﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Görüş | Akademik Kaynak</title>
	<atom:link href="https://www.akademikkaynak.com/sosyalbilimler/gorus/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<description>Akademik Düşünce Enstitüsü yayın organı akademikkaynak.com - bilimin ışığıyla.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 06 Apr 2023 17:10:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/cropped-akademikkaynak-fovicon-32x32.png</url>
	<title>Görüş | Akademik Kaynak</title>
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yusuf Has Hacip ve Montaıgne Eserlerinin Değerler Eğitimi Açısından Karşılaştırmalı Analizi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/yusuf-has-hacip-ve-montaigne-eserlerinin-degerler-egitimi-acisindan-karsilastirmali-analizi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Eda Kibar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Mar 2023 18:45:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Görüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12815</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZET          Bu çalışmada “nasihatname” niteliğinde yazılmış olan; Yusuf Has Hacip’in “Kutadgu Bilig” ve Montaigne’nin “Denemeler” isimli iki önemli eseri okuyan fertlerin hangi değerleri kazanacağı ortaya konmaya çalışılmıştır bu amaca bağlı olarak; eserlerin benzerlikleri ve farklılıkları karşılaştırılmış, elde edilen sonuçlar değerler eğitimi açısından değerlendirilmiştir.         İki eserde de insan, toplum ve devlet düzenine dair erdem, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/yusuf-has-hacip-ve-montaigne-eserlerinin-degerler-egitimi-acisindan-karsilastirmali-analizi.html">Yusuf Has Hacip ve Montaıgne Eserlerinin Değerler Eğitimi Açısından Karşılaştırmalı Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img title="kutadgu-bilig-yusuf-has-hacip-690x460-2-300x200 Yusuf Has Hacip ve Montaıgne Eserlerinin Değerler Eğitimi Açısından Karşılaştırmalı Analizi  "fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-12821" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/kutadgu-bilig-yusuf-has-hacip-690x460-2-300x200.jpg" alt="kutadgu-bilig-yusuf-has-hacip-690x460-2-300x200 Yusuf Has Hacip ve Montaıgne Eserlerinin Değerler Eğitimi Açısından Karşılaştırmalı Analizi  " width="300" height="200" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/kutadgu-bilig-yusuf-has-hacip-690x460-2-300x200.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2023/03/kutadgu-bilig-yusuf-has-hacip-690x460-2.jpg 690w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p style="text-align: center;"><strong>ÖZET</strong></p>
<p style="text-align: justify;">         Bu çalışmada “nasihatname” niteliğinde yazılmış olan; Yusuf Has Hacip’in <em>“Kutadgu Bilig”</em> ve Montaigne’nin <em>“Denemeler”</em> isimli iki önemli eseri okuyan fertlerin hangi değerleri kazanacağı ortaya konmaya çalışılmıştır bu amaca bağlı olarak; eserlerin benzerlikleri ve farklılıkları karşılaştırılmış, elde edilen sonuçlar değerler eğitimi açısından değerlendirilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">        İki eserde de insan, toplum ve devlet düzenine dair erdem, adalet, dürüstlük, toplum düzeni, merhamet, tövbe-vicdan temizliği, çocuk eğitimi, mutluluk, bilgi, akıl, dostluk, ölçülü olma, kader, evlilik gibi benzer kavramlar olduğu görülmüştür. Biz bu çalışmamızda bu kavramlardan erdem, mutluluk, adalet, dostluk ve çocuk eğitimi konusundaki benzerlikleri ortaya koymaya çalıştık. Her iki yazarın da bu kavramları evrensel boyutta inceleyerek yazdıkları aynı zamanda bu eserler ile insanlığa rehber olarak el uzattıkları görülmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">        Eserlerde benzer kavramlar olmasına nazaran Yusuf Has Hacip’ in beyitleri insana ve topluma dair Kuran ve sünnetin vermiş olduğu mesajlarla benzeşmeler gösterirken Montaigne ise insana ve topluma dair düşüncelerini kendi yaşadığı deneyim ve tecrübelerinden yola çıkarak etik değerlerini referans olarak aldığını söyleyebiliriz. Türk İslam edebiyatının ilk eserleri olan Kutadgu Bilig, İslam dinin tanınmasına ve anlaşılmasına rehber olarak görülebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">       Çalışmanın sonucunda, iki eserde de yer alan ortak değerlerin, MEB ve UNESCO’nun onayladığı temel değerlerle aynı özellikleri taşıdığı görülmektedir. Bu bulgulara dayanarak 1000 yıl öncesinde yada 1000 yıl sonrasında tarih ve toplum ne olursa olsun insanların bir arada mutlu ve huzurlu yaşaması için sözü edilen değerlerin var olmasının gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Anahtar Sözcükler: </strong>Kutadgu Bilig, Denemeler, Değerler Eğitimi</p>
