﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sevde Nur Kestane | Akademik Kaynak</title>
	<atom:link href="https://www.akademikkaynak.com/yazar/sevdenurkestane/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<description>Akademik Düşünce Enstitüsü yayın organı akademikkaynak.com - bilimin ışığıyla.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Jul 2020 11:07:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/cropped-akademikkaynak-fovicon-32x32.png</url>
	<title>Sevde Nur Kestane | Akademik Kaynak</title>
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/ekolojik-dusuncede-egitim-anlayisi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sevde Nur Kestane]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Sep 2018 17:12:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre Sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[çevre sorunları ve ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[doğa ve eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojik eğitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=6049</guid>

					<description><![CDATA[<p>GİRİŞ Ekolojinin basit bir çevre sorunları öğretisi olmamakla birlikte derin bir felsefi alt yapıya sahiptir. Temelinde çevre sorunları kaynaklı savlar içerse de önerdiği ve gerçekleştirmek istediği ekolojik toplum yapısı çok yönlüdür. İdeal bir toplumun oluşturulması için yaşamın her alanına bir yaklaşım getiren ekolojik düşünce eğitim içinde aynı yola başvurmuştur. Egemen sistemin verdiği eğitimin başarısızlığına dikkat [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ekolojik-dusuncede-egitim-anlayisi.html">Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojinin basit bir çevre sorunları öğretisi olmamakla birlikte derin bir felsefi alt yapıya sahiptir. Temelinde çevre sorunları kaynaklı savlar içerse de önerdiği ve gerçekleştirmek istediği ekolojik toplum yapısı çok yönlüdür. İdeal bir toplumun oluşturulması için yaşamın her alanına bir yaklaşım getiren ekolojik düşünce eğitim içinde aynı yola başvurmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Egemen sistemin verdiği eğitimin başarısızlığına dikkat çekerek, eğitime yeni bir anlayış kazandırır. Ve eğitimin ekolojik sorunları önlemek için önemli bir alan olduğu savunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çalışmada da ekolojik sorunların çözümü için ortaya çıkan ekolojik düşüncenin temel savları ele alınmıştır. Bu savların gerçekleştirilmesinde eğitimin nasıl bir rol oynadığı tespit edilmeye çalışılmış ve egemen eğitim sisteminin aksaklıkları ortaya konarak ekolojik eğitim anlayışı açıklanmaya çalışılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>EKOLOJİK DÜŞÜNCE </strong></p>
<p style="text-align: justify;">İnsanlığın varoluşundan bu yana doğa ile kurduğu ilişki sonucunda çevre sorunları ortaya çıkmıştır. Etkisi küçük olan çevre sorunları zaman geçtikçe büyüyerek çeşitlenmeye başlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Büyüyen bu sorunlar karşısında doğal denge üzerine çalışmaya başlayan çevre bilimi, kısa sürede doğal dengenin giderek bozulduğunu fark ederek çalışmaların yoğunluğunu artırmıştır. Özellikle 1950’lerden sonra çevre bilimi artan dünya nüfusu, teknolojik gelişmeler ve sanayi toplumunun gelişmesiyle: çevre kirliliği, türlerin yok olması, kaynakların hızlı tükenmesiyle giderek büyüyen çevre sorunları çözümü ekolojik düşüncede bulmuştur. Ekolojik düşünce çevre bilimini incelemelerinden farklı olarak daha derinden bir inceleme ve düşünce yapısı ortaya koymuştur. Ekolojik düşüncenin esas amacı “kaybedileni kazanmak, geri getirmektir” <strong>(</strong>Mutlu, … : 6).  Bu yönüyle çevre korumacılıktan ayrılmakta ve daha geniş bir anlam kazanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojizm basit bir çevre sorunlarını ele alan bir düşünce değildir. Ekolojizm politik insanı sevgi ve kültürle donatılmış bir birey olarak görür, daha fazla sahip olmak yerine daha iyi olma kavramını koyar ekonomik büyümenin karşısına sosyal ilerlemeyi koyarak, üretim araçlarının mülkiyetini değil onların doğasını ve gelişimini sorgular (Sımonnet, 1990: 9-10).</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çevreci ekoloji gelişen bilim ve teknolojinin toplum ve onun yaşama şeklini irdeleyerek, gelişen bilim ve teknolojinin çağdaş toplumun gelişimini nasıl etkilediğini sorgular. Esas ele aldığı konu ise doğa toplum ilişkisidir. Doğasında kopmuş yaşadığı toplumda hapsolmuş insanı ele alır (Sımonnet, 1990: 10).</p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik düşünce endüstri toplumlarındaki hâkim üretim, teknoloji ve bilim anlayışıyla beraber mekanik dünya görüşünü eleştirmektedir. Amacı ise insan ve tabiat arasında denge ve uyumun sağlanmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Toplumsal ekoloji insanın-insan ve insanın-doğa üzerindeki hâkimiyetine karşı çıkmaktadır. Başta aile içinde yaş grupları ve cinsiyet, okullardaki hiyerarşik eğitim, toplumdaki etnik bölünme, bürokratik hâkimiyet, din kurumlarının baskısı… Kısacası insanın- doğa üzerindeki tahakkümünün insanın-insan üzerinde başladığını düşünür.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekoloji düşünce savunduğu düşünceleri açıklamak için hâkim paradigmaya karşı, çevreci paradigmalar ortaya koyarak düşüncelerini savunur. Bu karşı ürettiği düşünceler şöyle gösterilebilir.</p>
