﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uluslararası İlişkiler | Akademik Kaynak</title>
	<atom:link href="https://www.akademikkaynak.com/sosyalbilimler/uluslararasi-iliskiler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<description>Akademik Düşünce Enstitüsü yayın organı akademikkaynak.com - bilimin ışığıyla.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Jan 2026 20:25:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/cropped-akademikkaynak-fovicon-32x32.png</url>
	<title>Uluslararası İlişkiler | Akademik Kaynak</title>
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türk Devletleri Teşkilatı Ülkelerinde Siyasal Katılım, Düşünce ve İfade Hürriyeti Üzerine Bir Değerlendirme</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/turk-devletleri-teskilati-ulkelerinde-siyasal-katilim-dusunce-ve-ifade-hurriyeti-uzerine-bir-degerlendirme.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/turk-devletleri-teskilati-ulkelerinde-siyasal-katilim-dusunce-ve-ifade-hurriyeti-uzerine-bir-degerlendirme.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Aksu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 20:25:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13508</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temelleri 3 Ekim 2009’da Nahçıvan Anlaşması’nın imzalanmasıyla atılan ve “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi” adıyla faaliyet gösteren Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), 2021 yılında İstanbul Bildirgesi’nin ardından adını resmen “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştirmiştir. Amacı Türk dili konuşan ülkeler arasında kapsamlı iş birliğini geliştirmek olan bu uluslararası örgütün üye ülkeleri Türkiye, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turk-devletleri-teskilati-ulkelerinde-siyasal-katilim-dusunce-ve-ifade-hurriyeti-uzerine-bir-degerlendirme.html">Türk Devletleri Teşkilatı Ülkelerinde Siyasal Katılım, Düşünce ve İfade Hürriyeti Üzerine Bir Değerlendirme</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Temelleri 3 Ekim 2009’da Nahçıvan Anlaşması’nın imzalanmasıyla atılan ve “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi” adıyla faaliyet gösteren Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), 2021 yılında İstanbul Bildirgesi’nin ardından adını resmen “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştirmiştir. Amacı Türk dili konuşan ülkeler arasında kapsamlı iş birliğini geliştirmek olan bu uluslararası örgütün üye ülkeleri Türkiye, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Azerbaycan’dır. Örgüte gözlemci olarak Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti katılmıştır. Genel Sekreterliği İstanbul’da bulunan örgütün başkanlığını hâlihazırda Kırgızistan yürütmektedir. Bir davranış biçimi olarak siyasal katılım, seçmenlerin gönüllü faaliyetleri aracılığıyla hükümetin ve politikalarının uygulama sürecini destekleyen siyasal sistemin iradesi olarak açıklanabilir. Dolayısıyla, tüm vatandaşların ve seçmenlerin yararlandığı düşünce ve ifade özgürlüğü kavramları, kişinin düşünce ve görüşlerini çeşitli yollarla ifade etme ve yayma özgürlüğünü, yasalarca güvence altına alınmıştır. Bu çalışmada, Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) üye ülkelerde siyasal katılım, ifade özgürlüğü ve düşünce özgürlüğü temaları, üye ülkeler merceğinden ve örgütün kurumsal kimliği bağlamında incelenecektir. Bu çalışma, tarihsel ve betimsel yöntemlere dayanan nitel bir araştırma örneği olup, belge analizi ile desteklenmiş bir değerlendirme kullanılacaktır.</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2026%2F01%2F5.-makale-aksu-fatsa-bakan-61-76.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Türk Devletleri Teşkilatı Ülkelerinde Siyasal Katılım, Düşünce ve İfade Hürriyeti Üzerine Bir Değerlendirme  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Türk Devletleri Teşkilatı Ülkelerinde Siyasal Katılım, Düşünce ve İfade Hürriyeti Üzerine Bir Değerlendirme  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Türk Devletleri Teşkilatı Ülkelerinde Siyasal Katılım, Düşünce ve İfade Hürriyeti Üzerine Bir Değerlendirme  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Türk Devletleri Teşkilatı Ülkelerinde Siyasal Katılım, Düşünce ve İfade Hürriyeti Üzerine Bir Değerlendirme  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Türk Devletleri Teşkilatı Ülkelerinde Siyasal Katılım, Düşünce ve İfade Hürriyeti Üzerine Bir Değerlendirme  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Türk Devletleri Teşkilatı Ülkelerinde Siyasal Katılım, Düşünce ve İfade Hürriyeti Üzerine Bir Değerlendirme  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2026/01/5.-makale-aksu-fatsa-bakan-61-76.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Türk Devletleri Teşkilatı Ülkelerinde Siyasal Katılım, Düşünce ve İfade Hürriyeti Üzerine Bir Değerlendirme  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Türk Devletleri Teşkilatı Ülkelerinde Siyasal Katılım, Düşünce ve İfade Hürriyeti Üzerine Bir Değerlendirme  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turk-devletleri-teskilati-ulkelerinde-siyasal-katilim-dusunce-ve-ifade-hurriyeti-uzerine-bir-degerlendirme.html">Türk Devletleri Teşkilatı Ülkelerinde Siyasal Katılım, Düşünce ve İfade Hürriyeti Üzerine Bir Değerlendirme</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/turk-devletleri-teskilati-ulkelerinde-siyasal-katilim-dusunce-ve-ifade-hurriyeti-uzerine-bir-degerlendirme.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Etnosiyonizm: İsrail’in Etnik Siyonist Politikaları Üzerine Bir Değerlendirme</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/etnosiyonizm-israilin-etnik-siyonist-politikalari-uzerine-bir-degerlendirme.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/etnosiyonizm-israilin-etnik-siyonist-politikalari-uzerine-bir-degerlendirme.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nazım Fatsa]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 15:23:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Etnosiyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13425</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu makalede İsrail’in siyasal rejimi ve uygulamaları siyaset bilimi içerisinde yeni bir kavram olan etnosiyonizm ve yayılmacı milliyetçilik açısından incelenmektedir. Siyaset bilimi literatüründe genellikle liberal demokrasi örneği bağlamında incelenen İsrail siyasal rejimi, bu çalışmada etnik, köktenci ve ırk özelliklerine dayalı kimlik ve Siyonist fikir akımı çerçevesinde ele alınmaktadır. Çalışmada yayılmacı İsrail milliyetçiliğinin yalnızca toprak egemenliğine [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/etnosiyonizm-israilin-etnik-siyonist-politikalari-uzerine-bir-degerlendirme.html">Etnosiyonizm: İsrail’in Etnik Siyonist Politikaları Üzerine Bir Değerlendirme</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu makalede İsrail’in siyasal rejimi ve uygulamaları siyaset bilimi içerisinde yeni bir kavram olan etnosiyonizm ve yayılmacı milliyetçilik açısından incelenmektedir. Siyaset bilimi literatüründe genellikle liberal demokrasi örneği bağlamında incelenen İsrail siyasal rejimi, bu çalışmada etnik, köktenci ve ırk özelliklerine dayalı kimlik ve Siyonist fikir akımı çerçevesinde ele alınmaktadır. Çalışmada yayılmacı İsrail milliyetçiliğinin yalnızca toprak egemenliğine dair bir fikir olduğu değil, aynı zamanda Siyonist akımla bütünleşmiş etnik bağlamlı bir ideolojik formasyon olduğu savunulmaktadır. Bu bağlamda Yahudi etnisitesinin ortak ırksal, zümresel, dinsel, dilsel ve kültürel kimliği açısından Arap/Filistinli nüfusa dair ikincil ve dışlayıcı rejimi 1950 yılında hazırlanan Geri Dönüş Yasası sonrasından itibaren analiz edilmektedir. Çalışma İsrail rejiminin demokratik söylemi ve etnik tahakkümü arasındaki gerilimli ilişkiyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Etnosiyonizm kavramı literatürde daha önce başka çalışmalarda kullanılmamış olup, çalışma Etnosiyonizm kavramını derinleştirir ve İsrail kapsamında yeniden yorumlar. Bu bağlamda kurumsal DNA’sına yerleşmiş bir ideolojik yönelim olarak ele alınan bu yeni kavram, “ulus-devlet mi yoksa etno-devlet mi?” sorusuna teorik bir yaklaşım sunmaktadır. Çalışmada tarihsel ve betimsel araştırma türü uygulanarak, belgeye dayalı analiz yapılacak olup, bu yöntem doğrultusunda öncelikle “etnisite, siyonizm” kavramlarından kısaca bahsedildikten sonra İsrail siyasal rejimi ve rejimin uygulamaları üzerinden inceleme yapılacaktır. Bu inceleme 1950 yılı ve sonrasındaki hukuki metinler ve literatür üzerinden yapılmaktadır.<br />
