﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erhan Alemdar | Akademik Kaynak</title>
	<atom:link href="https://www.akademikkaynak.com/yazar/erhanalemdar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<description>Akademik Düşünce Enstitüsü yayın organı akademikkaynak.com - bilimin ışığıyla.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 May 2020 15:18:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/cropped-akademikkaynak-fovicon-32x32.png</url>
	<title>Erhan Alemdar | Akademik Kaynak</title>
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Analiz: Küresel Salgın Covid-19, Hasarı ve Küresel Sistem: Önce Covid Mi Mutasyon Geçirecek Yoksa Devletler ve Küresel Sistem Mi?</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/covid19-salgin-pandemi-kureselsistem.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Alemdar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2020 15:18:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[COVİD-19]]></category>
		<category><![CDATA[KÜRESEL SİSTEM]]></category>
		<category><![CDATA[SALGIN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=10463</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni Koronavirüs hastalığı (COVID-19), ilk olarak Çin’in WUHAN Eyaleti’nde aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan bir virüstür.[1] Bu durum kısa sürede Çin’den tüm dünyaya yayılmıştır. Bununla beraber ülkelerde küresel çapta pandemi ilan edilmiştir. Türkiye’de de pandemi ilan edilmiş, ilgili kurullar [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/covid19-salgin-pandemi-kureselsistem.html">Analiz: Küresel Salgın Covid-19, Hasarı ve Küresel Sistem: Önce Covid Mi Mutasyon Geçirecek Yoksa Devletler ve Küresel Sistem Mi?</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yeni Koronavirüs hastalığı (COVID-19), ilk olarak Çin’in WUHAN Eyaleti’nde aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan bir virüstür.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><em><strong>[1]</strong></em></a> Bu durum kısa sürede Çin’den tüm dünyaya yayılmıştır. Bununla beraber ülkelerde küresel çapta pandemi ilan edilmiştir. Türkiye’de de pandemi ilan edilmiş, ilgili kurullar oluşturularak sürecin koordinasyonu sağlanmaktadır. Virüsün etkisi çok korkunç ve fazladır. Virüs dünyada paniğe yol açmıştır. Nitekim dünya devletleri bu pandemiye hazırlıksız yakalanmışlardır. Çoğu devlet virüs ile alakalı tedbirleri almamış, alınan tedbirlerinde seviyeleri düşük seyretmiştir. Bu sebeple virüs dünya genelinde yayılma hızını arttırmış, hayatımızın tam ortasına oturmuş ve bizleri yakından etkilemiştir. Alınamayan tedbirler, ülkelerin sağlık, ekonomik alanlarına ciddi zararlar vermiş ve vermektedir. Nitekim sağlık sistemleri birçok ülkenin bu pandemiye cevap veremez hale gelmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’de Covid vakası ilk kez 10 Mart tarihinde tespit edilmiş ve açıklanmıştır. Türkiye’de süreç o zamana kadar stabil ilerlerken, o tarihten sonra Türkiye’de vaka sayısı artmaya başlamıştır. Türkiye’de başlangıçta; ateş ölçümü, detaylı sağlık taraması, kişinin nereden geldiğinin tespiti gibi bazı önlemler geç alınmıştır. Bu geç alınan önlemler Türkiye’de de vaka sayılarının hızla artmasına neden olmuştur. İstanbul özelinde görülmeye başlanan vaka sayıları daha sonra Türkiye’nin tamamına yayılmıştır. Virüsün, Türkiye’nin tamamına yayılmasıyla yeni ve zorlu bir salgın süreç bizler için başlamış oldu. O saatten sonra ülkemizin yürütme kanadı belli başlı tedbirler almaya başlamış,  virüsün yayılımının ve yayılım hızının önüne geçmek için çalışmalar başlatmıştır.  Ancak Türkiye’nin karakteristik yapısı, halkımızın kişilik durumu virüsün yayılma hızını daha da artırmıştır. Bu durumun sonucunda, Türkiye’de sağlık sisteminde amansız bir mücadele dönemi başlamıştır. Yine de devletimiz bu sürece karşı kısa sürede ciddi tepki vermiş, geçmişten gelen sağlık yatırımlarımızın avantajları sayesinde kısa sürede tedbirlerin de katkısıyla sağlık sistemi hazır duruma gelmiştir. Sağlık sistemimizin avantajları, diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere nazaran daha fazla olduğu için salgın sürecinde sağlık ekipman ve diğer ihtiyaçlarla alakalı sorunlar yaşanmamış, kendi sağlık ihtiyaçlarımızı üretme adımları atmış, ihtiyaç sahibi ve talepte bulunan birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere de hibe veyahut bedeli karşılığında bu alanda destek sağlamıştır. Türkiye, sürecin yönetilmesinde ve devamında yaptıklarıyla salgının kontrol altına alınabilmesi adına diğer ülkelere de hem diplomatik hem akademik alanda da katkıda bulunmuştur. Bu noktada Türkiye,  güçlü duruş sergilemiştir. Ancak küresel çaptaki devletlerde durum aynı olmamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tayyar Arı küreselleşmeyi <em>‘Küreselleşme, tüm sorunların ve çözümlerin küresel boyutta etkilerinin birlikte yaşanmasına yol açmıştır<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><strong>[2]</strong></a></em> şeklinde tanımlamıştır. Küresel sistem ve küresel güçler açısından bakarsak, şuana kadar gelinen noktada birçok güçlü ve güçlenmekte olan devletler salgına karşı ilk anda tepki verememiştir. Sağlık altyapıları, idare ve sevk yapıları, hizmet sektörlerindeki açıklar, yatırım alanlarının farklılıkları vb. gibi durumlardan ötürü birçok devlet, salgın sürecini yönetememiştir ve halen daha yönetememektedir. Toplumdaki korku ve panik hali devletlerin kısıtlamalarının ölçülerine göre daha da artmakta, bu durum salgının seyrinde de ciddi oranda olumsuzluk yaratmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Devletlerin, vatandaşları üzerinde zayıf kalan yönetim etkinliği, liberal anlayışın getirdiği rahatlık, toplumun salgın ciddiyetini kavrayamadığını göstermektedir. Küresel sistemin son 40 yılda kazandırdığı rahatlık, serbest dolaşım, teknolojik hız ve ilerleme, temasın ve mesafenin kısalması, sınırların kalkması gibi olgular; toplumları ciddi oranda rehavete doğru sürüklemiş, bilinçaltlarına dokunulmazlığı aşılamış ve insan aklını tek bir merkeze doğru bağımlı hale getirmiştir. <em>Hangi boyutta olursa olsun kimliğin en anlamlı olduğu düzey yüz yüze ilişkilerin olduğu düzeydir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><strong>[3]</strong></a></em> Küresel sistem devletlerin, insanların davranış ve çabalarına prangalar vurmuştur. Bu prangaların etkisini de küresel ölçekte tahribat yaratan ve yaratmaya devam eden COVİD sorununda görüyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Devletlerin hareket alanlarının daralması, politikalarında dışsal bağlılık, gelişim ve dönüşümlerine en büyük sorun teşkil etmiş, etmektedir. Bu gidişat günümüz yaşantısında ve gelişmelerinde; iktidarların, bürokrasinin ve vatandaşların geleceğini tehlikeye atmaktadır. <em>Pandemi, ülkelerin kendine yeter olabilmek için stratejik sektörlerini özel korumaya alacağı, dönüştürücü bir “güvenlik kaygısı fırtınası” getirmiştir.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4"><strong>[4]</strong></a></em> Kilitlenen ülkeler çareyi kendi çözümlemelerinde ve mücadelelerinde aramaya başladılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Küresel sistemin getirdiği; tek olana, bir merkeze, bir anlayışa veyahut ortak olana bağlılık, kriz anlarında devletleri zora sokmaktadır. Birçok alanda ileri derecede gelişme sağlayan ülkeler, pandemi sürecinde hem iç hem dış politikada başarısız kalmaktadırlar. Bu başarısızlık birçok devletin, devlet yönetimlerinin ve yönetim yapısını orta ve uzun vadede sorgular hale getirmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Demokrasinin bir diğer temel değeri olan eşitlik, bütün bireylerin insan olmak bakımından eşit siyasal değerde olmasını, bireyler arasında ayrım yapılmamasını, herkese eşi muamele edilmesini ve siyasal yönetim sürecine katılım konusunda bütün toplum üyelerinin eşit derecede hak sahibi olduklarını ifade eder.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5"><strong>[5]</strong></a> </em>Küresel sistem, sınırları kaldırarak tek kültür, tek toplum, tek hayat tarzı ve tek siyasal anlayış biçimini dünya halklarına ve ulus devletlere bir nevi dayatma yapan, ister istemez etkili politikalarıyla, baskın kuruluşlarıyla karşı tarafı kendine çeken bir süreç. Bu süreçte herkes eşit gibi görünür, herkes her şeyden istediği gibi faydalanır gibi görünür. Bu; toplumdan uzak kalmış, eğitim, kültür, siyasal katılma gibi süreçlerden dolayı geri de kalarak dışlanmış birçok toplumu gündelik hayata ve dünya yaşantısına katmış, aktif hale getirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Küresel bağlılık toplumlar içinde bağı ve iletişimi güçlendirmiş olsa da bugünün dünyasında salgın sürecinde herkesi birbirinden koparmaktadır. Salgının getirdiği evde izolasyon ve karantina, toplumu gündelik hayattan uzaklaştırmakta, sınırlarını kapattırmakta, sanal aleme yöneltmektedir. Küresel sistem içerisinde teknoloji ve bilimde bir o kadar önemli yerde durmaktadır. Ancak insan faktörünün dışsal hayattan kopması, gündelik hayatın durma noktasına gelmesi küreselleşme sürecindeki teknolojik ve bilimsel atılımı anlamsız kılmaktadır. <em>Bu pandeminin uzun süreceğinin beklenmesi “pandemi sonrasına hazırlık” gündemini de önemli hale getirmektedir.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6"><strong>[6]</strong></a></em></p>
