﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ekonomi ve Finans | Akademik Kaynak</title>
	<atom:link href="https://www.akademikkaynak.com/sosyalbilimler/ekonomi-ve-finans/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<description>Akademik Düşünce Enstitüsü yayın organı akademikkaynak.com - bilimin ışığıyla.</description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Dec 2025 22:43:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/cropped-akademikkaynak-fovicon-32x32.png</url>
	<title>Ekonomi ve Finans | Akademik Kaynak</title>
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mobbing’in Banka Çalışanlarının Performansı Üzerine Etkisi: Kayseri İli Örneği</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/mobbingin-banka-calisanlarinin-performansi-uzerine-etkisi-kayseri-ili-ornegi.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/mobbingin-banka-calisanlarinin-performansi-uzerine-etkisi-kayseri-ili-ornegi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Ateş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 22:32:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13459</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZET Çalışmada son dönemlerde özellikle eğitim, sağlık ve banka çalışanları üzerindeki etkisi sık sık mercek altına alınan mobbing’in banka çalışanlarının performansına etkisi belirli bir disiplin dâhilinde ele alındı. Çalışmada ilk olarak mobbing kavramının tanımı, tarihsel gelişimi ve türleri üzerinde durulmuştur. İkinci olarak ülkemizde mobbing’i konu edinen çalışmalar ve varsayımları üzerinde durulmuştur. Banka çalışanlarının performansına yönelik [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/mobbingin-banka-calisanlarinin-performansi-uzerine-etkisi-kayseri-ili-ornegi.html">Mobbing’in Banka Çalışanlarının Performansı Üzerine Etkisi: Kayseri İli Örneği</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>ÖZET</strong></p>
<p>Çalışmada son dönemlerde özellikle eğitim, sağlık ve banka çalışanları üzerindeki etkisi sık sık mercek altına alınan mobbing’in banka çalışanlarının performansına etkisi belirli bir disiplin dâhilinde ele alındı. Çalışmada ilk olarak mobbing kavramının tanımı, tarihsel gelişimi ve türleri üzerinde durulmuştur. İkinci olarak ülkemizde mobbing’i konu edinen çalışmalar ve varsayımları üzerinde durulmuştur. Banka çalışanlarının performansına yönelik etkisini konu edinen son bölüm sonuçlar ve önlemler adında iki başlık taşımaktadır. Sonuç bölümünde mobbing’in banka çalışanlarını etkileme biçimi, bireysel, sosyal ve kurumsal çıkmazlar ile ciddi sağlık problemleri bağlamında incelenmiştir.<br />
Anahtar Kelimeler: Mobbing, Bankacılık, Performans, Bıkkınlık, İşten Ayrılma</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1. GİRİŞ</strong><br />
Mobbing iş yaşamının başlangıcından günümüze kadar her zaman var olmuş ancak yakın zamana kadar kavramlaştırılamamış bir olgudur. Mobbing, işyerinde hedefe konan kişileri sindirerek işten uzaklaştırma amacı taşıyan sistemli, sürekli, düşmanca davranışlardır( Çobanoğlu, Ş. 2005).<br />
Ülkemizde özellikle bankaların satış kadrolarında çalışan bankacılar yoğun şekilde mobbinge maruz kalmaktadırlar. Bankacılara ulaşılması mümkün olmayan satış hedefleri verilmekte ve istenilen performansa ulaşamayanlar çeşitli baskılara maruz kalmaktadırlar. Ülkemizde personel devir oranın en yüksek olduğu sektör bankacılıktır (Özdemir, 2017: 1).<br />
Çalışma yaşamında mobbingin mağdur üzerinde oluşturduğu en önemli etki çalışanın iş performansı sonuçlarında izlenmektedir. Mobbing, işyerinde çaresiz, mutsuz, ümitsiz ve endişeli insanların çoğalmasına ve kurumun performansının düşmesine neden olmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Mobbing çalışanı hedef alıyor gibi görünse de, kurumsal imajı tahrip etmekte ve maliyetleri arttırmaktadır. Çalışanların mobbing uygulanan bir kurumda huzursuz olmaları doğaldır. Bu durumda çalışanların performansını ve verimliliği düşürmekte ve dolayısıyla mobbinge uğrayan çalışanlar başka kurumlara yönelebilmektedirler(Çalış Duman ve Akdemir, 2016: 30).</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1.1.Problem Tespiti</strong><br />
Günümüz işletmelerinin çalışanlarına fiziksel ve duygusal açıdan sağlıklı, güvenli bir ortam sağlaması bir zorunluluk haline gelmiştir. Psikolojik açıdan karşılaşılabilecek problemlerin ortadan kaldırılması çalışanların duygusal sağlığının korunması açısından son derece önemlidir. Bunun için kurumda çalışanların birbirlerine karşı sergilemiş oldukları psikolojik şiddetin (mobbing) çalışma performansını etkilememesi için maksimum düzeyde tedbirlerin alınması gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1.2.Araştırmanın Amacı</strong><br />
Bu çalışma ile bankacılık sektöründe çalışanların psikolojik yıldırmaya maruz kalma durumları ve yaşamış oldukları (varsa) psikolojik yıldırmanın onların iş ve yaşam tatmini üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1.3.Araştırma Hipotezleri</strong><br />
H1: Maruz kalınan psikolojik yıldırma düzeyi ile iş tatmini arasında ilişki vardır.<br />
H2: Maruz kalınan psikolojik yıldırma düzeyi ile yaşam tatmini arasında ilişki vardır.<br />
H3: Maruz kalınan psikolojik yıldırma düzeyi iş tatmin düzeyini etkilemektedir.<br />
H4: Maruz kalınan psikolojik yıldırma düzeyi yaşam tatmin düzeyini etkilemektedir.<br />
H5: Maruz kalınan psikolojik yıldırma düzeyi sosyodemografik bakımdan farklılaşmaktadır.<br />
H6: İş tatmin düzeyi sosyodemografik bakımdan farklılaşmaktadır.<br />
H7: Yaşam tatmin düzeyi sosyodemografik bakımdan farklılaşmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1.4. Araştırmanın Önemi</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Örgütlerde yaşanan performans ve başarı düşüklüğünün nedeni gösterilen mobbing olgusuna gerek dünya ülkelerindeki gerekse Türkiye’deki özel sektör ve kamu kuruluşlarında da sıkça rastlanmaktadır. Buna rağmen yaşanan mobbing olgusu gizli kaldığı için ilgili değişkenlerle ilişkisini araştırdığımız bu çalışma, bundan sonra yapılacak çalışan performansı ve mobbing arasındaki ilişkiyi araştıracak diğer çalışmalara da ışık tutacaktır. Bundan sonra yapılacak çalışmalarda, karşılaştırma yapılarak sektörlere ait psikolojik şiddet haritaları çıkarılabilir. Çalışmanın daha farklı bakış açılarıyla ele alınarak araştırılması araştırmacıları farklı sonuçlara götürebilecektir (Dokuzer,2018).<br />
Bankacılık sektörünün hizmete dayanan bir sektör olması, verilen hizmet kalitesinin diğer sektörlere göre çalışanların algıladıkları mobbing düzeyi ile performansları arasındaki ilişkiye daha çok bağlanmasına neden olmaktadır. Bu açıdan bu çalışmanın ilgili literatüre katkı sağlamanın yanında, konu ile ilgili yapılacak ilgili çalışmalara rehberlik edeceği düşünülmektedir. Ayrıca bankacılık sektörüne konu ile ilgili mevcut durum hakkında bilgi vererek, uygulamalarını sorgulamasına da olanak sağlayabilir (Dokuzer,2018).</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2025%2F12%2F1747063998_363-390-1.pdf%3F1775411315&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Mobbing’in Banka Çalışanlarının Performansı Üzerine Etkisi: Kayseri İli Örneği  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Mobbing’in Banka Çalışanlarının Performansı Üzerine Etkisi: Kayseri İli Örneği  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Mobbing’in Banka Çalışanlarının Performansı Üzerine Etkisi: Kayseri İli Örneği  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Mobbing’in Banka Çalışanlarının Performansı Üzerine Etkisi: Kayseri İli Örneği  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Mobbing’in Banka Çalışanlarının Performansı Üzerine Etkisi: Kayseri İli Örneği  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Mobbing’in Banka Çalışanlarının Performansı Üzerine Etkisi: Kayseri İli Örneği  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/12/1747063998_363-390-1.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Mobbing’in Banka Çalışanlarının Performansı Üzerine Etkisi: Kayseri İli Örneği  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Mobbing’in Banka Çalışanlarının Performansı Üzerine Etkisi: Kayseri İli Örneği  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>
<p>Makale görüntülenmiyorsa aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/12/1747063998_363-390-1.pdf">Makaleyi İndir</a></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Bu yayın Doç. Dr. Zekeriya Nas ile birlikte yayınlanmıştır.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/mobbingin-banka-calisanlarinin-performansi-uzerine-etkisi-kayseri-ili-ornegi.html">Mobbing’in Banka Çalışanlarının Performansı Üzerine Etkisi: Kayseri İli Örneği</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/mobbingin-banka-calisanlarinin-performansi-uzerine-etkisi-kayseri-ili-ornegi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürdürülebilir Pazarlama</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/surdurulebilir-pazarlama.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/surdurulebilir-pazarlama.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Ağaç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 15:01:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde çevreye ve geri dönüşüme uygun, çevrenin korunmasına duyarlı ürün ve hizmetlere olan ilgi gün geçtikçe daha da artmaktadır. Tüketim anlayışının yavaş yavaş değişmesiyle birlikte pazarlamada da sürdürülebilir pazarlama kavramı doğmuştur. Sürdürülebilir pazarlama, şirketleri çevreyi koruyan ve sosyal açıdan sorumlu ürün ve hizmetler üretmeye teşvik eder. Sürdürülebilir pazarlama, işletme ile tüketiciler, sosyal ve doğal çevre [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/surdurulebilir-pazarlama.html">Sürdürülebilir Pazarlama</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Günümüzde çevreye ve geri dönüşüme uygun, çevrenin korunmasına duyarlı ürün ve hizmetlere olan ilgi gün geçtikçe daha da artmaktadır. Tüketim anlayışının yavaş yavaş değişmesiyle birlikte pazarlamada da sürdürülebilir pazarlama kavramı doğmuştur. Sürdürülebilir pazarlama, şirketleri çevreyi koruyan ve sosyal açıdan sorumlu ürün ve hizmetler üretmeye teşvik eder. Sürdürülebilir pazarlama, işletme ile tüketiciler, sosyal ve doğal çevre arasında sürdürülebilir ilişkiler kurmak ve bunun devamlılığını sağlayan bir pazarlama türüdür. Tüm süreçlerinde çevresel faydayı önemser. İşletmenin üretim ve tüketim faaliyetleri sırasında çevreye en az zararın verilmesi, kaynakların etkili kullanılması ve sosyal açıdan fayda sağlaması, kaynakların yeni üretim sürecine dahil edilmesi gibi hususlar sürdürülebilir pazarlamanın amaçları arasındadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Geleneksel pazarlamada genellikle “4P” olarak adlandırılan 4 unsur üzerinde durulur: Ürün(product), fiyat(price) ,dağıtım(place) ve promosyon(promotion).</p>
<p style="text-align: justify;">Sürdürülebilir pazarlama karmasında ise “4C” bileşenleri mevcuttur. Bu 4C bileşenleri ile her zaman müşteri odaklı çalışmalar gerçekleştirilir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Müşteri Değeri</strong> (Customer Value): Müşterilerin isteklerini ve ihtiyaçlarını, güvene dayalı bir ilişki çerçevesinde sürdürülebilir bir şekilde karşılamak.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Müşteri Maliyeti</strong> (Cost to Customer): Pazarlanan ürün ya da hizmetin müşteriye ve çevreye olan maliyetini dikkate almak.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Müşteriye Uygunluğu</strong> (Convenience): Müşterilerin sürdürülebilir olan ürün ay da hizmetlere ulaşması, kullanması ve kullandıktan sonraki süreçteki değerlendirmeleri uygun çözümlerle ortaya koymak.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Müşteri ile İletişim</strong> (Communication): Ürün veya hizmetlerin tüketiciye sunduğu değerlerin, işletme tarafından müşteriye iletilmesi.</p>
<p style="text-align: justify;">Sürdürülebilir pazarlama, birkaç kritik zorluğun ele alınmasını amaçlar:[1]</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Çevre Kirliliği:</em> Hava, su ve toprak kirliliği de dahil olmak üzere önemli çevresel bozulmaya yol açan sanayileşmenin olumsuz etkileriyle mücadele etmeyi amaçlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Atık Yönetimi:</em> Üretim ve tüketimdeki artış, daha yüksek hacimli atıkla sonuçlanmıştır. Sürdürülebilir pazarlama, atık üretimini azaltan ve malzemelerin geri dönüştürülmesini veya yeniden kullanılmasını teşvik eden uygulamalara olan ihtiyacı vurgular.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>İklim Değişikliği:</em> İklim değişikliğinin etkilerini ele almak, sürdürülebilir pazarlamanın temel hedeflerinden biridir. Bu, karbon ayak izi azaltılmış ürün ve hizmetleri tanıtmayı ve iklim dayanıklılığına katkıda bulunan uygulamaları savunmayı içerir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sosyal Sorumluluk:</em> Sürdürülebilir pazarlama ayrıca işletmeleri etik uygulamalara katılmaya, toplum gelişimini desteklemeye ve pazarlama girişimleri aracılığıyla sosyal sorunları ele almaya teşvik ederek sosyal refahı artırmaya odaklanır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Tüketici Farkındalığı:</em> Bir diğer zorluk da tüketicinin sürdürülebilirlik ve çevre dostu ürün ve hizmetleri seçmenin faydaları konusunda farkındalığını artırmaktır. Sürdürülebilir pazarlama, tüketicileri eğitmeyi ve bilinçli satın alma kararları almalarına yardımcı olmayı amaçlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Sürdürülebilir pazarlama, bu zorlukları ele alarak, pazarlama uygulamalarının yalnızca işletmelere değil, toplumun tamamına fayda sağlamasını garantilemek için ekonomik, sosyal ve çevresel faktörleri içeren bütünsel bir yaklaşıma katkıda bulunur.</p>
