﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Okan ÇEREZ | Akademik Kaynak</title>
	<atom:link href="https://www.akademikkaynak.com/yazar/okancerez/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<description>Akademik Düşünce Enstitüsü yayın organı akademikkaynak.com - bilimin ışığıyla.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Nov 2020 12:37:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/cropped-akademikkaynak-fovicon-32x32.png</url>
	<title>Okan ÇEREZ | Akademik Kaynak</title>
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Beş Daimi Üyesinin Kısa Analizi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/birlesmis-milletler-guvenlik-konseyinin-bes-daimi-uyesinin-kisa-analizi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Okan ÇEREZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2019 20:38:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Millletler]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[daimi üye]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[UN Security Council]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=8904</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZET Bu çalışmada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesinin Dünya gündemine yön vermesine olanak sağlan güçlü yönleri hakkında kısa bilgiler verilmeye çalışılmıştır. BM kurumlarının oluşumu ve işleyişi hakkında pek çok akademik çalışma yer almaktadır. Biz bu çalışma ile sadece spesifik konularda söz konusu ülkelerin güçlü yanlarına dikkat çekerek literatüre katkıda bulunmayı amaçlamaktayız. Anahtar kelimeler: [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/birlesmis-milletler-guvenlik-konseyinin-bes-daimi-uyesinin-kisa-analizi.html">Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Beş Daimi Üyesinin Kısa Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>ÖZET</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu çalışmada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesinin Dünya gündemine yön vermesine olanak sağlan güçlü yönleri hakkında kısa bilgiler verilmeye çalışılmıştır. BM kurumlarının oluşumu ve işleyişi hakkında pek çok akademik çalışma yer almaktadır. Biz bu çalışma ile sadece spesifik konularda söz konusu ülkelerin güçlü yanlarına dikkat çekerek literatüre katkıda bulunmayı amaçlamaktayız.</p>
<p>Anahtar kelimeler: ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa, Türkiye, Birleşmiş Milletler</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><iframe src="//view.officeapps.live.com/op/embed.aspx?src=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2019%2F10%2FBM-be%C5%9F-daimi-%C3%BCyesi.docx" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;"></iframe></div></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/birlesmis-milletler-guvenlik-konseyinin-bes-daimi-uyesinin-kisa-analizi.html">Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Beş Daimi Üyesinin Kısa Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa Birliği ve Türkiye ile Müzakere Başlıkları</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/avrupa-birligi-turkiye-muzakere-basliklari.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Okan ÇEREZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2018 15:28:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=6791</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Birliği ve Türkiye ile Müzakere Başlıkları 1. Avrupa Birliği  Giriş Avrupa Birliği, Avrupa Birleşik Devletleri’nin oluşturulma projesidir. Ancak bugüne kadar Avrupa Birliğinin uyguladığı politikalar, Avrupa ekonomisinin politikaları olmuştur. Peki Avrupa Birliği hangi süreçlerden geçerek günümüzdeki halini almıştır? Bu çalışmanın ilk bölümünde bu süreç açıklandıktan sonra Türkiye-AB arasındaki müzakere konuları masaya yatırılacaktır. Dünya Savaşının ardından [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/avrupa-birligi-turkiye-muzakere-basliklari.html">Avrupa Birliği ve Türkiye ile Müzakere Başlıkları</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Avrupa Birliği ve Türkiye ile Müzakere Başlıkları</strong></p>
<p><strong>1. Avrupa Birliği </strong></p>
<p><strong>Giriş</strong></p>
<p>Avrupa Birliği, Avrupa Birleşik Devletleri’nin oluşturulma projesidir. Ancak bugüne kadar Avrupa Birliğinin uyguladığı politikalar, Avrupa ekonomisinin politikaları olmuştur. Peki Avrupa Birliği hangi süreçlerden geçerek günümüzdeki halini almıştır? Bu çalışmanın ilk bölümünde bu süreç açıklandıktan sonra Türkiye-AB arasındaki müzakere konuları masaya yatırılacaktır.</p>
<ol>
<li>Dünya Savaşının ardından Avrupa’da Sovyetler Birliği’nin kontrolünde olmayan bölgelerde yeni bir savaşın mutlaka önlenmesi gerekiyordu, savaşın temel kaynakları demir ve çelikti savaşın nedenlerinde birisi de demir ve çeliğin paylaşımında yaşanan anlaşmazlıklardı bu nedenle öncelikle Almanya ve Fransa’daki demir ve çeliğin ulusal egemenliğin dışına çıkartılması kararlaştırıldı. 1951 yılında imzalanan Paris Sözleşmesi ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu oluşturuldu, 1954 yılında ise Batı Avrupa Birliği (BAB) kuruldu. Avrupa Birliği önce Avrupa Ekonomik Topluluğu olarak 1957 yılında Roma Antlaşması ile 6 ülke tarafından kuruldu (Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda). <a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[1]</a></li>
</ol>
<p>1986 yılında Avrupa tek sendi imzalandı böylece üye devletler arasında kişilerin, malların, sermayenin serbest dolaşımı tam olarak sağlandı. 1992 yılında Maastricht anlaşması ile kuruluşun adı Avrupa Birliği olarak değiştirildi ve Avrupa vatandaşlığı kavramı getirildi. 1993 yılında üyelik konusunda Kopenhag kriterleri benimsendi.</p>