<p style="text-align: justify;">       <strong>Yusuf Has Hacip ve “Kutadgu Bilig”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">       Hakkında çok fazla bilgiye sahip olunamayan Yusuf Has Hacip’ in 1017 – 1077 seneleri arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Balasagun şehrinde doğduğu, Türk ve Müslüman bir aileye mensup olduğu bilinmektedir. Balasaunlu Yusuf 1070 senesinde 18 aylık çalışmasının sonucunda Karahanlı hükümdarı Melik Buğra Han’a mesnevi tarzında yazdığı “Kutadgu Bilig” isimli eserini sunmuştur. Bu eser Türk edebiyat tarihinin ilk nasihatnamesidir. Eseri değerli bulan Melik Buğra Han Balasagunlu Yusuf’a halka ilişkilerden sorumlu anlamına gelen “ has hacip ” ünvanını vererek onu yüceltmiş, takdir etmiş ve daha sonra Yusuf Has Hacip’i en yüksek Karahanlı devlet memuriyetlerinden biri olan baş vezir yardımcılığına getirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">     Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig isimli eseriyle Türk İslam edebiyatının bilinen ilk yazarı olmuştur. Yazar bu eserinin ismini, okuyanın elinden tutup ona yol göstersin (350) diye “Mutluluk veren bilgi” ya da “Devlet olma bilgisi” anlamına gelen Kutadgu Bilig koyduğunu söyler. Kitabı yazmasının amacını şu şekilde belirtir:</p>
<p style="text-align: justify;"><em> “Sözümü söyleyip kitabı bitirdim</em>                                                                                                  <em>Her iki dünyayı tutman için eline sundum” </em>(351)</p>
<p style="text-align: justify;">      Burada yazar iki dünya için faydalı olacak bir kitap yazıp sözünü söylediğini belirtmiştir. Bu önemli eser dört temel değeri temsil eden şahsiyetlerin diyaloğu üzerine yazılmıştır. Birincisi adalettir ve yazar bunu sembolik karakter olan Hakan Kün-Toğdı üzerinden anlatır. Kün-Toğdı günümüz Türkçesi ile “Gündoğdu” anlamına gelmektedir. İkincisi devlet yani mutluluktur, yazar bu değere Ay-Toldı adını vererek vezir yerine koymuştur. Üçüncüsü akıldır, akıl vezirin oğlu Ögdülmiş üzerinden anlatılır. Sonuncusu ise akıbettir, vezirin kardeşi Odgurmış tarafından sembolize edilir. (353-357) Yusuf Has Hacip bu karakterlerle okuyucuya nasihatlerde bulunur.</p>
<p style="text-align: justify;">      Eserin giriş kısmında “Ey bu kitabı makul bulan ve Türkçe esere hayretle bakan kimse, bil ki, bu kitap herkese yarar, fakat memleket ve şehirleri idare için, hükümdarlara daha çok faydalı olur.” ifadesi ile eserinin evrenselliği vurgulamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>    Michel de Montaigne ve “Denemeler”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">     Batı felsefecisi olarak bilinen Montaigne 1533 – 1592 yılları arasında yaşamıştır. Katolik inancına mensup soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Montaigne’ nin, Hukuk ve edebiyat tahsili gördükten sonra Bordeaux parlamentosunda belediye başkanlığı ve milletvekilliği yaptığı da bilinmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">      En önemli eseri denemelerdir. “Denemeler” Montaigne’ nin eserinin ismi olmasının yanında , edebiyata kazandırdığı önemli bir tür olarak bilinmektedir. Montaigne eserinden “Doğru sözlü kitap” olarak bahseder ve eserinin giriş kısmında kendisinden ve yaşadıklarından yola çıkarak insanlığa bir rehber olmak amacıyla yazdığını belirtir. Serbest bir üslup kullanan Montaigne eserinde insana ve insanlığa ait bütün bilgi birikimini en sade anlatımla okuyucuya ulaştırmaya çalışmıştır. Denemeler eserini yazarken kendini insanların bir örneği olarak görür çünkü “Her insanda insanlığın tüm halleri vardır.” düşüncesini benimser bu sebeple önce kendini gözlemler, inceler ve tanımaya çalışır. Bir   insanın iyi insan olması kendisini tanımasıyla başladığını söylemektedir. “Kendini tanımak bilgeliğin ve bilginliğin temeli sayılır.” felsefesini savunan Montaigne’ nin eserindeki temel düşünce kendini tanımak ve daha sonrasında bütün haller içerisinde insanı tanımaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">      Montaigne Denemeler kitabını adalet, mutluluk, erdemler, insan tabiatı, eğitim ve sabır gibi değerler üzerine yazmıştır. Kendi savunduğu değerlerin haklılığını ispatlamak için Cicero, Seneca, Ovidius gibi kişilerin düşüncelerine yer vermesinin yanında filozofların ve tarihi kişilerin yaşamlarından da alıntılar yapmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">      Montaigne’ nin denemelerinin ilk baskısı 1580 yılında iki cilt halinde yayınlanmış sonrasında sayısız düzenlemeler yaptığı eserine üçüncüsünü ekleyerek 1582 yılında ikinci baskısını üç kitap olarak yayınlamıştır.  Tüm yaşamını denemelerinde adamış olan Montaigne’ nin   başka eseri olmadığı bilinmekle beraber eserine ait şu ifadeleri kullanmıştır: “Ben kitabımı yaptığım kadar da kitabım beni yaptı.”</p>
<p style="text-align: justify;">     Montaigne’ nin bir başka eseri de 1580-1581 yıllarında Avrupa’yı dolaşarak yazdığı 17 aylık gezinin notlarından oluşan “İtalya Seyahati Günlüğü” kitabıdır. Fakat bu kitap çok fazla bilinmemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>    Yöntem</strong></p>
