﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gizem Buket YILDIZAK | Akademik Kaynak</title>
	<atom:link href="https://www.akademikkaynak.com/yazar/gizemyildiz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<description>Akademik Düşünce Enstitüsü yayın organı akademikkaynak.com - bilimin ışığıyla.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 11 Nov 2018 17:40:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/cropped-akademikkaynak-fovicon-32x32.png</url>
	<title>Gizem Buket YILDIZAK | Akademik Kaynak</title>
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kitap İncelemesi: Demokrasi Arayışında Kent</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-demokrasi-arayisinda-kent.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Buket YILDIZAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Nov 2018 17:29:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi arayışında kent]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kentleşme]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel katılım]]></category>
		<category><![CDATA[kürşat bümin]]></category>
		<category><![CDATA[mekan]]></category>
		<category><![CDATA[rant]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=6480</guid>

					<description><![CDATA[<p>İncelenen kitap Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü mezunu olan Kürşat Bumin’e aittir. Demokrasi Arayışında Kent kitabı 1990 yılında Ayrıntı yayınları tarafından basılmıştır. Daha sonra bu alandaki temel kaynaklardan birisi olacak ki 2013 ve 2016 yıllarında farklı yayınevleri tarafından tekrar basılmıştır. Kitap 170 sayfa ve “Giriş” bölümü de dahil 22 bölümden oluşmaktadır. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-demokrasi-arayisinda-kent.html">Kitap İncelemesi: Demokrasi Arayışında Kent</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İncelenen kitap Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü mezunu olan Kürşat Bumin’e aittir. Demokrasi Arayışında Kent kitabı 1990 yılında Ayrıntı yayınları tarafından basılmıştır. Daha sonra bu alandaki temel kaynaklardan birisi olacak ki 2013 ve 2016 yıllarında farklı yayınevleri tarafından tekrar basılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitap 170 sayfa ve “Giriş” bölümü de dahil 22 bölümden oluşmaktadır. Yazar ilk bölümden başlayarak kentin geçirdiği evrimi, filozofların kente dair yaklaşımlarına da yer vererek aktarmaya çalışmıştır. “Demokrasi nasıl olmalıdır?” ve “Kabul edilebilir demokratik bir ortamda kenti yaratan aktörler kimler olmalıdır” sorusunu katılımcılığı esas alarak ve dünyadan örnekler vererek yanıtlamaya çalışmıştır. Felsefeyi, mimariyi ve tarihi kentle bütünleştiren, filozofların yaklaşımlarına karşılaştırmalı bir biçimde yer veren eser sade bir dille yazılmasına karşın; alana uzak birisi –hatta alandaki temel okumalarda eksiklikleri olanlarda dâhil- için birkaç kez okumayı gerektirebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazar, eserin giriş kısmında, ülkemizdeki kentlerin evrimini, özellikle “şehir” konusunda eser veren yazarlarımızın eserlerinden alıntılar yaparak aktarmaya çalışmıştır. Bu alıntılara en güzel örnek verilebilecek hatta kitabın arka kapağında da yer alan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, Konya, Bursa, Erzurum, Ankara ve İstanbul’u anlattığı “Beş Şehir” kitabıdır. Yazara göre bu kitapta bize birbirinden ayrı beş dünya tanıtılmıştır ancak Tanpınar artık bize bu “Beş Şehir”i anlatamayacak hissettiremeyecektir. Çünkü bugün artık yalnızca; sanayi siteleriyle girilen, ağaçsız bir caddeyle merkezde yer alan tek tip “tören alanına” ve “Hükümet Konağı”na ulaşılan, yine tek tip liseler, çatısız apartmanlar ve parklarla bizleri karşılayan “Bir Şehir” anlatılabilecektir. Yazara göre tek tipleşen bu şehirler bizleri seyahat etme zahmetinden de kurtarmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">“Kent Kimin?” bölümü ile başlayan kitapta kentlilerin kentleriyle kurduğu ilişkiler bizleri demokrasi sorununa götürmektedir. Kentin kimin olduğu sorusuna tek bir yanıt vermek imkânsızdır. Çünkü kitaba göre kentlerin sahibi komünlerden bugüne “kentsel devrim”lerle değişerek gelmiştir. Yazara göre insanlık “bürokratik devrim” de denilen kentsel devrimlerle devletsiz toplumdan, devletli bir topluma geçmiş ve nitekim günümüzde kentlerin sahibi “devlet” olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Tarihsel olarak kentlerin gelişimine ve evrimine yer veren yazara göre; “diyaloğun kente indiği” Atina sitesi demokrasiyi en çok düşünmüş ve demokrasiyi yaşamış olanıydı. Herkesin eşit söz hakkına sahip olduğu site meclislerinde her şey tartışılıyordu. İnsanları biçimlendiren siteydi fakat site yurttaşların sitesiydi. Kenti kent yapan taşlar değil yurttaşların varlığıydı. Kenti hiç kimse dışarıdan eline pergel ve cetvel alarak organize etmemiş kent organik olarak doğmuştu. Ancak kentin bu organik oluşumuna ilk müdahale Hippodomas’dan gelmiştir. Hippodomas “geometriyi kente indirmiş” dama tahtasını örnek alan bir kent planı çimiştir. Siteyi düştüğü bu durumdan kurtarmak için kolları sıvayan ise Platon olmuştur. Ona göre mükemmel site mümkündür. Fakat bunu sağlayacak olan halk değil, aklın doğru sesini işiten filozoftur (Filozofun Kenti) ve bunu idealar dünyasını tanıyarak kuracaktır. Platon’dan sonra sitenin filozofları çökmüş, monarşinin filozoflarıyla doğduğu bir dönem başlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Avrupa’da X. yüzyılda ortaya çıkmaya başlayan kentler, gerçek kentlerin habercisi olmuştur. Bu yüzyıldan itibaren piskoposluk kentleri ve kale-kentler etrafında oluşmaya başlayan yerleşim alanları hızlıca gelişmiş, yanına yerleştikleri eski kentlerin havasını da tamamen değiştirmiş, her şeyiyle yeni burjuva kentlerine dönüşmüştür. Pirenne’in tezine göre kentlerde gözlenen bu değişimin nedeni, ticaretin canlanmasıdır. Gezgin tüccarlar, uzun yolculuklarında sığındıkları dinsel ve kale kentlerin etrafında yeni yerleşim yerleri kurmuşlar, ticaretin çektiği zanaatçılarla birlikte, buraları, kısa sürede zengin bir kente dönüştürmüşlerdir. Kentler, bu şekilde, “ticaretin ayak izlerinden doğmuşlardır.” Ticaretin ve endüstrinin geliştiği, başlangıçta birkaç senyörün bölgesinde kurulmuş olan bu kentlerin sakinleri yani burjuvalar; savaşarak ve anlaşarak modern devletin üzerinde yükselebileceği farklı bir uygarlık geliştirmişlerdir ve bu özgürlük, eşitlik gibi ideolojilerin kendilerine yer bulduğu uygarlıkta “kent havası” insanı özgür kılmıştır. Özgür kılan bu hava zamanla yerini rekabet ve çatışmaya bırakmıştır.<br />
Rönesans dönemi, düzenli orduların kurulmaya başlamasıyla kenti asker ve mühendislerin, askeri amaçlı tasarladığı bir dönem olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">19. yüzyılda küçük tesislerin yerini büyük fabrikaların almaya başlamasıyla, kentsel ve kırsal alan ilişkisini zedeleyen ve işçilerin fabrika etraflarında konaklamaya başladığı endüstri kentleri doğmuştur. Fabrika, demiryolu ve bakımsız konutların tanımladığı endüstri kentlerini eleştiren ve kenti konu alan önemli ve farklı bir düşünce çizgisi geliştirenler ise Marx, Engels ve Kropotkin olmuştur. Bu düşünürlerse, farklı nedenlerle de olsa, geleceğin kentini önceden kararlaştırılmış bir örneğe göre çizmeye çalışan ütopistlerin şehircilik anlayışını eleştirmede birleşmiş, kent konusunda örnek sunmayan düşünceleriyle yüzyılımızın şehirciliğini farklı biçimde etkilemişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazarın Türkiye’deki kentlerin durumunu en net özetlediği bölüm “olmayan bir insana ideal bir kent” bölümü olmuştur. Yazara göre; ülkenin kentleri öyle bir duruma gelmektedir ki, sanki çapsız bir ütopist-şehircinin elinden çıkmış gibidir. Kente her yerde aynı genişlikteki düz caddelerden girilmekte; caddelerin iki yanına aynı “plansızlık”a göre yapılmış yapılar sıralanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak baktığımız zaman kentlerin doğuşundan günümüze kadar, kente dair bütün sorunları, gücü elinde bulunduranların kente bakışını, filozofların görüşlerine yer vererek açıklamaya çalışan Bumin, demokratik kentin ancak kentli yurttaşların görüş ve önerilerine başvurularak, onların kentin tasarımında yer almalarını sağlayarak ve ademi merkeziyetçiliğin arttırılması ile mümkün olacağını savunmaktadır.<br />