<table style="border-collapse: collapse; width: 88.2576%; height: 799px;" border="1">
<tbody>
<tr style="height: 56px;">
<td style="width: 21.4795%; height: 56px;"></td>
<td style="width: 31.8356%; height: 56px;"><strong>Hâkim Sosyal Paradigma</strong></td>
<td style="width: 42.1046%; height: 56px;"><strong>Alternatif Çevreci Paradigma</strong></td>
</tr>
<tr style="height: 168px;">
<td style="width: 21.4795%; height: 168px;"><strong>Merkezi Değerler</strong></td>
<td style="width: 31.8356%; height: 168px;">Maddi değerleri esas alır ( Ekonomik büyüme )</p>
<p>Doğayı kaynak olarak değerli görür</p>
<p><span style="font-family: inherit; font-size: inherit;">Tabiata hâkimiyeti esas alır.              </span><span style="font-family: inherit; font-size: inherit;">          </span></td>
<td style="width: 42.1046%; height: 168px;">Maddi olmayan değerleri esas alır.(Kendini Geliştirme)</p>
<p>Tabii kaynaklar, bizatihi değerlidir</p>
<p>Tabiata hakimiyeti esas alır.</td>
</tr>
<tr style="height: 200px;">
<td style="width: 21.4795%; height: 200px;"><strong>Ekonomi</strong></td>
<td style="width: 31.8356%; height: 200px;">Pazar güçleri</p>
<p>Risk ve ödül</p>
<p>Başarıya ödül</p>
<p>Farklılık</p>
<p>Ferdiyetçi</td>
<td style="width: 42.1046%; height: 200px;">Kamu girişimleri</p>
<p>Güvenlik</p>
<p>İhtiyaçla ilişkili gelir</p>
<p>Eşitlikçi</p>
<p>Toplumcu</td>
</tr>
<tr style="height: 24px;">
<td style="width: 21.4795%; height: 24px;"><strong>Yönetim Biçimleri</strong></td>
<td style="width: 31.8356%; height: 24px;">Otoriteryen yapı (Uzmanlaşma etkinliği )</p>
<p>Hiyerarşik</p>
<p>Kanun ve nizam</p>
<p>Merkezi</p>
<p>Büyük ölçekli</p>
<p>Kurumsal</p>
<p>Düzenli</p>
<p>Geniş-bol rezervler</p>
<p>Tabiat düşmanı</p>
<p>Değer -düşünce-his ayrımı</td>
<td style="width: 42.1046%; height: 24px;">Katılmacı yapı (Vatandaş- işçi katılımı )</p>
<p>Hiyerarşik olmayan</p>
<p>Serbestlik</p>
<p>Merkezkaç</p>
<p>Küçük ölçekli</p>
<p>Komünal</p>
<p>Elastiki</p>
<p>Dünyanın kaynaklarının sınırlılığı</p>
<p>Tabiata karşı saygılı</p>
<p>Değer-düşünce-his birliği</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: center;"><em><span style="font-size: 12px;">Kaynak; Stephen COTGROVE; Andrew DUFF: “Environmentalism, Middle Class Redicalism and Politics”, Sociological Rewiev, Vol.28, No.2 1980, 333’den akt. Kemal GÖRMEZ. Çevre Sorunları Ve Türkiye. a.g.e, 92 ‘den Mutlu Ahmet, “Ekolojik Düşüncenin Toplum Kurgusu”,  s.3</span></em></p>
<p style="text-align: justify;">Sürekli ilerleme ve büyüme düşüncesinin ortaya çıkardığı sorunlar, sadece çevre sorunları olarak değil insan yaşamının niteliği de bozulmaya başlamıştır. İşte bu noktada ekolojik düşünce ideal bir insan yaşamı ve toplum vurgusu yapmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekoloji düşünceyi içeren iktisadi, devlet, insan ve toplum, teknoloji, bilim ve eğitim anlayışı öngörmektedir. Bunlar ekolojik düşüncenin sosyal hayatın değişik alanlarına getirdiği yorumlardır. Bu yorumlardan hareketle ekolojik düşünce toplum yapısında bir bütünlük sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte bu bütünlük içerisinde yer alan eğitim ekolojinin, ekolojik sorunları önlemek için yaptığı çalışmaların önemli bir ağıdır. Ekolojik düşünce eğitim anlayışını oluştururken egemen eğitim sistemini eleştirerek onun yerine ideal bir eğitim öngörmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-2.jpg"><img title="ekoloji-2 Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı  "fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-6053 alignright" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-2.jpg" alt="ekoloji-2 Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı  " width="225" height="225" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-2.jpg 225w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-2-150x150.jpg 150w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-2-50x50.jpg 50w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /></a>EGEMEN EĞİTİM ELEŞTİRİSİ<br />
</strong></p>
<p>Eğitim, toplumun devamlılığına ve gelişimine katkı sağlayan, kendini bilgi beceri ve tutum kazandırarak kendini gerçekleştiren, düşünen ve sorgulayan bireyler yetiştirmek yerine piyasanın ihtiyacını karşılayacak iktisadi bireyler yetiştirmeye başlamıştır. Eğitimin;</p>