<p><strong>a)Genişleme Süreci</strong></p>
<p>Avrupa Birliği, Kazandığı ‘’uluslar-üstü’’ yapı ile kurucu üyelerin dışında kalan diğer Avrupa Devletlerince de birliğe katılım bir hedef haline gelmiştir. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile dile getirilmeye başlanan ‘’Avrupa Birleşmiş Devletleri’’ fikri hayata geçmeye başlamıştır. İlk genişleme dalgası, İngiltere, Danimarka, ve İrlanda’nın 1973 yılında katılımıyla gerçekleşmiştir. İkinci dalga ise 1981 yılında Yunanistan, 1986 yılında ise İspanya ve Portekiz birliğe tam üye olarak katılmışlardır. Tarafsızlıklarıyla bilinen Avusturya, İsveç ve Finlandiya ise 1995 yılında üye olmuşlardı. 2004 yılında ise Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Litvanya, Letonya, Polonya, Slovakya, Slovenya, Malta’nın katılımı ve 2007 yılında Romanya ve Bulgaristan’ın birliğe girmesiyle üye sayısı 27’e çıkmıştır. En son 2013 yılında Hırvatistan’ın da katılımıyla birlik üye sayısını 28’e çıkartmıştır.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[2]</a></p>
<p><strong>b)Avrupa Birliği Organları</strong></p>
<p><strong>Avrupa Birliği Bakanlar Konsey :  </strong>Her üye ülkenin belirli bir konuda görevlendireceği bakanlardan oluşmaktadır. Avrupa Birliğinin yasama organıdır. AB konseyinin kabul ettiği Yönergeler tüm ülkeler için bağlayıcıdır.</p>
<p><strong>Avrupa Komisyonu :</strong> Avrupa Birliğinin günlük işlerini yürütmekle sorumlu olan organdır. Komisyonun görevleri, karar ve öneri hazırlamak, birlik adına girişimlerde bulunmaktır. Komisyon ulus-üstü nitelikte faaliyetler sürdürmektedir.</p>
<p><strong>Avrupa Parlamentosu :</strong> AB vatandaşları tarafından doğrudan seçimle işbaşına gelen üye devlet parlamenterlerinin oluşturduğu ve Birliğin temsiliyetci karaktere sahip organıdır. Lizbon antlaşması AP’yi Bakanlar Konseyi ile eşit statüye sahip temel yasama organı haline getirmiştir.</p>
<p><strong>Avrupa Konseyi :</strong> Devlet ve Hükümet Başkanlarını ve Komisyon başkanını bir araya getiren AB üst organıdır.</p>
<p><strong>Lizbon Antlaşması Sonrası Oluşturulan Diğer AB Organları</strong>: <strong><em>Adalet Divanı, Sayıştay, Avrupa Merkez Bankası, Ekonomik ve Sosyal Komite, Bölgeler Komitesi, Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Kamu Denetçisi</em></strong></p>
<p><strong><em> 2. </em></strong><strong>Avrupa Birliği ve Türkiye</strong></p>
<p><strong>a)İlişkilerin Tarihçesi</strong></p>
<p>Türkiye Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun 1958 yılında kurulmasından kısa bir süre sonra 31 Temmuz 1959’da Topluluğa ortaklık başvurusunda bulunmuştur. Türkiye adına bu başvuruyu dönemin Demokrat Parti lideri ve Başbakan’ı Adnan Menderes yapmıştır. AET Bakanlar Konseyi Türkiye’nin yapmış olduğu başvuruyu kabul etmiştir.</p>
<p>12 Eylül 1963’de imzalanan Ankara Antlaşması 1 Aralık 1964’de yürürlüğe girmiştir. Ankara antlaşmasının 28. Maddesi Türkiye’nin üyeliğini düzenlemektedir: ’’Anlaşma’nın işleyişi, topluluğu kuran anlaşmadan doğan yükümlülüklerin tümünün Türkiye’ce üstlenilebileceğini gösterdiğinde, Akit taraflar Türkiye’nin Topluluğa katılması olanağını incelerler.’’ 13 Kasım 1970 tarihinde imzalanan ve 1973 yılında yürürlüğe giren Katma Protokol ile birlikte, Ankara Anlaşması&#8217;nda öngörülen hazırlık dönemi sona ermiş ve &#8220;Geçiş Dönemi’’ne ilişkin koşullar belirlenmiştir.</p>
<p>Türkiye-AB ilişkileri, 1970&#8217;li yılların başından 1980&#8217;lerin ikinci yarısına kadar, siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı istikrarsız bir seyir izlemiştir. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından ilişkiler resmen askıya alınmıştır. Türkiye, 14 Nisan 1987 tarihinde, Ankara Anlaşması&#8217;nda öngörülen dönemlerin tamamlanmasını beklemeden, üyelik başvurusunda bulunmuştur. Komisyon, bu başvuru ile ilgili görüşünü 18 Aralık 1989&#8217;da açıklamış ve kendi iç bütünleşmesini tamamlamadan Topluluğun yeni bir üyeyi kabul edemeyeceğini belirtmiştir. 5 Mart 1995 tarihinde yapılan Ortaklık Konseyi toplantısında alınan karar uyarınca Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Böylece, Türkiye-AB Ortaklık İlişkisinin &#8220;Son Dönem&#8221;ine geçilmiştir. 17 Aralık 2004 tarihli Brüksel Zirvesi&#8217;nde, AB-Türkiye ilişkilerinde bir dönüm noktası daha yaşanmış ve Zirve&#8217;de Türkiye&#8217;nin siyasi kriterleri yeteri ölçüde karşıladığı belirtilerek 3 Ekim 2005&#8217;te müzakerelere başlanması kararı alınmıştır.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[3]</a></p>
<ol>
<li><strong>b) Türkiye-AB İlişkilerinde Müzakere Başlıkları</strong></li>
</ol>
<p>Türkiye-AB arasındaki müzakereler toplam 35 başlıktan oluşmaktadır.</p>
<p>Bunlar:</p>
<p>1-Mallerın Serbest Dolaşımı,</p>
<p>2-İşgücünün Serbest Dolaşımı,</p>
<p>3-Yerleşme Hakkı ve Hizmet Sağlama Özgürlüğü,</p>
<p>4-Sermayenin Serbest Dolaşımı,</p>
<p>5-Kamu İhaleleri,</p>
<p>6-Şirketler Hukuku,</p>
<p>7-Fikri Haklar Hukuku,</p>
<p>8-Rekabet Politikası,</p>
<p>9-Mali Hizmetler,</p>
<p>10-Bilgi Toplumu ve Medya,</p>
<p>11-Tarım ve Kırsal Kesimin Kalkınması,</p>
<p>12-Gıda Güvenliği, Hayvan ve Bitki Sağlığı Politikası,</p>
<p>13-Balıkçılık,</p>
<p>14-Ulaştırma Politikası,</p>
<p>15-Enerji,</p>
<p>16-Vergilendirme,</p>
<p>17-Ekonomi ve Para Politikası,</p>
<p>18-İstatistik,</p>
<p>19-Sosyal Politika ve İstihdam,</p>
<p>20-Şirketler ve Sanayi Politikası,</p>
<p>21-Avrupa Üzerinden Giden Ulaştırma Ağları,</p>
<p>22-Bölgesel Politika,</p>
