilecek düzenli bilgiler ve yayınlar sunulmalıdır.</li>
<li>Kamusal ve ticari hizmetler istem üzerine çok yakın bire bir hizmetler sunabilmelidirler.</li>
<li>Devlet daireleri, toplum merkezleri, kütüphaneler gibi kamu alanlarında bilgisayara veya internete erişim bedava veya çok az bir fiyatla olmalıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Toplum Desteği Ve Sağlık Hizmetleri</strong></p>
<p>Bu başlık altında 12 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları  şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Sağlık için yeterli derecede sağlık ve toplumsal destek hizmetleri bulunmalıdır.</li>
<li>Evde bakım hizmetleri sağlık olduğu kadar kişisel bakım ve ev işlerini de kapsamalıdır.</li>
<li>Sağlık ve sosyal hizmetler uygun bir şekilde yerleştirilmeli ve tüm ulaşım biçimleri tarafından erişilebilir olmalıdır.</li>
<li>Yaşlı insanlar için sağlık ve sosyal hizmetler hakkında güvenilir ve erişilebilir bilgi sağlanmalıdır.</li>
<li>Tüm personel saygılı, yardımsever ve yaşlı insanlara hizmet edecek şekilde eğitilmiş olmalıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ÇANAKKALE BELEDİYESİ’NİN YAŞLI DOSTU KENT UYGULAMASI: ALTIN YILLAR YAŞAM MERKEZİ</strong></p>
<p><img title="WhatsApp-Image-2018-01-17-at-04.08.39-300x300 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-3372 alignleft" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-17-at-04.08.39-300x300.jpeg" alt="WhatsApp-Image-2018-01-17-at-04.08.39-300x300 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  " width="314" height="314" /></p>
<p>Çanakkale, Türkiye&#8217;nin en fazla yaşlı nüfusuna sahip illerinden birisidir. 2016 yılı verilerine göre yaşlı nüfusun yoğun olduğu iller sıralamasında 10. sırada yer almaktadır. Aynı zamanda yaşlılar için en yaşanabilir kent sıralamasında da 8. Sırada yer almaktadır. Bu denli yaşlı nüfusun yoğun olduğu bir ilin yaşlılara yönelik gerçekleştirdiği ya da gerçekleştireceği uygulamalar yaşlı bireyler açısından oldukça önemlidir.  Bu bağlamda Çanakkale Belediyesi’nin yaşlı dostu kente yönelik ilk ve önemli bir uygulaması olan Altın Yıllar Yaşam Merkezi incelenmiştir.</p>
<p>Çanakkale Belediyesi, kıdemli kentlilere yönelik hizmet veren Altın Yıllar Yaşam Merkezi’ni 2015 yılında faaliyete geçirmiştir. Yaşlı bireylerin sosyal ve kültürel yönde kendini geliştirmelerini amaçlayan bir uygulamadır.</p>
<p><img title="Resim4-300x240 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  "loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-3374 alignleft" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim4-300x240.jpg" alt="Resim4-300x240 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  " width="300" height="240" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim4-300x240.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim4-768x614.jpg 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim4.jpg 879w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Altın Yıllar Yaşam Merkezi sadece 65 yaş ve üzeri kentlilere hizmet vermektedir. Aylık 20 TL üyelik aidatı vardır. Kıdemli kentliler sadece 20 TL ödeyerek bütün faaliyetlerden, yemekhaneden ve servis hizmeti gibi birçok hizmetten yararlanabilmektedir. Merkezde terapi odası, sağlık odası, resim atölyesi, bilgisayar atölyesi, bilişsel beceriler atölyesi, psikomotor aktivite odası, nefes egzersizleri odası, spor salonu, gösteri salonu, kulis ve yemekhane bulunmaktadır. Ayrıca kıdemli kentlilerin ibadetlerini yapabilmeleri için mescitte bulunmaktadır. Merkezde bir fizyoterapist, bir psikolog, bir sosyolog ve bir de hemşire görev almaktadır. Bunların dışında her etkinliğin kendi özel hocası vardır.</p>