<p><span style="text-decoration: line-through;">Bireysel İşlevi </span></p>
<p><span style="text-decoration: line-through;">Toplumsal İşlevi</span>     yerine   <u>Ekonomik  İşlevi</u>  değer kazanmıştır.</p>
<p><span style="text-decoration: line-through;">Siyasal İşlevi</span></p>
<p><span style="text-decoration: line-through;">Felsefi İşlevi </span></p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik düşünce, dünyada etkili olan egemen üretim ve tüketim anlayışıyla eğitimin temel işlevi olan bilimsel ve kültürel bilginin gelecek kuşaklara aktarılması düşüncesinin anlamı değişmiştir. Endüstriyelleşme ve teknolojinin gelişmesiyle mesleğe ve yeteneğe yönelik bir eğitim anlayışı benimsenmiş, Toplumdaki egemen gruplar okulun amaçlarını iş dünyasının talepleri doğrultusunda belirlenmeye başlanmıştır. İş dünyası ve sanayinin ihtiyaçları birdenbire eğitim sisteminin önde gelen amaçları olmuştur. Eğitimde amaç işe yarayacak iktisadi bireyler yetiştirmek olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Okullarda bu anlayışla değiştirilmiştir. Herkese aynı eğitim ve müfredatla bir amaç belirlenmiş, sınavların bir ölçüm aracı olarak kullanıldığı bireylerin rekabet ve mücadele yetileri ile bezendiği, okullarda piyasanın işine yarayacak bölüm ve derslerin verildiği, diploma belgesine insanlara değer kazandıran bir işlev yüklenmiştir. Okul sayısı artırılmıştır ancak başarı konusunda aynı durum geçerli olmamıştır. Modern çağda okullara ulaşım kolaylaştırılmış ancak bilgiye ulaşmak zorlaştırılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitim alan çocuklar, başta aile, okul ve toplum tarafından geleceğe yönelik bir proje olarak görülmektedir. Bilginin tek değer olduğunu ve ekonomiye hizmet ederse bir anlam kazanacağını düşünen nesiller doğaya hükmederken de onu bir meta olarak görmeye başlamıştır.  Eğitim faydacı bir anlayışa indirgenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kısacası, egemen eğitim sisteminde, okul büyük bir üretim binası, eğitim; büyük bir üretim makinesi, öğretmen; makine sorumlusu, öğrenci ise makineye ham madde olarak giren ve bir ürün olarak çıkmaktadır. Ancak çıkan ürünün piyasada ekonomik bir karşığı varsa o zaman bir değer kazanacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitim; Büyük Bir Üretim Makinesi</p>
<p style="text-align: justify;">Okul: Üretim Binası</p>
<p style="text-align: justify;">Öğretmen: Makine Sorumlusu</p>
<p style="text-align: justify;">Öğrenci: Ham Madde___________Ürün (işe yarar)</p>
<p style="text-align: justify;">Egemen eğitimde yetiştirilen çocuklar da mekanikleşmiş ve doğayı tanımayan ve ona hükmetmekten korkmayan nesiller olarak yetiştirilmektedirler. Ekolojik eğitim tam da bu noktaya dikkat çekerek,  yetiştirilen çocuklar ile doğa arasında ki bağın kopmadığı bir eğitim anlayışı öngörür.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-3.jpg"><img title="ekoloji-3 Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı  "decoding="async" class=" wp-image-6054 alignleft" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-3.jpg" alt="ekoloji-3 Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı  " width="294" height="177" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-3.jpg 720w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-3-300x180.jpg 300w" sizes="(max-width: 294px) 100vw, 294px" /></a>EKOLOJİK EĞİTİM ANLAYIŞI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Oberlin Yüksekokulu’nda çevre çalışmaları profesörü olan David W. Orr, ekolojik krizin gelecek kuşaklara verdiğimiz eğitimde olduğunu iddia eder. Bugünkü baskın eğitim tarzı «insanın egemenliği adına bizi yaşamdan yabancılaştırıyor, birleştirmek yerine parçalıyor, başarıya ve kariyere aşırı önem veriyor, duyguları zihinden, pratiği kuramdan ayırıyor ve dünyaya, cehaletinden habersiz zihinler salıyor» demektedir (Louv, 2007: 265).</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ekolojik krizin çözümünü yine ekolojik eğitimde bulan Orr, bütün üniversite öğrencileri için ekolojik okuryazarlık hedefi belirlenmelidir. Çevre etiği, termodinamik yasalar, ekolojinin temel ilkesi, sürdürülebilir tarım ve ormancılık, enerji bilimi, teknolojinin sırları gibi konuların öğrencilerde ilgi uyandıracağını savunur (Louv, 2007: 266).</p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik düşüncenin eğitim anlayışına dair bir fikir birliği yoktur. Kimi yazarlara göre derin bir felsefi konu olarak ele alınırken kimi yazarlarda eğitimde ekolojik anlayışın uygulanabilirliği noktasında düşünceler ortaya koymuştur. Bir fikir birliği bulunmamakla birlikte ekolojik eğitim anlayışının kavranmasına yardımcı olacak ortak görüşler mevcuttur.