Anahtar Kelimeler: Etnosiyonizm, Etnosiyonist, Siyonizm, İsrail<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;width: 100%;height: 100%;border: none;min-height: 500px;" data-pdf-src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/11/Etnosiyonizm_-_srail_in-Etnik-Siyonist-Politikalar_-_zerine-Bir-De_erlendirme-1.pdf" data-viewer="browser"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2025%2F11%2FEtnosiyonizm_-_srail_in-Etnik-Siyonist-Politikalar_-_zerine-Bir-De_erlendirme-1.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;min-height: 500px;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Etnosiyonizm: İsrail’in Etnik Siyonist Politikaları Üzerine Bir Değerlendirme  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Etnosiyonizm: İsrail’in Etnik Siyonist Politikaları Üzerine Bir Değerlendirme  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Etnosiyonizm: İsrail’in Etnik Siyonist Politikaları Üzerine Bir Değerlendirme  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Etnosiyonizm: İsrail’in Etnik Siyonist Politikaları Üzerine Bir Değerlendirme  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Etnosiyonizm: İsrail’in Etnik Siyonist Politikaları Üzerine Bir Değerlendirme  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Etnosiyonizm: İsrail’in Etnik Siyonist Politikaları Üzerine Bir Değerlendirme  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="#" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Etnosiyonizm: İsrail’in Etnik Siyonist Politikaları Üzerine Bir Değerlendirme  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Etnosiyonizm: İsrail’in Etnik Siyonist Politikaları Üzerine Bir Değerlendirme  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/etnosiyonizm-israilin-etnik-siyonist-politikalari-uzerine-bir-degerlendirme.html">Etnosiyonizm: İsrail’in Etnik Siyonist Politikaları Üzerine Bir Değerlendirme</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/etnosiyonizm-israilin-etnik-siyonist-politikalari-uzerine-bir-degerlendirme.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/soguk-savas-sonrasi-natonun-orta-dogu-politikasi-ve-bolgeye-olan-etkisi.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/soguk-savas-sonrasi-natonun-orta-dogu-politikasi-ve-bolgeye-olan-etkisi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Cihan GÜNYEL]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2025 22:34:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13385</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk Savaş sonrası önceliğini Avrupa kıtasına veren NATO, eski Doğu Bloku ve Varşova Paktı üyesi ülkelerin Batıyla uyumlu bir hale getirilmesi ve NATO üyesi olmalarını hedeflemiştir. Bu amaçla da Avrupa kıtasının bölünmüşlüğünün ortadan kaldırılması ve NATO bünyesinde Avrupa güvenlik mimarisinin sağlanması hedeflenmiştir. Önceliğini Avrupa güvenliği üzerine veren NATO’nun, Orta Doğu’yla ilgili yaklaşım ve politika üretimi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/soguk-savas-sonrasi-natonun-orta-dogu-politikasi-ve-bolgeye-olan-etkisi.html">Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Soğuk Savaş sonrası önceliğini Avrupa kıtasına veren NATO, eski Doğu Bloku ve Varşova Paktı üyesi ülkelerin Batıyla uyumlu bir hale getirilmesi ve NATO üyesi olmalarını hedeflemiştir. Bu amaçla da Avrupa kıtasının bölünmüşlüğünün ortadan kaldırılması ve NATO bünyesinde Avrupa güvenlik mimarisinin sağlanması hedeflenmiştir. Önceliğini Avrupa güvenliği üzerine veren NATO’nun, Orta Doğu’yla ilgili yaklaşım ve politika üretimi geri planda kalmıştır. 1990’lı yılların ortasından başlayarak programlar ve diyalog süreçleriyle NATO, Orta Doğu devletleriyle ilişkilerini geliştirici politik girişimlerde bulunmuştur. Orta Doğu bölgesinde istikrarın sağlanması ve NATO’nun bölge ülkelerinde yanlış izleniminin ortadan kaldırılması hedeflenmiştir. 2000’li yıllarda NATO, bölge ülkeleri ile ilişkilerini daha kapsamlı hale getirmeye çabalamıştır. 2001’de Afganistan ve 2012 yılında Libya’ya alan dışı harekatlarda bulunan NATO, Somali’de korsancılıkla mücadele etmiş, 2003 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak müdahalesi sonrası, Irak’ın yeniden inşa sürecinde Irak ordusuna eğitim faaliyetleri vermeye başlamıştır. Orta Doğu’nun NATO’nun Avrupa kanadına yakın bir bölge olması ve Avrupa güvenlik mimarisine olan etkisi nedeniyle NATO, Orta Doğu’yu önemli bir bölge konumunda görmektedir. Ayrıca Rusya Federasyonu ve Çin’in son dönemlerdeki Orta Doğu politikaları NATO’nun dikkatini çekmektedir. Bu durum da bölgede NATO-Rusya Federasyonu ve Çin arasında ileriki dönemlerde büyük bir politik rekabet yaşanabileceği sinyallerini vermektedir.</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2025%2F10%2FSoguk-Savas-Sonrasi-NATOnun-Orta-Dogu-Politikasi-ve-Bolgeye-Olan-Etkisi.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/10/Soguk-Savas-Sonrasi-NATOnun-Orta-Dogu-Politikasi-ve-Bolgeye-Olan-Etkisi.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/soguk-savas-sonrasi-natonun-orta-dogu-politikasi-ve-bolgeye-olan-etkisi.html">Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/soguk-savas-sonrasi-natonun-orta-dogu-politikasi-ve-bolgeye-olan-etkisi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/postyapisalcilik-kuraminin-oteki-kimlik-yaklasimi-baglaminda-soguk-savas-sonrasi-nato-rusya-federasyonu-iliskilerinin-analizi.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/postyapisalcilik-kuraminin-oteki-kimlik-yaklasimi-baglaminda-soguk-savas-sonrasi-nato-rusya-federasyonu-iliskilerinin-analizi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Cihan GÜNYEL]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2025 22:23:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uluslararası Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13379</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk Savaş’ın bitmesi ile uluslararası sistemde ani ve derin bir değişim süreci yaşanmıştır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Doğu Bloğu dağılmış, iki kutuplu sistem sona ermiş ve Batı Bloğu bu mücadeleden galip ayrılmıştır. NATO’nun Soğuk Savaş Dönemi’nde Batı Bloğunun savunma örgütü olarak bu dönemde önemli bir işlevi olmuştur. Caydırıcı bir savunma örgütü olması yanında Batı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/postyapisalcilik-kuraminin-oteki-kimlik-yaklasimi-baglaminda-soguk-savas-sonrasi-nato-rusya-federasyonu-iliskilerinin-analizi.html">Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Soğuk Savaş’ın bitmesi ile uluslararası sistemde ani ve derin bir değişim süreci yaşanmıştır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Doğu Bloğu dağılmış, iki kutuplu sistem sona ermiş ve Batı Bloğu bu mücadeleden galip ayrılmıştır. NATO’nun Soğuk Savaş Dönemi’nde Batı Bloğunun savunma örgütü olarak bu dönemde önemli bir işlevi olmuştur. Caydırıcı bir savunma örgütü olması yanında Batı Bloğunun kolektif kimlik oluşturmasında NATO, temel bir görev üstlenmiştir. NATO, Soğuk Savaş sonrası Avrupa güvenlik mimarisi oluşturmanın yanında Batı kimliğinin genişlemesine odaklanmıştır. Rusya Federasyonu ilk olarak devletin inşasına odaklanmış, 2000’li yılların ortasından itibaren uluslararası sistemde tekrar başat bir aktör olmayı başarmıştır. NATO’nun Doğu Avrupa’ya genişlemesi ve Batı kimliği temelindeki yaklaşımı, Rusya tarafından tehdit olarak algılanmış, zamanla Ukrayna’nın NATO üyesi olabileceği yaklaşımı tarihsel kökleri bulunan Batıdan gelen tehdit algısı Rusya Federasyonu’nun düşünsel ve daha sonrasında eylemsel yaklaşımına dönüşmüştür. Yaşanan gelişmeler, günümüzde karşılıklı tehdit algısını oluşturmuştur. Her iki tarafta birbirini tehdit olarak algılamakta, postyapısalcılığın öteki kimlik yaklaşımı çerçevesinde hareket eden aktör görünümüne sahip olmuşlardır.</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2025%2F10%2F10.58884-akademik-hassasiyetler.1515310-4066721.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/10/10.58884-akademik-hassasiyetler.1515310-4066721.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/postyapisalcilik-kuraminin-oteki-kimlik-yaklasimi-baglaminda-soguk-savas-sonrasi-nato-rusya-federasyonu-iliskilerinin-analizi.html">Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/postyapisalcilik-kuraminin-oteki-kimlik-yaklasimi-baglaminda-soguk-savas-sonrasi-nato-rusya-federasyonu-iliskilerinin-analizi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mısır’da İngiliz İşgali: Osmanlı’nın Diplomasi Savaşı (1882-1887)</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/misirda-ingiliz-isgali-osmanlinin-diplomasi-savasi-1882-1887.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/misirda-ingiliz-isgali-osmanlinin-diplomasi-savasi-1882-1887.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Süleyman KIZILTOPRAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 20:06:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13296</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’nin önemli toprak parçalarından olan Mısır’ın 1882 yılında İngiltere tarafından işgal edilmesi, XIX. yüzyılın son çeyreğini konu alan Osmanlı tarihinin başta gelen sorunlarından biridir. Bu sorun, İngiltere’nin, 1878 Berlin Kongresi’nden sonra, Yakındoğu politikalarında açık bir şekilde değişiklik yaptığının da göstergesidir. Bu durum, modern Mısır tarihi başta olmak üzere, Afrika’nın sömürgeleştirilmesi ve İngiltere’nin sömürge politikaları [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/misirda-ingiliz-isgali-osmanlinin-diplomasi-savasi-1882-1887.html">Mısır’da İngiliz İşgali: Osmanlı’nın Diplomasi Savaşı (1882-1887)</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’nin önemli toprak parçalarından olan Mısır’ın 1882 yılında İngiltere tarafından işgal edilmesi, XIX. yüzyılın son çeyreğini konu alan Osmanlı tarihinin başta gelen sorunlarından biridir. Bu sorun, İngiltere’nin, 1878 Berlin Kongresi’nden sonra, Yakındoğu politikalarında açık bir şekilde değişiklik yaptığının da göstergesidir. Bu durum, modern Mısır tarihi başta olmak üzere, Afrika’nın sömürgeleştirilmesi ve İngiltere’nin sömürge politikaları açısından da bir dönüm noktasıdır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/09/isad026_tandogan-1.