Bumin’in 1990 yılında kaleme aldığı ve günümüzde devam eden kentsel sorunlara 28 yıl önce yer verdiği ve çözümler ürettiği, kentin nasıl olması gerektiğini anlattığı esere rağmen yeşili, ağacı yok etmenin normalleştirildiği günümüzde bu sorunlar artarak devam ediyorsa, tıpkı Bumin’in de dediği gibi “steril sardunya kutularını” andıran yeşil alandan yoksun bina yığınları hala artarak “kenti” oluşturuyorsa, kat etmemiz gereken uzun bir yol var demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">“&#8230;Demokrasi pantolonlu da olabilir, pantolonsuz da. Demokrasi, insanların kendilerine kabul ettirilmeye çalışılan “ideal” bir “pantolon” içinde, “Işıldayan Kent”te oturup, “ideal” davranışları benimsemeleri değildir. Demokrasinin varlığından, ancak değişik istek ve gereksinimleri olan insanların bu istek ve gereksinimlerini tanıyıp geliştirebilecekleri, bunlar doğrultusunda konutlarını ve kentlerini biçimlendirebildikleri zaman söz edebiliriz&#8230;”</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-demokrasi-arayisinda-kent.html">Kitap İncelemesi: Demokrasi Arayışında Kent</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8 Mart Dünya Kadınlar Günü</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/8-mart-dunya-kadinlar-gunu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Buket YILDIZAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Mar 2018 22:32:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=4400</guid>

					<description><![CDATA[<p>Neden 8 Mart? 8 Mart 1857 tarihinde ABD&#8217;nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlamıştır. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi orada can vermiştir. 26 &#8211; 27 Ağustos 1910 tarihinde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/8-mart-dunya-kadinlar-gunu.html">8 Mart Dünya Kadınlar Günü</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img title="220px-Zetkin_luxemburg1910-212x300 8 Mart Dünya Kadınlar Günü  "fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-4403 alignleft" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/03/220px-Zetkin_luxemburg1910-212x300.jpg" alt="220px-Zetkin_luxemburg1910-212x300 8 Mart Dünya Kadınlar Günü  " width="212" height="300" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/03/220px-Zetkin_luxemburg1910-212x300.jpg 212w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/03/220px-Zetkin_luxemburg1910.jpg 293w" sizes="(max-width: 212px) 100vw, 212px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Neden 8 Mart?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">8 Mart 1857 tarihinde ABD&#8217;nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlamıştır. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi orada can vermiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">26 &#8211; 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka&#8217;nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart&#8217;ın &#8220;Internationaler Frauentag&#8221; (International Women&#8217;s Day &#8211; Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirmiş ve öneri oy birliğiyle kabul edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart&#8217;ın &#8220;Dünya Kadınlar Günü&#8221; olarak anılmasını 16 Aralık 1977 tarihinde kabul etmiştir. Birleşmiş Milletler&#8217;in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York&#8217;ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır<strong>.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Günümüzde 8 Mart&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">8 Mart, 19. yüzyılın sonlarından bu yana kadınların talep ve özlemlerini dile getirmedeki kararlılıklarını sergiledikleri ve bu güne dek hiç de küçümsenmeyecek haklar elde ettikleri bir gün olmuştur. Kadınların daha eşit ve daha yaşanılır dünya için başlattığı mücadele, toplumların her kesiminde yankısını bulmuş ve destek görmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki, kadınlar hakları için hala mücadele ederken günümüz dünyasındaki yeri ne durumda dersiniz?</p>
<p style="text-align: justify;"><img title="indir-300x168 8 Mart Dünya Kadınlar Günü  "decoding="async" class="size-medium wp-image-4401 alignleft" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/03/indir-300x168.jpg" alt="indir-300x168 8 Mart Dünya Kadınlar Günü  " width="300" height="168" /></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Gelişmekte olan ülkelerdeki kadınlar günde ortalama 20 litre suyu 6 km taşıyorlar.</li>
<li>Mültecilerin %80&#8217;ini kadınlar oluşturuyor.</li>
<li>Dünya&#8217;daki arazilerin sadece %1&#8217;i kadınlara ait.</li>
<li>Siyasette ve iş dünyasında kadınların oranı gelişmiş ülkelerde bile epey düşük.</li>
<li>Okuma-yazma bilmeyen ve eğitim hakkından mahrum 1 milyardan fazla yetişkinin 2/3&#8217;ü kadın.</li>
<li>OECD ülkelerindeki bilimsel ve teknik alanlardaki üniversite mezunlarının %30&#8217;u kadın.</li>
<li>ABD&#8217;deki mucitlerin %10&#8217;u kadın.</li>
<li>Dünyadaki mal varlıklarının 14 trilyon dolarlık kısmı kadınlara ait.</li>
<li>Tanınan ve tanınmayan 206 ülke arasından sadece Japonya ve Peru&#8217;da iş kuran kadın sayısı erkeklerden fazla.</li>
<li>Haber veya röportajlara konu olanların %21&#8217;i kadın.</li>
<li>Gazetecilerin 1/3&#8217;ü kadın olmasına rağmen, bölüm şefi, editör ya da patronların sadece %1&#8217;i kadın.</li>
<li>Avrupa Birliği&#8217;ndeki cinsiyetler arası en yüksek gelir adaletsizliği yaklaşık %25 farkla, Kıbrıs, Estonya ve Slovakya&#8217;da görülüyor.</li>
<li>Yeni üniversiteyi bitirmiş kadınlar, erkeklerden %20 daha az para kazanıyor. Bu fark 10 yıl içerisinde %31&#8217;e yükseliyor.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Kadın erkek eşitsizliği üzerine yapılmış çalışmalar sonucunda elde edilen bu veriler ne yazık ki eşitsizlik boyutunun %1’i bile değil.</p>
<p style="text-align: justify;">BBC’nin Avrupa ülkelerini de kapsayan bir araştırmasından elde edilen verilere göre;</p>
<p style="text-align: justify;">Üst düzey yetkili, yönetici ya da milletvekili olarak çalışan her 10 kişiden yaklaşık 1’i kadın. Yani araştırma konusu olan 145 ülkede bahsi geçen mevkilerde olan kadın oranı %13 iken erkek oranı %87.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu ülkelerde erkeklerin %76’sı çalışırken kadınların sadece %32’si çalışmakta.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyada hal böyleyken her gün kadınlar günü olarak kutlansa kaç yazar diyesi geliyor insanın.</p>
<p style="text-align: justify;">Ben bu satırları yazarken, belki de şu an dünyada ya da ülkemin bir köşesinde bir kadın kocasından şiddet görüyor, başka bir kadın tanımadığı bir erkek tarafından bu saatte sokakta gezdiği için tacize maruz bırakılıyor. Belki de yarın bir kadın, kadın demenin ne demek olduğunu bilmeyen, Dünya Kadınlar Günü olduğundan bile bi haber olan patronu tarafından mobbinge uğratılacak&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün bu yüz kızartıcı gerçeklere rağmen kadın erkek eşitliğinin tam olarak her alanda sağlandığı, kadına yönelik şiddetin ve cinsel istismarın azaldığı değil tamamen bittiği, bir gün değil her gün kadınların değerinin anlaşıldığı, hepsinden ötesi kadınların kendi güçlerinin; inandıkları, istedikleri zaman neler yapabileceklerinin farkına vardığı bir dünya diliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu olsun  ve diğer tüm günlerde “Dünya Kadınlarının” olsun&#8230;</p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: justify;"><strong><em>Bir toplum, bir millet<span style="color: #000000;"> erkek ve kadın </span>denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!</em></strong></p>