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik düşünce bir kurum olarak eğitimin var olmasını kabul eder (Mutlu, 2007: 13). Ancak kurum anlayışı farklıdır. Tasarlanan okullar doğal ögeler içerir. Ekolojik düşünce duvarsız okullar öngörür. Ekolojik eşitliliği barındıran ders alanları aslında oyun alanları; yaban hayatı tabiatı, yürüme yolları, gezinti alanları, okul arazilerinin bitişiğinde doğal araziler, önce çocuklara yakın çevresi ırmak, park, gölet, yollar olabilir ( Louv, 2007: 246).</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-5.jpg"><img title="ekoloji-5 Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı  "decoding="async" class="wp-image-6055 alignleft" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-5.jpg" alt="ekoloji-5 Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı  " width="286" height="175" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-5.jpg 1004w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-5-300x183.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ekoloji-5-768x470.jpg 768w" sizes="(max-width: 286px) 100vw, 286px" /></a>Öğretmenler çocukları dersliklerden azat etmelidir. Yöneten değil yönlendiren olarak, görevi sadece ırmağın rotasının akmasını sağlamaktır. Ayrıca eğitimde yol gösteren de sadece öğretmen değil veliler, uzmanlar, yerel yönetim yöneticileri herkes olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Öğretmen ve öğrenciler müfredatlarını kendileri oluşturmalı, programlar öğrenci merkezli olmalıdır. Gençlere demokratik deneyimler kazandıracak bir müfredat olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Okullar yaşamın demokratik olarak sürdürüldüğü bir yapı oluşturulmalı, öğrenci bilginin pasif bir müşterisi olmaktan çıkarılıp, bilginin asıl sahibi anlam yaratıcıları olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitimde öğrenciler doğadan kendi istediği şeyleri öğrenmeye ihtiyaç duymalıdır (Mutlu, 2007: 14). Öğrenci serbest bırakılmalı çocuk ve doğanın bağ kurulmasına izni verilmeli bu şekilde çocuğun hayal gücü gelişir ve keşfeder. Ders mekânı öğrencilerin yaşadığı çevre olursa yaşadığı yerle bağ kurar ve eğitim bir anlam kazanır. Doğa tabanlı eğitim doğa yoksunluğunun panzehiri olacaktır. Ayrıca insan deneyimlediği bilgileri kolay kolay unutmazmış işte öğrenciler kendi deneyimleri ile öğrenecekler buda eğitimde kalıcılık sağlayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitimde bilim ve modern teknoloji kullanılmalıdır. Bunu yaparken toplumun yapısından soyutlanmamalıdır (Mutlu, 2007: 15).  Üretilen teknoloji doğayı tahrip etmek için değil doğa ile bütünleşerek yeni şeyler keşfetmek için kullanılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Deneyime dayanan eğitim sisteminde yapılan sınavlar anlamsızdır. Bilgi araç değil amaçtır bu yüzden sınav gibi bir ölçüt edinilen bilgiyi ölçemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitimin maddi ve manevi değeri artırılmalıdır. Devlet bir sonraki kuşağın içine doğa tohumları ekmek için daha fazla kaynak ayırabilir. Eğitim sadece okulda öğretmen ve öğrenci arasında gerçekleşmemeli, birlikte toplumsal bir mesele olarak görülüp hep birlikte üretebilme amacı güdülmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitim sadece çocuklar için gerekli bir kurum olarak görülmemelidir ( Mutlu, 2007: 13). Çünkü çocukların okula gelene kadar hayatta edindiği bir yaşam deneyimi ve bilgisi vardır okula başladıklarından itibaren bu yok sayılmamalı ve verilecek eğitimde bu yok sayılmamalıdır. Ve okul bittiği zamanda öğrenme bitmez çünkü öğrenme hayat boyu gerçekleşecek bir eylemdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Okul araştırmaları topluluk çalışmaları birleştirilmelidir. Bu şekilde verilen eğitim öğrencilerin öğrendiği teorinin ötesine geçerek bir toplumsal amaca hizmet eder.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SONUÇ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik sorunların çözümü ve önlenmesi için geliştirilen ekolojik felsefe konuyu bütüncül bit yaklaşımla ele almıştır. Konuyu sadece çevre sorunları değil, toplumsal bir mesele olarak görmüştür. Bu yüzden de ideal bir iktisadi, devlet, insan ve toplum, teknoloji, bilim ve eğitim anlayışı ortaya koyarak sorunların çözümünün geçici değil kalıcı olarak çözümünü hedeflemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu düşüncenin gerçekleşmesinde en önemli unsurlardan eğitimin de ekolojik unsurlara dayanarak yeniden kurulması gerektiğini savunan ekolojik düşünce egemen eğitim sistemini eleştirel yaklaşarak, bozukluk ve eksiklikleri tespit etmiş. Yeni bir eğitim anlayışı ortaya koymuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu eğitim anlayışının esas amacı ekolojik veri tabanlı bir eğitim düzeni oluşturarak, eğitimin