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong><span style="text-decoration: underline;">MAKALEYİ İNDİR</span></strong></a></p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2025%2F09%2Fisad026_tandogan-1.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Mısır’da İngiliz İşgali: Osmanlı’nın Diplomasi Savaşı (1882-1887)  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Mısır’da İngiliz İşgali: Osmanlı’nın Diplomasi Savaşı (1882-1887)  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Mısır’da İngiliz İşgali: Osmanlı’nın Diplomasi Savaşı (1882-1887)  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Mısır’da İngiliz İşgali: Osmanlı’nın Diplomasi Savaşı (1882-1887)  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Mısır’da İngiliz İşgali: Osmanlı’nın Diplomasi Savaşı (1882-1887)  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Mısır’da İngiliz İşgali: Osmanlı’nın Diplomasi Savaşı (1882-1887)  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/09/isad026_tandogan-1.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Mısır’da İngiliz İşgali: Osmanlı’nın Diplomasi Savaşı (1882-1887)  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Mısır’da İngiliz İşgali: Osmanlı’nın Diplomasi Savaşı (1882-1887)  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/misirda-ingiliz-isgali-osmanlinin-diplomasi-savasi-1882-1887.html">Mısır’da İngiliz İşgali: Osmanlı’nın Diplomasi Savaşı (1882-1887)</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/misirda-ingiliz-isgali-osmanlinin-diplomasi-savasi-1882-1887.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalet ve Kalkınma Partisi Döneminde Türkiye Suudi Arabistan İlişkileri (2002-2023)</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/ak-parti-doneminde-turkiye-suudi-arabistan-iliskileri-2002-2023.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/ak-parti-doneminde-turkiye-suudi-arabistan-iliskileri-2002-2023.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Aksu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Apr 2024 20:04:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Orta Doğu’da siyasi, ekonomik ve yüz ölçümü olarak en büyük olan ülkelerden biri Suudi Arabistan’dır. Suudi Arabistan Türkiye ilişkileri bölgesel ve uluslararası arena için önem teşkil etmektedir. 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (Ak Parti) iktidara gelmesiyle başta komşu ülkeler olmak üzere, sıfır sorun politikası güdülmüş ve proaktif bir dış politika izlenilmeye çalışılmıştır. Bölgedeki terör [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ak-parti-doneminde-turkiye-suudi-arabistan-iliskileri-2002-2023.html">Adalet ve Kalkınma Partisi Döneminde Türkiye Suudi Arabistan İlişkileri (2002-2023)</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Orta Doğu’da siyasi, ekonomik ve yüz ölçümü olarak en büyük olan ülkelerden biri Suudi Arabistan’dır. Suudi Arabistan Türkiye ilişkileri bölgesel ve uluslararası arena için önem teşkil etmektedir. 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (Ak Parti) iktidara gelmesiyle başta komşu ülkeler olmak üzere, sıfır sorun politikası güdülmüş ve proaktif bir dış politika izlenilmeye çalışılmıştır. Bölgedeki terör eylemleri sebebiyle öncelikli olarak terörle mücadele alanında masaya oturan iki ülke, Kral Faysal’ın ilk resmi ziyaretiyle ilişkilerini kuvvetlendirmişlerdir. Türkiye’nin bölgesel askeri gücü, Riyad yönetimine ekonomik, siyasal ve askeri alanda yapılacak iş birlikleri konusunda güven vermiştir. Fakat Türkiye’nin Mısır’da darbe ile devrilen seçilmiş lider Mursi hassasiyeti, iki ülke arasında Müslüman Kardeşler ekseninde görüş ayrılığı yaratmış, Riyad’ın Libya’da Hafter güçlerine verdiği destekle bu tutum devam etmiştir. Arap Baharı’nın başlamasının ardından iki ülke arasında uyumun gözlemlendiği diplomatik ilişkiler genel olarak olumlu yönde seyretmiştir. Ancak Ekim 2018’de Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul’daki başkonsolosluğunda öldürülmesi, ilişkileri kopma noktasına getirmiştir. Yaklaşık üç yıl süren olumsuz ilişkiler 2021 itibariyle yeniden düzelmeye başlamıştır. Bölgesel ve uluslararası arenada önemli güç olan iki ülkenin “kazan kazan” politikası ile “stratejik ortak”lıklarını devam ettirmesi birçok konuda kazanım elde etmelerine olanak tanıyacaktır. Bu çalışmada Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri kronolojik olarak incelenmektedir. Karşılıklı olarak ilişkilerin ele alındığı çalışmada iki ülke arasındaki olumlu ve olumsuz yaşanan değişim ve dönüşümlere yol açan koşullar irdelenmiştir. Belirtilen incelemler neticesinde iki ülkenin “kazan kazan” politikası ile hareket ederek ortak çıkarlarını muhafaza etmelerinin gerekliliği üzerinde durulmuş olup, Orta Doğu’nun iki önemli aktörü olan Türkiye ile Suudi Arabistan’ın ortak bir pakt oluşturmaları önerisi getirilmiştir. Ayrıca bu makale nitel bir araştırma örneği olup çalışmada tarihsel araştırma yöntemleri, betimsel araştırma metotları ve belgeye dayalı veri analizi yapılmıştır.</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2024%2F04%2FAdalet-ve-Kalkinma-Partisi-Doneminde-Turkiye-Suudi-Arabistan-Iliskileri-2002-2023.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Adalet ve Kalkınma Partisi Döneminde Türkiye Suudi Arabistan İlişkileri (2002-2023)  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Adalet ve Kalkınma Partisi Döneminde Türkiye Suudi Arabistan İlişkileri (2002-2023)  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Adalet ve Kalkınma Partisi Döneminde Türkiye Suudi Arabistan İlişkileri (2002-2023)  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Adalet ve Kalkınma Partisi Döneminde Türkiye Suudi Arabistan İlişkileri (2002-2023)  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Adalet ve Kalkınma Partisi Döneminde Türkiye Suudi Arabistan İlişkileri (2002-2023)  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Adalet ve Kalkınma Partisi Döneminde Türkiye Suudi Arabistan İlişkileri (2002-2023)  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2024/04/Adalet-ve-Kalkinma-Partisi-Doneminde-Turkiye-Suudi-Arabistan-Iliskileri-2002-2023.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Adalet ve Kalkınma Partisi Döneminde Türkiye Suudi Arabistan İlişkileri (2002-2023)  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Adalet ve Kalkınma Partisi Döneminde Türkiye Suudi Arabistan İlişkileri (2002-2023)  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ak-parti-doneminde-turkiye-suudi-arabistan-iliskileri-2002-2023.html">Adalet ve Kalkınma Partisi Döneminde Türkiye Suudi Arabistan İlişkileri (2002-2023)</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/ak-parti-doneminde-turkiye-suudi-arabistan-iliskileri-2002-2023.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lozan&#8217;dan Montrö&#8217;ye Boğazlar</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/lozandan-montroye-bogazlar.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Betül Ernas]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2021 18:58:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Boğazlar]]></category>
		<category><![CDATA[lozan anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Möntrö Boğazlar Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dış politikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=11921</guid>

					<description><![CDATA[<p> ÖZ 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması ile Boğazlar düşmandan temizlenmiş, İstanbul ve Boğazlar kurtarılmıştı. Ancak sözleşmede alınan kararlara bakıldığında boğazlardaki Türk egemenliği konusunda iki önemli nokta dikkat çekici nitelikteydi. Boğazlar askersiz hale getirilmiş, dolayısıyla Türkiye’nin Boğazlarda asker bulundurmaması durumu ortaya çıkmıştı. Bir diğer önemli nokta ise Boğazların yönetiminin, başkanlığını Türkiye’nin yapacağı bir komisyona bırakılmasıydı. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/lozandan-montroye-bogazlar.html">Lozan’dan Montrö’ye Boğazlar</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong> </strong><strong>ÖZ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması ile Boğazlar düşmandan temizlenmiş, İstanbul ve Boğazlar kurtarılmıştı. Ancak sözleşmede alınan kararlara bakıldığında boğazlardaki Türk egemenliği konusunda iki önemli nokta dikkat çekici nitelikteydi. Boğazlar askersiz hale getirilmiş, dolayısıyla Türkiye’nin Boğazlarda asker bulundurmaması durumu ortaya çıkmıştı. Bir diğer önemli nokta ise Boğazların yönetiminin, başkanlığını Türkiye’nin yapacağı bir komisyona bırakılmasıydı. Bir komisyonun varlığı, birden fazla devletin boğazların yönetiminde söz söyleme hakkına sahip olduğunu gösteriyordu. Boğazlar üzerinde Türkiye’nin egemenlik haklarını sınırlayan bu kararların alınması tarihsel süreçte Türkiye’yi Montrö Boğazlar Sözleşmesine giden yolda, boğazların egemenliğine ilişkin bazı girişimlerde bulunmasına sebep olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışmada, Lozan’dan Montrö’ye giden tarihsel süreçte boğazlarda tam egemenliğin sağlanması konusundaki girişimler, girişimlerin nasıl sonuçlandığı ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlarla ilgili hangi kararların alındığı konuları ele alınarak değerlendirilecektir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Anahtar Sözcükler:</strong> Lozan Antlaşması, Boğazlar, Montrö Boğazlar Sözleşmesi</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Lozan Antlaşması, Türkiye’nin Mondros ve Sevr ile elinden alınmak istenen topraklarını ve bu topraklar üzerindeki Türk ulusunun bağımsızlığını geri getiren antlaşmadır. Ulusal bağımsızlık mücadelesinden galip çıkan Türk Devleti işgalci devletlere Misak-ı Millîyi ve istiklalini kabul ettirmiş, bunu da Lozan’da tüm dünya devletlerine onaylatmıştı (Aybars, 2008: 354). Lozan Antlaşmasıyla, cumhuriyetin kurulmasından sonra Türkiye, Atatürk’ün “yurtta barış dünyada barış” ilkesine dayanan barışçı bir dış politika izlemiştir. Böyle bir politikanın uygulanması Türkiye’ye olumlu bir uluslararası durum sağlamıştır (Sander, 2013: 76). Türkiye ile Batılı Devletler arasında yaşanan olayların hesaplaşması niteliğindeki antlaşma siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel alanlardaki pek çok konuyu kapsayacak şekilde düzenlenmişti. Antlaşmada ele alınan konular içerisinde Boğazlar meselesi de yer almaktaydı. Boğazlar meselesi devletler hukukunda Boğazlara uygulanan kurallar itibariyle üç devreye ayrılıyordu. Devletçe kapalılık, mukaveleli kapalılık, sınırlı açıklık (Akşin, 1991: 277). Boğazlar üzerindeki mutlak egemenlik hakkının ilk kez sınırlandırılması 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile olmuş, 1841 Boğazlar Sözleşmesi ile de boğazlar tarihinde olumsuz bir gelişme yaşanmıştı. Yapılan sözleşmeye göre boğazlar Osmanlı egemenliğinden çıkmış, uluslararası bir statüye bağlanmıştı. Sevr Antlaşması ile de boğazlarla ilgili düzenlemenin boğazlar komisyonun tarafından yerine getirileceği kararı alınmıştı. Lozan Konferansı’nda Boğazlara ait üç farklı görüş ise şöyleydi:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Müttefik devletlerin görüşü: Boğazların hem ticaret hem harp gemileri için mutlak olarak açık olması, boğazların iki yakasının askerden sıyrılması ve uluslararası bir komisyonun bu işi idare ve kontrol etmesi,</li>
<li>Rusya’nın görüşü: Boğazların sadece ticaret gemilerine açık olması, Karadeniz’e kıyısı olan devletlere boğazların kapalı olması,</li>
<li>Türkiye’nin görüşü: Misak-ı Millînin 4. Maddesinde belirtildiği üzere Boğazların, İstanbul ve Marmara’nın güvenliği şartıyla dünya ticaretine ve milletlerarası ulaştırmaya açık bulundurulması (Akşin, 1991: 278).</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Görüşlere bakıldığında müttefik devletlerin görüşlerinin Türk ve Rus heyetlerinin görüşleriyle çatıştığını söyleyebiliriz. Dünyanın en büyük deniz devleti İngiltere için elbette boğazlar çok önemliydi. Rusya ise öteden beri İngiltere için boğazları tehdit eden bir düşman olarak görülmekteydi. İngiliz heyeti ile Türk heyeti arasındaki ilk çatışma usul konusu üzerine olmuştur. İngiliz heyetinin planına göre öncelikle Türk heyeti görüşlerini bildirecek daha sonra diğer heyetler görüşlerini açıklayacaklardı. Açıklanan Türk planına göre öncelik, müttefiklerin açıklamalarına verilmesi yönündeydi. Böyle bir yol izlenmesinin nedeni çok açıktı. Boğazlar Türk topraklarıydı ve bu durum Türk tarafının hakkı ve çıkarları gereğiydi.</p>
<p style="text-align: justify;">24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması’nın boğazlar konusu ile ilgili alınan kararlara göre, boğazların her iki kıyısı askersiz hale getirilecek, bir savaş tehlikesi veya Türkiye’nin herhangi bir savaşa girmesi halinde silahlandırılabilecek. Ayrıca Türkiye’nin tarafsız olduğu bir savaşta Karadeniz’e geçecek gemilere hem sayı hem de tonaj bakımından sınırlamalar getirilecekti (Turan, Safran, Hayta, Çakmak, Dönmez, Şahin, 2011: 170). Barış zamanında boğazlardan geçiş serbest olacaktı. Eğer Türkiye’nin tarafsız olduğu bir savaş durumu olursa geçişler yine serbest olacaktı. Türkiye savaşa girmiş ise tarafsız gemilere ve uçaklara, düşmana yardım etmemek koşulu ile geçiş serbestliği verilecekti (Yalçın, Akbıyık, Akbulut, Balcıoğlu, Köstüklü, Süslü, Turan, Eraslan, Tural, 2004: 385). Antlaşmanın boğazlar üzerindeki Türk egemenliğini zedeleyen en dikkat çekici maddesi ise, Boğazların Milletler Cemiyetinin denetimindeki bir komisyon tarafından idare edilecek olmasıydı. Kurulan komisyon her yıl boğazlardan geçecek savaş gemileriyle ilgili olarak da Milletler Cemiyetine bilgi verecekti. Önemli bir siyasal konu kapsamında yer alan boğazlar meselesi Lozan Antlaşması’nda şiddetli tartışmalara yol açmıştı. Dolayısıyla sorun geçici bir çözüme bağlanmıştı. Boğazların askersizleştirilmesi Türkiye için hiç doyurucu bir çözüm olmamıştı. Konu daha sonra İsviçre’deki Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde ele alınarak 1936 yılında çözüme kavuşturuldu. Bu sözleşme ile Türkiye boğazlara egemen oldu (Akşin, 2020: 137).</p>
<p><strong>Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne Giden Tarihsel Süreç</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Avrupa devletleri arasında başlayan siyasi gerginlikler Türkiye’nin boğazlar ile ilgili Lozan’da alınan kararları tekrar gündeme getirmesi konusunda önemli fırsatlar olarak değerlendirilmiştir. 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesine giden tarihsel süreçte antlaşmaya temel teşkil eden boğazların mevcut durumunu değiştirme isteği ilk olarak 24 Mart 1933 tarihli Silahların Azaltılması ve Silahsızlandırılması Konferansı’nda gündeme gelmiştir (Uçarol, 1985: 582). Ancak konferanstan istenilen sonuç elde edilememiştir. 23 Mayıs 1933 tarihli Milletler Cemiyeti Kurulu özel oturumunda da Türk tarafı Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin gözden geçirilmesi gerekliliğini dile getirmiş, ancak bu istek benimsenmemiştir. 1935 yılı Avrupa buhranının vahamete doğru gidişinin belirtileri ile doluydu. Almanya’nın Versay Antlaşması hükümlerine uymaması, 1919 antlaşmalarına rağmen silahlanma kararını alması (Akşin, 1991: 225), İtalya’nın Habeşistan’a saldırması ve 12 Adayı silahlandırması, Almanya’nın Ren Bölgesini işgali yani bölgeye asker çıkarması Lozan’ın boğazlar maddesini görüşmek üzere Türkiye’ye aradığı fırsatı vermesi konusunda yaşanan önemli gelişmelerdi. Türkiye Avrupa’nın bu karışık ortamından istifade etme yoluna giderek boğazlar sözleşmesinin tekrar ele alınması isteğini gündeme getirdi (Jivkova, 1978: 90) 1935 yılında konuyu ilk olarak Milletler Cemiyeti Konseyi’ne götüren Türkiye, daha sonra Milletler Cemiyeti Kurulu’na başvurdu. Avrupa’nın değişen dengelerini öne sürerek Lozan Antlaşması’nın boğazlar ile ilgili alınan kararlarının değiştirilmesini istedi. Avrupa’da olası bir savaş durumunun söz konusu olması ve izlenen barışçı dış politika Türkiye’nin işini kolaylaştıran ve onu güçlü kılan nedenlerdi. O tarihlerde Sovyetler Birliği ile dostluk ilişkileri içinde olan Türkiye imzaladığı Balkan Paktı ile de Balkan Devletleriyle ortak hareket eden bir devlet konumundaydı. Fransa’nın da Sovyet Rusya ile ilişkileri gayet iyiydi. İngiltere’de, İtalya’nın Akdeniz’deki yayılmacı politikasına karşı Türk yanlısı bir tavır sergilemek zorundaydı. Japonya ise Asya’daki yayılmacı politikası nedeniyle Avrupa’da olup bitenlere karşı gayet ilgisizdi. Türkiye böyle bir ortamda 11 Nisan 1936 tarihinde Lozan Konferansı’na katılmış tüm ülkelere ve Milletler Cemiyeti’ne yeni bir boğazlar rejimi için konferans toplanması isteğinde bulunmuştu. Bu isteğe ilişkin de bir nota yayınladı. Notada özetle şu maddeler yer alıyordu:</p>
<p style="text-align: justify;">1) Lozan Boğazlar rejiminin kabulünden bu yana Karadeniz’de durum tamamen değişmiş ve Akdeniz’de de bir kararsızlık belirmiştir. Deniz silah ve gemileri ile hava sahasında bu süre zarfında çok gelişme yaşanmış ve silahlanma hızla artmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">2) Kolektif güvenlik sistemi artık işlemez hâle geldiği için Türkiye’nin güvenliği açısından Boğazlar bölgesi üzerindeki egemenliğinin etkili, işlevsel ve pratik bir garanti içermesi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">3) Boğazlar Sözleşmesi, sadece barış ve savaş durumunda uygulanabilecek hükümler içermekte, oysa Türkiye’ye yasal savunma hakkı da tanıyacak olan “pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi” durumuna ilişkin hükümler de içermelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">4) Lozan’a imzacı ülkelerin inisiyatifinden bağımsızca beliren koşullar, iyi niyetle oluşan anlaşma hükümlerini işlevsiz hâle sokmuştur (Kılıç, 2012: .2)</p>
<p style="text-align: justify;">Yayınlanan notaya karşı Sovyetler Birliği’nin tutumu olumlu olmuş, boğazların silahlandırılması ve güvenliğin sağlanması talebi, kendi lehlerine bir değişiklik yapılabileceği düşüncesiyle kabul görmüştü. İngiltere’den de olumlu bir yanıt gelmiş, İngiltere Akdeniz’deki İtalya tehlikesine karşı kendi çıkarları doğrultusunda boğazlardaki Türk egemenliğinin sağlanması düşüncesine yakın durmuştu. Ayrıca Türkiye’nin antlaşmayı gözden geçirme isteğini de memnuniyetle karşılamıştı. Fransa ise Sovyetler Birliği ile ters düşmemek adına Türkiye’nin isteğine olumlu cevap vermişti (Gönlübol, Sar, 1987: 122).</p>