<p style="padding-left: 60px; text-align: justify;"><strong><em>Mustafa Kemal ATATÜRK</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/8-mart-dunya-kadinlar-gunu.html">8 Mart Dünya Kadınlar Günü</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bölgesel Kalkınma ve Türkiye&#8217;nin Bölgesel Kalkınma Politikaları</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/bolgesel-kalkinma-ve-turkiyenin-bolgesel-kalkinma-politikalari.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Buket YILDIZAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2018 22:40:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesel kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=4175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Etimolojik kökeni latince “regio-çevre-alan” anlamına gelen bölge kavramı, çok boyutlu çok anlamlı ve sınırları oldukça güç çizilebilen bir kavramdır ve dünyada olduğu gibi ülkemizde de tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. Bölge ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan homojen bir mekan parçası olarak görülebileceği gibi işlevsel açıdan bütünlük gösteren birimlerde bölge olarak adlandırılabilir. Kalkınma kavramı latin kökenlidir. “Development” olarak [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/bolgesel-kalkinma-ve-turkiyenin-bolgesel-kalkinma-politikalari.html">Bölgesel Kalkınma ve Türkiye’nin Bölgesel Kalkınma Politikaları</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img title="pic1433494155r231728-1-300x200 Bölgesel Kalkınma ve Türkiye&#039;nin Bölgesel Kalkınma Politikaları  "decoding="async" class="aligncenter wp-image-4181" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/02/pic1433494155r231728-1-300x200.jpg" alt="pic1433494155r231728-1-300x200 Bölgesel Kalkınma ve Türkiye&#039;nin Bölgesel Kalkınma Politikaları  " width="602" height="400" /></p>
<p>Etimolojik kökeni latince “regio-çevre-alan” anlamına gelen bölge kavramı, çok boyutlu çok anlamlı ve sınırları oldukça güç çizilebilen bir kavramdır ve dünyada olduğu gibi ülkemizde de tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. Bölge ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan homojen bir mekan parçası olarak görülebileceği gibi işlevsel açıdan bütünlük gösteren birimlerde bölge olarak adlandırılabilir.</p>
<p>Kalkınma kavramı latin kökenlidir. “Development” olarak kullanılmaktadır. Bir ülkede meydana gelen niteliksel ve niceliksel yöndeki tüm olumlu gelişmelerin bir arada bulunmasıdır.</p>
<p>Bölgesel kalkınma kavramı ise İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra iktisat literatürüne girmiştir. Bölgesel kalkınma anlayışının temelini bölgeler arası gelişmişlik düzeyi ve bölgeler arası gelir farklılıklarını en aza indirgeme amacı oluşturmaktadır.</p>
<p>Genel olarak bölgesel kalkınma; ülke bütününde yer alan bölgelerin çevre bölgeler ve dünya ile karşılıklı etkileşimi ile oluşan bölge vizyonunu dikkate alan katılımcılık ve sürdürülebilirliği temel ilke edinen ve insan kaynaklarının geliştirilmesi yoluyla bölge refahının yükseltilmesini amaçlayan çalışmalar bütünüdür. Bu tanım doğrultusunda oluşturulan ve ülkeden ülkeye farklılık gösteren bölgesel kalkınma politikaları ise ülkelerin ya az gelişmiş ya da gelişmemiş bölgelerine uygulanmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’nin tarihsel süreç içerisinde uyguladığı bir takım politikalar bulunmakta ve bir bütün olarak ele alındığında temelde hepsinin amacının bölgeler arası dengesizliği giderip az gelişmiş bölgeleri kalkındırmak olduğu görülmektedir.</p>
<p>Tarihsel süreçte bakılacak olursa Osmanlı’da etnik yapının çeşitliliğinden ve yapılan faaliyetlerin farklılığından kaynaklanan ve son dönemlerde de savaş ve isyanlarla birlikte daha da çok artan bölgelerarası eşitliksizlikler Türkiye Cumhuriyeti’ne Osmanlı’dan miras kalmış ve zaman içerisinde Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi olmuştur.</p>
<p>Türkiye’de bu sorunları gidermeye yönelik kapsamlı çalışmaların planlı dönemle başladığı söylense de Osmanlıyı da içeren bir tarihsel sürece baktığımızda bölgelerarası eşitsizlikleri sosyal bir olgu olarak ele alan ilk kişinin Mithat Paşa(valilik döneminde) olduğu görülmektedir. Bunun dışında 1934-1935 yıllarında Celal Bayar tarafından hazırlatılmış bir rapor olduğu, 1932 Birinci Sanayi Planı’nın bölgesel kaygılar içerdiği bilinmektedir. 1960 yılına gelindiğinde ise kapsamlı planlama yaklaşımı benimsenmiş, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeye hız kazandırılmaya çalışılmış; bu doğrultuda 30 Eylül 1960 tarihinde Devlet Planlama Teşkilatı(DPT) kurulmuştur. Yine bölgesel eşitsizlikleri azaltmak, toplumsal ve ekonomik dengeyi sağlama amacını güden Beş Yıllık Kalkınma Planları yürürlüğe konmuştur. Planların uygulanması ve izlenmesi görevleri de DPT’ye bırakılmıştır. Beş Yıllık Planları genel olarak değerlendirecek olursak; hazırlanan tüm kalkınma planlarında bölgelerarası dengesizliklerin giderilmesi öncelikli hedef olmuşsa da, günümüzde hala devam eden bu planlarla istenilen verime ulaşılamamıştır. Bu planların dışında sosyo-ekonomik düzey açısından geri kalmış bölgelere yönelik olarak “Kalkınmada Öncelikli Yöreler” uygulaması DPT tarafından başlatılmıştır. Bunların yanı sıra Organize Sanayi Bölgeleri<sup>1</sup>; Türkiye’de yıllardır sanayi yatırımlarının yapılması ve işletmelerin verimliliklerinin arttırılmasında ve kuruldukları bölgelerin kalkındırılmasında kritik görevler üstlenmiştir. Yine aynı dönemlerde bölgesel kalkınma çabaları daha organize hale getirilmiş, kalkınmayı içerisine alan politikalar göreve gelen tüm hükümetlerin icraat listesinde yer almaya başlamıştır. Özellikle hem uygulandığı yöreyi kalkındırmaya yönelik hem de ülke bütünün kalkınmasına yönelik politikalar gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamaların en önemlileri “Doğu Anadolu Projesi(DAP)”, “Doğu Karadeniz Projesi(DOKAP)”, ve “Güneydoğu Anadolu Projesi(GAP)  gibi entegre projelerdir. Bu projeler genel olarak değerlendiğinde başarılı sayılabilecek projelerdir. Dezavantaj noktaları ise merkez odaklı projeler olması, merkezden planlanmış olması ve bu durumun örnek olunacak başka projeler için yerel halkın ihtiyaçlarının göz ardı edileceği tehlikesiyle karşı karşıya bırakmasıdır.</p>
<p>Türkiye-Avrupa Birliği(AB) ilişkilerinin yoğun yaşandığı dönemlerde Türkiye merkezden yürüttüğü planları yerele kaydırmaya başlamış, buna yönelik olarak ülkemizde AB işbirliği doğrultusunda yirmi altı tane Bölgesel Kalkınma Ajansı<sup>2</sup> kurulmuştur. Böylece merkezden direkt şekilde uygulana politikaların ve kaynak aktarımının yerine yerel dinamiklere ve içsel potansiyellere dayalı politikalar ile oluşturulan kalkınma politikaları, bölgesel kalkınmanın daha organize ve daha rasyonel bir şekle dönüşmesini sağlamıştır.</p>
<p>Sonuç olarak ülkemizde 2000’li yıllara kadar yapılan planlar, uygulanan politikalar bölgelerin, sosyal, kültürel ve ekonomik yapı özelliklerini yeterince hesaba katmadığı için başarıya ulaşamamıştır. Uzun vadede bir vizyon oluşturulamaması ve kısa süreli planlarla kalkınma düşünülmesi yapılan temel yanlışlardan olmuştur. Bunun dışında bölgelerin potansiyellerinin harekete geçirilmeyip başka bölgelerden o bölgeye kaynak aktarımı yapılması, bölgeden elde edilen gelirlerin bölgeye aktarılan fonlardan daha az olması sonucunu doğurmuştur. 2000’li yıllardan sonra ise AB ile bütünleşme süreci ile birlikte kalkınma hareketleri yön değiştirmiş, kısmen de olsa merkezden yerele geçiş olmuş, yerelin ihtiyaçlarına daha çok önem veren politikalar uygulanmaya çalışılmıştır. Ancak bu dönemde de dış etkilerden uzak, ülke yapısına daha uygun politikalar uygulanamamıştır -AB çerçevesinde belirlenen kurallar dahilinde değil de ülke yapısına daha uygun politikalar benimsenmesi bu dönemdeki verimliliği arttırabilirdi-. Bütün bu olumsuzlukların yanı sıra yerelde yetenekli ve iyi idareci sorunu da başarıya ulaşılmasını engelleyen kıstaslardan birisi olmuştur. Ülkemiz şu anda 10.Kalkınma Planı’nı uyguluyor olmasına rağmen bölgesel kalkınma politikalarında hala istenilen başarıya ulaşamamıştır. Bu durumun çözümüne yönelik olarak bundan sonra uygulanacak olan politikalarda, bölgenin sorunlarına hakim, hatta yerel sorunları birebir yaşayan halkın planlama süreçlerine katılımı sağlanmalı veya araştırma yoluyla görüşleri alınmalı, uygulanacak politikalar için yerele daha çok özerklik tanınmalı ve yerelin ihtiyaçlarını önceleyen, yerelin kalkınmasını hedefleyen Bölgesel Kalkınma Ajansları merkezin güdümünden kurtarılmalıdır.</p>
<h4><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>Kaynakça ve Notlar</strong></span></h4>
<ol>
