﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uluslararası Güvenlik | Akademik Kaynak</title>
	<atom:link href="https://www.akademikkaynak.com/sosyalbilimler/uluslararasi-guvenlik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<description>Akademik Düşünce Enstitüsü yayın organı akademikkaynak.com - bilimin ışığıyla.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Oct 2025 16:41:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/cropped-akademikkaynak-fovicon-32x32.png</url>
	<title>Uluslararası Güvenlik | Akademik Kaynak</title>
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/soguk-savas-sonrasi-natonun-orta-dogu-politikasi-ve-bolgeye-olan-etkisi.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/soguk-savas-sonrasi-natonun-orta-dogu-politikasi-ve-bolgeye-olan-etkisi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Cihan GÜNYEL]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2025 22:34:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13385</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk Savaş sonrası önceliğini Avrupa kıtasına veren NATO, eski Doğu Bloku ve Varşova Paktı üyesi ülkelerin Batıyla uyumlu bir hale getirilmesi ve NATO üyesi olmalarını hedeflemiştir. Bu amaçla da Avrupa kıtasının bölünmüşlüğünün ortadan kaldırılması ve NATO bünyesinde Avrupa güvenlik mimarisinin sağlanması hedeflenmiştir. Önceliğini Avrupa güvenliği üzerine veren NATO’nun, Orta Doğu’yla ilgili yaklaşım ve politika üretimi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/soguk-savas-sonrasi-natonun-orta-dogu-politikasi-ve-bolgeye-olan-etkisi.html">Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Soğuk Savaş sonrası önceliğini Avrupa kıtasına veren NATO, eski Doğu Bloku ve Varşova Paktı üyesi ülkelerin Batıyla uyumlu bir hale getirilmesi ve NATO üyesi olmalarını hedeflemiştir. Bu amaçla da Avrupa kıtasının bölünmüşlüğünün ortadan kaldırılması ve NATO bünyesinde Avrupa güvenlik mimarisinin sağlanması hedeflenmiştir. Önceliğini Avrupa güvenliği üzerine veren NATO’nun, Orta Doğu’yla ilgili yaklaşım ve politika üretimi geri planda kalmıştır. 1990’lı yılların ortasından başlayarak programlar ve diyalog süreçleriyle NATO, Orta Doğu devletleriyle ilişkilerini geliştirici politik girişimlerde bulunmuştur. Orta Doğu bölgesinde istikrarın sağlanması ve NATO’nun bölge ülkelerinde yanlış izleniminin ortadan kaldırılması hedeflenmiştir. 2000’li yıllarda NATO, bölge ülkeleri ile ilişkilerini daha kapsamlı hale getirmeye çabalamıştır. 2001’de Afganistan ve 2012 yılında Libya’ya alan dışı harekatlarda bulunan NATO, Somali’de korsancılıkla mücadele etmiş, 2003 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak müdahalesi sonrası, Irak’ın yeniden inşa sürecinde Irak ordusuna eğitim faaliyetleri vermeye başlamıştır. Orta Doğu’nun NATO’nun Avrupa kanadına yakın bir bölge olması ve Avrupa güvenlik mimarisine olan etkisi nedeniyle NATO, Orta Doğu’yu önemli bir bölge konumunda görmektedir. Ayrıca Rusya Federasyonu ve Çin’in son dönemlerdeki Orta Doğu politikaları NATO’nun dikkatini çekmektedir. Bu durum da bölgede NATO-Rusya Federasyonu ve Çin arasında ileriki dönemlerde büyük bir politik rekabet yaşanabileceği sinyallerini vermektedir.</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2025%2F10%2FSoguk-Savas-Sonrasi-NATOnun-Orta-Dogu-Politikasi-ve-Bolgeye-Olan-Etkisi.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/10/Soguk-Savas-Sonrasi-NATOnun-Orta-Dogu-Politikasi-ve-Bolgeye-Olan-Etkisi.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/soguk-savas-sonrasi-natonun-orta-dogu-politikasi-ve-bolgeye-olan-etkisi.html">Soğuk Savaş Sonrası NATO’nun Orta Doğu Politikası ve Bölgeye Olan Etkisi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/soguk-savas-sonrasi-natonun-orta-dogu-politikasi-ve-bolgeye-olan-etkisi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/postyapisalcilik-kuraminin-oteki-kimlik-yaklasimi-baglaminda-soguk-savas-sonrasi-nato-rusya-federasyonu-iliskilerinin-analizi.