<p style="text-align: justify;">Sürdürülebilir pazarlamanın üç boyutu olan yeşil pazarlama, sosyal pazarlama ve eleştirel pazarlama, odak noktaları ve hedefleri bakımından farklılık gösterir:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yeşil Pazarlama:</em> Bu boyut çevresel sürdürülebilirliği ve çevre dostu ürün ve hizmetlerin tanıtımını vurgular. Sürdürülebilir malzemelerden, geri dönüştürülebilir ürünlerden ve enerji açısından verimli çözümlerden üretilenler gibi çevreye verilen zararı en aza indiren ürünlerin geliştirilmesini ve pazarlanmasını içerir. Yeşil pazarlama, çevreye duyarlı tüketicilere hitap etmeyi ve işletmelerin ekolojik ayak izlerini azaltmayı hedefler.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sosyal Pazarlama:</em> Sosyal pazarlama, pazarlama stratejileri aracılığıyla sosyal refahı iyileştirmeye ve sosyal sorunları ele almaya odaklanır. Sağlık iyileştirmeleri, eğitim ve toplum katılımı gibi bireylere ve topluluklara fayda sağlayan davranışları etkilemeyi amaçlar. Bu yaklaşım, sosyal değişimi teşvik etmek ve tüketicileri topluma olumlu katkıda bulunan davranışları benimsemeye teşvik etmek için pazarlama ilkelerinden yararlanır, örneğin halk sağlığı girişimleri ve hayırsever eylemler.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Eleştirel Pazarlama:</em> Eleştirel pazarlama, pazarlama uygulamalarının daha geniş kapsamlı etkilerini ve toplum ve kültür üzerindeki etkilerini inceler. Geleneksel pazarlama normlarına meydan okur ve pazarlama iletişimlerinde mevcut güç dinamiklerini eleştirir. Bu boyut, tüketicilik, sosyal adalet ve pazarlama uygulamalarının etik etkileri gibi konularda farkındalık yaratmayı amaçlar. Eleştirel pazarlama, işletmeleri toplumdaki rolleri üzerinde düşünmeye teşvik eder ve eşitliği ve sosyal sorumluluğu teşvik eden pazarlama stratejilerini destekler.</p>
<p style="text-align: justify;">Özetle, üç boyut da sürdürülebilirlik genel hedefine katkıda bulunurken, her biri farklı yönlere odaklanır: çevre sorunları üzerine yeşil pazarlama, toplumsal faydalar üzerine sosyal pazarlama ve pazarlama uygulamaları içindeki etik hususlar üzerine eleştirel pazarlama odaklanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüketici davranışı, sürdürülebilir pazarlama stratejilerinin etkinliğinde kritik bir rol oynar ve birkaç temel yönü içerir:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Farkındalık ve Eğitim: Sürdürülebilir pazarlamanın etkinliği, tüketicilerin sürdürülebilirlik sorunlarına ilişkin farkındalığına büyük ölçüde bağlıdır. Satın alma kararlarının çevre ve toplum üzerindeki etkisini anlayan tüketicilerin sürdürülebilir ürünleri destekleme olasılığı daha yüksektir. Bu nedenle sürdürülebilir pazarlama stratejileri, tüketicileri ekolojik ve sosyal etkiler hakkında bilgilendiren eğitim öğelerini içermelidir.</li>
<li>Tutumlar ve Değerler: Tüketicilerin çevresel tutumları ve değerleri, satın alma davranışlarını önemli ölçüde etkiler. Sürdürülebilirliğe öncelik veren bireylerin çevre dostu ürünleri arama ve satın alma olasılığı daha yüksektir. Bu nedenle, sürdürülebilir pazarlama stratejileri bu tüketicilerin değerleriyle uyumlu olmalı ve markanın sürdürülebilirliğe olan bağlılığını göstermelidir.</li>
<li>Karar Alma Süreci: Tüketicilerin karar alma süreçleri giderek daha fazla etik düşüncelerden etkilenmektedir. Satın alma kararları verirken tüketiciler, sürdürülebilir ürünlerin faydalarını maliyetlerine veya kolaylıklarına göre değerlendirebilir. Sürdürülebilir seçimlerin uzun vadeli avantajlarını (maliyet tasarrufu, sağlık faydaları veya sosyal sorumluluk gibi) etkili bir şekilde vurgulayan pazarlama stratejileri daha ikna edici olabilir.</li>
<li>Sosyal Etki: Akranların önerileri ve davranışları tüketici seçimlerini büyük ölçüde etkileyebilir. Topluluk katılımını, referansları ve etkileyicileri kullanan sosyal pazarlama kampanyaları sürdürülebilir pazarlama çabalarının etkisini artırabilir. Tüketiciler akranlarının sürdürülebilir uygulamalara katıldığını gördüklerinde, benzer davranışları benimsemeye daha meyilli olabilirler.</li>
<li>Sadakat ve Marka Güveni: Markalar sürdürülebilirlik iddialarıyla ilgili şeffaflık ve hesap verebilirlik yoluyla güven oluşturduklarında sürdürülebilir pazarlama tüketici sadakatini teşvik edebilir. Tüketicilerin sürdürülebilir uygulamalara gerçekten bağlı olarak algılanan markalara sadık kalma olasılıkları daha yüksektir ve bu sayede bu pazarlama stratejilerinin uzun vadeli başarısı artar.</li>
<li>Geri Bildirim ve Katılım: Tüketicileri sürdürülebilirlik girişimleri hakkında diyaloğa dahil etmek, gelecekteki pazarlama stratejilerini şekillendirebilecek değerli geri bildirimlere yol açabilir. Tüketiciler duyulduklarını ve dahil olduklarını hissettiklerinde, markayla olan bağlarını güçlendirebilir ve sürdürülebilir uygulamalar için devam eden desteği teşvik edebilir.</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Özünde, tüketici davranışlarını anlamak, sürdürülebilir pazarlama stratejilerinin başarısı için hayati önem taşımaktadır; çünkü işletmelerin hedef kitlelerinin ihtiyaç ve tercihlerini daha iyi karşılayacak şekilde yaklaşımlarını uyarlamalarına ve sürdürülebilir uygulamaları teşvik etmelerine olanak tanır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kaynakça:</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/jomelips/issue/70841/1095259"><strong>[1] Soydan, R.,Başkol M.(2022),Sürdürülebilir Pazarlamanın 3 Farklı Boyutu:Kavramsal Bir Çalışma.Yüksek Lisans Tezi,Bartın Üniversitesi,Bartın.</strong></a></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/surdurulebilir-pazarlama.html">Sürdürülebilir Pazarlama</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/surdurulebilir-pazarlama.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kümelenme Teorisinin İktisadi Etkileri Üzerine Bir Bakış</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/kumelenme-teorisinin-iktisadi-etkileri-uzerine-bir-bakis.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Ayten Nahide KORKMAZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Sep 2022 05:59:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akademik Sunumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[İktisat]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12669</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8211;Bu metin 03.Eylül .2022 tarihli Türkiye Ekonomi Kurumu&#8217;nun hazırladığı &#8220;ICE-TEA2022 8th International Conference on Economics&#8221; adlı uluslararası İktisat Kongresi&#8217;nde  sunulmuştur.- &#160; KÜMELENME TEORİSİNİN İKTİSADİ ETKİLERİ ÜZERİNE BİR BAKIŞ ÖZET 1990’dan itibaren yoğunlaşan kümelenme çalışmalarına uzun zaman öncesinde de rastlamak   mümkündür. İşletmelerin coğrafik olarak yığılma özelliği göstermesi bu duruma birçok kentte örnek teşkil etmiştir. Peki, neden [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kumelenme-teorisinin-iktisadi-etkileri-uzerine-bir-bakis.html">Kümelenme Teorisinin İktisadi Etkileri Üzerine Bir Bakış</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8211;<strong>Bu metin 03.Eylül .2022 tarihli Türkiye Ekonomi Kurumu&#8217;nun hazırladığı &#8220;ICE-TEA2022</strong><br />
<strong>8th International Conference on Economics&#8221; adlı uluslararası İktisat Kongresi&#8217;nde </strong> <strong>sunulmuştur.-</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KÜMELENME TEORİSİNİN İKTİSADİ ETKİLERİ ÜZERİNE BİR BAKIŞ</strong></p>
<p><strong>ÖZET</strong></p>
<p style="text-align: justify">1990’dan itibaren yoğunlaşan kümelenme çalışmalarına uzun zaman öncesinde de rastlamak   mümkündür. İşletmelerin coğrafik olarak yığılma özelliği göstermesi bu duruma birçok kentte örnek teşkil etmiştir. Peki, neden aynı ürünü veya hizmeti üreten birden çok sayıda işletme farklı coğrafi alanda ekonomik faaliyetlerini sürdürmeyi istemeyip aynı alanı paylaşırken karşımıza çıkmaktadır? Aslında tarihin ilk zamanlarından beri uygulanan kümelenme olgusu üzerine Harvard Üniversitesi ekonomi ve yönetim bilimleri profesörü olan Micheal Everett Porter 1990’da Kümelenme Teorisi üzerine çalışmalar yapmıştır. Kümelenme birbiriyle bağlantılı olan işletmelerin ve kurumların belirli yerlerde coğrafi olarak yoğunlaşmalarıdır. Kümelenmeler, rekabet açısından önemli olan birbiriyle bağlantılı endüstrileri içine alır. Bu şekilde bir arada olmalarının nedeni aslında onların arasındaki rekabetin yanı sıra işbirliğinin de var olmasıdır. Sıkı bir rekabet içinde olsalar da ellerindeki müşteriyi kaybetmemek için biri bir diğerinin işletmesini önererek tüketicinin alanı terk etmesinin önüne geçerler. Kümelenme olgusu üç temel özelliğe sahiptir. Bunlar yakınlık, ağ oluşturma ve uzmanlaşmadır. Yakınlık; şirketlerin uzman işgücüne erişim, zımni ve somut bilgilerin değişimi avantajlarından ötürü, birbirlerine yakın mesafede olmalarıdır. Ağ Oluşturma; yerel tedarikçiler, müşteriler, rakipler, üniversiteler ve araştırma merkezleri arasındaki bağlantıları ve ortak çalışma ilişkilerini olanaklı kılmaktadır. Uzmanlaşma ise iş bölümünün endüstrideki yansıması olarak düşünülebilir.</p>
<p style="text-align: justify">Bu çalışmanın ana amaç olarak Porter tarafından öne sürülen Kümelenme Teorisi’nin işletmeler, bireyler ve ekonomi için anlamlandırılmasını sağlamak güdülmüştür. Bu minvalde Geleneksel Konum ve Yığılma Teorileri ile Endüstriyel Bölge gibi geliştirilen ilk teoriler daha çok kümelenmenin de temeli olan coğrafik yığılmaya vurgu yapılacaktır.  Sonrasında İtalyan Sanayi Bölgeleri ve Yenilikçi Çevreler, Yeni Sanayi Odakları ve Yeni Ekonomik Coğrafya teorileri incelenmiştir.  Bölgesel İnovasyon Sistemleri ve Öğrenen Bölgeler teorileri ile bağlantılar kurulmaya çalışılmış, teorinin gelişimine katkı sağlayan tüm bu teorilerin günümüze taşınması adına çözüm önerileri sunulacaktır. İnovasyon kavramına değinilip kavramın teoriyle olan bağlantıları açıklanacaktır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Micheal Everett Porter, Kümelenme Teorisi, Uzmanlaşma, Coğrafi Yığılma, Rekabet.</p>
<p style="text-align: justify"><strong> A LOOK AT THE EFFECT OF THE CLUSTER THEORY ON ECONOMY</strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong> </strong><strong>ABSTRACT</strong></p>
<p style="text-align: justify">It is possible to come across clustering studies that have intensified since 1990 and also a long time ago. The geographical agglomeration of businesses has set an example for this situation in many cities. Why do we come across multiple businesses that produce the same product or service when they do not want to continue their economic activities in different geographical areas and share the same area? In reality, on the clustering phenomenon, which has been practiced since the earliest time of history, Harvard University professor of economics and management sciences, Micheal Everett Porter, worked on the Cluster Theory in 1990. Clustering is the geographical concentration of interconnected businesses and institutions in specific locations. Clusters include interconnected industries that are competitively important. The reason why they are together in this way is that there is cooperation as well as competition between them. Even though they are in tight competition, they prevent the consumer from leaving the field by suggesting one another’s business in order not to lose the customer they have. The clustering phenomenon has three basic features. These are proximity, networking, and specialization. Proximity is a component that companies are close to each other according to the prons of access to a specialized workforce and exchange of tacit and tangible data. Networking enables connections and collaborative working relationships between local suppliers, customers, competitors, universities, and research centers. Specialization can be thought of as the reflection of the division of labor in the industry.</p>
<p style="text-align: justify">The main purpose of this study is to make the Cluster Theory that Porter puts forward to be meaningful for businesses, individuals, and the economy. In this way, the traditional location and agglomeration theories and the first theories developed such as the Industrial Zone will be emphasized more geographical accumulation, which is also the basis of the Clustering. Afterward, Italian Industrial Zones and Innovative Environments, New Industrial Focuses, and New Economic Geography theories were examined. It has been tried to establish connections with the theories of Regional Innovation Systems and Learning Regions, and solution suggestions will be presented in order to carry all these theories that contribute to the development of the theory. The concept of innovation will be mentioned and its connections with theory will be explained.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Key Words: </strong>Micheal Everett Porter, The Cluster Theory, The Spezialisierung, The Geographic Agglomeration, The Rivalry.</p>
<p><strong>1.Giriş</strong></p>