<p style="text-align: justify;">     Araştırmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Doküman incelemesi, araştırılması hedeflenen olgu veya olgular hakkında bilgi içeren yazılı materyallerin analizini kapsamaktadır (Yıldırım-Şimşek, 2006;189). Sözü edilen her iki eserde de yer alan değerler ile ilgili açıklama, nasihat ve bilgi içeren yazılar tespit edilmiştir. İki eserde de yer alan ortak değerlerin, MEB ve UNESCO’nun onayladığı temel değerlerle aynı özellikleri taşıdığı ortaya konulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>    Bulgular ve Tartışma</strong></p>
<p style="text-align: justify;">     Devlet yönetiminde yöneticilik yapmış olan Yusuf Has Hacip ve Montaigne insan ve toplum değerlerini evrensel boyutta inceler, sosyal ilişkilerde, idarede ve toplum düzeninde erdemi, adaleti, bilgiyi, dostluğu, çocuk eğitimini, ölçülü olmayı, dürüstlüğü, mutluluğu ve aklı ön plana çıkartır.</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><strong>Erdem</strong></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">      Her iki eserde de erdem değerine geniş bir yer verdiği görülmektedir. Yusuf Has Hacip eserinde erdemin temeline bilgiyi koyar ve erdemin herhangi bir bilgiye değil doğru, faydalı olan bilgiye sahip olunması gerektiğini vurgular. Erdemi insanın kendini, benini bilmesi olarak tanımlar:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Bu bilgiyle kendi başın döner </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Bilemez kendini kendini kendinde uzak </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Bilgi bil, adam ol, yücelt kendini </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Ya da hayvan adını al, insanlardan uzaklaş” (6610-6611)</em></p>
<p style="text-align: justify;">      Montaigne erdemi insanın kendini bilmesi olarak tanımlar. Eserinde erdemden arınmış kaba ve duygusuz kimseler dünya nimetlerinin zenginliğinde boğulacağını söyler. Gerçek erdem sahibi kişilerin dünya nimetlerinden faydalandığını fakat bunu aşırılığa ve israfa kaçmadan belli bir ölçü içerisinde yaptıklarını vurgular: <em>“Gerçek erdem zengin, kudretli ve bilgili olmasını, mis kokulu yataklarda yatmasını bilir. Hayatı sever; güzelliği de, şanı ve onuru da sağlığı da sever. Fakat onun öz be öz işi, bu nimetleri ölçü ile kullanmasını ve yiğitçe bırakıp gitmesini bilmektir.”</em></p>
<ol style="text-align: justify;" start="2">
<li><strong>Mutluluk</strong></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">     Her iki müellifinde eserlerinde mutluluğa atıf yaptığı görülmektedir. Kutadgu Bilig’de bahsedilen kut kelimesi, mutluluk, ikbal anlamlarına geldiği görülmektedir. Eserde mutluluğu Ay-Toldı yani vezir temsil eder. Ay-Toldı karakterini ayın karakterine benzediği için bilgelerin kendisine bu ismi verdiğini söyler:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ay-Toldı, bilgeler benim adımı </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ve yapımı aya benzetirler dedi</em> (730)</p>
<p style="text-align: justify;">Ay-Toldı’nın temsil ettiği mutluluk kavramı ay gibi kontrol edilemez, değişken ve geçicidir, hiçbir gün diğeri gibi olmaz. Ay ancak dolunay olup dolunca dünyaya faydası olur ve insanlar ondan aydınlık alır. Yusuf Has Hacip  mutluluğun aldatıcı olduğunu, ona gönül bağlamamak gerektiğini vurgular. Ay-Toldı eserin 581. beyitinde hükümdarla tanışır, Kün-Toğdı ve Ay-Toldı ikisi birlikte bir iktidar oluşturur fakat  1045. beyitte Ay-Toldı hastalanır, 1520. beyitte ölür. Bu sebeple eserdeki yeri sadece 940 beyitten oluşmaktadır. Bu durum aynı ayın dolunay süresi gibi geçici ve kısadır.</p>
<p style="text-align: justify;">     Montaigne’ ye göre doğada hiçbir şey saf halde bulunmaz tıpkı keder ve mutluluk gibi. Bunların bazı ilişkilerle kendiliğinden birleşmekte olduğunu ifade eder. Yazar insanın mutluluğunun ancak ölümden sonra mümkün olacağını söyler ve insanın hayatının değişken olduğunu kimsenin son gününü yaşamadan mutlu sayılamayacağını savunur. Bununla birlikte günlük hayat ve mutluluk arasında ilişki kurar ve hayatı fazla ciddiye alan, telaşlı, gergin kişilerin mutluluktan uzak olduğunu belirtir.</p>
<ol style="text-align: justify;" start="3">
<li><strong>Adalet</strong></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">     Yusuf Has Hacip, eserinde adaleti Kün-Toğdı ile sembolize etmektedir. Kün-Toğdı yani günümüz Türkçesiyle “Gündoğdu” hükümdardır ve adaleti temsil etmektedir. Hükümdarın özelliklerini  güneşe benzetir bu sebeple ismine Kün-Toğdı der:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Hakan dedi: Bilge benim tavrımı </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Görüp güneşe benzeterek verdi bu adımı </em>(824)</p>