<p style="text-align: justify;">Pandemi süreci ve sonrası için görülen gidişat, sistemin sorgulanmasına ve ya revize edilmesine ya da lağvedilmesi süreçlerine kadar uzayacak bir tartışmaya da alan açmaktadır. Pandemi sürecinde analiz edilen politikalar, ihtiyaçlara ulaşmadaki sorunlar, tedarik zincirinin sayılı merkezlerden sağlanması, sistemi sorgulatacak ve iyi yanlarını da unutturacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Küresel sistem, belli başlı devletlerin yönetiminde veyahut aralarında ki mücadele çemberinde ya gelişmektedir ya da çatışmaktadır. Bugün bu durum ABD-ÇİN gibi küresel ölçekte yer edinen büyük ülkeler arasında gerçekleşmektedir. ABD’nin 1929 buhranından sonra yaptıkları, 1950’li yıllardan sonra ortaya koyduğu ekonomik destekler, 2008 krizinde ki duruşu, uzun yıllar küresel güç olarak kalabilmesine imkân sağlamıştır. Özellikle Sovyetlerin çökmesiyle rakipsiz kalan, dünyaya abilik yapmaya devam eden ABD, 1973’te ülkelerin para birimlerini kendi rezerv parası olan dolara sabitleyen sistemi uygulamaya aldırmış, ekonomik bağımlılığı ciddi oranda arttırarak birçok ülkeyi ve kuruluşları kendisine bağlamıştır. Ekonomik bağımlılık siyasal ve kültürel bağımlılıkları da peşine sürükleyerek ülkenin maden, enerji, siyasi süreçlerini de bir noktaya bağlatmıştır. ABD bu sayede birçok ülke üzerinde söz sahibi olmuş, kendisine karşı rakip oluşacak orduları ve iktidarları dayatmalar ve baskılarla dışlamayı, yıkmayı başarmıştır. Küresel çapta toplumlar ve devletler üzerinde etkin olan politika kurumlarını da (IMF, WB) aktif kullanmış, küresel sistemin başında kalmayı başarmıştır. AB gibi, birçok ülkenin birlikteliklerinden oluşan güçlü yapılara karşıda ekonomik ve siyasal üstünlük elde etmiş, AB kurumunun Rusya üzerinden alacağı baskılara karşı da NATO gücüyle kalkan koyarak, güçlü benim imajını her seferinde göstermiştir. Ancak salgın süreci öyle bir süreç haline gelmiştir ki, ne AB ne ABD ne de Rusya Türkiye kadar tepki verememiş, müdahale edememiş, sağlık altyapılarının acizliğine uğramışlardır. Nüfusa oranlı bakıldığında sağlık altyapıları bu ülkelerde yetersiz ve gelişmemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">AB, kendi içinde hem mali konuda hem birlik konusunda hem de sağlık konusunda güç gösterisi yapamamış, salgından ciddi oranda etkilenen ve hasar alan İtalya’yı birlikten çıkma kararı alacak duruma getirmiştir. Bir o kadar daha etkilenen İspanya’da hükümet, AB ile alakalı çalışmaların salgından sonra tekrar ele alınacağını, birlikten ayrılma konusununda ivedilikle ele alınacağını deklare etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Küresel birliktelikler ve kurumlar salgın sürecinde sorgulanır hale gelmiştir.  Özellikle AB kısa vade de dağılmasa bile orta ve uzun vade de ciddi şekilde sorgulanır hale gelecek, belki de AB den ayrılan İngiltere’nin peşine takılan ülkelerde olabilecektir. Bu gibi kurumlar, iyi günlerden ziyade kötü günlerde harekete geçmesi gereken, güçlerinin deklaresi adına içe yönelikten sonra dışa yönelikte desteklerde bulunabilen kurumlar olmalıdır. Bunu bugün Türkiye yalnız başına yapabilmektedir. Sağlık altyapısındaki güçlü duruş bunu yapabilmesine imkân sağlamaktadır. AB salgın sürecinde içe dönük, içeride de pasif duruş sergilemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">ABD ise Çin’in küresel çaptaki çalışmalarına nazaran suçlayıcı politikalarla gündemi ve dikkatleri üstünde toplama mücadelesine girişmiştir. Çin, salgın sürecinin başladığı yer olsa da sonradan uluslararası çalışmalara destek vermiş; ihtiyaç sahibi ülkelere tıbbi, sağlık, siyasi desteklerde bulunma çalışması içerisinde olmuştur. Çünkü Çin, ABD’nin içine kapanık pozisyonlarını doldurarak, ABD’nin karşısına çıkabilecek küresel güç olma çalışmasının tam ortasında. Kötü imajını yapmak istedikleriyle düzeltmek istemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Askeri ittifaklar ve ekonomik ortaklıklar, mensupları arasında işbirliği olmasını gerektirir, işbirliği güvene dayanır ve güven de en fazla, ortak değerlere ve ortak kültüre sahip toplumlarda serpilir.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7"><strong>[7]</strong></a></em> Günümüzde, geçmişte anlam yüklü ve ortak paydalar içeren birliktelikler artık anlamını yitirmeye doğru gidiyor. BM, AB, NATO gibi birlik kurumları, üyelerinin zor zamanlarında etkili cevap verememektedir. Çare üretemeyen bu küresel kurumlar gelecek dönemlerde git gide itimatlarını kaybedecek, inançlarını yitirecek ve dağılma süreçlerine doğru evrileceklerdir.  Covid-19, dünyada ki devletlerin kendi kendilerine yetmeleri anlayışını doğurmaktadır. Ulus devlet olma, milliyetçilik anlayışını yeniden canlandırma gibi süreçler artık devletler için kaçınılmaz bir süreç olacaktır. <em>Yapısalcı yaklaşıma göre ulus-devlet günümüzde revizyona uğramamış, hala gücünü korumaktadır.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8"><strong>[8]</strong></a> </em>Ulus devletlerin geri dönüşü küresel sisteme ciddi zarar verecek, sistemi sorgulatır hale gelecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Covid-19, ülkelerin ekonomik göstergelerini, sağlık altyapılarını, siyasal süreçlerini ciddi oranda etkilemiştir. Birçok borsa salgın sürecinde ciddi oranda olumsuz etkilenmiş, birçok şirket iflasın eşiğine gelmiştir. Birçok devlet sağlık yatırımlarında geri kaldığını görmüş, salgın süreci de sağlık yatırımları zayıf olan ülkeleri kilitlenme durumuna getirmiştir. Birçok devlet, salgın sürecinde vatandaşlarına ve ihtiyaç sahibi devletlere karşı insanlık dışı davranışlarda bulunarak, dünya kamuoyunda gerçek yüzünü de ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra, salgın gibi zorlu zamanlarda iktidarların karar alma süreçleri de sorun yaratmaktadır. Koalisyon hükümetleri salgın sürecinde ciddi oranda kriz yaşamış, istikrarsızlıklar sebebiyle krizler yaşamaya devam etmektedir. Başkanlık sistemi ve otoriter yönetimi içinde barından birçok devlet bu süreci ciddi oranda itidalli yürütmektedir, bazıları da bu süreçte başarısız kalmaktadır. Nitekim salgın sonrası dönemde ortaya çıkacak olan küresel güç sorunu, küresel birliktelik kurumlarının başarısız politikaları, ulus devletlerin ortaya çıkma pozisyonları gibi birçok konu tartışmaya açılacaktır. Ekonomik desteklerin boyutları Merkez Bankaları tarafından git gide büyütülse de, ciddi ekonomik durgunluk ve ekonomik bozulma ülkelerin yeniden yapılanmalarına, devlet olma süreçlerini ve alt yapılarını sorgulamalarına sebebiyet verecektir. Böyle giderse içine kapanık hareket eden küresel güç olan ABD yeni dönemde ciddi oranda saygınlığını kaybedecek, onun yerini almaya çalışan veya onun yerine geçirilmek istenen Çin’in salgın sürecinde yaptıklarıyla, salgın süreci sonrasına yapacakları yeni dönemde konumunu belirleyecektir. 1973 sonrası daha da büyük küresel güç olan ABD, Çin’e karşı ne hamle yapacak bu da ayrı bir durum elbette. Şayet ABD bulunduğu durumdan güçlü çıkar, içine kapanık anlayışı terk ederse dünya üzerinde tekrardan hâkimiyet kurmak adına mücadelesini sürdürecektir. Çin bu noktada geride kalabilir, mücadelesinde yeteri kadar ileri kademe elde edemeyebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Küreselleşme nereye doğru gidiyor? Küresel sistemin geleceği ne olacak? ABD küresel güç olarak kalabilecek mi? Çin şeffaflıktan uzak hareket ederek sakladığı Covid19 salgınının kendisine karşı getirdiği kötü bakış açısını nasıl bertaraf edecek? Çin, ABD’nin yerine geçebilecek güçte ve donanımda bir küresel güç, ülke mi? AB’nin geleceği ne olacak? Gibi soruları azda olsa cevaplamaya çalıştık ancak salgın sürecinde de salgın sürecinden sonra da bu sorular tekrar tekrar sorulmaya, sorgulanmaya devam edecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Salgın sürecinde ekonomik göstergeleri takip etmek, ülkelerin siyasal çalışmalarını ve politik kararlarını izlemek bize salgın süreci sonrası ortaya çıkacak bazı kodların cevaplarını da verecektir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>-ARI, Tayyar, Uluslararası Siyasal Sistem ve Dış Politika, MKM Yayıncılık, Bursa, 2013</p>
<p>&#8211; HUNTINGTON, Samuel P., Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması, Okyanus Yayıncılık, 2017</p>
<p>&#8211; STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, MATSA Basımevi, Ankara, 2020</p>
<p>&#8211; DURSUN, Davut, Siyaset Bilimi, Beta Yayınevi, İstanbul, 2014</p>
<p>&#8211; ERCAN, Murat, Avrupa Birliği ve Türkiye ile İlişkileri, EFEAKADEMİ Yayınları, Ekim, 2018</p>
<p>&#8211; <a href="https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/tr/covid-19-yeni-koronavirus-hastaligi-nedir">https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/tr/covid-19-yeni-koronavirus-hastaligi-nedir</a></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> <a href="https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/tr/covid-19-yeni-koronavirus-hastaligi-nedir">https://covid19bilgi.saglik.gov.tr/tr/covid-19-yeni-koronavirus-hastaligi-nedir</a></p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Tayyar Arı, Uluslararası Siyasal Sistem ve Dış Politika, MKM Yayıncılık, Bursa, 2013, s.178</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Samuel P. Huntıngton, Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması, Okyanus Yayıncılık, 2017, s.173</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, MATSA Basımevi, Ankara, 2020, s.30</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Davut Dursun, Siyaset Bilimi, Beta Yayınevi, İstanbul, 2014, s.171</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi, a.g.e, s.33</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Samuel P. Hungtıngton, a.g.e,  s.183</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Murat Ercan, Avrupa Birliği ve Türkiye ile İlişkileri, EFEAKADEMİ Yayınları, Ekim, 2018,s.81</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/covid19-salgin-pandemi-kureselsistem.html">Analiz: Küresel Salgın Covid-19, Hasarı ve Küresel Sistem: Önce Covid Mi Mutasyon Geçirecek Yoksa Devletler ve Küresel Sistem Mi?</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE&#8217;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/ulkemizde-reel-ve-finansal-yatirimlar-konusunda-sorunlar-ve-cozum-onerileri.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Alemdar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 19:57:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[CARİ AÇIK]]></category>
		<category><![CDATA[FAİZ]]></category>
		<category><![CDATA[finans]]></category>
		<category><![CDATA[Yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=7756</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜRKİYE&#8217;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ GİRİŞ Gelişmekte olan ülkeler için yatırımlar kaçınılmazdır. Ülkenin kalkınması ve iktisadi yönden sağlam durabilmesi adına sürekli üreten ve ürettiğini satabilen ülkeler için hem iç hem de dış yatırımlar vazgeçilmezdir. Gelişmekte olan ülkeler her zaman üretime yoğunlaşmalı ve üretim kapasitelerini arttırma yönünde politikalar sergilemelidir. Nüfusu çok [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ulkemizde-reel-ve-finansal-yatirimlar-konusunda-sorunlar-ve-cozum-onerileri.html">TÜRKİYE’DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>TÜRKİYE&#8217;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Gelişmekte olan ülkeler için yatırımlar kaçınılmazdır. Ülkenin kalkınması ve iktisadi yönden sağlam durabilmesi adına sürekli üreten ve ürettiğini satabilen ülkeler için hem iç hem de dış yatırımlar vazgeçilmezdir. Gelişmekte olan ülkeler her zaman üretime yoğunlaşmalı ve üretim kapasitelerini arttırma yönünde politikalar sergilemelidir. Nüfusu çok olan ülkeler tüketim sarmalına bağlanmamalı ve nüfusa oranla milli gelirleri arttırmalıdır.<br />