<p><strong>Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Önemi</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Boğazlar sorununun Lozan’daki çözüm şeklinin Türkiye tarafından kabulü mümkün değildi. 1935 yılının sonlarına doğru dünyadaki siyasal durumda oldukça tehlikeli bir yola girmişti. İtalya’nın Akdeniz üzerindeki istekleri, Marmara Denizinde görülen kimliği belirsiz denizaltılar Türkiye’nin kaygılarını iyice arttırıyordu. Böyle bir durumda boğazların savunulması gerekiyordu. İtalya ile Almanya’nın tutumları, İngiliz ve Fransızları Türkiye’nin yanında yer almalarına sebep oluyordu (Mumcu, 1997: 306). Sonuç olarak İtalya dışında Lozan’ın imzacı devletleri boğazlar sorununu tekrar görüşmeye razı oldular. İsviçre’nin Montrö kentinde açılan Boğazlar Konferansı’nda bundan on iki yıl önce boğazları askerlik dışı eden hükümler görüşülmek üzere toplandı (Akşin, 1991: 293). Öncelikle Atatürk Türkiye’sinin milletlerarası antlaşmalara son derece saygı göstererek, Lozan’ın imzacı tüm devletlerini ikna etmeyi başarması önemli bir konuydu. Kaldı ki Atatürk dönemi dış politikasının temeli yurtta ve dünyada barış ilkesine dayanıyordu. Türkiye tüm dünya devletleri ile dostluk ilişkileri kurmuştu. Nitekim, katıldığımız uluslararası kurul ve antlaşmalar barışı sağlamaktan başka amaçlar taşımıyordu. Akvam Cemiyeti, Balkan Paktı bunlara birer örnekti. 22 Haziran 1936 tarihinde Paris’te “Le Temps” Gazetesi konuya dair şöyle bir yazıya ver vermişti:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>İyi teşkilatlanmış, kendi menfaatlerini kendi vasıtalarıyla korumasını bilen ve milletlerarası meselelerde ve barışın korunulması işlerinde büyük bir iyi niyet ve geniş anlayış sahibi olduğunu göstermiş olan Türkiye, Lozan Antlaşması ile doğan boğazlar düzeninin bugünkü şartlar altında devam edemeyeceğini bildirmiştir</em> (Akşin, 1991: 294).</p>
<p style="text-align: justify;">Yayınlanan bu haber, Türkiye açısından oldukça sevindirici bir haberdi.  Konferansa İtalya’nın dışında Fransa, İngiltere, Yunanistan, Japonya, Sovyetler Birliği, Bulgaristan, Yugoslavya Romanya ve Japonya katıldı. Türk Temsilci heyetinin başkanlığını yapan Tevfik Rüştü Aras’ın yanında Numan Menemencioğlu, hukuk müşaviri Ziyaeddin Kızıltan ve büyükelçi Suat Davas yer almıştı. Türk tezi Menemencioğlu tarafından ifade edildi. Boğazlar bölgesinin silahlandırılması ve boğazlar komisyonunu kaldırılması esasına dayanan Türk tezine karşılık İngiltere ve Sovyet Rusya’da birer tez sundular. Boğazların silahlandırılması konusunda görüş birliğine varıldı. Boğazlar komisyonunun görevlerinin Türk Hükümetine bırakılması konusunda da bir süre sonra anlaşmaya varıldı. Sovyetler, Türkiye’nin boğazları silahlandırmasını kabul etmişti. Bunun yanında Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlere ait savaş gemilerinin Karadeniz’e girişinin yasaklanmasını istemişti. Öte yandan İngiltere tonaj sınırlamasını tüm devletler için istemişti. Konferansın tartışılan iki farklı görüşü bu olmuştu. Bu durum karşısında Türkiye uzlaşmacı bir tavır sergilemiş, hatta bir uzlaşma zemini bulabilme amacıyla çalışmalara ara verilmişti. Böyle bir ortamda Türk heyetinin tavrı, Sovyet dostluğunun bozulmaması ve elbette Türkiye’nin güvenliğine ve milli çıkarlarına uygun bir tutum sergilemek olmuştu (Soysal, 2000; 502). İki ay kadar süren görüşmeler neticesinde 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanan Montrö Sözleşmesi ile, boğazlarda asker bulundurma ve boğazları silahlandırma konusunda Türk tarafının istediği değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Boğazlar komisyonu kaldırılmış ve bölgenin güvenliği de Türkiye’ye bırakılmıştır. Sözleşmenin bu şekilde imzalanmasında Türk heyetinin anlayışı göz ardı edilmemelidir. Dönemin başbakanı İsmet İnönü 1 Ağustos 1936 tarihinde mecliste verdiği bir demeçte sözleşmenin anlamını ve önemini şöyle dile getirmiştir:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bugün Türk tarihinde ve siyaset tarihinde mühim bir eseri tamamladınız. Büyük Millet Meclisi büyük Türk Milleti’ne karşı deruhte ettiği ağır vazifelerden bir mühimini muvaffakiyetle bitirmiş olduğu için iftihar edebilir. Arkadaşlar, yeni Boğazlar Mukavelesi Türkiye’nin emniyetini ve hakimiyetini milletlerarasında teyid eden güzel bir vesikadır. Dr. Aras bu vesika ile yalnız Türkiye’nin emniyeti için güzel bir hizmet ifa etmekle kalmadı, uluslararası barış davasının yorulmaz bir yolcusu olduğunu bir kere daha ispat etti……….. Boğazlar Konferansı’ndan memnunlukla çıkışımızın bir mühim sebebi de alakadarların hepsinin de memnun çıkmış olmasıdır. İştirak edenlerin hepsi anlaşmayı imza ettiler. Bu meyanda 1923 Mukevelenamesi’ni iyi kabul etmemiş olan dostumuz Sovyetler de bizimle imzaladılar. Ve size memnunlukla haber veririm ki şu anda Sovyetler Birliği’nde dahi Boğazlar Mukavelesi tasdik edilmiş bulunuyor…..</em>  (Akşin, 1991: 300 – 301).</p>
<p style="text-align: justify;">Boğazlarla ilgili yapılan yeni düzenlemede Türkiye Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi uyarınca boğazlarda kurulan ve güvenliği ile egemenliğini sınırlayan boğazlar statüsünü dönemin değişen güçler dengesinden çok iyi yararlanarak, lehine çevirmiştir. Bununla boğazlar üzerindeki egemenlik haklarına yeniden kavuşmuş, aynı zamanda güvenliği ve geleceği açısından önemli bir sorununu çetin bir diplomasi mücadelesiyle barışçı yollarla çözmüştür (Uçarol, 2020: 765).</p>
<p><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Lozan Antlaşması sadece 1914 – 1918 savaşının sonunda bir yandan Türkiye ile düşmanları olan İtilaf Devletleri ve öte yandan, 1919 ile 1922 Ağustos Zaferi’ne kadar kendisiyle savaşmış Yunanistan arasında yapılan bir antlaşma olarak kalmamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun başlıca varisi olan Türkiye ile Batı devletleri arasında yüzyıllardan beri süren açık veya kapalı düşmanlık dönemi hesaplarının kesin olarak kapatılması ve Türkiye’nin medeni milletler arasında yerini aldığını gösteren bir antlaşma olmuştur. Boğazlar hiç şüphe yoktur ki, her yönden Türkiye için hayati önem taşımaktaydı. Bu yüzden statüleriyle ilgili en küçük bir olumsuzluk Türkiye’yi büyük sıkıntılar içine sokabilirdi. Böyle bir gerçekten hareketle Lozan’da boğazlar ile ilgili alınan kararların Türkiye’yi tam yetkili kılmadığını söyleyebiliriz. Türkiye’nin bağımsızlık anlayışı ile bağdaşmayan kararlar Misak- ı Milliye de uymuyordu. Çünkü imzalanan bu sözleşmeyle boğazlar asker ve silahtan arındırılıyor, hem de boğazlardan geçişi kontrol etmek, geçişlerle ilgili olarak Milletler Cemiyetine bilgi vermekle yetkili bir komisyon kuruluyordu. İmzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile komisyon kaldırılmış, Türkiye’ye boğazlarda asker ve silah bulundurma hakkı tanınmıştı. Böylece Türkiye’nin kısıtlı hakları da iade edilmiş oluyordu. Boğazların statüsünün değişmesi ve boğazlar üzerinde Türk hakimiyetinin kurulması uluslararası ilişkilerde Türkiye’nin prestijini arttıran bir durum olarak değerlendirilmelidir. Montrö Sözleşmesi ile Lozan’da boğazlara konan tüm sınırlamalar kaldırılmıştı. Türkiye’nin bölgedeki  tam egemenliği yani bölgenin savunma hakkı kesin olarak Türklere geçmişti. Öte yandan, Türkiye’nin Batı ile olan ilişkilerinde de yeni bir dönem başlamıştı. Sözleşmenin süresi dolduğu halde taraflardan hiçbiri bir değişiklik önerisinde bulunmamıştır. Sözleşme günümüzde halen geçerlidir. İmzalanan bu sözleşme ile boğazlara tekrar kesin olarak sahip çıkılmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>Akşin, A. (1991). Atatürk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi, TTK Basımevi, Ankara.</p>
<p>Akşin, S. (2020). Kısa 20.Yüzyıl Tarihi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VII. Basım, İstanbul.</p>
<p>Aybars, E. (2008). Türkiye Cumhuriyeti Tarihi- 1 (Kuruluş), Zeus Yayınları, 4. Basım, İzmir.</p>
<p>Gönlübol, M.,  Sar, C. (1987). Olaylarla Türk Dış Politikası (1919-1973), Ankara Üniversitesi Siyasi Bilgiler Fakültesi Matbaası C. I, VI. Baskı, Ankara.</p>
<p>Jivkova, L. (1978). İngiliz-Türk İlişkileri (1933-1939), Habora Kitabevi Yayınları, (Çev: F.Muharrem &#8211; F. Erdinç), İstanbul.</p>
<p>Kılıç, S. (2012). “Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile ilgili Almanya’nın Görüş ve İtirazları (1936-1941)”, Akademik Bakış Dergisi, 33.</p>
<p>Mumcu, A. (1997). Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi – I, Anadolu Üniversitesi yayınları, Eskişehir.</p>
<p>Sander, O. (2013). Türkiye’nin Dış Politikası, İmge Kitapevi, 4. Basım, Ankara.</p>
<p>Soysal, İ. (2000). Tarihçeleri ve Açıklamaları ile Türkiye’nin Siyasal Antlaşmaları (1920-1945), TTK Basımevi, C.1, Ankara.</p>
<p>Turan, R., Safran, M., Hayta, N., Çakmak, M.A., Dönmez, C., Şahin, M., (2011). Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Okutman Yayıncılık, 18.Baskı, Ankara.</p>
<p>Uçarol R. (1985). Siyasi Tarih, Filiz Kitabevi, İstanbul.</p>
<p>Uçarol, R. (2010) Siyasi Tarih (1789 – 2010), Der Yayınları, 8. Baskı, İstanbul.</p>
<p>Yalçın, D., Akbıyık, Y., Akbulut, D.A., Balcıoğlu, M., Köstüklü N., Süslü, A., Turan,. Eraslan, C., Tural, M.A. (2004). Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I, Atatürk Araştırma Merkezi, Divan Yayıncılık, Ankara.</p>
