﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kaan Akman | Akademik Kaynak</title>
	<atom:link href="https://www.akademikkaynak.com/yazar/kaanakman/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<description>Akademik Düşünce Enstitüsü yayın organı akademikkaynak.com - bilimin ışığıyla.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Jun 2026 11:52:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/cropped-akademikkaynak-fovicon-32x32.png</url>
	<title>Kaan Akman | Akademik Kaynak</title>
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Posta Reformlarının Gelişimi ve Dönemsel Analizi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-posta-reformlarinin-gelisimi-ve-donemsel-analizi.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-posta-reformlarinin-gelisimi-ve-donemsel-analizi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan Akman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2026 11:38:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilimsel Çalışma Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13605</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de posta hizmetlerinin kamu aracılığıyla vatandaşlara sunulma yolculuğu, 1840 yılında &#8220;Posta Nezareti&#8221;nin kurulmasıyla başladı. O günden bugüne PTT, hem teknolojik gelişmelere hem de değişen ekonomik politikalara uyum sağlayarak büyük bir dönüşüm geçirdi. Peki, 1840&#8217;tan günümüze posta hizmetleri hangi evrelerden geçti?  Türkiye’deki posta reformlarının üç ana dönemi: 1. İlk Adımlar: Kurumsallaşma ve Teknik İyileştirme (1953-1997) Cumhuriyet’in [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-posta-reformlarinin-gelisimi-ve-donemsel-analizi.html">Türkiye’de Posta Reformlarının Gelişimi ve Dönemsel Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="paragraph normal ng-star-inserted" style="text-align: justify;" data-start-index="274"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="274"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="274">Türkiye’de posta hizmetlerinin kamu aracılığıyla vatandaşlara sunulma yolculuğu, 1840 yılında &#8220;Posta Nezareti&#8221;nin kurulmasıyla başladı. </span></span>O günden bugüne PTT, hem teknolojik gelişmelere hem de değişen ekonomik politikalara uyum sağlayarak büyük bir dönüşüm geçirdi. Peki, 1840&#8217;tan günümüze posta hizmetleri hangi evrelerden geçti?</div>
<div style="text-align: justify;" data-start-index="274"></div>
<div class="paragraph normal ng-star-inserted" style="text-align: justify;" data-start-index="274"><strong> Türkiye’deki posta reformlarının üç ana dönemi:</strong></div>
<div class="paragraph normal ng-star-inserted" style="text-align: justify;" data-start-index="274">
<div role="heading" data-start-index="655" aria-level="2"></div>
<div class="paragraph heading2 ng-star-inserted" role="heading" data-start-index="655" aria-level="2"><strong><span class="ng-star-inserted" data-start-index="655">1. İlk Adımlar: Kurumsallaşma ve Teknik İyileştirme (1953-1997)</span></strong></div>
</div>
<div class="paragraph normal ng-star-inserted" style="text-align: justify;" data-start-index="718"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="718">Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurumsallaşma sürecini tamamlayan posta teşkilatı için asıl reform süreci, 1954 yılında PTT’nin </span><b class="ng-star-inserted" data-start-index="843">Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT)</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="872"> statüsüne geçirilmesiyle ivme kazandı.</span></div>
<ul class="ng-star-inserted" style="text-align: justify;">
<li class="paragraph list-item normal ng-star-inserted" style="text-align: justify;" data-start-index="911"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="911">Teknik Odak:</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="923"> Bu dönemin reformları, mektup ve telgraf gibi hizmetlerin daha hızlı sunulmasını amaçlayan teknik iyileştirmelerle sınırlıydı         </span></li>
<li class="paragraph list-item normal ng-star-inserted" style="text-align: justify;" data-start-index="1050"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="1050">PTT ve Telekom Ayrılığı:</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1074"> Dönemin en kritik dönüm noktası 1995 yılında yaşandı. Posta ve telefon hizmetleri birbirinden ayrılarak, </span><b class="ng-star-inserted" data-start-index="1180">Türk Telekom AŞ</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1195"> kuruldu. Bu</span><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1203"> ayrışma, posta hizmetlerinin kendi içine odaklanmasına ve daha bütüncül reformların önünün açılmasına olanak sağladı.</span></li>
</ul>
<div class="paragraph heading2 ng-star-inserted" style="text-align: justify;" role="heading" data-start-index="1325" aria-level="2"><strong><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1325">2. Serbestleşme ve Avrupa Birliği Uyum Süreci (1997-2019)</span></strong></div>
<div class="paragraph normal ng-star-inserted" style="text-align: justify;" data-start-index="1382"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1382">1990’ların sonundan itibaren, dünyadaki neoliberal politikalara paralel olarak posta hizmetlerinde &#8220;kamu hizmeti&#8221; anlayışından &#8220;piyasa temelli&#8221; bir yapıya geçiş tartışılmaya başlandı.</span></div>
<ul class="ng-star-inserted" style="text-align: justify;">
<li class="paragraph list-item normal ng-star-inserted" style="text-align: justify;" data-start-index="1565"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="1565">AB Direktifleri:</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1581"> Bu dönemin ana yönlendiricisi Avrupa Birliği Posta Direktifleri oldu. </span><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1650">Temel hedef, posta tekelinin kademeli olarak kaldırılması ve sektörün rekabete açılmasıydı. </span></li>
<li class="paragraph list-item normal ng-star-inserted" style="text-align: justify;" data-start-index="1743"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="1743">Anonim Şirketleşme:</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1762"> 2013 yılında çıkarılan </span><b class="ng-star-inserted" data-start-index="1786">6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1821"> ile PTT, bir kamu iktisadi teşebbüsü olmaktan çıkarılarak </span><b class="ng-star-inserted" data-start-index="1880">Anonim Şirket</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1893"> statüsüne dönüştürüldü.</span></li>
<li class="paragraph list-item normal ng-star-inserted" style="text-align: justify;" data-start-index="1917"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="1917">Posta Tekeli Tartışması:</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1941"> Kanunla serbestleşme hedeflense de Türkiye’de posta tekeli henüz tam anlamıyla kaldırılmamıştı. </span></li>
</ul>
<div class="paragraph heading2 ng-star-inserted" style="text-align: justify;" role="heading" data-start-index="2076" aria-level="2"><strong><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2076">3. Dijital Çağ ve Pandeminin Etkisi (2019-Günümüz)</span></strong></div>
<div class="paragraph normal ng-star-inserted" style="text-align: justify;" data-start-index="2126"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2126">İçinde bulunduğumuz bu üçüncü dönem, dijitalleşme ve </span><b class="ng-star-inserted" data-start-index="2179">e-ticaretin</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2190"> yükselişiyle şekilleniyor. Özellikle COVID-19 pandemisi, posta hizmetlerinin sadece ticari bir faaliyet değil, kritik bir kamusal ağ olduğunu yeniden kanıtladı.</span></div>
<ul class="ng-star-inserted" style="text-align: justify;">
<li class="paragraph list-item normal ng-star-inserted" style="text-align: justify;" data-start-index="2351"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="2351">E-Ticaretin Can Suyu:</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2372"> Mektup hacminin düşmesiyle daralan sektör, e-ticaretle birlikte kargo taşımacılığında büyük bir büyüme yakaladı.  </span><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2484">PTT, bu süreçte </span><b class="ng-star-inserted" data-start-index="2502">e-PttAVM</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2510"> gibi iştirakleriyle dijital pazarda yerini aldı. </span></li>
<li class="paragraph list-item normal ng-star-inserted" style="text-align: justify;" data-start-index="2559"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="2559">Olağanüstü Dönemlerde PTT:</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2585"> Pandemi sürecinde ücretsiz maske dağıtımı, sosyal yardım ödemeleri ve aşıların taşınması gibi görevler, kamusal niteliğe sahip bir posta teşkilatının önemini bir kez daha ortaya koydu. Benzer bir durum 6 Şubat depremlerinde de görülmüş; bölgeye ücretsiz yardım malzemesi taşınmasında PTT aktif rol oynamıştır.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Gerçekleştirilen bu akademik çalışmanın teorik arka planına, kapsamlı analiz adımlarına ve spesifik kurumsal bulgularına daha detaylı bir biçimde erişim sağlamak amacıyla aşağıda paylaşılan tam metin dosyası incelenebilir.</p>
<hr />
<p>Bu yazıda tanıtılan makaleye <span style="color: #000000;"><strong><a style="color: #000000;" href="https://www.tid.gov.tr/kurumlar/tid.gov.tr/tum-sayilar(2)/2001-2025/2025/aralik/04.pdf">buraya</a></strong></span> tıklayarak erişebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-posta-reformlarinin-gelisimi-ve-donemsel-analizi.html">Türkiye’de Posta Reformlarının Gelişimi ve Dönemsel Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-posta-reformlarinin-gelisimi-ve-donemsel-analizi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Agatha Christie-Doğu Ekspresinde Cinayet</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/agatha-christie-dogu-ekspresinde-cinayet.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/agatha-christie-dogu-ekspresinde-cinayet.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan Akman]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 12:51:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazar: Raksana Abdurahmanli (Bu yazı, makale gönder bölümünden gelmiştir) Agatha Christie. Modern dünya edebiyatı. “Doğu Ekspresinde Cinayet” tarihsel olarak dünya edebiyatında çeşitli türlerde eserler yazılmıştır. Her yazılı eser, onu yazan yazarın yaratıcı düşüncesinin bir ürünü olarak yaratılmıştır. Ancak yaratıcı düşünce derken sadece bireyin beyin ürününü kastetmek doğru olmaz. Çünkü bir eserin yazarının yazdığı fikirler, tarihsel [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/agatha-christie-dogu-ekspresinde-cinayet.html">Agatha Christie-Doğu Ekspresinde Cinayet</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazar:</strong> Raksana Abdurahmanli</p>
<p>(Bu yazı, makale gönder bölümünden gelmiştir)</p>
<p style="text-align: justify;">Agatha Christie. Modern dünya edebiyatı. “Doğu Ekspresinde Cinayet” tarihsel olarak dünya edebiyatında çeşitli türlerde eserler yazılmıştır. Her yazılı eser, onu yazan yazarın yaratıcı düşüncesinin bir ürünü olarak yaratılmıştır. Ancak yaratıcı düşünce derken sadece bireyin beyin ürününü kastetmek doğru olmaz. Çünkü bir eserin yazarının yazdığı fikirler, tarihsel olarak gelişmiş olup, günümüze kadar oluşan fikirlerin yanı sıra, bir bütün olarak ülkenin geleneklerini ve halkın milli düşüncelerini de içermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir tür olarak polisiye eserler, daha geniş olay örgüsü ve fikir zenginliği açısından üretken özellikleriyle her zaman ilgimi çekmiştir. Dedektif aynı zamanda bir kişinin psikolojisini incelemeye yardımcı olan bir türdür. Polisiye &#8220;Doğu Ekspresinde Cinayet&#8221; hem içerik açısından hem de insan psikolojisini kapsamlı bir şekilde anlatması açısından dünyaca ünlü yazar Agatha Christie&#8217;nin ünlü bir eseri olarak dikkatimi çekti.</p>