<p>23-Hukuki ve Temel Haklar,</p>
<p>24-Adalet, Özgürlük ve Güvenlik,</p>
<p>25-Bilim ve Araştırma,</p>
<p>26-Eğitim ve Kültür,</p>
<p>27-Çevre,</p>
<p>28-Tüketim ve Sağlık Korunması,</p>
<p>29-Gümrük Birliği,</p>
<p>30-Dış İlişkiler,</p>
<p>31-Dış Güvenlik ve Savunma,</p>
<p>32-Mali Kontrol,</p>
<p>33-Mali ve Bütçe Koşulları,</p>
<p>34-Kurumlar,</p>
<p>35-Diğer Konular.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[4]</a></p>
<p>Açılan fasıllardan sadece &#8220;Bilim ve Araştırma&#8221; faslı geçici olarak kapatılmıştır.</p>
<p>Müzakereler başlıklar açılmasından sonra Güney Kıbrıs Rum Kesiminin muhalefeti ve Türkiye’nin iç meselelerinde yaşanan karışıklıklar nedeni ile olumsuz bir süreç olarak devam etmiştir. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri neredeyse tamamen Kıbrıs Sorununa kilitlenmiştir Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye’nin üyeliğinin söz konusu olamayacağı algısı yaratılmıştır. Sorunun çözümü de Türkiye’nin, Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni tüm adanın siyasi temsilcisi olarak tanıması ve Gümrük Birliğinin bir parçası olarak tüm hava ve deniz ulaşımını bu devlete açması şartına odaklanmıştır.</p>
<hr />
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p><span style="font-size: 12px;"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[1]</a> TÜRKİYE-AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ / Yıldırım KOÇ</span></p>
<p><span style="font-size: 12px;"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[2]</a> AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ / Murat ERCAN &#8211; Ali AYATA Sayfa 23.</span></p>
<p><span style="font-size: 12px;"><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[3]</a> http://www.ab.gov.tr TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNİN TARİHÇESİ</span></p>
<p><span style="font-size: 12px;"><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[4]</a> AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ / Murat ERCAN &#8211; Ali AYATA  Sayfa 433</span></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/avrupa-birligi-turkiye-muzakere-basliklari.html">Avrupa Birliği ve Türkiye ile Müzakere Başlıkları</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Özeti: Üç Tarz-ı Siyaset</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/kitap-ozeti-uc-tarz-i-siyaset.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Okan ÇEREZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Sep 2018 21:04:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap özeti]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset bilimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=6219</guid>

					<description><![CDATA[<p>YAZAR: Yusuf AKÇURA KİTAP: ÜÇ TARZ-I SİYASET Latin harflerine aktaran: Mustafa YENİ Günümüz Türkçesine uyarlayan: Erol KILINÇ Yayın numarası: 1097 Kültür serisi: 616 Yayın evi: ÖTÜKEN NEŞRİYAT A.Ş. Yayın evi adresi: İstiklal Caddesi Ankara hanı 65/3. 344433 Beyoğlu-İstanbul 1.Basım Şubat 2015 Sertifika numarası: 16267 ISBN: 978-605-155-227-9 Editör: Kadir YILMAZ Yusuf Akçura;  Türkçülük akımının önde gelen [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-ozeti-uc-tarz-i-siyaset.html">Kitap Özeti: Üç Tarz-ı Siyaset</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img title="d-208x300 Kitap Özeti: Üç Tarz-ı Siyaset  "fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-6221 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/d-208x300.jpg" alt="d-208x300 Kitap Özeti: Üç Tarz-ı Siyaset  " width="232" height="335" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/d-208x300.jpg 208w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/d.jpg 415w" sizes="(max-width: 232px) 100vw, 232px" /></p>
<p><strong>YAZAR</strong>: Yusuf AKÇURA</p>
<p><strong>KİTAP</strong>: ÜÇ TARZ-I SİYASET</p>
<p><strong>Latin harflerine aktaran</strong>: Mustafa YENİ</p>
<p><strong>Günümüz Türkçesine uyarlayan</strong>: Erol KILINÇ</p>
<p><strong>Yayın numarası</strong>: 1097</p>
<p><strong>Kültür serisi</strong>: 616</p>
<p><strong>Yayın evi</strong>: ÖTÜKEN NEŞRİYAT A.Ş.</p>
<p><strong>Yayın evi adresi</strong>: İstiklal Caddesi Ankara hanı 65/3. 344433 Beyoğlu-İstanbul</p>
<p><strong>1.Basım Şubat 2015</strong></p>
<p><strong>Sertifika numarası</strong>: 16267</p>
<p><strong>ISBN: 978-605-155-227-9</strong></p>
<p><strong>Editör</strong>: Kadir YILMAZ<img title="ddd Kitap Özeti: Üç Tarz-ı Siyaset  "decoding="async" class="wp-image-6220 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/09/ddd.jpg" alt="ddd Kitap Özeti: Üç Tarz-ı Siyaset  " width="153" height="202" /></p>
<p><strong>Yusuf Akçura</strong>;  Türkçülük akımının önde gelen temsilcilerinden olan Tatar asıllı Türk yazar ve siyaset adamıdır. Hatta bir çok araştırmacı Yusuf Akçura’yı Türkçülüğün babası  olarak değerlendir. Akçura 1876’da Ulyanovsk’da doğmuştur. 1895’te Harbiye Mektebi’ne girmiş, Türkçülük hareketlerine katıldığı için askerlikten uzaklaştırılıp Fizan’a sürgüne gönderilmiştir. Bir arkadaşıyla birlikte Paris’e kaçan Akçura  orada Siyasi İlimler Okulu’nda okuduktan sonra İstanbul’a dönmesi yasak olduğu için  Türkçülük fikirlerini yaymak için 1905’te Rusya’ya gitmiştir<strong>.</strong></p>