<p style="text-align: justify;"><em> </em>Güneş her zaman parlaktır, doğunca bütün dünyayı aydınlatır ve bütün halka eşit şekilde erişir. Hükümdar da halk için çalışır, hizmet eder ve herkes ondan nasibini alır. Eserde törenin vazgeçilmez olduğu belirtilir ve adalet kavramı törenin (kanunun) tarafsız olarak uygulanması olarak tanımlanır. Yöneticilerin adalete sarılması halinde halkın mutlu olacağına işaret eder ve toplumdaki düzenin adaletle sağlanacağına dair mesajlar verdiği görülür.</p>
<p style="text-align: justify;">     Yusuf Has Hacip eserde hükümdarın üç ayaklı bir kürsüde oturduğunu, bu üç ayaklı kürsünün toplumsal düzeni temsil ettiğini ve üç ayaklı şeylerin düz durduğunu, düz olan şeylerinde eğrilmeyeceğini söyler. Üç ayaklı kürsü hüküm verme, adaleti sağlama ve cezalandırma gibi üç temel değer üzerine kuruludur. Hükümdar toplumsal düzeni sağlamada kendi tavrının da eğrilmez, doğru bir tavır olması gerektiğini tasvir eder. Elinde bir bıçak tuttuğunu ve bu bıçakla davacının işini uzatmadan kestiğini söyler. Yani adaleti geciktirmeden davalıyı daha fazla mağdur etmeden uyguladığını belirtir. Tasvirde hükümdarın sağında şeker, solunda acı ot bulunur. Sağındaki şekerin, adaleti bulanları temsil ettiğini ve onların şeker gibi tatlı ayrıldığını söyler. Solundaki acı otun ise zorbalar için olduğunu ve adaleti bulunca acı ot içmiş gibi olduklarını ifade eder. (801-816) Adaleti ve yasaları herkese eşit şekilde uyguladığını ve kimsenin kimseden üstünlüğünün olmadığını anlatır:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Gerek oğlum olsun, yakın ya da yabancı                                                                        </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Gerek yolcu olsun, konup geçici                                                                                       </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Yasada ikisi de bana birdir                                                                                                </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Karar verirken farklı değildir”</em> (817-818)</p>
<p style="text-align: justify;">   Montaigne’ ye göre adalet önünde kimsenin kimseden üstünlüğü olmadığını söyler. Ona göre kral ile köle, rütbeli ile kendi halinde olan, kadın ile erkek arasında fark yoktur. “Hepsinin ruhları aynı kalıptan çıkmadır” der yani bütün ruhların bir yaratıcı tarından yaratıldığını ve çıplakken kimsenin kimseden farkı olmadığını söyler. Montaigne insanın gerçek değerinin ancak kendi benliğine ait olanlarla belirlenmesi gerektiğini savunur ve Terrence’nin sözüne yer vererek eşitsizliğin eleştirisini yapar: <em>“Ah! Bir insan diğer bir insandan ne kadar farklı olabilir ki…” </em>(Montaigne,2019:116)</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/yusuf-has-hacip-ve-montaigne-eserlerinin-degerler-egitimi-acisindan-karsilastirmali-analizi.html">Yusuf Has Hacip ve Montaıgne Eserlerinin Değerler Eğitimi Açısından Karşılaştırmalı Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi&#8217;nden Hareketle Hayvanların Sahip Olduğu Haklar ve Bu Noktada İnsanlara Düşen Vicdani Yükümlülükler</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/evrensel-hayvan-haklari-beyannamesinden-hareketle-hayvanlarin-sahip-oldugu-haklar-ve-bu-noktada-insanlara-dusen-vicdani-yukumlulukler.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Büyükiba]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2022 05:32:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Barınaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Geçmişten günümüze hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan dernekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan hastaneleri ve bakımevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sokak hayvanları.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12616</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlar doğanın bir parçasıdır; doğanın parçası insanlarla hayvanlar arasındaki bağ, öteden beri tartışma konusudur. Hayvanlara yüklenen her anlam beraberinde yeni bir tartışmayı getirmiştir. Oysaki ortak görüş; hayvanı bir nesne statüsünden kurtarmak acılara, sevinçlere etrafında olup bitenlere karşı duyarlı bir canlı olduğunu kabul etmek olmalıdır. Vicdanları rahatlatmak adına çıkarılan yasalar, hayvanları hak sahibi kılmamaktadır. Dolayısıyla bir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/evrensel-hayvan-haklari-beyannamesinden-hareketle-hayvanlarin-sahip-oldugu-haklar-ve-bu-noktada-insanlara-dusen-vicdani-yukumlulukler.html">Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi’nden Hareketle Hayvanların Sahip Olduğu Haklar ve Bu Noktada İnsanlara Düşen Vicdani Yükümlülükler</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Hayvanlar doğanın bir parçasıdır; doğanın parçası insanlarla hayvanlar arasındaki bağ, öteden beri tartışma konusudur. Hayvanlara yüklenen her anlam beraberinde yeni bir tartışmayı getirmiştir. Oysaki ortak görüş; hayvanı bir nesne statüsünden kurtarmak acılara, sevinçlere etrafında olup