<p style="text-align: justify;"> Genel olarak bu polisiyede değineceğim ana noktaları dikkatinize sunmak isterim:</p>
<p style="text-align: justify;">✓ Poirot karakteri;</p>
<p style="text-align: justify;">✓ Tanıkların ve şüphelilerin sorgulanması;</p>
<p style="text-align: justify;">✓ Gerçeği araştırmak;</p>
<p style="text-align: justify;">✓ Gerçeğin ortaya çıkarılmasında psikolojik faktörlerin etkisi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir birey olarak Hercule Poirot, Agatha Christie&#8217;nin yazdığı tüm polisiye romanlarda en çok dikkat çeken karakterlerden biri olduğunu vurgulamak isterim ve mesleği gereği olayın zamanı ve yeri ne olursa olsun her zaman doğru zamanda ortaya çıkabildiğini belirtmek isterim. Sanki olayların kendisi Poirot’yu suç mahalline getiriyor ya da cezai sürecin katılımcılarıyla tanışıyor. Suçun soruşturması başladığı anda Hercule Poirot&#8217;nun kendine özgü yaklaşımı öne çıkmaya başlar. Bir süreç olarak dikkat çekiyor. Sadece “Doğu Ekspresinde Cinayet”i okuyarak Hercule Poirot&#8217;nun soruşturmasının adım adım gelişimini görmek mümkün.</p>
<p style="text-align: justify;">Hercule Poirot için boş yere söylenmiş bir kelime, bir cümle, bir fikir ya da düşünce diye bir şey yoktur. Olayın mahiyeti ve şiddeti ne olursa olsun, olayın meydana geldiği ana kadar, olayın meydana geldiği an ve olay gerçekleştikten sonraki aşamalar üçü de birbiriyle bağlantılıdır ve biri diğerine yardımcı olur. Matematikte Euler-Venn diyagramını duymuş olduğunuzu varsayıyorum. Hatırlatmak adına kısa bir özet olarak anlatayım.</p>
<p><img title="22-300x239 Agatha Christie-Doğu Ekspresinde Cinayet  "fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-13495 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2026/01/22-300x239.png" alt="22-300x239 Agatha Christie-Doğu Ekspresinde Cinayet  " width="300" height="239" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2026/01/22-300x239.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2026/01/22.png 365w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bu şemada her dairenin kendine has özellikleri vardır. Çemberin kesişen kısımları ortak özelliklerini temsil eder. Hercule Poirot, duruşmaya katılanlarla röportaj yaparken olay öncesi, olayın meydana geldiği an ve olay sonrası tüm detayları aldıktan sonra onlarla kesişir. Aralarında belli bir düzenliliğin olması doğaldır. Poirot&#8217;nun suç soruşturması stratejisi zamanla tanıdık gelmeye başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Hercule Poirot&#8217;nun ortak sonuçları (Euler-Venn şemasına dayalı olarak), nihai sonuca varmasına yardımcı olacak bir araçtır. Diyagrama bakıldığında üç dairenin de kesiştiği noktalar ve dairelerin birbiriyle kesiştiği ortak kısımlar bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">“Doğu Ekspresinde Cinayet”te, bir vagonda yaşanan bir suç olayı, Hercule Poirot&#8217;nun soruşturma planının ortaya çıkmasına yardımcı olur. İlk bakışta farklı nedenlerle seyahat eden insanların tren vagonlarında birleştiğini görüyoruz. Olay öncesinde Hercule Poirot&#8217;nun bu kişilerden bazılarıyla yaptığı sohbet, kendisini Hadisədən əvvəl Hadisə vaxtı Hadisəd ən sonra Puaro nəticələri bekleyen süreçlerde ilerlemesine yardımcı olur. Çünkü sohbet sırasında bu kişilerden bazıları onun bazı fikirler oluşturmasına neden oldu. Faytondaki cinayetin ardından olayla ilgili soruşturmayı Hercule Poirot&#8217;nun üstlendiği biliniyor. Öldürülen kişi ölmeden önce arabada Poirot ile konuştu. Ölümle tehdit edildiğini hissetti ve bunu Poirot&#8217;ya bildirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Euler-Venn şemasında bahsettiğim üçüncü bölümde cinayetten sonraki aşama da oldukça ilginç. Diyagrama göre Hercule Poirot&#8217;nun analizine dayanan sorular, üç aşamanın kesişiminden ortaya çıkıyor ve bu da cinayeti işleyen kişinin bulunmasına yol açıyor:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Üzerinde &#8220;H&#8221; yazan mendil kimin?</li>
<li>Boru fırçası. Kim düşürdü? Albay mı, yoksa başka biri mi?</li>
<li>Kırmızı kimonoyu kim giydi?</li>
<li>Rehberin kitabına giren kadın veya erkek kimdir?</li>
<li>Saat neden 1:15&#8217;i gösteriyordu?</li>
<li>Suç o sırada mı işlendi?</li>
<li>Yoksa daha önce mi işlenmişti?</li>
<li>Yoksa sonradan mı işlendi?</li>
<li>Ratchett&#8217;in (öldürülen kişi) birden fazla kişi tarafından bıçaklandığından emin olabilir miyiz?</li>
<li>Vücudundaki yaralar başka nasıl açıklanabilir?</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Listelenen bu sorular aslında Hercule Poirot&#8217;nun vardığı sonuçlardır. Sorulara doğru cevap verebilmek için yaptığı çıkarımlar, suçun tüm aşamalarının düğümlerini çözerek gerçeğin ortaya çıkmasına yol açar. Eserde okuyucuya öğretilen temel noktalardan biri, insanın hayatta gördüğü her şeyin gerçekte olduğu gibi olmadığıdır. Her ne kadar bilindiği gibi akraba olmayan kişilerin vagonlarda seyahat ettiği hayal edilse de aslında bu kişilerin her biri yeni işlenen bir suçla birleşiyor. Bu, işin doruk noktasıdır. Arabadaki insanlar bir fikir etrafında birleşiyor. Yıllar önce yaşanan bir suçun intikam duygusu&#8230; Küçük bir kızın kaçırılması ve öldürülmesi gibi bir suçu işleyen katilden intikam alma fikri etrafında birleşen insanlar amacına ulaşır. Katili bulup canını alırlar. Darbeler bir kişi tarafından mı yoksa birkaç kişi tarafından mı yapıldı?</p>
<p style="text-align: justify;">Hercule Poirot yukarıdaki soruların cevabını ve gerçekleri bir yönüyle ortaya koyuyor. Bu taktiksel çalışmayı bir isimle sunmak istiyorum. Tarihte bu tür strateji ve plana anaconda planı (politika) adı verilmiştir. Bu plan ilk kez 1861-1865 Amerikan İç Savaşı sırasında General Winfield Scott tarafından uygulanmıştır. O zamanlar Amerika Birleşik Devletleri endüstriyel kuzey ve köle sahibi güney olarak ikiye bölünmüştü. Amaç güney eyaletlerini kuzeye bölmekti. Planın temeli denizden kuşatmaydı. Bununla güney eyaletlerini ablukaya alan kuzey kazandı. Denizden gelen kuşatma, anakonda yılanının geri dönüşünü hatırlattı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bana göre okuyucularda anakonda politikası hakkında belli bir fikir oluşturabildim. Şimdi Hercule Poirot&#8217;nun bunu nasıl uyguladığını açıklamaya çalışalım. Cinayetin işlendiği trenin bir dizi inci olduğunu düşünelim. Tren bir iptir ve insanlar inci rolünü oynarlar. Suç işlenmeden önce incilerin ipe değil yere saçıldığı görüldü. Ancak işin sonunda tam tersini görüyoruz. Poirot her birini astı. Gerçek ortaya çıkana kadar trendeki her yolcu ayrı ayrı sorguya çekilir. Ancak bu son değil. Poirot&#8217;nun fikirlerinin doğru mu yanlış mı olduğunu öğrenmesinin ardından ifade veren herkes gerçekleri söylemek zorunda kalır. Gerçek gerçek ortaya çıktıktan sonra inciler zincire vurulur. toplar. Anakonda, avını kuşatıp boğarak amacına ulaştığında, Poirot da sürecin katılımcılarını tek tek sorgulayıp birbirine bağlamış, işin sonundan da anlaşılacağı üzere her birini bir merkezde toplayıp karşı karşıya getirmiş ve bunun sonucunda gerçek gerçek, sürecin katılımcıları tarafından anlatılmış. Geri çekilmelerine imkan yoktu.</p>
<p style="text-align: justify;">Hercule Poirot karakteri hakkında pek çok görüş ortaya çıkabilir. Ancak görüşlerimi dünya görüşüme ve düşünce analizlerime göre açıklamaya çalıştım. Pek çok fikri okuyucuya ulaştırmak isteyen dünyaca ünlü yazar ve Nobel ödüllü Agatha Christie&#8217;nin eserlerine farklı ve zengin fikirler yansıyor. Aynı zamanda insanın hayatında ihtiyaç duyacağı birçok dersi bu eserlerden çıkarmak mümkündür. Yaşanan her olayın gerçek bir nedeni vardır. Önemli değil, aynı zamanda iyi bir olay da olabilir. , kötü bir olay. Kötü bir olayı yaratacak nedenleri bildiğiniz zaman onu olumluya yönlendirmek ve olayların gidişatını değiştirmek mümkündür. Önemli olan, onu bilinçli olarak anlamanızdır. Sonunda Hercule Poirot gibi o da ceza davasını yeniden açmamak için başka bir seçeneği seçiyor .Ratchett hakkında verilen ölüm cezasının infaz edildiği anlaşılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/agatha-christie-dogu-ekspresinde-cinayet.html">Agatha Christie-Doğu Ekspresinde Cinayet</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/agatha-christie-dogu-ekspresinde-cinayet.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>III. Göbeklitepe’den Bugüne Türkiye’nin Tarihi ve Kültürel Mirası Sempozyumu</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/iii-gobeklitepeden-bugune-turkiyenin-tarihi-ve-kulturel-mirasi-sempozyumu.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/iii-gobeklitepeden-bugune-turkiyenin-tarihi-ve-kulturel-mirasi-sempozyumu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan Akman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 19:05:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13451</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şimdi sıra Göbeklitepe’de! Akademik Düşünce Enstitüsü tarafından “Göbeklitepe’den Bugüne Türkiye’nin Tarihî ve Kültürel Mirası Sempozyumu”nun üçüncüsünü düzenlemekten onur duymaktayız. Samsun (2021) ve Ankara (2025) etkinliklerinin ardından bu yılki sempozyum Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ve Harran Üniversitesi’nin akademik katkılarıyla Şanlıurfa’da gerçekleştirilecektir. Sempozyumun  ana teması, küresel gelişmeler ışığında “Uluslararası İlişkilerde Kültürel Miras ve Kültürel Miras Güvenliği” olarak belirlenmiştir. Kültürel [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/iii-gobeklitepeden-bugune-turkiyenin-tarihi-ve-kulturel-mirasi-sempozyumu.html">III. Göbeklitepe’den Bugüne Türkiye’nin Tarihi ve Kültürel Mirası Sempozyumu</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi sıra Göbeklitepe’de!</p>
<p>Akademik Düşünce Enstitüsü tarafından “Göbeklitepe’den Bugüne Türkiye’nin Tarihî ve Kültürel Mirası Sempozyumu”nun üçüncüsünü düzenlemekten onur duymaktayız.</p>
<p>Samsun (2021) ve Ankara (2025) etkinliklerinin ardından bu yılki sempozyum Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ve Harran Üniversitesi’nin akademik katkılarıyla Şanlıurfa’da gerçekleştirilecektir.</p>
<p>Sempozyumun  ana teması, küresel gelişmeler ışığında <strong>“Uluslararası İlişkilerde Kültürel Miras ve Kültürel Miras Güvenliği”</strong> olarak belirlenmiştir. Kültürel mirasın diplomatik bir güç unsuru olmasının yanı sıra; çatışma bölgelerindeki yıkımlar, yasa dışı ticaret ve teknolojik tehditler konuyu küresel bir güvenlik meselesi haline getirmiştir. Bu doğrultuda sempozyum; uluslararası ilişkiler, kamu yönetimi, tarih, sanat tarihi, arkeoloji, hukuk, sosyoloji, güvenlik çalışmaları ve yapay zekâ gibi pek çok disiplinden uzmanı bir araya getirerek konuyu çok boyutlu bir şekilde tartışmayı hedeflemektedir.</p>
<p>Bildiri göndermek için: <a href="https://sempozyum.akademikdusunce.org.tr/" rel="nofollow external noopener noreferrer" data-wpel-link="external">https://sempozyum.akademikdusunce.org.tr/</a></p>
<p>Detaylı bilgiler için tıklayınız👇</p>