<p>(Görselde merkeze üye olan kıdemli kentlilerin yeni yıl çalışmaları görülmektedir.)</p>
<p><strong>ÇANAKKALE’NİN YAŞLI DOSTU KENT OLMA DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ</strong></p>
<p>Çanakkale Türkiye’de yaşlılar için en yaşanılabilir kentlerden birisi olmakla birlikte yaşlı nüfusun da en yoğun olduğu illerden birisidir. Ancak yaşlı nüfusun bu kadar yoğun olduğu bir il olarak yaşlı dostu kente yönelik belirlenmiş bir takım kriterlerde eksik olduğu görülmektedir. Alt başlıklar halinde verilecek olan birkaç kriter ile Çanakkale’nin yaşlı dostu kente yönelik sorunları tespit edilmiştir.</p>
<p><strong>1) Kamusal Alanların Temizliği</strong></p>
<p>Bu kriterlerin en önemlilerinden birisi kamusal alanların temiz olmasıdır. Sağlık açısından tüm bireyleri ilgilendiren oldukça önemli bir kriterdir. Çanakkale kamusal alanın yer yer temiz olduğu görülürken yer yer son derece rahatsızlık verici olduğu gözlemlenmiştir. Örneğin yaz aylarında yeni kordonun kıyı kesiminin olduğu gibi çöple dolu olması yaşlılar ve genel olarak tüm bireyler için rahatsızlık verici bir durumdur. Bunun dışında belirli zamanlarda iskele tarafından, denizden gelen yoğun koku son derece rahatsızlık verici olabilmektedir. Yine Sarıçay ve çevresinin de bakımsız ve temiz olmadığı gözlemlenmiştir. Özellikle,  Fevzi Paşa mahallesindeki çarpık kentleşme ve bunun da beraberinde getirdiği çevresel sorunlar yaşlıların sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Yine Kepez Belediyesi sınırları içinde bulunan Dardanel balık tesisinden çıkan yoğun koku bazen merkeze yakın yerleri bile sarabilmektedir.  Şehrin içerisinde bulunan bu tesisin yarattığı yoğun koku insanda bedensel sağlık açısından olmasa bile ruhsal sağlık açısından kötü bir etki bırakabilmektedir.</p>
<p><strong>2) Ulaşımın Güvenilirliği</strong></p>
<p>Bir diğer önemli kriter ulaşımın güvenilir olmasıdır. Çanakkale’de şehir içi ulaşım başlı başınca bir sorundur. Özellikle öğrencilerin ikamet ettiği kış ayları boyunca ulaşımda ciddi sıkıntılar olduğu, araç sayılarının az olduğu ve otobüslerin seyrek geçtiği gibi sorunlar dile getirilmiştir. Dolayısıyla otobüs sayısı yeterli sayıda olmadığı için birçok yaşlı ayakta yolculuk yapmak zorunda kalabilmekte ve bu durum onlar için tehlikeli olabilmektedir.</p>
<p><strong> </strong><strong>3) Konut Güvenliği</strong></p>
<p>Bir diğer kriter konutların güvenli olmasıdır. Baktığımız zaman Çanakkale Türkiye’nin önde gelen deprem bölgelerinden birisidir. Bu nedenle buradaki konutların depreme dayanıklı olarak inşa edilmesi gerekmektedir. Ancak bunun yeni yapılan binalarda dikkate alındığı, yaşlı bireylerin ise daha çok güvenliksiz eski yapılarda oturduğu gözlemlenmiştir. Bu da olası deprem durumunda hayati bir tehlike oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra Çanakkale’deki konut kiraları oldukça yüksektir. Kirada oturan ve ekonomik gücü az olan yaşlı bireyler için bu dezavantajlı bir durumdur.</p>
<p><strong>4) Sağlık ve Sosyal Hizmetler</strong></p>