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/postyapisalcilik-kuraminin-oteki-kimlik-yaklasimi-baglaminda-soguk-savas-sonrasi-nato-rusya-federasyonu-iliskilerinin-analizi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Cihan GÜNYEL]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2025 22:23:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uluslararası Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13379</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk Savaş’ın bitmesi ile uluslararası sistemde ani ve derin bir değişim süreci yaşanmıştır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Doğu Bloğu dağılmış, iki kutuplu sistem sona ermiş ve Batı Bloğu bu mücadeleden galip ayrılmıştır. NATO’nun Soğuk Savaş Dönemi’nde Batı Bloğunun savunma örgütü olarak bu dönemde önemli bir işlevi olmuştur. Caydırıcı bir savunma örgütü olması yanında Batı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/postyapisalcilik-kuraminin-oteki-kimlik-yaklasimi-baglaminda-soguk-savas-sonrasi-nato-rusya-federasyonu-iliskilerinin-analizi.html">Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Soğuk Savaş’ın bitmesi ile uluslararası sistemde ani ve derin bir değişim süreci yaşanmıştır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Doğu Bloğu dağılmış, iki kutuplu sistem sona ermiş ve Batı Bloğu bu mücadeleden galip ayrılmıştır. NATO’nun Soğuk Savaş Dönemi’nde Batı Bloğunun savunma örgütü olarak bu dönemde önemli bir işlevi olmuştur. Caydırıcı bir savunma örgütü olması yanında Batı Bloğunun kolektif kimlik oluşturmasında NATO, temel bir görev üstlenmiştir. NATO, Soğuk Savaş sonrası Avrupa güvenlik mimarisi oluşturmanın yanında Batı kimliğinin genişlemesine odaklanmıştır. Rusya Federasyonu ilk olarak devletin inşasına odaklanmış, 2000’li yılların ortasından itibaren uluslararası sistemde tekrar başat bir aktör olmayı başarmıştır. NATO’nun Doğu Avrupa’ya genişlemesi ve Batı kimliği temelindeki yaklaşımı, Rusya tarafından tehdit olarak algılanmış, zamanla Ukrayna’nın NATO üyesi olabileceği yaklaşımı tarihsel kökleri bulunan Batıdan gelen tehdit algısı Rusya Federasyonu’nun düşünsel ve daha sonrasında eylemsel yaklaşımına dönüşmüştür. Yaşanan gelişmeler, günümüzde karşılıklı tehdit algısını oluşturmuştur. Her iki tarafta birbirini tehdit olarak algılamakta, postyapısalcılığın öteki kimlik yaklaşımı çerçevesinde hareket eden aktör görünümüne sahip olmuşlardır.</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2025%2F10%2F10.58884-akademik-hassasiyetler.1515310-4066721.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/10/10.58884-akademik-hassasiyetler.1515310-4066721.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/postyapisalcilik-kuraminin-oteki-kimlik-yaklasimi-baglaminda-soguk-savas-sonrasi-nato-rusya-federasyonu-iliskilerinin-analizi.html">Postyapısalcılık Kuramının “Öteki Kimlik”  Yaklaşımı Bağlamında Soğuk Savaş Sonrası NATO Rusya Federasyonu İlişkilerinin Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/postyapisalcilik-kuraminin-oteki-kimlik-yaklasimi-baglaminda-soguk-savas-sonrasi-nato-rusya-federasyonu-iliskilerinin-analizi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lozan&#8217;dan Montrö&#8217;ye Boğazlar</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/lozandan-montroye-bogazlar.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Betül Ernas]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2021 18:58:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Boğazlar]]></category>
		<category><![CDATA[lozan anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Möntrö Boğazlar Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dış politikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=11921</guid>

					<description><![CDATA[<p> ÖZ 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması ile Boğazlar düşmandan temizlenmiş, İstanbul ve Boğazlar kurtarılmıştı. Ancak sözleşmede alınan kararlara bakıldığında boğazlardaki Türk egemenliği konusunda iki önemli nokta dikkat çekici nitelikteydi. Boğazlar askersiz hale getirilmiş, dolayısıyla Türkiye’nin Boğazlarda asker bulundurmaması durumu ortaya çıkmıştı. Bir diğer önemli nokta ise Boğazların yönetiminin, başkanlığını Türkiye’nin yapacağı bir komisyona bırakılmasıydı. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/lozandan-montroye-bogazlar.html">Lozan’dan Montrö’ye Boğazlar</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong> </strong><strong>ÖZ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması ile Boğazlar düşmandan temizlenmiş, İstanbul ve Boğazlar kurtarılmıştı. Ancak sözleşmede alınan kararlara bakıldığında boğazlardaki Türk egemenliği konusunda iki önemli nokta dikkat çekici nitelikteydi. Boğazlar askersiz hale getirilmiş, dolayısıyla Türkiye’nin Boğazlarda asker bulundurmaması durumu ortaya çıkmıştı. Bir diğer önemli nokta ise Boğazların yönetiminin, başkanlığını Türkiye’nin yapacağı bir komisyona bırakılmasıydı. Bir komisyonun varlığı, birden fazla devletin boğazların yönetiminde söz söyleme hakkına sahip olduğunu gösteriyordu. Boğazlar üzerinde Türkiye’nin egemenlik haklarını sınırlayan bu kararların alınması tarihsel süreçte Türkiye’yi Montrö Boğazlar Sözleşmesine giden yolda, boğazların egemenliğine ilişkin bazı girişimlerde bulunmasına sebep olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışmada, Lozan’dan Montrö’ye giden tarihsel süreçte boğazlarda tam egemenliğin sağlanması konusundaki girişimler, girişimlerin nasıl sonuçlandığı ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlarla ilgili hangi kararların alındığı konuları ele alınarak değerlendirilecektir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Anahtar Sözcükler:</strong> Lozan Antlaşması, Boğazlar, Montrö Boğazlar Sözleşmesi</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Lozan Antlaşması, Türkiye’nin Mondros ve Sevr ile elinden alınmak istenen topraklarını ve bu topraklar üzerindeki Türk ulusunun bağımsızlığını geri getiren antlaşmadır. Ulusal bağımsızlık mücadelesinden galip çıkan Türk Devleti işgalci devletlere Misak-ı Millîyi ve istiklalini kabul ettirmiş, bunu da Lozan’da tüm dünya devletlerine onaylatmıştı (Aybars, 2008: 354). Lozan Antlaşmasıyla, cumhuriyetin kurulmasından sonra Türkiye, Atatürk’ün “yurtta barış dünyada barış” ilkesine dayanan barışçı bir dış politika izlemiştir. Böyle bir politikanın uygulanması Türkiye’ye olumlu bir uluslararası durum sağlamıştır (Sander, 2013: 76). Türkiye ile Batılı Devletler arasında yaşanan olayların hesaplaşması niteliğindeki antlaşma siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel alanlardaki pek çok konuyu kapsayacak şekilde düzenlenmişti. Antlaşmada ele alınan konular içerisinde Boğazlar meselesi de yer almaktaydı. Boğazlar meselesi devletler hukukunda Boğazlara uygulanan kurallar itibariyle üç devreye ayrılıyordu. Devletçe kapalılık, mukaveleli kapalılık, sınırlı açıklık (Akşin, 1991: 277). Boğazlar üzerindeki mutlak egemenlik hakkının ilk kez sınırlandırılması 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile olmuş, 1841 Boğazlar Sözleşmesi ile de boğazlar tarihinde olumsuz bir gelişme yaşanmıştı. Yapılan sözleşmeye göre boğazlar Osmanlı egemenliğinden çıkmış, uluslararası bir statüye bağlanmıştı. Sevr Antlaşması ile de boğazlarla ilgili düzenlemenin boğazlar komisyonun tarafından yerine getirileceği kararı alınmıştı. Lozan Konferansı’nda Boğazlara ait üç farklı görüş ise şöyleydi:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Müttefik devletlerin görüşü: Boğazların hem ticaret hem harp gemileri için mutlak olarak açık olması, boğazların iki yakasının askerden sıyrılması ve uluslararası bir komisyonun bu işi idare ve kontrol etmesi,</li>
<li>Rusya’nın görüşü: Boğazların sadece ticaret gemilerine açık olması, Karadeniz’e kıyısı olan devletlere boğazların kapalı olması,</li>
<li>Türkiye’nin görüşü: Misak-ı Millînin 4. Maddesinde belirtildiği üzere Boğazların, İstanbul ve Marmara’nın güvenliği şartıyla dünya ticaretine ve milletlerarası ulaştırmaya açık bulundurulması (Akşin, 1991: 278).</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Görüşlere bakıldığında müttefik devletlerin görüşlerinin Türk ve Rus heyetlerinin görüşleriyle çatıştığını söyleyebiliriz. Dünyanın en büyük deniz devleti İngiltere için elbette boğazlar çok önemliydi. Rusya ise öteden beri İngiltere için boğazları tehdit eden bir düşman olarak görülmekteydi. İngiliz heyeti ile Türk heyeti arasındaki ilk çatışma usul konusu üzerine olmuştur. İngiliz heyetinin planına göre öncelikle Türk heyeti görüşlerini bildirecek daha sonra diğer heyetler görüşlerini açıklayacaklardı. Açıklanan Türk planına göre öncelik, müttefiklerin açıklamalarına verilmesi yönündeydi. Böyle bir yol izlenmesinin nedeni çok açıktı. Boğazlar Türk topraklarıydı ve bu durum Türk tarafının hakkı ve çıkarları gereğiydi.</p>
