﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hukuk | Akademik Kaynak</title>
	<atom:link href="https://www.akademikkaynak.com/sosyalbilimler/hukuk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<description>Akademik Düşünce Enstitüsü yayın organı akademikkaynak.com - bilimin ışığıyla.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Feb 2023 12:51:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/cropped-akademikkaynak-fovicon-32x32.png</url>
	<title>Hukuk | Akademik Kaynak</title>
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mobbingin Farkında Mıyız ?</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/mobbingin-farkinda-miyiz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrem Ece Akpınar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Sep 2022 14:07:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın ve Aile Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[fark etmek]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar ve mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ceza Kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12689</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumsal cinsiyet kalıpları arasında kadın erkek fark etmeksizin hayatımızın her alanında en çok karşılaştığımız konulardan biri Mobbingin kelime anlamını “psikolojik şiddet, yıldırma, bezdirme, rahatsız etme, çalışanın ruhen rahat çalışmasına müsaade etmeme” olarak açıklayabiliriz. Türk Dil Kurumu, mobbing kavramının karşılığı olarak “bezdiri” kelimesini belirlemiş ve bezdirmek fiilini “iş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/mobbingin-farkinda-miyiz.html">Mobbingin Farkında Mıyız ?</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Toplumsal cinsiyet kalıpları arasında kadın erkek fark etmeksizin hayatımızın her alanında en çok karşılaştığımız konulardan biri Mobbingin kelime anlamını “psikolojik şiddet, yıldırma, bezdirme, rahatsız etme, çalışanın ruhen rahat çalışmasına müsaade etmeme” olarak açıklayabiliriz. Türk Dil Kurumu, mobbing kavramının karşılığı olarak “bezdiri” kelimesini belirlemiş ve bezdirmek fiilini “iş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme” olarak ifade etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">İş yaşamı konusunda, Türkiye Cumhuriyeti’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler bulunmaktadır. En yaygın adıyla ILO olarak bilinen Uluslararası Çalışma Örgütü ve bu örgüt tarafından yayınlanan çeşitli pozitif düzenlemeler yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin de taraf olduğu sözleşmeler bugün iç hukukta yerini bulmakta ve İş Hukukuna kaynaklık etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mobbing; ülkemizin taraf olduğu AB sosyal şartının 26.maddesi, ILO prensipleri, İnsan Hakları Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi hükümlerine göre bir insan hakları ihlalidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Uluslararası ve ulusal mevzuat hükümleri gereğince psikolojik mobbing adli bir suç olarak kabul edilmektedir. İlgili mevzuat hükümlerine göre;</p>
<p><strong>Medeni Kanun </strong></p>
<p><strong>Madde 24-</strong> Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.</p>
<p><strong>İş Kanunu </strong></p>
<p><strong>Madde 5</strong> İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.</p>
<p><strong>AB SOSYAL ŞARTI </strong></p>
<p><strong>Madde 26</strong> &#8211; Onurlu çalışma hakkı Akit Taraflar, tüm çalışanların onurlu çalışma haklarının etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla işverenlerin ve çalışanların örgütlerine danışarak, 1-Çalışanların işyerinde ya da işle bağlantılı cinsel taciz konusunda bilinçlenmesi, bilgilenmesi ve bunun engellenmesini desteklemeyi ve çalışanları bu tür davranışlardan korumaya yönelik tüm uygun önlemleri almayı;</p>
<p>2-Çalışanların birey olarak işyerinde ya da işle bağlantılı olarak maruz kaldıkları kınanılacak ya da açıkça olumsuz ya da suç oluşturan, yinelenen eylemler konusunda bilinçlenmesi, bilgilenmesi ve bunların engellenmesini desteklemeyi ve çalışanları bu tür davranışlardan korumaya yönelik tüm uygun önlemleri almayı taahhüt ederler.</p>
<p><strong>6098 sayılı Türk Borçlar </strong>psikolojik taciz kavramı, Kanunun işverenin işçiyi koruma borcunu düzenleyen ve işverene işçiyi gözetme borcu getiren 417’nci maddesinde “İşçinin kişiliğinin Korunması” başlığı altında düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>Maddeye göre;</strong></p>