<p>Önemli olan bir diğer kriter ise sağlık ve sosyal hizmetler alanındadır. Çanakkale yaşlı bireylerin sosyalleşmesi açısından son derece örnek bir kenttir. Ancak Çanakkale’de sosyalleşmeye ihtiyacı olan yaşlı bireyler kadar bakıma muhtaç olan yaşlı bireylerde vardır. Ancak Çanakkale Belediyesi’nin yaşlılara yönelik olarak uyguladığı evde bakım hizmetleri veya sağlık hizmetleri bulunmamaktadır. Buradan hareketle yaşlı bireylerin bir bütünlük içerisinde değerlendirilmediğini, sadece sosyalleşmelerine yönelik uygulamalar geliştirdiğini söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>ÇANAKKALE’DE YAŞLILAR İÇİN OLMASI GEREKENLER</strong></p>
<p>Çanakkale’de yaşlılara yönelik olarak uygulanmış en güzel ve örnek proje Altın Yıllar Yaşam Merkezi’dir. Ancak bu merkez yaşlıların sadece sosyalleşmesine olanak veren bir merkezdir.  Çanakkale’de sosyalleşmenin dışında barınma, temizlik ve evde bakım hizmetleri gibi hizmetlere ihtiyacı olan maddi durumu yetersiz ya da engelli olan yaşlı bireylerde bulunmaktadır. Çanakkale Belediyesi bu dezavantajlı yaşlı bireyleri hayata bağlamak, daha mutlu bir yaşam sürmelerine yardımcı olmak için bir takım projeler geliştirmelidir.  Örneğin; evsiz ve yardıma muhtaç olan yaşlı bireylere yönelik “Yaşlı Barınma Evleri” açılabilir. Bu, huzurevleri dışında ve ücretsiz bir uygulama olmalıdır. Eğer belediyenin tek başına gücü yetmiyorsa en azından kuruluş aşamasında yönetişim çerçevesinde yürütülecek olan bir plan çizilebilir. Bu örneğin dışındaki öneriler şu şekildedir.</p>
<ul>
<li>Şehir içi ulaşımda sadece 65 yaş ve üzeri olan yaşlı bireylerin yararlanabileceği otobüsler temin edilebilir. Böylece şehir içerisinde daha güvenli olarak yolculuk yapmaları sağlanmış olacaktır.</li>
<li>Yaşlılara yönelik olarak güvenli konut projeleri geliştirilebilir. Dünyada bunun örnekleri bulunmaktadır. Genelde bu konutlar en fazla üç katlı olmakta ve engelli yaşlılarda dikkate alınarak inşa edilmekte, oluşabilecek riskler göz önüne alınarak dizayn edilmektedir.</li>
<li>Belediye’nin içerisinde yaşlıların sorunlarına eğilen ve devamlılığı olan Yaşlı Meclisleri bulunabilir. Kentte yaşayan yaşlılar bu meclisler aracılığı ile dilek ve şikâyetlerini kısa sürede iletebilir.</li>
<li>Yaşlılar için temiz ve güvenilir bir çevre oldukça önemlidir. Buna yönelik olarak belediye çevre temizliği ve düzeni faaliyetlerini arttırabilir. Örneğin Sarı Çay temizlenip, çevresi düzenlenip oturma elemanları arttırılabilir. Dinlenme mekânları kurulabilir.</li>
<li>Maddi durumu yetersiz hasta ve dezavantajlı yaşlılara yönelik olarak evde bakım hizmetleri geliştirilip, sistemleştirilebilir.</li>
<li>Kentte konut kiralarının yüksek olması nedeniyle kirada oturan yaşlılarımıza yönelik düşük maliyetli konutlar sağlanabilir.</li>
<li>Yaşlıların sorunlarını dinleyen, onların sorunlarına çözüm bulmaya çalışan bir müşteri hizmetleri ağı kurulabilir.</li>
</ul>
<p>Kısacası Çanakkale Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği denetim listesindeki, sosyal katılım, toplumsal yaşama dahil olma, vatandaşlık görevini yerine getirme, bilgi edinme ve iletişim aşlıklarındaki bir çok kriteri sağlamakla birlikte, dış mekanlar ve binalar,  ulaşım, konut, toplum desteği ve sağlık hizmetleri başlıklarındaki bir çok kriteri ne yazık ki sağlayamamaktadır. Çanakkale gerçekten yaşlı dostu bir kent olmak istiyorsa eksik kaldığı noktaları gidermelidir. Bunun için belediye önce düzenli toplum yapısını öngören toplumun hiçbir kesimini göz ardı etmeyen, tüm kesimleri ayrı ayrı kapsayan bir plan çıkartmalı bu doğrultuda projeler geliştirmelidir.</p>