<li>Organize Sanayi Bölgeleri; sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dahilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla; sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dahilinde gerekli idari, sosyal ve teknik altyapı alanları ile küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık alanları, teknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dahilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu Kanun hükümlerine göre işletilen mal ve hizmet üretim bölgelerini ifade etmektedir.</li>
<li>Bölgesel Kalkınma Ajansları, dünyada merkezi hükümetten bağımsız bir idari yapıda, sınırları çizilmiş bir bölgenin sosyo-ekonomik imkanlarını geliştirmek amacıyla, 1930&#8217;lu yıllardan itibaren kurulmaya başlanmışlardır.</li>
<li>SEVİNÇ Haktan (2011), “Bölgesel Kalkınma Sorunsalı: Türkiye’de Uygulanan Bölgesel Kalkınma Politikaları”, Girişimcilik ve Kalkınma Dergisi (6:2), s.38-39</li>
<li>AŞGIN Sait (2009), &#8220;Türkiye&#8217;nin Yerel ve Bölgesel Kalkınma Deneyimine Tarihsel Bir Bakış: Hatalar ve Kazanımlar&#8221;, TODAİE, ANKARA, s.3</li>
<li>Avaner, T. (2005), “BKA Siyasal Rejim Sorunu Yaratır mı?” Der. Menaf Turan, “Bölge Kalkınma Ajansları Nedir, Ne Değildir?” Ankara: Paragraf Yayınevi. s:243.</li>
<li>http://www.sektorsoft.com/organize-sanayi-bolgesi-nedir.html</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/bolgesel-kalkinma-ve-turkiyenin-bolgesel-kalkinma-politikalari.html">Bölgesel Kalkınma ve Türkiye’nin Bölgesel Kalkınma Politikaları</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/yasli-dostu-kent-canakkale-analizi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Buket YILDIZAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jan 2018 01:21:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[analiz]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=3366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya nüfusunun giderek artması ve ömrün uzaması ile birlikte yaşlılık ve yaşlanma kavramları giderek önem kazanmaya başlamıştır. Yaşlılık genellikle bireylerin içinde bulunduğu toplumsal yapıyla iletişimin azalmaya başladığı bir dönem olarak tanımlanabilir. Dünya Sağlık Örgütü yaşlılık kavramını, bireylerin yaşadığı çevreye adaptasyon yeteneklerinin yavaş yavaş azalmaya başladığı bir dönem olarak tanımlamaktadır. Yaşlanma, insanların yaşlarının ve yaşamsal deneyimlerinin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/yasli-dostu-kent-canakkale-analizi.html">Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img title="140116130646_1_900x600-300x200 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  "loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-3383 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/140116130646_1_900x600-300x200.jpg" alt="140116130646_1_900x600-300x200 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  " width="453" height="302" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/140116130646_1_900x600-300x200.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/140116130646_1_900x600-768x511.jpg 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/140116130646_1_900x600.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 453px) 100vw, 453px" /></p>
<p>Dünya nüfusunun giderek artması ve ömrün uzaması ile birlikte yaşlılık ve yaşlanma kavramları giderek önem kazanmaya başlamıştır. Yaşlılık genellikle bireylerin içinde bulunduğu toplumsal yapıyla iletişimin azalmaya başladığı bir dönem olarak tanımlanabilir. Dünya Sağlık Örgütü yaşlılık kavramını, bireylerin yaşadığı çevreye adaptasyon yeteneklerinin yavaş yavaş azalmaya başladığı bir dönem olarak tanımlamaktadır. Yaşlanma, insanların yaşlarının ve yaşamsal deneyimlerinin artmasıyla karakterize olan ve yaşamların ileri safhalarına doğru ilerledikçe farklılaşan bir sürecin onların biyolojik, sosyal ve psikolojik fonksiyonlarında ortaya çıkarmış olduğu değişiklikler olarak tanımlanmaktadır.<sup>1</sup> İnsan ömrünün genlerinde saklı olduğu, kromozomları üzerinde bulunan “telomer” ne kadar uzunsa ömrün de o kadar uzun olduğu son yıllardaki çalışmalar sonucu gösterilmiştir.</p>
<p>Sürekli gelişen ve değişen dünyada yaşam kalitesinin artması ve insan ömrünün uzaması ile birlikte yaşlılık ölçütleri de değişmiştir. Son yapılan kronolojik yaşlılık sınıflandırması (doğum yaşı ya da takvim yaşı esas alınarak yapılan sınıflandırma) şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>65-74 yaş (Genç Yaşlı),</li>
<li>75-84 Yaş (Yaşlı),</li>
<li>85 ve Üstü (İleri Yaşlı) olarak belirtilmiştir.<sup>2</sup></li>
</ul>
<p>Yaşlılık ve yaşlanma olgusu 20. yüzyılın sonlarına doğru sosyal ve ekonomik bir sorun olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada bugün 65 yaş üzeri nüfusun toplam nüfusa oranı %11’ken bu oranın 2050 yılı itibariyle %22’lere çıkması beklenmektedir. Ülkemizde, dünyadaki duruma paralel bir seyir izlemekte ve günümüzde toplam nüfus içindeki oranı %8,3 olan yaşlı nüfusun, 2050 yılı itibariyle %20’lere çıkması beklenmektedir.<sup>3</sup></p>
<p>Küresel bir boyuta ulaşan yaşlanma sorunu Birleşmiş Milletler ve uluslararası pek çok kuruluşu harekete geçirmiştir. Birleşmiş Milletler tarafından ilki 1982 yılında Viyana’da, ikincisi 2002 yılında Madrid’de yapılan Dünya Yaşlanma Toplantılarında tüm dünya ülkelerinin dikkati yaşlanma olgusuna çekilmiştir. 2050 yılında sayısı iki milyarı bulacak olan bu gruba yönelik konut, gelir, kuşaklar arası dayanışma, sosyal ilişkiler, toplumsal katılım, yaşlı güvenliği, bakım vb. konularda şimdiden altyapı çalışmalarına başlanması, var olan altyapıların iyileştirilmesi, ülkeler ve bölgeler arası ortak çalışmaların yapılması konularında çeşitli öneri kararları alınmıştır. Bu önerileri gerçekleştirmede önemli rol oynayacak birimler kentler olduğu için “Yaşlı Dostu Kent” ve “Yaşlı Dostu Toplum” gibi kavramlar önemle vurgulanmıştır.<sup>4</sup></p>
<p>Birleşmiş Milletleri, Dünya Sağlık Örgütü’nün çalışmaları izlemiştir. Uluslararası düzlemde, Dünya Sağlık Örgütü (D.S.Ö.) sağlıklı yaşlanmanın tüm dünyada mümkün olabilmesi için 1995 yılında &#8216;Yaşlanma ve Sağlık&#8217; programını onaylamıştır. Bu program hem ileri yaş, hem de yaşlanmayı kapsamlı olarak ele almakta; yalnızca yaşlanmanın getirdiği sağlık problemlerine odaklanmak yerine, öncelikle sağlıklı yaşlanmayı hedefleyen planlama ve araştırmaları önermekte ve desteklemektedir. Önemli olan iyi yaşlanma için stratejiler ve önlemler belirlemektir. İyi yaşlanma; hastalık ve düşkünlük için düşük risk, yüksek fiziksel ve bilişsel fonksiyon ve yaşama aktif bağlılık anlamına gelmektedir.<sup>5</sup> Dünya Sağlık Örgütü 2006 yılına gelindiğinde, Küresel Yaşlı Dostu Kentler Rehberi’ni oluşturmuş ve Yaşlı Dostu Kentler Küresel Ağı’nı kurmuştur.</p>
<p style="text-align: center"><strong>YAŞLI DOSTU KENT KAVRAMI</strong></p>
<p><img title="Resim1-1-300x172 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  "loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-3384 alignleft" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim1-1-300x172.jpg" alt="Resim1-1-300x172 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  " width="378" height="217" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim1-1-300x172.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim1-1-768x440.jpg 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim1-1.jpg 957w" sizes="auto, (max-width: 378px) 100vw, 378px" />“Yaşlı Dostu Kent”, 2006 yılında kabul edilen Yaşlı Dostu Çevreler Programı çerçevesinde toplumlarda aktif ve sağlıklı yaşlanmayı sağlayabilmek için çevresel ve sosyal faktörlerin değerlendirildiği ve DSÖ tarafından organize edilen uluslararası bir çabadır. “Yaşlı Dostu Kent” kavramı; dünya nüfusu içinde yaşlılık yüzdesinin ve yaşlı nüfusun artış göstermesi, yaşlı insanların toplumlarda önemli roller oynayacak olması, demografik yaşlanmaya bağlı olarak etkin politikalar ihtiyacı gibi sebeplerden dolayı ortaya çıkmış bir kavramdır.</p>