<p><strong> ‘’Şuray-ı ümmet ve meşveret’’ </strong>gazetesinde imzasız yazılar yazdı <strong>Türk</strong> gazetesinde yayınladığı <strong>‘’Üç tarz-ı siyaset’’</strong> Türkçülüğün manifestosu olarak kabul edilir. Rusya’ da kaldığı dönemde ‘’<strong>Kazan Muhbiri</strong>’’ isimli bir gazete çıkartmıştır. 1905’de ‘’<strong>Rusya Müslümanlar ittifakı</strong>’’ adlı bir parti kurmuştur. Türkiye’ye geldikten sonra Darülfünun’da ve Mülkiye mektebinde tarih dersleri vermiştir. Türk Derneğini arkadaşlarıyla beraber kurduktan sonra derken kapatılmış ve ardından Türk yurdu isimli başka bir dernek kurmuştur. 1919’da Arkadaşı Ahmet Ferit beyin kurduğu <strong>Milli Türk Fırkası</strong>’na katıldı. İngilizler tarafından tutuklandı bir yıl sonra hapisten çıkınca Milli mücadeleye katılmak için Anadolu’ya geçti ve Hariciye vekaleti’nde (<strong>Dışişleri bakanlığı</strong>) görev yaptıktan sonra 1923 yılında İstanbul mebusu olarak meclise girdi. Akçura 1931 yılında <strong>Türk</strong> <strong>Tarih Kurumu</strong>’nun kuruluşu için görevlendirildi ve ertesi yıl kurumun başına geçti. 11 Mart 1935’te kalp krizi sonucu İstanbul’da hayatını kaybetti.</p>
<p><strong>Eserleri;</strong> &#8220;Üç Tarz-ı Siyaset&#8221;, &#8220;Şark Meselesine Dair tarih-i Siyasi Notları&#8221;(1920), &#8220;Muasır Avrupa&#8217;da Siyasi ve İçtimai Fikirler Cereyanlar&#8221;(1923), &#8220;Siyaset ve İktisat hakkında Birkaç Hitabe ve Makale&#8221; (1924), &#8220;Osmanlı İmparatorluğunun Dağılma Devri&#8221;, Türk Yılı(1928)</p>
<p><strong>Hakkında en önemli yapıt;</strong> François Georgeon&#8217;un Aux Origines du Nationalisme Turc; Yusuf Akçura (1980) adlı kitabıdır.</p>
<p>Kitabın ilk bölümünde <strong>Osmanlıcılık</strong> kavramı<em> ‘’Osmanlı memleketinde müslim ve gayrimüslim ahaliye aynı haklar ve siyasi görevler bahşedip yüklemek, böylece aralarında tam manasıyla bir eşitlik meydana getirmek, düşünceler ve dinler bakımından tam serbestlik vermek’’ </em>olarak tanımlanmıştır. Amerikan milleri gibi ortak vatanla birleşmiş yeni bir milliyet oluşturmak ve Yüce Osmanlı milleti oluşturmak amacını güttüğü belirtilmektedir.</p>
<p>Osmanlı milliyeti siyasetinin başarısız olması üzerine ortaya İslamiyet politikası çıkmıştır kitapta <strong>İslamcılık</strong><em>;  ‘’Artık var kuvveti bazuya verip İslam unsurlarını- evvela Osmanlı memleketlerindekileri, sonra bütün yer küredekileri- soy farklılıklarına bakmayarak dindeki ortaklıktan istifade ile tamamen birleştirmeye bir millet-i vahide koymaya çalışmak’’ </em>şeklinde tanımlanmıştır. <em>‘’Abdülaziz’in son dönemlerine ‘’Panislamizm’’ sözü diplomatik görüşmelerde işitilir oldu’’ </em> denilerek dönemin politikalarının padişah tarafından kullanıldığına vurgu yapılmış <em>‘’mevcut hükümdar sultan, padişah lakapları yerine ‘’Halife’’ sıfatını oturtmaya çalışmıştır.’’ </em>Denilerek dinin siyasal yaşamdaki önemli tekrar belirtilmiştir.</p>
<p><strong>Türkçülük</strong> fikri ‘<em>’Irk üzerine dayandırılan bir Türk siyasi milliyeti oluşturmak fikri pek yenidir gelip geçen hiçbir Türk devletinde bu fikrin oluştuğunu zannetmiyorum. Türklük siyaseti de, tıpkı islam siyaseti gibi umumidir. Osmanlı hudutları ile sınırlı değildir: Bundan dolayı kürenin Türkleri ile meskun diğer noktalarına da göz atmak gerekir.’’</em> denilerek anlatılmış ve Rusya, Türkistan, Kafkasya, Azerbaycan Türklerinin ‘’Türklerin Birliği’’ için önemli olduğu vurgulanmıştır.</p>
<p>İkinci bölümde üç siyasetten hangisinin faydalı ve uygulanabilir olduğu araştırılmış ve üç siyasal kavramında birbirlerine karşı güçlü ve zayıf yönleri ele alınmıştır.</p>
<p>Üçüncü bölümde Osmanlı milleti fikrinin hayata geçmesi durumunda Osmanlı içerisindeki çok kültürlü yapının sistemi güçlendireceğimi yoksa zayıflatacağımı sorusuna 5 bölümde cevap aranmıştır. Sonra ‘’İslam Birliği’’ politikasının Osmanlı Devleti’ne faydası olup olmadığı konusu işlenmiştir. Son olarak ‘’Türklerin Birliği’’ Siyasetindeki faydalar ve zararlar ele alınmıştır.</p>
<p><strong>Ana fikir</strong> ; Osmanlı milleti oluşturulması Osmanlı devleti için faydalar içeriyorsa da uygulanabilir değildir, müslümanların veya Türklerin birleştirilmesi eşit oranda faydalar ve zararlar içermektedir.</p>
<p>Kitabın devamında analiz yaptığımız makaleye Türk Gazetesi muhabiri Kemal bey tarafından 26 Mayıs 1904 tarihinde verilen cevap ’’CEVABIMIZ’’ başlığı altında verilmiştir.</p>
<p><strong>Yusuf Akçura Üç Tarz-ı Siyaset kitabını neden okumalıyız?</strong></p>
<p>Bu kitap ile Osmanlı Devleti’nin o dönemde içinde bulunduğu siyasi zorluklardan kurtulması için uygulanması gerektiğini düşündüğü siyaset yöntemlerini açıklamıştır. Kitapta üzerinde durulmuş üç farklı siyaset yapma biçimi vardır bunlar;  Osmanlı bayrağı altında birbirlerine Osmanlı olmak bağı ile bağlı vatandaşların meydan getirdiği <strong>Osmanlıcılık</strong>, diğeri İslam dini ve kur-an esaslarına dayanan, Müslümanları bir araya getirmeyi amaçlayan <strong>İslamcılık</strong>, ve son olarak Türk ırkından gelenlerin birleşmesiyle oluşan bir siyasi yapı ön gören <strong>Türkçülük</strong>. Kitabı okuduğumuzda Osmanlı devletinin aslında içerisinde yer alan bu kavramların dönemin şartlarına göre siyasi sisteme uygulandığında ne gibi bir faydaları olacağını ya da ne tür olumsuz etkiler ortaya çıkarttıklarını tam anlamıyla kavramış oluyoruz.</p>
<p>Osmanlı siyasal yapısı konusunda ders gören ya da Tarihinden gelen siyasal problemlere ilgi duyan kişilerin ve Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük akımlarına ilgili ve bu yolda bilgi sahibi olmak isteyen kişilerin okuması gereken ilk kaynaklardan birisi hiç şüphesiz bu kitaptır.</p>
<p><strong>Kitabın baskı kalitesi ve kapak tasarımı ?</strong></p>