<p>-İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla ve bu kapsamda özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları için olduğu gibi bu tür tacizlere uğramış olanların da daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.</p>
<p>Mobbinge maruz kalan kişi itibarını kaybetmekte ve bunun sonucunda işten ayrılmak zorunda kalmaktadır. Mobbing kasıtlıdır ve demografik özellikleri ne olursa olsun herhangi bir kişiye maruz kalınabilir. Mobbing&#8217;in 6-15 ay arasında ciddi etkileri vardır ve 29-46 ay arası maruz kalındığında kalıcı etkileri olabilir. Bu nedenle, bir müdahale kesinlikle gereklidir.</p>
<p><strong>Mobbinge Örnek Davranışlar Nelerdir?</strong></p>
<ul>
<li>Sabahları günaydın dersiniz cevap alamazsınız.</li>
<li>Geç kaldığınızda diğer arkadaşlarınıza sergilenen tutumdan çok daha farklısı ile karşılaşırsınız.</li>
<li>Başarılarınızda takdir edilmezsiniz.</li>
<li>Olası hatada suçlanır, sebep gösterilirsiniz.</li>
<li>Fiziksel ya da zihinsel ağır işler yapmaya zorlanırsınız.</li>
<li>Arkanızdan kötü konuşulur, diğer çalışanların sizinle iletişimi yasaklanır.</li>
<li>Özel bir işiniz yoktur. En başından hayır deme hakkınız elinizden alınmıştır, her an her işe koşturulursunuz.</li>
<li>Kapasitenizden daha basit işlerle görevlendirilirsiniz, sürekli görev tanımınız değiştirilir.</li>
<li>Resmi tatillerde mesai ücreti almadan çalıştırılırsınız ve öyle günlerde hiçbir işiniz olmasa dahi üstünüzün keyfine kalan, “artık çıkabilirsiniz” sözünü işitmeyi beklersiniz.</li>
<li>Sağlık problemleriniz olduğu zamanlarda bile izin almakta zorlanırsınız veya dışarıda özel bir işiniz vardır fakat açıklamak istemiyorsunuzdur, sorgulanırsınız.</li>
<li>Emeğinizin çok altında bir ücrete çalıştırılırsınız, eskiden var olan yan haklarınız sebepsizce kaldırılır.</li>
</ul>
<p>Tüm bu süreçler yaşanırken kendimizi ifade etmede zorluklar yaşayabilir kendimizi güçsüz savunmamız hissedebilir güçsüz gözükmemek için mücadele etmeye devam edebiliriz. Mobbinge maruz kalmanın birçok nedeni vardır ancak bunun en önemli nedeni bireyin parlak bir geleceğe sahip olabilmesi, aynı zamanda zeki ve duyarlı olması ve durumlara farklı açılardan bakabilmesidir. Bu koşullar zorbayı motive edecektir. Yargısız, bencil ve rekabetçi davranışlar sergileyen bu kişiler, mobbing mağdurunun inzivaya çekilmesine ve izole olmasına neden olacaktır. Bazıları bunu kolayca atlatabilir. Bazıları da bu sorunu kişisel çabalarla aşmaya çalışır. Güvensizlik hissi, başka bir işte çalışma isteği, işe gitme zorluğu, mesleğe olan inancın kaybolması, diğer insanlarla iletişimin bozulması, tükenme hissi, pişmanlık ve hırs bu rahatsızlıklardan bazılarıdır.</p>
<p>Cinsiyeti ne olursa olsun herkes, çıkarlarını en iyi şekilde düşünen bir yönetici ile güvenli, saygılı, sağlıklı ve teşvik edici bir ortamda çalışmayı hak eder. Mağdur olmuş birçok çalışan, köprüleri yakma veya geleceklerini tehlikeye atma korkusuyla yaşadıklarını asla paylaşmıyor. Buna karşılık, bu, zorbalığı devam ettirir ve çoğu durumda daha da kötüleştirir. Mobbing sonrası gidilecek çok yer bulunmaktadır. İlçe İnsan Hakları Kurulları, Türkiye İnsan Hakları Derneği, Çalışma ve Sosyal İşler, Meclis, Anayasa Mahkemesi, BİMER, Ombudsman, Kamu Görevlileri Etik Kurulu bu durumda başvurulacak yerler arasındadır. Bu makamlara başvurular doğrultusunda e-posta, kamera kaydı gibi deliller sunulabilir. Bu aşamadan sonra haksızlığın ispatlanması halinde iş sözleşmesinin feshi, kıdem tazminatı veya manevi tazminat talep edilebilir. Ayrıca, işverenin yasal eşitlik vaadine dayanarak, işveren aleyhine toplu tazminat davası açılabilmektedir.</p>
<p><strong><u>Kaynakça</u></strong></p>
<p><a href="https://www.tdk.gov.tr/">www.tdk.gov.tr</a></p>
<p><a href="https://www.ailevecalisma.gov.tr/">www.ailevecalisma.gov.tr</a></p>
<p><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/">www.resmigazete.gov.tr</a></p>
<p><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/">www.mevzuat.gov.tr</a></p>
<p><a href="https://www.ekinlaw.com/is-hayatinda-mobbinge-maruz-kalan-nasil-bir-yol-izlemeli/">https://www.ekinlaw.com/is-hayatinda-mobbinge-maruz-kalan-nasil-bir-yol-izlemeli/</a>.</p>