<p>2006 yılında 24 ülkeden 33 şehir aktif ve sağlıklı yaşlanmayı sağlayacak temel kentsel elemanları belirlemek için bir araya gelmiş ve sonuçta “Küresel Yaşlı Dostlu Kentler Rehberi” oluşturulmuştur. Dünya Sağlık Örgütü bu rehber doğrultusunda Yaşlı Dostu Kent kavramını tüm dünyada yaygınlaştırabilmek için “Yaşlı Dostu Kentler Küresel Ağı”nı oluşturmuştur. Günümüzde dünyada, 22 ülkeden 145 kent Yaşlı Dostu Kentler Küresel Ağının resmi üyesidir.<sup>6 </sup> Türkiye’deki şehirler arasından ise sadece İstanbul ve belediyeler arasından ise sadece İstanbul Kadıköy ve Antalya Muratpaşa Belediyeleri bu ağın resmi üyesidirler.</p>
<p>Yaşlı Dostu Kentler Küresel Ağı’nın resmi üyesi olabilmek için şu üç aşamalı sistemin eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekmektedir. Bunlar;</p>
<ol>
<li><a href="http://www.who.int/age_friendly_cities/en/index.html(21)">www.who.int/age_friendly_cities/en/index.html(21)</a> adresinde bulunan başvuru formu doldurulmalıdır.</li>
<li>Belediye başkanı ve belediye yönetimi tarafından Dünya Sağlık Örgütü’ne , Yaşlı Dostu Şehirler Küresel Ağı’na bağlılıklarını ve sürekli iyileştirmeyi öngören resmi yazı sunulmalıdır.</li>
<li>Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen, planlama, uygulama, gidişatın değerlendirilmesi ve daimi ilerleme/gelişme safhalarından oluşan dört aşamalı döngü tamamlanmalıdır.</li>
</ol>
<p>Yaşlı Dostu kent olabilmek için olabilmek için bu üç aşamalı sistemin dışında uyulması gereken bir takım kriterler vardır. Bu kriterleri içeren sekiz başlıktan oluşan listeye denetim listesi denilmektedir. Bu kriterler aynı zamanda Yaşlı Dostu Kent’ in araştırma alanları olmaktadır. Her bir başlık altında yaşlı dostu kentte olması gereken faktörler ve oluşumlar listelenmektedir. Herhangi bir kentin yaşlı dostu kent olabilmesi için kentin yerel yönetim birimlerince bu kriterlerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Yaşlı Dostu Kent denetim listesinde yer alan başlıklar ve kriterler şu şekildedir;</p>
<p><strong>Dış Mekânlar ve Binalar</strong></p>
<p>Bu başlık altında 12 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Kamusal alanlar temiz ve memnuniyet verici olmalıdır.</li>
<li>Yeşil alanlar ve dış mekânlardaki oturma elemanları yeterli sayıda, bakımlı ve güvenli olmalıdır.</li>
<li>Kaldırımlar iyi durumda olmalı, engeller olmamalı ve tamamen yayalar için ayrılmalıdır.</li>
<li>Bisiklet yolları, kaldırımlardan ve diğer yaya yollarından ayrılmış durumda olmalıdır.</li>
<li>Yaşlı insanlar için düzenlenmiş ayrı müşteri hizmetleri düzenlemeleri olmalıdır.</li>
<li>Hizmetler bir arada konumlanmış ve erişilebilir düzeyde olmalıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ulaşım</strong></p>
<p>Bu başlık altında 17 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları  şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Kamu ulaşım ücretleri sabit, açıkça belirtilmiş ve ödenebilir olmalıdır.</li>
<li>Kamu ulaşımı güvenilir, sık, geceleri, hafta sonu ve tatillerde de işliyor olmalıdır.</li>
<li>Araçlar temiz, bakımlı, erişilebilir olmalı, aşırı kalabalık oluşmamalı ve araçlarda öncelikli oturma yerleri bulunmalıdır.</li>
<li>Engelli kişiler için özelleşmiş ulaştırma şekilleri mümkün olmalıdır.</li>
<li>Kullanıcılara güzergâhlar, hareket saatleri ve özel ihtiyaçlarındaki olanaklar ile ilgili olarak tam ve kolay erişilebilir şekilde bilgi verilmelidir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Konut</strong></p>
<p>Bu başlık altında 7 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları  şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Hizmetlere ve toplumun geri kalan kısmına yakın, güvenilir alanlarda yeterli ve ödenebilir konut stoku bulunmalıdır.</li>
<li>Evde bakım hizmetlerinin yeterli ve ödenebilir olmalı, destekleyici hizmetler mevcut ve elverişli olmalıdır.</li>
<li>Konut iyi ve sağlam inşa edilmiş olmalı, her türlü hava şartlarına ve doğal tehditlere karşı güvenli ve rahat bir ortam sağlamalıdır.</li>
<li>Kırılgan, zayıf, engelli yaşlı kişiler için yeterli ve ödenebilir konut olmalı ve bunların hizmetleri yerel imkânlarla sağlanabilmelidir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sosyal Katılım</strong></p>
<p>Bu başlık altında 8 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları  şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Bazı zamanlarda yaşlı insanların bir araya gelecekleri etkinlikler düzenlenmelidir.</li>
<li>Aktiviteler ve etkinlikler yalnız veya refakatçi ile katılıma uygun olmalıdır.</li>
<li>Aktiviteler ve çeşitli programlar ödenebilir düzeyde olup, gizli veya ekstra maliyetleri olmamalıdır.</li>
<li>Aktiviteler, olaylar hakkında erişilebilirlik imkânları ve ulaşım imkânları hakkında bilgileri de içinde olmak üzere yaşlı insanlara bilgi akışının düzenli olması gereklidir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Toplumsal Yaşama Dahil Olma Ve Toplumun Yaşlıya Saygısı</strong></p>
<p>Bu başlık altında 9 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları  şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Kamu, gönüllü kuruluşlar ve ticari kuruluşlar sürekli olarak yaşlı insanlara hizmet kalitesini artırmak ve daha iyi hizmet götürebilmek için düzenli biçimde çalışmalıdırlar.</li>
<li>Hizmet personeli nazik, saygılı ve yardımsever olmalıdır.</li>
<li>Yaşlı insanlar medyada sıkça yer almalı, olumlu olarak betimlenmeli ve yaşlılar hakkında basmakalıp klişelerden vazgeçilmelidir.</li>
<li>Toplumsal aktiviteler, olaylar belirli yaşların ihtiyaç ve tercihlerine cevap verecek şekilde tüm nesillerin ilgisini çekmelidir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Vatandaşlık Görevini Yerine Getirme Ve İşgücüne Katılım</strong></p>
<p>Bu başlık altında 9 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Gönüllü yaşlılar için kişisel maliyetleri karşılamak amacıyla eğitim, tanımlama, rehberlik ve tazminlerle beraber esnek iş seçenekleri bulunmalıdır.</li>
<li>Yaşlı işgücünün nitelikleri desteklenerek teşvik edilmelidir.</li>
<li>Yaşlı insanlar için esnek ve ortalama gelirli iş olanaklarının desteklenmesi gerekmektedir.</li>
<li>Yaşlı işgücü için emeklilik sonrası eğitim programları uygulanmalıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bilgi Edinme Ve İletişim</strong></p>
<p>Bu başlık altında 10 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları  şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Tüm yaştaki toplum üyelerine temel ve etkili bir iletişim sistemi ulaşmalıdır.</li>
<li>Yaşlı insanların ilgisini çekebilecek düzenli bilgiler ve yayınlar sunulmalıdır.</li>
<li>Kamusal ve ticari hizmetler istem üzerine çok yakın bire bir hizmetler sunabilmelidirler.</li>
<li>Devlet daireleri, toplum merkezleri, kütüphaneler gibi kamu alanlarında bilgisayara veya internete erişim bedava veya çok az bir fiyatla olmalıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Toplum Desteği Ve Sağlık Hizmetleri</strong></p>
<p>Bu başlık altında 12 kriter belirlenmiştir. Bu kriterlerden bazıları  şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Sağlık için yeterli derecede sağlık ve toplumsal destek hizmetleri bulunmalıdır.</li>
<li>Evde bakım hizmetleri sağlık olduğu kadar kişisel bakım ve ev işlerini de kapsamalıdır.</li>
<li>Sağlık ve sosyal hizmetler uygun bir şekilde yerleştirilmeli ve tüm ulaşım biçimleri tarafından erişilebilir olmalıdır.</li>
<li>Yaşlı insanlar için sağlık ve sosyal hizmetler hakkında güvenilir ve erişilebilir bilgi sağlanmalıdır.</li>
<li>Tüm personel saygılı, yardımsever ve yaşlı insanlara hizmet edecek şekilde eğitilmiş olmalıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ÇANAKKALE BELEDİYESİ’NİN YAŞLI DOSTU KENT UYGULAMASI: ALTIN YILLAR YAŞAM MERKEZİ</strong></p>
<p><img title="WhatsApp-Image-2018-01-17-at-04.08.39-300x300 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-3372 alignleft" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-17-at-04.08.39-300x300.jpeg" alt="WhatsApp-Image-2018-01-17-at-04.08.39-300x300 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  " width="314" height="314" /></p>
<p>Çanakkale, Türkiye&#8217;nin en fazla yaşlı nüfusuna sahip illerinden birisidir. 2016 yılı verilerine göre yaşlı nüfusun yoğun olduğu iller sıralamasında 10. sırada yer almaktadır. Aynı zamanda yaşlılar için en yaşanabilir kent sıralamasında da 8. Sırada yer almaktadır. Bu denli yaşlı nüfusun yoğun olduğu bir ilin yaşlılara yönelik gerçekleştirdiği ya da gerçekleştireceği uygulamalar yaşlı bireyler açısından oldukça önemlidir.  Bu bağlamda Çanakkale Belediyesi’nin yaşlı dostu kente yönelik ilk ve önemli bir uygulaması olan Altın Yıllar Yaşam Merkezi incelenmiştir.</p>