bitenlere karşı duyarlı bir canlı olduğunu kabul etmek olmalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Vicdanları rahatlatmak adına çıkarılan yasalar, hayvanları hak sahibi kılmamaktadır. Dolayısıyla bir hayvanın hakkını dile getirmek ve savunmak yükümlülüğü bireylere, onların oluşturduğu topluma aittir. Hayvanların haklarının ihlal edilmesi, barınma, karınlarını doyurma, tedavi ettirme gibi durumlarının karşılanmaması, ahlaki değerler kaybedildikçe artan hayvanlara şiddet eğilimleri (taciz, tecavüz, işkence vb.) insani birer sorundur. Üstelik hayvanların haklarını korumak adına çıkartılan yasalar da uygulayıcılarının insafına bırakılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Geçmişten günümüze dünyada ve Türkiye’deki “hayvan hakları” yasaları incelendiğinde sokak hayvanlarının da şehirlerle bütünleşmiş bir tarihçesi olduğu görülecektir. Eski zamanlarda hayvanlar, yaşanılan sokakların bir parçası olarak kabul görürken modernizmle beraber kimi ahlaki değerlerinden uzaklaşan insanoğlu hayvanları sirklere, hayvanat bahçelerine, barınaklara, eğlence parklarına (yunus, fok vb.), hobi amaçlı avlanmaya dahası sevgisizliğe, açlığa ve kimsesizliğe mahkûm etmiştir. Tarih boyunca farklı topluluklarda kimi hayvanlar kutsallığıyla anılmış bir nevi yaşanılan kültürün sembolü olmuştur. Örneğin; <strong>“at”</strong> Türk toplumlarında evcilleştirilmiş; bilgelik, bağlılık, özgürlük sembolü olarak kabul edilmiş ve kahramanının en yakın yoldaşı olmuştur. Hint mitolojisinde en kutsal hayvan olarak kabul gören <strong>“inek”</strong> bereket ve uğur getirme anlayışla bugün de Hindistan sokaklarında özgürce dolaşmaktadır. Bizans Dönemi’nde anlatılara göre İstanbul bir <strong>“kedi” </strong>şehri olmuştur. <strong>“Aslan”</strong> ise Mısır uygarlıklarında sfenks şeklinde tasarlanmış ve devletin koruyuculuğunu simgeleşmiştir. Peki, geçmişte farklı kültürlerdeki kutsal ve dokunulmazlık kavramlarıyla bütünleşen hayvanlar bugün doğanın ve insan hayatının neresindedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">İnsanı, ekosistemin bir parçası olmaktan çıkarıp canlılar merkezinin en üst kısmına oturtma eğiliminin tarihçesi oldukça eskidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Hayvanlarla ilgili sistematik ve kapsamlı felsefi ilk sorgulamalar Aristoteles’in eserlerinde görülmüş ve hayvanlara ilişkin düşünce kalıplarının etkisi ise Aydınlanma Çağı’nın sonuna kadar devam etmiştir. İnsan ve doğa arasındaki amansız savaş çok eski zamanlarda  başlamıştır. Ancak hayvanlar ve doğa ne kadar zarar görmüşse bu durum karşıt söylemlerin de o denli güçlü olmasına sebep olmuştur. Hayvan hakları konusunda uluslararası düzeydeki en önemli metin, <strong>“Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi”dir. </strong>Beyanname 15 Ekim 1978 tarihinde Paris’teki Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Merkezi’nde törenle ilan edilmiştir (AB Bakanlığı, 2011). Beyanname öncesinde Avrupa’da ve Türkiye’de de hayvanlarla ilgili kimi olumlu girişimlerde bulunulmuştur. Ancak temel nokta, bunları uygulama konusundaki yetersizlikler ve uygulayıcıların sergiledikleri bireysel inisiyatiflerdir. Son zamanlarda sosyal medya ve kitle iletişim araçları aracılığıyla öğrendiğimiz ya da olayı yaşayarak şahit olduğumuz “hayvanlara yönelik şiddet eğilimleri” (barınma, beslenme ihtiyaçlarının karşılanmaması, evcil hayvanların sahipleri tarafından terk edilmesi, kimsesiz hayvanlara yönelik taciz, tecavüz gibi…) bu konuda her bireyin ve toplumun büyük sorumluluğu olduğunun altını bir kez daha çizmiştir. Tarih boyunca olduğu gibi hayvanlar geçmişteki saygınlığına kavuşturulmalı (buradaki amaç, hayvanı kutsallaştırmak veya bir kültürün sembolü hâline getirmek değildir.), insanlar; hayvanlar ve bitkilerle ekosistemin bir parçası olduğunu kabul etmeli ve egosisteminin esiri olmamalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Bir yaşamın öznesi olmak yalnızca dünyada olmak değildir. Bir yaşamın öznesi olanlar, yaşayan ve ölen bitkilerden farklı olarak canlı maddeden daha fazlasıdır; bir yaşamın öznesi olanlar yaşamlarının deneyim merkezidirler; hayatları başkaları tarafından değer verilip verilmediğinden bağımsız olarak kendileri için daha iyi veya daha kötü geçmiş olan bireylerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Bugün, hayvanlar dört bir tarafı insanlar tarafından işgal edilmiş bir dünyada yaşamaktadırlar. İnsanların yaşam alanları büyüdükçe özellikle yabani hayvanların ve sokak hayvanlarının yaşam alanları aynı ölçüde daralmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Homo Sapiens’in diğer türlerle kurmuş olduğu ilişki farklı biçimlerde ortaya çıkmış, insan ve diğer hayvanlar arasındaki ilişkiler ağı çağlar boyunca diğer türler için yıkıcı olmuştur. Bu yıkıcı ilişkinin yaşandığı tarihsel süreç içerisinde birçok tür yeryüzünden silinmiş, birçoğu da evcilleştirilmiştir. Günümüzde insan varlığının gezegen üzerinde giderek yayılması sonucu yabani hayvanların yaşam alanları hızla istila edilmekte, diğer taraftan endüstriyel üretimle birlikte hayvanlar, uygunsuz koşullarda büyütülmekte, doğar doğmaz anne ya da yavrularından ayrılmak zorunda bırakılmakta ve kısacık ancak acı dolu yaşam sürelerinin ardından ölüme gönderilmektedir. <strong>Acıdan uzak yaşamak her canlının hakkıdır. Ve dünyanın neresinde olursa olsun hangi canlı bir haksızlığa, işkenceye, acıya uğramışsa bu yüksek sesle dile getirilmelidir.