Gelişmekte olan ülkeler için yatırımlar hem pazar olabilmek adına hem de diğer pazarlara açılabilmek adına önemli bir fırsattır. Türkiye bu konuda hem bölgesel olarak hem nüfus olarak biçilmez kaftandır. Nitekim toplumumuz sürekli üretim halinde olmalı toprağını ekmeli ve bu paralelde sanayi üretimini genişletmelidir. Türkiye de üretim sahaları sanayileşme adına verimli ve müsaittir. Ortadoğu, Afrika, Asya kapısı olması sebebiyle jeopolitik açıdan da avantajlı durumdadır. Küreselleşme ile bu özellik daha da önemli hale gelmiştir. Türkiye dünya piyasaları açısından önemli bir ekonomi içerisinde yer almaktadır. Doğrudan yatırımcılar için biçilmiş kaftandır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ülkemiz gerek reel gerek finansal anlamda yatırımlar almaktadır. Büyük şirketlerin uğrak noktası olan ülkemiz birçok ilinde dev markaların üretim tesisleri de yer almaktadır. Bu sayede istihdam sağlanmakta ve ülkemiz ekonomisine ciddi katkılar sağlamaktadır. Döviz girdisi ile de başka avantajlar kazandırmaktadır. Döviz girdisi ile sağlanacak olan birikim ile ekonomi cephesi sürekli desteklenmekte ve kur dalgalanmalarının önüne geçilmektedir. Bu sayede ekonominin temelleri sağlamlaştırılmakta, yabancı sermayenin güveni arttırılmaktadır. Doğrudan yatırımların yolu bu sayede açılmaktadır. Ülkemiz doğrudan sermaye girişlerine ihtiyacı vardır. İç sermayelerin kısıtlı olması yabancı sermayenin gelmesiyle tamamlanmaktadır. Yabancı sermayenin direkt yatırımları ile diğer yatırımcıların güveni kazanılmaktadır. Türkiye&#8217;nin rakibi kabul edilebilecek gelişmekte olan ülkeler doğrudan yatırımlardan önemli paylar alırken doğrudan yabancı yatırımı çekmede çok gerilerde kalmıştır(Arıman, 1999, s.586).<br />
Ülkemiz ekonomisi kırılgan bir yapıya sahip olmakla birlikte dalgalanmalar sıklıkla yaşanmaktadır. Bu sebeple ekonomik yatırımlar yavaşlamakta yabancı sermayenin girişini yavaşlatmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÜLKEMİZDE YATIRIM SORUNLARI</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1)Yüksek Enflasyon</strong><br />
<em>Enflasyon, fiyatlar genel seviyesindeki devamlı ve hızlı artış olarak tanımlanabilir. Talep, maliyet ve yapısal enflasyondan söz edilebilir</em>(Çomaklı, 2015, s.349). Yani milli paranın artan fiyatlar dolayısıyla güç kaybetmesi, alım gücünün düşmesi demektir. Enflasyon oranının yüksek olduğu ülkelerde piyasalar kırılgandır, piyasalarda yerli paranın değeri yoktur, mal alımı azdır, fiyatlar yüksektir.<br />
Enflasyon oranı arttıkça paranın gücü düşeceğinden; paranın güçlenmesi adına faiz artırımı yapılır. Bu adım yatırımı zorlaştırır.</p>
<p style="text-align: justify;"><img title="enflasyon-orani-10-yillik-201901-300x148 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  "fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-7777 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/enflasyon-orani-10-yillik-201901-300x148.png" alt="enflasyon-orani-10-yillik-201901-300x148 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  " width="329" height="163" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/enflasyon-orani-10-yillik-201901-300x148.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/enflasyon-orani-10-yillik-201901.png 728w" sizes="(max-width: 329px) 100vw, 329px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Enflasyon oranının artması üretimin azaldığını, üretim azaldıkça arz-talep dengesinin bozulduğunu gösterir. Bu durum ülke ekonomisini bozar, yatırımcıyı uzak tutar. Ülkemiz enflasyon oranları son 3-4 yılda yukarı yönlü bir seyis almış, bu da yatırımcıyı ülkemizde yatırım yapmakta memnun etmemiştir. Çünkü enflasyon artışı beraberinde fiyat dengelemelerinin bozulmasını da beraberinde getirmektedir. Bu durumlar sonucunda fiyatlar artmaya devam ettikçe maliyetlerin artışı yabancı sermayeyi de yerli sermayeyi de yatırım yapmaktan uzak tutmaya devam edecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2)Faiz</strong><br />
<em>Faiz, kısaca kar anlamına gelir. Banka ya da benzeri yerden borç karşılığı alınan paranın, kullanımına karşılık verilen ücrettir. Bu ücretin oranı, belli başlı hususlara bağlı olarak değişir. Özellikle bu hususta ekonominin durumu son derece önemlidir. Çünkü faiz oranlarının belirlenmesi konusunda ekonomiyle doğrudan ilişkili olan olaylara bakılır. Merkez bankalarının almış olduğu kararlar ve uygulamış olduğu politikalar, bu oranları belirleyici niteliktedir.(Paratic, Faiz, 2019)</em></p>
<p style="text-align: justify;"><img title="aa110618jpg_h3eUs-1-270x300 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  "decoding="async" class="size-medium wp-image-7778 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/aa110618jpg_h3eUs-1-270x300.jpg" alt="aa110618jpg_h3eUs-1-270x300 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  " width="270" height="300" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/aa110618jpg_h3eUs-1-270x300.jpg 270w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/aa110618jpg_h3eUs-1.jpg 416w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" /><br />
Faiz paranın değerini arttıran bir güç unsurudur. Fakat yüksek faiz hem yatırımcıyı hem de bireysel müşterileri hiçbir zaman memnun etmez. Mevduat sahipleri her zaman için yüksek faizden yanadır. Yüksek faiz yüksek getiri demektir. Ancak yatırımcı kredi çekerken yüksek faizden kaçar ve bu sebeple yatırım yapmaktan vazgeçer. Ödemeler dengesinde sıkıntı yaşayan yatırımcılar her zaman için kredi alarak nefes almak ister. Ancak Türkiye son 5-6 yıldır yüksek faizlerle uğraştığı için yatırımcılar için ilgi çekmemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3)Kur</strong><br />
Döviz kuru, herhangi bir ülkenin para biriminin başka bir ülke para birimi cinsinden fiyatı olarak adlandırılır(Para Durumu, Döviz Kuru, 2019) Ülkelerdeki döviz kur oranları, milli paranın diğer döviz cinsleri üzerinde ki gücünü gösterir. Ülkemizde döviz kurları çok oynaktır. Gerek borsamızın kırılgan yapısı, gerek döviz miktarımızın dar olması, gerek ekonomik ve siyasi savaşlarda kırılgan yapı ülkemiz yatırımcılarının dikkatini çekmektedir. Bu sebeple yatırımcıların döviz ihtiyaçlarının karşılanmasında eksiklik oluşmaktadır. Bu durum yatırımcı için risk oluşturmakta ve yatırımcıyı uzaklaştırmaktadır. Dövizde ki oynaklık fiyatlar dengelerini bozmakta, maliyetlerin artışına sebep olmaktadır. Üretim yapmayan ülkelerin ihtiyaçları ithal olduğunda fiyatların yüksek olmasına neden olmaktadır. Bu da piyasa da krize yol açmakta, alım-satımın durması durumunu beraberinde getirmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img title="43883792_401-300x169 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  "decoding="async" class="wp-image-7779 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/43883792_401-300x169.png" alt="43883792_401-300x169 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  " width="336" height="189" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/43883792_401-300x169.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/43883792_401.png 700w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4)Cari Açık </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Cari açık, bir ülkenin ürettiği malların ihraç sonucu getirdiği gelirin, ülkenin yurtdışından ithal ettiği mal ve hizmetlerden az olması durumudur. Cari açık üç kalemden oluşur. Bunlar; Devletler arası ithalat ve ihracat Hizmetler hesabı: taşımacılık, turizm, sigortacılık vb. hizmetler ticareti Transferler hesabıdır. (yurtdışında çalışan ülke vatandaşları ve ülkede çalışan yabancı ülke vatandaşlarının getirdiği döviz giriş çıkışıdır.)(Fortuneturkey, Cari Açık, 2019). Cari açık bir ülkede üretimin ne kadar az olduğunu, tüketimin ne denli yüksek olduğunu gösterir. Cari açığın yüksek olduğu yerlerde ithalat fazladır, ihracat azdır. Döviz girdisi düşüktür. Paranın gücü düşüktür. Halkın refah düzeyinde düşüşler vardır. Ülkemiz son yıllarda cari açıkla mücadele etmektedir. Ülkemiz cari açıkları yatırımcı için risk teşkil etmektedir. Üretim olmadığı için yatırımcı risk almak istemez ve bu sebeple yatırımlarını durdurur. Cari açıkların artması ile birlikte de dış borç çoğalır, iç borçlanmalar artar. Fiyatlar bozulur, kurda oynaklık başlar, faizler arttırılır. Ülkemiz son yıllarda bu tehlike ile karşı karşıyadır. Gerek swap transferleri olsun gerek reel yatırımlar olsun duraksar. Son yılların ülkemiz cari açığı aşağıdaki gibidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img title="ok1701181jpg_En5vM-300x169 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-7780 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/ok1701181jpg_En5vM-300x169.jpg" alt="ok1701181jpg_En5vM-300x169 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  " width="346" height="195" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/ok1701181jpg_En5vM-300x169.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/ok1701181jpg_En5vM.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 346px) 100vw, 346px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5)Teşvikler</strong><br />
Ülke ekonomilerinde teşvikler önemli yer tutar. Nitekim yatırımcılarında en dikkatle izlediği ve takip ettiği şey teşviklerdir. Ülkelerin sanayi kuruluşlarında teşvikler vermesi yatırımı güçlendirir ve yatırım çeşitlerini arttırır. Ülkemizde teşvikler konusunda sıkıntılar var. Teşvik paketlerin çoğu sürekli ödeme sıkıntıları çeken şirketler ve esnaflara doğru kayması yeni yatırım alanlarının oluşturulmasında eksik kalmakta ve desteklememekte.<br />