<p>Çanakkale Belediyesi, kıdemli kentlilere yönelik hizmet veren Altın Yıllar Yaşam Merkezi’ni 2015 yılında faaliyete geçirmiştir. Yaşlı bireylerin sosyal ve kültürel yönde kendini geliştirmelerini amaçlayan bir uygulamadır.</p>
<p><img title="Resim4-300x240 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  "loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-3374 alignleft" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim4-300x240.jpg" alt="Resim4-300x240 Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi  " width="300" height="240" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim4-300x240.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim4-768x614.jpg 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/01/Resim4.jpg 879w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Altın Yıllar Yaşam Merkezi sadece 65 yaş ve üzeri kentlilere hizmet vermektedir. Aylık 20 TL üyelik aidatı vardır. Kıdemli kentliler sadece 20 TL ödeyerek bütün faaliyetlerden, yemekhaneden ve servis hizmeti gibi birçok hizmetten yararlanabilmektedir. Merkezde terapi odası, sağlık odası, resim atölyesi, bilgisayar atölyesi, bilişsel beceriler atölyesi, psikomotor aktivite odası, nefes egzersizleri odası, spor salonu, gösteri salonu, kulis ve yemekhane bulunmaktadır. Ayrıca kıdemli kentlilerin ibadetlerini yapabilmeleri için mescitte bulunmaktadır. Merkezde bir fizyoterapist, bir psikolog, bir sosyolog ve bir de hemşire görev almaktadır. Bunların dışında her etkinliğin kendi özel hocası vardır.</p>
<p>(Görselde merkeze üye olan kıdemli kentlilerin yeni yıl çalışmaları görülmektedir.)</p>
<p><strong>ÇANAKKALE’NİN YAŞLI DOSTU KENT OLMA DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ</strong></p>
<p>Çanakkale Türkiye’de yaşlılar için en yaşanılabilir kentlerden birisi olmakla birlikte yaşlı nüfusun da en yoğun olduğu illerden birisidir. Ancak yaşlı nüfusun bu kadar yoğun olduğu bir il olarak yaşlı dostu kente yönelik belirlenmiş bir takım kriterlerde eksik olduğu görülmektedir. Alt başlıklar halinde verilecek olan birkaç kriter ile Çanakkale’nin yaşlı dostu kente yönelik sorunları tespit edilmiştir.</p>
<p><strong>1) Kamusal Alanların Temizliği</strong></p>
<p>Bu kriterlerin en önemlilerinden birisi kamusal alanların temiz olmasıdır. Sağlık açısından tüm bireyleri ilgilendiren oldukça önemli bir kriterdir. Çanakkale kamusal alanın yer yer temiz olduğu görülürken yer yer son derece rahatsızlık verici olduğu gözlemlenmiştir. Örneğin yaz aylarında yeni kordonun kıyı kesiminin olduğu gibi çöple dolu olması yaşlılar ve genel olarak tüm bireyler için rahatsızlık verici bir durumdur. Bunun dışında belirli zamanlarda iskele tarafından, denizden gelen yoğun koku son derece rahatsızlık verici olabilmektedir. Yine Sarıçay ve çevresinin de bakımsız ve temiz olmadığı gözlemlenmiştir. Özellikle,  Fevzi Paşa mahallesindeki çarpık kentleşme ve bunun da beraberinde getirdiği çevresel sorunlar yaşlıların sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Yine Kepez Belediyesi sınırları içinde bulunan Dardanel balık tesisinden çıkan yoğun koku bazen merkeze yakın yerleri bile sarabilmektedir.  Şehrin içerisinde bulunan bu tesisin yarattığı yoğun koku insanda bedensel sağlık açısından olmasa bile ruhsal sağlık açısından kötü bir etki bırakabilmektedir.</p>
<p><strong>2) Ulaşımın Güvenilirliği</strong></p>
<p>Bir diğer önemli kriter ulaşımın güvenilir olmasıdır. Çanakkale’de şehir içi ulaşım başlı başınca bir sorundur. Özellikle öğrencilerin ikamet ettiği kış ayları boyunca ulaşımda ciddi sıkıntılar olduğu, araç sayılarının az olduğu ve otobüslerin seyrek geçtiği gibi sorunlar dile getirilmiştir. Dolayısıyla otobüs sayısı yeterli sayıda olmadığı için birçok yaşlı ayakta yolculuk yapmak zorunda kalabilmekte ve bu durum onlar için tehlikeli olabilmektedir.</p>
<p><strong> </strong><strong>3) Konut Güvenliği</strong></p>
<p>Bir diğer kriter konutların güvenli olmasıdır. Baktığımız zaman Çanakkale Türkiye’nin önde gelen deprem bölgelerinden birisidir. Bu nedenle buradaki konutların depreme dayanıklı olarak inşa edilmesi gerekmektedir. Ancak bunun yeni yapılan binalarda dikkate alındığı, yaşlı bireylerin ise daha çok güvenliksiz eski yapılarda oturduğu gözlemlenmiştir. Bu da olası deprem durumunda hayati bir tehlike oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra Çanakkale’deki konut kiraları oldukça yüksektir. Kirada oturan ve ekonomik gücü az olan yaşlı bireyler için bu dezavantajlı bir durumdur.</p>
<p><strong>4) Sağlık ve Sosyal Hizmetler</strong></p>
<p>Önemli olan bir diğer kriter ise sağlık ve sosyal hizmetler alanındadır. Çanakkale yaşlı bireylerin sosyalleşmesi açısından son derece örnek bir kenttir. Ancak Çanakkale’de sosyalleşmeye ihtiyacı olan yaşlı bireyler kadar bakıma muhtaç olan yaşlı bireylerde vardır. Ancak Çanakkale Belediyesi’nin yaşlılara yönelik olarak uyguladığı evde bakım hizmetleri veya sağlık hizmetleri bulunmamaktadır. Buradan hareketle yaşlı bireylerin bir bütünlük içerisinde değerlendirilmediğini, sadece sosyalleşmelerine yönelik uygulamalar geliştirdiğini söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>ÇANAKKALE’DE YAŞLILAR İÇİN OLMASI GEREKENLER</strong></p>
<p>Çanakkale’de yaşlılara yönelik olarak uygulanmış en güzel ve örnek proje Altın Yıllar Yaşam Merkezi’dir. Ancak bu merkez yaşlıların sadece sosyalleşmesine olanak veren bir merkezdir.  Çanakkale’de sosyalleşmenin dışında barınma, temizlik ve evde bakım hizmetleri gibi hizmetlere ihtiyacı olan maddi durumu yetersiz ya da engelli olan yaşlı bireylerde bulunmaktadır. Çanakkale Belediyesi bu dezavantajlı yaşlı bireyleri hayata bağlamak, daha mutlu bir yaşam sürmelerine yardımcı olmak için bir takım projeler geliştirmelidir.  Örneğin; evsiz ve yardıma muhtaç olan yaşlı bireylere yönelik “Yaşlı Barınma Evleri” açılabilir. Bu, huzurevleri dışında ve ücretsiz bir uygulama olmalıdır. Eğer belediyenin tek başına gücü yetmiyorsa en azından kuruluş aşamasında yönetişim çerçevesinde yürütülecek olan bir plan çizilebilir. Bu örneğin dışındaki öneriler şu şekildedir.</p>
<ul>
<li>Şehir içi ulaşımda sadece 65 yaş ve üzeri olan yaşlı bireylerin yararlanabileceği otobüsler temin edilebilir. Böylece şehir içerisinde daha güvenli olarak yolculuk yapmaları sağlanmış olacaktır.</li>
<li>Yaşlılara yönelik olarak güvenli konut projeleri geliştirilebilir. Dünyada bunun örnekleri bulunmaktadır. Genelde bu konutlar en fazla üç katlı olmakta ve engelli yaşlılarda dikkate alınarak inşa edilmekte, oluşabilecek riskler göz önüne alınarak dizayn edilmektedir.</li>
<li>Belediye’nin içerisinde yaşlıların sorunlarına eğilen ve devamlılığı olan Yaşlı Meclisleri bulunabilir. Kentte yaşayan yaşlılar bu meclisler aracılığı ile dilek ve şikâyetlerini kısa sürede iletebilir.</li>
<li>Yaşlılar için temiz ve güvenilir bir çevre oldukça önemlidir. Buna yönelik olarak belediye çevre temizliği ve düzeni faaliyetlerini arttırabilir. Örneğin Sarı Çay temizlenip, çevresi düzenlenip oturma elemanları arttırılabilir. Dinlenme mekânları kurulabilir.</li>
<li>Maddi durumu yetersiz hasta ve dezavantajlı yaşlılara yönelik olarak evde bakım hizmetleri geliştirilip, sistemleştirilebilir.</li>
<li>Kentte konut kiralarının yüksek olması nedeniyle kirada oturan yaşlılarımıza yönelik düşük maliyetli konutlar sağlanabilir.</li>
<li>Yaşlıların sorunlarını dinleyen, onların sorunlarına çözüm bulmaya çalışan bir müşteri hizmetleri ağı kurulabilir.</li>
</ul>
<p>Kısacası Çanakkale Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği denetim listesindeki, sosyal katılım, toplumsal yaşama dahil olma, vatandaşlık görevini yerine getirme, bilgi edinme ve iletişim aşlıklarındaki bir çok kriteri sağlamakla birlikte, dış mekanlar ve binalar,  ulaşım, konut, toplum desteği ve sağlık hizmetleri başlıklarındaki bir çok kriteri ne yazık ki sağlayamamaktadır. Çanakkale gerçekten yaşlı dostu bir kent olmak istiyorsa eksik kaldığı noktaları gidermelidir. Bunun için belediye önce düzenli toplum yapısını öngören toplumun hiçbir kesimini göz ardı etmeyen, tüm kesimleri ayrı ayrı kapsayan bir plan çıkartmalı bu doğrultuda projeler geliştirmelidir.</p>