<p><strong>Sonuç </strong></p>
<p>Yaşlı dostu kent, ömrün uzaması buna bağlı olarak yaşlı nüfus sayısında artış göstermesi ile birlikte günümüz dünyasında ve ülkemizde önemli bir kavram haline gelmeye başlamıştır.  Buna yönelik olarak ülkeler, kentler hatta belediyeler yaşlı dostu kentlere yönelik uygulamalar geliştirmişlerdir. Genel olarak yaşlı dostu kent olma kriterlerine bakıldığında, belirlenen kriterlerin sadece yaşlılara değil düzenli ve sistemli bir toplum yapısına vurgu yapması nedeniyle tüm yaştaki insanlara fayda sağlayacağı söylenebilir. Örneğin; temiz ve düzenli bir çevre bütün insanların yaşam kalitesini arttıracaktır. Bunun yanı sıra hava ve su kalitesini arttırmak gelişme çağındaki çocukları koruyacak, çevre kaygısı olan insanları memnun edecektir. Engelli yaşlılara yönelik yapılan düzenlemelerden engelli vatandaşlarda faydalanabilecektir. Bu bağlamda araştırma konusu olan Çanakkale Belediyesi’nin kısmen düzenli bir çevre yapısına sahip olduğu, şehir içi ulaşımın sadece yaşlılar için değil, genel olarak tüm kesimler için önemli bir sorun olduğu, Belediye’nin sadece yaşlıların sosyal yönüne ağırlık veren uygulamalarının olduğunu göz önüne aldığımız zaman Çanakkale yaşlı dostu uygulamalara sahip olmakla birlikte tam anlamıyla bir yaşlı dostu kent değildir. Ancak var olan sorunları gidermesi halinde tam anlamıyla yaşanılabilir bir yaşlı dostu kent olabileceği söylenebilir.</p>
<p>KAYNAKÇA</p>
<p>1. BAKAR Coşkun, ULUOCAK Şeref, ASLAN Cumhur, GÖKULU Gökhan, BİLİR Olgun (2013), Çanakkale Yaşlı Atlası, Çanakkale: Çanakkale Olay Gazetesi</p>
<p>2. ERSOY Mehmet, ERGEN Yaşar Bahri, DEDE Okan Murat (2011), Yaşlı Dostu Kent Amasya Projesi, s.19</p>
<p>3. ERSOY Mehmet, ERGEN Yaşar Bahri, DEDE Okan Murat (2011), Yaşlı Dostu Kent Amasya Projesi, s.20</p>
<p>4. CANER Özgür Can,  GÖZÜN Gökhan, HİLWAH Asem, GÖKÇEK Mehmet (2013), Yaşlı  Dostu Şehirler: Kavramsal Çerçeve ve Örneklerle Değerlendirmeler, Ankara: Güneş Tıp Kitabevleri, s.9</p>
<p>5. KENİŞ Müge (2013), Yaşlı Dostu Kentler, T.C. Mersin Üniversitesi, Mimarlık Bölümü, Mersin, s.5</p>
<p>6.<a href="http://www.ebelediye.info/haberler/kadikoy-belediyesi-uluslararasi-yasli-dostu-kentler-ve-topluluklar-agi-na-uye-oldu">http://www.ebelediye.info/haberler/kadikoy-belediyesi-uluslararasi-yasli-dostu-kentler-ve-topluluklar-agi-na-uye-oldu</a>  (7.11.2017)</p>
<p>7. (http://www.who.int/ageing/publications/Age_friendly_cities_checklist.pdf) (13.11.2017)</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/yasli-dostu-kent-canakkale-analizi.html">Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Marka Kent Örneği: Antalya</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/marka-kent-ornegi-antalya.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Kavacık]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jan 2018 17:38:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=3326</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu çalışmada marka kent unsuruna değinilerek, bu süreçte dikkat çeken bir il olan Antalya örneğine yer verilecektir. Kentlerin markalaşma sürecine bakmadan önce bu sürecin alt yapısını hazırlayan küreselleşme kavramına değinmekte yarar vardır. Küreselleşme kavramı esasen yeni bir olgu olarak izlenim uyandırsa da, yeni bir kavram değildir. Farklı coğrafyalarda yaşayan insan toplulukları arasındaki ilişkilerin tesis edildiği [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/marka-kent-ornegi-antalya.html">Bir Marka Kent Örneği: Antalya</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img title="antalya Bir Marka Kent Örneği: Antalya  "loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-3335" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/antalya.jpg" alt="antalya Bir Marka Kent Örneği: Antalya  " width="643" height="485" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/antalya.jpg 643w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/antalya-300x226.