<p>1990’dan itibaren sıklıkla karşımıza çıkan kümelenme kavramına aslında uzun zaman öncesinde de rastlamak   mümkündür. Coğrafik yakınlıkla ekonomik performans arasındaki ilişki  kümelenme kavramının Harvard Üniversitesi ekonomi ve yönetim bilimleri profesörü olan Micheal Everett Porter 1990’daki çalışmasına kadar çok da popüler olmadığını söylememiz yerindedir denebilir. Kümelenme genel olarak benzer ve birbirleri ile ilişkili faaliyetleri olan işletmelerin ve kurumların bölgesel yoğunlaşmalarıdır. Bu yüzden kümelenme teorisini öncelikle coğrafi yığılmayı açıklamaya çalışan teoriler çerçevesinde incelemenin daha anlamlı olduğu düşünülebilir.</p>
<p>Bu çalışmanın ana amaç olarak Porter tarafından öne sürülen Kümelenme Teorisi’nin işletmeler, bireyler ve ekonomi için anlamlandırılmasını sağlamak güdülmüştür. Bu minvalde Geleneksel Konum ve Yığılma Teorileri ile Endüstriyel Bölge gibi geliştirilen ilk teoriler daha çok kümelenmenin de temeli olan coğrafik yığılmaya vurgu yapılacaktır.  Sonrasında İtalyan Sanayi Bölgeleri ve Yenilikçi Çevreler, Yeni Sanayi Odakları ve Yeni Ekonomik Coğrafya teorileri incelenmiştir.  Bölgesel İnovasyon Sistemleri ve Öğrenen Bölgeler teorileri ile bağlantılar kurulmaya çalışılmış, teorinin gelişimine katkı sağlayan tüm bu teorilerin günümüze taşınması adına çözüm önerileri sunulacaktır. İnovasyon kavramına değinilip kavramın teoriyle olan bağlantıları açıklanacaktır.</p>
<p><strong>2.Kümelenme Teorisini Anlamak</strong></p>
<p>Kümelenme birbiriyle bağlantılı olan işletmelerin ve kurumların belirli yerlerde coğrafi olarak yoğunlaşmalarıdır.Kümelenmeler,rekabet açısından önemli olan birbiriyle bağlantılı endüstrileri içine alır. Bu şekilde bir arada olmalarının nedeni aslında onların arasındaki rekabetin yanı sıra işbirliğinin de var olmasıdır. Sıkı bir rekabet içinde olsalar da ellerindeki müşteriyi kaybetmemek için biri bir diğerinin işletmesini önererek tüketicinin alanı terk etmesinin önüne geçerler.Kümelenme olgusu üç temel özelliğe sahiptir. Bunlar yakınlık, ağ oluşturma ve uzmanlaşmadır. Yakınlık; şirketlerin uzman işgücüne erişim, zımni ve somut bilgilerin değişimi avantajlarından ötürü, birbirlerine yakın mesafede olmalarıdır. Ağ Oluşturma; yerel tedarikçiler, müşteriler, rakipler, üniversiteler ve araştırma merkezleri arasındaki bağlantıları ve ortak çalışma ilişkilerini olanaklı kılmaktadır. Uzmanlaşma ise iş bölümünün endüstrideki yansıması olarak düşünülebilir.</p>
<p>Kümelenme teorisine etki eden teoriler çok geniş ve heterojen bir görünüm sergilemekte olup kümelenme teorisinin her yönüyle anlaşılmasına temel teşkil etmektedir. Bu teorilerden ilki Tarımsal Lokasyon Teorisinin temellerini atan von Thünen (1826), Endüstriyel Lokasyon Teorisini ortaya koyan Alfred Weber (1909) ve şehirlerin yerleşimlerini açıklamaya çalışan Christaller (1933) ve Lösch’ün (1939) çalışmalarına dayanan Geleneksel Konum ve Yığılma Teorileridir. Sonrasında Marshall (1890) mal veya hizmet piyasasında endüstri yoğunlaşması sonucunda, endüstriye yeni giren işletmenin öncekilerin maliyetlerinde azalma meydana getireceği görüşü ile coğrafik yığılmayı başka bir boyutta incelemiştir. Becattini (1979) Marshall’ın görüşlerinden de etkilenerek yığılmanın sosyal boyutunu da hesaba katmıştır. Yeni Sanayi Odakları çeşitli araştırmacıların görüşleri ile şekillenmiş olsa da Yenilikçi Çevre Yaklaşımının etkilerini taşımaktadır. Krugman, Yeni Ekonomik Coğrafya’da Marshall’ın (1890) görüşlerini esas almıştır. Porter’a (1990) kadar kümelenmeden değil daha çok coğrafik yığılmadan bahsedilen bu çalışmalar kümelenme teorisinin alt yapısını oluşturmaktadır. Bu yaklaşımların ortak özelliği coğrafik yığılmanın maliyet etkinliğini artırması ile ölçek ekonomisinden yarar sağlanabileceği varsayımıdır.</p>
<p><strong>3)Geleneksel Konum ve Yığılma Teorileri</strong></p>
<p>Coğrafi yoğunlaşmayı açıklamaya ilk katkıyı geleneksel konum teorileri sağlamıştır. Konum teorisi geleneksel ekonomik analizlerde yer unsurunun ele alınmamasına tepki olarak geliştirilmiş olup üç önemli çalışmaya dayanmaktadır. Bunlardan ilki, tarımsal lokasyon teorisinin temellerini atan von Thünen, diğeri endüstriyel lokasyon teorisini ortaya koyan Alfred Weber sonuncusu ise bir piyasa merkezi olarak şehirlerin yerleşimini açıklamaya çalışan Christaller-Lösch tarafından yapılan çalışmalardır (Fujita vd., 1999:26).</p>
<p>Geleneksel konum teorisinin kökeni, bir Alman arazi sahibi olan J. H. von Thünen’in 1826 yılında yayımladığı eserine kadar gitmektedir (von Thünen, 1966). Konum teorisinin kurucusu olan von Thünen’in ortaya koyduğu Tarımsal Arazi Kullanım Modeli/Teorisi dünyanın ilk coğrafi teorisi/modeli olarak da anılmaktadır (Wheeler vd., 1998:305). von Thünen, merkezi bir şehrin etrafında gelişen tarımsal arazi kullanımının özelliklerini coğrafi mesafe, ulaşım maliyetleri ve arazi fiyatlarını göz önüne alarak açıklamaya çalışmıştır. von Thünen analizinin sonucunda tarımsal üretimin ve arazi kullanımının mekânsal düzeninin merkezi bir şehirden (yani piyasadan) çevreye doğru bir dizi dairesel halkalar şeklinde gelişme gösterdiğini ortaya koymuştur. Modele göre bahçecilik ve süt üretimi gibi getirisi yüksek faaliyetler pazara yakın konumlanırken, hayvancılık gibi daha az gelir getiren faaliyetler pazara uzak konumlanmaktadır (vom Hofe ve Chen,2006:5).</p>
<p><strong>4) Endüstriyel Bölgeler Teorisi</strong></p>
<p>Günümüzdeki küme kavramına en yakın kavrama ilk defa Marshall’ın Principles of Economics (1890) adlı eserinde yer verilmiştir. Endüstriyel bölge olarak tanımlanan bu kavramı Marshall, belirli bir sektörde faaliyet gösteren işletmelerin iyi tanımlanmış ve nispeten küçük bir coğrafi alanda yığılmaları olarak tanımlamıştır (Sîrb,2013:318). Geleneksel yerleşim ekonomistlerinden farklı olarak sadece tek bir firmanın konumlanmasından çok ortak konumlanmanın yararları üzerinde durmuştur. Alfred Marshall’ın kapsamlı yaklaşımı, endüstrilerin coğrafi yoğunlaşmalarını açıklamada daha fazla dikkat çekmiştir. Marshall’a göre işletmeler önemli ölçek ekonomileri elde edebilecekleri yerlerde konumlanırlar. Ölçekler dışsal ve içsel olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Dışsal ölçek ekonomileri endüstriyel gelişmeyi ve bölgesel yoğunlaşmayı sağlar (Potter ve Watts,2014:604). İçsel ölçek ekonomisi ise organizasyonel ve yönetimsel etkinlikle ilgilidir. Dışsal ölçek ekonomilerinin bir sonucu olan sanayi kümesi, küme içindekilerin etkinliğini ve verimliliğini artırır.</p>
<p><strong>5) İtalyan Sanayi Bölgeleri ve Yenilikçi Çevreler Teorisi</strong></p>
<p>1960’lı yıllara gelindiğinde, Marshall’ın 1900’lerin başlarında ortaya koymuş olduğu görüşler, endüstri kavramı çerçevesinde teorik analizleri destekleyici unsur olmuştur (Sforzi, 2002:442). Marshallyan Endüstriyel Bölge, İtalya’da Üçüncü İtalya2 olarak da adlandırılan bölgeler ile tekrar gündeme gelmiştir (Morgan, 2004:38). İtalyan Sanayi Bölgeleri ve Yenilikçi Çevreler temelde Marshall’ın görüşlerine dayanan yaklaşımlar olsa da farklarının ve küme teorisine yaptıkları en önemli katkının sosyal ilişkiler, güven, ortak bir kültürü paylaşmak gibi aktörler arasındaki iş birliğini artıran kavramlar üzerinde durulması olduğunu söylemek mümkündür. Zaten söz konusu kavramlar da bölgesel inovasyonu artıran özelliklerin başında gelmektedir.</p>
<p><strong>6) Yeni Sanayi Odakları Teorisi</strong></p>
<p>Çeşitli araştırmacıların katkısıyla şekillenen bu yaklaşım 3 vaka çalışmasına dayanır. Bu çalışmalar üçüncü İtalya, Silikon Vadisi ve Güney Paris bölgesindeki Bilimsel şehir 2 çalışmalarıdır ve bu alanların bazı ortak özellikleri vardır. Bunlar: Coğrafik yığılma, esnek üretim sistemleri (pazar koşullarına hızlıca uyum sağlayabilen sistemler), iş gücünün toplumsal bir bölümünün varlığı, dışsal ölçek ekonomileri, yüksek hayat standardı ve iş ortamının elverişli olmasıdır.</p>
<p>Yeni endüstriyel bölgeler sadece üretim sistemlerinin yığınlaşmasını değil aynı zamanda çeşitli etkenlerle sosyal düzenleme sistemi de içerir (Storper ve Scott,2003,s.582).</p>
<p>Bu etkenler:</p>
<ul>
<li>Endüstriyel sistemlerde firmaların ileriye ve geriye doğru bağlantıların dinamikleri</li>
<li>Birden fazla işyeri çevresinde yoğun yerel işgücü piyasalarının oluşumunu ve Öğrenmenin ve inovasyonun etkisini artıran yerel bölgesel varlıkların (ve ağların) oluşmasıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>7)Yeni Ekonomik Coğrafya Teorisi</strong></p>
<p>Ekonomi ve uluslararası ticaret teorilerinden gelen Krugman (1991), uluslararası ticaret teorilerindeki kavramlar üzerinde inşa edilen ve yeni ekonomik coğrafya olarak isimlendirilen yaklaşımın ardındaki mimar olmuştur (Fujita vd., 1999; Krugman, 2000). Krugmanın coğrafyayı genel ekonominin içinde canlandırmasının arkasındaki genel ve kısa fikir şu ifadelerde görülebilir (Krugman, 2000,s.49): ―Marstan -ya da gerçek dünyadan- bir adam ekonomik coğrafya ve uluslararası ticaret teorilerinin birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış alanlar olmasına şaşıracaktır” Yeni ekonomik coğrafya (YEC) paradigmasının amacı coğrafi mekânda meydana gelen çok çeĢitli ölçeklerdeki ekonomik yığılmanın/kümelenmenin oluşumunu monopolistik rekabet, dıĢsal ekonomiler ve artan getiriler gibi mikro ekonomik kavramlar çerçevesinde matematiksel modellemeler kurarak açıklamaktır (Fujita ve Krugman, 2004, s.140). Ekonomik faaliyetlerin yığınlaşması veya kümelenmesi farklı coğrafik faaliyetlerde ve farklı seviyelerde olabilir.</p>
<p><strong>6)Kümelenme Teorisi</strong></p>
<p>Küme yaklaşımı çeşitli sanayileşmiş ülkelerde yapılmış olan ulusal rekabetçilik çalışmalarıyla 1980‘lerin sonlarına doğru başlamıştır. Çalışmanın sonucunda Porter herkesçe bilinen Ulusların Rekabet Üstünlüğü (1990) isimli kitabını çıkarmıştır. Kitap Porter‘ın stratejik yönetim ve organizayonel ekonomi alt yapısından ve 1980‘lerin sonu 1990‘ların başında geliĢen (Freeman, 1987; Lundvall, 1992; Nelson, 1992; Edquist, 1997) inovasyon ekonomisine dair düşüncelerinden oldukça etkilenmiştir. 1990‘daki kitabında Porter küme kavramını coğrafik bağlamda kullanmıştır. Endüstrilerin kümeleri üzerinde durmuş sonraki çalışmalarında da coğrafik boyutu eklemiştir. Bulgularına göre ulusların rekabet üstünlüğü coğrafyayla da oldukça ilişkilidir. Porter kümeleri şu şekilde tanımlanmıştır: “Kümelenme birbiriyle bağlantılı olan işletmelerin ve kurumların belirli yerlerde coğrafi olarak yoğunlaşmalarıdır. Kümelenmeler, rekabet açısından önemli olan birbiriyle bağlantılı endüstrileri ve diğer kurumları içine alır. Bunlar bileşen, makine ve hizmet sağlayan ihtisaslaşmış tedarikçileri ve ihtisaslaşmış altyapı sağlayıcılarını kapsar. Kümelenmeler genelde dikey olarak tedarik kanallarını ve müşterileri, yatay olarak tamamlayıcı ürünler üretenleri ve yetenekler, teknoloji veya ortak girdi kullanımı yönünden ilgili olan sanayilerdeki işletmeleri kapsayacak şekilde genişler. Son olarak, kümelenmeler kamu kurumlarını ve üniversiteleri, standart belirleyici ajansları ve danışmanları, mesleki eğitim kurumlarını ve sendikalar gibi ihtisaslaşmış eğitim, öğretim, araştırma, bilgi ve teknik destek sağlayan diğer kurumları kapsar (1998a,s.78). Bir kümenin coğrafik kapsamı tek bir şehir, eyalet veya ülke olabileceği gibi komşu ülkelerde olabilir (1998b,s. 199). Porter‘ın (1990) küme tanımının kökleri, ülkelerin rekabet üstünlüğünün dört faktörden (firma stratejisi, firma yapısı ve rekabet; girdi koşulları; talep koşulları ve ilgili ve destek endüstriler) oluşan ulusal rekabet elmasına dayandığını ifade ettiği çalışmasına dayanmaktadır.(Elmas Modeli)</p>
<p>Porter‘a (1998a) göre kümeler, kapsamına ve fonksiyonlarına göre 2 boyutta incelenebilir.  Kümeleri oluşturan aktörler: Porter bir kümenin genel olarak Ģu öğelerden oluĢtuğunu ifade etmiştir. Özel girdilerin tedarikçileri, endüstriye özgü altyapı sağlayıcıları, müşteriler ayrıca sektöre özgü yeteneklerle, teknolojilerle veya ortak girdilerle ilgili işletmeler de kümede yer almaktadır. Ayrıca birçok küme endüstriye özgü eğitim ve bilgi veren, araştırma yapan ve teknik destek sağlayan kamu ve diğer kuruluşlardan (üniversiteler, standart enstitüleri, beyin takımları, mesleki eğitim sağlayıcıları ve ticaret birlikleri) oluşur (s.78). ii. Aktörler arasındaki bağlar: Porter aktörler arasındaki işbirliğinin ve rekabetin büyümeyi, inovasyon faaliyetlerini ve rekabet gücünü artıracağını ifade etmiĢtir. Ona göre bu artış 3 yolla gerçekleşir a) İŞletmelerdeki üretkenliğin artmasıyla b) inovasyonu yönlendirmesi ve ilerleme hızını artırmasıyla ve c) yeni işletmelerin oluşumunu teşvik etmesiyle.</p>
<p><strong>8) Bölgesel İnovasyon Sistemleri ve Öğrenen Bölgeler</strong></p>