<p><strong>Sonuç </strong></p>
<p>Yaşlı dostu kent, ömrün uzaması buna bağlı olarak yaşlı nüfus sayısında artış göstermesi ile birlikte günümüz dünyasında ve ülkemizde önemli bir kavram haline gelmeye başlamıştır.  Buna yönelik olarak ülkeler, kentler hatta belediyeler yaşlı dostu kentlere yönelik uygulamalar geliştirmişlerdir. Genel olarak yaşlı dostu kent olma kriterlerine bakıldığında, belirlenen kriterlerin sadece yaşlılara değil düzenli ve sistemli bir toplum yapısına vurgu yapması nedeniyle tüm yaştaki insanlara fayda sağlayacağı söylenebilir. Örneğin; temiz ve düzenli bir çevre bütün insanların yaşam kalitesini arttıracaktır. Bunun yanı sıra hava ve su kalitesini arttırmak gelişme çağındaki çocukları koruyacak, çevre kaygısı olan insanları memnun edecektir. Engelli yaşlılara yönelik yapılan düzenlemelerden engelli vatandaşlarda faydalanabilecektir. Bu bağlamda araştırma konusu olan Çanakkale Belediyesi’nin kısmen düzenli bir çevre yapısına sahip olduğu, şehir içi ulaşımın sadece yaşlılar için değil, genel olarak tüm kesimler için önemli bir sorun olduğu, Belediye’nin sadece yaşlıların sosyal yönüne ağırlık veren uygulamalarının olduğunu göz önüne aldığımız zaman Çanakkale yaşlı dostu uygulamalara sahip olmakla birlikte tam anlamıyla bir yaşlı dostu kent değildir. Ancak var olan sorunları gidermesi halinde tam anlamıyla yaşanılabilir bir yaşlı dostu kent olabileceği söylenebilir.</p>
<p>KAYNAKÇA</p>
<p>1. BAKAR Coşkun, ULUOCAK Şeref, ASLAN Cumhur, GÖKULU Gökhan, BİLİR Olgun (2013), Çanakkale Yaşlı Atlası, Çanakkale: Çanakkale Olay Gazetesi</p>
<p>2. ERSOY Mehmet, ERGEN Yaşar Bahri, DEDE Okan Murat (2011), Yaşlı Dostu Kent Amasya Projesi, s.19</p>
<p>3. ERSOY Mehmet, ERGEN Yaşar Bahri, DEDE Okan Murat (2011), Yaşlı Dostu Kent Amasya Projesi, s.20</p>
<p>4. CANER Özgür Can,  GÖZÜN Gökhan, HİLWAH Asem, GÖKÇEK Mehmet (2013), Yaşlı  Dostu Şehirler: Kavramsal Çerçeve ve Örneklerle Değerlendirmeler, Ankara: Güneş Tıp Kitabevleri, s.9</p>
<p>5. KENİŞ Müge (2013), Yaşlı Dostu Kentler, T.C. Mersin Üniversitesi, Mimarlık Bölümü, Mersin, s.5</p>
<p>6.<a href="http://www.ebelediye.info/haberler/kadikoy-belediyesi-uluslararasi-yasli-dostu-kentler-ve-topluluklar-agi-na-uye-oldu">http://www.ebelediye.info/haberler/kadikoy-belediyesi-uluslararasi-yasli-dostu-kentler-ve-topluluklar-agi-na-uye-oldu</a>  (7.11.2017)</p>
<p>7. (http://www.who.int/ageing/publications/Age_friendly_cities_checklist.pdf) (13.11.2017)</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/yasli-dostu-kent-canakkale-analizi.html">Yaşlı Dostu Kent: Çanakkale Analizi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap İncelemesi: Dünyada ve Türkiye&#8217;de Başkentlik Sorunu</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/baskentlik-sorunu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Buket YILDIZAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Dec 2017 22:08:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=2760</guid>

					<description><![CDATA[<p>İncelenen kitap, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğretim üyesi olan Prof.Dr.Tayfun Çınar’a aittir. Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim dalı, Kent ve Çevre Bilimleri Programı’nda doktora tezi olarak sunulmuş, 2002 yılında Prof.Dr.Ruşen Keleş, Prof.Dr.Gönül Tankut, Prof.Dr.Can Hamamcı, Prof.Dr. Ömür Sezgin ve Prof.Dr.Birgün Ayman Güler’den oluşan jüri tarafından pekiyi derece ile [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/baskentlik-sorunu.html">Kitap İncelemesi: Dünyada ve Türkiye’de Başkentlik Sorunu</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img title="WhatsApp-Image-2017-12-08-at-00.42.51-300x223 Kitap İncelemesi: Dünyada ve Türkiye&#039;de Başkentlik Sorunu  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2762 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2017/12/WhatsApp-Image-2017-12-08-at-00.42.51-300x223.jpeg" alt="WhatsApp-Image-2017-12-08-at-00.42.51-300x223 Kitap İncelemesi: Dünyada ve Türkiye&#039;de Başkentlik Sorunu  " width="500" height="372" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2017/12/WhatsApp-Image-2017-12-08-at-00.42.51-300x223.jpeg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2017/12/WhatsApp-Image-2017-12-08-at-00.42.51-768x571.jpeg 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2017/12/WhatsApp-Image-2017-12-08-at-00.42.51.jpeg 980w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p style="text-align: justify;">İncelenen kitap, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğretim üyesi olan Prof.Dr.Tayfun Çınar’a aittir. Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim dalı, Kent ve Çevre Bilimleri Programı’nda doktora tezi olarak sunulmuş, 2002 yılında Prof.Dr.Ruşen Keleş, Prof.Dr.Gönül Tankut, Prof.Dr.Can Hamamcı, Prof.Dr. Ömür Sezgin ve Prof.Dr.Birgün Ayman Güler’den oluşan jüri tarafından pekiyi derece ile kabul edilmiştir. Daha sonra 2004 yılında Mülkiyeler Birliği Vakfı Yayınları tarafından kitap haline getirilmiştir. Kitap, 268 sayfadır ve iki bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerin de kendi içerisinde alt başlıkları bulunmaktadır. Alt başlıklar oldukça fazladır ve bir başlık altında anlatılan konu sürekli olarak tekrarlanmıştır. Bu durum okuyucuyu sıkan bir etki yaratırken, akıcılığı zedelemektedir. Kitap, akıcılıktaki dezavantajlı durumuna karşın oldukça sade bir dille yazılmıştır.  Ayrıca doktora tezinden dönüştürülen bir kitap olduğu için kitapta, “Giriş”, “Sonuç” ve “Özet” bölümleri de yer almaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitapta geçmişten günümüze farklı toplum ve devlet örgütlenmelerinde başkentler, başkentlerin ne zaman gerçek anlam kazanmaya başladığı, başkentlerin değiştirilme nedenleri ve dünyadaki başkentlik sorununa paralel olarak ülkemizdeki; 13 Ekim 1923’te Ankara&#8217;nın, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti ilan edilmesinden bu yana gelişen başkentlik tartışmaları incelenmiş ve buna yönelik olarak çıkarımlarda bulunulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Başkent, ayrı bir siyasal birimin, özeksel hükümetin yerleşim özeğidir. Bu bakımdan yeryüzünde başkent işlevini yerine getiren pek çok kent bulunmaktadır. Günümüze kadar gelen süreçte başkent olmuş kentlerin aynı özellik gösterdiği görünmektedir. Ancak başkentlerdeki ticaret endüstri ve hizmet işlevleri diğer kentlerde de görülmektedir. O halde başkent olmanın ölçütü nedir? Bu ölçüt yönetme işlevidir. Siyasi iradenin kararıyla bir kent başkent olmaktadır ve siyasi irade istediği sürece başkent olarak kalmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Başkentlerin işlevsel ve konumsal nitelikleri, üretim biçimlerindeki değişime, buna dayalı sosyo-ekonomik yapıdaki dönüşüme bağlı olarak tarih içinde dönüşmüştür. Bunun yanı sıra, başkentlerin işlevsel ve konumsal özellikleri farklı siyasal ve yönetsel yapılanmalara göre de değişiklikler göstermektedir. Tarihte kent-devletleri, bölgesel devletler, imparatorluklar, ulus-devletler gibi farklı siyasal ve yönetsel örgütlenmelere rastlanmaktadır. Söz konusu siyasal örgütlenmelerin her birinde başkentler farklı işlevsel özelliklere sahip olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Endüstri Devrimi öncesinde kent-devletleri, bölgesel devletler ve imparatorluklarda gerçek manada başkentlerin varlığından söz etmek pek olanaklı görülmemektedir.  Örneğin; Helenistik Dönemde klasik kent-devleti niteliğinden uzaklaşan Atina, diğer kent-devletleri ve pek çok yerde kurulmuş koloniler üzerinde sağladığı egemenlikle bölgesel bir devlet niteliği kazanırken, Atina kenti koloni özeklerinin yönetildiği bir başkent konumuna ulaşmıştır. Ancak yine de bu dönem de başkentlere dayalı kentsel bir dizge söz konusu olmamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">15.ve 16. yüzyıllarda, feodalizmden kapitalizme geçiş sürecinde, parçalı erk yapısındaki bir kentsel sistem söz konusu olmuştur. Ancak kapitalizmle birlikte söz konusu parçalı kentsel dizge bütünleşmeye, başkentler ise gerçek anlamlarını kazanmaya başlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Batı’da feodal kent devletleri ve imparatorlukların ulus-devletleşme sürecine girmeye başlamasıyla birlikte başkent olarak nitelendirilen kentlerin işlevleri türlü yönlerden değişerek artmış, başkentlik olgusu ekonomik altyapının dönüşüm sürecinde önem kazanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Endüstri Devrimi sonrasında,  Kıta Avrupası’nda başta başkentler olmak üzere önde gelen kentler kökten değişime uğramışlardır. Değişen ekonomik ve toplumsal yapıya bağlı olarak Avrupa’daki geleneksel kentler büyük ölçüde değişerek yeniden yapılanmıştır. Bu bağlamda yeni kentsel dizgede bazı başkentler varlıklarını koruyarak yeniden yapılanmışlardır. Özellikle 20.yüzyılla birlikte, yeni başkentlerin kuruluş amaçları değişmiştir. 