<p style="text-align: justify;">24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması’nın boğazlar konusu ile ilgili alınan kararlara göre, boğazların her iki kıyısı askersiz hale getirilecek, bir savaş tehlikesi veya Türkiye’nin herhangi bir savaşa girmesi halinde silahlandırılabilecek. Ayrıca Türkiye’nin tarafsız olduğu bir savaşta Karadeniz’e geçecek gemilere hem sayı hem de tonaj bakımından sınırlamalar getirilecekti (Turan, Safran, Hayta, Çakmak, Dönmez, Şahin, 2011: 170). Barış zamanında boğazlardan geçiş serbest olacaktı. Eğer Türkiye’nin tarafsız olduğu bir savaş durumu olursa geçişler yine serbest olacaktı. Türkiye savaşa girmiş ise tarafsız gemilere ve uçaklara, düşmana yardım etmemek koşulu ile geçiş serbestliği verilecekti (Yalçın, Akbıyık, Akbulut, Balcıoğlu, Köstüklü, Süslü, Turan, Eraslan, Tural, 2004: 385). Antlaşmanın boğazlar üzerindeki Türk egemenliğini zedeleyen en dikkat çekici maddesi ise, Boğazların Milletler Cemiyetinin denetimindeki bir komisyon tarafından idare edilecek olmasıydı. Kurulan komisyon her yıl boğazlardan geçecek savaş gemileriyle ilgili olarak da Milletler Cemiyetine bilgi verecekti. Önemli bir siyasal konu kapsamında yer alan boğazlar meselesi Lozan Antlaşması’nda şiddetli tartışmalara yol açmıştı. Dolayısıyla sorun geçici bir çözüme bağlanmıştı. Boğazların askersizleştirilmesi Türkiye için hiç doyurucu bir çözüm olmamıştı. Konu daha sonra İsviçre’deki Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde ele alınarak 1936 yılında çözüme kavuşturuldu. Bu sözleşme ile Türkiye boğazlara egemen oldu (Akşin, 2020: 137).</p>
<p><strong>Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne Giden Tarihsel Süreç</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Avrupa devletleri arasında başlayan siyasi gerginlikler Türkiye’nin boğazlar ile ilgili Lozan’da alınan kararları tekrar gündeme getirmesi konusunda önemli fırsatlar olarak değerlendirilmiştir. 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesine giden tarihsel süreçte antlaşmaya temel teşkil eden boğazların mevcut durumunu değiştirme isteği ilk olarak 24 Mart 1933 tarihli Silahların Azaltılması ve Silahsızlandırılması Konferansı’nda gündeme gelmiştir (Uçarol, 1985: 582). Ancak konferanstan istenilen sonuç elde edilememiştir. 23 Mayıs 1933 tarihli Milletler Cemiyeti Kurulu özel oturumunda da Türk tarafı Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin gözden geçirilmesi gerekliliğini dile getirmiş, ancak bu istek benimsenmemiştir. 1935 yılı Avrupa buhranının vahamete doğru gidişinin belirtileri ile doluydu. Almanya’nın Versay Antlaşması hükümlerine uymaması, 1919 antlaşmalarına rağmen silahlanma kararını alması (Akşin, 1991: 225), İtalya’nın Habeşistan’a saldırması ve 12 Adayı silahlandırması, Almanya’nın Ren Bölgesini işgali yani bölgeye asker çıkarması Lozan’ın boğazlar maddesini görüşmek üzere Türkiye’ye aradığı fırsatı vermesi konusunda yaşanan önemli gelişmelerdi. Türkiye Avrupa’nın bu karışık ortamından istifade etme yoluna giderek boğazlar sözleşmesinin tekrar ele alınması isteğini gündeme getirdi (Jivkova, 1978: 90) 1935 yılında konuyu ilk olarak Milletler Cemiyeti Konseyi’ne götüren Türkiye, daha sonra Milletler Cemiyeti Kurulu’na başvurdu. Avrupa’nın değişen dengelerini öne sürerek Lozan Antlaşması’nın boğazlar ile ilgili alınan kararlarının değiştirilmesini istedi. Avrupa’da olası bir savaş durumunun söz konusu olması ve izlenen barışçı dış politika Türkiye’nin işini kolaylaştıran ve onu güçlü kılan nedenlerdi. O tarihlerde Sovyetler Birliği ile dostluk ilişkileri içinde olan Türkiye imzaladığı Balkan Paktı ile de Balkan Devletleriyle ortak hareket eden bir devlet konumundaydı. Fransa’nın da Sovyet Rusya ile ilişkileri gayet iyiydi. İngiltere’de, İtalya’nın Akdeniz’deki yayılmacı politikasına karşı Türk yanlısı bir tavır sergilemek zorundaydı. Japonya ise Asya’daki yayılmacı politikası nedeniyle Avrupa’da olup bitenlere karşı gayet ilgisizdi. Türkiye böyle bir ortamda 11 Nisan 1936 tarihinde Lozan Konferansı’na katılmış tüm ülkelere ve Milletler Cemiyeti’ne yeni bir boğazlar rejimi için konferans toplanması isteğinde bulunmuştu. Bu isteğe ilişkin de bir nota yayınladı. Notada özetle şu maddeler yer alıyordu:</p>