Yatırımcılar için gerek mekan, gerek vergi, gerek iş gücü, gerek tapulama, gerek altyapı ve üst yapı teşvik ve desteklemeleri o yatırımcının iştahını kabartır ve yatırım yapmasının önünü açar. Ülkemiz bu konuda her ne kadar çalışmalar yapsa da yatırımın yapılacağı alanlarda, ilde ki yerel yönetimlerin hava parası üzerinden çıkardığı zorluklar yüzünden yatırımcılar kaçmaktadır. Bu konuda merkezi hükümet çalışma yapmakta geri kalarak yatırımcıyı yalnız bırakmaktadır. Her ne kadar aşağıda ki tabloya göre teşvik oranına göre artış olsa da ülkemiz nezdinde bir ülke için az ve yetersizdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img title="tesvikgrafik1-300x225 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  "loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7775" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik1-300x225.png" alt="tesvikgrafik1-300x225 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  " width="300" height="225" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik1-300x225.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik1-768x576.png 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik1.png 960w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /><img title="tesvikgrafik2-300x225 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  "loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-7776 alignright" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik2-300x225.png" alt="tesvikgrafik2-300x225 TÜRKİYE&#039;DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  " width="300" height="225" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik2-300x225.png 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik2-768x576.png 768w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2019/04/tesvikgrafik2.png 960w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÜLKEMİZ YATIRIM SORUNLARINA KARŞI ÖNERİLER</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ülkemiz yatırım alanları açısından yüksek potansiyele sahiptir. Avrupa ile ilişkiler, Afrika ile olan bağımız, Ortadoğu ile olan durumumuz bizi kıymetli kılmaktadır. Gelişmekte olan ülkeler konumunda olmamız vesilesi ile yatırımların ülkemize çekilmesi elzemdir. Bu konuda devletimizin çalışmaları etkili olacaktır. Devletin bir ürünün talebini, pazarını etkilemesi önemli olmaktadır. Planlar, politikalar ve yasalar, talep ve pazarı büyük ölçüde etkiler. Bu nedenle bu planlar, politikalar, güncel ve potansiyel değişime olasılıklarıyla birlikte ayrıntılı olarak incelenmelidir(Arman, 2012, s.66).Devletin uygulayacağı politikalar ile yatırımcı kendini güvende hissetmek durumundadır. Bu doğrultuda güvenli liman bir ülke olabilmemiz adına sağlam ekonomik varyasyonlar üzerinde hareket etmemiz gerekir.Enflasyon ile mücadele edilmeli. Enflasyon oranları tek hanelere düşürülmeli, bu konuda gerçekçi adımlar atılmalı ve piyasa desteklenmelidir.<br />
Enflasyon oranları üzerine çalışmalar yapmalı, üretim desteklenmeli, fiyatlar üzerinde oluşan baskıların kırılması adına ekonomik adımlar atılmalıdır.<br />
Enflasyon sarmalına karşı faiz kullanılmamalı, sermaye artışları desteklenmeli, maliyetlerin hafifletilmesi adına işverenlere kaynaklar sağlanmalıdır.<br />
Enflasyon üzerinden fırsatçılığa izin verilmemeli, bu konuda hukuki ve siyasi duruşların adımları atılmalı, piyasaya karşı güven sağlanması adına çalışmalar yapılmalıdır.<br />
Enflasyon üzerinde baskı kırılması adına talep azaltılması yoluna gidilmeli, arzda yaşanan sıkıntılar ile ilgili teşvikler çoğaltılmalıdır.<br />
Enflasyon oranlarının düşmesi adına üretici üzerindeki borç sarmalına müdahale edilmeli, arz edenlerin vergi oranlarında değişiklikler yapılmalıdır.<br />
Uzun dönemde teşvik niteliğindeki vergi uygulamalarından yararlanmak suretiyle toplam arz arttırılmaya çalışılır. Arzın arttırılması için bazı alanlara teşvik edici muafiyet, indirim ve istisnalar tanınır. Geçmiş yıl zararların mahsubu, hızlandırılmış amortisman(azalan bakiyeler usulü), yatırım indirimi, vergi kredisi ve koruyucu tarifeler uygulanır. Ancak, bu tür düzenlemeler sürekli bir nitelik kazanmamalıdır. Çünkü bu tür düzenlemelerin sürekli olması teşvik özelliklerini kaybetmelerine neden olur(Aynı, s.351).</p>
<p style="text-align: justify;">Enflasyon ile mücadele ederken halkın refah düzeyi düşmemeli, ekonomik göstergelerin iyileştirilmesi üzerinde çalışılmalıdır.<br />
Faizler ile ilgi titiz çalışmalar yürütülmelidir. Mevduat oranlarını arttırmak adına faizler arttırılmamalı yatırımcının önü kesilmemelidir.<br />
Faizlerin sıfırın altına düşürmek adına çalışmalar yapılmalı, yatırımcıyı teşvik adına faizsiz ve hibe krediler devreye sokulmalıdır. Yatırımcıya destek olunmalıdır.<br />
Faizlerin düşürülmesi adına sıcak para ve kaynaklar bulunmalı, vatandaşın kayıt dışı varlıklarını piyasaya kazandırmak adın çalışmalar yürütülmelidir.<br />
Faizlerle ilgili piyasa ile iş birliği yapılmalı, düşük faizli krediler bulunmalı bu kredileri yine düşük faizlerle piyasaya satılmalıdır.<br />
Düşük faizler ile birlikte yatırımcılara envanter ihtiyaçları imkanları sağlanmalı, yatırım alanları ile ilgili malzemelerin fonlarında düşük faizli kredi kullandırımı yapılmalı.<br />
Kurda düzen sağlanmalıdır. Döviz kurlarının oynaklığını durdurmak adına piyasanın daha dengeli ve güçlü olması adına adımlar atılmalıdır.<br />
Döviz kurlarının oynaklığından doğan fiyatların yükselişi ile ilgili önlemler alınmalı, arada doğacak farkı devlet olarak desteklenmelidir.<br />
Döviz ihtiyacı doğduğunda devlet repo yapabilmeli, ucuz faizli döviz kredileri vermelidir. Yatırımcının acil döviz ihtiyaçları adına fon oluşturmalı yatırımcı zorda bırakılmamalıdır.<br />
Cari açıklar düşürülmelidir. Cari açıkların sebep vereceği bütçe problemi yüzünden yatırımcıları güveni sarsılmamalıdır.<br />
Cari açıklar sebebiyle ortaya çıkacak olan kaynak eksiliğini gidermeli, kaynakların tasarrufu noktasında ciddi adımlar atılmalıdır.<br />
Cari açıkların düşürülmesi adına kaynakların yatırımlarına doğru aktarılması ve üretimin çoğaltılması desteklenmeli, milli gelir arttırılmalıdır.<br />
Cari açıkların getireceği ödemeler dengesi bozulmasının önüne geçilmeli, kaynak sıkıntısı yaşatılmamalıdır.<br />
Cari açıkların düşürülmesi adına yatırımcıların doğrudan yatırım yapmaları sağlanmalı, devlet dışarıdan döviz girişini kolaylaştırmalıdır.<br />
Cari açıkların düşürülmesi adına borçlanmaların önü kesilmeli, devlet eliyle tasarruf politikaları konusunda sıkı duruş sergilenmelidir.<br />
Üretimin tüm kanallarda arttırılması adına teşvikler çoğaltılmalı, ucuz faizli krediler, hibe krediler ile sanayi, tarım, mobilya, beyaz eşya alanları desteklenmelidir.<br />
Teşvikler arttırılmalıdır. Devlet yatırım alanlarına göre teşvikler açmalıdır. Gerek envanter gerek finansal anlamda yatırımcı desteklenmelidir.</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 20px;">KAYNAKÇA</span></strong><br />
<strong>ARIMAN, Abdullah, 2000’lere Doğru Türkiye’de Yabancı Yatırımlar, Yeni Türkiye Dergisi Türkiye Ekonomisi Özel Sayısı, Ağustos, 1999</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>TEVFİK, T. Arman, Yatırım Projeleri, , Literatür Yayınları, Haziran, İstanbul,2012</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ÇOMAKLI, Şafak E.- TURAN, Deniz-DOĞRUYOL, Cengizhan, Kamu Maliyesi, Savaş Yayınevi, Ankara,2015</strong></p>
<p style="text-align: justify;">-https://ekonomiatlasi.com/enflasyon-orani</p>
<p style="text-align: justify;">-https://paratic.com/faiz-nedir/</p>
<p style="text-align: justify;">-https://www.dunya.com/kose-yazisi/faizde-on-yil-onceye-donduk/418911</p>
<p style="text-align: justify;">-https://www.paradurumu.com/yatirim/doviz-kuru-nedir-cesitleri-nelerdir-haberi-3708</p>
<p style="text-align: justify;">-https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrk-%C5%9Firketlerin-bor%C3%A7-sorunu-b%C3%BCy%C3%BCyor/a-44879433-http://www.fortuneturkey.com/cari-acik-nedir-49623</p>
<p style="text-align: justify;">-https://www.dunya.com/kose-yazisi/11-aylik-cari-acik-394-milyar-dolar-ile-yine-alarm-vermeye-basladi/398797<br />
http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/blog/tr/main+menu/analizler/turkiyede+uygulamaya+konan+tesvik+sistemleri</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ulkemizde-reel-ve-finansal-yatirimlar-konusunda-sorunlar-ve-cozum-onerileri.html">TÜRKİYE’DE REEL VE FİNANSAL YATIRIMLAR KONUSUNDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dar Anlamda İstihbaratın Temelleri</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/dar-anlamda-istihbaratin-temelleri.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Alemdar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jul 2018 12:50:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN]]></category>
		<category><![CDATA[İSTİHBARAT]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=5669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dar anlamda istihbaratın temelleri iki unsurdan oluşur: İnsan ve Teknoloji. Elbette istihbarat kavramı incelendiğinde bu iki unsurla sınırlı değildir. Fakat istihbarat yapısının temel direklerini bu iki unsur oluşturur. Bu unsurlar olmazsa olmazdır. Diğer geriye kalan unsurlarda bu yapının tamamlayıcı unsurlarıdır. Nitekim hem insan faktörü hem de bu faktöre destek olarak teknoloji faktörü, istihbarat çalışmalarında birbirini [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/dar-anlamda-istihbaratin-temelleri.html">Dar Anlamda İstihbaratın Temelleri</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Dar anlamda istihbaratın temelleri iki unsurdan oluşur: İnsan ve Teknoloji. Elbette istihbarat kavramı incelendiğinde bu iki unsurla sınırlı değildir. Fakat istihbarat yapısının temel direklerini bu iki unsur oluşturur. Bu unsurlar olmazsa olmazdır. Diğer geriye kalan unsurlarda bu yapının tamamlayıcı unsurlarıdır. Nitekim hem insan faktörü hem de bu faktöre destek olarak teknoloji faktörü, istihbarat çalışmalarında birbirini tamamlayan yapı taşları gibidir. Gerek saha operasyonları gerek casusluk operasyonlarını yürütmede aktif kullanılan insan faktörü, teknolojik anlamda desteklendiğinde alınan sonuçlar istihbarat çalışmalarını yüksek oranda başarıya ulaştırmaktadır. Bu sayede alınan sonuçlar, hedeflenen amaçlar açısından önem arz ederek, bu iki unsurun öneminin analizinde ciddi katkı sağlamaktadır. Karar almada ve vermede istihbaratın ana ögesi olan insan öncelikli gelir ve buna destek olarak da teknoloji eklemlenir. İhmal edilen ve zamansız verilen karar, teşkilatın başarısını azaltır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> Buna binaen insan faktörü eğitim ve gelişim aşamalarında donatılmalı ve şuurlu bir bilince ulaştırılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>    İstihbarat</strong>, genel olarak kişilerin, grupların veya kurumların herhangi bir konuda bilgi toplaması anlamını taşımasına rağmen, teknik olarak devletin kendi güvenlik politikasını yürütmek için yurt içinde ve yurt dışında askeri, siyasi, ekonomik, sosyal, coğrafi, biyografik, ulaştırma, haberleşme gibi konularda bilimsel ve teknik yöntemlerle bilgi toplaması, bunları sınıflandırması, analiz etmesi ve karşı casusluk çalışmaları anlamına gelir.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> Nitekim bu sayede, karşı operasyonlar ve olası karışıklıkların önlenmesi sağlanarak güvenli bir şekilde yaşam, yönetim ve huzur gibi olguların sağlamlaşması, güvence altına alınması sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu konuda başarıya ulaşmanın en önemli unsuru teşkilatlı ve organize çalışmaktır.