<p><a href="https://www.forbes.com/sites/heidilynnekurter/2020/02/19/women-bullied-at-work-heres-why-your-female-boss-dislikes-you/?sh=726802c9654b#:~:text=Cinsiyeti%20ne%20olursa,daha%20da%20k%C3%B6t%C3%BCle%C5%9Ftirir">https://www.forbes.com/sites/heidilynnekurter/2020/02/19/women-bullied-at-work-heres-why-your-female-boss-dislikes-you/?sh=726802c9654b#:~:text=Cinsiyeti%20ne%20olursa,daha%20da%20k%C3%B6t%C3%BCle%C5%9Ftirir</a>..</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/mobbingin-farkinda-miyiz.html">Mobbingin Farkında Mıyız ?</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Adaleti&#8221; Arayan Dizi Kahramanları-Şahsiyet Dizisi Âgah Beyoğlu, La Casa De Papel Dizisi Profesör, Yargı Dizisi Avukat Ceylin- Üzerinden Toplumun Adalet Anlayışının İrdelenmesi ve &#8220;Adalet&#8221; Kavramının Yüceliği</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/adaleti-arayan-dizi-kahramanlari-sahsiyet-dizisi-agah-beyoglu-la-casa-de-papel-dizisi-profesor-yargi-dizisi-avukat-ceylin-uzerinden-toplumun-adalet-anlayisinin-irdelenmesi-ve-adalet-kavrami.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Büyükiba]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2022 14:07:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Medya ve İletişim Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[dizilerde adalet kavramı.]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12624</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz insanının en büyük problemlerinden biri şüphesiz ki herhangileşmek, farklılıklarını kaybetmiş olmak ve alışmak daha da ötesi duyarsızlaşmaktır. Birbirine benzer, farksız, ayrışmayan hayatlar yaşıyor, bizim gibi olmayanları toplumumuzda kendi koyduğumuz kurallar çerçevesinde yargılıyor ve hemen cezasını kesip toplum dışına itiyoruz. Dilleri, dinleri, inanışları aynı olan insanları bizden kabul ediyoruz da bu ortaklıkları taşımayanları hemen ötekileştiriyoruz. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/adaleti-arayan-dizi-kahramanlari-sahsiyet-dizisi-agah-beyoglu-la-casa-de-papel-dizisi-profesor-yargi-dizisi-avukat-ceylin-uzerinden-toplumun-adalet-anlayisinin-irdelenmesi-ve-adalet-kavrami.html">“Adaleti” Arayan Dizi Kahramanları-Şahsiyet Dizisi Âgah Beyoğlu, La Casa De Papel Dizisi Profesör, Yargı Dizisi Avukat Ceylin- Üzerinden Toplumun Adalet Anlayışının İrdelenmesi ve “Adalet” Kavramının Yüceliği</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Günümüz insanının en büyük problemlerinden biri şüphesiz ki herhangileşmek, farklılıklarını kaybetmiş olmak ve alışmak daha da ötesi duyarsızlaşmaktır. Birbirine benzer, farksız, ayrışmayan hayatlar yaşıyor, bizim gibi olmayanları toplumumuzda kendi koyduğumuz kurallar çerçevesinde yargılıyor ve hemen cezasını kesip toplum dışına itiyoruz. Dilleri, dinleri, inanışları aynı olan insanları bizden kabul ediyoruz da bu ortaklıkları taşımayanları hemen ötekileştiriyoruz. Buradaki temel sorun ise bir toplumu bir arada tutan iki temel olgunun yani ahlak ve hukuk kavramlarının birbirlerinden ayrı tutulmasıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Ahlak kavramı insana yalansız yaşamayı öğretirken hukukî yaptırımlar insanı yalan söylemeye mi teşvik etmektedir? Ahlak, bireysel değerlendirilirken hukuk toplumsal bir norm mudur? Ahlak her insan için gerekli iken hukuk bazı toplumlarda önemli bazı toplumlarda daha mı önemsizdir? Ahlak bireyi vicdanî bir sorgulamaya iterken hukuk toplumsal bir sorgulamaya mı itmektedir? Tüm bu ayrıştırmaların bireyler arası farklılıklardan dolayı insanı ayrıştırmadan bir farkı yoktur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Hak, hukukî bir kavram ve aynı zamanda sorumluluktur. Doğuştan getirdiğimiz bazı hakların yanında, bazı yükümlülükler karşılığında kazanılan haklar vardır. Bu sebeple insanların haklara sahip olması onları mutlak yetkiye kavuşturmamaktadır. Hak tanımı üzerine ortak bir tanım yapılamamakla birlikte Türk Dil Kurumu Sözlüğünün hak, “adalet” ya da “hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey kazanç”, yahut “dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk” veya “verilmiş emekten doğan manevi yetki” olarak tanımlanmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Sosyal adalet kavramı; baskın otorite, güç, akran zorbalığı gibi bireyin fiziksel özellikle de psikolojik gelişiminde derin hasarlara yol açacak durumların önüne geçmektedir. Sosyoloji de olduğu gibi psikolojide de devlet, adalet ve birey sistemindeki eşitlik esastır. Kişilerin yaşam koşulları arasındaki farklar, adalet sistemi önündeki ayrıcalıkları durumları bir eşit olmama durumunu yaratmaktadır ve bu durum eşitsizliğin de ötesinde bir insan hakları ihlâli yaratmaktadır. Haklarının ihlal edildiğini düşünen, eşitsizlik olgusunun hâkim olduğu bir toplumda kırmızı çizgilerinin geçildiğine ve bu şekilde yaşamak zorunda olduğuna inanan bir bireyin psikolojik açısından sağlam bir yapıya sahip olması beklenemez.