<p>Kitap ÖTÜKEN yayın evinde basılmış, 125 sayfadan oluşan ve ilk bölümü eski Osmanlıca ikinci bölümü günümüz Türkçesiyle yazılmış bir kitaptır. Latin harflerine aktaran Mustafa YENİ, günümüz Türkçesine uyarlayan ise Erol KILINÇ dır. İlk basımı Şubat 2015’de yayınlanan kitabın elimde  bulunan baskısı 3. Baskıdır. T.C. Kültür ve Turizm bakanlığının <strong>162267 </strong>sertifika numarasına sahip kitabın yazım baskı kalitesi ve kapak tasarımı oldukça yerindedir.</p>
<hr />
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>François Georgeon &#8211;  Aux Origines du Nationalisme Turc</p>
<p>Yusuf Akçura &#8211;  Üç Tarzı Siyaset</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-ozeti-uc-tarz-i-siyaset.html">Kitap Özeti: Üç Tarz-ı Siyaset</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Liberalizm ve Faşizmin Tarihsel Gelişimleri ve Günümüz Dünya Siyasetine Etkileri</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/liberalizm-ve-fasizmin-tarihsel-gelisimleri-ve-gunumuz-dunya-siyasetine-etkileri.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Okan ÇEREZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Sep 2018 20:53:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=6022</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu çalışmada Liberalizm ve Faşizm ideolojilerinin ortaya çıkış süreçleri ve tarihsel gelişimleri incelendikten sonra günümüz Dünyasındaki yerleri ile güncel siyasete etkileri karşılaştırılacaktır. Çünkü yaşadığımız dönemde Dünya ülkeleri özellikler 19.Yüzyıldan itibaren gittikçe daha çok Liberal sistemin içerisine dahil olmuştur. Bu nedenle Liberalizmin ve iki Dünya savaşı arası dönemde Liberal sistemin bozulmaya başlamasının ardından ortaya çıkan otoriter [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/liberalizm-ve-fasizmin-tarihsel-gelisimleri-ve-gunumuz-dunya-siyasetine-etkileri.html">Liberalizm ve Faşizmin Tarihsel Gelişimleri ve Günümüz Dünya Siyasetine Etkileri</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu çalışmada Liberalizm ve Faşizm ideolojilerinin ortaya çıkış süreçleri ve tarihsel gelişimleri incelendikten sonra günümüz Dünyasındaki yerleri ile güncel siyasete etkileri karşılaştırılacaktır. Çünkü yaşadığımız dönemde Dünya ülkeleri özellikler 19.Yüzyıldan itibaren gittikçe daha çok Liberal sistemin içerisine dahil olmuştur. Bu nedenle Liberalizmin ve iki Dünya savaşı arası dönemde Liberal sistemin bozulmaya başlamasının ardından ortaya çıkan otoriter rejimlerin ‘’acı’’ bir meyvesi olan Faşizmin tarihsel gelişimleri ile günümüz Dünya siyasetine olan etkilerinin bilinmesi önemlidir. Bu çalışmada Liberalizmin ve Faşizmin ortaya çıkışları, gelişmeleri, bıraktıkları etkiler ve günümüzdeki konumları kronolojik olarak incelenip karşılaştırılırken konunun daha iyi kavranması için çeşitli kaynaklardan yardım alınacak ve bu ideolojilerin etki alanına girmiş ülkeler ile ortaya çıktıktan sonra gelişmelerinde etkili olan düşünür ve liderlerden örneklere başvurulacaktır. Bu makale giriş, literatür taraması, tartışma konusu ve Sonuç bölümlerinden oluşmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 16px;">Literatür</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong>Literatür taramamızda Liberalizm ve Faşizmin tarihsel gelişimlerini ve günümüz siyasetine etkilerini karşılaştırarak analiz eden bir çalışma tam anlamıyla bulunamamıştır. İşte şu anda okuduğunuz çalışma tam da literatürdeki bu boşluğu doldurmak amacıyla yapılmıştır. Özel olarak karşılaştırmamakla birlikte çeşitli düşünür ve siyaset bilimciler incelemelerinde, Liberalizmin yarattığı demokrasi ve refah ortamının bozulmasının ardından faşizme giden yolun açıldığına dikkat çekmişlerdir. Örneğin; Andrew Heywood faşizmin ortaya çıkışında etkili olan faktörlerin birinci Dünya savaşında bozulan Liberal ortamdan kaynaklandığını belirtmiştir. Literatürde Liberalizm ve Faşizmin tarihsel gelişimlerini ve günümüz dünya siyasetine etkilerini ayrı ayrı inceleyen birçok eser vardır. Ancak bu eserlerin neredeyse tamamı önce modern dönemde ortaya çıkmış ilk ideoloji olarak liberalizm üzerinde durmuş ve tarihsel sürecini, gelişim evreleri ile günümüze yansımalarını anlatmıştır. Faşizme gelindiğinde ise 20. Yüzyılda ortaya çıkışından ve 2. Dünya savaşına yansıyan olumsuz sonuçlarından bahsedilmiştir. Örneğin; Ömer ÇAHA ve Bican ŞAHİN tarafından derlenen çalışmada buna uygun olarak iki kavram da ayrı ayrı ele alınmıştır. Modern siyasal ideolojiler üzerine çalışma yapan bir diğer isim Hatice Birsen Örs de Liberalizm ve Faşizmi ayrı ayrı değerlendirmiştir. Örneklerini daha da çoğaltabileceğimiz ayrı ayrı  ele alma metodu yerine bu çalışmada Liberalizm ve Faşizm ortaya çıkışlarından bugüne yansımalarına kadar bir arada değerlendirilmiştir.</p>
<h1 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 16px;">Liberalizm ve Faşizmin Tarihsel Gelişimleri Ve Günümüz Dünya Siyasetine Etkileri</span></h1>
<p style="text-align: justify;">Liberalizm Latince liber kelimesinden türemiştir ve özgür insan sınıfı anlamına gelmektedir. Liberalizm bilinen ideolojilerin neredeyse tamamından daha uzun bir geçmişe ve aynı oranda etkiye sahiptir. ‘’Liberalizm’’ terimi ilk kez 1812 yılında İspanya’da kullanılmıştır (HEYWOOD, 2007: 31).</p>
<p style="text-align: justify;">Liberal düşünce geleneğinin ortaya çıkışında, Avrupa’daki din ve mezhep savaşları, 16. ve 17. yüzyıllarda bilimde yaşanan gelişmeler, 18.yüzyıl Aydınlanma düşüncesinin ortaya çıkışı ve feodalizmden kapitalizme geçiş en önemli etkenler olmuştur (ÇETİN, 2016: 176). 18. Yüzyılın sonlarıyla</p>
<ol style="text-align: justify;" start="19">