<p style="text-align: justify;">1) Lozan Boğazlar rejiminin kabulünden bu yana Karadeniz’de durum tamamen değişmiş ve Akdeniz’de de bir kararsızlık belirmiştir. Deniz silah ve gemileri ile hava sahasında bu süre zarfında çok gelişme yaşanmış ve silahlanma hızla artmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">2) Kolektif güvenlik sistemi artık işlemez hâle geldiği için Türkiye’nin güvenliği açısından Boğazlar bölgesi üzerindeki egemenliğinin etkili, işlevsel ve pratik bir garanti içermesi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">3) Boğazlar Sözleşmesi, sadece barış ve savaş durumunda uygulanabilecek hükümler içermekte, oysa Türkiye’ye yasal savunma hakkı da tanıyacak olan “pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi” durumuna ilişkin hükümler de içermelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">4) Lozan’a imzacı ülkelerin inisiyatifinden bağımsızca beliren koşullar, iyi niyetle oluşan anlaşma hükümlerini işlevsiz hâle sokmuştur (Kılıç, 2012: .2)</p>
<p style="text-align: justify;">Yayınlanan notaya karşı Sovyetler Birliği’nin tutumu olumlu olmuş, boğazların silahlandırılması ve güvenliğin sağlanması talebi, kendi lehlerine bir değişiklik yapılabileceği düşüncesiyle kabul görmüştü. İngiltere’den de olumlu bir yanıt gelmiş, İngiltere Akdeniz’deki İtalya tehlikesine karşı kendi çıkarları doğrultusunda boğazlardaki Türk egemenliğinin sağlanması düşüncesine yakın durmuştu. Ayrıca Türkiye’nin antlaşmayı gözden geçirme isteğini de memnuniyetle karşılamıştı. Fransa ise Sovyetler Birliği ile ters düşmemek adına Türkiye’nin isteğine olumlu cevap vermişti (Gönlübol, Sar, 1987: 122).</p>
<p><strong>Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Önemi</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Boğazlar sorununun Lozan’daki çözüm şeklinin Türkiye tarafından kabulü mümkün değildi. 1935 yılının sonlarına doğru dünyadaki siyasal durumda oldukça tehlikeli bir yola girmişti. İtalya’nın Akdeniz üzerindeki istekleri, Marmara Denizinde görülen kimliği belirsiz denizaltılar Türkiye’nin kaygılarını iyice arttırıyordu. Böyle bir durumda boğazların savunulması gerekiyordu. İtalya ile Almanya’nın tutumları, İngiliz ve Fransızları Türkiye’nin yanında yer almalarına sebep oluyordu (Mumcu, 1997: 306). Sonuç olarak İtalya dışında Lozan’ın imzacı devletleri boğazlar sorununu tekrar görüşmeye razı oldular. İsviçre’nin Montrö kentinde açılan Boğazlar Konferansı’nda bundan on iki yıl önce boğazları askerlik dışı eden hükümler görüşülmek üzere toplandı (Akşin, 1991: 293). Öncelikle Atatürk Türkiye’sinin milletlerarası antlaşmalara son derece saygı göstererek, Lozan’ın imzacı tüm devletlerini ikna etmeyi başarması önemli bir konuydu. Kaldı ki Atatürk dönemi dış politikasının temeli yurtta ve dünyada barış ilkesine dayanıyordu. Türkiye tüm dünya devletleri ile dostluk ilişkileri kurmuştu. Nitekim, katıldığımız uluslararası kurul ve antlaşmalar barışı sağlamaktan başka amaçlar taşımıyordu. Akvam Cemiyeti, Balkan Paktı bunlara birer örnekti. 22 Haziran 1936 tarihinde Paris’te “Le Temps” Gazetesi konuya dair şöyle bir yazıya ver vermişti:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>İyi teşkilatlanmış, kendi menfaatlerini kendi vasıtalarıyla korumasını bilen ve milletlerarası meselelerde ve barışın korunulması işlerinde büyük bir iyi niyet ve geniş anlayış sahibi olduğunu göstermiş olan Türkiye, Lozan Antlaşması ile doğan boğazlar düzeninin bugünkü şartlar altında devam edemeyeceğini bildirmiştir</em> (Akşin, 1991: 294).</p>