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Kültürel adalet kavramı beraberinde yabancı bir kültürün adalet sisteminin farklı bir topluma uygulanamayacağını çünkü her toplumun kendisine ait bir adalet anlayışı yarattığını da göstermektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Hukuk sonuç olarak toplumsal, hatta dilsel gücün üstüne, dışına çıkar. Bu durumda bütün hukuk düzenlerinin bir mit olarak kaynağıdır. Derrida’ya göre hukuku meşru kılma, temellendirme ve hukukun yapılışını oluşturan kuruluş anında veya uygulanışındaki işlem (operasyon) gücün var olmasına bağlıdır, bu işlem performatifdir<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> ve bu yüzden yorumlayıcı güç aslında ne adildir ne de adaletsizdir. Bu gücü herhangi bir adalet anlayışı ve daha önce konulmuş bir yasa garanti altına alamaz veya geçersiz addedemez.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Sonuç olarak ‘’bireyi’’ merkeze alan modernizm ve postmodernizm hukuk ve hukukî sistem içerisindeki adalet duygusunun da insanın özgürlüğünü, özgünlüğünü ve biricikliğini kısıtladığını düşünerek toplum için ortak olan bir adalet kavramından söz edemez.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Televizyonu açtığımızda, radyoya kulak verdiğimizde, gazeteyi bir pazar günü elimize alıp ilk sayfaya şöyle bir baktığımızda dikkatimizi çeken ilk şey; ‘’şiddet, kadına şiddet, çocuğa şiddet, insana şiddet hayvana şiddet, … her gün artan şiddet haberleridir.’’ Şiddetin gündelik hayatın bir parçası hâline dönüştürülmesi ve bu konuda caydırıcı önlemlerin alınmaması toplumun hukukun üstünlüğüne olan güvenini sarsmış ve bu durum bireyi farklılıkları kabul etmeyen, farklılıklara saygısı kalmayan sadece ben, ben olgusu ile hareket eden kendi haklarının ihlal edildiğini düşündüğü anda hakkını aramak için her yolun mubah kabul edildiği bir zihniyete sahip kişiliğe dönüştürmüştür. Bu durum hem sosyolojik hem de psikolojik anlamda incelenmesi gereken bir vakadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 20px;">S<span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">on dönemlerde adından sıkça söz ettiren La Casa De Papel, Şahsiyet ve Yargı dizilerinde &#8220;adalet&#8221; kavramı hangi boyutlarda ele alınmaktadır? Üç dizide de adalet kavramının birleşenlerini haksız düzene isyan, başkaldırı, zengin olanın gücü elinde bulundurması oluşturmaktadır. Üç sezon süren La Casa De Papel, bir sezon süren Şahsiyet ve Yargı dizilerinde konuların geçtiği şehirde adalet kavramı devlet tarafından korunamayan bir mekanizmaya dönüşmüştür. Toplumun bozulan güç dengesi beyin ya da kas gücü ile ön plana çıkan bir erkek figürü tarafından yeniden sağlanmaktadır. La Casa De Papel dizisinde Ursula ve Nabro,  Şahsiyet dizisinde Nevra ve Zuhal, Yargı dizisinde ise Ceylin, kadın karakterler olarak ön plana çıkmaktadır. Bu beş ana kadın karakter dizilere hâkim birer tema olan dişilik, güç, vicdan ve intikam duygusu ile karşımıza çıkmaktadır. La Casa De Papel dizisinde Pedro ve Navaro,   Şahsiyet dizisinde Agâh, Ateş ve Cemil,  Yargı  dizisinde Savcı Ilgaz erkek karakterler olarak ön plana çıkmaktadır. Bu beş ana erkek karakter dizilere hâkim birer tema olan ’güç, zekilik, erkeksilik, koruma içgüdüsü, şiddet eğilimi’’ üzerinden karşımıza çıkmaktadır. Şahsiyet dizisinin arka boyutunda ele alınan namus kavramı da bir nevi toplumun adalet anlayışının tamamlayıcısı konumundadır. Geçmişin izlerini bugüne aktaran ilkel diye tabir edilen pek çok toplumda suç ve günah aynı şeydir. Suç ve günahın tanımı da birtakım dinî ve atalardan gelen öğretiler çerçevesinde yapılmaktadır. Namus, bu öğretilerin temelini oluşturan kavramdır. Prestij ve saygınlık göstergesi, kaybedilmesi ise saygısızlık ve ahlaksızlık göstergesidir. <strong>Namus kültürlerinde erkeğin baskın ve güçlü olması; kadınların ise itaatkâr olması, toplumsal cinsiyet kurallarına harfiyen uyması ve davranışlarında dikkatli olması gereklidir. Kadının cinsel hareketleri (bakirelik, evlilik dışı ilişki, aile dışı erkeklerle samimiyeti, cinsellikte utangaçlık vb.) namusu tanımlamada en önemli durumlardır.