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">İnsan modern zamanla beraber bencilliğine yenildikçe dünya üzerindeki yegâne canlının kendisi olduğunu düşünmeye başlamış ve sokağını paylaştığı, aynı havayı soluduğu, aynı toprağa bastığı kedi, köpek, inek, kaplumbağa, arı, güvercin, karınca gibi pek çok hayvanı görmezden gelmeye hatta daha da ileri giderek onların yaşam hakkına kastetmeye başlamıştır. Oysaki yaşam hakkı kutsaldır ve Allah katında yarattığı her canlı inanlar için eşit haklara sahiptir. Yani insan türünün diğer türlerden bir üstünlüğü yoktur. Farklılık olarak nitelendirilebilecek aklını kullanma, iradesine sahip çıkma, el işliği ile alet ve edevat yapma becerisini de sadece kendi yaşamı ve çıkarları için değil başka türlerin da yaşamlarını güzelleştirmek ve kolaylaştırmak adına kullanmalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Son yıllarda haber alma kanallarımızdan biri sosyal medya platformları olmuştur. Ancak ne yazık ki bu platformlarda sadece güzel haberlerle değil hatta sayıları giderek artan kötü ve şiddet içerikli haberlerle karşılaşıyoruz. Bu şiddet haberlerinin büyük bir kısmını da hayvana yönelik şiddet oluşturmaktadır. Kolları kesilerek sokağa atılan köpekler, sahipleri tarafından uzun süre yük taşıma adına dövülerek kullanılmış eşekler, tecavüze uğramış kediler ve daha nicesi bir de şiddetin psikolojik boyutu var o da sadece sevgi bekledikleri sahipleri tarafından acımasızca sokağa terk edilmek. Hayvanları bekleyen tehlikeler ve içinde bulundukları zorlu yaşam koşulları bunlarla da sınırlı değildir. Her yıl çağdaş ülkeler olarak andığımız coğrafyalarda bile kaplanlar, rakunlar, foklar, vizonlar ve sincaplar hatta evcil dostlarımız kedi ve köpekler kürkleri için; timsahlar ve yılanlar derileri için, filler ve gergedanlar da dişleri için öldürülmektedir. Bu bir sessiz çığlıktır. İnsanlar bu masum canların çıkaramadıkları ses, savunamadıkları haklar olmak zorundadırlar. Adına medeniyet denilen döngü, buna sessiz kalmamalıdır. Projemiz, bu noktada MEB müfredatına hatta üniversite ders programlarına “hayvan hakları uygulamalı dersi”nin konması gerektiğini ifade etmektedir. TV ve kitle iletişim araçlarında hayvanlara ve haklarına yönelik programlar yapılmalı ve bunların sayısı artırılmalıdır. “<strong>5199 Sayılı Hayvan Hakları Kanunu”ndan yola çıkılarak hayvanlara yönelik suçların cezaları artırılmalıdır.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Öküzlük etme, tilki gibi kurnaz insanlardan korkulur, hayvanla hayvan olma, hayvan gibi gülme, eşek hoş laftan ne anlar, yılan gibi diliyle sokar insanı, ayı gibi bağırma vb.” bizler bu lafları kızdığımız insanlar için kullanıyoruz ancak işe hayvanları alet ediyoruz. Hayvanlar masumdur, üstelik bu özelliklerin hiçbiri onlarda yoktur dolayısıyla bu tarz söylemlerin toplum hafızasından çıkarılması adına farkındalık yaratılmalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Arthur Schopenhauer, “Hayvanlara karşı acımasız olan bir insan, iyi bir insan olamaz.” der; hayvana şiddetin hiçbir coğrafyada, kültürde, dilde ve dinde yeri yoktur. Hz. Muhammed’in, Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder. Yeryüzündeki hayvanlara karşı merhametli olunuz ki, semadakiler de size merhamet etsin.” sözü hayvana sevgi ve onun yaşam hakkına saygının dini boyutunu ortaya koymaktadır. Onların bu dünya üzerinde kapladıkları küçük, ömürleri insan ömrüne oranla kısacaktır ancak bu kısacık ömürde yaşadıkları acılar bedenlerinden oldukça büyüktür. 21. yüzyılın teknolojisi düşünüldüğünde artık hiçbir hayvan üzerinde deney yapılması kabul edilemez. Çocukların hayvanları tanımaları için binlerce belgesel filmi ve doğal yaşam alanları varken hayvanları kafeslere, hayvanat bahçelerine kapatmak nedendir? İnsanoğlunun onlarca eğlence alanı varken doğasından koparılan bir aslan ateş çemberinden geçmeye, bir ayı iki ayağı üzerinde durmaya zorlanmamalıdır. Su parkları ve daha nicesi hiçbirinin “Evrensel Hayvan Hakları Bildirisi”nde yeri yoktur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Sirk, akvaryum ve yunus parkı tarzı sözde eğlence yerlerinde hayvanlar eğlencenin bir parçası kabul edilmektedir. İşin arka planı böyle değildir, o hayvanlar kendi doğal yaşamlarından koparılarak küçük kafeslerin içinde ne yazık ki kırbaç, elektro şok ve sopa gibi acı verici aletlerle yine sözde terbiye edilmektedir. Gösteri