<p><a href="https://www.akademikdusunce.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/Sempozyum-Bilgileri.pdf" data-wpel-link="internal">Sempozyum Bilgileri</a></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/iii-gobeklitepeden-bugune-turkiyenin-tarihi-ve-kulturel-mirasi-sempozyumu.html">III. Göbeklitepe’den Bugüne Türkiye’nin Tarihi ve Kültürel Mirası Sempozyumu</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/iii-gobeklitepeden-bugune-turkiyenin-tarihi-ve-kulturel-mirasi-sempozyumu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Siyasal Ahlak/Etik Tartışmaları: Siyasal Partilerin Yaklaşımları Üzerine Bir İnceleme</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-siyasal-ahlak-etik-tartismalari-siyasal-partilerin-yaklasimlari-uzerine-bir-inceleme.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-siyasal-ahlak-etik-tartismalari-siyasal-partilerin-yaklasimlari-uzerine-bir-inceleme.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan Akman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Aug 2025 18:37:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik*]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13226</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de siyasette etik ilkelerin belirlenmesi ve bu ilkelerin uygulanmasına yönelik kurumların oluşturulması talepleri yolsuzluk gibi siyasal ve yönetsel alanda ortaya çıkan krizler ile gündeme gelmiştir. Fakat bu gerekçelerle yükselen siyaset-ahlak/etik ilişkisine yönelik tartışmaların kökeni felsefi ve siyasi düşünce tarihine uzanmaktadır. Bu kapsamda makalede ilk olarak düşünce tarihindeki bu tartışmaların genel özellikleri açıklanmış, ahlak ve etik [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-siyasal-ahlak-etik-tartismalari-siyasal-partilerin-yaklasimlari-uzerine-bir-inceleme.html">Türkiye’de Siyasal Ahlak/Etik Tartışmaları: Siyasal Partilerin Yaklaşımları Üzerine Bir İnceleme</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Türkiye’de siyasette etik ilkelerin belirlenmesi ve bu ilkelerin uygulanmasına yönelik kurumların oluşturulması talepleri yolsuzluk gibi siyasal ve yönetsel alanda ortaya çıkan krizler ile gündeme gelmiştir. Fakat bu gerekçelerle yükselen siyaset-ahlak/etik ilişkisine yönelik tartışmaların kökeni felsefi ve siyasi düşünce tarihine uzanmaktadır. Bu kapsamda makalede ilk olarak düşünce tarihindeki bu tartışmaların genel özellikleri açıklanmış, ahlak ve etik kavramları tanımlanmış, siyasal ahlak ve siyasal etik olguları arasındaki farklar tespit edilmiştir. Makalenin amacı, Türkiye’de siyasal partilerin siyaset-ahlak/etik ilişkisine yönelik yaklaşımlarını incelemektir. Bu ilişkinin anlaşılabilmesi için siyasal partilerin tüzük, program, teşkilat yapıları ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sundukları kanun teklifleri çözümleme birimi olarak seçilmiştir. Çalışmada Türkiye’de siyaset-ahlak/etik ilişkisinin kodlaştırma-yasallaştırma boyutuyla ele alındığı, başta yolsuzluk olmak üzere siyasal yozlaşma olgusu çerçevesinde meselenin değerlendirildiği, konunun siyasal partiler arasındaki rekabetin bir parçası olduğu, etik kodların parti içi disiplinin sağlanmasında birer kurallar listesine dönüştüğü ve partilerin meclise sundukları kanun tekliflerine bu anlayışın yansıdığı sonuçlarına ulaşılmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Atıf/Cite as:</strong> Akman, K. (2024) Türkiye’de siyasal ahlak/etik tartışmaları: Siyasal partilerin yaklaşımları üzerine bir inceleme. Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2024, 42 (2), 165-188.</p>
<p><strong>İndirmek İçin:  </strong><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/08/10.17065-huniibf.1310348-3191288-6.pdf">10.17065-huniibf.1310348-3191288</a></p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2025%2F08%2F10.17065-huniibf.1310348-3191288-3.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Türkiye’de Siyasal Ahlak/Etik Tartışmaları: Siyasal Partilerin Yaklaşımları Üzerine Bir İnceleme  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Türkiye’de Siyasal Ahlak/Etik Tartışmaları: Siyasal Partilerin Yaklaşımları Üzerine Bir İnceleme  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Türkiye’de Siyasal Ahlak/Etik Tartışmaları: Siyasal Partilerin Yaklaşımları Üzerine Bir İnceleme  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Türkiye’de Siyasal Ahlak/Etik Tartışmaları: Siyasal Partilerin Yaklaşımları Üzerine Bir İnceleme  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Türkiye’de Siyasal Ahlak/Etik Tartışmaları: Siyasal Partilerin Yaklaşımları Üzerine Bir İnceleme  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Türkiye’de Siyasal Ahlak/Etik Tartışmaları: Siyasal Partilerin Yaklaşımları Üzerine Bir İnceleme  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/08/10.17065-huniibf.1310348-3191288-3.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Türkiye’de Siyasal Ahlak/Etik Tartışmaları: Siyasal Partilerin Yaklaşımları Üzerine Bir İnceleme  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Türkiye’de Siyasal Ahlak/Etik Tartışmaları: Siyasal Partilerin Yaklaşımları Üzerine Bir İnceleme  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div><p class="embed_download"><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/08/10.17065-huniibf.1310348-3191288-3.pdf" download>İndir [963.14 KB] </a></p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-siyasal-ahlak-etik-tartismalari-siyasal-partilerin-yaklasimlari-uzerine-bir-inceleme.html">Türkiye’de Siyasal Ahlak/Etik Tartışmaları: Siyasal Partilerin Yaklaşımları Üzerine Bir İnceleme</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-siyasal-ahlak-etik-tartismalari-siyasal-partilerin-yaklasimlari-uzerine-bir-inceleme.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap İncelemesi: Türkiye Tarihi Selçuklular Devri</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-turkiye-tarihi-selcuklular-devri.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-turkiye-tarihi-selcuklular-devri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan Akman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jul 2023 06:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Önerileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12880</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kitap Künyesi: Türkiye Tarihi Selçuklular Devri, yazar Mükrimin Halil Yinanç, haz. Refet Yinanç (Ankara: TTK Yayınları, 2020), 2. Baskı, 829 sayfa, ISBN: 978-975-16-2533-5 İnceleme: Türkiye’de Anadolu Selçuklu Devleti tarihi araştırmalarının Fuat Köprülü ile birlikte öncü isimlerinden biri olan Prof. Dr. Mükrimin Halil Yinanç, 1900-1961 yılları arasında yaşamış; araştırmalarını Türk Tarih Kurumu çatısı altında sürdürmüştür. Selçuklu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-turkiye-tarihi-selcuklular-devri.html">Kitap İncelemesi: Türkiye Tarihi Selçuklular Devri</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img title="2480-203x300 Kitap İncelemesi: Türkiye Tarihi Selçuklular Devri  "loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12881 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/07/2480-203x300.jpg" alt="2480-203x300 Kitap İncelemesi: Türkiye Tarihi Selçuklular Devri  " width="203" height="300" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/07/2480-203x300.jpg 203w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/07/2480.jpg 475w" sizes="auto, (max-width: 203px) 100vw, 203px" /></p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Kitap Künyesi:</strong></span> Türkiye Tarihi Selçuklular Devri, yazar Mükrimin Halil Yinanç, haz. Refet Yinanç (Ankara: TTK Yayınları, 2020), 2. Baskı, 829 sayfa, ISBN: 978-975-16-2533-5</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>İnceleme:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’de Anadolu Selçuklu Devleti tarihi araştırmalarının Fuat Köprülü ile birlikte öncü isimlerinden biri olan Prof. Dr. Mükrimin Halil Yinanç, 1900-1961 yılları arasında yaşamış; araştırmalarını Türk Tarih Kurumu çatısı altında sürdürmüştür. Selçuklu araştırma dünyası iki ismin çalışmalarından sonra zenginleşmiş; Osman Turan, İbrahim Kafesoğlu, Mehmet Altan Köymen gibi diğer araştırmacıların katkısı ile Selçuklu tarihi hakkında geniş bir bilgi birimi oluşmuştur. Nitekim bu isimlerden biri olan İbrahim Kafesoğlu, Sultan Melikşah Devrinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu (1949) adlı doktorasını Mükrimin Halil Yinanç’ın danışmanlığında tamamlamıştır. Yinanç, İstanbul Üniversitesi’nde akademik araştırmalarda bulunmuş, Türk Tarih Tezi çalışmalarını yapan ekipte yer almasına rağmen bu çalışmalara muhalif tutumu nedeniyle katkı vermekten uzak durmuştur. Yinanç’ın çalışmalarının önemli bir bölümü Anadolu Mecmuası ile Târîh-i Osmânî Encümeni Mecmûası’nda yayınlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">1015 yılından 1085’e kadar Anadolu’nun Türkleşme sürecinin anlatıldığı 1944 yılında yayımlanan Türkiye Tarih Selçuklular Devri I Anadolu’nun Fethi adlı kitabından başka telif eser bırakmamıştır. Yinanç’ın Anadolu tarihi üzerine araştırmalarının sonuçları Anadolu Mecmuası’ndaki Millî Tarihimizin Adı, Millî Tarihimizin Mevzuu ve Anadolu’nun Fethi gibi makalelerde yer almıştır. Yinanç görüşlerini Cumhuriyetin kuruluş döneminde Anadoluculuk yaklaşımı içerisinde şekillendirmiştir. Anadolu coğrafyasının 1071 sonrasında vatanlaştırılmasına ve milletin adının saptanmasına yönelik getirdiği açıklamalar ile yaklaşımın içerisinde ayrı bir önem kazanmıştır. Böylece Yinanç ne Hilmi Ziya Ülken gibi Anadolu’nun kültürü ve edebiyatı konularına odaklanmış, ne de Kemalist Anadolucuların temsilcileri gibi Batılaşma sürecini sahiplenmiştir. O, milleti tanımlama ve coğrafyayı vatanlaştırma çabasında kanıtları Türk ve İslam tarihinde aramıştır. Bu arayışı Anadolu Selçuklu Devleti tarihini araştırma gündemi haline getirmesini sağlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yinanç’ın Anadolu’nun vatan haline gelmesi sürecine yönelik araştırmaları sonucunda oluşan kitabının ilk baskısı 1944 yılında İstanbul Üniversitesi Yayınları’na aittir. Bu kitabın incelenen metni ise Yinanç’ın yeğeni Prof. Dr. Refet Yinanç tarafından yayına hazırlanmış ve Türk Tarih Kurumu tarafından 2020 yılında basılmıştır. Kitabın birinci cildinde Anadolu’nun fethi, XII. yüzyıl boyunca süren olaylar ve Haçlı Seferleri kapsamlı bir şekilde incelenirken, ikinci ciltte Anadolu Selçuklularının merkezileşmesi ve yıkılış sürecine yer verilmiştir. Kitabın birinci cildi Selçuklular Devri, Anadolu’nun Müdafaası, Selçuklu ve Bizans Mücadeleleri; ikinci cildi ise Anadolu Saltanatının İkbali, Anadolu Devletinin İnhitat ve İnkırazı, Anadolu’da Fetret, Moğolların Müdahalesi ve Devletin İntihatı, Şehzadelerin Çekişmesi, Moğolların Tahakkümü Altında Anadolu Devleti, İstiklal ve Milliyet Hareketleri ve Anadolu Devleti’nin bölümlerinden oluşmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yinanç Anadolu Selçuklu tarihini yalnızca savaşlar ve iktidar mücadeleleri çerçevesinde incelememiş, sultanların dönemlerini analiz eden saptamalar yapmıştır. Bu analizde birçok farklı kaynaktan beslenmiştir. Fakat bu kaynaklara mesafeli yaklaşmış ve kaynakları kapsamlı bir şekilde değerlendirmiştir. Örneğin Anadolu kitabelerinin birincil kaynak olduğunu ancak bu konuda önemli bilgi eksikliklerinin bulunduğunu belirtmiştir. Selçuklular devrine ilişkin divan defterlerinden, resmi evraklardan ve mahkeme msicillerinden bilgilerin günümüze ulaşmadığını ifade etmiştir. Yinanç destansı bir içeriği nedeniyle güvenilir olmadığını düşündüğü bu kaynakları temel alarak bir Anadolu Selçukluları tarihi yazmanın mümkün olmadığını savunmuştur. Yinanç, Anadolu’nun Selçukluları dönemini; Anadolu’nun fethi ve Anadolu’ya Oğuz Türklerinin göç etmesi (1015-1085), Anadolu’nun müdafaası ve dâhilde birlik mücadelesi (1085-1192), Anadolu’da birlik ve merkezileşme (1192-1256) ve Anadolu’da Sultanlığın zayıflaması, çökmesi ve ortadan kalkması (1256-1308) olmak üzere dört bölüme ayırmıştır. Fakat incelenen kitaptaki bölümler Yinanç’ın sınıflandırması doğrultusunda oluşturulmamış; bölümlerde sultanların hâkimiyet dönemlerinin askeri ve siyasi olayları kronolojik olarak anlatılmıştır. Kitabın incelemesinde bu bölümlerden ziyade Yinanç’ın Anadolu Selçuklu Devleti’nin temel niteliği hakkındaki görüşleri, Anadolu Selçuklularının Anadolu ve Türk-İslam tarihi açısından önemine yönelik önermeleri ve Anadolu Selçukluların farklı devletlerle kurduğu etkileşime bakışı ele alınmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">