<p>Porter‘ın yaklaşıma benzer olarak bölgesel inovasyon sistemleri (BIS) ve öğrenen bölgeler literatürü ulusal inovasyon sistemi (UIS) literatürü (Freeman, 1987; Lundvall, 1992; Nelson, 1992; Edquist, 1997) ile 1990‘ların sonunda ortaya çıkmıĢ olup temel mantığı, ülkeler arası farklılıkların bölgeler arasında da olabileceğidir. BIS yaklaĢımına yapılan en önemli katkılar Cooke (1992), Braczyk ve diğerleri (1998), Cooke ve Morgan (1998) ile birlikte Cooke ve diğerlerinden (2004) gelmiĢtir. Bölgesel İnovasyon Sistemi; ortaklaşa öğrenmeyi ve sürekli yeniliği teşvik eden ve firmalar arası iletişimin güçlü olduğu, sosyo-kültürel yapı ve kurumsal çevrenin oluşturduğu bir bütündür (Jain,2005:.3). Daha geniş bir tanıma göre bölgesel inovasyon sistemi; firmaların, kurum/kuruluşların ve hükümetlerin, ortaklaĢa ya da bireysel olarak, bölgesel düzeyde inovasyonun desteklenmesine nasıl katkıda 16 bulunduklarını açıklamaya yönelik bir kavramdır. Bu tip bir inovasyon ağı, firmalar, araştırma ve teknoloji ajansları, inovasyon destek kuruluşları, risk sermayesi şirketleri ve yerel/merkezi hükümet kurumlarından oluĢmaktadır. Bu kurumlar arasındaki bağlantılar, bilginin rekabet üstünlüğüne dönüştürülmesi açısından oldukça önemlidir.</p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p>Kümelenme çalışmaları daha çok 1990’lardan itibaren başlamıştır. Ama öncesinde herhangi bir sanayi kümesi yoktur gibi bir görüşe kapılmak da yanlış olacaktır. Çünkü kümelenmenin esası olan coğrafik yığılmanın geçmişi uzun zaman öncesine dayanmaktadır. İşletmeler her dönemde çeşitli avantajlara sahip olacakları düşüncesi ile coğrafik yığılma özelliği göstererek kümelenmeye temel teşkil etmişlerdir. Kümelenme teorisine katkı yaptıkları düşünülerek ele alınan Geleneksel Konum ve Yığılma ile Endüstriyel Bölge Teorileri genel olarak maliyet etkinliği sağlamak amacıyla işletmelerin bölgesel yoğunlaşma eğiliminde olduklarını ifade eder. Maliyet etkinliği taşımada, kaynaklara ulaşmada veya pazara ürün sunmada olabilir. Buna göre bu teoriler sadece işletmelerin bölgesel yoğunlaşma nedenlerine değinmişlerdir. Ancak daha sonra yine bu teorilere de dayanan İtalyan Sanayi Bölgeleri ve Yenilikçi Çevreler, Yeni Sanayi Odakları ve Yeni Ekonomik Coğrafya yaklaşımları coğrafik yığılmanın statikliğini aktörler arasındaki ilişkileri de göz önüne alarak dinamik bir açıdan ele almışlardır. Ekonomik küreselleşme ve bölgesel yerelleşmenin eşanlı gelişmeler olması endüstriyel kümelenmelerin daha çok önem kazanmasına yol açmıştır. Buradan ekonomik kalkınma süreci açısından endüstriyel küme politikalarının tasarımı ve yürütülmesinde radikal bir bakış açısı değişiminin gerekli olduğu sonucu çıkmaktadır. Bu durum için de politika yapıcıların kümelenme stratejilerini uygulamaya koymaları yerinde bir karar olacaktır.</p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>Fujita, M., Krugman, P., &amp; Venables, A. J. (1999). Spatial Economy. Cambridge: MIT Press</p>
<p>Jain, A. (2005). The Regional Innovation Sysmtes in the City of Casey: Prospective Evaluation. Deakin University School of Accounting, Economics and Finance Working Paper No: 2005-22, 1-16.</p>
<p>Morgan, J. Q. (2004), The Role of Regional Industry Clusters In Urban Economic Development: An Analysis of Process and Performance (Yayınlanmamış Doktora Tezi). Raleigh: North Caroline State University</p>
<p>Potter, A., &amp; Watts, H. D. (2014), Revisiting Marshall’s Agglomeration Economies:Technological Relatedness and the Evolution of the Sheffield Metals Cluster, Regional Studies, 48(4):603–623.</p>
<p>Sîrb, L. (2013), The Organizational Benefits Generated By The Membership To A Conglomerate Of Regional Clustering Type. The Implications Of “Roşia Montană Project” on Creating A Mining Cluster In The “Apuseni Mountains” Area From Romania, Oeconomica, 15(1):318-332.</p>
<p style="text-align: justify"><strong> </strong></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kumelenme-teorisinin-iktisadi-etkileri-uzerine-bir-bakis.html">Kümelenme Teorisinin İktisadi Etkileri Üzerine Bir Bakış</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Thorstein B. Veblen’in “Aylak Sınıf” Kavramı ve “Gösterişçi Tüketim Teorisi”nin Günümüzdeki Karşılığı</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/thorstein-b-veblenin-aylak-sinif-kavrami-ve-gosterisci-tuketim-teorisinin-gunumuzdeki-karsiligi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Ayten Nahide KORKMAZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Jan 2022 12:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akademik Sunumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12391</guid>

					<description><![CDATA[<p>İktisadi düşünce tarihinde “Kurumsal İktisat” kavramını ilk yerleştiren düşünür olarak kabul edilen Amerikalı iktisatçı ve sosyolog Thorstein Bunde Veblen’in (1857-1928) 1899 yılında yayımlanan “The Theory of the Leisure Class” (Aylak Sınıf Teorisi) adlı eserinde ileri sürdüğüne göre, özellikle sanayi devrimi sonrası belirginleşen “aylak sınıf”ı aristokratlar, bir başka deyişle zenginler oluşturmaktaydı. Burjuva veya kapitalistler olarak da [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/thorstein-b-veblenin-aylak-sinif-kavrami-ve-gosterisci-tuketim-teorisinin-gunumuzdeki-karsiligi.html">Thorstein B. Veblen’in “Aylak Sınıf” Kavramı ve “Gösterişçi Tüketim Teorisi”nin Günümüzdeki Karşılığı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">İktisadi düşünce tarihinde “Kurumsal İktisat” kavramını ilk yerleştiren düşünür olarak kabul edilen Amerikalı iktisatçı ve sosyolog Thorstein Bunde Veblen’in (1857-1928) 1899 yılında yayımlanan “The Theory of the Leisure Class” (Aylak Sınıf Teorisi) adlı eserinde ileri sürdüğüne göre, özellikle sanayi devrimi sonrası belirginleşen “aylak sınıf”ı aristokratlar, bir başka deyişle zenginler oluşturmaktaydı. Burjuva veya kapitalistler olarak da isimlendirilebilecek “aylak sınıf”, üretime hiçbir şekilde katkıda bulunmamaktaydı ve emekçilerin yarattığı artık değerler ile geçinmekteydi. Yine Veblen’e göre, toplum içindeki bazı bireyler temel fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçları haricinde sadece başkalarını etkileme amacı güderek de (yani gösteriş amacı ile) tüketimde bulunabilirlerdi. Bireyler böylelikle sosyal statülerinde farklılık yaratarak toplum içindeki prestijlerini arttırdıklarını düşünmekteydiler.</p>
<p style="text-align: justify">Geliştirdiği “gösterişçi tüketim teorisi”nde Veblen, sınıfsal ayrımların çeşitlendirilmiş tüketim davranışları ile ortadan kalkabileceğini ileri sürmekteydi. Bu yazıda,  Veblen ve onun Ortodoks iktisada yönelttiği eleştiriler çerçevesinde “gösterişçi tüketim teorisi”nin ve “aylak sınıf” kavramının günümüz iktisat literatüründeki karşılıkları araştırılıp tartışılacaktır. Ayrıca, çalışmada kapitalizmle birlikte gelişen tüketim davranışlarının değişimi ve bu değişim sürecinde toplumda “yeni nesil bir aylak sınıfı” oluştuğu iddiası incelenip değerlendirilecektir.</p>
<p style="text-align: justify">Veblen içinde yaşadığı toplumu acımasızca eleştirerek ekonomideki, sosyal yapıdaki dengesizlikleri temel almıştır. O kadar sıkı  eleştirmiştir ki Amerikan ekonomisinden beslenen en iyi Amerikan ekonomisi eleştirmeni olarak bilinir (Demir, 1996, 88). Veblen’e göre aylak sınıf üyeleri kendi aralarında prestij ve statü için devamlı  rekabet halindeydiler. Veblen gösterişçi tüketimi sergileyen aylak sınıfın özelliklerini açıklarken şu eleştirel ifadeleri kullanmıştır:</p>
<p style="text-align: justify"><em>&#8220;Çalışmayan kesimin barışsever centilmenleri, yiyecek, uyuşturucu, barınma, hizmet, süs eşyası, giyim-kuşam, eğlence gibi her şeyin en iyisini ve en pahalısını tüketirler. Ancak bu centilmenlerin, her şeyin iyisini özgürce tüketme zorunlulukları ile yakından ilişkili olarak, bunları en iyi şekilde nasıl sergileyeceklerini bilmek zorunlulukları da vardır. Boş vakitler de onların “dolu hayatları” gerektiği gibi yaşanmalıdır. Boş zaman başarının en büyük simgesidir. Soylu tavırları ve yasam tarzları ile gösterişçi işsizlikleri ve gösterişçi tüketim standartları uyum içinde olmalıdır. Bu sınıf evlerini, iş yerlerini, eşlerini ve kız çocuklarını, zenginliklerini ve güçlerini sergileyecek araçlar olarak görmüştür. Nesnelerin müsrifçe tüketimi, imtiyaz ve asilliğin işaretleridir. Doğal olarak hayatın lüks ve konforlu nesneleri aylak sınıfa aittir” </em>(Veblen: 2007: 52-53).</p>
<p style="text-align: justify">Günümüzde de çoğu kez karşılaştığımız “gösterişçi tüketim” olgusu bireyin kendini kanıtlama çabası için üst sınıflara benzeme isteği ile çoğu kez gösteriş ve kıskandırma amacıyla yaptığı tüketim davranışları olarak yorumlanabilir. Bu davranış kişileri insanların özendiği, kendilerini olduğundan başka göstererek statü kazandığına inandığı bir hal almasına neden olmaktadır. Kapitalizm ile birlikte günümüz tüketim dünyasında istekler, ihtiyaçlar, eğilimler; moda, reklam vb unsurlarla dijital dünyanın da yardımı ile hızla değişiklik gösterebilmekte ve kitleleri etkisi altına alabilmektedir. Veblen’den günümüze kadar aylak sınıfın değişiklik göstermediğini düşünerek “yeni bir aylak sınıf” ın var olduğu iddiasına George Blecher bir makalesinde yer vermektedir (www.eurozine.com.erişim tarihi 3 Ocak 2013). Amerika’daki tüketim davranışlarını inceleyerek birer tüketim canavarına dönüştüğünü düşündüğü insanların aşırı borç yüklerinin altına girdiğini vurgulamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">Thorstein Bunde Veblen, evrim kavramının Darwin’in seçilim teorisi çerçevesinde maddi hayatın birikimli sürecini değişim süreci olarak değerlendirerek eski çağlardan günümüze kurumsal evrimi adıyla incelemiştir. Kurumsal evrim teorisine göre toplumun değişimi toplumsal düşünce ve alışkanlıklarındaki değişime bağlı olarak farklılaşır. Toplumun düşünce alışkanlıkları ise teknolojik değişimdeki farklılıklara bağlıdır. Bu yüzden de teknolojik değişim kurumsal evrim teorisinin itici gücüdür. Bu durum değişimin dinamik boyutunun teknoloji tarafından sağlanmasından dolayıdır. Sonuç olarak hızla gelişen teknoloji ile dünyanın büyük bir küresel pazar haline gelmesi bireylerin ürünleri ihtiyaçlarını giderici bir unsur olmaktan çıkarmıştır ve bireyler ürünleri onlara kazandıracağı imajlar olarak görmüştür. Günümüz “yeni aylak sınıf”ı göstermelik tüketimleri ile eskiden olduğu gibi statü kazanma güdüsüyle hareket etmeye devam ediyor diyebiliriz.</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>Blecher, George, “The Leisure Class and I” (2004) www.eurozine.com (erişim tarihi 3 Ocak 2013).</p>
<p>Demir, Ö. (1996). Kurumcu İktisat. <em>Vadi  Yayınları</em>, Ankara.</p>
<p>Giddens, Anthony (2008). Sosyolojide Kuramsal Düşünme. (Yay. Haz.: Cemal Güzel), Kırmızı Yayınları, İstanbul. Demir, Ö. (1996). Kurumcu iktisat. <em>Vadi Yayınları</em>, Ankara</p>
<p>Gürkan, Ceyhun (2007). Veblen, Schumpeter ve Teknoloji. E. Özveren(der.), <em>Kurum-sal İktisat</em>, İmge Kitabevi, İstanbul, 241-242.</p>
<p>Veblen, Thorstein, <em>The Theory of the Leisure Class </em>(ed. Martha Banta), (Oxford, GBR: Oxford University Press, 2007.</p>
<ul>
<li style="text-align: justify">Bu metin,  5-7 Kasım 2021 tarihinde düzenlenen 21. Ulusal İktisat Kongresi (Ekon-Tek 2021)&#8217;nde özet bildiri olarak sunulmuştur.</li>
<li>Orijinal özet metne erişmek için EkonTek-21 Kongre Programı&#8217;nı  ziyaret edebilirsiniz.</li>
</ul>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/thorstein-b-veblenin-aylak-sinif-kavrami-ve-gosterisci-tuketim-teorisinin-gunumuzdeki-karsiligi.html">Thorstein B. Veblen’in “Aylak Sınıf” Kavramı ve “Gösterişçi Tüketim Teorisi”nin Günümüzdeki Karşılığı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öznel İyi Oluş Ve Yaşam Kalitesi İlişkisi: Mutluluk  Üzerine Bir Çalışma</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/oznel-iyi-olus-ve-yasam-kalitesi-iliskisi-mutluluk-uzerine-bir-calisma.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Ayten Nahide KORKMAZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Nov 2021 16:28:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12333</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özet Bu çalışmada öznel iyi oluş ve mutluluk tanımları, mutluluk- fayda-refah ekonomisi ve mutluluk-fayda-öznel iyi oluş arasındaki ilişki bağlamında açıklanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda öznel iyi oluşu yaşam kalitesi kavramı özelinde irdeleyerek kavramın tarihçesi, gelişimi ve ölçülmesinden söz edilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise uluslararası alanda ve Türkiye’de yapılan yaşam kalitesi araştırmaları ve ölçütlerinden bahsedilmiştir. Ayrıca sonuç [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/oznel-iyi-olus-ve-yasam-kalitesi-iliskisi-mutluluk-uzerine-bir-calisma.html">Öznel İyi Oluş Ve Yaşam Kalitesi İlişkisi: Mutluluk  Üzerine Bir Çalışma</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><strong>Özet</strong></p>
<p style="text-align: justify">Bu çalışmada öznel iyi oluş ve mutluluk tanımları, mutluluk- fayda-refah ekonomisi ve mutluluk-fayda-öznel iyi oluş arasındaki ilişki bağlamında açıklanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda öznel iyi oluşu yaşam kalitesi kavramı özelinde irdeleyerek kavramın tarihçesi, gelişimi ve ölçülmesinden söz edilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise uluslararası alanda ve Türkiye’de yapılan yaşam kalitesi araştırmaları ve ölçütlerinden bahsedilmiştir. Ayrıca sonuç bölümünü takiben eklenen literatür tablosu ile de konu ile ilgili yapılan çalışmalar tanıtılmaya çalışılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Öznel İyi Oluş, Mutluluk, Fayda, Refah Ekonomisi, Yaşam Kalitesi.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Abstract</strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify">This paper aims to explain the definitions of well-being and happiness, the relation of happiness,  benefit welfare –economy, and happiness-benefit-well-being. In this respect, subjective well-being is discussed in terms of history quality, development, and measurement of the concept of life quality. In the last part of the study, the international quality of life and the quality of life studies in Turkey were mentioned. In addition, following the conclusion section, an attempt has been made to introduce the studies related to the subject with the added literature table.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Key Words: </strong>Well-being, Happiness, Benefit, Welfare-Economy, Quality of Life.<strong>  </strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong>  </strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify">Düşün dünyasının tanımlanması en zor kavramlarından biri olan mutluluk çoğu zaman karşımıza öznel iyi oluş olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu anlam tartışması çok uzun süredir yapılagelen kavramlar insanlığın yaşamdaki en önemli hedefidir.</p>