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>Aslında her canlı, varlığını koruma ve güveli içinde hayatını sürdürme ihtiyacı içindedir.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> Bu sebepler bile devletlerin istihbarat faaliyetlerini yürütme amaçları için geçerli ve yeterli sebepler sayılabilir. Toplumdaki olaylarda, topluma empoze edilmesi istenen konularda istihbarata konu olur. Toplum nezdinde kabul görmeyen her türlü değişim, toplum tarafından dışlanır ve bu değişimi zorlamak, topluma dikte etmekten öteye geçemez.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a> Bunlar dikkate alındığında istihbarat çalışmaları farklı ülkelerde, illerde, toplumsal liderliğe bürünen grupların içinde de aktif olarak yürütülerek, sorunun hem yerinde öğrenilmesine hem de bilinçaltı yoluyla uygulanmak istenen toplumsal dayatmalara karşı önlem alınmasına imkân sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;">1-İstihbaratın temel aktörü <strong>İnsandır</strong>. İstihbarat kurumları, istihbarat çalışmalarını devletlerin ellerine verdiği güçle birlikte insan üzerinden yürüterek daha sağlıklı ve anlık bilgiyi sağlamada yoğun çalışır. İnsan faktörü hem karşı koymada hem de casusluk faaliyetlerinde vazgeçilmez unsurdur. Gerek saha çalışmalarında, gerek operasyonel faaliyetlerde, gerek gizli mekânların ifşasında elde dilebilecek bilgi, belge, evrak bazlı malzemelerin ele geçirilmesinde en güçlü faktör ve aday unsuru insandır. Kişinin deneyimi, liderlik etme biçimini ve dolayısıyla karar verme şeklini de etkilemektedir.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a> İstihbarat alanında insanın özellikleri, görevli olduğu işte vereceği kararlar, sorumlusu olduğu ekibe, birime, kuruma liderlik edebilme potansiyelleri yapılacak faaliyetlerde kilit unsur teşkil eder. İnsan unsurunun özellikleri istihbarat çalışmalarını aktif etkilemektedir. Bazı bireyler diğerlerine göre daha müteşebbis ve aktif özelliklere sahipken kimisi tam tersine daha içe kapalı ve çekingendirler.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a> Bu gibi tipik özellikler istihbarat görevlendirmelerinde değerlendirilerek, saha ve kurum çalışmalarında göz önünde bulundurulur.</p>
<p style="text-align: justify;">Donanımlı ve şuurlu bir insan, istihbarat çalışmalarında kişisel ve eğitimsel güdülerini kullanabilir, verilen görevi başarıya ulaştırmada hem milli şuur çerçevesinde hem de görev bilinci içerisinde duygusal anlamda da kendini şarj ederek sonuca ulaşmada yol kat edebilir. Teşkilat desteği, geçmiş deneyim ve başarıların her anlamda kattığı pozitif anlayış, yükselme ve tebriksel motifler insan faktörünün istihbarat ve bu gibi çalışmalarında elinde tutabileceği önemli argümanlar arasında olur. Başarıda en önemli kaynak moraldir anlayışı ile yüklenebilecek olan bu bilinçaltı dengeleme ile insan faktörünün kalıplaşması sağlanabilir. Nitekim bu kalıplaşma, teknoloji faktörünün her zaman her yere ulaşamayabileceğini düşünerek hareket etmede önem arz eder. Teknolojik anlamda lojistik destek sağlanması istihbarat çalışmalarını başarıya ulaştırmada güçlü bir aktör olarak bulunsa da, teknolojinin hala sirayet edemediği noktalara beşeri unsur olan insan sirayet edebileceği durumu göz ardı edilmemeli, bu iki faktörün eklemlenmesi yapılırken azami şekilde de hataların olabilmesi için raporlama ve analiz kanalları çalıştırılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">2- İstihbaratın bir diğer temel aktörü <strong>Teknolojidir.</strong> Gözlenebilir en somut değişiklik, teknolojinin eriştiği olağanüstü gelişmedir. Bundan sonraki istihbarat faaliyeti, ağırlıkla teknolojik olacağa benziyor.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a> Nasıl ki insan faktörü istihbarat çalışmalarında önem arz eder, teknolojik çalışmalarda bir o kadar önem arz etmektedir. İnsan faktörünün yerine getirdiği çalışmalar ile teknolojik kaynakların yerine getirdiği çalışmalarda farklılık gösterir. Teknolojinin yerine getiremediği veya işletilemediği noktalar ve işler olduğunda nasıl ki insan faktörü öne çıkıyor, insan faktörünün de yerine getiremediği gücünün yetmediği, ulaşamadığı alanlara da teknoloji ağırlığını koyuyor. Günümüzde elbette gerek teknik takipler, gerek dinleme alt yapıları, gerek veri alanında etkin teknolojik çalışmalar gerçekten de önümüzdeki asırların asıl gücünün insandan ziyade teknolojide hissedileceğini gösteriyor. Gerek ABD, gerek İngiltere, Almanya, Fransa, Türkiye gibi ülkeler yakın zamanımızda değerlenen teknolojinin kıymetini bilerek hareket ediyorlar. Elbette Türkiye bu ülkeler arasında en az ve en düşük seviye de kalsa da bütçesine ve imkânlarına göre gelecek zamanda da daha fazla kaynak ve imkân ayırmaktan kaçınmayacaktır. CIA, MI6, BND gibi güçlü istihbarat servislerinin insan faktörü kadar teknolojik alt yapıları da güç konusunda diğer başka servislerle eş değer tutulabilecek güç düzeyinde asla olamaz elbette. Bu servislerin veyahut bu servislerin sahibi olan ülkelerin ellerinde olan uçaklar, silahlar, nanoteknoloji, bilgisayar programları, araçlar, ,internet bağlantıları, uzay ve radar sistemleri, üstün derece şifreleme sistemleri ve hacker çalışmaları gibi istihbari araçlar, yeni dünya düzenin eksenini oynatmada veya etkilemede hem aktif rol alacak hem de insanlığın yönetiminde söz sahibi yapacaktır. Elbette günümüzde de belli oranda gücünü hissettirse de tam anlamıyla ulaşılamayan güç, gelecek zamanlarda daha da belli olacaktır. Belli çalışmalarla, araştırmalarla, deneylerle teknolojik alt yapılar daha da geliştirilerek gücün kullanılması için çaba sarf edilecektir.  Bugün belki insanlık uzaya gidebiliyor veyahut orada uzay araçlarıyla çalışmalar yapabiliyor ancak gelecek zamanlarda ilerleyen teknolojiyle uzay çalışmalarında daha da farklı sonuçlar alınabilecek ve uzay çalışmaları daha da geliştirilebilecek.  Elbette klasik insan faktörü değişmeyecek ve var olacak ama teknolojik gelişmelerde kaçınılmaz olacak ve elde edilen teknolojik güç aktif kullanılacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Son olarak dar açıda baktığımızda, insan ve teknoloji destekli istihbarat yapısı her zaman için temel ayakları oluşturur. Elbette iki aktör de kendi alanları için vazgeçilmezdir. İnsanın kendini geliştirmesi kadar teknolojide de ileri düzeye doğru çıkması istihbarat çalışmalarında başarının sonuçlarına katkı sağlayacaktır. Bu iki unsur eklemlendikleri zaman asgari hata vererek çalışacaklardır. Şunu da görmek veya bilmek gerekir ki eskiden kod adlarıyla veyahut filmsi olgularla oynanan, yapılan casusluk istihbarat çalışmaları günümüzde ve gelecekte bir tık arka plana geçip yerini teknolojik güce bırakacak. Bu yüzden akılcı çalışmalar yapmakta fayda var, bilgisayar programcısı olmak, mühendis olmak vs.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak bu konuda biraz daha kıt bilgiler çerçevesinde sizlere bir çalışma yaptım. Elbette daha geniş çerçevede bakılması ve anlatılması gereken bir konu fakat ön hatlarını anlatmakta da fayda gördüğüm için bu çalışmayı dar çerçevede yaptım. Umarım sizin anlayabileceğiniz kolay ve anlaşılır bir dil kullanmışımdır ve zevkle okumanızı sağlamışımdır. Keyifli okumalar..</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">KAYNAKÇA</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Necmettin Erbakan, Davam, Ankara, MGV Yayınları, 2014, s.37</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Tahir Yörükoğlu, İstihbarat Servislerinde Beyin Yıkama Operasyonları, İstanbul, Kum Saati Yayınları, 2013, s.14</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Necmettin Erbakan, a.g.e, s.35</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Davut Dursun, Siyaset Bilimine Giriş, İstanbul, Beta Yayınları, 2014, s.210</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Ali Ayata ve Gökberk Yücel, Yeni Küresel Düzende Türk Dış Politikasının Kimlik Arayışı, Ankara, Nobel Yayımcılık, 2015, s.69</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Tayyar Arı, Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika, Bursa, MKM Yayıncılık, 2013, s.210</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Davut Dursun, a.g.e, s.249</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Tahir Yörükoğlu, a.g.e, s.18</p>
<p style="text-align: justify;">NOT: Görsel, https://www.google.com.tr/search?q=istihbarat+teknoloji+insan&amp;client=safari&amp;hl=tr adresinden alınmıştır.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/dar-anlamda-istihbaratin-temelleri.html">Dar Anlamda İstihbaratın Temelleri</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hayati Yazıcı İle Seçim İttifakını Değerlendirdik</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/hayati-yazici-beyle-secim-ittifakini-degerlendirdik.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Alemdar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 May 2018 01:23:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=4945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı ve Gümrük ve Ticaret Eski bakanı Sayın Hayati Yazıcı ile Seçim İttifakı Üzerine Yapılan Mülakat Soru 1: Seçim İttifakını Nasıl Değerlendiriyorsunuz? Hayati Yazıcı: Bildiğiniz gibi bizim seçim ve siyasi partiler mevzuatında seçim ittifakının düzenlenmesine ilişkin hiçbir hüküm yok. Bundan önce in formel olarak yani hukukun [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/hayati-yazici-beyle-secim-ittifakini-degerlendirdik.html">Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hayati Yazıcı İle Seçim İttifakını Değerlendirdik</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img title="roportaj Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hayati Yazıcı İle Seçim İttifakını Değerlendirdik  "loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4947" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/05/roportaj.jpg" alt="roportaj Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hayati Yazıcı İle Seçim İttifakını Değerlendirdik  " width="638" height="370" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/05/roportaj.jpg 638w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/05/roportaj-300x174.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 638px) 100vw, 638px" /></p>
<p style="text-align: center;">Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı ve Gümrük ve Ticaret Eski bakanı Sayın Hayati Yazıcı ile Seçim İttifakı Üzerine Yapılan Mülakat</p>
<p><strong><u>Soru 1: Seçim İttifakını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?</u></strong></p>