havuzlarında bize göre neşeyle ziyaretçilerini karşılayan yunuslar da birkaç saatlik gösterinin ardından günlerinin büyük bir bölümünü kendi boyutlarından daha küçük küvet tarzı yerlerde geçirmektedirler. Diğer bir acı boyutta ise şüphesiz endüstriyel hayvan çiftlikleri vardır. Buralarda da keçi, koyun, inek, tavuk vb. gıda üretimi için yetiştirilen pek çok hayvan kendi boyutlarından çok daha küçük kafeslerde, güneş ışığı görmeden, otlamadan, tek tip bir beslenme alışkanlığı ve çabuk büyümeleri adına dışarıdan yapılan takviye ilaçlarla yaşamaya mahkûm edilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi&#8217;nin Yükümlülükleri şu şekildedir:</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Hayvanların Temel Yaşam Hakkı</u></strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde1-</strong> Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğar ve aynı var olmak hakkına sahiptir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde2-1. </strong>Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde13-1. </strong>Hayvanın ölüsüne de saygı göstermek gerekir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde13-2.</strong>Hayvan haklarına saldırıyı göstermek amacı gütseler bile hayvanların öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonlarda yasaklanmalıdır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde14-1.</strong>Hayvanları savunma ve koruma kuruluşları, hükümet düzeyinde temsil olunmalıdır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde14-2.</strong>Hayvan hakları da insan hakları gibi yasa ile korunmalıdır.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Hayvanların İnsanlar Tarafından </u></strong><strong><u>Korunma Hakkı</u></strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde2-2. </strong>Bir tür hayvan olan insan, öbür hayvanları yok edemez, bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez, bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde2-3. </strong>Bütün hayvanların insanlarca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde3-1. </strong>Hiçbir hayvana kötü davranılmaz, acımasız ve zalimce işlem yapılamaz.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde3-2. </strong>Bir hayvan öldürülmesi zorunlu olursa; bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Avlanma Yasağı ve Avlanma Kapsamındaki Hayvanlar</u></strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde4-1.</strong>Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel ve doğal çevrelerinde, karada, havada veya suda yaşama ve üreme hakkına sahiptir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde4-2.</strong>Eğitim amacı ile olsa bile, özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde5-1.</strong>Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bütün hayvanlar uyumlu biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde5-2.</strong>İnsanların kendi çıkarları için bu uyumda ya da bu koşullarda yapacakları her türlü değişiklik bu haklara aykırıdır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde11-1.</strong>Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış, bir &#8220;biocide&#8221; yani yaşama karşı suçtur.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde12-1.</strong> Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir &#8220;genocide&#8221; yani türe karşı suçtur.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde12-2.</strong>Doğal çevrenin kirletilmesi ve yıkılıp yok edilmesinin sonu &#8220;genocide&#8221;, soykırıma varır.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong> </strong><strong><u>Evcil Hayvanların Hakları</u></strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde6-1.</strong>İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar, doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde6-2.</strong>Bir Hayvanı Terk Etmek Acımasızca ve insanlık dışı Bir Davranıştır.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Hayvanlar Üzerinde Yapılan Deneyler Hakkında</u></strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde8-</strong> Hayvanlarda fiziksel ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak, hayvan haklarına aykırıdır. Tıbbi bilimsel, ticari ve başka biçimlerdeki her türlü deneyler için de böyledir.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Üretim Çiftlikleri, Sirkler ve Eğlence Parkları Hakkında</u></strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde10-1.</strong>Hayvanlardan insanın eğlencesi olsun diye yararlanılmaz.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde10-2.