Milli tarihi Anadolu’ya fetih hareketleri ile başlatan Yinanç, Anadolu’nun ilk Türkmen yerleşimlerinden sonra vatan haline geldiğini ifade etmektedir. Bu nedenle Anadolu Selçuklularının incelenmesini Anadolu fetihlerinin tarihi ile başlamak gerektiğini düşünmektedir (1085’e kadar). Melik Şah döneminde Horasan, Irak ve Acem’e dağılan Selçuklu şehzadeleri etrafında toplanarak isyan gösteren Türkmen uluslara yaylak ve kışlak olarak yeni fetih edilen Anadolu toprakları gösterilmiştir. Bu göçler neticesinde Anadolu’ya yalnızca çobanlıkla meşgul olan göçebe Türklerden başka ziraatla uğraşan yarı göçebe Türkler ile köylü Türkler bir arada gelmiştir. Yinanç’a göre zanaata ve çiftçiliğe mahsus olan terimlerin çoğunun Türkçe olması bu durumu kanıtlamıştır. Ayrıca Büyük Selçuklu Devleti, göçleri bir yerleşme strateji çerçevesinde planlamıştır. Bu doğrultuda Türkmenlerin Anadolu’daki yerleşmelerinde kendi aralarında bir araya gelerek bağımsız bir devlet meydana getirmemelerine dikkat edilmiştir. Yinanç’a göre göçler sonrası Anadolu’ya gelen Türklerin diğer Türklerden ayrı ve bağımsız bir devleti ve tarihi olmuştur. Bu nedenle Yinanç yaşanan göçlerin tarih boyunca meydana gelen göçler arasında netice bakımından en önemlisi olduğunu belirtmektedir. O, bu fetihler sırasında Anadolu’nun tahrip edildiğini kabul etmekle birlikte Malazgirt Savaşı sonrası Türkmenlerin yerleşmesinin ardından bu tahriplerin durduğunu söylemektedir. Bu konuda Ermeni kaynaklarının verdiği bilgileri ise doğru bulmamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yinanç, Anadolu Selçuklu Devleti’ni feodal bir hükümdarlık içinde özerk ve müttefik bir devlet olarak tanımlamakta; Büyük Selçuklu Devleti’nin bir parçası olarak görmektedir. Yinanç’a göre Büyük Oğuz Devleti’ni oluşturan ülkelerin hepsi aynı büyük hükümdara metbu olmakta birlikte ayrı ayrı devletler halinde birbiri ile etkileşime girebilmektedir. Bu ülkeler aynı zamanda Bağdat halifeleriyle doğrudan doğruya iletişime geçebilmektedir. Anadolu Selçuklu Devleti’nin teşkilat yapısı ise Büyük Selçuklu Devleti’nin bir eyaleti ve hükümdarın Selçuklu hanedanına mensup olması nedeniyle Büyük Sultanlığa benzemektedir. Yinanç Büyük Selçuklu Devleti’nin devlet teşkilatında Oğuz töresinin ve Abbasi halifelerinin usullerinin etkili olduğunu belirtmektedir. Fakat Büyük Selçuklu Sultanları Oğuz töresi gereğince Emevi ve Abbasi hanedanları gibi sorgulanamaz ve sınırsız güçle değil; adalet merkezli bir yönetim benimsemiştir. Ona göre Büyük Selçukluların toprak üzerinde örgütlenmesi ve yönetim yapısı kendisinden sonra kurulan birçok devletin teşkilatının temelini olmuştur. Nitekim Suriye eyaletindeki Selçuki Sultanlığı kendinden sonra gelen atabeklere, Eyyubilere; Anadolu eyaletindeki Anadolu Selçuklu Devleti ise Osmanlı yönetimine bu teşkilatı devretmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Anadolu Selçuklu Sultanlığının etkileşim alanı içerisinde Anadolu’da Artuklular, Danişmendliler gibi beylikler, Doğu’da Büyük Selçuklu Sultanlığı, Gürcüler, Ermeniler ve Azerbaycan Türkleri, Güney’de Haçlı prensleri, Suriye atabekleri, Eyyubiler ve Batı’da Bizans yer almaktadır. Yinanç’a göre ilk etkileşim Anadolu’ya gelen Türk fatihleri ile Anadolu’nun helenleşmemiş yerli halkı arasındadır. Bu halk İslam adaletini temsil eden Türk fatihlerine yardımcı olmuştur. Bu etkileşimi dil bakımından değerlendiren Yinanç, yerlilerin dillerinin fatihlerin dili olan Türkçe’nin karşısında yavaş yavaş söndüğünü ve zaman içinde Anadolu’nun tamamının Türkleştiği belirtmektedir. Malazgirt Savaşı sonrasında ise Selçuklular Anadolu’da müstakil bir devlet kurmuş, bu ülke yerlileriyle kaynaşarak bir millet haline gelmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Anadolu Selçukluların bölgedeki diğer devletlere etkileşimi konusunda Yinanç’ın üzerinde önemle durduğu konu Büyük Selçuklu Devleti ile olan ilişkilerdir. Bu ilişkileri genellikle uyumlu bir şekilde ilerlerken bazı dönemlerde çatışmaya da dönmüştür. Örneğin Sultan I. Kılıç Arslan Berkyaruk’un metbuluğunu kabul ederken ondan sonra gelen Mehmet Tapar’ın sultanlığı gasp ettiğini öne sürerek metbu olmak istememiştir. Benzer şeklinde Anadolu Sultanları, Büyük Selçuklu Devleti’nin başına geçmek için birçok girişimde bulunmuş, fakat başarılı olamamıştır. Bu nedenle Büyük Selçuklu Sultanlığı, Anadolu Sultanlığının Doğu’daki genişleme siyasetini yakından izlemiştir. İki devlet arasındaki ilişkilerin askeri ve vergi boyutuna bakıldığında ise Anadolu Selçuklularının Büyük Sultanlığının müsaadesiyle Bizans İmparatorluğu ile savaş veya barış yapabildiği, özellikle Halep gibi Büyük Sultanlığının genişleme alanı içerisinde yer alan ve kendi güvenliğini tehdit eden fetihlere müdahale edebildiği görülmektedir. Yinanç, Anadolu Selçuklu Sultanlığının, Büyük Selçuklu Sultanlığına vergi gönderdiğine ilişkin ise belge olmadığını ifade etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yinanç Büyük Selçuklu Devleti’ndeki Acem ve Arap yöneticilerin sahip olduğu yetkilerin devleti zayıflattığı ve bu zayıflamanın Türklerin millet haline gelmesini önlediği görüşündedir. Dolayısıyla Yinanç Acem ve Arap devletleri ve toplumları ile yaşanan etkileşime olumsuz bakmaktadır. Büyük Selçuklu Sultanlığında, Sultan Tuğrul ve Alp Arslan teşkilat-ı hükümette an’ane-i milliyeyi muhafaza etmiş ve Oğuz töresine sadık kalmıştır. Melik Şah döneminde ise töreden fedakârlık edilmeye başlanmış, Arap hukukçuların tesiri ile Abbâsîler’ taklit edilmiştir. Böylece orduya Acemler ve Araplar kabul edilmeye başlanmıştır. Acemler devlet yönetiminde öne çıkmasında, koyu bir Acem milliyetperveri olan Nizamülmülk dönemi oldukça etkili olmuştur. Böylece Yinanç’ın ifadesiyle “Acemler devletin bünyesinde kuvvetli bir kök salmıştır.” Bu kök salma Büyük Selçuklu Sultanlığının yönetimini doğrudan etkilemiş, veraset usulü değiştirilmiştir. Bu nedenle Ali-Selçuk idaresindeki memalikte bulunan Türk kavmi bir millet haline gelememiş; Azerbaycan Türkleri, Türkistan Türkleri ve Horasan Türkleri gibi ayrı ayrı milletler olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Anadolu Selçuklularının farklı devlet ve toplumlar ile etkileşimde bir diğer önemli konu Anadolu’daki emirlikler ve beylerdir. Anadolu Selçuklularını, merkezi birliği sağlama konusunda en çok uğraştıran konu ise Dânişmendliler ile mücadeledir. Sultanlığın gücünü yitirdiği zamanlarda Anadolu’daki beyler bağımsızlıklarını ilan etmiştir. Beylerin bağımsızlıklarını ilan etmesinde halifelerin siyasetleri de etkili olmuştur. Çünkü halifeler sultanların yönetim alanını daraltmış, emirlere ve meliklere müstakil hareket edebilecek yöntemler göstermiştir. Emirler ve melikler halifeden meşruluk sembolleri almış, dini nüfuzları sayesinde halifeler Büyük Selçuklu Sultanlığın bütün Asya’daki hâkimiyetini sarsmış, devleti bir hercümerç içinde bırakmıştır. Gürcüler, Ermeniler, Suriye atabeyleri yaşanan savaşlar da Anadolu’daki siyasi birliğin sürekli bozulmasına neden olmuştur. Yinanç, Acem yönetim geleneğinin etkisini olumsuz bir şekilde değerlendirmektedir. Çünkü Acem ilim ve edebiyatın medreseye ve saraya yerleşmesi sultanların yönetim anlayışını değiştirmiştir. Örneğin Sultan I. İzzeddin Keykavus (1210-1219) döneminde sultanlar sorgulanamaz hale gelmiş, eski şark hükümdarlarının hareket ve yönetim tarzı etkisini göstermiştir. Bu dönemde İran’dan gelen her şeyin makbul sayılmasını, sultanların ve saray erkânın Acem etkisine girmesini Yinanç şu sözlerle özetlemektedir:</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14px;">&#8220;İran eski hükümdarları Anadolu selatinin gözlerini kamaştırdı. Kendilerine Keyhüsrev’den Dara’dan daha büyük hükümdar olan Melik Şah ve Sencer’e değil Keyhüsrev’e Keykavus’a meclub ettiler… Şehname kahramanlarının menkıbelerini dinlemekte vakit geçirdiler. Büyükbabaları Sultan Kılıç Arslan-ı evvel kahramanlık timsali olduğu halde onu değil İran’ın Rüstem’ini daha çok takdir ettiler.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;">
Yinanç farklı devletlerle etkileşim sürecinde töreden taviz veren sultanlara yönelik eleştiriler getirirken, töreyi uygulayarak devleti güçlendiren sultanlardan ise büyük bir övgü ile bahsetmektedir. Örneğin Ona göre bunlardan biri olan Alp Arslan Anadolu’daki Müslümanlığın ve Türklüğün kurucusudur. Bir diğeri ise Sultan II. Kılıç Arslan’dır. Çünkü II. Kılıç Arslan devlet teşkilatını bozulmuş şeklinden kurtararak gelişmiş bir hale getirmiştir. Bu dönemde devletin yönetim yapısını merkeziyet esasına göre örgütlemiş, Türk hakanlarına verilen derebeylik esasına kaldırmış, Roma İmparatorluğu’nun idari mteşkilatına benzer bir teşkilat kurmuştur. Ayrıca II. Kılıç Arslan Danişmendlileri tamamen yok etmek yerine onları irsi olmamak kaydıyla vilayet valiliklerine atamıştır. Böylece Anadolu’daki farklı güç odaklarını kendine bağlı hale getirmiştir. Yinanç’a göre bu merkeziyetçilik Anadolu Selçuklu Devleti’nin, diğer İslam devletlerinden daha uzun bir ömrünün olmasını sağlamıştır. İkinci ciltte yoğun olarak işlenen Moğollar ile olan mücadelelerin kaybedilmesinde Yinanç yine Acem etkisini suçlamaktadır. Yinanç’a göre Anadolu Selçuklu Devleti’ni  yıkılışının ve Anadolu’da merkezi idarenin bozulmasının temel nedeni sultanların Oğuz töresinden uzaklaşıp; Arap ve Acem yönetim geleneğine hayranlık duymalardır. I. Gıyaseddin Keyhüsrev dönemi ile başlayan bu hayranlık, sultanların yönetim uygulamalarında köklü dönüşümlere neden olmuştur. Nitekim Oğuz neslinden gelenlere verilen önem azalmış, Anadolu’daki Oğuz beylerine yönelik gösterilen yaklaşım değişim göstermiştir. Yinanç Alâeddin Keykubad1 dönemini sert bir şekilde eleştirerek, bu dönemde İran şahlarına ve edebiyatına meftunluğun Moğol saldırılarını kolaylaştırdığını vurgulamıştır. İran şahlarının otoriter yönetim anlayışı Keykubad’a geçmiş, bu dönemdeki birçok Anadolu beyi öldürtülmüştür. Böylece Anadolu savunmasız hale gelmiş, yönetimde yer alan kişilerin niteliğinde bozulmalar yaşanmıştır. Yinanç bu durumu teşkilatı bozulan, beylerini kaybeden, padişahtan uzaklaşan yabancılar elinde oyuncak olan Anadolu’nun Moğolların hücumuna uğraması şeklinde açıklamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak “bir devlet miras aldığı tarihsel kaynakları bakımından nasıl incelenebilir?” sorusu doğrultusunda incelenen kitabın, Anadolu Selçuklu Devleti’nin hangi tarihsel kaynaklara sahip olduğunu göstermesi açısından önemli olduğu tespit edilmiştir. Kitapta bu tarihsel kaynaklara, Anadolu Selçuklu Devleti’nin farklı devletler ile etkileşimin sonuçlarının çözümlenmesi ile ulaşılabilmektedir. Yinanç’ın etkileşim konusunda esas aldığı değişken ise Oğuz töresinden uzaklaşmadır. Bu etkileşim kitapta yönetim geleneği ve devlet örgütlenmesi açısından değerlendirilirken; sosyal, kültürel ve ekonomik boyutları da içermemesi nedeniyle eksiklikleri barındırmaktadır. Yinanç, Anadolu Türkleri Tarihi ismini verdiği dönemin kökenlerini İslami bir çerçevede sınırlamış, millet tanımını tarih ve coğrafya ile örtüştürmüş, yaptığı çalışmalarla Selçuklu tarihi araştırmalarının zenginleşmesine katkı sağlamıştır.</p>
<p><strong>Not: Bu inceleme Selçuklu Araştırmaları Dergisi&#8217;nde yayımlanmıştır. </strong></p>