<p><strong><u>Hayati Yazıcı</u></strong>: Bildiğiniz gibi bizim seçim ve siyasi partiler mevzuatında seçim ittifakının düzenlenmesine ilişkin hiçbir hüküm yok. Bundan önce in formel olarak yani hukukun dışında fiili ittifaklar vardı, bir nevi hülle diyebileceğimiz tarzda. Onun en tipik uygulaması da, 1995 seçimleri veya yanlış hatırlamıyorsam 1992 seçimlerinde Refah Partisi, MHP, Islahatçı Demokrasi Partisi arasında yapıldı. O ittifak şöyle oluyordu; bir partinin listesinden aday gösterilecek diğer parti üyeleri parti üyeliklerinden istifa ediyor, partilerden ayrılmış olarak anlaştıkları liste sırasında yer alıyor, seçimden sonra seçilmiş olarak anlaştıkları o partiden ayrılıyor kendi partisine dönüyor, bir hülle türü bir şey. Tabi ki bu fevkalade yanlış bir şey. Türkiye’nin 2007 yılında gerçekleştirdiği hem siyasal anlamda hem de hukuksal anlamda en büyük proje anayasa değişikliğidir. Bu bir devrim niteliğinde bir değişikliktir. Aşağı yukarı 150 yıldan bu yana tartışılan hükümet modeli yerine, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dediğimiz bir model getirildi. Burada çıta yükseltildi. Bir kişinin cumhurbaşkanı olabilmesi için en az 50+1 oy alması gerekiyor. Dolayısıyla bu düzenleme sosyal hayata da siyasal hayata da etkileri olan bir düzenleme, dolayısıyla bu düzenlemenin Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi modeline uygun getirdiğimiz yeni, hükümet şekli doğal olarak sosyolojik tabanların birbirine yakın, programları birbirine yakın, hedefleri itibariyle birbirine çok fazla çakışmayan partileri de regule ediyor, iş birliğine zorluyor. Dolayısıyla bu perspektif içerisinde uyum yasaları kapsamında ittifak kaydı için bir düzenleme yaptık. Bunun hayırlı olacağını düşünüyorum. Yaptığımız düzenleme çok genel ve nesnel bir düzenlemedir ve meclisten geçen bu kanuni düzenlemeye göre önümüzde yapılacak seçimlerde ittifak yapacak olan partiler, bu düzenleme çerçevesinde parti üyeliklerini, parti kimliklerini korumak suretiyle birlikte seçime gidecek, güçlerini birlikte inşa etme noktasında kullanabilecek. Bu bakımdan hayırlı sonuçlara vesile olur diye düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Soru 2: MHP ile yapılan ittifakı nasıl yorumlarsınız?</u></strong></p>
<p><strong><u>Hayati Yazıcı</u></strong><strong>:</strong> Yani inşAllah hayırlı olur. Yani MHP ile tabi ki resmi bir ittifak henüz oluşmadı ama resmi ittifak kuracağımıza ilişkin bir irade beyanı var ortada. İnşAllah seçimlerde bu ittifakla seçim sonuçlarını göreceğiz.</p>
<p><strong><u>Soru 3: Tavan ve Taban Sorunu Var mı?</u></strong></p>
<p>Hayati Yazıcı: Yani sanmam. Yani tabanlar birbirine yakın. Bazı söylemlerde belki farklılıklar olsa bile ülkenin çıkarlarına yani global olarak baktığımız zaman ortak hedefler var, ortak alanlar var. O alanlar talik onların önüne geçiyor diye düşünüyorum. Bu ittifakın yararlı olacağı kanısındayım.</p>
<p><strong><u>Soru 4: Peki ittifak kapısı sonuna kadar açık mı? Yani Saadet Partisi diğer partiler…</u></strong></p>
<p><strong><u>Hayati Yazıcı:</u></strong> Biz kapıyı kapatmıyoruz ittifaka. Herkes gelip kümeleniyorsa, yani Ak partiyle ittifak yapacaksa gelsin yapsın, yapalım deriz yani kimseyi ötekileştirmiyoruz. Ama yani kalkıp ta kabul edilemez bir takım koşullar öne sürerlerse buna da eyvAllah demeyiz yani.</p>
<p><strong><u>Soru 5: MHP ile yapılacak ittifakın Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’da ki Kürt seçmenler açısından olumsuz yönü var mı?</u></strong></p>
<p><strong><u>Hayati Yazıcı: </u></strong>Yani o tür değerlendirmeyi yapanlar var ama hiç sanmıyorum. Çünkü biz Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünün garantisi konumunda olan bir partiyiz. Başından bu yana Türk siyasi hayatında var olduğumuz günden bu yana bu alanda özel üstleniyoruz. Bizim ilk sloganımız ‘Her şey Türkiye için’ ki bu çok önemledir. Burada 3-4 kelimenin yan yana dizilişinden ibaret bir söylem değil. Onun içi doludur. Türkiye’nin doğusu-batısı, kuzeyi-güneyi demeden, Türkiye’nin birliğine bütünlüğüne bir vurgu vardır. Bugün genel nüfusumuz 81 milyondur. 81 milyon Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının, vatandaşının etnik bir ayrıma tutmadan mezhep ayrılığını öncelemeden, felsefi düşünce farklılığı gözetmeksizin hepsinin vatandaş olmasından kaynaklanan hakları itibariyle birliğine ve bütünlüğüne bir vurgu var. Biz Türkiye’de hizmet üretirken de bu anlayışla hizmetleri gerçekleştirdik. Dolayısıyla doğuda, güneydoğuda yaşayan vatandaşlarımız Ak Partinin, öncelikle genel başkanımızın, liderimizin, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın bu konuda son derece duyarlı bir kişi olduğunu biliyorlar, takip ediyorlar. Dolayısıyla bu ittifakın doğuda, güneydoğuda yaşayan vatandaşlarımızın Ak Partiye olan ilgi ve alakalarının azalacağı veya başkalaştıracağı kanaatinde değilim.</p>
<p><strong><u>Soru 6: Sizi burada uyum komisyonu başkanı olarak gördük ama arka planda da hazırlanırken büyük etkiniz var herhalde; uyum yasalarıyla ilgili, ittifak yasalarıyla ilgili siz nasıl bir rol aldınız burada sayın bakanım?</u></strong></p>
<p><strong><u>Hayati Yazıcı: </u></strong>Burada şimdi MHP ile Ak parti arasında ittifak çalışmasını yürütmek için üçer kişilik komisyon oluşturuldu. Onlar o çalışmaları yaptılar, o paket çıktı. Birde bunun ötesinde anayasa değişikliğinin uyum kısmı var, uyum safhası var üç aşamalı. 2017 yılında 16 Nisanda vatandaşlarımızın, halkımızın oyuyla onaylanan ve yasalaşma süreci tamamlanan anayasa değişikliği projesinin üç boyutu var, üç aşaması var. Birinci aşama; meclis ve halk oylaması bu tamamlandı. İkinci aşama; uyum ve uyarlama çalışmaları. Üçüncü aşama; seçimler. Uyum ve uyarlama çalışmaları yürütüyoruz. Bu konuda bir üst komisyon var, o komisyonun başkanlığını ben yürütüyorum. Bu komisyonun altında beş tane komisyon var, onların başkanları var. Komisyonların yedişer üyeleri var. Bu arkadaşlarımızla her çarşamba başkanlarla birlikte toplantı yapıyoruz, komisyon çalışmalarını gözden geçiriyoruz. Her on beş günde bir üst komisyon başkanı olarak tekrar toplantı yapıyoruz, çalışmaları varsa tıkanma alanlarını müzakere ediyoruz ve ayda bir Cumhurbaşkanımızın başkanlığında üst komisyon toplantı yapıyoruz, toplantılara başbakanda katılıyor böyle tempolu bir çalışma yürütüyoruz.</p>
<p><strong><u>Soru 7: Geçen sene mart ayında Cumhurbaşkanımız bir programa katılmıştı ATV’de. 18 yaşındakilerde aday olabilecek diye bir söylenti vardı. Bakanım, aday başvuruları için durumu olmayanlarda başvurabilecek mi, Ak Parti bununla alakalı bir çalışma yaptı mı? Yani adaylık başvurusu ücretiyle alakalı bir çalışma var mı?</u></strong></p>
<p><strong><u>Hayati Yazıcı: </u></strong> Henüz yok. Yani çünkü seçim takvimi açıklanınca daha seçimlere var. Bugün MHP sayın genel başkanı bir erken seçim çağrısında bulundu. Bizim bu konuda verdiğimiz bir karar yok. Oturacağız yetkili kurullarımızda müzakere edeceğiz. Sonuçta seçimin erken yapılmasına karar vermemiz halinde konu meclise gelecek, meclis bunu oylayacak, mecliste erken seçim kararı alırsa YSK seçim takvimi yapacak. Seçim takvimi yapması halinde biz adaylık çalışmaları yapacağız, o süreçte bunları belirleyeceğiz. Yani kimden ne kadar ücret alınacak ya da alınmayacak konuları o zaman kavrama alacağız.</p>
<p>Peki, teşekkür ediyorum ben.</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/hayati-yazici-beyle-secim-ittifakini-degerlendirdik.html">Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hayati Yazıcı İle Seçim İttifakını Değerlendirdik</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Özeti: Yeni Küresel Düzende Türk Dış Politikasının Kimlik Arayışı</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/turk-dis-politikasinin-kimlik-arayisi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Alemdar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2018 17:39:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dış politikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=3645</guid>

					<description><![CDATA[<p>GİRİŞ Zamanın ilerlemesiyle değişen sistemler birbiri ardına ortaya çıkıyor. Ulus devletlerin oluşumları, kimlik ve benlik arayışları da bu denli değişimin önemli kısımlarıdır. Ulus devletlerin baş göstermesi de birçok alandaki egemenlik sahalarının genişlemeleri de kaçınılmaz. İnsan hakları, demokrasi, hak ve özgürlük arayışları bu arayışlar ile birlikte farklı toplu durum oluşumları da yeni düzenin bir parçası. Devletlerin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turk-dis-politikasinin-kimlik-arayisi.html">Kitap Özeti: Yeni Küresel Düzende Türk Dış Politikasının Kimlik Arayışı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>GİRİŞ</p>
<p>Zamanın ilerlemesiyle değişen sistemler birbiri ardına ortaya çıkıyor. Ulus devletlerin oluşumları, kimlik ve benlik arayışları da bu denli değişimin önemli kısımlarıdır. Ulus devletlerin baş göstermesi de birçok alandaki egemenlik sahalarının genişlemeleri de kaçınılmaz. İnsan hakları, demokrasi, hak ve özgürlük arayışları bu arayışlar ile birlikte farklı toplu durum oluşumları da yeni düzenin bir parçası. Devletlerin politika anlayışları, iç kimlik ve dış kimlik siyasetlerine sirayet ederek değişen düzenin daha anlamlı ve hissedilebilir olmasına da imkân veriyor. Kitap birçok konuda geniş bir anlatım dağarcığına sahip görünüyor. Türk dış politikası, politika oluşumlarına etki eden faktörler, geçmiş politikaların günümüz etkisi gibi birçok alanda mesaj ve bilgi veriyor. Gelecekteki politikalar ve kimlikçi bir dış politika anlayışına yer veren kitap günümüz liderlerinin ve geçmiş liderlerin politik bakış açılarına yer vererek değişime uğrayan Türkiye’nin geçmişte yaşanmışlardan gelecekte ona göre hareket edilmesine dikkat çekiyor. Yeni nesil insanlarına ve bürokrasiye hitaben yazılmış olan kitabın en çok ta dış politika oluşumlarında kimlikçi anlayış üzerinde durması, Osmanlının Abdülhamit ile birlikte uyguladığı sınır güvenliği ve uzlaşmacı bir dış politika hissinin günümüzde oluşamayacağını, bu sebeple milli bağlarımızın oldukları yerlerde bizim de aktif rol almamız gerektiğini düşündürüyor. Nitekim milliyetçilik ile süslenmiş bu kitap politika anlayışımızın birçok noktasına etki ediyor.</p>
<p>-Kimlik ve milliyetçilik anlayışı dış politika da etkili mi?<br />