<p style="text-align: justify;">Yayınlanan bu haber, Türkiye açısından oldukça sevindirici bir haberdi.  Konferansa İtalya’nın dışında Fransa, İngiltere, Yunanistan, Japonya, Sovyetler Birliği, Bulgaristan, Yugoslavya Romanya ve Japonya katıldı. Türk Temsilci heyetinin başkanlığını yapan Tevfik Rüştü Aras’ın yanında Numan Menemencioğlu, hukuk müşaviri Ziyaeddin Kızıltan ve büyükelçi Suat Davas yer almıştı. Türk tezi Menemencioğlu tarafından ifade edildi. Boğazlar bölgesinin silahlandırılması ve boğazlar komisyonunu kaldırılması esasına dayanan Türk tezine karşılık İngiltere ve Sovyet Rusya’da birer tez sundular. Boğazların silahlandırılması konusunda görüş birliğine varıldı. Boğazlar komisyonunun görevlerinin Türk Hükümetine bırakılması konusunda da bir süre sonra anlaşmaya varıldı. Sovyetler, Türkiye’nin boğazları silahlandırmasını kabul etmişti. Bunun yanında Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlere ait savaş gemilerinin Karadeniz’e girişinin yasaklanmasını istemişti. Öte yandan İngiltere tonaj sınırlamasını tüm devletler için istemişti. Konferansın tartışılan iki farklı görüşü bu olmuştu. Bu durum karşısında Türkiye uzlaşmacı bir tavır sergilemiş, hatta bir uzlaşma zemini bulabilme amacıyla çalışmalara ara verilmişti. Böyle bir ortamda Türk heyetinin tavrı, Sovyet dostluğunun bozulmaması ve elbette Türkiye’nin güvenliğine ve milli çıkarlarına uygun bir tutum sergilemek olmuştu (Soysal, 2000; 502). İki ay kadar süren görüşmeler neticesinde 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanan Montrö Sözleşmesi ile, boğazlarda asker bulundurma ve boğazları silahlandırma konusunda Türk tarafının istediği değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Boğazlar komisyonu kaldırılmış ve bölgenin güvenliği de Türkiye’ye bırakılmıştır. Sözleşmenin bu şekilde imzalanmasında Türk heyetinin anlayışı göz ardı edilmemelidir. Dönemin başbakanı İsmet İnönü 1 Ağustos 1936 tarihinde mecliste verdiği bir demeçte sözleşmenin anlamını ve önemini şöyle dile getirmiştir:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bugün Türk tarihinde ve siyaset tarihinde mühim bir eseri tamamladınız. Büyük Millet Meclisi büyük Türk Milleti’ne karşı deruhte ettiği ağır vazifelerden bir mühimini muvaffakiyetle bitirmiş olduğu için iftihar edebilir. Arkadaşlar, yeni Boğazlar Mukavelesi Türkiye’nin emniyetini ve hakimiyetini milletlerarasında teyid eden güzel bir vesikadır. Dr. Aras bu vesika ile yalnız Türkiye’nin emniyeti için güzel bir hizmet ifa etmekle kalmadı, uluslararası barış davasının yorulmaz bir yolcusu olduğunu bir kere daha ispat etti……….. Boğazlar Konferansı’ndan memnunlukla çıkışımızın bir mühim sebebi de alakadarların hepsinin de memnun çıkmış olmasıdır. İştirak edenlerin hepsi anlaşmayı imza ettiler. Bu meyanda 1923 Mukevelenamesi’ni iyi kabul etmemiş olan dostumuz Sovyetler de bizimle imzaladılar. Ve size memnunlukla haber veririm ki şu anda Sovyetler Birliği’nde dahi Boğazlar Mukavelesi tasdik edilmiş bulunuyor…..</em>  (Akşin, 1991: 300 – 301).</p>
<p style="text-align: justify;">Boğazlarla ilgili yapılan yeni düzenlemede Türkiye Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi uyarınca boğazlarda kurulan ve güvenliği ile egemenliğini sınırlayan boğazlar statüsünü dönemin değişen güçler dengesinden çok iyi yararlanarak, lehine çevirmiştir. Bununla boğazlar üzerindeki egemenlik haklarına yeniden kavuşmuş, aynı zamanda güvenliği ve geleceği açısından önemli bir sorununu çetin bir diplomasi mücadelesiyle barışçı yollarla çözmüştür (Uçarol, 2020: 765).</p>
<p><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Lozan Antlaşması sadece 1914 – 1918 savaşının sonunda bir yandan Türkiye ile düşmanları olan İtilaf Devletleri ve öte yandan, 1919 ile 1922 Ağustos Zaferi’ne kadar kendisiyle savaşmış Yunanistan arasında yapılan bir antlaşma olarak kalmamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun başlıca varisi olan Türkiye ile Batı devletleri arasında yüzyıllardan beri süren açık veya kapalı düşmanlık dönemi hesaplarının kesin olarak kapatılması ve Türkiye’nin medeni milletler arasında yerini aldığını gösteren bir antlaşma olmuştur. Boğazlar hiç şüphe yoktur ki, her yönden Türkiye için hayati önem taşımaktaydı. Bu yüzden statüleriyle ilgili en küçük bir olumsuzluk Türkiye’yi büyük sıkıntılar içine sokabilirdi. Böyle bir gerçekten hareketle Lozan’da boğazlar ile ilgili alınan kararların Türkiye’yi tam yetkili kılmadığını söyleyebiliriz. Türkiye’nin bağımsızlık anlayışı ile bağdaşmayan kararlar Misak- ı Milliye de uymuyordu. Çünkü imzalanan bu sözleşmeyle boğazlar asker ve silahtan arındırılıyor, hem de boğazlardan geçişi kontrol etmek, geçişlerle ilgili olarak Milletler