</strong> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Yargı, Avukat Ceylin adlı güçlü kadın kahramanıyla dikkat çekmektedir. <u>Ceylin hem güzel hem akıllıdır, tuttuğunu koparan bir avukattır. Bu da kadın güzelse aptaldır, zeki kadın çirkindir, bakımsızdır. Başarılı savcı, avukatlar genellikle erkektir. Kadın bu tarz zorlu mesleklerde başarılı olamaz çünkü duygularıyla hareket eden bir varlıktır algısını ters düz etmektedir.</u> Kurallara sonuna kadar bağlı olan dizinin erkek kahramanı Savcı Ilgaz’ın da bu kuralları hiç kimse için (kardeşi bile olsa) esnetmemesi dikkat çekicidir. Üç dizisinin bir diğer ortak noktası da &#8220;adaletin&#8221; sosyolojik boyuttaki sorgulamasıdır. Sosyolojik olarak kentleştikçe, eğitim ve gelir seviyesi yükseldikçe, kısaca modernleştikçe bu kesimlerin geleneksel referanslar yerine modern, çağdaş değerlere olan bağlılıklarının artacağı, doğal olarak da bu sürecin sonucunda hukuk devletine olan inancın da yükselmesi beklenir. Fakat gözlenen durum, aksini göstermektedir. Dindarlık seviyesi yükseldikçe hukuka olan güvenin artması, toplumun adalet ve hukuk kavramlarına, pozitif kurallar kadar manevî dünyanın anlamlarından da yükleme yaptığını göstermektedir. Yani adalet ve hukuk kavramları yalnızca kanun maddesinden öte bir şey olarak algılanmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Kitap okuma oranının giderek azaldığı bu dijital dünyada genç kuşağa ulaşmanın en kestirme yolu &#8220;kullan at&#8221; mantığıyla hazırlanan dizi ve filmlerdir. Bireyin aileden ve eski kültürden gelen anlayıştaki en büyük öğretisi yanlış gördüğün bir şeyler varsa bunları değiştirmek için &#8220;oku, çalış, meslek sahibi ol ve hakkını saygı çerçevesinde ara!&#8221; iken modern dünyanın modern dizileri &#8220;bekleme, başkaldır, sahip ol!&#8221; dürtüsünü empoze etmektedir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[2]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">&#8220;Biri seni rahatsız ediyorsa icabına bak!&#8221; her seferinde bu slogan ile karşı karşıya kalan genç bir beyin nereye kadar kendini koruyabilir? Üstelik susan, hakkını adalet çerçevesinde arayanlar ezilen, hor görülen olarak anlatılıp adaleti parası ile silahı ile çevresindeki nüfuzunu kullanarak sağlamaya çalışanlar güçlü dikkat çekici anlatılırken &#8220;birey&#8221; hangisi olmayı, hangileri gibi görünmeyi tercih edecektir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Sakal bırakmayan biri sözü geçen, bilgili bir adam olamaz mı; eli silah tutmayanı adamdan mı saymayacağız, bir kadının, bir çocuğun insanların daha adil bir dünyada yaşaması sadece bir erkeğin güçlü kollarıyla devreye girmesiyle mi mümkündür? Her birine verdiğimiz cevap: Hayır. Tüm bu olguların bireyi ötekileştirmekten, yalnızlaştırmaktan, güven duygusunu sarsarak yaşadığı topluma yabancılaştırmaktan başka işlevi yoktur. İnsanları gerici, muhafazakâr, devrimci, aykırı, anormal olarak birbirinden ayırmak ne kadar yanlışsa &#8220;kendi adaletini sağlamak&#8221; kavramı da işin karşı kıyısında yapılan bir gericiliktir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">&#8220;Adalet&#8221; kavramının toplumu bir arada tutmada ne denli önem teşkil ettiğini vurgulamak için Türk edebiyatı ve Türk tarihi adına bir kilometre taşı kabul edilen Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi) ve Edip Ahmet Yükneki’nin Atabetü’l – Hakayık (Hakikâtlerin Eşiği) adlı eserlerinde var olan sembolik anlatımdan yola çıkmakta fayda olacaktır. Kutadgu Bilig’de adalet olgusu o kadar kutsal anlatılır ki, bu yetki Tanrı tarafından hükümdara bahşedilmekte ve Kün Togdı( Güneş Doğdu) diye tasvir edilen hükümdar adaletin sembolü olarak kabul edilmektedir. Adalet dünyayı sarıp sarmalayan bir güneş gibi kutsal, adil ve korumacıdır. Devletin en önemli sacayağıdır ve bu ayak yok olduğunda ister istemez diğer kurumlar da sarsılacak hatta çökecektir. Hakikâtlerin Eşiği adlı eserde insan için en tehlikeli olan durumun bilgiden ve adaletten yoksun bir dünyada yaşamaya mahkûm edilmek