<p>.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/lozandan-montroye-bogazlar.html">Lozan’dan Montrö’ye Boğazlar</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göç Yönetimine Dair Bir Kesit: Dobruca’dan Türkiye’ye Göçler</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/goc-yonetimine-dair-bir-kesit-dobrucadan-turkiyeye-gocler.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doç. Dr. Tekin Avaner]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2021 19:37:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=11644</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu çalışma ilk olarak Dr. Ali Bozçalışkan ve Doç. Dr. Tekin Avaner yazarlığında Belgi Dergisinin Ocak 2021&#8217;de yayınlanan 21. sayısında yayınlanmıştır. ÖZ 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonucunda Berlin Anlaşması’yla Romanya’ya bırakılan Dobruca’dan Türkiye’ye müteakip yıllarda çok sayıda Türk-Tatar soydaş göç etmiştir. 13.yy’dan bu yana Türk kavimlerinin yurt edindiği, Kuzey-Güney ekseninde sürekli göç hareketlerinin merkezinde yer alan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/goc-yonetimine-dair-bir-kesit-dobrucadan-turkiyeye-gocler.html">Göç Yönetimine Dair Bir Kesit: Dobruca’dan Türkiye’ye Göçler</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 12px;"><em><strong>Bu çalışma ilk olarak Dr. Ali Bozçalışkan ve Doç. Dr. Tekin Avaner yazarlığında Belgi Dergisinin Ocak 2021&#8217;de yayınlanan 21. sayısında yayınlanmıştır.</strong></em></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong>ÖZ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonucunda Berlin Anlaşması’yla Romanya’ya bırakılan Dobruca’dan Türkiye’ye müteakip yıllarda çok sayıda Türk-Tatar soydaş göç etmiştir. 13.yy’dan bu yana Türk kavimlerinin yurt edindiği, Kuzey-Güney ekseninde sürekli göç hareketlerinin merkezinde yer alan Dobruca bu savaşın sonucunda bir kez daha Türk ve Tatarların yoğun olarak yer değiştirmesine şahit olmuştur. Bu dönemde Anadolu’ya göç eden Türk ve Tatar sayısı sağlıklı bir nüfus sayımı yapılamadığı için Türk ve Romen kaynaklarında büyük farklılık göstermektedir. 1880’de Edirne ve civarına 80-90 bin soydaşın yerleşmesi göç edenlerin sayısının büyüklüğüne dair yeterli işaret vermektedir. Göçün temel nedeni askeri yenilgi olmakla birlikte, Romenlerin siyasi, ekonomik ve kültürel homojenizasyon politikaları diğer önemli etkenlerdir. Azınlıkların topraklarının geniş çaplı kolonizasyonu geçimleri toprağa bağlı soydaşların göçünü daha da hızlandırmıştır. İki dünya savaşı arasında artarak devam eden göç dalgası, Dobruca’nın Müslüman Türk yoğunluklu demografik yapısını ortadan kaldırmış, bölgedeki Romen nüfus ağırlığı artmıştır. Öte yandan, Romen devletinin Dobruca&#8217;daki azınlığa tanıdığı din ve eğitim alanlarındaki haklar uygulanan milliyetçi politikalar neticesinde zaman içerisinde aşındırılmıştır. Göç ve söz konusu olumsuz uygulamalar bölgedeki Türk kimliği ve kültürel mirasında büyük tahribata sebep olmuştur. Sürekli göç alan Osmanlı Devleti ve mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti göçmen akınlarının yarattığı sorunlarla mücadele etmiş olmakla birlikte, genç Türkiye yöneticileri göçü Anadolu’nun nüfusunu artırma, sanayi ve tarımını geliştirmede önemli bir araç olarak da değerlendirmişlerdir. Neticede, düzensiz ve artan ivmeyle süregelen göçleri belirli bir takvim ve sayıya bağlamak fikri ortaya çıkmıştır. Böylece, göçmenler ülkenin ihtiyaç duyulan bölgelerine meslek ve zanaatlarına göre iskân edilebilecekti. 1936 tarihli Dobruca’daki Türk Ahalinin Muhaceretini Tanzim Eden Mukavelename, Dobruca’dan Türkiye’ye göçleri bir düzene bağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Göç ve yönetimi, Türk-Tatar nüfus, Berlin Anlaşması, Dobruca, 1936 Türk- Romen Göç Anlaşması.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;width: 100%;height: 100%;border: none;min-height: 500px;" data-pdf-src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/02/GOC_YONETIMINE_DAIR_BIR_KESIT_DOBRUCADAN.pdf" data-viewer="browser"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2021%2F02%2FGOC_YONETIMINE_DAIR_BIR_KESIT_DOBRUCADAN.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;min-height: 500px;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Göç Yönetimine Dair Bir Kesit: Dobruca’dan Türkiye’ye Göçler  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Göç Yönetimine Dair Bir Kesit: Dobruca’dan Türkiye’ye Göçler  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Göç Yönetimine Dair Bir Kesit: Dobruca’dan Türkiye’ye Göçler  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Göç Yönetimine Dair Bir Kesit: Dobruca’dan Türkiye’ye Göçler  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Göç Yönetimine Dair Bir Kesit: Dobruca’dan Türkiye’ye Göçler  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Göç Yönetimine Dair Bir Kesit: Dobruca’dan Türkiye’ye Göçler  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="#" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Göç Yönetimine Dair Bir Kesit: Dobruca’dan Türkiye’ye Göçler  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Göç Yönetimine Dair Bir Kesit: Dobruca’dan Türkiye’ye Göçler  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div><p class="embed_download"><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/02/GOC_YONETIMINE_DAIR_BIR_KESIT_DOBRUCADAN.pdf" download>Çalışmayı İndir [770.49 KB] </a></p></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/goc-yonetimine-dair-bir-kesit-dobrucadan-turkiyeye-gocler.html">Göç Yönetimine Dair Bir Kesit: Dobruca’dan Türkiye’ye Göçler</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Temel Değerler  ve Sınır Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliği’nin Suriye Politikasındaki Açmazları</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/temel-degerler-ve-sinir-guvenligi-baglaminda-avrupa-birliginin-suriye-politikasindaki-acmazlari.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Akademik Kaynak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 14:58:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akademik Sunumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=10750</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazırlayanlar: Ceyda KURT/Kaan AKMAN Sunucu Adı:Ceyda KURT Sunum Başlığı: Temel Değerler ve Sınır Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliğinin Suriye Politikasındaki Açmazları Sunum Yeri:Karadeniz Teknik Üniversitesi Kongre Tarihi: 21 Aralık 2018 &#160; Ekteki dosya görüntülenmezse sayfayı yenileyiniz. İndirmek isterseniz tıklayınız.</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/temel-degerler-ve-sinir-guvenligi-baglaminda-avrupa-birliginin-suriye-politikasindaki-acmazlari.html">Temel Değerler  ve Sınır Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliği’nin Suriye Politikasındaki Açmazları</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hazırlayanlar:</strong> Ceyda KURT/Kaan AKMAN</p>
<p><strong>Sunucu Adı:</strong>Ceyda KURT</p>
<p><strong>Sunum Başlığı:</strong> Temel Değerler ve Sınır Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliğinin Suriye Politikasındaki Açmazları</p>
<p><strong>Sunum Yeri:</strong>Karadeniz Teknik Üniversitesi</p>
<p><strong>Kongre Tarihi:</strong> 21 Aralık 2018</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ekteki dosya görüntülenmezse sayfayı yenileyiniz. İndirmek isterseniz <a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2020/07/CEYDA-KURT-KAAN-AKMAN.pptx"><span style="text-decoration: underline;"><strong>tıklayınız.</strong></span></a></p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2020%2F07%2FCEYDA-KURT-KAAN-AKMAN.pptx&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Temel Değerler  ve Sınır Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliği’nin Suriye Politikasındaki Açmazları  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Temel Değerler  ve Sınır Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliği’nin Suriye Politikasındaki Açmazları  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Temel Değerler  ve Sınır Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliği’nin Suriye Politikasındaki Açmazları  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Temel Değerler  ve Sınır Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliği’nin Suriye Politikasındaki Açmazları  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Temel Değerler  ve Sınır Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliği’nin Suriye Politikasındaki Açmazları  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Temel Değerler  ve Sınır Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliği’nin Suriye Politikasındaki Açmazları  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2020%2F07%2FCEYDA-KURT-KAAN-AKMAN.pptx&#038;hl=en" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Temel Değerler  ve Sınır Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliği’nin Suriye Politikasındaki Açmazları  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Temel Değerler  ve Sınır Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliği’nin Suriye Politikasındaki Açmazları  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/temel-degerler-ve-sinir-guvenligi-baglaminda-avrupa-birliginin-suriye-politikasindaki-acmazlari.html">Temel Değerler  ve Sınır Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliği’nin Suriye Politikasındaki Açmazları</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Analiz: Küresel Salgın Covid-19, Hasarı ve Küresel Sistem: Önce Covid Mi Mutasyon Geçirecek Yoksa Devletler ve Küresel Sistem Mi?</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/covid19-salgin-pandemi-kureselsistem.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Alemdar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2020 15:18:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[COVİD-19]]></category>