<p style="text-align: justify">İktisat bilimi faydayı mutluluk ve öznel iyi oluşu kullanarak açıklamışlardır. Fayda bireyler tarafından üretilen mal ve hizmetlerden elde edilerek sağlanır. Mutluluk ve birbiriyle kimi zaman eş olarak kullanılan fayda  kalkınmanın önemli bir unsuru olarak düşünülmektedir.. Refahın bireylerin yaşam kalitelerini hangi yönde etkilediği önem kazanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">Bu çalışmada öznel iyi oluşun refah ekonomisi ile ilişkisi yaşam kalitesi özelinde değerlendirilerek açıklanması amaçlanmıştır</p>
<p style="text-align: justify"><strong>1.MUTLULUK NEDİR?: KAVRAMSAL ÇERÇEVE</strong></p>
<p style="text-align: justify">Mutluluk ve anlamı düşünce tarihinin en eski tartışma konularından biridir. İyi olma   durumunu, mutluluğunu, yaşam memnuniyetini her zaman keşfetme çabasında olan insan için bu kavramın tanımı birçok düşünür tarafından farklı biçimlerde yapılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify">Aristoteles’e göre mutluluk bir kişinin sahip olduğu diğer varlıklar gibi değildir ve bir deneyim    sonucunda kazanılmaz. İnsan faaliyetlerinin amacıdır. Bu faaliyetlerin ve tercihin bir iyiyi arzuladığı görülür. Bu iyi mutluluktur. Mutluluğa bizi erdemli eylemlerimiz götürür (Ocak, 2011: 89). Çünkü insan bu eylemlerinde ve seçimlerinde iyiye ulaşma çabası ile hareket eder.</p>
<p style="text-align: justify">Üretken ve çalışmaya değer veren bir insan için mutluluk, onun kendi hayatına kattığı değerinin ölçüsüdür. İnsanın mutluluğuna sebep olan birçok unsur vardır. Bu unsurlar insanın yaşamı algılayışına göre farklılıklar göstermektedir. İşte bu farklılıklar mutluluğun tek bir tanımının yapılamamasına neden olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify">Mutluluk, iyi olma durumu ve yaşam memnuniyetini keşfetme olgusu ilk çağlardan beri insanın yaşama amacı olmuştur ve günümüzde de bu tartışma sürmektedir ve bu var oluş serüveninde yerine almaya devam edecektir.</p>
<p style="text-align: justify"> <strong>2.MUTLULUK, FAYDA VE REFAH EKONOMİSİ</strong></p>
<p style="text-align: justify">Refah ekonomisi faydacılık (utilitarianism) düşüncesine dayanmaktadır. Faydacılık veya yararcılık, genel iktisadi bir öğreti olarak “iyi” ye yani mutluluğa eşit olarak görülür. Mutluluk, piyasa düzeninde bireysel motivasyon kaynağı olarak kabul edilir. Faydasını rasyonalize etme güdüsünde olan birey eylemlerini mutluluk elde etme yönünde sürdürecektir.  Hem yararcılık hem de piyasa teorisine dayalı refah iktisadı; rasyonalite kavramı çerçevesinde olayları analiz etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Bir iktisat düşünürü olarak J.S.Mill’le başlayan yeni fikir akımları ve iktisadın faydacı kavramlarla analiz tekniklerinin yaygınlaşması ile faydacılık, 19. Yüzyıl’ın sonlarında William Stenley Jevons, Henry Sidgwick, Francis Edgeworth, A. Marshall ve A. C. Pigou tarafından gerçekleşen marjinalist devrim yoluyla zirvesine ulaşmıştır.</p>
<p style="text-align: justify">Faydacılığın temel hedefi, toplumda üretilen mal ve hizmetlerin toplam faydayı maksimize edecek biçimde dağıtılmasıdır. Bu yönde hareket eden birey kendisine en faydalı olanın ne olduğunu kolayca tespit eder ve bu doğrultuda seçimde bulunduğu şey hiç tartışmasız, kendisine en fazla fayda sağlayacak mal veya hizmet tercihi olarak kabul eder.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>3.MUTLULUK, FAYDA VE ÖZNEL İYİ OLUŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify">Mutluluk ve öznel iyi oluş kavramları anlam itibariyle tamamen örtüşmese de zaman zaman birbiri yerine kullanılmaktadırlar çünkü iki kavram da bireyin olumlu olma halini tanımlar.</p>
<p style="text-align: justify">Amartya Sen özellikle refah ekonomisi ve fayda kavramları üzerine çalışmalar yapmıştır. Sen’e göre temel olarak analizlerde bireyler arası karşılaştırmaya ve bireysel faydaya yönelik kardinal yaklaşıma yer vermeyen pareto etkinliğinin “iyi bir toplum” için yeterli bir koşul olduğu söylenemez. Özellikle karar alma sürecinde görülen anormallikleri vurgulayan çalışmalarda ise standart iktisat teorisinin dayandığı objektivist yaklaşım teorik ve deneysel açıdan ciddi biçimde sorgulanmaktadır. Bu çalışmalarda objektivist yaklaşımın insan iyi oluşunu anlamaya yönelik bir katkıda bulunmaması nedeniyle faydaya yönelik sübjektif (öznel) yaklaşım savunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">İnsanlar öznel iyi oluşlarını değişen şartlara ve etrafındaki diğer insanlarla karşılaştırabilirler. Bu karşılaştırma geçmişteki deneyimleri ile gelecekteki beklentilere yönelik olabilir. Öznel iyi oluş sürece yönelik ve birçok birey için nihai hedef olması itibariyle de içinde fayda kavramını da barındırmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>4.ÖZNEL İYİ OLUŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify">Öznel refah, bireylerin yaşamlarına ilişkin değerlendirmelerinin bir göstergesidir ve bireylerin bilişsel kararlarını içeren pozitif ve negatif durumlardan oluşmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">Öznel iyi oluş kavramının iki ana elemandan oluştuğunu görmekteyiz: Duygusal bileşen ve bilişsel bileşen. Duygusal bileşen (affective  component) sıklıkla karşılaşılan olumsuz duygulanımdan (öfke, stres, suçluluk, üzüntü gibi duyguları içerir) oluşurken, bilişsel bileşen (cognetive component) ise yaşam doyumundan oluşmaktadır (Çirkin, 2015: 20) . Eğer bireyin olumlu duyguları fazla ise öznel iyi oluşu yüksek olarak kabul edilir. Olumlu duygular ve doyuma ilişkin bilişsel yargılar evlilik ve iş gibi çeşitli yaşam alanlarıyla ilgili olabilmekte ve bunların toplamı genel yaşam doyumunu yansıtmaktadır (Dost, 2008: 104) .</p>
<p style="text-align: justify">İyi oluş ile ilgili yapılan çalışmalarda kavramın psikolojik iyi oluş, yaşam doyumu ve yaşam kalitesi gibi kavramlardan oluştuğu görülmektedir. Öznel iyi oluş hali bireyin yaşamına ilişkin öznel yargıları kapsamaktadır. Bu durum yaşam kalitesi kavramının öznel iyi oluş içindeki önemini karşımıza çıkarmaktadır.<strong>            </strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong>5.ÖZNEL İYİ OLUŞ VE YAŞAM KALİTESİ İLİŞKİSİ</strong></p>
<p style="text-align: justify">Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, yaşam kalitesi; bireyin yaşadığı kültür ve değerler sistemi içinde kendi yaşamını nasıl algıladığıdır; bireyin amaçları, umutları, standartları ve endişeleri ile ilişkilidir. Yaşam kalitesi (quality of life); “hedefleri, beklentileri, standartları, ilgileri ile bağlantılı olarak, kişilerin yaşadıkları kültür ve değer yargılarının bütünü içinde durumlarını algılama biçimi” dir. Bir diğer ifadeyle; yaşam kalitesi, kişinin içinde yaşadığı sosyokültürel ortamda kendi sağlığını öznel olarak algılayışını tanımlamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">Yaşam kalitesi kavramı yaşamın modern hale gelmesi ile ortaya çıkan bir olgudur. Kavramın önem kazanmasıyla yaşamın her alanında ele alınan ve araştırılan bir konu haline gelmiştir. Yaşam kalitesinin varlığı kişinin bedensel ve zihinsel olarak gelişimi için olanakların sağlanmış olmasıyla mümkündür. Yaşam kalitesi kısaca kişinin yaşamından memnun olmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify">Yaşam kalitesi kavramının farklı bilim insanları tarafından ele alınmış olması kavramın birçok farklı tanımına ulaşmamamıza neden olmaktadır. Bu tanımların ortak tarafı, yaşam kalitesinin bireyin hayatına ilişkin objektif değişkenlere ve bireyin kendi algılaması doğrultusunda şekillenen sübjektif değişkenlere bağlı olarak gelişen, çok boyutlu bir kavram olmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify">Yaşam kalitesi kavramı, gerçekleştirilen birçok araştırmada ve yerel, ulusal ve uluslararası platformlarda önemli bir yer tutan kavram olarak yer almaktadır; şehir planlaması, sosyal ve/veya ekonomik göstergelere ilişkin araştırmalar, zihinsel ve bedensel sağlık alanındaki araştırmalar gibi birçok farklı araştırma ve  yaşam kalitesi çalışma alanının kapsamına girmektedir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>6.YAŞAM KALİTESİ KAVRAMININ ORTAYA ÇIKIŞI VE GELİŞİMİ</strong></p>
<p style="text-align: justify">“Yaşam kalitesi” kavramı, gerçekleştirilen birçok araştırma için ilham kaynağı niteliğinde olan, yerel ve ulusal gündemlerde ve Avrupa Birliği çalışmalarında önemli bir yer tutan bir kavram olarak karşımıza çıkar.</p>
<p style="text-align: justify">Yaşam kalitesi kırk yılı aşkın bir süredir araştırılmaktadır (Torlak ve Yavuzçehre, 2008: 6) . Bugünkü anlamıyla yaşam kalitesine ilişkin araştırmalar, 1960’larda Amerika’da oluşan sosyal göstergeler hareketine dayandığı düşünülmektedir. Hareketin ilk yıllarında ilgi, ekonomiye ilişkin konular iken, sonraki yıllarda sosyal göstergeler üzerinde daha fazla durulmuştur (Torlak ve Yavuzçehre, 2008: 6) Araştırmacılar önce, Amerikan toplumundaki değişiklikleri izleyebilecekleri istatistiksel verileri ve kriterleri toplamışlar; toplanan bu verilerin değerlendirme çalışmalarında, toplulukların sosyal ilerleme, durgunluk ve gerilemesini yansıtan kapsamlı bir nicel ölçüm setinin olmadığı anlaşılmıştır. Bunun sonucunda her bilim dalı ve yerleşimyeri kendine has ölçütler  kullanmaya başlamıştır (Torlak ve Yavuzçehre, 2008: 6).</p>
<p style="text-align: justify"><strong>7.YAŞAM KALİTESİNİN ÖLÇÜLMESİ</strong></p>
<p style="text-align: justify">Günümüzde yaşam kalitesi ölçülmesinin ölçülmesi ve yaşam kalitesinin belirlenmesi konusunda kullanılacak göstergeler büyük bir sorun teşkil etmektedir. Göstergelerin her ülke için değişiklik arz etmesi uygulamada zorluk çıkmasına neden olur.</p>
<p style="text-align: justify">Yapılan son çalışmalarda yaşam kalitesi göstergelerinin yerleşim yerlerinin özelliklerine göre yapılmasına neden olmuştur.  Bu durum yaşam kalitesini değerlendirirken, bir yerleşmenin objektif özeliklerinin önemi yanı sıra, bu objektif özelliklerin kullanıcılar için ne anlam taşıdığını anlamakta önem taşımaktadır. Bir yerin yaşam kalitesini ölçerken bu tür algısal ve davranışsal göstergeleri göz önüne almak birçok açıdan yararlıdır. Birincisi, bu tür göstergeler, bir yerde yaşayanların deneyimlerine dayanan gerçek kaliteyi yansıtmaktadır. Ayrıca, bu tür göstergeler, yansıttıkları objektif özelliklerin göreli önemini incelemek için fırsat yaratmaktadır. Örneğin, eğer bir yerde yaşayanların, trafik yoğunluğunu, gürültülü mahalleleri ve yapı yoğunluğunu nasıl algıladıkları ile şehirdeki mahallelerin bu özelliklerine ilişkin ölçütler mevcutsa, sübjektif ve objektif ölçütlerin arasındaki ilişkiyi incelemek mümkün olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong> 8.YAŞAM KALİTESİ ÜZERİNE YAPILAN ÇALIŞMALAR</strong></p>
<p style="text-align: justify">Yaşam kalitesi kavramının neleri içerdiğine ilişkin akademik nitelikli çalışmalar 1930’lu yıllara kadar dayanmaktadır ve bu konuda farklı disiplinlerdeki farklı bilim adamları tarafından çok çeşitli tanımlara rastlamak mümkündür (Tosun, 2013: 217).<strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify">Bugüne ilişkin araştırmalar ise 1960’lı yıllara ABD’de oluşan sosyal göstergelere dayanmaktadır (Marans, 2003: 63-67). Ekonomiye ilişkin unsurlar üzerinde durulurken daha sonra sosyal unsurlar üzerinde durulmuştur. Böylece her ülkenin kendine özgü kriterlerinin belirlenmesi gerektiği kararına varmışlardır (Tosun, 2013: 218).</p>
<p style="text-align: justify">Birçok farklı disiplin ile birlikte ele alınan bu kavramla ilgili çalışmaları en kapsamlı olarak Van Kamp, Leidelmeijer, Marsman ve Hollander tarafından yapılmıştır. Yaşam kalitesi kavramını, çevrenin ölçülebilir mekânsal, fiziksel ve sosyal bileşenleri ve bu bileşenlerin algılanma biçimlerini bir arada ele alan ve buna göre bireylerin algılama biçimlerinin sadece objektif özellikleri ile değil aynı zamanda bireysel etkilerin de değerlendirildiği bir yaklaşımla ele almaktadırlar. Van Kamp ve arkadaşları tarafından ele alınan yaşam kalitesi kavramı, çok boyutlu ve birçok bileşenin etkileşimiyle şekillenen bir yapıya sahiptir (Tosun, 2013: 219).</p>
<p style="text-align: justify"><strong>9.ARAŞTIRMALARDA KULLANILAN YAŞAM KALİTESİ ÖLÇÜTLERİ VE TÜRKİYE</strong></p>
<p style="text-align: justify">Uluslararası boyutta uzun zamandır yaşam kalitesi çalışmaları yapılmaktadır. Ülkemizde ise daha çok yaşam memnuniyeti adı altında yürütülen bu çalışmaların yaşam kalitesi özelinde yapılması oldukça yakın zamanlara dayanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">Yaşam kalitesi kavramı yaşanılan yere ve toplumagöre farklı biçimlerde algılanabilir. Avrupalının yaşam kalitesi ile ilgili “iyi” olarak değerlendirdiği bir konuyu, bir Türk veya Japon “iyi” olarak algılamayabilir. Torlak ve Yavuzçehre (2008)’ ye göre Burada önemli olan kültürel görelik fikrinin vurgulanmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify">Uluslararası yaşam kalitesi araştırmalarına göz atacak olursak William M. Mercer, yeni ismiyle Mercer Human Resource Consulting tarafından yapılan araştırma olduğunu görürüz. Mercer&#8217; in dünyanın 218 şehrinde yaptığı yaşam kalitesi araştırmasında 100 puan verilen New York referans noktası olarak kabul edilmiştir. Anket, aşağıda sıralanan kategorilerden yaşam kalitesini belirleyen 39 ölçüt içermektedir:</p>