olduğu birkaç kez çizilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Orta Asya’da &#8220;hakan&#8221;ın adaletli olma yetisiyle dünyaya gelişi, Osmanlı İmparatorluğu’nda sistemin temelini adaletin oluşturması bu sebeple de kadıların bağımsız görev yapması, Cumhuriyet’in ilk yıllarında &#8220;Adliye Teşkilâtı&#8221; kuruluşu ile birlikte Adalet Bakanlığı’nın ilk temellerinin atılışı ve sonraki süreçlerde &#8220;Adalet Bakanlığı Teşkilatı&#8221;nın yapılandırılarak görevlerinin belirlenmesi; Türk toplumu ve devletin devamlılığı için adaletin olmazsa olmazlığının somut birer göstergesidir. Hukukun üstünlüğünün sarsıldığı, ahlakın temel dayanaklarını yitirdiği ve halkın mevcut haklarının korunması noktasında devletin kurumlarına olan güveninin sarsıldığı bir noktada adalet anlayışından söz etmek zordur. Bu noktada devlet ve onun korumakla yükümlü olduğu toplum, o toplumu var eden birey için en büyük tehlike adaletin olmadığı, kurumların görevini yerine getirmediği bu nedenle de bireyin kendi adaletini kendi çabalarıyla sağlamasının en doğal hakkı olduğuna inandırılması ve bu ütopik dünyada yaşamaya mecbur kılınmasıdır. Bu algı günümüzdeki dizi sektöründe belli başlı bir leitmotiv <a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[3]</a>olarak karşımıza çıkmaktadır. Nedir bu sıkça tekrarlanan olgu; &#8220;Hukukun ahlakın başı üstünde yeri olmadığı bir dünyada kendi adaletini kendin sağla.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Mafyanın iyi kalplisi, zenginden alıp fakire vereni olur mu? Dijital bilgi hırsızlığı olan hackerlık fakiri zengin etme üzerine kurulu ise bu durum suçun büyüklüğünü bağışlatır mı? Geçmişte hatalar yapıp yanlışlara sustunuz ancak artık kaybedeceğiniz bir şey yok. Kötü insanların cezasını kesmek sizi bir süper kahraman yapar mı ya da vicdanınızı rahatlatır mı? Bu soruları kendi kendinize sorup cevapladığınızda &#8220;hayır&#8221; cevabını alıyor olsanız da olayların bir sonraki bölümde iç içe geçtiği dizilerde tüm bunlar öyle kahramanlar üzerinden bizlere sunulmaktadır ki, onlar özellikle genç nesil tarafından hayranlıkla izlenmekte ve örnek alınmaktadır. Bu kahramanlara duyulan sempati büyük noktalara ulaşmıştır. “Sistem kendini devam ettiremiyorsa o sisteme başkaldırmak haktır.” yaklaşımı da genç beyinlere her alt metinde sezdirilmekte ve empoze edilmektedir. Tam bu noktada aile ise medya ve toplum iş birliği ile hareket etmelidir. Toplumda yanlış giden bir şeyler varsa bunlar elbette ki anlatılmalıdır ancak ifade edildiği üzere Türk tarihi ve toplumunda çok önemli bir yere sahip olan adalet olgusunun içi bu denli boşaltılmamalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Toplumun büyük bir kesiminin adalet duygusuna olan inancının sarsıldığı ve &#8220;kendi adaletini sağlama&#8221; dürtüsünden hareketle şiddete olan eğiliminin arttığı bir dünya düzeninde devletin görevlerini yerine getiremediğini duyurmak, kaybolan adalet duygusunu topluma getirmek için kendi kurallarını koyup uygulayan kahraman erkek figürleri yaratmak ne derece doğrudur. Bu figürler, dijital dünyanın egemenliği altında yaşayan gençleri yaşanılan toplumdan koparmakta, güven duygularını zedeleyerek kendi kültürlerine sahip çıkmak, kendi toplum düzenlerinin iyileşmesi için çaba göstermek algısından uzaklaştırarak başka ülkelere olan beyin göçünün de zeminini sağlamlaştırmaktadır. Öte yandan dizilerin sunduğu kadın figürler (Avukat Ceylin, Başkomiser Nevra gibi) güçlü, başları dik olmaları açısından toplumun genç kadınlarına iyi örnek teşkil etmekle birlikte tacize, tecavüze uğrama, şiddet görme hemen hemen bütün bu kadınların ortak kaderi hâline dönüşmüştür. Her gün televizyon karşısında bu haberlere maruz kalan kadınların dizilerde de aynı mağduriyeti yaşamış kadın kahramanlar ile karşılaşmaları kaybettikleri güven duygusunun bir gün geleceğine dair inançlarını tümüyle yok etmekte, bir şeyleri değiştirmek için çabalamaktan onları uzaklaştırmaktadır. Çünkü alt metinlerde verilen mesaj hep aynıdır: &#8220;Ne yaparsanız yapın bu bozuk düzen değişmeyecek, sen kimsin de tek başına adaleti sağlayacaksın, bir kadın olarak bundan fazlasını yapamazsın. Adaleti kanun dışı yöntemlerle sağlamaya çalışan figürlerin güçlü, yakışıklı, sevimli, hitap yeteneği yüksek, zeki olduğunu göstermektedir. Böylece günümüz insanı için yeni bir alp tipi