TR

Bütünleşik Afet Yönetimi Bağlamında Büyükşehir Belediyelerinin 2025-2029 Stratejik Planlarının Analizi

Afetlerin küresel ve yerel ölçekte artan yıkıcı etkileri, kentlerin bu tür krizlere karşı daha dirençli hâle getirilmesini ve yerel yönetimlerin afet yönetimi kapasitelerinin güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu gereksinimden hareketle kaleme alınan “Bütünleşik Afet Yönetimi Bağlamında Büyükşehir Belediyelerinin 2025-2029 Stratejik Planlarının Analizi” başlıklı çalışmada, Türkiye’de bulunan 30 büyükşehir belediyesinin kurumsal afet yönetimi yaklaşımları incelenmiştir. Araştırmanın teorik çerçevesi, afetlerin sadece oluştuktan sonraki müdahale boyutuyla değil; zarar azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme evrelerini bir bütün olarak kapsayan bütünleşik afet yönetimi modeli üzerine inşa edilmiştir,. Söz konusu yaklaşımda, kriz yönetiminden ziyade proaktif risk yönetimine odaklanılmakta olup, büyükşehir belediyelerinin uzun vadeli kurumsal stratejilerinin bütünleşik afet yönetiminin hangi evrelerinde yoğunlaştığı sorgulanmıştır.

Araştırmanın metodolojisi bağlamında, nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tekniği kullanılmış ve çalışma betimsel bir araştırma deseni üzerinden kurgulanmıştır. Nitel veri seti olarak belirlenen 30 büyükşehir belediyesinin 2025-2029 dönemi stratejik planları, MAXQDA 2018.2 veri analizi programı aracılığıyla derinlemesine incelenmiştir. Bu kapsamda stratejik planlarda yer alan GZFT (güçlü yönler, zayıf yönler, fırsatlar ve tehditler) analizleri, misyon, vizyon, temel değerler ve performans hedeflerinin yer aldığı hedef kartları ayrıntılı bir biçimde taranmıştır. Afet yönetimiyle ilişkili kavramlar tespit edilerek bütünleşik afet yönetiminin dört temel evresi ekseninde kodlanmış; böylece belediyelerin stratejik öncelikleri, risk algıları ve kurumsal kapasite düzeyleri nesnel bir şekilde ortaya konulmuştur.

Uygulanan içerik analizi neticesinde elde edilen bulgular, yerel yönetimlerin afet yönetimi pratiklerine ve stratejik planlama kapasitelerine dair önemli sorun alanlarını gün yüzüne çıkarmıştır. Stratejik planlardaki GZFT analizleri incelendiğinde, büyükşehir belediyelerinin bütünleşik afet yönetiminin daha çok “müdahale” aşamasına yoğunlaştığı; üretilen stratejilerin ağırlıklı olarak bina, araç, ekipman ve personel maksimizasyonuna dayandırıldığı tespit edilmiştir. Önleyici bir anlayışı temsil eden zarar azaltma evresinden ziyade, müdahale odaklı geleneksel kriz yönetimi anlayışının hâlen belediyelerde hâkim paradigma olduğu gözlemlenmiştir. Bunun yanı sıra, GZFT analizlerinin oluşturulma sürecinde “kopyala-yapıştır” yöntemiyle nesnellikten ve özgünlükten uzaklaşıldığı, güçlü yönler ile fırsatların veya zayıf yönler ile tehditlerin birbirine karıştırıldığı saptanmıştır. Ayrıca, belediyelerin afet algılarının tüm afet türlerini kapsayıcı bir nitelik taşımaktan ziyade, büyük ölçüde sadece deprem ve orman yangınları ile sınırlandırıldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Kurumsal kapasite ve mali kaynak tahsisi boyutunda gerçekleştirilen incelemelerde ise, afet yönetimine ayrılan finansal kaynakların oldukça yetersiz olduğu belirlenmiştir. Belediyelerin 2025-2029 dönemi için öngördükleri toplam stratejik plan bütçesinin yalnızca %4,77’lik kısmının afet yönetimiyle ilişkili hedeflere tahsis edildiği hesaplanmıştır. Performans göstergeleri ve hedef riskleri üzerinden yapılan değerlendirmelerde; kurumlararası koordinasyon sorunları, siyasi çekişmelerin karar alma mekanizmalarında yarattığı aksaklıklar, veri paylaşımındaki isteksizlikler ve mevzuattan kaynaklanan boşluklar, afet yönetimini sekteye uğratan temel engeller olarak raporlanmıştır. Tüm bu bulgulara ek olarak, sahada nitelikli teknik personele yoğun bir şekilde ihtiyaç duyulduğu ve ilgili mevzuat düzenlemelerinin üzerinden zaman geçmesine karşın kimi büyükşehir belediyelerinde Afet İşleri Dairesi Başkanlıklarının henüz kurulamadığı veya teşkilat yapısına tam anlamıyla dâhil edilemediği belgelenmiştir.

Sonuç itibarıyla, büyükşehir belediyelerinin afet yönetimi alanında daha kapsayıcı, önleyici ve bütüncül stratejiler kurgulamasına ihtiyaç duyulduğu, bu doğrultuda kurumsal ve finansal kapasitelerin ivedilikle artırılması gerektiği değerlendirilmiştir. Bütünleşik afet yönetimi felsefesinin yerel yönetimlerce tam anlamıyla içselleştirilmesinin, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin ve yasal altyapının kentsel gereksinimlere uygun hâle getirilmesinin, afetlere karşı dirençli şehirlerin inşasında kritik bir aşama olduğu vurgulanmıştır.

Gerçekleştirilen bu akademik çalışmanın teorik arka planına, kapsamlı analiz adımlarına ve spesifik kurumsal bulgularına daha detaylı bir biçimde erişim sağlamak amacıyla aşağıda paylaşılan tam metin dosyası incelenebilir.


Bu yazıda tanıtılan makaleye buraya tıklayarak erişebilirsiniz.

] }

AKADEMİK KAYNAK
 

 TR