<p><strong>Künye: </strong>Akman, Kaan. “Türkiye Tarihi Selçuklular Devri”. Selçuklu Araştırmaları Dergisi /18 (Haziran m2023), 347- 353. https://doi.org/10.23897/usad.1319148</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-turkiye-tarihi-selcuklular-devri.html">Kitap İncelemesi: Türkiye Tarihi Selçuklular Devri</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-turkiye-tarihi-selcuklular-devri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Büyükşehir Belediyeleri ve İklim Değişikliği Yönetimi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-buyuksehir-belediyeleri-ve-iklim-degisikligi-yonetimi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan Akman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Mar 2023 14:19:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12791</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzün en önemli küresel güvenlik sorunlarından biri olan iklim değişikliği biyolojik çeşitliliğinden azalmasından gıda güvenliğine, deniz suyu seviyesinin yükselmesinden su kıtlığına kadar doğal ve sosyo-ekonomik çevreyi olumsuz şekilde etkilemektedir. İklim değişikliğinin küresel, ulusal ve yerel düzeydeki etkileri, iklim değişikliği politikalarının hazırlanmasını daha önemli hale getirmekte ve bu politikalara küresel, bölgesel ve yerel yaklaşımları zorunlu kılmaktadır. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-buyuksehir-belediyeleri-ve-iklim-degisikligi-yonetimi.html">Türkiye’de Büyükşehir Belediyeleri ve İklim Değişikliği Yönetimi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Günümüzün en önemli küresel güvenlik sorunlarından biri olan iklim değişikliği biyolojik çeşitliliğinden azalmasından gıda güvenliğine, deniz suyu seviyesinin yükselmesinden su kıtlığına kadar doğal ve sosyo-ekonomik çevreyi olumsuz şekilde etkilemektedir. İklim değişikliğinin küresel, ulusal ve yerel düzeydeki etkileri, iklim değişikliği politikalarının hazırlanmasını daha önemli hale getirmekte ve bu politikalara küresel, bölgesel ve yerel yaklaşımları zorunlu kılmaktadır. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından yayımlanan bilimsel raporlarda bu değişimden yakından etkilenecek ülkelerden birinin de Türkiye olduğu yer almıştır. Bu yazıda, Türkiye&#8217;de 30 büyükşehir belediyesinin iklim değişikliğini yönetim politikaları stratejik planları ve teşkilat yapıları kapsamında incelenmiştir.</p>
<p><strong>1.İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ TANIMLAMAK VE ANLAMAK </strong></p>
<p style="text-align: justify;">İnsan faaliyetleri nedeniyle artan sera gazı salınımları dünyanın giderek ısınmasına yol açmaktadır. Sera gazı emisyonları önümüzdeki birkaç on yıl içinde mevcut seviyelerin önemli ölçüde altına düşürülmezse, gelecek yüzyıllarda küresel düzeyde daha fazla ısınma olacaktır. Dünya bugün 1800’lerin sonunda olduğundan yaklaşık 1,1 derece daha sıcaktır. Son on yıl (2011-2020), kayıtlara geçen en sıcak dönemdir (United Nations, 2022a). İklim değişikliğine ilişkin yapılan birçok hesaplama, 1850 yılı ile yirmi birinci yüzyılın sonu arasındaki dönemde dünya yüzey sıcaklığındaki değişimin 1,5 dereceyi aşma olasılığının yüksek olduğunu göstermektedir. Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre,  eğer gereken önlemler alınmazsa bu yüzyılın sonunda sıcaklıkların 3 ile 5 derece arasında artması beklenmektedir (BBC News, 2020). Küresel sıcaklıktaki artışın 1,5 dereceyi aşması, iklim krizini daha da derinleştirecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">İklim değişikliği, buzulların erimesinden kuraklığa, biyolojik çeşitliliğin azalmasından göçe kadar, insan sağlığı, doğal ekosistemler ve ekonomi üzerinde çok sayıda olumsuz etkilere sahiptir (OECD, 2007:1). İklim değişikliğinin etkileri arasında en önemlilerinden biri su kaynakları üzerinedir. Yağış rejiminde meydana gelen değişimler, dünya genelinde bir taraftan sel ve taşkın gibi afetlerin sayısında ve şiddetinde artışlara bir taraftan da kuraklığa ve su kıtlığına neden olmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">İklim değişikliği, temiz hava, güvenli içme suyuna erişim, yeterli gıda ve barınma başta olmak üzere insan sağlığının sosyal ve çevresel belirleyicilerini etkileme potansiyeline de sahiptir. 2030 ve 2050 yılları arasında iklim değişikliği kaynaklı yetersiz beslenme, sıtma, ishal ve ısı stresinden dolayı yılda yaklaşık 250.000 ek ölüm olması beklenmektedir. Ayrıca iklim değişikliğinin sağlığa doğrudan zarar maliyetlerinin 2030 yılına kadar 2 ile 4 milyar ABD Doları/yıl arasında olacağı tahmin edilmektedir (World Health Organization,  2021). Bu durum bize iklim değişikliği kaynaklı, mülkiyete, altyapıya ve insan sağlığına verilen zararların, toplum ve ekonomi üzerinde de ağır maliyetler getirdiğini göstermektedir. Özellikle tarım, ormancılık, enerji ve turizm gibi belirli sıcaklıklara ve yağış seviyelerine doğrudan bağlı olan sektörler bu durumdan etkilenmektedir (Eurepoean Commission, 2022a).</p>
<p style="text-align: justify;">İklim değişikliğinin önemli etkilerinden biri de göçtür. Dünya, her şeyin birbirine bağlı olduğu bir sistem olduğundan, bir alandaki değişiklikler diğer tüm alanlardaki değişiklikleri etkilemektedir. Günümüzde iklim değişikliği nedeniyle deniz seviyesinin yükselmesi ve tuzlu su girişi gibi koşullar, tüm toplulukların yer değiştirmek zorunda kaldığı ve uzun süreli kuraklıkların insanları kıtlık riskiyle karşı karşıya bıraktığı bir noktaya gelmiştir (United Nations, 2022a). Bu gelişmeler neticesinde iklim kaynaklı göç hareketleri günümüzde giderek artmaktadır. Dünya Bankası verilerine göre iklim değişikliğinden yakından etkilenecek bölgeler olan Sahraltı Afrika’sı, Güney Asya ve Latin Amerika’dan 2050 yılına kadar 143 milyon kişi iklim değişikliği nedeniyle göç edecektir (TBMM, 2021). Geleceğe yönelik beklentilerin yanı sıra iklim kaynaklı göçler bugün de yaşanan bir olaydır. Nitekim Tuvalu, Tonga, Fiji, Samoa ve Kiribati gibi küçük ada devletlerinde deniz seviyesinin yükselmesi sonucunda Yeni Zelanda ve Avustralya’ya göçler başlamıştır (Akalın, 2013: 214). İklim değişikliğinin olumsuz etkileri geçimleri doğal kaynaklara bağımlı ve iklimle mücadele etmek için sınırlı kaynağa sahip ülkeleri daha çok etkileyecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2. TÜRKİYE&#8217;DE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN BEKLENEN ETKİLERİ </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgeler arasında yer almaktadır. Türkiye’nin toplam yüzölçümü 785.347 km<sup>2 </sup>olup, tarım arazileri ülke arazi kullanımının yüzde 31,1’ini oluşturmaktadır. Türkiye’nin nüfusu yaklaşık 84,3 milyondur (2020) ve nüfusun yüzde 87,9’u kentsel alanlarda ve yüzde 12,1’i kırsal alanlarda yaşamaktadır. Türkiye’nin ekonomisi, turizm de dâhil olmak üzere tarım, sanayi ve hizmet sektörleri tarafından yönlendirilmektedir. Türkiye, aşırı hava olaylarından ve sıcaklık artışından kaynaklanan iklim değişikliğinin etkilerine karşı savunmasızdır. İklim değişikliğinin kara, deniz ve tatlı su ekosistemleri üzerindeki sonuçları çevre üzerindeki genel baskıyı artırmaktadır (Climate Change Knowledge Portal, 2022). Özellikle sıcaklıklardaki artış ve yağışlardaki azalma, ülkede gıda üretimi ve kırsal kalkınma için gerekli olan su varlığı üzerinde büyük bir olumsuz etkiye sahiptir. Bu durumun Doğu ve Güneydoğu illeri ile ülkenin geri kalanı arasındaki sosyal ve bölgesel farklılıkları daha da artırması beklenmektedir (UNDP, 2022).</p>
<p style="text-align: justify;">İklim değişikliğinin Türkiye üzerindeki etkilerinden biri diğeri sel başta olmak üzere doğal afet sayılarında meydana gelen artıştır. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından çıkarılan afet risk haritasına göre, Türkiye’de 2021 yılında  107 sel/su baskını, 66 orman yangını, 16 kar/tipi, 39 heyelan meydana gelirken, Karadeniz Bölgesi’nde aşırı yağış ve heyelan, Ege ve Akdeniz ise orman yangınları sıkça görülmüştür (AFAD, 2022). Sel ve toprak kaymalarından kaynaklanan ekonomik kayıpların gayrisafi yurtiçi hâsıla içindeki oranı diğer ülkelerle karşılaştırıldığında tarihsel olarak Türkiye’deki en yüksek oranlar arasındadır. Artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar, özellikle ülkenin güney ve batı kesimlerinde su sıkıntısına yol açmaktadır. Bu durum, tarım sektöründe ihtiyaç duyulan su talebi artışı ile daha da kötüleşecektir. 2030 yılına kadar bazı havzalarda yüzey suyunun yaklaşık yüzde 20’sinin kaybolacağı tahmin edilmektedir. İklim değişikliğinin sonuçları havzaların arazi kullanımını ve arazi örtüsünü de etkileyecektir. Türkiye’nin özellikle Orta ve Doğu Karadeniz, Kuzey Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki kıyı şeritleri kıyı erozyonu ve taşkınlarından olumsuz etkilenmektedir. Su kıtlığının yanı sıra suyun kalitesinde de düşüşler olacaktır (UNDP, 2022).</p>
<p style="text-align: justify;">İklim değişikliği özellikle kentler için önemli bir tehdit unsurudur. Kentler iklim değişikliğini tetikleyen ve iklim değişikliğinin sonuçlarından etkilenen alanlardır. Kuraklık, aşırı hava olayları, sıcak hava dalgaları başta olmak üzere iklim krizi, kentlerin hem gündelik yaşamını hem de uzun vadede kentlerin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Karbon salımının yüzde 18-20’sinden dünya genelinde en fazla karbon ayak izine sahip yüz kent sorumludur. Bu sıralamada, Türkiye’nin birinci ve ikinci en kalabalık nüfusa sahip kentleri olan İstanbul yirmi altıncı, Ankara ise sekseninci sırada yer almaktadır. Avrupa’da deniz kıyısında yer alan on beş kent üzerine yapılan bir çalışmaya göre, İstanbul ve İzmir iklim değişikliğinin riskleri karşısında yüksek kırılganlık seviyelerine sahip kentlerden ikisidir. İstanbul kıyı kentleri arasında en çok zarar görecek kentler arasında birinci sıradadır. İklim değişikliğinin kentler üzerindeki etkisi ekonomik kaybı da beraberinde getirecektir. İstanbul’da oluşacak ekonomik kaybın 2030 yılında 200 milyon dolar, 2100 yılında ise 10 milyar dolar olacağı tahmin edilmektedir. İklim değişikliğinin İzmir üzerindeki ekonomik maliyetinin ise 2030’da 132 milyon dolar, 2100 yılında 5 milyar 800 bin dolar olması beklenmektedir (Uncu, 2019: 18, 27).</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turkiyede-buyuksehir-belediyeleri-ve-iklim-degisikligi-yonetimi.html">Türkiye’de Büyükşehir Belediyeleri ve İklim Değişikliği Yönetimi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri Nedir?</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/bir-akademik-yazi-calisma-turu-olarak-bildiri-teblig.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan Akman]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Mar 2023 20:13:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik*]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12773</guid>

					<description><![CDATA[<p>ANA SORU: Akademik Çalışmada “Bildiri”: Türkiye’de ve Dünyanın Başka Akademilerinde Nasıl Anlaşılır; Nasıl Formatlanır; Neden Öyle Yapılır; İşlevi Nedir; Biz Buna Nasıl Bir Format, Nitelik, İşlev Atayabiliriz? &#160; TARTIŞMA SORULARI: Bildiri nedir? Hangi tür toplantılarda bildiri sunulur? Bildiri özetinin ve metnin kapsamı nasıl belirlenir? Bildiri tam metni-kitap bölümü- makale arasındaki farklar nelerdir? Bildiri sunumlarından önce [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/bir-akademik-yazi-calisma-turu-olarak-bildiri-teblig.html">Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><u>ANA SORU:</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Akademik Çalışmada “Bildiri”: Türkiye’de ve Dünyanın Başka Akademilerinde Nasıl Anlaşılır; Nasıl Formatlanır; Neden Öyle Yapılır; İşlevi Nedir; Biz Buna Nasıl Bir Format, Nitelik, İşlev Atayabiliriz?</p>
<p><img title="Vintage-Retro-Newspaper-Style-Statement-Quote-Instagram-Post Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri Nedir?  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12786 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/Vintage-Retro-Newspaper-Style-Statement-Quote-Instagram-Post.jpg" alt="Vintage-Retro-Newspaper-Style-Statement-Quote-Instagram-Post Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri Nedir?  " width="450" height="450" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/Vintage-Retro-Newspaper-Style-Statement-Quote-Instagram-Post.jpg 1080w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/Vintage-Retro-Newspaper-Style-Statement-Quote-Instagram-Post-300x300.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/Vintage-Retro-Newspaper-Style-Statement-Quote-Instagram-Post-150x150.jpg 150w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/Vintage-Retro-Newspaper-Style-Statement-Quote-Instagram-Post-768x768.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 450px) 100vw, 450px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong><u>TARTIŞMA SORULARI:</u></strong></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Bildiri nedir?</li>
<li>Hangi tür toplantılarda bildiri sunulur?</li>