yaratılmıştır. Gençlerin birçoğu bu alp tipine benzemek için kendi aralarında amansız bir yarış vermektedir. Günümüz kimi dizi ve filmlerindeki kadın figürlerinin cinsellik ve güzellik algıları ile ön plana çıktığı görülmektedir. Baba sevgisinden ve güveninden yoksun büyüyen kadınları, toplum gençliklerinde ve çocuklarında taciz, tecavüz ve şiddet karşısında koruyamamıştır. Tüm bunlar kadınların dünyasında derin yaralar açmıştır. İntikam ateşi ile büyümüşlerdir ve uğradıkları haksızlıklar karşısında &#8220;<strong>adalet dışı&#8221;</strong> yöntemlerle hesap sormaktadırlar. Güç-adalet ve cinsellik kavramlarının güzel kadınlar ve yakışıklı adamlar üzerinden sunulduğunda ilgi çekici hâle geldiği bir gerçektir. Adaletsizlikleri kendi adaletleriyle çözmeye çalışan bu karakterler izleyici için birer kahramana daha da ötesi fenomene dönüşmüştür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;">Bir diğer konu adalet, ahlak ve hukuk kavramlarının kadın cephesinde ayrı, erkek cephesinde ayrı değerlendirilmesidir. Ahlakın ya da hukukî kuralların cinsiyetçi boyutu olamaz. Toplumsal yasalar olarak değerlendirilen hukuk ve vicdanî yasalar olarak değerlendirilen ahlak her ikisi de kadın ve erkekleri aynı oranda korumalı ve aynı oranda yargılamalıdır. Suçun kadını, erkeği olmadığı gibi verilen cezanın da kadını, erkeği olmamalıdır. Bu bağlamda öğrencilere aile ve okul içinde verilen eğitimde cinsiyetçi söylemlerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Destanlar, efsaneler, halk hikâyeleri her ne kadar bizim kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olsa da günümüz modern çağı düşünüldüğünde kendisine kötülük edilen bir kahramanın atıyla, silahıyla, cesur yüreğiyle adalet avına çıkması artık kabul edilemez. Bu anlatı bireye, &#8220;sana haksızlığın yapıldığını düşündüğün noktada eğer ki hukuk ve ahlaki yasalar seni koruyamıyorsa kendi cezanı kendin kes.&#8221; demekten farksızdır. Vicdanın ve hukukun temel olduğu bir toplumda yaşamak istiyorsak ilk yapılması gerekenlerden biri bireye, hakkını &#8220;hak, adalet ve ahlak gibi kavramlardan uzaklaşmadan toplumsal yasalar çerçevesinde aramalısın.&#8221; olmalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;"><strong>Özgürlük,</strong> sorunların temel izleğidir. Zengin olanın daha özgür olarak algılandığı bir dünyada gençler arasındaki marka savaşlarından, yetişkinler arasındaki çocukları üzerinden yarışa kadar pek çok toplumsal olguyu etkilemektedir. Özgürlüğün cinsiyet ile sınırlandırılması da bir başka problemdir. Ataerkil yapıda erkek özgürlüğünün keyfini sürerken kadın söz hakkı için sürekli kendini meydanlarda bulmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;"><strong>Toplumdaki zıtlıkları ak-kara diye ayrıştırmak</strong>. Belki de eski anlatılarda var olan beyazın &#8220;saflığı, masumiyeti&#8221; simgelemesi beyaz annenin &#8220;doğurganlığa sahip olarak dünyaya gelmesiyle&#8221;; karanın &#8220;kötülüğü-umutsuzluğu&#8221; simgelemesi ve siyah annenin doğurduğunu yok etme içgüdüsüne sahip olmasıyla açıklamak gerekmektedir. Ahlakın da hukukun da rengi yoktur. Her ikisi de toplumdaki farklı renkleri kapsayıcı ve açıklayıcı nitelikte olmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> performatif: Dil felsefesi ve konuşma eylemleri teorisinde, performans söylemleri yalnızca belirli bir gerçeği tanımlamakla kalmayıp aynı zamanda tarif ettikleri sosyal gerçeği değiştiren cümlelerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[2]</a> empoze etmek: dayatmak; bilime, sanata, basına, kendi düşüncesini ve değer yargılarını aktarmaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 20px;"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[3]</a> leitmotiv: Senaryo, roman, hikâye gibi anlatıların değişik bölümlerinde, çeşitli nedenlerle tekrarlanan ifade kalıplarıdır.</span></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/adaleti-arayan-dizi-kahramanlari-sahsiyet-dizisi-agah-beyoglu-la-casa-de-papel-dizisi-profesor-yargi-dizisi-avukat-ceylin-uzerinden-toplumun-adalet-anlayisinin-irdelenmesi-ve-adalet-kavrami.html">“Adaleti” Arayan Dizi Kahramanları-Şahsiyet Dizisi Âgah Beyoğlu, La Casa De Papel Dizisi Profesör, Yargı Dizisi Avukat Ceylin- Üzerinden Toplumun Adalet Anlayışının İrdelenmesi ve “Adalet” Kavramının Yüceliği</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi&#8217;nden Hareketle Hayvanların Sahip Olduğu Haklar ve Bu Noktada İnsanlara Düşen Vicdani Yükümlülükler</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/evrensel-hayvan-haklari-beyannamesinden-hareketle-hayvanlarin-sahip-oldugu-haklar-ve-bu-noktada-insanlara-dusen-vicdani-yukumlulukler.