İlk bölümde kitap; milli kimlik ve milliyetçilik kavramlarını açıklayarak ve anlatarak başlıyor. Dış politika ve iç politika durumlarında izlenecek yolların bu unsurlara paralel olması gerektiğine dikkat çekiyor. Milli kimlik arayışının yeni bir süreç olmadığını bu arayışın tarihin çok başlarından oluşmaya başladığına yer veriyor. Milli kimliğin Rönesans’la başlayan hür ve aydın düşünce yapısıyla güçlendiğini, milli kimlik arayışıyla hak ve özgürlüklerin genişlediğini, Rönesans döneminde ki arayış sebebiyle ortaya çıkan durumlar vesilesiyle de otorite olarak bilinen kilisenin insanlar üzerinde etkisinin azaldığını beyan ediyor. Genişleyen hak ve özgürlükler çıkarımlarıyla da modern dünyanın oluşumunun tabanı hazır hale geldiği ve bu oluşumla beraber de birçok eski siyasi sistemlerin çürüme evresine girdiği eklenmiş. Milli kimlik arayışları daha da ilerledikçe oluşan nüfus artışı, ihtiyaca karşılık verememe, yerleşme-toprak-, ticaretin gelişmemesi feodal yapıların değişimine yol açmıştır. Kitapta okuduğum bu bölüme kadar aslında; yeni haklar ve özgürlükler sayesinde kişilerin kendi benliğini oluşturma çabaları lanse ediliyor. Bu sayede de milli egemenlik anlayışının doğuş belirtiliyor. Fransız İhtilali ile birlikte milliyetçilik anlayışı/akımı daha da genişlemiş; imparatorlukların çözülmesine-dağılmasına- sebebiyet verir hale gelmiş. İhtilalle beraber anayasallaşma, eşitlik, özgürlük gibi olgular da milliyetçilik ve milli kimlik oluşumuna hız kazandırmış, yönetici gruplarının da anlayış biçimlerinde değişimler yaşandığı aktarılmış. Milli kimlik oluşumlarının bulundukları ortama göre değiştiğini söyleyen kitapta liberal anlayış da ön planda duruyor. Devletlerarası ilişkiler, devletin vatandaşına karşı tutumu da aktarılan konular arasında. Devletlerin dış politika oluşumlarında milli kimlik/çıkar uyumunu göze alması ve milli duruş sergilemesi de yer alan bilgiler arasında. Devletlerin içindeki milli kimlik varlığı hissinin kaybolması halinde de iktisadi, içtimai, siyasi çöküşlerinde yaşanabileceği aktarılıyor. Milli kimliğin her milletin kendine uygun ve kendi oluşturduğu normlara göre şekillenen akım olduğu anlaşılıyor kitaptan. Milliyetçi özelliğin girdiği ortamlarda kendini kabullendirme havasının olduğu ve nitekim kabullendirdiği de söyleniyor. Milli kimlik oluşumları sayesinde de herhangi bir kutuplaşma durumunun önüne geçileceği ve zıt oluşumların karşısına müdafaa olarak doğacağı da anladıklarımın arasında. Liberal anlayışlı devlet yönetimlerinin ülke içinde oluşan bilinci kimlik anlayışına vereceği destekle birlikte iktidar-halk arasındaki etkileşimi kuvvetlendireceği, iktidarın iç ve dış politika çalışmalarında liberal ağırlıklı ve kimlikçi bir tutum sergileyebileceği de anlatılanlar arasından çıkarılan bir sonuç. Bürokrasinin ve bunun yanında lider kişiliklerinde ülke yönetiminde tutundukları tavır ve edindikleri kişilik yapıları bir ülkenin kimlikçi yapısının oluşmasında rol oynayan önemli bir etkendir. Dış politikayı ve iç politikayı ülkenin menfaatlerine göre tasarlayan ve ülkesini uluslararası arenada ülke kimliğinin yapısına göre müdafaa eden yöneticilerin bu tutumu milli kimlik ve milliyetçilik anlayışlarının halk üzerinde oluşmasına katkıda bulunacakları da kaçınılmazdır.<br />
Türkiye Osmanlı olma yolunda mı, bu bağlamda oluşturulan politikaları nasıl?</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turk-dis-politikasinin-kimlik-arayisi.html">Kitap Özeti: Yeni Küresel Düzende Türk Dış Politikasının Kimlik Arayışı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gücün Niteliksel Unsurları: Türkiye ve Kudüs Örneği</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/gucun-niteliksel-unsurlari-turkiye-ve-kudus-ornegi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Alemdar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2017 17:01:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜÇ]]></category>
		<category><![CDATA[HÜKÜMET]]></category>
		<category><![CDATA[KUDÜS]]></category>
		<category><![CDATA[NİTELİK]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=2984</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gücün Niteliksel Unsurları: Türkiye ve Kudüs Örneği Güç: Karşısındakine etki etme, eldeki imkânlar doğrultusunda bir şeylerin durumunu değiştirme. Niteliksel Güç: Ülkelerin inanç sistemleri, kendilerine özgü farklılıkları, değer sistemleri gibi unsurların ülkenin gücü ve politikaları üzerindeki etkidir. Gücün Niteliksel Unsurları 1-Ulusal Karakter: ulusal karakter demek ulusların yapısında sık sık değişen karakteristik ve entelektüel özelliklerdir. Bu özellik, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/gucun-niteliksel-unsurlari-turkiye-ve-kudus-ornegi.html">Gücün Niteliksel Unsurları: Türkiye ve Kudüs Örneği</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gücün Niteliksel Unsurları: Türkiye ve Kudüs Örneği</p>
<p>Güç: Karşısındakine etki etme, eldeki imkânlar doğrultusunda bir şeylerin durumunu değiştirme.</p>
<p>Niteliksel Güç: Ülkelerin inanç sistemleri, kendilerine özgü farklılıkları, değer sistemleri gibi unsurların ülkenin gücü ve politikaları üzerindeki etkidir.</p>
<p><strong>Gücün Niteliksel Unsurları</strong></p>
<p>1-Ulusal Karakter: ulusal karakter demek ulusların yapısında sık sık değişen karakteristik ve entelektüel özelliklerdir. Bu özellik, ülkelerin hem dış hem de iç politikalarının oluşumunda en önemli etkenlerden birincisidir. Daha geniş ifadeyle milletlerin karakteristik özellikleri de diyebiliriz.</p>
<p>2-Ulusal Moral: Bu özellik, hem iç politikada hem dış politikada çıkan sonuçların ülke vatandaşlarında uyandırdığı etkiyi gösterir. Ulusal morali vatandaşı bakımından zayıf olan ülkelerde, herhangi bir savaş, barış, karşılıklı antlaşmalar ikinci ülkelerle yapılırken sıkıntı yaratacaktır. Bu sebeple iç politika ve dış politika girdi-çıktıları ulusal moral ile bağlantılı olmalıdır.</p>
<p>3-Diplomasinin Niteliği: Bu özellik, gücün iletişim aracıdır. Dış politikada ve iç politikada diplomasinin güçlü oluşu, dış devletlerle etkileşimde söz sahibi olmayı kazandırır. Diplomasi gücünün etkin kullanılabilmesi demek güçlü devlet olmanın potansiyelini arttırmak demektir.</p>
<p>4-Hükümetin Niteliği: Bu özellik, yukarıda saydığımız üç unsurun aslında ana etkenidir. Üç unsuru oluşturabilmek için belli başlı bir hükümetin olması elzemdir. Demokratik ve çağdaş hükümetler hem içerde hem de dışarda daha etkin daha güçlü olurlar. Nitekim hükümetler politikada belirlemede öncelikle iç tansiyonu ölçmeli ve kamuoyunu yoklamalıdır.</p>
<p>Klasik anlamdaki savunmada amaç rakibe başarılı bir şekilde direnmektir. Yani gelen baskıyı en iyi şekilde defans yaparak püskürtmek. Yukarıda saydığımız ilk iki nitelikler kurtuluş savaşı sırasında Türk milletinde tavan yapmış ve son iki nitelikler sonrasında gelişen başarılar ile birlikte oluşan duyguların yansımasıdır. Türk halkı manda ve himaye yanlısı olmamış, o zamanlar nicel anlamda zayıf olan ülkelerini nitel anlamda güçlendirip savaşın kaderini değiştirmişlerdir. Nitekim nitel güç unsurları nicel güç unsurlarına baskın olmuştur. Halk moralini yüksek tutmuştur, savaştan galip ayrılmış ve hükümetin niteliğini güçlendirmiş aynı zamanda diplomatik olarak dışarıda söz sahibi olabilmesini sağlamıştır. Sonucunda da bir millet bağımsızlığına kavuşmuştur.</p>
<p>Nitekim günümüzde de Filistin devleti ve halkı nicel güç anlamında güçsüz olsalar da nitel güç unsurlarının tavan yaptığı bir halk olarak manda ve himaye karşında durmaktalar, toprak parçalarına sahip çıkmaktalar. İşgalci devletlere karşı gereken mesajları bu şekilde vererek nicel güç unsurlarının bir savaşı yenmek için yeterli olmadığını göstermekteler. Filistin halkı bu dört unsuru da eksiksiz yaparak uluslararası camianında desteğini yanına alarak mücadelesine devam etmektedir. İşgalci İsrail’e karşı zorlu bir mücadele vermeye devam etmekteler. Nitekim Kudüs Filistin toprağıdır ve öyle kalacaktır.</p>
<p>KAYNAKLAR: Bilal Eryılmaz ‘Kamu Yönetimi’, Faruk Sönmezoğlu ‘Uluslararası Politika ve Dış Politika Analizi, Tayyar Arı ‘Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika’,</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/gucun-niteliksel-unsurlari-turkiye-ve-kudus-ornegi.html">Gücün Niteliksel Unsurları: Türkiye ve Kudüs Örneği</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet ve İyinin Tahsisi 2</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/devlet-ve-iyinin-tahsisi-2.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Alemdar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Oct 2017 21:30:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[DEVLET]]></category>
		<category><![CDATA[HALK]]></category>
		<category><![CDATA[İYİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=1967</guid>

					<description><![CDATA[<p>GENEL BAKIŞ Devlet niçin vardır[1], sorusunu hep sormuşuzdur kendimize veya etrafımızdakilere. B. Daver bu konu hakkında şöyle bir açıklama yapıyor:’ En eski çağlardan beri birçok düşünürler devletin amacının ortak iyiliği ve toplumun genel yararını sağlamak olduğunu, olması da gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Toplumun genel yararı yahut ortak iyiliği sağlamak denilince akla önce, dışta ve içte güvenliğin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/devlet-ve-iyinin-tahsisi-2.html">Devlet ve İyinin Tahsisi 2</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>GENEL BAKIŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Devlet niçin vardır<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a>, sorusunu hep sormuşuzdur kendimize veya etrafımızdakilere. B. Daver bu konu hakkında şöyle bir açıklama yapıyor:<em>’ En eski çağlardan beri birçok düşünürler devletin amacının ortak iyiliği ve toplumun genel yararını sağlamak olduğunu, olması da gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Toplumun genel yararı yahut ortak iyiliği sağlamak denilince akla önce, dışta ve içte güvenliğin sağlanması yani dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı toplumun korunması; içeride huzur ve sükûnun, güvenlik ve dirliğin sağlanması gelmektedir. Bundan başka, adaletin yerine getirilmesi, toplum içindeki uyuşmazlıklarda ve çatışmalarda, haklının ve haksızın</em> <em>ayrılması devletin en başta gelen ödevleri arasındadır</em>. <a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> Yani devlet hem iyiyi tahsis eden hem de dertlere derman olmak için var olan bir kurumdur. Yani sorunlar hep vardır. Dünün sorunları, bugünün sorunları ve yarının sorunları da olacaktır. Devran döndükçe sistemler değişecek, sistemler değiştikçe yapılanlar revize edilecek. Devletler değişen sistemlere ayak uydurmaya çalışırlar. Nitekim birçok konuda halkının ihtiyaçlarına göre de reformlar yapma ihtiyacı duyarlar. Birçok yapılanmalar değişir, birçok vasıf reforma uğrar ve en ciddisi de ülkenin kritik noktalarında tasfiyeler olur.  Çünkü eski sistemi bilenler yeni sisteme ayak uyduramazlar.  