Cemiyetine bilgi vermekle yetkili bir komisyon kuruluyordu. İmzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile komisyon kaldırılmış, Türkiye’ye boğazlarda asker ve silah bulundurma hakkı tanınmıştı. Böylece Türkiye’nin kısıtlı hakları da iade edilmiş oluyordu. Boğazların statüsünün değişmesi ve boğazlar üzerinde Türk hakimiyetinin kurulması uluslararası ilişkilerde Türkiye’nin prestijini arttıran bir durum olarak değerlendirilmelidir. Montrö Sözleşmesi ile Lozan’da boğazlara konan tüm sınırlamalar kaldırılmıştı. Türkiye’nin bölgedeki  tam egemenliği yani bölgenin savunma hakkı kesin olarak Türklere geçmişti. Öte yandan, Türkiye’nin Batı ile olan ilişkilerinde de yeni bir dönem başlamıştı. Sözleşmenin süresi dolduğu halde taraflardan hiçbiri bir değişiklik önerisinde bulunmamıştır. Sözleşme günümüzde halen geçerlidir. İmzalanan bu sözleşme ile boğazlara tekrar kesin olarak sahip çıkılmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>Akşin, A. (1991). Atatürk’ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi, TTK Basımevi, Ankara.</p>
<p>Akşin, S. (2020). Kısa 20.Yüzyıl Tarihi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VII. Basım, İstanbul.</p>
<p>Aybars, E. (2008). Türkiye Cumhuriyeti Tarihi- 1 (Kuruluş), Zeus Yayınları, 4. Basım, İzmir.</p>
<p>Gönlübol, M.,  Sar, C. (1987). Olaylarla Türk Dış Politikası (1919-1973), Ankara Üniversitesi Siyasi Bilgiler Fakültesi Matbaası C. I, VI. Baskı, Ankara.</p>
<p>Jivkova, L. (1978). İngiliz-Türk İlişkileri (1933-1939), Habora Kitabevi Yayınları, (Çev: F.Muharrem &#8211; F. Erdinç), İstanbul.</p>
<p>Kılıç, S. (2012). “Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile ilgili Almanya’nın Görüş ve İtirazları (1936-1941)”, Akademik Bakış Dergisi, 33.</p>
<p>Mumcu, A. (1997). Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi – I, Anadolu Üniversitesi yayınları, Eskişehir.</p>
<p>Sander, O. (2013). Türkiye’nin Dış Politikası, İmge Kitapevi, 4. Basım, Ankara.</p>
<p>Soysal, İ. (2000). Tarihçeleri ve Açıklamaları ile Türkiye’nin Siyasal Antlaşmaları (1920-1945), TTK Basımevi, C.1, Ankara.</p>
<p>Turan, R., Safran, M., Hayta, N., Çakmak, M.A., Dönmez, C., Şahin, M., (2011). Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Okutman Yayıncılık, 18.Baskı, Ankara.</p>
<p>Uçarol R. (1985). Siyasi Tarih, Filiz Kitabevi, İstanbul.</p>
<p>Uçarol, R. (2010) Siyasi Tarih (1789 – 2010), Der Yayınları, 8. Baskı, İstanbul.</p>
<p>Yalçın, D., Akbıyık, Y., Akbulut, D.A., Balcıoğlu, M., Köstüklü N., Süslü, A., Turan,. Eraslan, C., Tural, M.A. (2004). Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I, Atatürk Araştırma Merkezi, Divan Yayıncılık, Ankara.</p>
<p>.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/lozandan-montroye-bogazlar.html">Lozan’dan Montrö’ye Boğazlar</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Terör ve Güvenlik Algısında Yeni Paradigmalar</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/teror-ve-guvenlik-algisinda-yeni-paradigmalar.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2021 10:34:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Güvenlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=11672</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu çalışma ilk olarak &#8220;Algı Yönetimi Siyasal ve Dijital İletişim, Sosyal Medya ve Kitle İletişimi&#8221; başlıklı kitabın (Editör: Doç. Dr. Oğuz GÖKSU) VII. Bölümünde yayınlanmıştır.   GİRİŞ Bu çalışmada güvenlik, terör ve algı olmak üzere üç anahtar kavram bulunmaktadır. Çalışma bu anahtar kavramlar üzerinden tartışılacaktır. Bunlardan birincisi terör kavramıdır. Terör ya da terörizm anlam bakımından birbirine [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/teror-ve-guvenlik-algisinda-yeni-paradigmalar.html">Terör ve Güvenlik Algısında Yeni Paradigmalar</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12px;"><em><strong>Bu çalışma ilk olarak &#8220;Algı Yönetimi Siyasal ve Dijital İletişim, </strong></em></span><span style="font-size: 12px;"><em><strong>Sosyal Medya ve Kitle İletişimi&#8221; başlıklı kitabın (Editör: Doç. Dr. Oğuz GÖKSU) VII. Bölümünde yayınlanmıştır.  </strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu çalışmada güvenlik, terör ve algı olmak üzere üç anahtar kavram bulunmaktadır. Çalışma bu anahtar kavramlar üzerinden tartışılacaktır. Bunlardan birincisi terör kavramıdır. Terör ya da terörizm anlam bakımından birbirine yakın kavramlar olarak çeşitli alanlarda birbirinin yerine kullanılmaktadır. Amaç bakımından birbirinden ayrılan bu kavramlardan terörizm terör kavramından türetilmiştir. Terör, terör örgütleri olarak genelleme yapılarak akademik yazında kullanılırken ve bir düşünceler bütünü olarak bahsedilirken de terörizm şeklinde ifade edilmektedir. Bu çalışmada güvenlik ve algı kavramlarını terörizm üzerinden değerlendirmek için, amacı kargaşa çıkararak, şiddet yoluyla isteklerini elde etmek olan terör örgütlerinin çağın gerekleri doğrultusunda değişen paradigmaları ve karşı tarafın geliştirdiği paradigmalar incelenecektir. Terör örgütlerinin değişen paradigmaları güvenliğini tehdit ettikleri grup, toplum ya da ülkenin tekrar güvenliği sağlayabilmek amacıyla tepki göstermesi ve tedbir almasında yani karşı tarafın güvenlik paradigmasında da değişikliğe neden olmaktadır. Güvenlik kavramı ise uygarlığın ilk çağlarından itibaren insanlık için vazgeçilmez bir kavram olarak toplumsal yaşantının her safhasında yer almaktadır. Gıda, sağlık, eğitim, çevre, bilgi güvenliği ve siber güvenlik olarak insanlık tarihinde insanların ihtiyaçları doğrultusunda gelişen kavramların yanı sıra asayişin sağlanması bağlamında kişisel güvenlikten başlayarak toplumsal gelişmelerle bağlantılı olarak ulusal ve uluslararası güvenliğe kadar geniş bir alanda kullanılmaktadır. Bu çalışmada terör bağlantılı olarak ortaya çıkan güvenlik sorunlarının çözümü bağlamında uluslararası ve ulusal güvenlik kavramları üzerinden açıklama yapılacaktır. Güvenlik kavramı içinde yer alan gıda, sağlık, eğitim, bilgi güvenliği ve siber güvenlik gibi diğer alanlardaki güvenlik sorunları çalışma kapsamında ele alınmayacaktır. Algı kavramı ise bir bütün olarak ele alınıp terör ve güvenlik kavramlarının değişen paradigmalarının kişisel, toplumsal olarak algılanışı yönünden incelenecektir. Dolayısıyla çalışmada tarihsel ve betimsel araştırma türü uygulanacak olup, belgeye dayalı analiz yapılacaktır. Öncelikle bu kavramlar tanımlandıktan sonra terör örgütlerinin algı yönetiminde geliştirerek kullandıkları yöntemler ve araçlar açıklanarak, bunun karşı taraftaki etkisi ve tepkisi yani güvenliği sağlamadaki geliştirdiği paradigmalar tarihsel süreç içindeki örneklerle ve belgelerle açıklanmaya çalışılacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;width: 100%;height: 100%;border: none;min-height: 500px;" data-pdf-src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/02/Teror-ve-Guvenlik-Algilsinda-Yeni-Paradigmalar.pdf" data-viewer="browser"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2021%2F02%2FTeror-ve-Guvenlik-Algilsinda-Yeni-Paradigmalar.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;min-height: 500px;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Terör ve Güvenlik Algısında Yeni Paradigmalar  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Terör ve Güvenlik Algısında Yeni Paradigmalar  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Terör ve Güvenlik Algısında Yeni Paradigmalar  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Terör ve Güvenlik Algısında Yeni Paradigmalar  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Terör ve Güvenlik Algısında Yeni Paradigmalar  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Terör ve Güvenlik Algısında Yeni Paradigmalar  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="#" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Terör ve Güvenlik Algısında Yeni Paradigmalar  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Terör ve Güvenlik Algısında Yeni Paradigmalar  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div><p class="embed_download"><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/02/Teror-ve-Guvenlik-Algilsinda-Yeni-Paradigmalar.pdf" download>İndir [292.51 KB] </a></p></div></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/teror-ve-guvenlik-algisinda-yeni-paradigmalar.html">Terör ve Güvenlik Algısında Yeni Paradigmalar</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