		<category><![CDATA[KÜRESEL SİSTEM]]></category>
		<category><![CDATA[SALGIN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=10463</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni Koronavirüs hastalığı (COVID-19), ilk olarak Çin’in WUHAN Eyaleti’nde aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan bir virüstür.[1] Bu durum kısa sürede Çin’den tüm dünyaya yayılmıştır. Bununla beraber ülkelerde küresel çapta pandemi ilan edilmiştir. Türkiye’de de pandemi ilan edilmiş, ilgili kurullar [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/covid19-salgin-pandemi-kureselsistem.html">Analiz: Küresel Salgın Covid-19, Hasarı ve Küresel Sistem: Önce Covid Mi Mutasyon Geçirecek Yoksa Devletler ve Küresel Sistem Mi?</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yeni Koronavirüs hastalığı (COVID-19), ilk olarak Çin’in WUHAN Eyaleti’nde aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan bir virüstür.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><em><strong>[1]</strong></em></a> Bu durum kısa sürede Çin’den tüm dünyaya yayılmıştır. Bununla beraber ülkelerde küresel çapta pandemi ilan edilmiştir. Türkiye’de de pandemi ilan edilmiş, ilgili kurullar oluşturularak sürecin koordinasyonu sağlanmaktadır. Virüsün etkisi çok korkunç ve fazladır. Virüs dünyada paniğe yol açmıştır. Nitekim dünya devletleri bu pandemiye hazırlıksız yakalanmışlardır. Çoğu devlet virüs ile alakalı tedbirleri almamış, alınan tedbirlerinde seviyeleri düşük seyretmiştir. Bu sebeple virüs dünya genelinde yayılma hızını arttırmış, hayatımızın tam ortasına oturmuş ve bizleri yakından etkilemiştir. Alınamayan tedbirler, ülkelerin sağlık, ekonomik alanlarına ciddi zararlar vermiş ve vermektedir. Nitekim sağlık sistemleri birçok ülkenin bu pandemiye cevap veremez hale gelmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’de Covid vakası ilk kez 10 Mart tarihinde tespit edilmiş ve açıklanmıştır. Türkiye’de süreç o zamana kadar stabil ilerlerken, o tarihten sonra Türkiye’de vaka sayısı artmaya başlamıştır. Türkiye’de başlangıçta; ateş ölçümü, detaylı sağlık taraması, kişinin nereden geldiğinin tespiti gibi bazı önlemler geç alınmıştır. Bu geç alınan önlemler Türkiye’de de vaka sayılarının hızla artmasına neden olmuştur. İstanbul özelinde görülmeye başlanan vaka sayıları daha sonra Türkiye’nin tamamına yayılmıştır. Virüsün, Türkiye’nin tamamına yayılmasıyla yeni ve zorlu bir salgın süreç bizler için başlamış oldu. O saatten sonra ülkemizin yürütme kanadı belli başlı tedbirler almaya başlamış,  virüsün yayılımının ve yayılım hızının önüne geçmek için çalışmalar başlatmıştır.  Ancak Türkiye’nin karakteristik yapısı, halkımızın kişilik durumu virüsün yayılma hızını daha da artırmıştır. Bu durumun sonucunda, Türkiye’de sağlık sisteminde amansız bir mücadele dönemi başlamıştır. Yine de devletimiz bu sürece karşı kısa sürede ciddi tepki vermiş, geçmişten gelen sağlık yatırımlarımızın avantajları sayesinde kısa sürede tedbirlerin de katkısıyla sağlık sistemi hazır duruma gelmiştir. Sağlık sistemimizin avantajları, diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere nazaran daha fazla olduğu için salgın sürecinde sağlık ekipman ve diğer ihtiyaçlarla alakalı sorunlar yaşanmamış, kendi sağlık ihtiyaçlarımızı üretme adımları atmış, ihtiyaç sahibi ve talepte bulunan birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere de hibe veyahut bedeli karşılığında bu alanda destek sağlamıştır. Türkiye, sürecin yönetilmesinde ve devamında yaptıklarıyla salgının kontrol altına alınabilmesi adına diğer ülkelere de hem diplomatik hem akademik alanda da katkıda bulunmuştur. Bu noktada Türkiye,  güçlü duruş sergilemiştir. Ancak küresel çaptaki devletlerde durum aynı olmamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tayyar Arı küreselleşmeyi <em>‘Küreselleşme, tüm sorunların ve çözümlerin küresel boyutta etkilerinin birlikte yaşanmasına yol açmıştır<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><strong>[2]</strong></a></em> şeklinde tanımlamıştır. Küresel sistem ve küresel güçler açısından bakarsak, şuana kadar gelinen noktada birçok güçlü ve güçlenmekte olan devletler salgına karşı ilk anda tepki verememiştir. Sağlık altyapıları, idare ve sevk yapıları, hizmet sektörlerindeki açıklar, yatırım alanlarının farklılıkları vb. gibi durumlardan ötürü birçok devlet, salgın sürecini yönetememiştir ve halen daha yönetememektedir. Toplumdaki korku ve panik hali devletlerin kısıtlamalarının ölçülerine göre daha da artmakta, bu durum salgının seyrinde de ciddi oranda olumsuzluk yaratmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Devletlerin, vatandaşları üzerinde zayıf kalan yönetim etkinliği, liberal anlayışın getirdiği rahatlık, toplumun salgın ciddiyetini kavrayamadığını göstermektedir. Küresel sistemin son 40 yılda kazandırdığı rahatlık, serbest dolaşım, teknolojik hız ve ilerleme, temasın ve mesafenin kısalması, sınırların kalkması gibi olgular; toplumları ciddi oranda rehavete doğru sürüklemiş, bilinçaltlarına dokunulmazlığı aşılamış ve insan aklını tek bir merkeze doğru bağımlı hale getirmiştir. <em>Hangi boyutta olursa olsun kimliğin en anlamlı olduğu düzey yüz yüze ilişkilerin olduğu düzeydir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><strong>[3]</strong></a></em> Küresel sistem devletlerin, insanların davranış ve çabalarına prangalar vurmuştur. Bu prangaların etkisini de küresel ölçekte tahribat yaratan ve yaratmaya devam eden COVİD sorununda görüyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Devletlerin hareket alanlarının daralması, politikalarında dışsal bağlılık, gelişim ve dönüşümlerine en büyük sorun teşkil etmiş, etmektedir. Bu gidişat günümüz yaşantısında ve gelişmelerinde; iktidarların, bürokrasinin ve vatandaşların geleceğini tehlikeye atmaktadır. <em>Pandemi, ülkelerin kendine yeter olabilmek için stratejik sektörlerini özel korumaya alacağı, dönüştürücü bir “güvenlik kaygısı fırtınası” getirmiştir.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4"><strong>[4]</strong></a></em> Kilitlenen ülkeler çareyi kendi çözümlemelerinde ve mücadelelerinde aramaya başladılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Küresel sistemin getirdiği; tek olana, bir merkeze, bir anlayışa veyahut ortak olana bağlılık, kriz anlarında devletleri zora sokmaktadır. Birçok alanda ileri derecede gelişme sağlayan ülkeler, pandemi sürecinde hem iç hem dış politikada başarısız kalmaktadırlar. Bu başarısızlık birçok devletin, devlet yönetimlerinin ve yönetim yapısını orta ve uzun vadede sorgular hale getirmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Demokrasinin bir diğer temel değeri olan eşitlik, bütün bireylerin insan olmak bakımından eşit siyasal değerde olmasını, bireyler arasında ayrım yapılmamasını, herkese eşi muamele edilmesini ve siyasal yönetim sürecine katılım konusunda bütün toplum üyelerinin eşit derecede hak sahibi olduklarını ifade eder.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5"><strong>[5]</strong></a> </em>Küresel sistem, sınırları kaldırarak tek kültür, tek toplum, tek hayat tarzı ve tek siyasal anlayış biçimini dünya halklarına ve ulus devletlere bir nevi dayatma yapan, ister istemez etkili politikalarıyla, baskın kuruluşlarıyla karşı tarafı kendine çeken bir süreç. Bu süreçte herkes eşit gibi görünür, herkes her şeyden istediği gibi faydalanır gibi görünür. Bu; toplumdan uzak kalmış, eğitim, kültür, siyasal katılma gibi süreçlerden dolayı geri de kalarak dışlanmış birçok toplumu gündelik hayata ve dünya yaşantısına katmış, aktif hale getirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Küresel bağlılık toplumlar içinde bağı ve iletişimi güçlendirmiş olsa da bugünün dünyasında salgın sürecinde herkesi birbirinden koparmaktadır. Salgının getirdiği evde izolasyon ve karantina, toplumu gündelik hayattan uzaklaştırmakta, sınırlarını kapattırmakta, sanal aleme yöneltmektedir. Küresel sistem içerisinde teknoloji ve bilimde bir o kadar önemli yerde durmaktadır. Ancak insan faktörünün dışsal hayattan kopması, gündelik hayatın durma noktasına gelmesi küreselleşme sürecindeki teknolojik ve bilimsel atılımı anlamsız kılmaktadır. <em>Bu pandeminin uzun süreceğinin beklenmesi “pandemi sonrasına hazırlık” gündemini de önemli hale getirmektedir.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6"><strong>[6]</strong></a></em></p>