<li>Bildiri özetinin ve metnin kapsamı nasıl belirlenir?</li>
<li>Bildiri tam metni-kitap bölümü- makale arasındaki farklar nelerdir?</li>
<li>Bildiri sunumlarından önce tam metinlerin hazır olması gerekli midir? Yoksa özet kapsamında sunumun yapılmasının ardından getirilen yorumlar ile birlikte sunum sonrasında mı hazırlanmalıdır?</li>
<li>Poster bildiri nedir?</li>
<li>Akademik puanlama açısından bildiri sunmanın ve bildiri tam metninin karşılığı nedir?</li>
<li>Birden fazla araştırmacı ile hazırlanan bildirilerde, araştırmacılar arasındaki iş bölümü nasıl olmalıdır?</li>
<li>Uluslararası ve ulusal bildiri sunumlarındaki farklar nelerdir?</li>
<li>Bildiri metinlerinde dil ve üslup kullanımı nasıl olmalıdır?</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong><u>Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri/Tebliğ Nedir?</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>Tanım:</u></strong> Araştırılan konunun genel hatları ile sözel veya yazılı olarak sunulduğu ve tartışıldığı, tam metnin daha sonra yayımlandığı akademik çalışma türüdür.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir konuda üretilmiş özgün düşünceleri bilimsel bir üslupla çoğu zaman uzmanlardan ve konuya ilgililerden oluşan bir toplantıda sunmak üzere oluşturulan çalışmalardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sos. (Alm. Dekleration, f, Erklärung, f; Fr. communiqué, m, déclaration, f, manifeste, m; İng. declaration, manifesto, paper) 1. Tanınmış ve yetkili bir kişinin, bir kurumun ya da topluluğun herhangi bir <strong><u>durumu, görüşü ya da savı</u></strong> basın ve yayın yoluyla ilgililere duyurmak için yaptığı yazılı açıklama. <strong>2. Bilimsel toplantılarda bir konu üzerinde yapılan açıklama, görüş ve okunan rapo<span style="text-decoration: underline;">r</span> </strong>(<a href="http://terim.tuba.gov.tr/">terim.tuba.gov.tr/</a>).</p>
<p style="text-align: justify;"><u>Sempozyum, kongre, bilgi şöleni, çalıştay gibi bilimsel toplantılarda </u>bir konu üzerinde yapılan açıklama, görüş ve raporun sözlü ve poster şeklinde sunumuna bildiri (tebliğ) denir. (Karagöl, 2020: 410,411).</p>
<p style="text-align: justify;">Tebliğ: Hakemli uluslararası bilimsel <strong><u>konferans, sempozyum veya kongrede</u></strong> sözlü olarak sunulan ve yayımlanan bildiri (Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Toplantı Türleri ve Bildiri Sunumu:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>Ulusal bilimsel toplantı</u></strong>, ulusal seviyede farklı kurumlardan bilim insanlarının bilim kurulunda bulunduğu ve sunumların bilimsel ön incelemeden geçirilerek kabul edildiği toplantıdır. Uluslararası bilimsel toplantı ise farklı ülkelerden bilim insanlarının bilim kurulunda bulunduğu ve sunumların bilimsel ön incelemeden geçirilerek kabul edildiği toplantı olarak tanımlanır (ÜAK, 2018).</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>Uluslararası bilimsel toplantı,</u></strong>tebliğlerin sunulduğu yurt içinde veya yurt dışındaki etkinliğin uluslararası olarak nitelendirilebilmesi için <u>Türkiye dışında en az beş farklı ülkeden sözlü tebliğ sunan konuşmacının katılım</u> sağlaması ve <u>tebliğlerin yarıdan fazlasının Türkiye dışından</u> katılımcılar tarafından sunulması esastır. Ayrıca etkinliğin uluslararası niteliği haiz olup olmadığı hususunda, ödemeye esas teşkil etmek üzere üniversite yönetim kurulu kararının olması gerekir. Tebliğlerin değerlendirilmesinde tebliğin ilgili etkinlikte sunulmuş ve bunun belgelendirilmiş olması (etkinlik programı ve etkinliğe tebliğde ismi yer alan en az bir araştırmacının katılım sağladığını gösterir belge) esastır. Ayrıca değerlendirme için tebliğin elektronik veya basılı olarak etkinlik tebliğ kitapçığında yer alması ve yayımlanmış tam metninin sunulması gerekir. (Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği)</p>
<p style="text-align: justify;">Başlıca toplantı türleri şunlardır:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kongre/Konferans</strong>, belirli bir bilim dalında ya da bilim dallarında yapılan özgün araştırmaların, araştırmayı yapan kişilerce diğer bilim insanlarına sunulması amacıyla yapılan tartışmalı toplantılarıdır (TÜBİTAK Yurt Dışı Bilimsel Etkinliklere Katılımı Destekleme Programı)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Konferans</strong>, tartışmayı, sorun çözmeyi ve istişareyi amaçlayan büyük ve resmi bir toplantıdır. İnsanların bir konu hakkında konuştukları bir platformdur. Akademik konferanslar, iş konferansları, medya konferansları, ticaret konferansları, dini konferanslar vb. gibi çeşitli konferans türleri vardır (pediaa.com)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Çalıştay,</strong> bir grup insanın bir konu hakkında yoğun tartışmalar ve konu ile ilgili etkinlikler yoluyla bilgi edindiği toplantıdır. Çalıştaylar, küçük veya büyük grup tartışmalarını, alıştırmaları ve etkinlikleri ve öğrenilen kavramların pratik uygulamasını içerebilir. Bu çalışmalarda, katılımcılar genellikle öğrenme sürecine tam olarak dahil olurlar. Çalıştaylar, konferanslar ve sempozyumlarla karşılaştırıldığında çalıştaylar doğası gereği daha pratiğe yöneliktir ve uygulamalı oturumlar sunmaktadır  (pediaa.com)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Seminer</strong>, akademik bir toplantı şeklidir. Seminerler, genellikle belirli konulara odaklanan ve yinelenen toplantılardır. Katılımcıların bu toplantılara aktif olarak katılmaları beklenmektedir. Aktif katılım, ilgili konu hakkında tartışmalarla sağlanır. Seminerler her zaman bir lider veya tartışmayı yöneten bir eğitmen tarafından yönetilir (pediaa.com)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sempozyum</strong>, belirli bir alandaki uzmanların belirli bir konuyu tartıştığı bir toplantıdır. Sempozyum kelimesini genellikle farklı toplantı türlerini ifade etmek için kullanılır. Bir sempozyum genellikle birden çok konuşmacıyı içerir. Sempozyum daha resmi veya akademiktir. Belirli bir konuda kısa sunumlar yapan birden fazla uzmanı içerir. Bir çalıştay gibi, genel bir tartışma yerine belirli bir konuya odaklanır, ancak bir çalıştaydan daha az uygulamaya dönüktür  (pediaa.com). Sempozyum, belirli bir konuyu aydınlatmak amacıyla, bilim insanı ve araştırmacıların bir araya geldikleri ve konuşmacıların konunun belirli bölümlerini sundukları tartışmalı toplantılarıdır (TÜBİTAK Yurt Dışı Bilimsel Etkinliklere Katılımı Destekleme Programı)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Çalıştay-Seminer-Sempozyum ve Konferans Nedir?</strong></p>
<p><img title="Ekran-goruntusu-2023-03-03-230907-1-300x178 Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri Nedir?  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12775 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-goruntusu-2023-03-03-230907-1-300x178.png" alt="Ekran-goruntusu-2023-03-03-230907-1-300x178 Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri Nedir?  " width="647" height="384" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-goruntusu-2023-03-03-230907-1-300x178.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-goruntusu-2023-03-03-230907-1.png 760w" sizes="auto, (max-width: 647px) 100vw, 647px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Netice itibariyle bildiri <strong><em>sempozyum, kongre, konferans</em></strong> toplantı türleri için hazırlanmakta ve sunulmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong><u>Amaç:</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bildiri türünün başlıca üç temel amacı bulunmaktadır:</p>
<p>a) Bilinen bir konuya yenilik getirme</p>
<p>b) Değişik görüş ve düşüncelerle yeni tezler ortaya koyma</p>
<p>c) Daha önce ileri sürülen bir tezi çürütme</p>
<p style="text-align: center;"><strong><u>Türleri:</u></strong></p>
<p><strong>a) Poster Bildiri</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bilimsel bir çalışmanın sonuçlarının görsel unsurlar ve anlamlı özetlemeler kullanılarak afiş boyutunda düzenlenmesi ile ortaya çıkan görsel ürün olarak adlandırılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Sos. </em></strong><em>(Alm. Poster-Präsentation, f; Fr. présentation des posters, f; İng. poster presentation)</em> <strong><em>yönb.</em></strong> Aynı alandaki bilimsel çalışmaların sunulduğu bilimsel toplantılarda, çalışmanın <strong><u>görsel yanı ağır bastığında</u></strong>, gezici duvarlarda yazılı bir biçimde sunulması, <u>duvaryazı bildiri sunumu</u> (terim.tuba.gov.tr/).</p>
<p style="text-align: justify;">Bilimsel çalışmaların sunulduğu bilimsel toplantılarda, çalışmanın görsel yanı ağır bastığında, gezici duvarlarda yazılı bir biçimde sunulması, duvaryazı (poster) bildiri sunumudur. Poster bildiri, araştırmacı tarafından tek parça olarak hazırlanır ve bastırılır. <em>Özet (Türkçe ve İngilizce), Anahtar Kelimeler, Giriş, Materyal ve Yöntem, Sonuçlar ve Tartışma, Kaynaklar</em> bölümlerinden oluşur (Karagöl, 2020: 410, 411).</p>
<p><strong>b) Sözlü Sunum</strong></p>
<p>Bilimsel bir çalışmanın sonucunun oturum yöneticisinin yönetiminde ve belirli bir süre içerisinde dinleyenlere anlatılmasıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong style="text-align: justify;"><u>Etik Konular:</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bir kongrede bildiri olarak sunulan çalışma, kongre bildiri metinleri arasında yayımlamadan başka bir yerde (makale, kitap bölümü vb. olarak) yayımlanabilir mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Yayımlanmamış bir bildiri, sonradan makaleye dönüştürülebilir mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Hakem değerlendirmelerinin toplantı kriterlerine ve bilimsel esaslara uygunluğu doğrultusunda seçiciliğine ne kadar dikkat ediliyor?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong><u>Akademik Değeri:</u></strong></p>
<p><strong>a) Doçentlik Kriteri </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Üniversitelerarası Kurul, Doçentlik Kriterleri, <a href="https://www.uak.gov.tr/Documents/docentlik/2022/2022-ekim-donemi/basvuru-sartlari/TA_Tablo11_2022E_27092022.pdf">https://www.uak.gov.tr/Documents/docentlik/2022/2022-ekim-donemi/basvuru-sartlari/TA_Tablo11_2022E_27092022.pdf</a>.</p>
<ul>
<li>Tek yazarlı yayınlarda (makale, kitap, bildiri) yazar tam puan alır.</li>
<li>Çok yazarlı yayınlarda puan yazarlar arasında eşit olarak bölünür.<img title="a-300x131 Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri Nedir?  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12776 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/a-300x131.png" alt="a-300x131 Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri Nedir?  " width="689" height="301" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/a-300x131.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/a.png 733w" sizes="auto, (max-width: 689px) 100vw, 689px" /></li>
</ul>
<p><strong>b) Akademik Teşvik </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/21.5.201811834.pdf">Https://Www.Mevzuat.Gov.Tr/Mevzuatmetin/21.5.201811834.Pdf</a>,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img title="fafaf-1-300x163 Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri Nedir?  "loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12781 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/fafaf-1-300x163.png" alt="fafaf-1-300x163 Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri Nedir?  " width="300" height="163" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/fafaf-1-300x163.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/fafaf-1.png 476w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><img title="fdffd-300x105 Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri Nedir?  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12780 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/fdffd-300x105.png" alt="fdffd-300x105 Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri Nedir?  " width="511" height="179" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/fdffd-300x105.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/fdffd.png 680w" sizes="auto, (max-width: 511px) 100vw, 511px" /></p>