modern dünyada kaybettiği anlamını geri kazanmak. İnsan ve doğa arasındaki karşıtlığı ortadan kaldırmaktır. Üretilen bilginin verilen eğitimin doğaya karşı ona zarar vermek için değil doğa ile uyumlu gerçekleştirebileceğini göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik eğitimin uygulanabilirliği noktasında baktığımızda derin bir felsefeye sahip olan ve günümüz toplumuna uyum sağlayamayacağı alanlar vardır. Ancak egemen eğitim sisteminde ekolojik unsurlara az da olsa yer verilerek bir şeyler değiştirilmeye başlanabilir. Dünyada büyük çaplı olmamakla birlikte ekolojik eğitim anlayışının uygulandığı okullar ve bölgeler bulunmaktadır ve bu çalışmaların artırılması da gelecek nesiller için önem arz etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ekolojik eğitim anlayışın savunduğu düşünceler doğa ile uyumlu ve ona karşı duyarsız bireyler yerine başta doğaya, yaşadığı çevreye ve çevredeki sorunlara duyarlı bireyler yetiştirmektir. Kısacası çocukların yiyeceklerinin nereden geldiğini görmesi ve içerisinde olması gelecek için çok önemlidir.</p>
<hr />
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Apple M. Ve Beane J. (2011).  <em>Demokratik Okullar</em>. Ankara: Dipnot</p>
<p style="text-align: justify;">Callenbach, E. (1994). <em>Ekotopya</em>. İstanbul: Ayrıntı</p>
<p style="text-align: justify;">Illıch, I. (2006). <em>Okulsuz Toplum</em>. İstanbul: Roman Oda Yayınları</p>
<p style="text-align: justify;">Louv, R. <em>Doğadaki Son Çocuk</em>. Ankara: Tübitak Popüler Bilim Kitapları</p>
<p style="text-align: justify;">Mutlu, A. (2007). <em>“Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı</em>”. Ulusal. 12. 13-18</p>
<p style="text-align: justify;">Mutlu, A. (…) “<em>Ekolojik Düşüncenin Toplum Kurgusu”. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Simonnet, D. (1990). <em>Çevrecilik</em>. İstanbul: İletişim Yayınları</p>
<p style="text-align: justify;">Sobel, D. (2014). <em>Ekofobiyi Aşmak</em>. İstanbul: Yeni İnsan Yayınevi</p>
<p style="text-align: justify;">The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ekolojik-dusuncede-egitim-anlayisi.html">Ekolojik Düşüncede Eğitim Anlayışı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de 1980’den Günümüze Büyükşehir Belediyelerinin Dönüşümünün Kanunlarla Değerlendirilmesi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/buyuksehir-belediyelerinin-donusumu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sevde Nur Kestane]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Mar 2018 23:18:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=4261</guid>

					<description><![CDATA[<p>GİRİŞ Bir yerel yönetim birimi olan belediyenin, ülkemizde tarihinin oldukça eskilere dayandığını söyleyebiliriz. Osmanlı’da belediyelerin ortaya çıkışı 1855 yılında İstanbul Şehremaneti’nin kurulmasıyla gerçekleşmiştir. Şehremaneti çatısı altında kurulan belediye daireleri ile belediyecilik faaliyetleri başlamıştır. Sayıları zaman içinde değişiklik gösteren belediye daireleri uzun yıllar varlığını devam ettirmiştir. 1912 yılında belediye daireleri, İstanbul Belediyesinin şube müdürlüklerine dönüştürülerek yeni [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/buyuksehir-belediyelerinin-donusumu.html">Türkiye’de 1980’den Günümüze Büyükşehir Belediyelerinin Dönüşümünün Kanunlarla Değerlendirilmesi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><a href="#_ftn1" name="_ftnref1"></a></strong></p>
<h4 style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/03/büyükşehir-2.jpg"><img title="büyükşehir-2-1024x512 Türkiye’de 1980’den Günümüze Büyükşehir Belediyelerinin Dönüşümünün Kanunlarla Değerlendirilmesi  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-4277 size-large aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/03/büyükşehir-2-1024x512.jpg" alt="büyükşehir-2-1024x512 Türkiye’de 1980’den Günümüze Büyükşehir Belediyelerinin Dönüşümünün Kanunlarla Değerlendirilmesi  " width="740" height="370" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/03/büyükşehir-2-1024x512.jpg 1024w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/03/büyükşehir-2-300x150.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/03/büyükşehir-2-768x384.jpg 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/03/büyükşehir-2.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 740px) 100vw, 740px" /></a></span></h4>
<h4 style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">GİRİŞ</span></h4>