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 643px) 100vw, 643px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bu çalışmada marka kent unsuruna değinilerek, bu süreçte dikkat çeken bir il olan Antalya örneğine yer verilecektir.<br />
Kentlerin markalaşma sürecine bakmadan önce bu sürecin alt yapısını hazırlayan küreselleşme kavramına değinmekte yarar vardır. Küreselleşme kavramı esasen yeni bir olgu olarak izlenim uyandırsa da, yeni bir kavram değildir. Farklı coğrafyalarda yaşayan insan toplulukları arasındaki ilişkilerin tesis edildiği zamana kadar uzanmaktadır. 1980’li yıllardan itibaren kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ve teknolojideki gelişmeler sayesinde, etkisini arttırdığı ifade edilen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.<br />
Kaypak’ın küreselleşme tanımına baktığımızda; “ Küreselleşme, bu kavrama iyi bakanlar tarafından, insanların yaşan standartlarını yükseltmekte, gelir dağılımındaki eşitsizlikleri ve yoksulluğu azaltan, teknoloji ve bilginin yayılmasını sağlayan ve insan haklarının gelişmesini sağlayan bir kavramdır. Bu bakış açısının tam tersini düşünenler için ise, bu sürecin az gelişmiş ülkelerden çok gelişmiş ülkelere kaynak transferine sebep olduğunu, zenginin daha zengin, fakirin daha fakir kaldığını, kültürel ve siyasal müdahaleleri beraberinde getirdiğini ifade etmiştir.<br />
Kent yaşantısı da küreselleşme ile birlikte önemli değişiklikler yaşamaktadır. Zengin-yoksul arasındaki uçurumun derinleşmesi, toplumlar arasındaki farkların giderek azalması, tüketim kültürünün yaygınlaşması küreselleşmenin kentsel yaşam üzerindeki en belirgin etkileridir.<br />
Bu süreç bağlamında karşımıza marka kent kavramı çıkmaktadır. Marka kavramına baktığımızda; marka, pazarlama disiplinine ait bir kavramdır. Marka, bir ticari malı, herhangi bir nesneyi tanıtmaya, benzerinden ayırmaya yarayan özel isim ve işarettir (TDK, 2017).<br />
Markalaşma; bir ürünün, bir şeyin tanınma, isim yapma ve bilinme sürecidir. Markalaşma sürecinde hedeflenen şey; bilinmektedir.<br />
Bir kentin marka kent olabilmesi için, tercih edilen cazibe merkezi haline gelmesi gerekir. Cazibeyi arttırmak ise markalaşmadan geçmektedir. Öncelikle kendini dışa açmak, ülkedeki yatırımcıları, alıcıları ve turistleri kente çekebilmek gerekir (Kaypak, 2013:210-212). Buradan hareketle kentleri markalaştırma, asıl olarak gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasıdır.<br />
Şehir markası, bir şehrin sahip olduğu kültürel, tarihsel, doğal ve toplumsal özellikleriyle bütünleştirerek ve diğer şehirlerden ayırt etmek amacıyla kendine özgü bir işaretle yaşama geçirdiği bir ‘ Gelişim-Tanınma-İmaj ’ projesidir (Banger,2006).<br />
Küreselleşen dünyada rekabet edebilmek için şehirlerin farklılığının ön plana çıkartılması gerekir. Şehirler, rakiplerinden farklılaşıp özgün hale gelerek marka olurlar. Şehir markası sayesinde şehir sakinlerinin gelir düzeyleri ve yaşam kalitesi artmaktadır.<br />