</strong>Hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde 9-</strong>Hayvan beslemek için yetiştirilmişse; bakılmalı, barındırılmalı, taşınmalı, ölümü de korkutmadan ve acı çektirmeden yapılmalıdır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde 7-</strong> Bütün çalışan hayvanlar iş süresinin yoğunluğunun sınırlandırılması, onarıcı ve güçlerini artırıcı beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Anayasadaki hayvanlarla ilgili maddelerden biri:</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>MADDE 13 –</u></strong> <strong><u>5199 sayılı Kanuna</u></strong><u> aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</u></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">“Belediyelerin sorumluluğu,</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>EK MADDE 1</u></strong><u> –</u> Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu yirmi beş bini aşan büyükşehir ilçe belediyeleri ile diğer belediyeler, sahipsiz veya güçten düşmüş ya da tehlike arz eden hayvanların korunması ve bakımının yapılması ile rehabilitasyonunun sağlanması amacıyla hayvan bakımevleri kurar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Birinci fıkrada belirtilen hayvanlar, ilgili belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülür. Hayvan bakımevi kurma zorunluluğu olmayan belediyeler ise sorumluluk alanındaki bu hayvanları en yakın hayvan bakımevine götürür. Rehabilite edilen hayvanlar Bakanlıkça oluşturulan veri tabanına kaydedilir. Rehabilitasyon süreci tamamlanan hayvanların, bakımevine getiren belediye tarafından öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Rehabilite edilmemiş sahipsiz köpekler, belediyelerce hayvan bakımevlerinde veya geçici ünitelerde kısırlaştırılarak veri tabanına kaydedilir. Geçici ünitelerde yapılan kısırlaştırmalar sonrasında, köpekler alındıkları ortama bırakılmadan önce sağlıklarına kavuşmaları için gerekli tedbirler alınır. Bakanlık da bu kapsamdaki köpeklerin kısırlaştırılmasına her türlü yardımda bulunur.” (5199 Sayılı Hayvan Hakları Kanunu, Resmî Gazete, 2021).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">21. yüzyılda insanların ve toplumların haberleşmelerinin yanı sıra devletten ve toplumdan istek, beklenti ve şikâyetlerini dile getirdikleri platformlardan biri şüphesiz ki sosyal medya kanalları oluşmuştur. HAYTAP, HACİKO, DOHAYKO gibi dernekler ve CHANGE.ORG gibi sosyal medya platformları hayvanlara yönelik suçların duyurusunu kendi dijital kanalları aracılığıyla yapmakta, bağışçılarının destekleriyle sokak hayvanlarından binek hayvanlarına kadar ulaşabildikleri her hayvana maddi ve manevi destek olmaktadır. Bu sivil toplum kuruluşlarının ve onlara destek veren hayvanseverlerin son dönemde üzerinde hassasiyetler durdukları bir nokta 5199 Sayılı Kanun’unda tespit edilen eksiklerin ve bu eksiklerin giderilmesidir. Sosyal medyada coğrafya ve zaman sınırlaması olmadığı için farklı kültürel yapıdan pek çok insana aynı anda ulaşmak mümkün olabilmektedir. Porto Alegre’nin deyimiyle sosyal medya yeni bir toplumsal harekettir yani yeni dünyacılıktır. HAYTAP, birçok sivil toplum kuruluşunu bünyesinde birleştiren ve yürüttüğü kampanyalarla gündemine aldığı sorunları geniş kitlelere ulaştırabilme potansiyeli taşıyan bir kuruluş olma özelliği taşır. DOHAYKO, HAYTAP’ın bünyesinde bulunan bir sivil toplum kuruluşudur. ‘’Bir Yemek Bir Kap Su’’ kampanyası sokak hayvanlarının yiyecek ve içecek bulmadaki sorunlarına son vermek amacıyla başlatılmış bir kampanyadır. Bu kampanya ülke çapında ciddi bir yayılma göstermiş, başarılı bir kampanyadır. Ve bu kampanya hala özellikle yaz aylarında sosyal medyada dile getirilerek devam etmektedir. ‘’Beni Terk Etme’’ kampanyası hayvan sahiplenmenin ciddi bir durum olduğunu anlatmak ve insanların bir eşya gibi aldıkları hayvanları sokağa bırakmalarını önlemek amacıyla yapılmış bir kampanyadır. Bu kampanya ‘’Koruyucu Aile Olun’’ kampanyası sokakta yaşayan ve çeşitli nedenlerden dolayı zarar görmüş ve kendi başına yaşayamayacak olan hayvanların yuva bulmadan önce kalmaları için yürütülen bir kampanyadır. ‘’Bir Kulübe Bir Can’’ kampanyasında gönüllülerden alınan bağışlarla bir anne köpeğe yavrularını büyütmek için kulübe sağlanmaktadır. ‘’Pet shopta Hayvan Satışı Yapılamaz’’ adlı kampanyası ise hayvanların mal gibi alıp satılamayacağının altını çizmek olmuştur. HAYTAP ve HACİKO derneklerinin tüm bu kampanyaları ve daha fazlası söz konusu derneklerin sosyal medya ayağıyla da yürütülerek pek çok hayvansevere ve kamuoyuna ulaşmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">İnsanoğlu evrenin tek sahibi, her ne kadar öyle davransa da, değildir. Yaşadığımız dünyayı anlamlı kılanlar; sokağımızda, ocağımızda, köyümüzde, bizim yanı başımızda çoğu zaman en yakın yoldaşımız olan hayvanlardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;">The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/evrensel-hayvan-haklari-beyannamesinden-hareketle-hayvanlarin-sahip-oldugu-haklar-ve-bu-noktada-insanlara-dusen-vicdani-yukumlulukler.html">Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi’nden Hareketle Hayvanların Sahip Olduğu Haklar ve Bu Noktada İnsanlara Düşen Vicdani Yükümlülükler</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