<p style="text-align: justify;">Bir yerel yönetim birimi olan belediyenin, ülkemizde tarihinin oldukça eskilere dayandığını söyleyebiliriz. Osmanlı’da belediyelerin ortaya çıkışı 1855 yılında <em>İstanbul Şehremaneti</em>’nin kurulmasıyla gerçekleşmiştir. Şehremaneti çatısı altında kurulan belediye daireleri ile belediyecilik faaliyetleri başlamıştır. Sayıları zaman içinde değişiklik gösteren belediye daireleri uzun yıllar varlığını devam ettirmiştir. 1912 yılında belediye daireleri, İstanbul Belediyesinin şube müdürlüklerine dönüştürülerek yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. ( Ergin, 2012,26-34; Oktay, 2011: 22, 99, 196’dan Görmez, 2015: 188)</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’de belediyeciliğin asıl dönüşümü 1980’li yıllardan sonra gerçekleşmiş diyebiliriz. 1980’li yıllardan itibaren çıkarılan kanunlarla belediyelere sürekli yeni işlevler kazandırılmıştır. Ülkemizde büyükşehirlerin kurulması 1984 yılında çıkarılan 3030 sayılı kanunla gerçekleşmiştir. Kanun ile Türkiye’de iki kademeli büyükşehir modeline geçilmiş, büyükşehirlerin kurulması “büyük yerleşim yerleri için özel yönetimli yerleşin birimleri” kurulması esasına dayandırılmıştır. Bu esasa göre kurulan büyükşehir belediyeleri 5016 sayılı kanun çıkarılana kadar devam etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">2004 yılında çıkarılan 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunuyla yapılan düzenlemeler ile büyükşehir belediye yönetimine bir çerçeve oluşturulmuştur. Büyükşehir belediyelerinin sınırları, görev ve yetkileri, organları ve bütçeleri hakkında yapılan ayrıntılı bir mevzuat elde edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanunla da büyükşehir belediyeleri üzerine oldukça ayrıntılı bir çalışma yapılarak yeni kanunlar koyulmuş, mevcut kanunlara ekler yapılarak büyükşehir belediye sisteminin son hali oluşturulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çalışmayla da amaçlanan Türkiye’de 1980’den sonra büyükşehir belediyelerin çıkarılan kanunlarla nasıl bir dönüşüm yaşadığını tespit etmektir. Bu hususta önce 1980’li yıllarda yapılan genel belediyecilik çalışmaları değerlendirilmiş sonra da 2000’li yıllardan sonra çıkarılan iki büyükşehir belediye yasaları değerlendirilerek, değişimler tespit edilmeye çalışılmıştır.</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>
<h4><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; background-color: #ffffff;">1980-2000 ARASINDA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNİN OLUŞUMU</span></h4>
</li>
<li>
<h4><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; background-color: #ffffff;">1980 Darbe Yıllarında Yapılan Düzenlemeler</span></h4>
</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">1980’li yıllar darbenin gerçekleştiği ve sıkıyönetim komutanları tarafından denetimin sağlandığı bir dönemdir. Olağanüstü koşulların yaşandığı yıllarda sıkıyönetim tarafından hızlı şekilde kanunlar çıkarılarak birçok konuda yeni düzenlemeler yapılmıştır. Belediyecilik alanında da bazı düzenlemeler kaldırılmış ve yerine yeni kanunlar getirilmiştir. Bu kanunların birkaçı geçici düzenleme olmasına karşın günümüzde hala varlığını koruyanlar da vardır. 12 Eylül yönetiminin yaptığı düzenlemelerle ilgili olarak şunları sıralayabiliriz;</p>
<p style="text-align: justify;">1580 sayılı Belediye Kanununa ek olarak 2303 sayılı kanun ile tüm belediye başkanlarını görevden almış ve belediye meclisleri feshedilmiştir. Bu durum 1984 yerel seçimlerinde son bulmuştur.( Görmez, 2015: 57 )</p>
<p style="text-align: justify;">1981 yılında çıkarılan 2561 sayılı “ Büyük Şehirlerin Yakın Çevresindeki Yerleşim Yerlerinin Ana Belediyelere Bağlanması Hakkında Kanun” ile toplamda 145 ana belediye oluşturulmuştur. (Görmez, 2015: 57 )</p>
<p style="text-align: justify;">Kanunla amaçlanan “ Enerji, içme ve kullanma suyu, kanalizasyon, ulaşım, toplu taşıma ve imar gibi temel belediye hizmetlerinin birbirleriyle uyumlu ve bütünleştirici bir planlama içinde yeterli ölçüde ve verimli bir biçimde yerine getirilmesini sağlamak amacıyla son genel nüfus sayımı sonuçlarına göre belediye nüfusu 300.000&#8217;i aşan büyükşehirlerin çevresinde bulunan belediye ve köyler, bu Kanunda belirtilen esas ve usullere göre yakınında bulundukları büyükşehir belediyesine bağlanabilir. Bu bağlantıda, bağlanacak belediye ve köylerin ana belediyelere uzaklıkları, ana belediyenin imkânları, hizmeti götürmeye birleştirme olanakları göz önünde tutulur.” ( Md.1.)  şeklinde belirtilmiştir. Bu düzenlemeyi büyükşehir modeline az da olsa benzerlik gösteren bir düzenlemedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yıllarda belediyeler için iki önemli düzenleme yapılmıştır. Günümüzde hala etkinliğini devam ettiren düzenlemelerden biri belediye gelirlerinin artırılması diğeri de İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin kurulması kararı olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">1980’den önce belediye gelirlerinin artırılması konusunda herhangi bir düzenleme yapılmamışken. 