Türkiye’de 1990’lı yılların sonlarından itibaren, özellikle dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu tarafından markalaşma sorununa çözüm getirilmesi dillendirilmeye başlanmıştır. Çoğunlukla, kentlerin markalaşması şeklinde ilk uygulama çalışmaları 2003 yılında başta İstanbul, Antalya ve Konya olmak üzere, Türkiye’de hemen her kent marka şehir olmak amacıyla bir yol izlemektedir.<br />
Antalya örneğimize baktığımız zaman, turizm sektöründe bir marka niteliği kazanmış olması dikkat çekmektedir. Antalya’nın sahip olduğu arkeolojik, kültürel ve doğal kaynakları bölgenin farklılaştırıcı gücünün daha iyi anlaşılmasına neden olmuştur. Bu süreç, 29 Ağustos 2007 tarihinde, Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Antalya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından Antalya kentinin marka çalışması yürütmek amacıyla bir protokol imzalamasıyla bu süreç başlamıştır. Antalya markalaşma yolunda Türkiye’nin ilk marka danışmanlık şirketi olan Brandassist ile birlikte bu projeyi yürütme kararı almıştır. 2007 yılında Antalya için imzalanan marka protokolü, Antalya’nın kentsel marka oluşum sürecini araştırmaya yöneltmiştir. Bu bölümde, araştırma kapsamında Avrupa Birliği 6. Çerçeve Projesi’nde de ifade edilen kent markasına destek olabilecek Konyaaltı Sahil Projesi (Beachpark), Antalya’ya bu sahil projesinin etkileri ve markalaşma temaları ele alınmıştır. Bu bilgiler doğrultusunda marka sürecine Konyaaltı sahilinin dahil edilmesindeki gerekçe, bölgenin seçkin yapısı, 4 kilometrelik bir kıyı şeridine sahip plajı ve bu plajın dünyada eşine az rastlanır şekilde 24 saat hizmet veren bir eğlence bölgesine dönüştürülmesidir (http://antalya.bel.tr).<br />
Marka kent olma sürecinde Konyaaltı sahilinden sonra dikkati EXPO (Dünya Sergileri ) çekmektedir. 22 Nisan 2016 tarihinde Antalya’da resmi törenle açılmıştır. Birçok ülkenin kendine ait özellikleri dikkate alınarak, botanik bahçeler hazırlanmış, ülkelerin kültürlerine ait birçok yapıyı içinde barındırmıştır. 121 metrekarelik alana yayılan Dünya Sergileri Fuarı (EXPO), yurtdışından turist çeken, ekonomik ve kültürel anlamda Antalya’nın uluslararası bağlamda dikkat çekmesi açısından önemli olmuştur (http://expo2016.org.tr).</p>
<p style="text-align: justify;">KAYNAKLAR</p>
<p style="text-align: justify;">Banger, Gürcan (2006), “Marka Olmak” , <a href="http://www.gurcanbanger.com/">http://www.gurcanbanger.com/</a>, Erişim Tarihi: 25.12.2017.</p>
<p style="text-align: justify;">Erdem, Ayhan ve Işık, Metin (2015), Nasıl Marka Şehir Olunur? ; City Branding, Eğitim Yayınevi.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://antalya.bel.tr/">http://antalya.bel.tr/</a>  Erişim Tarihi: 26.12.2017.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://expo2016.org.tr/">http://expo2016.org.tr/</a>   Erişim Tarihi: 27.12.2017.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaypak, Şafak (2013), “Küreselleşme Surecinde Kentlerin Markalaşması ve Marka Kentler”, Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi 14 (1), 335-355.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk Dil Kurumu, <a href="http://tdk.gov.tr">http://tdk.gov.tr</a>,  Erişim Tarihi: 26.12.2017.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/marka-kent-ornegi-antalya.html">Bir Marka Kent Örneği: Antalya</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