<p style="text-align: justify">&#8211; Politik ve sosyal ortam (politik istikrar, suç işleme oram, yasal zorlamalar)</p>
<p style="text-align: justify">-Sosyokültürel çevre (sansür uygulamaları, özgürlük kısıtlamaları)</p>
<p style="text-align: justify">-Sağlık (sağlık servisleri, salgın hastalıklar, alık kontrolü, hava ve çevre temizliği)</p>
<p style="text-align: justify">-Okullar ve eğitim (imkânlar ve eğitim düzeyi)</p>
<p style="text-align: justify">-Altyapı ve ulaşım hizmetleri (yol, su, elektrik, toplu taşıma, trafik sıkışıklığı)</p>
<p style="text-align: justify">-Tüketim ürünleri (gıda gibi günlük tüketim ürünlerinin bulunabilirliği ve satın alınabilirliği)</p>
<p style="text-align: justify">-Konut (konut ve dekorasyon imkânları / kalitesi)</p>
<p style="text-align: justify">-Doğal çevre (iklim, doğal felaketlerin sıklığı, doğal güzellikler (Şeker, 2003).</p>
<p style="text-align: justify"> <strong>SONUÇ</strong></p>
<p style="text-align: justify">Mutluluk, öznel iyi oluş ve yaşam kalitesi ölçülmesi zor kavramlardır. Bu kavramların ölçülmesi için geliştirilen yöntemler ve bu kavramların ölçütleri bölgeden bölgeye, kişiden kişiye değişmektedir. Bir bireyin mutluluğu dolayısıyla yaşam kalitesi bireyin yaşam memnuniyetini gerçekleştirmesi ile doğru orantılıdır.</p>
<p style="text-align: justify">Türkiye’de yaşam kalitesi çalışmaları incelendiğinde kavramın çok yeni olduğu görülmektedir. Sayıca çok az ve yetersiz olan bu çalışmalar daha çok kent bazında karşımıza çıkmaktadır. Yaşam kalitesini arttırmak için daha kapsamlı çalışmalar yapılmalı, bireylerin mutluluğunu arttırmak temel hedef olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p style="text-align: justify">Çirkin, Z. Y., &amp; Göksel, T. T. D. (2015). <i>Gelir ve mutluluk arasındaki ilişkinin incelenmesi</i> (Doctoral dissertation, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı.</p>
<p style="text-align: justify">Ocak, M. A. (2011). Öğretim üyeleri neden harmanlanmış dersler vermiyor? Öğretim üyelerinden içgörüler. <i>Bilgisayar &amp; Eğitim</i>, <i>56</i>(3), 689-699.</p>
<p style="text-align: justify">Şeker, M. (2009). Mutluluk Ekonomisi. <i>Istanbul Journal of Sociological Studies</i>, (39), 115-140.</p>
<p style="text-align: justify">Tosun, K. E. (2013). Sürdürülebilir kentsel gelişim sürecinde kompakt kent modelinin analizi. <i>Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi</i>, <i>15</i>(1), 103-120.</p>
<p style="text-align: justify">Yavuzçehre  S. P. ve Torlak E.S. (2008), “Denizli Kent Yoksullarının Yaşam Kalitesi Üzerine Bir İnceleme” <em>Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, </em>   Cilt: 17,  Sayı: 2, 23-44.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/oznel-iyi-olus-ve-yasam-kalitesi-iliskisi-mutluluk-uzerine-bir-calisma.html">Öznel İyi Oluş Ve Yaşam Kalitesi İlişkisi: Mutluluk  Üzerine Bir Çalışma</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İktisadi Bir Soru ve Özgün Yanıtı</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/iktisadi-bir-soru-ve-ozgun-yaniti.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Ayten Nahide KORKMAZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Nov 2021 22:13:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Neden bazı tüketiciler gelirlerinde artış olmamasına rağmen fiyatları artan malları satın almayı tercih ederler?   ÖZET                                                        “Gösterişçi tüketim” iktisat biliminde en çok ilgi gören olgulardan biridir. Tüketiciler satın aldıkları [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/iktisadi-bir-soru-ve-ozgun-yaniti.html">İktisadi Bir Soru ve Özgün Yanıtı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Neden bazı tüketiciler gelirlerinde artış olmamasına rağmen fiyatları artan malları satın almayı tercih ederler?  </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>ÖZET</strong><strong>                                                       </strong></p>
<p style="text-align: justify;">“Gösterişçi tüketim” iktisat biliminde en çok ilgi gören olgulardan biridir. Tüketiciler satın aldıkları yüksek fiyatlı mallarla hayal ettikleri sosyal statülere ve   prestije sahip olduklarını düşünmektedirler. Günümüzde de bu durum birçok tüketicinin geliri sabit olmasına rağmen borçlanma yoluyla en çok tercih edilen markalı malları talep etmelerine neden olmaktadır. Peki bu malların fiyatları arttıkça taleplerinde azalma mı yoksa artma mı olmaktadır? Bu çalışmada bu soruya yanıt aranmaya çalışılacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> İktisat<strong>, </strong>Gösterişçi Tüketim, Aylak Sınıf Teorisi, Veblen, Tüketim Canavarı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ali bir markette kasiyerlik yaparak geçimini sağlamaktadır. Geçen ay satın almış olduğu A marka cep telefonunun birçok özelliğinin henüz nasıl işlediğini bilmemektedir. Çalıştığı markette kendisi gibi kasiyerlik yapan Ahmet ise Ali’nin cep telefonu olan A marka telefondan fiyatı çok daha yüksek olan birçok tüketici tarafından tercih edilen B markaya sahip olan telefonu satın almıştır. Bu B marka telefonun A marka telefon ile özellikleri aynıdır fakat fiyatı Ali’nin telefonundan daha fazladır. B marka model telefona sahip olan Ahmet tüm market çalışanlarının yeni aldığı bu telefonu görmeleri için sürekli telefon görüşmeleri yapmaktadır. Diğer market çalışanlarının ilgisini çekmeyi başaran Ahmet artık market için daha tanınır hale gelmiştir. Ali maaşında hiçbir artış olmamasına rağmen bulundukları toplulukta Ahmet’i ona göre daha prestijli  hale getiren B model telefonu mu satın alacak yoksa elindeki telefonla görüşmelerini yapmaya devam mı edecektir?</p>
<p style="text-align: justify;">Ali’ nin tüketici davranışını Thorstein Veblen 1899 yılında ilk kez yayımlanan “The Theory of The Leisure Class (Aylak Sınıf Teorisi)” eserindeki tüketimin gösteriş amacı ile de yapılabileceği fikri  ile açıklayabiliriz (Ünal vd., 2010: 107). Veblen’e göre toplum içindeki bazı bireyler temel fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçları haricinde sadece başkalarını etkileme amacı ile de tüketimde bulunabilirler. Satın alınan her yeni pahalı ürün bireyleri bulundukları sınıfta daha yüksek statülü hale getirecektir. Böylece bireyler tüketim kalıplarını, statü sağlayan mallar ve kendi ihtiyaçları için daha faydalı mallar arasından tercihlerle belirlemektedir (Erdoğan ve Açıkalın, 2005: 8). <sup> </sup>Ayrıca Veblen’in teorisinde anlattığı “aylak sınıf” yüksek gelirli ve çalışmayı sevmeyen bireylerden oluşmaktaydı. Ali “aylak sınıf” a mensup bir tüketici olmamasına rağmen bir “tüketim canavarı” (Frank, 2013: 106) olarak hareket edip borçlanma yoluyla da olsa A marka telefon ile aynı özelliklere sahip B marka telefonu satın alacak mıdır? “Kapital”de Marx’ın bundan yüz elli yıl önce anlattığı kapitalizmin işleyiş yasaları günümüzde Ali’nin tüketim davranışını etkileyecek midir?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ali kısıtlı geliri olmasına rağmen onun için A marka telefon ile aynı özelliklere sahip B marka telefonu fiyatı fazla olmasını göz önüne almayarak faydasını maksimize etmek için satın alacaktır. Gelirinin kısıtlı olması Ali’yi X Bankası’ndan borçlanacağı kredi ile telefonu almaya itecektir. Bu durum da Ali’yi küreselleşme ile ortaya çıkan tüketim canavarı olarak tanımlamamıza neden olacaktır. Çalıştığı markette ve oturduğu mahalle de prestijini arttırmak için belki de günlerce kıt kanaat geçinecek de olsa B marka telefonu pek de fazla düşünmeden satın alacak,  uzun süre ödeyeceği bir borca girecektir. Günümüzde etrafımızda sayıları her gün artan Ali karakteri kapitalizmin etkilerini gözler önüne sermektedir, her ne kadar Ali telefonu ile konuşurken bunun farkında hiçbir zaman olmayacak olsa da.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>                                                 </strong></p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>Açıkalın, Sezgi ve Erdoğan L. (2005).Veblen’ci Gösteriş Amaçlı Tüketim. SÜ İİBF Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi.1-18.</p>
<p>Frank,R. Darwin Ekonomisi (H.Baltalı, Çev.) İstanbul: Efil Yayınevi.</p>
<p>Ünal, Alsay. ve Akbulut Ö. (2013). Materyalizmin Statü Tüketimi Üzerindeki Etkisini Belirlemeye Yönelik Bir Araştırma. Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi.</p>
<p>Veblen, T. (1995). <em>Aylak Sınıf</em> ( İ. User, Çev). İstanbul: Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Matbaası.</p>
<p>Veblen, T.(2007).  <em>The Theory of the Leisure Class</em>. Oxford, GBR: Oxford University Press.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/iktisadi-bir-soru-ve-ozgun-yaniti.html">İktisadi Bir Soru ve Özgün Yanıtı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlmi İktisat Eserinin Analizi                                                                </title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/ilmi-iktisat-eserinin-analizi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Ayten Nahide KORKMAZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Oct 2021 11:24:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12259</guid>

					<description><![CDATA[<p>     ÖZET Maliye ve iktisat çalışmalarında bulunan Cavid Bey, 1901’ den itibaren kaleme aldığı orijinal adı İlm-i İktisat olan 4 dört ciltlik çalışmasını yayımlamıştır.  Bu makalede Mehmet Cavid Bey&#8217;in yaşam hikayesinden  bahsedilecek ve  bu dört ciltlik kitabın kısa özeti şeklinde Liberte Yayınlarından  “İktisat İlmi” adı ile çıkmış olan eseri tanıtılacaktır. Anahtar Kelimeler: Mehmet Cavid [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ilmi-iktisat-eserinin-analizi.html">İlmi İktisat Eserinin Analizi                                                                </a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>     ÖZET</strong></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Maliye ve iktisat çalışmalarında bulunan Cavid Bey, 1901’ den itibaren kaleme aldığı orijinal adı İlm-i İktisat olan 4 dört ciltlik çalışmasını yayımlamıştır.  Bu makalede Mehmet Cavid Bey&#8217;in yaşam hikayesinden  bahsedilecek ve  bu dört ciltlik kitabın kısa özeti şeklinde Liberte Yayınlarından  “İktisat İlmi” adı ile çıkmış olan eseri tanıtılacaktır.</span></p>
<p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Mehmet Cavid Bey, İktisat, İlmi İktisat, Maliye.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify"><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Mehmet Cavid Bey, 1875 yılında Selanik’te doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Selanik’te yaptıktan sonra İstanbul’a gelerek Der Saadet Mekteb-i İdadi-i Mülki  (İstanbul Lisesi) ve Mülkiye’de okumuştur. </span><span style="font-size: 16px">Mehmet Cavid Bey’in yaptığı çalışmalara göz attığımızda 1908’de ilan edilen İkinci Meşrutiyet’in ardından Ulumi İktisadiye ve İçtimaiye Mecmuası (UİİM)’nda ekonomi ve maliye politikalarının nasıl uygulanması gerektiği konusunda yazılarının olduğunu görmekteyiz. Buna ek olarak birçok gazete ve dergide günlük konulara ilgili düşüncelerini belirten birçok makale ve fıkralara rastlanmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Cavid Bey, ilk yazılarını Servet-i Fünun dergisinde kaleme almıştır. Burada yazdığı yazılar felsefe, sosyoloji, iktisat ve maliye konularını kapsamakta olup, bu mecmuada olgunlaştırdığı fikirlerini daha sonrasında en önemli eseri sayılabilecek İktisat İlmi kitabında geliştirecektir (Eroğlu,  2008: 311).</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Orijinalinde 1476 sayfa ve 4 ciltten oluşan “İlmi İktisat”,  o dönemin en kapsamlı iktisat kitabı olarak göze çarpmaktadır. Eserin ilginç özelliklerinden bir tanesi, daha öncesinde üniversitelerde ilm-i servet olarak okutulan iktisat derslerinin, bu kitapla birlikte ilm-i iktisat olarak anılmasına başlanmasına vesile olmasıdır (Çavdar, 1982: 24).</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Çalışmanın bundan sonraki başlıklandırılmış kısmında  “Giriş” ve  “Servetin Üretilmesi”, “Servetin Bölüşümü”, “Servetin Tedavülü”, “Servetin Tüketilmesi” ve “Bütçe” bölümlerinden ve alt başlıklarından  oluşan eserin bölüm bazında tanıtımları yapılacaktır.<strong> </strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Kitabın giriş kısmında “Ekonomi Politik” kavramının servet ilmi olarak dilimize çevrildiğini iktisat ilmi adı altında kullanımının benimsenmesinin çok eskiye dayanmadığını belirtilmiş, iktisat ilmi ile uğraşanların ekonomik yapılarının toplumdaki algılanışlarının ne yönde olduğu tartışılmıştır. Yazara göre iktisatla uğraşanların toplum  içinde mutlaka servet ve mal sahibi kişiler oldukları algılanmaktadırlar. Fakat gerçek yaşamda olan ve olması gereken bu uğraşı içinde olanların aslında işin özünü araştıran kişilerdir ki servet ve mal sahipliği olmazsa olmaz şart değildir elbette.