Bu sebeple ki yeni sistemin içinden çıkmış olanlar tasfiye noktalarına oturtulur. Fakat kim nereye gelirse gelsin amaç ve gayelerin çıktığı yol vatandaşa hizmet etmek, iyiyi tahsis etmek ve onu rahat ettirtmek için çabalamaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Devletler vatandaşlarının istediği en iyiyi onlara vermek isterler her zaman. En iyiyi vermek bazen kolay olur, bazen de zor olur. Huzuru, rahatlığı, güzel bir yaşam kalitesini, sağlıklı ve modern ortamları vermek veya oluşturmak her zaman kolay olmayabilir. Zamanlardır gelen sistemlerde; en önce sıkıntı ve dert oluşur, bu durumlara binaen de en iyinin çözümlemeleri yapılır. Yani aslında istenilen en iyi bir anda verilmez. Nasıl ki ilaçların bulunması zaman alıp deneyler ve gözlemler sonucunda farelerden esinlenerek onlarda uygulanarak bulunuyorsa, insanların istediği en iyi de biranda verilebilecek bir hizmet değildir. Nasıl ki Almanya Hitler’in kıyım politikasından sonra insan olgusuna değer verdi ve eskiyi ders alarak kendini geliştirdi; devletler de bu gibi örneklemlerden yola çıkarak vatandaşların iletilerini yerine getirmeye çalışır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı politik olaylar, örgütsel faaliyetler, illegal yapılar ve yapılanmalar insan yaşantısının negatif yönlü akmasına sebebiyet verir. B. Daver: ‘<em>Devlet amacı, toplumsal düzenin, adaletin ve toplumun iyiliğinin sağlanması olan; belli bir toprak üzerinde yerleşmiş bir insan topluluğuna dayanan ve bu topraklar üzerinde bulunan her şey üzerinde nihai meşru kontrolle sahip; siyasal bir örgütle</em> <em>donanmış sosyal organizasyondur</em>.’<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> B.Daver’ inde dediği gibi adaleti ve toplumsal düzeni oluşturmak için, yukarıda saydıklarımın oluşmasını ve yaşanmasını engellemek için devlet vardır ve görev yapar. Yani devlet kurumu kötü emellerin halka vereceği zararı önceden tespit eder, bunları bertaraf etmek için birimlerini kullanır ve iyiyi, güveni tesis etmeye çalışır. İyi üzerine kurulmuş olan her devlet, vatandaşının içinden çıkan iktidar ile meşru yollarla yönetilir ve bu sayede yapılacak her türlü uygulamalarda iktidar onaylı bir kurul görevini üstlenir. Meşru olan devlet –siyasi iktidar-, insan hak ve hürriyetlerine saygı göstermek şartıyla, bazı ciddi ve olağan hallerde kısıtlamalara gidebilir. Nitekim kısıtlamaların amacı da iyiyi ve güveni tesis etmektir. Fakat kısıtlamaların dozu fazla olmamalıdır. Nitekim Anayasamızın 13. Maddesinde: <em>’Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ölçülülük ilkesine aykırı olamaz</em>.’<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> diye de belirtilir. Bu konuda iktidar sınırsız yetki görevini kendine yüklememelidir. Devlet yönetimi meşru yollarla gelir, meşru yollarla gider. Dikta yönetimlerinin hâkim olduğu hiçbir devlet; demokratik ve iyiyi düşünen yapıya sahip değildir. Bu yüzden de kısıtlamalara ve bunun uygulamalarına dikkat edilmeli, bu işlevler uygulanırken, iyiyi tahsis ederken alınan yöntemlerle paralel hareket edilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Devletin halkının ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturduğu kurumları vardır. Bu kurumlar siyasal iktidarı kullanır. <em>Siyasal iktidarı kullanacak kurumlar oluşmamış, merkezîleşmemiş ve otorite temerküz etmemişse devletten söz etmek imkânı yoktu</em>r.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a> <em>İktidarı kullananlar, ülkede yaşayan bütün insanlar için bağlayıcı kararlar alırken, kurallar koyarken ve bunları gerektiğinde zora başvurarak uygularken hep devlet adına hareket ederler.</em><a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a></p>
<p style="text-align: justify;">YAZININ SON KISMI  DEVLET VE İYİNİN TAHSİSİ&#8230;3 ŞEKLİNDE BİR SONRAKİ HAFTA PAYLAŞILACAKTIR..:)</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Bülent Daver, Siyaset Bilimine Giriş, Ankara, Siyasal kitabevi, 1993, s.167.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Aynı, s.167-168</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Aynı, s.166.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a>  1982 Anayasası, Anayasanın 13.maddesi</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Dursun, 2014, s.151.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Kapani, , 2000, s.39.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/devlet-ve-iyinin-tahsisi-2.html">Devlet ve İyinin Tahsisi 2</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet ve İyinin Tahsisi 1</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/devlet-ve-iyinin-tahsisi-1.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erhan Alemdar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Oct 2017 20:15:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset Bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[DEVLET]]></category>
		<category><![CDATA[HALK]]></category>
		<category><![CDATA[İYİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.akademikkaynak.com/?p=1904</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devletler bireylerden oluşur. Devleti bireyler yönetir. Yine devletin yapı taşlarından biri olan bireyler de, devlet tarafından muhafaza edilir. Devlet yetkisini kullanan insanlar yasa yaparlar, yasaları uygularlar, insanları yargılarlar.[1] Devlet bireyini korur ve koruma ile birlikte iyiyi tahsis eder. Devlet yumuşak yüzünü &#8211; cebir yetkisi elinde olmasına rağmen- göstermelidir. Vatandaşına sahip çıkan devlet her zaman için [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/devlet-ve-iyinin-tahsisi-1.html">Devlet ve İyinin Tahsisi 1</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Devletler bireylerden oluşur. Devleti bireyler yönetir. Yine devletin yapı taşlarından biri olan bireyler de, devlet tarafından muhafaza edilir.<em> Devlet yetkisini kullanan insanlar yasa yaparlar, yasaları uygularlar, insanları yargılarlar</em>.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> Devlet bireyini korur ve koruma ile birlikte iyiyi tahsis eder. Devlet yumuşak yüzünü &#8211; cebir yetkisi elinde olmasına rağmen- göstermelidir. Vatandaşına sahip çıkan devlet her zaman için bireyi ile uyumlu ve düzgün ilişkiler sürdürür. Muhafaza yetkisini meşru yollarla alan devlet kurumları –siyasi iktidar- yine muhafaza için gerekli olan meşru hakları ve görevleri sonuna kadar kullanmalı, vatandaşını kollarının altına almalıdır. Bu makalede de ‘Devlet Ve İyinin Tahsisi’ konusunu ele alarak bu durumu açıklamaya çalışılacak. Bu konunun bazı noktalarına dikkat çekilecek. Bazı yazarların da bu konu ile ilintili sözlerinden faydalanıp, konu daha anlaşılır hale getirilerek, zihinlerde oluşabilecek karmaşalara bir çözüm sağlanacak. Çünkü kafa karışıklıkları oluşması durumunda verilmek istenen mesaj anlaşılamayacağı gibi makalede incelenirken zevk vermeyecektir. Genel kapsamda sade ve akıcı bir dil kullanılarak bu durumun anlaşılması kolay hale getirildi. Makale de genel olarak merak edilenlere cevap verilecek cümleler kullanıldı. Günümüzde de oluşan anlam karmaşasından dolayı bu konuda çalışma yapma gereksinimi duydum. Bu süreçte de karmaşanın bertaraf edilmesi sağlanacaktır.</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><strong> DEVLET</strong></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Münci Kapani’ ye göre devlet:’ <em>Devlet, bugün için siyasal kuruluşların en genişi, en gelişmişi,</em> <em>en iyi örgütlenmişi ve en kapsayıcı olanıdır. Bu bakımdan devlet ‘kurumlar kurumu’ olarak nitelendirilir. Siyasal olaylar, iktidar ilişkileri genellikle onun içinde cereyan eder. Bu yönden de devlet, siyasal faaliyetlerin genel çerçevesini ve kadrosunu oluşturur</em>. ’<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><strong> İYİ</strong></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><em>Belli bir insan gereksinmesini karşılayan, insan çıkar ve dileklerine uygun düşen, genellikle topluma, bir sınıfa ya da başka bir toplumsal kümeye, bir kişiye yararlar sağlayan özdeksel ya da tinsel bir olgunun niteliği.</em><a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><strong> TAHSİS</strong></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><em>Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma</em>.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><strong> KOLLUK KUVVETLERİ</strong></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><em>Ordun güçlü olsa da yeni bir eyaleti ele geçirmek için oranın halkıyla iyi geçinmelisin</em>.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a> Ordu halkın huzur ve refahı için gerekli olan, devletin daimi envanteri gibidir. <em>Polis, kamu düzenini ve vatandaşın canı, malı ve temel hak ve özgürlüklerini korumakla görevli, yasa uygulayıcı bir çeşit kamu görevlisidir.</em><a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a> Polis de şehirler de yetki verildiği yerlerde aktif rol oynayan orduya nazaran daha açık görevi bulunan yine devletin daimi envanterlerinden biridir. Siyasi iktidar huzur ve refahın sağlanması ve iyinin tahsisi konusunda güvenlik güçleri ile hareket etmelidir. Fakat Machiavelli’nin de dediğinden kısa bir özet çıkarırsak; yine de güçlü bir ordu zafer demek değildir, fiziki güç ne kadar önemliyse; psikolojik güçte, halkın iradesine sahip olmada önemli bir etkendir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14px;">-YAZININ DEVAMI BİR SONRAKİ YAZIDA; &#8216;DEVLET VE İYİNİN TAHSİSİ&#8230;2&#8217; ŞEKLİNDE YAYIMLANACAKTIR&#8230;:)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KAYNAKLAR</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Davut Dursun, Siyaset Bilimi, İstanbul, Beta Yayınevi, 2014, s.151.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Münci Kapani, Politika Bilimine Giriş, Ankara, Bilgi Yayınevi, 2000, s.46.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a>http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&amp;arama=kelime&amp;guid=TDK.GTS.5732a4ea1ffb60.52498481 (10 Mayıs 2016)</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> <a href="http://www.nedirnedemek.com/TAHS%C4%B0S-nedir-TAHS%C4%B0S-ne-demek">http://www.nedirnedemek.com/TAHS%C4%B0S-nedir-TAHS%C4%B0S-ne-demek</a> (10 Mayıs 2016)</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Nıccolo Machıavellı, çeviren: Hasan İlhan, İstanbul, Sayfa Yayınları, 2013, s.11.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> https://tr.wikipedia.org/wiki/Polis  (10 Mayıs 2016)</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/devlet-ve-iyinin-tahsisi-1.html">Devlet ve İyinin Tahsisi 1</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