<li>Yüzyılın sanayi devrimi boyunca sistemleştirilen liberal ideoloji özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkeleriyle çevrili olarak düşüncelerde ve ekonomik alanda mallarda serbest rekabetin üstünlüğünü savunmuştur (ÇAM, 1998: 245).</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Liberalizm ortaya çıktıktan sonra Bireycilik, Özgürlük, Piyasa ekonomisi üzerinde şekillenmiştir. Liberalizm, bireyciliğe dayalı, rasyonel bireylerin siyasal ve ekonomik alandaki hak ve özgürlüklerini güvence altına alan, piyasa ekonomisinin doğal işleyişine bırakılarak, devletin ekonomiye müdahalelerinin en az düzeye indirilmesini savunan bir doktrindir (AKTAN, 1995: 4).</p>
<p style="text-align: justify;">Liberaliz doğduğu andan itibaren sürekli farklı düşünürlerin farklı fikirlerinden etkilenerek kendisini geliştirmiştir. Ancak ortaya çıkan yeni Liberalizmlerin savunduğu düşünceler farklılık gösterse de ana tema (devletin sınırlanması) varlığını her zaman hissettirmiştir. Bu çalışmanın konusundan uzaklaşmamak adına bahsi geçen Liberalizmler tek tek irdelenmemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte Faşizm Liberalizmin her evresinde var olan devletin sınırlanması ilkesinin olumsuz bir yansıması olarak karşımıza çıkar. Peki Faşizm nedir ve tarihsel arka planında ne vardır? Öncelikle Faşizm kavramsal kökeni Roma İmparatorluğu’nda kullanılan Fasces adındaki baltadan gelmektedir. Teorik kökeni Platon’a kadar dayanmakla birlikte genel kanı toplumsal, iktisadi ve siyasal dönüşüm hareketlerine karşı tepkileri içeren bir ideoloji olduğudur. Belirtilmedir ki Faşizme de ideolojiye olduğu gibi pejoratif anlamlar yüklenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak ideoloji olup olmadığı hala tartışmalı olan Faşizm kavramının tarihsel süreç içerisindeki örneklerine bakıldığında yüklenen olumsuz anlamın nedenleri kolayca anlaşılacaktır. Peki nasıl gelişmiştir? Birinci Dünya savaşının hemen ertesinde, Liberal demokratik hava dağılmaya ve giderek güçlenen otoriter ve totaliter bir rüzgar esmeye başlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Demokratik gelişmeden ilk kopuş, İtalya da Benito Mussolini liderliğindeki Ulusal Faşist Parti’nin iktidara gelmesiyle yaşanmıştır. (ÖRS,2016: 480). İtalya da yaşanan ekonomik çöküntü ve iç karışıklığın getirdiği kaosortamında Mussolini iktidarı devralmış ve Faşist hareket giderek güçlenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">1935’e gelindiğinde İtalya’nın Habeşistan’ı işgali niyetlerini açığa çıkartmıştır. Aynı süreçte, Mussolini Almanya’da benzer yöntemlerle iktidara gelen Hitler rejimiyle de işbirliği arayışına girmişti ve İtalya İkinci Dünya savaşını başlatan Almanya’yı takip ederek 1940 yılında savaşa girmiştir. (BERİŞ, 2013: 297). Faşizmin en güçlü temsilcileri olarak karşımıza çıkan Adolf Hitler ve Benito Mussolini’nin savaş sırasındaki korkunç uygulamaları arzu ettikleri yayılma ve yaşam alanını kendilerine sağlamamış aksine bu savaş faşist iktidarların sonu olmuştur. Süreç içerisinde İspanya, Portekiz hatta daha sonraları Arjantin, Şili, Yunanistan’da Faşizmin örneklerine rastlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Günümüze bakıldığında liberalizm en eski ideoloji olmasına ve tutarsızlıklar barındırmasına rağmen egemen konumunu korumuştur. Dünya ülkelerinin tamamına yakını Liberal Kapitalist sistemin içerisindedir. Ancak Faşizm 2. Dünya savaşının ardından tarih sahnesinden silinmiştir. Günümüze kadar farklı dönemlerde, farklı çevrelerde faşist hareketler zaman zaman ortaya çıkmaktadır. Fakat II. Dünya savaşında yaşattığı korku sahnelerine rağmen günümüzde etkilerinin Liberalizm ile ölçüşemeyecek derecede az olduğunu söyleyebiliriz, başka bir deyişle Faşizm yıkıcı etkiler bırakmasına karşın günümüzde bir ideoloji olarak kullanılmamaktadır ancak Liberalizm zamanın Sosyalist devletlerini bile içine alarak varlığını her alanda hissettirmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 16px;">Sonuç</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong>Liberalizm ortaya çıkışında ekili olan refah ortamının bozulması sonucu faşizm kendisine yaşam alanı bulmuştur. Günümüze kadar farklı liberalizmler var olmuş zamanla dünya Liberal Kapitalist sistemin etkisine girmiştir. Faşizm en çok ortaya çıktığı İtalya’da ve 2. Dünya savaşında Mihverin diğer kanadı Almanya’da kendisini göstermiştir, günümüzde örneklerine pek sık rastlanmamaktadır. Bu çalışma demokratik ortamın bozulmaması ve faşizmin tekrar ortaya çıkmaması için nelere dikkat edilmesi gerektiğini ortaya koyması açısından önemlidir buradan yola çıkarak Liberal sistemde yaşanabilecek kırılmaların neler olduğu incelenebilir.</p>
<hr />
<h1 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 16px;">Kaynakça</span></h1>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong>AKTAN, C. C. (1995) ‘’Klasik Liberalizm Neo-Liberalizm Ve Libertarianizm’’, Amme İdaresi Dergisi, 28 (4): 1-27.</p>
<p style="text-align: justify;">BERİŞ, E. (2013) ‘’Faşizm’’, Ömer ÇAHA ve Bican ŞAHİN (der.), Dünyada Ve Türkiyede Siyasal İdeolojiler,Ankara: Orion yayınları, 287-339.</p>
<p style="text-align: justify;">ÇETİN, H. (2016) Siyaset Bilimi,Ankara: Orion yayınları.</p>
<p style="text-align: justify;">HEYWOOD,    A.    (2007)       Siyasi      İdeolojiler,       çev.A.Bayram,Ankara:     Adres yayınları.</p>