<p>*Üniversite kriterine göre değişim gösterebilmektedir.</p>
<p style="text-align: center;"><strong><u>Süreç:</u></strong></p>
<p><strong>1.Bildiri Özeti</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bildirilerin bilim kuruluna sunumu için hazırlanan ve araştırmanın mahiyeti hakkında kısa bilgi veren metinler, bildiri özeti olarak tanımlanabilir. Bilimsel toplantıdan önce bilim kuruluna gönderilen, araştırmanın problem durumu, amacı, alt problemleri/alt amaçları, yöntemi, ön bulguları ve ön sonuçları gibi bilgilere yer verilen özet metnidir. Bu özet metni, bildiri düzenleme kuruluna ulaştırıldıktan sonra kurul tarafından hakemlere gönderilir. Hakemler, özet bildiri metnini inceleyerek bildirinin söz konusu bilimsel toplantıda kabul edilip edilmeyeceğine karar verirler. Bilimsel toplantı için kabul edilen özetler, bildiri özetleri kitabı olarak basılı veya elektronik ortamda kullanıcılara sunulabilir. <u>Özet, araştırma bittikten sonra yazılmaktadır. </u>Araştırmacıların bilimsel toplantılara özet gönderme aşamasında araştırmayı tamamlayarak özet gönderdikleri düşünülebilir (Karagöl, 2020: 410, 411).</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>a)Yapılandırılmış Özet (Alt başlıklı)</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Amaç/ Önem/ Yöntem/Sonuçlar/ Öneriler</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>b)Yapılandırılmamış Özet (Alt başlıksız)</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> 2.Sunum</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Aynı alandaki bilimsel çalışmaların sunulduğu toplantılarda, çalışmanın, alanda çalışan bilimcilerin önünde sözlü olarak anlatılması ve tartışılmasıdır (http://terim.tuba.gov.tr/)</p>
<p><strong> 3.Tam metin </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Özeti kabul edilen bildiri, bilimsel toplantıda sözlü olarak çeşitli araçlar yardımıyla sunulur. Sunum hâlinde olan bildiri, daha sonra araştırmacının isteğine göre tam metin olarak tam metin kitabında veya herhangi bir dergide yayımlanabilir (Karagöl, 2020: 411).</p>
<p style="text-align: center;"><strong><u>Okuma Önerileri:</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bildiri Nedir? Nasıl Yazılır?, Erişim: <a href="https://www.akademikpersonel.org/bildiri-nedir-nasil-yazilir/">https://www.akademikpersonel.org/bildiri-nedir-nasil-yazilir/</a>,</p>
<p style="text-align: justify;">Bildiri Özeti Nedir? Erişim: <a href="https://www.abstractagent.com/?p=bildiri_ozeti_nasil_hazirlanir">https://www.abstractagent.com/?p=bildiri_ozeti_nasil_hazirlanir</a>,</p>
<p style="text-align: justify;">Fatih Köksal (2020). Bilim Dünyamızın Kanayan Yarasında Yeni İcatlar veya Adı Konulmamış Yayın Etiği İhlalleri, 20(1), Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, s. 209-218.</p>
<p style="text-align: justify;">İlhan Yaylım, Bildiri Özet Yazılması, Sözel ve Poster Hazırlanması, Erişim: <a href="https://medikalfizik.org/uploads/kurs/sunum/Bildiri-ozeti-ve-Sunum-Hazirlama-(ilhan-YAYLIM).pdf">https://medikalfizik.org/uploads/kurs/sunum/Bildiri-ozeti-ve-Sunum-Hazirlama-(ilhan-YAYLIM).pdf</a>.</p>
<p style="text-align: justify;">Karagöl, Efecan (2020). Akademik Yazma Açısından Bildiri Özetleri, Ana Dili Eğitimi Dergisi, 8(2), S. 410-426.</p>
<p style="text-align: justify;">Seçil Aksayan ve Güler Cimete (1999). Sözel ve Poster Bildirisi Hazırlama, Sunma ve Değerlendirilmesine İlişkin Bir Rehber, Atatürk Üniversitesi, Hemşirelik Yüksekokul Dergisi, 2 (1), s.1-10.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p style="text-align: justify;">TÜBİTAK Yurt Dışı Bilimsel Etkinliklere Katılımı Destekleme Programı</p>
<p style="text-align: justify;">https://www.tubitak.gov.tr/sites/default/files/3835/2224_a_2021_yili_cagri_duyurusu_06.05.2021.pdf</p>
<p style="text-align: justify;">What is the Difference Between Workshop Seminar Symposium and Conference, https://pediaa.com/what-is-the-difference-between-workshop-seminar-symposium-and-conference/</p>
<p style="text-align: justify;">Köksal, Fatih (2020).  Bilim Dünyamızın Kanayan Yarasında Yeni İcatlar veya Adı Konulmamış Yayın Etiği İhlalleri, 20(1), Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, s. 209-218.</p>
<p style="text-align: justify;">İlhan Yaylım, Bildiri Özet Yazılması, Sözel ve Poster Hazırlanması, Erişim: <a href="https://medikalfizik.org/uploads/kurs/sunum/Bildiri-ozeti-ve-Sunum-Hazirlama-(ilhan-YAYLIM).pdf">https://medikalfizik.org/uploads/kurs/sunum/Bildiri-ozeti-ve-Sunum-Hazirlama-(ilhan-YAYLIM).pdf</a>.</p>
<p style="text-align: justify;">Karagöl, Efecan (2020). Akademik Yazma Açısından Bildiri Özetleri. Ana Dili Eğitimi Dergisi, 8(2), S. 410-426.</p>
<p style="text-align: justify;">Aksayan, Seçil ve Cimete, Güler (1999). Sözel ve Poster Bildirisi Hazırlama, Sunma ve Değerlendirilmesine İlişkin Bir Rehber, Atatürk Üniversitesi, Hemşirelik Yüksekokul Dergisi, 2 (1), s.1-10.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>TEŞEKKÜR:</strong></span> Bu çalışma Ankara Üniversitesi Yönetim Bilimleri Anabilim Dalı Doktora Programında 2022-2023 yılı Bahar döneminde Prof.Dr. Birgül Ayman Güler yönetimindeki Uzmanlık Alan dersi için hazırlanmıştır. Çalışmaya katkılarından dolayı H.Duygu Bankoğlu&#8217;na teşekkür ederim.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/bir-akademik-yazi-calisma-turu-olarak-bildiri-teblig.html">Bir Akademik Yazı/Çalışma Türü Olarak Bildiri Nedir?</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap İncelemesi: İmparatorluklar</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/12706.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan Akman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2022 18:28:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Analizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12706</guid>

					<description><![CDATA[<p>MERVE SUNA ÖZEL ÖZCAN, İMPARATORLUKLAR, ORİON KİTABEVİ, ANKARA 2021, 396 S.* Merve Suna Özel Özcan, Emperorship, Orion Publishing, Ankara 2021, 396 pgs. İmparatorluklar kitabı, uluslararası ilişkiler alanında siyasi tarih okumalarını baştan sona ele alan; esasında dünya tarihi okuması perspektifini de içinde barındıran bir yaklaşıma sahiptir. Kitapta yazarın temel tezi, büyük güç olma ile imparatorluk arasında [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/12706.html">Kitap İncelemesi: İmparatorluklar</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>MERVE SUNA ÖZEL ÖZCAN, İMPARATORLUKLAR, ORİON KİTABEVİ, ANKARA 2021, 396 S.*</strong><br />
<strong>Merve Suna Özel Özcan, Emperorship, Orion Publishing, Ankara 2021, 396 pgs.</strong></p>
<p><img title="Ekran-goruntusu-2022-12-29-212718-230x300 Kitap İncelemesi: İmparatorluklar  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12707 size-medium aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/12/Ekran-goruntusu-2022-12-29-212718-230x300.png" alt="Ekran-goruntusu-2022-12-29-212718-230x300 Kitap İncelemesi: İmparatorluklar  " width="230" height="300" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/12/Ekran-goruntusu-2022-12-29-212718-230x300.png 230w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/12/Ekran-goruntusu-2022-12-29-212718.png 327w" sizes="auto, (max-width: 230px) 100vw, 230px" /></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">İmparatorluklar kitabı, uluslararası ilişkiler alanında siyasi tarih okumalarını baştan sona ele alan; esasında dünya tarihi okuması perspektifini de içinde barındıran bir yaklaşıma sahiptir. Kitapta yazarın temel tezi, büyük güç olma ile imparatorluk arasında doğrusal bir ilişkinin bulunduğudur. Yazar bu tez kapsamında imparatorlukları geçmişten bugüne devamlılığı olan bir siyasi yapı olarak değerlendirmiş, Vestfalyan Devletler Sistemi içerisinde bu yapıların büyük güç kavramı ile tanımladığını savunmuştur. Çalışmada yazar amacının alanyazındaki imparatorluk sınıflandırmalarına farklı bir perspektiften yaklaşmak olduğunu belirtmiştir. Yazar bu tezini ve amacını sadece genel kuramsal bilgiler ile temellendirmemiş, Rusya Federasyonu örneğinde vaka çalışması da yapmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın konusu geniş bir coğrafya ve zamana uzanmaktadır. Olguları açıklamada yazar çok boyutlu bir analiz gücü ile imparatorlukları ekonomik, kültürel, siyasal ve sosyal yapılarıyla bir arada değerlendirmiştir. Aynı zamanda güncel uluslararası ilişkilerde tartışma konusu olan gelişmeleri tarihsel bir yaklaşımla ele almıştır. Her bölüm sonunda yapılan sınıflandırmalar ile yazar savlarını açık ve akıcı bir dille yazıya dökmüştür. Kitapta Çin İmparatorluğu’ndan Rus İmparatorluğu’na Avrupa imparatorluklarından Osmanlı İmparatorluğu’na tarihin akışını etkileyen büyük imparatorluklara yer verilmiş, bu imparatorluklar arasındaki temas noktaları öne çıkarılmıştır. Kuramsal açıklamalar tarihsel örnekler ile desteklenmiş, incelenen dönemlerin yönünü belirleyen gelişmelerde yazar daha derinlemesine açıklamalar yapmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazarın incelemesinin sonucundaki temel bulgusu ise imparatorlukların bir aktarım süreciyle geçmişten günümüze uzanan yapılar olduğudur. Bu yapılar uluslararası sistemde bugün büyük güç olarak tanımlanmaktadır. Özcan, imparatorluk kavramını sistem değiştiren büyük güç merkezi olarak tanımlanmıştır. Yazarın neden imparatorluklara odaklandığı, çalışmada bu büyük güçlerin tarihin akışındaki etkileri görüldüğünde anlaşılmaktadır. Belirli bir coğrafyada, sınırlı bir teritoryal alanda ortaya çıkan siyasi birim olmayan bu güçler günümüzün sosyal, siyasal ve ekonomik yapısının temelini atmıştır. Ayrıca imparatorlukların dünyasını anlamak, dünya siyasi tarihinin gelişim çizgilerini netleştirmek için bir zorunluktur. Dolayısıyla çalışma özgün ve önemli konu hakkındadır. İmparatorlukları unsurları, özellikleri ve tarihsel örnekleri ile kapsamlı bir şekilde inceleyen yazarın büyük güçlerin doğasını anlamada öne çıkardığı kavramlar evrensellik ve hegemonyadır. Bu iki kavram farklı görünümleri ile halen önemini korumaktadır. Bu nedenle kitabın konusu tarihsel olduğu kadar güncel meselelere de ışık tutmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Dört bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde imparatorlukların tanımı ve unsurları, yapısal ve işlevsel özellikleri incelenmiştir. Bu bölümde geleneksel imparatorlukların üç çeşidi olduğu belirtilmiş, yazar bu dönemdeki imparatorlukları kara, deniz ve karma olarak üzere üç gruba ayırmıştır. İkinci bölümde bu imparatorlukların dönüşüm süreci değerlendirilmiş, imparatorlukların modernleşmesi süreci analiz edilmiştir. Vestfalyan devletler sisteminde yaşanan değişimlerin ve modernleşmenin imparatorlukları nasıl etkilediği sorusu ele alınmıştır. Avrupa ülkelerinde yaşanan devrimler, kapitalizm ve sanayileşmenin getirdiği ekonomik değişim, ulus-devletlerin ve milliyetçiliğin bu analizdeki değişkenler olarak öne çıkarılmıştır. Üçüncü bölümde ise II. Dünya Savaşı sonrasında imparatorluk kavramı yerine kullanılmaya başlayan büyük güç kavramı incelenmeye başlanmış, Soğuk Savaş ve küreselleşme sürecinin büyük güçlerinde doğasında meydana getirdiği etkiler açıklanmıştır. Yazar bu dönemde sistemde öne çıkan dört imparatorluk modelinin olduğunu ifade etmiş; Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hiper-güç imparatorluğu; Avrupa Birliği (AB), yeni Roma İmparatorluğu; Çin Halk Cumhuriyeti zaman ötesi imparatorluk ve Rusya Federasyonu gücün imparatorluğu şeklinde nitelendirilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü bölümde gücün imparatorluğu olarak nitelendirilen Rusya Federasyonu dördünce bölümde çalışmanın örnek inceleme ülkesi haline getirilmiş, Rusya’nın siyasi tarihinden günümüzdeki durumuna yönelik geniş ölçekte saptamalar