<p style="text-align: justify;">Pandemi süreci ve sonrası için görülen gidişat, sistemin sorgulanmasına ve ya revize edilmesine ya da lağvedilmesi süreçlerine kadar uzayacak bir tartışmaya da alan açmaktadır. Pandemi sürecinde analiz edilen politikalar, ihtiyaçlara ulaşmadaki sorunlar, tedarik zincirinin sayılı merkezlerden sağlanması, sistemi sorgulatacak ve iyi yanlarını da unutturacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Küresel sistem, belli başlı devletlerin yönetiminde veyahut aralarında ki mücadele çemberinde ya gelişmektedir ya da çatışmaktadır. Bugün bu durum ABD-ÇİN gibi küresel ölçekte yer edinen büyük ülkeler arasında gerçekleşmektedir. ABD’nin 1929 buhranından sonra yaptıkları, 1950’li yıllardan sonra ortaya koyduğu ekonomik destekler, 2008 krizinde ki duruşu, uzun yıllar küresel güç olarak kalabilmesine imkân sağlamıştır. Özellikle Sovyetlerin çökmesiyle rakipsiz kalan, dünyaya abilik yapmaya devam eden ABD, 1973’te ülkelerin para birimlerini kendi rezerv parası olan dolara sabitleyen sistemi uygulamaya aldırmış, ekonomik bağımlılığı ciddi oranda arttırarak birçok ülkeyi ve kuruluşları kendisine bağlamıştır. Ekonomik bağımlılık siyasal ve kültürel bağımlılıkları da peşine sürükleyerek ülkenin maden, enerji, siyasi süreçlerini de bir noktaya bağlatmıştır. ABD bu sayede birçok ülke üzerinde söz sahibi olmuş, kendisine karşı rakip oluşacak orduları ve iktidarları dayatmalar ve baskılarla dışlamayı, yıkmayı başarmıştır. Küresel çapta toplumlar ve devletler üzerinde etkin olan politika kurumlarını da (IMF, WB) aktif kullanmış, küresel sistemin başında kalmayı başarmıştır. AB gibi, birçok ülkenin birlikteliklerinden oluşan güçlü yapılara karşıda ekonomik ve siyasal üstünlük elde etmiş, AB kurumunun Rusya üzerinden alacağı baskılara karşı da NATO gücüyle kalkan koyarak, güçlü benim imajını her seferinde göstermiştir. Ancak salgın süreci öyle bir süreç haline gelmiştir ki, ne AB ne ABD ne de Rusya Türkiye kadar tepki verememiş, müdahale edememiş, sağlık altyapılarının acizliğine uğramışlardır. Nüfusa oranlı bakıldığında sağlık altyapıları bu ülkelerde yetersiz ve gelişmemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">AB, kendi içinde hem mali konuda hem birlik konusunda hem de sağlık konusunda güç gösterisi yapamamış, salgından ciddi oranda etkilenen ve hasar alan İtalya’yı birlikten çıkma kararı alacak duruma getirmiştir. Bir o kadar daha etkilenen İspanya’da hükümet, AB ile alakalı çalışmaların salgından sonra tekrar ele alınacağını, birlikten ayrılma konusununda ivedilikle ele alınacağını deklare etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Küresel birliktelikler ve kurumlar salgın sürecinde sorgulanır hale gelmiştir.  Özellikle AB kısa vade de dağılmasa bile orta ve uzun vade de ciddi şekilde sorgulanır hale gelecek, belki de AB den ayrılan İngiltere’nin peşine takılan ülkelerde olabilecektir. Bu gibi kurumlar, iyi günlerden ziyade kötü günlerde harekete geçmesi gereken, güçlerinin deklaresi adına içe yönelikten sonra dışa yönelikte desteklerde bulunabilen kurumlar olmalıdır. Bunu bugün Türkiye yalnız başına yapabilmektedir. Sağlık altyapısındaki güçlü duruş bunu yapabilmesine imkân sağlamaktadır. AB salgın sürecinde içe dönük, içeride de pasif duruş sergilemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">ABD ise Çin’in küresel çaptaki çalışmalarına nazaran suçlayıcı politikalarla gündemi ve dikkatleri üstünde toplama mücadelesine girişmiştir. Çin, salgın sürecinin başladığı yer olsa da sonradan uluslararası çalışmalara destek vermiş; ihtiyaç sahibi ülkelere tıbbi, sağlık, siyasi desteklerde bulunma çalışması içerisinde olmuştur. Çünkü Çin, ABD’nin içine kapanık pozisyonlarını doldurarak, ABD’nin karşısına çıkabilecek küresel güç olma çalışmasının tam ortasında. Kötü imajını yapmak istedikleriyle düzeltmek istemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Askeri ittifaklar ve ekonomik ortaklıklar, mensupları arasında işbirliği olmasını gerektirir, işbirliği güvene dayanır ve güven de en fazla, ortak değerlere ve ortak kültüre sahip toplumlarda serpilir.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7"><strong>[7]</strong></a></em> Günümüzde, geçmişte anlam yüklü ve ortak paydalar içeren birliktelikler artık anlamını yitirmeye doğru gidiyor. BM, AB, NATO gibi birlik kurumları, üyelerinin zor zamanlarında etkili cevap verememektedir. Çare üretemeyen bu küresel kurumlar gelecek dönemlerde git gide itimatlarını kaybedecek, inançlarını yitirecek ve dağılma süreçlerine doğru evrileceklerdir.  Covid-19, dünyada ki devletlerin kendi kendilerine yetmeleri anlayışını doğurmaktadır. Ulus devlet olma, milliyetçilik anlayışını yeniden canlandırma gibi süreçler artık devletler için kaçınılmaz bir süreç olacaktır. <em>Yapısalcı yaklaşıma göre ulus-devlet günümüzde revizyona uğramamış, hala gücünü korumaktadır.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8"><strong>[8]</strong></a> </em>Ulus devletlerin geri dönüşü küresel sisteme ciddi zarar verecek, sistemi sorgulatır hale gelecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Covid-19, ülkelerin ekonomik göstergelerini, sağlık altyapılarını, siyasal süreçlerini ciddi oranda etkilemiştir. Birçok borsa salgın sürecinde ciddi oranda olumsuz etkilenmiş, birçok şirket iflasın eşiğine gelmiştir. Birçok devlet sağlık yatırımlarında geri kaldığını görmüş, salgın süreci de sağlık yatırımları zayıf olan ülkeleri kilitlenme durumuna getirmiştir. Birçok devlet, salgın sürecinde vatandaşlarına ve ihtiyaç sahibi devletlere karşı insanlık dışı davranışlarda bulunarak, dünya kamuoyunda gerçek yüzünü de ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra, salgın gibi zorlu zamanlarda iktidarların karar alma süreçleri de sorun yaratmaktadır. Koalisyon hükümetleri salgın sürecinde ciddi oranda kriz yaşamış, istikrarsızlıklar sebebiyle krizler yaşamaya devam etmektedir. Başkanlık sistemi ve otoriter yönetimi içinde barından birçok devlet bu süreci ciddi oranda itidalli yürütmektedir, bazıları da bu süreçte başarısız kalmaktadır. Nitekim salgın sonrası dönemde ortaya çıkacak olan küresel güç sorunu, küresel birliktelik kurumlarının başarısız politikaları, ulus devletlerin ortaya çıkma pozisyonları gibi birçok konu tartışmaya açılacaktır. Ekonomik desteklerin boyutları Merkez Bankaları tarafından git gide büyütülse de, ciddi ekonomik durgunluk ve ekonomik bozulma ülkelerin yeniden yapılanmalarına, devlet olma süreçlerini ve alt yapılarını sorgulamalarına sebebiyet verecektir. Böyle giderse içine kapanık hareket eden küresel güç olan ABD yeni dönemde ciddi oranda saygınlığını kaybedecek, onun yerini almaya çalışan veya onun yerine geçirilmek istenen Çin’in salgın sürecinde yaptıklarıyla, salgın süreci sonrasına yapacakları yeni dönemde konumunu belirleyecektir. 1973 sonrası daha da büyük küresel güç olan ABD, Çin’e karşı ne hamle yapacak bu da ayrı bir durum elbette. Şayet ABD bulunduğu durumdan güçlü çıkar, içine kapanık anlayışı terk ederse dünya üzerinde tekrardan hâkimiyet kurmak adına mücadelesini sürdürecektir. Çin bu noktada geride kalabilir, mücadelesinde yeteri kadar ileri kademe elde edemeyebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Küreselleşme nereye doğru gidiyor? Küresel sistemin geleceği ne olacak? ABD küresel güç olarak kalabilecek mi? Çin şeffaflıktan uzak hareket ederek sakladığı Covid19 salgınının kendisine karşı getirdiği kötü bakış açısını nasıl bertaraf edecek? Çin, ABD’nin yerine geçebilecek güçte ve donanımda bir küresel güç, ülke mi? AB’nin geleceği ne olacak? Gibi soruları azda olsa cevaplamaya çalıştık ancak salgın sürecinde de salgın sürecinden sonra da bu sorular tekrar tekrar sorulmaya, sorgulanmaya devam edecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Salgın sürecinde ekonomik göstergeleri takip etmek, ülkelerin siyasal çalışmalarını ve politik kararlarını izlemek bize salgın süreci sonrası ortaya çıkacak bazı kodların cevaplarını da verecektir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>-ARI, Tayyar, Uluslararası Siyasal Sistem ve Dış Politika, MKM Yayıncılık, Bursa, 2013</p>
<p>&#8211; HUNTINGTON, Samuel P., Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması, Okyanus Yayıncılık, 2017</p>
<p>&#8211; STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, MATSA Basımevi, Ankara, 2020</p>
<p>&#8211; DURSUN, Davut, Siyaset Bilimi, Beta Yayınevi, İstanbul, 2014</p>
<p>&#8211; ERCAN, Murat, Avrupa Birliği ve Türkiye ile İlişkileri, EFEAKADEMİ Yayınları, Ekim, 2018</p>
<p>&#8211; <a href="https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/tr/covid-19-yeni-koronavirus-hastaligi-nedir">https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/tr/covid-19-yeni-koronavirus-hastaligi-nedir</a></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> <a href="https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/tr/covid-19-yeni-koronavirus-hastaligi-nedir">https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/tr/covid-19-yeni-koronavirus-hastaligi-nedir</a></p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Tayyar Arı, Uluslararası Siyasal Sistem ve Dış Politika, MKM Yayıncılık, Bursa, 2013, s.178</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Samuel P. Huntıngton, Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması, Okyanus Yayıncılık, 2017, s.173</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, MATSA Basımevi, Ankara, 2020, s.30</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Davut Dursun, Siyaset Bilimi, Beta Yayınevi, İstanbul, 2014, s.171</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi, a.g.e, s.33</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Samuel P. Hungtıngton, a.g.e,  s.183</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Murat Ercan, Avrupa Birliği ve Türkiye ile İlişkileri, EFEAKADEMİ Yayınları, Ekim, 2018,s.81</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/covid19-salgin-pandemi-kureselsistem.html">Analiz: Küresel Salgın Covid-19, Hasarı ve Küresel Sistem: Önce Covid Mi Mutasyon Geçirecek Yoksa Devletler ve Küresel Sistem Mi?</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