20.yüzyılda başkentlerinin yerini değiştirmeyi bir siyaset aracı olarak kullanan devletler ortaya çıkmıştır. Değişen iktidar ilişkileri bağlamında yeni devlet düzenine geçen ülkelerin bazılarında eski başkent yerine ülkenin özeğine yakın bir yerde yeni başkentin kurulması gündeme gelmiştir. Farklı ülkelerde farklı zamanlarda, iktidar çatışmalarının ve bölüşüm ilişkilerinin odağı haline gelmiş olan başkentlerin değiştirilmesine yönelik kararlar, devletlerin dayandığı toplumsal, ekonomik ve düşüngüsel yapıdaki dönüşümlere bağlı olarak Hindistan, Brezilya, Avustralya, Honduras, Pakistan, Nijerya ve Türkiye gibi ülkelerde yaşama geçirilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazar kitabında değişen başkentlere örnek olarak ABD-Washington, Avustralya-Canberra, Brezilya-Brasilia ve Pakistan-İslamabat’ı vermiş, bunların Türkiye’de ki başkent değiştirme girişiminden farklılığını ortaya koymuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Washington ABD’nin New York’a göre daha az gelişmiş ve sadece yönetim işleviyle görevi kılınan ve ulus-devleti bütünleştirme amacıyla başkent ilan edilen bir kenttir.</p>
<p style="text-align: justify;">Canberra’da tıpkı Washington gibi Avustralya’nın Sydney ve eski başkent Melbourne’a göre daha az gelişmiş bir kentidir ve ulusal birlikteliği dışa vurmak için başkent olarak ilan edilmiştir. Bu Avustralya’da 20.yüzyılın hemen başında tanık olunan ve tüm dünyanın ilgisini üzerinde toplayan ilk ve önemli bir başkent değiştirme örneğidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Brezilya’da ise federal başkent işlevlerinin Rio de Janeiro’dan alınıp ülkenin içlerinde imar edilecek yeni bir başkent Brasilia’ya taşınması kararı bölgesel gelişme politikalarının uygulamaya konması amacıyla alınmış bir karardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Pakistan’da başkent için yeni bir yer arayışı, ülkenin Hindistan’dan ayrılarak bağımsızlığına kavuşmasıyla 1948 yılından itibaren başlamış, 1958’de ulusal başkentin Karachi’den Islamabad’a taşınacağı ilan edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Islamabad, Rawalpindi ile yüksek tepelerin arasına sıkışmıştır. Bu durum önceden hazırlanmış bir plana dayalı kurulmuş Washington, Canberra, Brasilia gibi başkent örneklerinin hiçbirinde bulunmayan ve istenmeyen bir özelliktir. Söz konusu kentlerin hepsi açık alanda imar edilmişlerdir. Brasilia ve Canberra’nın, Washington örneğine benzer olarak büyük ölçüde tek bir işlevle yani yönetim işleviyle donanmış küçük bir kent olmaları planlanmışken, Islamabad baştan itibaren çok yönlü bir başkent niteliğine sahip olmuş ve kısa sürede Pakistan’ın en büyük kentlerinden birisi haline gelmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara ise dünyadaki başkent değiştirmelerine bir diğer ve daha önce verilen örneklere nazaran farklı bir örnektir. 13 Ekim 1923’te başkentik işlevinin İstanbul’dan alınıp kurtuluş mücadelesinin özeği haline gelen Ankara’ya verilmiş olması günümüze değin uzanan türlü tartışmaları da beraberinde getirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ankara’nın Ulusal Mücadelenin özeği haline gelmesinde kentin jeopolitik konumu, yollar kavşağında bulunması, özek bir konumda olması, demiryolu ağıyla Batı illeriyle, özellikle İstanbul’la bağlı olması ve kentinin savunma olanaklarının diğer kentlere göre daha elverişli oluşu etkin bir rol oynamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazara göre Ankara’nın başkentliği, Osmanlı’nın son dönemlerinde yabancı ülkelerle kurulan bağımlılık ilişkilerine bürokratik bir tepkidir.  Yazar; Ankara’nın başkent ilan edilmesini ekonomik düzeyde feodal üretim biçiminden kapitalist üretime geçişi, siyasal anlamda dinsel ve geleneksel &#8220;ümmet&#8221; anlayışından &#8220;ulus&#8221; bilincine dayalı ulus-devlet düşüncesine geçişi ve hukuksal olarak bu yeğlemelerin üstyapı kurumlarına yansımasını gerektirdiğini söylemiştir. Kemalist devrimlerin başlatılması, uygulamaya konması ve büyük ölçüde amacına ulaşması, başkentlik işlevinin İstanbul’dan alınıp Ankara’ya verilmesiyle sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurgulamıştır. Tarihsel  süreçte baktığımız zaman bu saptamanın doğru olduğu söylenebilir. Çünkü eğer başkent İstanbul’da kalsaydı, emperyalist güçlerin etkisi altında olan İstanbul’dan sağlıklı bir milli mücadele başlatılamaz, devrimler gerçekleştirilemezdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun dışında yazar;  Ankara&#8217;nın başkentliğine karşı çıkıp, Ankara&#8217;nın tarihsizliğine vurgu yapanları eleştirmiş; Ankara&#8217;nın kuruluşunun Firig Kralı Midas&#8217;a değin uzandığını, Hititler ve Romalılar döneminde önemli roller üstlendiğini, Selçuklular Döneminde bin yıl “garnizon kenti” olarak varlığını sürdürdüğünü söylemiştir. Osmanlı’da da önemli görevler üstlenen Ankara&#8217;nın en karanlık günlerini kentin ticaretinin çökmesiyle birlikte Tanzimat Dönemi’nde yaşadığını belirtmiştir. Kısacası yazara göre Ankara “Yoktan var edilen bir kent” değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine yazara  göre Ankara’nın başkent seçilmesi federal yapıya sahip devletlerde federal devletle federe birimler arasında bir denge unsuru oluşturulmasına yönelik bir girişimin sonucu değildir. Bu nedenle Ankara, devlet özeği kabul edildikten sonra, Washington, Canberra, Brasilia gibi, federal devletlerin başkentlerinde izlenen kentsel büyüme stratejilerinden farklı bir gelişme eğilimine sahip olmuştur. Gerçekten de bakıldığı zaman söz konusu başkentler, kuruluş amaçları gereği tek yönlü olarak yönetim işleviyle donanmış bulunduklarından, bunların büyüme hızları sınırlı olmuş; bulundukları ülkelerdeki kentsel coğrafyada yeni kurulmuş başkentler metropoliten alanlar haline gelmeyip küçük yerleşim yeri konumunda kalmışlardır. Başkent Ankara ise devlet özeği olmasından itibaren kent yönetim işlevinin yanı sıra çok yönlü işlevler kazanmış; buna dayalı olarak ülkenin önemli gelişme kutuplarından biri haline gelerek metropoliten bir özek haline dönüşmüştür.  Bu açıdan başkent Ankara, Washington, Brasilia, Canberra gibi planlı bir biçimde imar edilmiş başkentlere kuruluş amacı gereği benzememiş; Londra, Paris gibi çok önceden başkent kabul edilmiş, çok işlevli metropoliten kent örneklerine yakın bir gelişme çizgisinde yer almıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak yazar, küreselleşme ile birlikte dünyada var olan kentsel dizgenin değiştiğini, başkentlerin yer seçimi sorununun mekansal bir ölçek olarak teknik bir seçim olmanın ötesinde, siyasal boyutları bulunan, bazen de sınıfsal ilişkileri değiştirmeye değin uzanabilen yer seçim kararlarına dayandığını göstermeye çalışmıştır. Bu süreçte ekonomik ve siyasal yapı ulusal ölçekten yerele doğru, doğrudan başkent eliyle yeniden yapılandırılmaya çalışılmaktadır. Bu durum Türkiye&#8217;de ki başkentlik tartışmaları  nezdinde değerlendirildiğinde; gerçekleştirilmek istenen bu proje kapsamında, başkentteki işlevsel değişim, büyük ölçüde küresel sermayenin istemleri doğrultusunda İstanbul özekli sermaye tarafından yönlendirilmekte, izlenen bu politikalar, emeğin çıkarları açısından önemli olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda başkent ve ulusal düzey, küresel sermaye süreçlerinde kaybedenler açısından giderek siyasallaşmaktadır.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/baskentlik-sorunu.html">Kitap İncelemesi: Dünyada ve Türkiye’de Başkentlik Sorunu</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