<p style="text-align: justify;">ÖRS,      B.     H.     (2016)        19.      Yüzyıldan       20.      Yüzyıla      Modern       Siyasal İdeolojiler,İstanbul: Bilgi Üniversitesi yayınları.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/liberalizm-ve-fasizmin-tarihsel-gelisimleri-ve-gunumuz-dunya-siyasetine-etkileri.html">Liberalizm ve Faşizmin Tarihsel Gelişimleri ve Günümüz Dünya Siyasetine Etkileri</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>20 Ve 21. Yüzyıl Türkiye- Almanya İlişkileri</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/20-ve-21-yuzyil-turkiye-almanya-iliskileri.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Okan ÇEREZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Aug 2018 23:07:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[HİTLER]]></category>
		<category><![CDATA[İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE ALMANYA İLİŞKİLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSLARARASI İLİŞKİLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=5905</guid>

					<description><![CDATA[<p>1.Tarihi Süreç ve Siyasi İlişkiler                                                       1790’da Prusya krallığı ile bir barış ve dostluk anlaşması imzalayan Osmanlı imparatorluğu özellikle II. Abdülhamit döneminde Almanya ile askeri ilişkilerini geliştirmiştir. Birinci Dünya savaşı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/20-ve-21-yuzyil-turkiye-almanya-iliskileri.html">20 Ve 21. Yüzyıl Türkiye- Almanya İlişkileri</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>1.Tarihi Süreç ve Siyasi İlişkiler                                                      </strong></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">1790’da Prusya krallığı ile bir barış ve dostluk anlaşması imzalayan Osmanlı imparatorluğu özellikle II. Abdülhamit döneminde Almanya ile askeri ilişkilerini geliştirmiştir. Birinci Dünya savaşı sırasında müttefik olmamızın yanı sıra o dönemde yapılan Bağdat demiryolunun yapımı da ilişkileri güçlendiren diğer bir noktadır. 1933’den sonra Hitler Almanya’sını terk eden  Yahudi, Solcu, Liberal akademisyen ve mühendisler Türkiye’ye davet edilmiş ve onların katkılarıyla yeni sanayi tesisleri ile şirketler kurulmuştur. 1960’larda Almanya ile Türkiye arasında imzalanan iş gücü anlaşması ile çok sayıda vatandaşımız çalışmak içim Almanya’ya gitmiştir<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Türkiye ile Almanya arasında 1924 yılında dostluk, 1929 yılında konsolosluk, 1930’da ise ticaret anlaşması imzalanmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında iki ülke arasında yoğun bir ticari ilişki yaşanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Türkiye ve Almanya arasındaki ikili siyasi ve ekonomik ilişkiler oldukça yoğundur. Fakat Türkiye’nin  Avrupa birliğine tam üyeliği hedefine Almanya’nın muhalefet etmesi ilişkileri olumsuz yönde etkilemektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Son yıllarda izlediği politikalar neticesinde Avrupa Birliğinin en güçlü üyesi konumunda bulunan Almanya’da  1988’den bu yana meydana gelen hükümet değişiklikleri ile orantılı olarak Türkiye’ye karşı bakış açıları da değişim göstermiştir. Almanya dış politikasını birleşmesinden  bu yana çok yönlü vizyon temelinde yürütmektedir. Almanya dış politikalarında ve güvenlik politikasında ağırlığı NATO’ya vermiş , AB bütünleşmesinde büyük ve öncü bir rol üstlenmiştir . Almanya NATO ve AB ile Rusya’yı yakınlaştırma çabası içindedir. Son dönem Almanya siyasetinde öne çıkan bir diğer nokta da Ortadoğu siyasetinin aratarak İsrail yanlısı çizgiyi sürdürmesidir.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>2.İlişkilerin Bozulması</strong></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Türkiye ile Almanya arasındaki siyasi ilişkiler İkinci Dünya savaşının sonunda Türkiye’nin Almanya’ya savaş ilan etmesi dışında son döneme kadar karşılıklı dayanışma ve güvene dayalı olarak devam etmiştir. Ancak son dönemde iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulması ve krize dönüşmesine giden süreç beş başlık altında incelenebilir.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>a)Türkiye’de Alman vatandaşlarının tutuklanması</strong></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">ilk kriz şubat ayında Alman Die Welt gazetesinin muhabiri deniz yücelin tutuklanması ile ortaya çıktı Yücel ‘Örgüt propagandası ve Halkı kin ve tahrik’ suçlaması ile tutuklanmıştı. Çifte vatandaş olan Yücel’in tutuklanmasına Almanya sert tepki gösterdi. Ardından büyük ada da bir toplantı sırasında gözaltına alınan Alman vatandaşı aktivist Steudtner ‘Silahlı terör örgütüne yardım etmek’ suçlaması ile  tutuklandı. Bu gelişme üzerine Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal AYDIN protesto amacıyla Almanya Dışişleri Bakanlığına çağırıldı.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>b)İncirlik Hava Üssü ve Konya krizi</strong></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Alman vekillerin incirlik hava Üssü’ndeki Alman askerlerini ziyaret etmelerine Türk Hükümeti tarafından izin verilmemesi üzerine konu Federal mecliste gündeme taşındı.  Yapılan oylamada Adana’daki İncirlik Üssü’nde görev yapan Alman askerlerinin Ürdün’ün Azrak kentindeki Muvaffak Salti hava Üssü’ne taşınmasına karar verdi. IŞİD’e karşı mücadele veren Almanya’nın askerlerini bir NATO üyesi olan Türkiye’den çekerek NATO üyesi olmayan Ürdün’e taşıması tarihte görülmemiş bir olaydır. İncirlik krizinin ardından Konya krizi patlak verdi aynı şekilde Konya’daki NATO Üssü’nün Alman yetkililer tarafından ziyaret edilmesine izin verilmedi.