yapılmıştır. Rusya’nın Batı ile olan ilişkileri, kimlik yaratma yolundaki araçları, enerji politikalarıyla büyük güç olmaya yönelik adımları, Avrasyacılık yaklaşımı gibi birçok alt başlık bu bölümün konusunu oluşturmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitapta karşılaştırmalı tarihsel yaklaşım ve tarihsel sosyoloji metodolojisi takip edilmiştir. Her bölümde konu ile ilgili tabloların ve haritaların kullanılması anlaşılırlığı kolaylaştırılmıştır. Kavramsal çerçevede zamansal ayrım ise geleneksel, modern ve yeni imparatorluk kavramları kapsamında yapılmıştır. İmparatorlukların doğası ve değişen yapısı işlevsel ve yapısal olmak üzere incelenmiştir. Bu incelemede emperyal yayılım, hegemonya ve çevre-merkez ilişkisi-askeri, iktisadi, sosyo-kültürel ve siyasi-ideolojik değişkenler alt kriter kullanılmıştır. Özcan kronolojik bir yöntem izlemek yerine bağlantıları kurarak, Batılı araştırmacıların baskın görüşlerinin etkisine kapılmadan kendi özgün yaklaşımını ortaya koyma derdindedir. Kitapta araştırmacılara önemli bir yöntembilimsel ikazda da bulunmaktadır. Yazarın bu ikazı oldukça yerinde ve önemlidir. Batı zihin dünyasının yarattığı kavramların etkisinden kalmak, tarihe tek bir noktadan bakmak gerçekliğin tam olarak anlaşılamaması kadar, bilimsel açıdan da sorunlu bir durumdur. Kitap, bu sorunlu duruma düşmemesi nedeniyle incelemeye değer görülmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitaptaki devamlılık ve miras vurgusu oldukça kıymetlidir. Çünkü Batı’nın kendi dışındaki dünyayı öteki ve barbar olarak görürken kendi tarihini bir devamlılık üzerine kurmakta, ötekinin tarihini ise kopukluk olarak tanımlamaktadır. Fakat tarih Batılı düşüncenin bu iddialarını doğrulamamaktır. Coğrafya ve zaman düzlemindeki izleri takip etmek, dönemsel olarak yükseliş ve çöküşleri incelemek, tarihe sadece askeri ve siyasi açıdan değil, toplumsal, kültürel ve ekonomik açılardan da bakmak bu büyük yanılgının ortadan kaldırılmasında önemli bir karşı çıkıştır. Yazar bu karşı çıkışı kendi sınıflandırması ile yapmaktadır. Yazarın zamansal olarak 1000 yıldan geniş bir döneme analitik bakışı devamlılık vurgusunun yapılabilmesi için önemli bir tercihtir. Bu tercih kopuklukları gidermekte, imparatorlukların tarih sahnesinde yıldızının parladığı ve söndüğü dönemleri bir bütünlük içinde görmeyi sağlamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışmada kuramsal açıklamaların bir örnek ülke deneyiminde ele alınmasında Rusya Federasyon’un tercihi oldukça yerindedir. Çünkü Rusya Federasyonu büyük güç olma mücadelesinde imparatorluk vurgusunu gerek iç gerekse de dış politikada önemli bir araç olarak kullanmaktadır. İç politikada halkın geçmişle bağının kurulmasında, dış politikada ise yayılmacılık politikalarında bu araç büyük bir destek sağlamaktadır. Yazarın tanımlamasıyla Rusya tarih boyunca gücün arayışında olmuş, uluslararası sistemdeki belirleyici rolünü sürdürmüştür. Bu rolün korunmasında imparatorluk deneyimi ile bağ kurmak da sıkça tercih edilen bir politika olmuştur. Nitekim 2000 yılı sonrasında Rusya Federasyonu’nda Vladimir Putin döneminde bu bağı kurma çalışmalarının en somut örnekleri söz konusudur.</p>
<p style="text-align: justify;">Dördüncü bölümün kurgusunda tüm bu gelişmeler ele alınmıştır. Rusya gibi farklı siyasi sistemleri deneyimlemiş, yoğun sosyal ve ekonomik krizlerle karşılaşmış bir ülkenin tarihini tek bir araştırma sorusu etrafından başarılı ile işlemek yazarın bilimsel yetkinliğini kanıtlamaktadır. Rusya Federasyonu örneği, imparatorluk mirasının önemini oldukça vurgulayıcı bir şekilde açıklamakta, ilk üç bölümde özellikle evrensellik iddiasındaki sosyal ve kültürel değişkenlerin nasıl bir meşruiyet kazandırdığını açıklamaktadır. Yazar tarafından belirlenen değişkenlere yeni maddeler de eklemek mümkündür. Fakat yazar seçtiğini değişkenlerde tutarlıdır. Bu nedenle değişkenlerin araştırma sorusunu açıklama gücü yeterlidir. Tekrarcı ve taklitçi bir kurgudan uzak şekilde araştırmacının kendi kavramlarının ve sınıflandırmasının yer aldığı bu kitapta tarih, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler disiplinlerinin izleri ile kapsayıcı bir bakış açışı bulunmaktadır. Sanayileşme, milliyetçilik, kapitalizm gibi kavramları yoğun olan böyle bir çalışmanın sonucunda okuyucu aklı net, kafasındaki sorulara doyurucu yanıtlar alarak kitabının kapağını kapatmaktadır. Ayrıca yazarın anlatım ve konuyu ele almadaki gücü okuyuculara bir yöntem bilgisi de sunmaktadır. Kitabın her satırında verilen emeğin yansıması görülmektedir. Yazar, okuyucuda her bir imparatorluk modeline ilişkin derinlemesine araştırmalar merakı uyandırmakta, farklı imparatorluk deneyimlerinin bugüne nasıl aktardıklarını incelemeye sürüklemektedir.</p>
<p><strong>Not: Bu kitap incelemesi, Bölgesel Araştırmalar Dergisi 2022 Aralık sayısında yayımlanmıştır. </strong></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/12706.html">Kitap İncelemesi: İmparatorluklar</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/yusuf-akcura-siyaset-ve-iktisat.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan Akman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Sep 2022 18:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Analizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kitap İncelemesi Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat Özet: İlk baskısı 1924 yılına ait olan kitap, Akçura’nın Türk Ocakları’nda verdiği konferanslar ve makalelerinin bir araya getirilmesi ile oluşmuştur. Kitapta bir yandan Akçura’nın işgal yıllarına olan büyük öfkesinin nedenleri, diğer yandan güncelliğini yitirmeyen çeşitli meseleler hakkında ufuk açıcı fikirleri yer almaktadır. Bu fikirlerin oluşum aşamasında İstanbul’da müttefik [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/yusuf-akcura-siyaset-ve-iktisat.html">Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Kitap İncelemesi</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Özet:</strong> İlk baskısı 1924 yılına ait olan kitap, Akçura’nın Türk Ocakları’nda verdiği konferanslar ve makalelerinin bir araya getirilmesi ile oluşmuştur. Kitapta bir yandan Akçura’nın işgal yıllarına olan büyük öfkesinin nedenleri, diğer yandan güncelliğini yitirmeyen çeşitli meseleler hakkında ufuk açıcı fikirleri yer almaktadır. Bu fikirlerin oluşum aşamasında İstanbul’da müttefik kuvvetleri bulunmakta, Lozan görüşmeleri sürmektedir. Diğer bir anlatımla Akçura tarihin Anadolu toprakları için karar verme aşamasında olduğu bir dönemin ruhunu yaşamaktadır.</p>
<p>Kitap İncelemesinin Tam Metnini Okumak İçin<strong>: <a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/09/Kitap-Incelemesi.pdf">Kitap İncelemesi</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><img title="0000000643398-1-1-207x300 Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat  "loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-12681 size-medium" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/09/0000000643398-1-1-207x300.jpg" alt="0000000643398-1-1-207x300 Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat  " width="207" height="300" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/09/0000000643398-1-1-207x300.jpg 207w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/09/0000000643398-1-1.jpg 276w" sizes="auto, (max-width: 207px) 100vw, 207px" /></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/yusuf-akcura-siyaset-ve-iktisat.html">Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Bilim Araştırmalarında Seyahatnamelerin Yeri:  Lisansüstü Tezler Üzerinden Bir İnceleme</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/sosyal-bilim-arastirmalarinda-seyahatnamelerin-yeri-lisansustu-tezler-uzerinden-bir-inceleme.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan Akman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2022 20:12:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12525</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZET Seyahatnameler, seyyahların bir coğrafyadaki gözlemlerinden hareketle, o coğrafyanın fiziki özellikleri, coğrafyada yaşanan toplumun sosyal yapısı ve insanların gündelik yaşamı gibi birçok farklı alandaki izlenimlerini anlattığı eserlerdir. Seyahatnameler genellikle gezi yazısı, günlük gibi diğer edebi türler ile ilişkilendirilerek edebi açıdan incelenmekte, sosyal bilim araştırmalarında ise yeterli ilgiyi görmemektedir. Bir coğrafyada belirli bir zamandaki sosyal, ekonomik [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/sosyal-bilim-arastirmalarinda-seyahatnamelerin-yeri-lisansustu-tezler-uzerinden-bir-inceleme.html">Sosyal Bilim Araştırmalarında Seyahatnamelerin Yeri:  Lisansüstü Tezler Üzerinden Bir İnceleme</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>ÖZET</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Seyahatnameler, seyyahların bir coğrafyadaki gözlemlerinden hareketle, o coğrafyanın fiziki özellikleri, coğrafyada yaşanan toplumun sosyal yapısı ve insanların gündelik yaşamı gibi birçok farklı alandaki izlenimlerini anlattığı eserlerdir. Seyahatnameler genellikle gezi yazısı, günlük gibi diğer edebi türler ile ilişkilendirilerek edebi açıdan incelenmekte, sosyal bilim araştırmalarında ise yeterli ilgiyi görmemektedir. Bir coğrafyada belirli bir zamandaki sosyal, ekonomik ve siyasal durum hakkında bilgilerin bulunduğu bu eserlerin sosyal bilim araştırmalarında inceleme aracı olarak kullanımı metodolojik açıdan tartışmalı bir konudur. Seyyahların verdiği bilgilerin doğruluğuna ve gerçekliğine yönelik kuşkular bu tartışmaların merkezinde yer almaktadır. Diğer yandan seyahatnamelerin yazarları ticari, dini, siyasi gibi birçok farklı amaçla seyahat edebilmektedir. Bu durum seyyahların aktardığı bilgilerin kişisel yorumlarını yansıttığı, eserlerin seyyahın kendi sosyolojik ve psikolojik durumunun etkisi ile şekillendiği gibi eleştirilere neden olmaktadır. Seyahatnamelerde anlatılan döneme, olaya veya coğrafyaya ait bilgilerin diğer kaynaklardaki bilgilerle karşılaştırılması yöntemiyle seyahatnamelerin kaynak olarak kullanımdaki metodolojik sorunlar aşılmaya çalışılmaktadır. Bilimsel araştırmalarda seyahatnamelerden kaynak olarak yararlanmadaki tüm bu zorluklara rağmen sosyoloji, edebiyat, siyaset bilimi ve yönetim bilimi gibi birçok bilim dalında seyahatnamelerde yer alan bilgilerden faydalanılmaktadır. Bu çalışmada, sosyal bilim araştırmalarında seyahatnamelerin yeri sorgulamakta, bu sorgulama lisansüstü tezler üzerinden yapılmaktadır. Çalışmada, araştırma problemine yönelik mevcut durumu belirlemek için betimsel bir araştırma tipi tercih edilmiştir. İlk olarak seyahatnamelerin sosyal bilimler açısından kaynak olarak kullanımının metodolojik açıdan durumu değerlendirilecek, daha sonra Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Tez Merkezi’nde yer alan “seyahatnameler” başlığıyla yazılan tezlerden hareketle hangi bilim alanlarında seyahatnamelerinin inceleme aracı olarak tercih edildiği, tezlerde yoğun olarak hangi seyahatnamelerin ele alındığı değerlendirilecektir. Bu değerlendirmelerin sonuçlarından hareketle sosyal bilim araştırmalarında seyahatnamelerin kaynak olarak kullanımına yönelik önerilerde bulunulacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> Seyahatname, Sosyal Bilim, Araştırma, Lisansüstü Tez, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi</p>
<p><strong>Makaleyi Okumak İçin:<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/04/Sosyal-Bilim-Arastirmalarda-Seyahatnamelerin-Yeri-Lisansustu-Tezler-Uzerinden-Bir-Inceleme.pdf">Sosyal Bilim Araştırmalarda Seyahatnamelerin Yeri Lisansüstü Tezler Üzerinden Bir İnceleme</a></strong></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/sosyal-bilim-arastirmalarinda-seyahatnamelerin-yeri-lisansustu-tezler-uzerinden-bir-inceleme.html">Sosyal Bilim Araştırmalarında Seyahatnamelerin Yeri:  Lisansüstü Tezler Üzerinden Bir İnceleme</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