1981 yılında çıkarılan iki kanunla bu konuda önemli bir adım atılmıştır. Bu kanunlardan ilki 2380 sayılı Belediyeler ve İl Özel İdarelerine Genel Bütçe Gelirlerinde Pay verilmesidir. Diğeri ise 2484 sayılı belediye gelirleri kanunudur.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/buyuksehir-belediyelerinin-donusumu.html">Türkiye’de 1980’den Günümüze Büyükşehir Belediyelerinin Dönüşümünün Kanunlarla Değerlendirilmesi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek Lisansa Kabul Sürecim</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/yuksek-lisansa-kabul-surecim.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sevde Nur Kestane]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2017 16:21:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kariyer Yönlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[ALES]]></category>
		<category><![CDATA[Mülakat]]></category>
		<category><![CDATA[Mülakat soruları]]></category>
		<category><![CDATA[YDS]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek lisans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=1998</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstedim… Mesele zaten çok istemekle başlıyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi/Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümüne ilk başladığım günden beri dilimde “yüksek lisans yapacağım” sözü vardı. Aslında neyi istersen hayatın da ona göre şekillenirmiş. Bunun için de 4 sene boyunca iyi bir öğrenci olmaya çalıştım her zaman çok çalışmaya, okumaya, araştırmaya, duymaya, görmeye kısacası ne istediğime dair [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/yuksek-lisansa-kabul-surecim.html">Yüksek Lisansa Kabul Sürecim</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İstedim…<br />
Mesele zaten çok istemekle başlıyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi/Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümüne ilk başladığım günden beri dilimde “yüksek lisans yapacağım” sözü vardı. Aslında neyi istersen hayatın da ona göre şekillenirmiş. Bunun için de 4 sene boyunca iyi bir öğrenci olmaya çalıştım her zaman çok çalışmaya, okumaya, araştırmaya, duymaya, görmeye kısacası ne istediğime dair farkında olmaya özen gösterdim. Çünkü bir hedefim vardı. Her zaman yüksek lisansı hedefime giden bir yol olarak gördüm ve bu yolu zamanı geldiğinde emin adımlarla yürümek için emek verdim.</p>
<p style="text-align: justify;">   Lisansa başladığım ilk yıldan itibaren derslerden aldığım bilgilere ve puanlara önem veren bir öğrenci oldum. Çünkü bir gün transkriptimde yazan puanın ve en önemlisi aldığım bilgilerin bana yardımcı olacağını biliyordum. Sadece bunun yeterli olmayacağının farkındaydım. YDS ve ALES gibi iki önemli sınav ve bunlardan almam gereken puanlar vardı.</p>
<p style="text-align: justify;">    3.sınıftan itibaren YDS için kursa gitmeye başladım. İlk defa hazırlanıyorsanız kursa gitmenizi öneririm. YDS önce sınavın ne olduğunu anlamanız sonra çalışma tekniği öğrenmeniz ardından çalışmaya başlamanız gereken bir sınav. Bunun için de en iyi yol bir kurs disiplininde olmak. Ben 2 yılın sonunda yüksek lisans için yeterli bir puan elde ettim. Ancak yine de dil çalışmak için geç kalmıştım. Size tavsiyem en baştan YDS’ye ihtiyacınız olduğunu bilin ve çalışmaya başlayın, bunu hocalarım bana söylediğinde kulağımda bir ses olarak kalmıştı. Ancak çalışmaya başladığımda o sesin ne ifade ettiğini anladım.</p>
<p style="text-align: justify;">   ALES’e ara sınıflarda çalışmamış olsanız bile birkaç defa girin. Hangi bölümlerin size puan getireceğini, zamanı nasıl kullanacağınızı, üniversite sınavına hazırlanırken elde ettiğiniz bilgilerin ne kadarını hala yapabildiğinizi fark edip bir de sınav tecrübesi kazanın. Ben bu şekilde sınava birkaç kez girdim. Şunu da söylemem gerekir ki ALES’den iyi bir puan almakta güzel bir çalışma gerektiriyor. Bunun için lisans hayatınızın bir bölümünü alese hazırlanmak için ayırmalısınız. Benim hazırlık aşamam artık yavaş yavaş tamamlanmıştı. Çünkü artık ALES ve YDS puanım vardı. İyide bir okul ortalaması ile Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden mezun olmuştum. Sıra yüksek lisanstaydı…</p>
<p style="text-align: justify;">   Ben yüksek lisansa başlayabilmek için yaz tatilimi bir hazırlık süreci olarak görüp, çalışmalara başladım. Öncelikle kendime daha çok alanımla ilgili olacak şekilde bir kitap okuma listesi hazırlayıp zaman kaybetmeden okumaya başladım. Bu süreçte başvuru yapmak istediğim üniversiteleri belirledim. O üniversitelerin Sosyal Bilimler Enstitüsünü takip etmeyi günlük rutin haline getirdim, bu size basit bir işlem gibi gelebilir. Ama öyle değil, her üniversitenin başvuru tarihi, şekli ve mülakat sistemi birbirinden çok farklı bu yüzden sıkı bir takip gerektiriyor.<br />