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>c)Türk Subaylarına Sığınma Hakkı</strong></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">15 Temmuz’daki darbe girişimi sonrasında Almanya’ya iltica talebinde bulunan aralarında üst düzey diplomatların ve  rütbeli askerlerinde bulunduğu kamu görevlilerine iltica hakkının tanınması gerginliğin büyümesinde önemli bir faktör oldu. Alman İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre başvuranların 217’si diplomatik pasaportlu 220’si ise kamu görevlilerine verilen hizmet pasaportu sahibi, Türkiye ise iltica talebinde bulunanların darbe girişiminden sorumlu oldukları gerekçesiyle iade edilmesini istiyor ancak Almanya bunu reddediyor.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>d)Casusluk Suçlamaları</strong></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Şubat 2017 de Alman polisi bir eve baskın düzenledi ve Türkiye adına casusluk faaliyetleri yürüttüğü gerekçesiyle dört kişiyi göz altına aldı. Almanya Türkiye’nin Almanya sınırları içinde yaşayan ve FETÖ ile bağlantılı olduğu düşünülen kişilere yönelik casusluk faaliyetlerinde bulunulduğunu iddia ediyor, açılan soruşturma da MİT’in Alman istihbarat teşkilatı BND’ye  Almanya’da yaşayan yaklaşık 300 tane Türk’ün adreslerinin numaralarının ve fotoğraflarının yer aldığı bir liste verdiği belirtiliyor Almanya’da yaşayan Türkiye vatandaşları hakkında böyle kapsamlı bilgilerin nasıl toplandığına dair soruşturma devam ederken bu konu iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulmasında etkili bir faktör olmayı sürdürüyor. <a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>e)Referandum Etkinliğinin İptali</strong></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Türkiye’de 16 Nisan’da düzenlenen referandum öncesinde Türk Bakanların ve siyasetçilerin Almanya’da yapmak istediği konuşmalara izin verilmemesi ve etkinliğin çeşitli nedenlerle iptal edilmesi iki ülke arasında var olan gerilimin hızla artmasına neden oldu. Alman hükümeti, iptal yetkisinin yerel idarelerde olduğunu savundu. Ancak Türkiye’nin tepkisi sert oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türk bakan ve siyasetçilerin etkinliklerinin iptal edilmesini ’Nazi uygulamasına’ ve iki ülke arasında krize neden olan gelişmeler içinde bu konu da yerini aldı.6</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>3. Ekonomik İlişkiler</strong></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Türkiye ve Almanya arasındaki Ekonomik ve Ticari ilişkiler Osmanlı İmparatorluğu dönemine dayanıyor. Ekonomik süreç, 1961 yılında imzalanan anlaşmalarla farklı bir boyuta taşındı, bugün Türkiye’de 7 bine yakın Alman yatırımcı vardır. Almanya’daki Türk işletmelerin sayısı 100 bin civarındadır, söz konusu işletmelerin cirosu 50 milyar Euro’ya ulaşmıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Son döneme kadar Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ilişkiler üst düzeyde olmuştur. Almanya Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı konumunda bulunuyor, Almanya geçtiğimiz yıl İthalatta ilk sırada yer alırken ihracatta ise Çin’in ardından ikinci sırada yer almıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Son yıllarda Türkiye’de güçlü ekonomik büyüme, düşük işsizlik oranı modernleşme ve yatırım ihtiyaçları ve Türkiye ile Avrupa arasında artan ekonomik işbirliği, Türkiye’yi Almanya’nın ekonomisinin önemli bir ortağı konumuna getirmiştir, ister sanayi, ister enerji ev hizmet sektöründe olsun Alman şirketleri Türkiye’nin gelişmesinden faydalanmak istemektedir.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;">Türkiye ile Almanya’nın ticaret potansiyelinin Ortadoğu ülkeleri ve Orta Asya Türk devletlerinin pazarları aracılığıyla birlikte geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Türkiye’de çeşitli projelerin finanse edilmesinde Almanya’nın katkısı vardır örneğin Antalya yakınlarındaki Oymapınar barajının yapımında maliyetin  %20’si  Almanya tarafından karşılanmıştır.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>Almanya’dan Başlıca İhraç Ettiğimiz Ürünler</strong> : Giyim eşyaları ve aksesuarları, Kara ulaşım araçları, tekstil ve elyafı ve mamulleri, meyve ve sebzeler, haberleşme cihazları, enerji üreten makine ve cihazlar.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino, serif;"><strong>Almanya’dan Başlıca İthal Ettiğimiz Ürünler :</strong> Kara ulaşım araçları, sanayi kollarında kullanılan makine ve cihazlar, plastik ve plastikten mamul eşya, enerji üreten makine cihazlar, demir-çelik, eczacılık ürünleri ve organik kimyasal ürünler. <a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a></span></p>
<hr />
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> T.C.DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI Türkiye-Almanya Federal Cumhuriyeti siyasi ilişkileri</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> BİLGE ADAMLAR STRATEJİK ARAŞTIRMA MERKEZİ</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> BBC Türkiye-Almanya krizi</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> www.dw.com/gündem</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> www.t24.com.tr</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> BBC Türkiye-Almanya krizi</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> www.td-ihk.de TÜRK-ALMAN EKONOMİK İLİŞKİLER YILLIĞI</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> SOĞUK SAVAŞ SONRASINDA TÜRKİYE ALMANYA İLİŞKİLERİ Uludağ Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Yücel EKEN</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> www.mfa.gov.tr ALMANYE FEDERAL CUMHURİYETİ EKONOMİSİ</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/20-ve-21-yuzyil-turkiye-almanya-iliskileri.html">20 Ve 21. Yüzyıl Türkiye- Almanya İlişkileri</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