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">İkincil olarak değinilen konu ise iktisat ilminin yavaş yavaş politik iktisat olarak adlandırılmasından sıyrılarak ekonomi ve ekonomi bilimi olarak karşımıza geldiği tartışmasıdır. İktisat artık tanımlanırken eskiden olduğu gibi “ekonomi politik” olarak adlandırılmayacak “ekonomi bilimi” tabiri kullanılacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">İktisat birçok başka bilim dalıyla ilişki içinde olmuştur. Bu bilimler kitapta felsefe, ahlak, hukuk, iktisadi coğrafya ve istatistik olarak sıralanmaktadır. Birbirini devamlı besleyen bu bilim dalları ile iktisadın gelişimi giriş bölümünde açıklanmakta, son olarak tarih ile olan ilişkileri şu cümle ile aktarılmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">“<em>Tarihi ciddi bir şekilde tetkik edebilmek için iktisadi kanunlara vakıf olmak gerekir. Tarihi olaylar da iktisadi olayların delilleridir.”</em></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Giriş bölümünde daha sonra İktisat İlminin Tarihçesi konu başlığı altında eski çağlardan itibaren Yunan ve Roma filozoflarının iktisadi meseleler ile hiç ilgilenmedikleri belirtilmiş, ilk çalışmaların Yeni Çağ’da Avrupa’da Fizyokratlar tarafından yapıldığı söylenmiştir. Fizyokratlar hiçbir eser meydana getirmemiştir. Sırasıyla Adam Smith, John Stuart Mill, David Ricardo, Malthus ve çalışmaları bu bölümde tanıtılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Ülkemizde ise Mülkiye’de okutulan başlıca eserler, Ohannes Paşa’nın “Servet-i Milel” ve Nail Bey’in “İlm-i Servetleri”dir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Giriş bölümünün son kısmında ise iktisat ilminin tanımı servetin üretilmesi, bölüştürülmesi, kullanılması ve tüketilmesine sebep olan kanunlardan bahseder diye verilir. Son olarak kitaba da ana başlık olarak verilecek olan dört kısımdan söz edilir. İktisat servetin bir safhasına karşılık gelen 4 kısımdan oluşmaktadır;</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Bu kısımlar;</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">1)Servetin Üretilmesi</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">2)Servetin Bölüşümü</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">3)Servetin Kullanılması</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">4)Servetin Tüketilmesi olarak verilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Kitabın her aşamasında servetin bir bölümünden bahsedilerek, 4 aşama incelendikten sonra bütçe başlığı altında genel gelirler ve harcamalar hakkında bilgi verilerek kitap sonlandırılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px"><strong>1)Servetin Üretilmesi</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px"><strong> </strong></span><span style="font-size: 16px">Bu başlık altında “İhtiyaç; Fayda, Kıymet ve Servet; Servetin Üretilmesi ve Üretim Vasıtaları; Tabiat; İşgücü; Serbest Çalışma Hakkı; Serbest Rekabet, Mülkiyet ve Veraset Hakkı, Sermaye, Müteşebbis, Şirketler, İş Bölümü, Makine ve Teçhizat konuları ele alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Kitaptaki ihtiyaç tanımına göre , insanları faaliyete geçiren birinci sebeptir. Bir şeye sahip olma arzusu veya zarureti mevcut olduğu halde o şeyin yokluğuna “ihtiyaç” denir. O şeye kavuşulabilip de arzu veya sahip olmanın zaruretini ortadan kaldırmaya da “ihtiyacın alınması” denir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Fayda ise insan ihtiyaçlarını alabilecek kuvvet ve yetkiye sahip olması olarak tanımlanmıştır. Fayda ile kıymet farklı anlamlara gelmektedir. Her faydası olan şeyin kıymetli olması gerekmez. Kitapta fayda ile kıymetin farkı şu cümle ile açıklanmıştır:</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">“<em>Eşyanın kıymeti, faydası derecesinde olmuş olsaydı, her gün sarf ettiğimiz ekmek, su ve et gibi maddeleri kazanmak zor değil, bilakis imkânsız olacaktı.”</em></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px"><strong> </strong></span><span style="font-size: 16px"><strong>2.</strong><strong>Servetin Bölüşümü</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">İkinci Bölüm “Servetin Bölüşümü Ne Demektir? , Servetin Bölüşümünde Tabiatın Hissesi “Rant”, Arazi Mülkiyeti, Arazinin İşletilmesi, Sermayenin Bölüşümünde Sermayenin Hissesi “ Faiz”, Servetin Bölüşümünde Müteşebbisin Hissesi “ Kar”, Servetin Bölüşümünde İşçinin Hissesi “Ücret”, Nüfus Meselesi” konuları ele alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Bu bölümde servet kavramı tanımlanmış, bölüşümünün  rant, faiz, kar ve ücret kazanımları bağlamında açıklamalarına yer verilmiştir.  Bu kavramlar klasik liberal görüş çerçevesinde tartışılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">“Sömürgeleştirme-kolonizasyon” anlayışının ekonomik anlamını ve yorumunu yazar burada örnekleri ile birlikte ele almıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Ayrıca tasarruf ve sermaye bağlamında, anonim şirketlerin hisse, senet ve tahviller vasıtasıyla bir yatırım sahası oluşturması çok yararlı bir vesiledir. Özellikle, emekçi, çiftçi ve memur kesiminin küçük tasarrufları ile yatırım yapma imkânı yokken, anonim şirketler sayesinde tasarruf miktarları ne kadar küçük olursa olsun, tahvil ve hisse senetleri yoluyla büyük yatırımlara ortak olunabilmektedir. Böylelikle, tasarruf sahibi için de yatırım imkanı arama zahmetinden de kurtulmuş olunmakta; mevcut imkanların en uygunu seçilebilmektedir (Cavid Bey, 2001: 81).</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px"><strong>3) Servetin Tedavülü </strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">&#8220;Servetin Tedavülü Ne Demektir?, Mübadele, Kıymet, Madeni Paralar, Kredi, Fiyat, Üreticilerin Birliği, Serbest Mübadele ve Himaye Usulü” konuları bu bölümde ele alınan konulardır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Madeni paralar başlığı altında ufaklık paralar ve paranın kıymeti alt başlıkları ile para teorisi anlatılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Bu bölümde Osmanlı Devleti’nde yeni yeni kurumsallaşan bankacılık sektörüne değinilerek, para ve finans teorilerinin ekonomideki yerine yer verilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px"><strong>4)Servetin Tüketilmesi</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">“Servetin Harcanması ve Dağılımı, Tasarruf, Cimrilik, İsraf ve Zevke Düşkünlük, Umumi Yardımlaşma, Sigortalar ve Buhranlar (Kriz)” konuları ele alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Bu bölümde yapılan buhran yani kriz ile ilgili açıklamalar iki şekilde ele alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Birincisi sabit ve döner sermaye ilişkisi, diğeri ise kaydi paradan dolayı ticari hayatın olumsuz olarak etkileneceğidir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Cavid Bey ayrıca bu bölümde devletin gelir getirmeyen tüm işletmelerinin özelleştirilmesi veya lağvedilmesini savunmuştur. Devlet teşekkülleri, hem zarar ederek kamu maliyesini zora sokmakta, hem de varlıkları ile piyasanın işlerliğine tehdit teşkil etmektedir (Cavid Bey, 2001:316-317).</span></p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Son bölümde vergilerle ilgili yapılan açıklamaları ise, ülkemizde maliye literatüründe son zamanlarda vurgulanmaya çalışılırken, M. Cavid Bey en etkili vergilemenin düz oranlı ve gelir üzerinden yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca artan oranlı vergi yapısının özellikle sermayenin vergilendirilmesinin ekonomik sıkıntıya sebep olduğu da vurgulanmaktadır (Cavid Bey, 2001: 13).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">Akalın, A., (2011) Mehmet Cevdet Bey’de İktisadi Düşünce, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, <em>İÜ. </em>Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, s.4-5.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">Arol, H. (2005). Mehmet Cavid Bey , Liberalizm, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce, <em>İletişim Yayınevi,</em>48-65<em>.</em><strong> </strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">Çavdar, T.(1982). Türkiye’de Liberalizm’in Doğuşu, <em>Uygarlık Yayınları</em>.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">Eroğlu, N. (2008).  İttihatçıların Ünlü Maliye Nazırı Cavid Bey,  <em>Ötüken Yayınları</em>.</span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>               </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>    </strong></p>
<p><em>  </em></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ilmi-iktisat-eserinin-analizi.html">İlmi İktisat Eserinin Analizi                                                                </a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İktisat, Psikoloji ve İnsan</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/iktisat-psikoloji-ve-insan.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Ayten Nahide KORKMAZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2021 08:12:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12251</guid>

					<description><![CDATA[<p>                                                                              ÖZET                                [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/iktisat-psikoloji-ve-insan.html">İktisat, Psikoloji ve İnsan</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px"><strong>                                                                              ÖZET                                                                                               </strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Günümüzde iktisadın anlaşılması, açıklanması ve örneklenmesi için çoğu zaman matematik ve dolayısıyla matematiksel modellemeler kullanılmaktadır. Bu modellemelerde belirlenmiş kalıplarla açıklanan teoriler insanın  ‘rasyonel’ bir varlık olduğu düşüncesi ile kurgulanmıştır ve davranışları açıklanmaya çalışılmıştır. Peki gerçek yaşamda insanlar rasyonel varlıklar mıdır? Ve insanın her davranışı matematik yardımı ile açıklanabilir mi? Bu makalede bu sorulara yanıt bulunmaya çalışılacaktır.</span></p>
<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> İnsan, Toplum, Psikoloji, Rasyonilite, İktisat.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">İktisadın salt matematik ile açıklanamama durumu beraberinde iktisadın bazı başka bilim dallarından yardım alma zorunluluğunu ortaya koymuştur. Bu durum iktisadın; psikoloji, sosyoloji ve antropoloji gibi bilim dallarıyla sıkı dost haline gelmesini sağlamıştır. İnsan davranışlarının anlaşılmasının ve sonuçlarının yorumlanmasının zorluğu, rasyonelite kavramının açıklanmasında sistematik olarak bazı sapmaların görülmesi son yıllarda çok fazla üzerinde kafa yorulan yeni bir iktisadi yaklaşımı ortaya çıkarmıştır. Davranışsal iktisat olarak adlandırılan bu yeni iktisadi alan psikolojik unsurlarla iktisadı inceleyen bir alandır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Davranışsal iktisadı Colin F. Camerer ve George Loewenstein çok güzel birtanımla açıklar. Onlara göre davranışsal iktisat; özünde inanç olan ve gerçekliğiartıran psikolojik temellere dayalı ekonomik bir analizle, saha olaylarında daha iyitahmin yaparken teorik bakış açısı oluşturan ve daha iyi düşündüren bir politikadır (Camerer, Loewenstein,2002:2). Birçok teorisyen artık sadece matematikle açıklanmayan analizlerin yer alması gerektiğine inanmaktadır.Egemen iktisat görüşlerine karşıt olan disiplinlerarası analizi içeren iktisat dalları 2002 yılında Nobel Ödülü alan teorisyenlerin çalışma alanıdır. Daniel Kahneman,karar verme ve belirsizlik konularında psikolojik araştırma kavrayışının ekonomik bilimlere dahil edilmesi hususundaki çalışması için, Vernon L. Smith ise, ampirik ekonomi analizinde, alternatif piyasa mekanizmalarında kullanılacak laboratuar deneylerini araç olarak geliştirdiği için ödül almıştır (Can, 2012:93).</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">2017 yılında Nobel Sveriges Rijksbank Ödülü’nü Chicago Üniversitesi ekonomistlerinden Richard H. Thaler kazandı. En ünlü eseri “Dürtme(Nudge)” yi Cass R. Sustein ile yazmış kitap dilimize de çevrilmiştir. Thaler’e ödül veren akademiden yapılan açıklamada ‘Thaler, psikolojik varsayımları ekonomik karar alma analizleriyle birleştirdi&#8230; davranışsal iktisat kuramı olarak adlandırılan, bugün iktisat araştırmalarını ve siyasalarını derin biçimde etkileyen yeni ve giderek genişleyen bir çalışma alanı yarattığı’ kaydedildi (Baş, 2017:2). Bireylerin tüketim alternatierini değiştirmeden, aldıkları kararı değiştirmeye yarayabilecek kısa bilgi notlarına “dürtme” adı veriliyor. Bu yaklaşım, pazarlama uzmanları için muhtemelen yeni bir şey değil, iktisatçılar için ise yatları değiştirmeden insan davranışını değiştirme olgusu görece yeni. Kolay anlaşılabilir mesajlar, bazı bireylerin elektrik veya su tüketimi davranışlarını değiştirebiliyor, fakat bazıları için bu tip dürtmeler etkili olmayabiliyor (Akyazı, 2017:2).</span></p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Gerek Kahneman ve Smith gerekse Thaler davranışsal iktisada yaptıkları büyük katkılar ile ana iktisadın “homo economicus” un rasyonel olması durumunu sorgulayarak iktisada yepyeni pencereler açmıştır. İnsan psikolojisinin geriye atıldığı iktisadi teoriler artık yerini davranış analizi temelli analizlere bırakmıştır. Davranışsal iktisat teorisyenleri, insan faktörünü ön plana çıkarmaya uğraşırken,insana has olan motivasyon, mutluluk, korku, riskten kaçınma gibi duyguların ekonomik kararları nasıl şekillendirebileceğini incelemektedirler. Gözlemlere ve deneylere dayanarak yapılan bu incelemeler, son yıllarda daha çok dikkat çekerken egemen olan iktisadi görüşün güvenirliliğinin ve yeterliliğinin sorgulanmasına neden olmaktadır (Can, 2012:98).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span style="font-size: 14px">KAYNAKÇA</span></strong></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">Akyazı, Pınar E. ““<em>Dürtülen” İnsan Daha Az Elektrik Harcar Mı ? Ya da 2017 Nobel Ekonomi Ödülü Niye Yine Bir Davranışsal İktisatçıya Verildi?”,</em>iklimadaleti.org,1-3,2017<em>.</em></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">Baş, M.<em> “2017 Nobel İktisat Ödülü ve Richard H.Thaler”, </em>Aydınlık Gazetesi, 2017.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">Camerer, Colin F. &amp; George Loewenstein. “<em>Behavioral Economics: Past,</em></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><em>Present, Future”</em>, California Institute of Technology, Division of Humanities and</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">Social Sciences. 2002, 1-61.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">Can, Y., <em>“İktisatta Psikolojik  İnsan Faktörü: Davranışsal İktisat”, </em>Hukuk ve İktisat Araştırmaları Dergisi,4-2, 2012, 91-98.</span></p>