Bir de alternatifimin olmasını istediğim için üç üniversiteye başvuru yapma kararı aldım. Eğer yüksek lisansa ara vermeden başlamak istiyorsanız bunu size de tavsiye ederim. Ben bu okulları seçerken akademik olarak iyi üniversiteler olmasının yanında maddi ve manevi olarak bir yaşam kurabileceğim şehir olmasına da özen gösterdim. Bu seçimin bir başka boyutu da başvuru yapmak istediğim üniversitelerin başvuru, mülakat ve kayıt tarihlerinin çakışmamasıydı.</p>
<p style="text-align: justify;">   Başvuru yapacağım üniversiteleri belirledikten sonra yüksek lisans programlarını araştırmaya başladım. Verilen derslere ve bu derslerin hangi hocalar tarafından verildiğini araştırdım ardından o hocaların makalelerini okuyup kendime ufak notlar çıkararak birikim yaptım. Aslında bu hazırlıkların hepsi mülakatlar içindi. Esas mesele de bu zaten yapılan mülakatların önemi. Size bunun için de ders çalıştım diyebilirim.</p>
<p style="text-align: justify;">   “Mülakata nasıl çalışabilirim?” diye araştırmaya başladım. Karşıma İstanbul Üniversitesi tarafından verilen “Cv Hazırlama ve Mülakat Teknikleri” adlı bir çevrimiçi bir sertifika programı çıktı. O eğitime katılarak ve bir başlangıç yaptım. Aldığım notlar doğrusunda araştırmalara devam ettim, mülakatta ne giyilir, nasıl oturulur, el kol nereye konur, gülmek mi iyidir gülümsemek mi bunu bile araştırdım. Sorulabilecek genel soruları bulup kendimce cevaplar hazırladım. Kendime defalarca ayna karşısında mülakat yaptım. Kısacası yaz tatili boyunca başvuruları takip edip, başvuru yaptım. Mülakatlar için hem bilgi hem de donanım kazanmaya çalıştım.</p>
<p style="text-align: justify;">   Başvuru yaptığım üniversitenin birinde mülakat listesine giremedim, diğerinde mülakat kalktığı için elimde olan puanlarım ile değerlendirmeye alınıp, yüksek lisansa kabul edildim. Elimde kalan diğer üniversite de mülakat hakkı kazandım. Aslında istediğim mülakat hakkı kazandığım üniversiteydi ve şimdi asıl mücadele başlıyordu çünkü yüksek lisansa giriş için mülakat puanının önemli bir yüzdesi var.</p>
<p style="text-align: justify;">   Mülakat günü… Bir gece öncesinden yapacağım her şeyi yazdığım not defterine göz atıp uyudum. Mülakat sabahı sade ve şık bir şekilde giyindim. Heyecanım vardı ama bir taraftan da kendime telkinlerde bulunacak kadar sakindim. Aslında heyecanın yanında bende merakta vardı çünkü ilk defa bir mülakata girecektim. Mülakat listesinde 30. sıradaydım bu benim için avantajdı. Mülakata girip çıkan arkadaşlardan bilgiler alıp az çok fikir edinebildim. Bunun yanında o anda bile kafamda bütün bir şekilde kendimi mülakat yapıyor, daha önceden hocaların makalelerinden aldığım küçük notları okuyordum. Öğleden sonra mülakat sırası bana geldi içeri girdim. Mülakat yapılacak salona girerken hayatımda ilk defa kalbimin sesini kulağım ile duyduğumu fark ettim. Ama mülakat boyunca sakin olmaya özen gösterip heyecanımı kontrol ettim çünkü bunun için çalışmıştım ve ne yapmam gerektiğini biliyordum. Kendimi kısaca tanıttım. Bana yöneltilen ilk soru “başka üniversitelere başvuru yaptın mı?” oldu, bende dürüst ve samimi şekilde yaptığım başvuruları ve aldığım kabulü söyledim. Bu saatte sonra işim biraz zorlaşmıştı. Artık neden bu üniversite de olmak istediğimi daha iyi bir şekilde ifade etmem gerekiyordu ve bende öyle yaptım. Ardından hangi alanda çalışmak istediğimi anlatıp gerçekten orada olmak istediğimi jüriye hissettirdim. Alanla ilgili sorulan sorulara cevap verdim. Hatırlayamadığım cevaplara açıkça hatırlayamıyorum deyip özür diledim. Bu iyi bir yöntem çünkü karşında ki jüri alanında uzman kişiler ve karşılarında bilmediğin ya da hatırlayamadığın bir bilgi için saçmalamaya gerek yok. Kısacası mülakatta heyecanlı olsam bile sakin görünmeye, verdiğim cevaplarda dürüst ve samimi olmaya en önemlisi de yüksek lisansı ne kadar çok istediğim duygusunu jüriye aktarabilmek için kendimi doğru cümleler ile iyi ifade edebilmeye özen gösterdim. Girerken yanıma almadığım not defterimi ancak mülakattan çıkınca fark ettim o an heyecandan olsa gerek bu önemli ayrıntıyı unutmuştum. Bu önemliydi. O mülakatı ne kadar önemsediğini gösteren küçük ama dikkat edilmesi gereken bir ayrıntıydı. Ben unuttum ancak sizler dikkat edin. Buna rağmen mülakatım güzel geçmişti en azından elimden geleni yapmıştım ve içim rahattı.</p>
<p style="text-align: justify;">   Sonuç mu? Mülakattan güzel bir puan alarak Ondokuz Mayıs Üniversitesi /Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalında Yüksek Lisansa kabul edildim. Şimdi isteğim yerde bir sonra ki adımı gerçekleştirmek için yeniden emek vermeye başladım…</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/yuksek-lisansa-kabul-surecim.html">Yüksek Lisansa Kabul Sürecim</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