<p style="text-align: justify">The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/iktisat-psikoloji-ve-insan.html">İktisat, Psikoloji ve İnsan</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İktisat Üzerine</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/iktisat-uzerine.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Ayten Nahide KORKMAZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Sep 2021 17:18:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12186</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZET İktisat bilimi üzerine yapılan tartışmalar uzun zamandır süregelmektedir. Tanımı birçok kişiye göre değişmekte ve ekonomi ile çoğu zaman aynı manada kullanılmaktadır. Bishop’a göre  “Ekonomi/İktisat, “toplumun kıt kaynaklarını nasıl kullandığı üzerine etüt” veya daha uygun bir ifadeyle; toprak, işgücü, hammadde, sermâye, girişimci ruh ve zaman gibi kıt şeyleri nasıl kullanacaklarına karar vermelerinde insanlara yardımcı olan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/iktisat-uzerine.html">İktisat Üzerine</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖZET</strong></p>
<p>İktisat bilimi üzerine yapılan tartışmalar uzun zamandır süregelmektedir. Tanımı birçok kişiye göre değişmekte ve ekonomi ile çoğu zaman aynı manada kullanılmaktadır. Bishop’a göre  “Ekonomi/İktisat, “toplumun kıt kaynaklarını nasıl kullandığı üzerine etüt” veya daha uygun bir ifadeyle; toprak, işgücü, hammadde, sermâye, girişimci ruh ve zaman gibi kıt şeyleri nasıl kullanacaklarına karar vermelerinde insanlara yardımcı olan “tercihlerin bilimidir”. İktisadî bir anlayış, bu nedenle, insanlara siyasette ve kamu hizmetinde, işlerinde ve mesleklerinde, ve hatta özel hayatlarında ulaşmak için uğraştıkları sonuçları elde etmelerinde yardımcı olur (Bishop,2013). Yani özetle iktisat kıt kaynaklarla yaşamı idame ettirebilme sanatı diyebiliriz . Bu makalede iktisat biliminin tanımı, anlamı ve diğer bilimlerle olan ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır.</p>
<p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>İktisat, Sosyal Bilimler, Kıt Kaynaklar, İktisadi Anlayış.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p>&#8220;İktisat teorisiyle uğraşırken  biçimsel model yapısında bulunan (ya da bundan çıkabilen) önermelere ek olarak, teoriye ait &#8220;inançlar&#8221; olabileceğini bilmeliyiz.&#8221; diye eklemektedir  Leijonhufvud (Kazgan, 2000). Bu bakış açısına göre iktisadın salt matematiksel modellerle açıklanmadığını anlayabiliriz öyleyse.</p>
<p>İktisat doğa bilimlerinden farklı olarak insan davranışları ile de ilgilidir. Sadece bireylerle değil onların oluşturduğu kurumlarla da yakınen ilişki kurar iktisat. İktisat sosyal bilimler arasında çok uçlarda yer almaz sınanabilirlik açısından. Ne şiir kadar hiç sınanmaz ne de fiziki kimya kadar en katı yerde değildir.</p>
<p>Ancak, iktisat, sosyal bilimler arasında özgün bir bilimdir. Hem, bireysel davranışların ve bunların kolektif amaçlara ne ölçüde hizmet ettiğini hiç içermeyen fizik gibi &#8220;sağlam&#8221; bilimlerden farklıdır; hem sosyoloji, siyasal bilimler gibi sosyal bilimlerden insan davranışlarını tümdengelim yöntemiyle piyasa ilişkilerini açıklayabilen teorilere dönüştürebildiği için farklıdır. Bunu yaparken, &#8220;teleolojik&#8221; niteliğinden ötürü, çok zaman yoğun biçimde, ideolojik/ politik bir içerik taşıdığı da bir gerçektir. Nitekim başlangıçta iktisat &#8220;politik iktisat&#8221; olarak doğmuştur; günümüzde de sık sık bir alanın &#8220;politik iktisat&#8221;ından konu edildiği görülür. Geçmişte almaşık ideolojilerin, öğretilerin varlığına demokrasi adına tahammül ederken, günümüzde giderek tek boyutlu olmuştur (Kazgan, 2000).</p>
<p>İktisat diğer bilimlerden değindiği alan, kullandığı yol ve araçlar bakımından ayrılmaktadır. İktisat artık insanların seçimleriyle ilgilenen, bu seçimleri bir optimizasyon sorusunun çözümü olarak anlamaya çalışan bir disiplindir.(Gürkaynak ve Güven, 2003). U yönüyle de özgünlüğünü korumaktadır.</p>
<p>Tüm bu tanımlamalardan sonra ülkemizdeki iktisat bilimini ele almak istersek Türkiye&#8217;de ve dünyada iktisat ders kitapları, neredeyse her işte olduğu gibi, Amerikan kökenli ders kitapları örnek alınarak yazıldığını görmekteyiz. Bu yeni anlayışın her yerde iktisatçılar arasında yayılmasının başlıca aracı da bu alandaki yüksek eğitimin dayandığı kitaplardır. Özellikle İngilizceye dayalı eğitim artık yerli ders kitabı yazma gereğini de ortadan kaldırdıkça, ABD kaynaklı ders kitapları ana bilgilenme kaynağı oldukça, tek kutuplu dünyanın tek boyutlu bilim anlayışı da her yere yayılmış olmaktadır. Kısacası, iktisadın bilimselleştiği varsayılan süreçte tek kutuplu dünyaya refakat eden bilimsel iktisat, etik değerleri ve insanı atmış, serbest piyasa ekonomisini tanrılaştırmış, rekabet de bu tanrının peygamberi olurken bu yeni din sadece zenginlere hizmet eder olmuştur. İnsanı, onun kurumlarını, gelişmişlik düzeyini dışlayıp, &#8220;işte tek yolu budur&#8221;, şeklinde yapılan dayatma başlı başına bir etik sorun olarak karşımıza çıkmaktadır (Kazgan, 2006, s. 7).</p>
<p>Diğer bir eleştiri ise ağırlıklı olarak matematiğe boğulmuş bir iktisadi eğitimin ülkemizde verilmesidir. Yorum yapma ve araştırmaya izin vermeyen bir anlayış hakim olmaktadır. Tüm bunlar hem iktisatçının ufkunu daraltmakta, hem de sahip oldukları kısır analiz yöntemleri nedeniyle hatalı ve çarpık sonuçlara varılmasına neden olmaktadır (Acar, 2008).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p>Günümüzdeki en büyük sorunu felsefenin iktisadın içine harmanlanamıyor olmasıdır. Herhangi bir bilim dalı öğrenilirken önce o bilimin ardında yatan felsefenin öğretilmesi gerekmektedir. O bilim dalının ulaştığı sonuçları öğrenmeden önce söz konusu bilim dalının geçirdiği düşünsel aşamaların iyi bir şekilde öğrenilmesi gerekir. Üniversitelerin görevi her tekniğin ve her sonucun ardındaki düşünce sisteminin alternatif düşünce sistemleri arasındaki ilişkilerin objektif bir şekilde öğrenciye yansıtılmasını sağlamak olmalıdır. Öğrenci eğer işin başında iktisadi düşüncenin gelişme seyrini ve farklı iktisadi düşünce okullarının varlığını, iktisadi felsefenin nasıl oluştuğunu ve farklı okullar arasında nasıl farklılıklar gösterdiğini öğrenirse ileriki sınıflarda okuyacağı iktisat öğretisinin var olan tek öğreti olmadığını kolaylıkla algılayabilecektir (Ruben, 2001).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>Acar G.T.(2008). İktisadı Değiştirmek.<em> İletişim Yayınları</em>.</p>
<p>Gürkaynak, R. ve Güven, A.B. (2003), İktisat ve Toplum Bilimleri: Bir Katolik Evliliğinden Kenar Notları. <em>Toplum ve Bilim.</em></p>
<p>Kazgan G.(2000). İktisadi Düşünce veya Politik İktisadın Evrimi. <em>Remzi Kitabevi.</em>İstanbul</p>
<p>Matheww B.(2013). Ekonomi Sözlüğü.<em>Adres Yayınları</em>.Ankara</p>
<p>Ruben, E. B. (2001). İktisat Öğretiminin Sorunları. İktisat Dergisi, 415, 35-36.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify">The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/iktisat-uzerine.html">İktisat Üzerine</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Euro Bölgesi ve FED Faiz Oranlarının Türkiye&#8217;deki Kısa Vadeli Faiz Oranları Üzerindeki Etkisine Yönelik Ekonometrik Bir Analiz</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/euro-bolgesi-ve-fed-faiz-oranlarinin-turkiyedeki-kisa-vadeli-faiz-oranlari-uzerindeki-etkisine-yonelik-ekonometrik-bir-analiz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Hatice ASLANSELÇUK]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2020 21:14:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=11180</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZET Merkez Bankası ülkede para politikalarının yürütülmesi ve nakit para dolaşımının sağlanmasından sorumlu kurumdur. Bu doğrultuda merkez bankalarının nihai amacı, fiyat istikrarını sağlamak ve para politikasını yönetmektir. Ancak bazı merkez bankaları gerek coğrafi konumu gerekse ekonomik gücü açısından sadece kendi ülkelerinde değil dünyadaki birçok ülke tarafından da yakından takip edilmektedir. Bilindiği üzere FED’ in aldığı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/euro-bolgesi-ve-fed-faiz-oranlarinin-turkiyedeki-kisa-vadeli-faiz-oranlari-uzerindeki-etkisine-yonelik-ekonometrik-bir-analiz.html">Euro Bölgesi ve FED Faiz Oranlarının Türkiye’deki Kısa Vadeli Faiz Oranları Üzerindeki Etkisine Yönelik Ekonometrik Bir Analiz</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>ÖZET</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Merkez Bankası ülkede para politikalarının yürütülmesi ve nakit para dolaşımının sağlanmasından sorumlu kurumdur. Bu doğrultuda merkez bankalarının nihai amacı, fiyat istikrarını sağlamak ve para politikasını yönetmektir. Ancak bazı merkez bankaları gerek coğrafi konumu gerekse ekonomik gücü açısından sadece kendi ülkelerinde değil dünyadaki birçok ülke tarafından da yakından takip edilmektedir. Bilindiği üzere FED’ in aldığı kararlar ve uyguladığı para politikaları birçok gelişmekte olan ülkenin ekonomik ilişkileri için önem arz etmektedir. Bu sebeple, çalışmada ABD ve Euro bölgesi kısa vadeli faiz oranlarının Türkiye’deki kısa vadeli faiz oranları üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlgili ülkelerin faiz oranlarının Türkiye’deki kısa dönemli faiz oranları üzerindeki etkisi, nedensellik analizi ile VE CM varyans ayrıştırması ve eşbütünleşme analizleri yapılarak incelenmiştir. Çalışma 2010:1-2019:1 dönemini kapsamakta olup veriler OECD ve TCMB veri tabanından derlenmiştir. Çalışma verileri; FED ve Euro bölgesi faiz oranlarının ülkemiz faiz oranları üzerinde önemli etkileri olduğunu göstermiştir. Çalışma sonucunda şok etki değerlerine bakıldığında Türkiye’deki faiz oranları üzerinde en fazla etki nedensellik analizinden de görüleceği üzere FED faiz oranından gelmektedir. Özetle FED ülkemiz faiz oranları üzerinde Euro bölgesi faiz oranlarına nazaran daha etkilidir. Bu sebeple FED hem ülkemiz hem de diğer ülkeler tarafından yakından takip edilen önemli bir finans kuruluşu olmuştur.</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2020%2F11%2FEURO-BOLGESI-ve-FED-FAIZ-ORANLARININ-TURKIYEDEKI-KISA-VADELI-FAIZ-ORANLARI-UZERINDEKI-ETKISINE-YONELIK-EKONOMETRIK-BIR-ANALIZ-1.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Euro Bölgesi ve FED Faiz Oranlarının Türkiye&#039;deki Kısa Vadeli Faiz Oranları Üzerindeki Etkisine Yönelik Ekonometrik Bir Analiz  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Euro Bölgesi ve FED Faiz Oranlarının Türkiye&#039;deki Kısa Vadeli Faiz Oranları Üzerindeki Etkisine Yönelik Ekonometrik Bir Analiz  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Euro Bölgesi ve FED Faiz Oranlarının Türkiye&#039;deki Kısa Vadeli Faiz Oranları Üzerindeki Etkisine Yönelik Ekonometrik Bir Analiz  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Euro Bölgesi ve FED Faiz Oranlarının Türkiye&#039;deki Kısa Vadeli Faiz Oranları Üzerindeki Etkisine Yönelik Ekonometrik Bir Analiz  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Euro Bölgesi ve FED Faiz Oranlarının Türkiye&#039;deki Kısa Vadeli Faiz Oranları Üzerindeki Etkisine Yönelik Ekonometrik Bir Analiz  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Euro Bölgesi ve FED Faiz Oranlarının Türkiye&#039;deki Kısa Vadeli Faiz Oranları Üzerindeki Etkisine Yönelik Ekonometrik Bir Analiz  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2020/11/EURO-BOLGESI-ve-FED-FAIZ-ORANLARININ-TURKIYEDEKI-KISA-VADELI-FAIZ-ORANLARI-UZERINDEKI-ETKISINE-YONELIK-EKONOMETRIK-BIR-ANALIZ-1.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Euro Bölgesi ve FED Faiz Oranlarının Türkiye&#039;deki Kısa Vadeli Faiz Oranları Üzerindeki Etkisine Yönelik Ekonometrik Bir Analiz  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Euro Bölgesi ve FED Faiz Oranlarının Türkiye&#039;deki Kısa Vadeli Faiz Oranları Üzerindeki Etkisine Yönelik Ekonometrik Bir Analiz  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div><p class="embed_download"><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2020/11/EURO-BOLGESI-ve-FED-FAIZ-ORANLARININ-TURKIYEDEKI-KISA-VADELI-FAIZ-ORANLARI-UZERINDEKI-ETKISINE-YONELIK-EKONOMETRIK-BIR-ANALIZ-1.pdf" download>İndir [556.43 KB] </a></p></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/euro-bolgesi-ve-fed-faiz-oranlarinin-turkiyedeki-kisa-vadeli-faiz-oranlari-uzerindeki-etkisine-yonelik-ekonometrik-bir-analiz.html">Euro Bölgesi ve FED Faiz Oranlarının Türkiye’deki Kısa Vadeli Faiz Oranları Üzerindeki Etkisine Yönelik Ekonometrik Bir Analiz</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