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Büyükiba]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2022 05:32:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Barınaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Geçmişten günümüze hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan dernekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan hastaneleri ve bakımevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sokak hayvanları.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12616</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlar doğanın bir parçasıdır; doğanın parçası insanlarla hayvanlar arasındaki bağ, öteden beri tartışma konusudur. Hayvanlara yüklenen her anlam beraberinde yeni bir tartışmayı getirmiştir. Oysaki ortak görüş; hayvanı bir nesne statüsünden kurtarmak acılara, sevinçlere etrafında olup bitenlere karşı duyarlı bir canlı olduğunu kabul etmek olmalıdır. Vicdanları rahatlatmak adına çıkarılan yasalar, hayvanları hak sahibi kılmamaktadır. Dolayısıyla bir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/evrensel-hayvan-haklari-beyannamesinden-hareketle-hayvanlarin-sahip-oldugu-haklar-ve-bu-noktada-insanlara-dusen-vicdani-yukumlulukler.html">Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi’nden Hareketle Hayvanların Sahip Olduğu Haklar ve Bu Noktada İnsanlara Düşen Vicdani Yükümlülükler</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Hayvanlar doğanın bir parçasıdır; doğanın parçası insanlarla hayvanlar arasındaki bağ, öteden beri tartışma konusudur. Hayvanlara yüklenen her anlam beraberinde yeni bir tartışmayı getirmiştir. Oysaki ortak görüş; hayvanı bir nesne statüsünden kurtarmak acılara, sevinçlere etrafında olup bitenlere karşı duyarlı bir canlı olduğunu kabul etmek olmalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Vicdanları rahatlatmak adına çıkarılan yasalar, hayvanları hak sahibi kılmamaktadır. Dolayısıyla bir hayvanın hakkını dile getirmek ve savunmak yükümlülüğü bireylere, onların oluşturduğu topluma aittir. Hayvanların haklarının ihlal edilmesi, barınma, karınlarını doyurma, tedavi ettirme gibi durumlarının karşılanmaması, ahlaki değerler kaybedildikçe artan hayvanlara şiddet eğilimleri (taciz, tecavüz, işkence vb.) insani birer sorundur. Üstelik hayvanların haklarını korumak adına çıkartılan yasalar da uygulayıcılarının insafına bırakılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Geçmişten günümüze dünyada ve Türkiye’deki “hayvan hakları” yasaları incelendiğinde sokak hayvanlarının da şehirlerle bütünleşmiş bir tarihçesi olduğu görülecektir. Eski zamanlarda hayvanlar, yaşanılan sokakların bir parçası olarak kabul görürken modernizmle beraber kimi ahlaki değerlerinden uzaklaşan insanoğlu hayvanları sirklere, hayvanat bahçelerine, barınaklara, eğlence parklarına (yunus, fok vb.), hobi amaçlı avlanmaya dahası sevgisizliğe, açlığa ve kimsesizliğe mahkûm etmiştir. Tarih boyunca farklı topluluklarda kimi hayvanlar kutsallığıyla anılmış bir nevi yaşanılan kültürün sembolü olmuştur. Örneğin; <strong>“at”</strong> Türk toplumlarında evcilleştirilmiş; bilgelik, bağlılık, özgürlük sembolü olarak kabul edilmiş ve kahramanının en yakın yoldaşı olmuştur. Hint mitolojisinde en kutsal hayvan olarak kabul gören <strong>“inek”</strong> bereket ve uğur getirme anlayışla bugün de Hindistan sokaklarında özgürce dolaşmaktadır. Bizans Dönemi’nde anlatılara göre İstanbul bir <strong>“kedi” </strong>şehri olmuştur. <strong>“Aslan”</strong> ise Mısır uygarlıklarında sfenks şeklinde tasarlanmış ve devletin koruyuculuğunu simgeleşmiştir. Peki, geçmişte farklı kültürlerdeki kutsal ve dokunulmazlık kavramlarıyla bütünleşen hayvanlar bugün doğanın ve insan hayatının neresindedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">İnsanı, ekosistemin bir parçası olmaktan çıkarıp canlılar merkezinin en üst kısmına oturtma eğiliminin tarihçesi oldukça eskidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Hayvanlarla ilgili sistematik ve kapsamlı felsefi ilk sorgulamalar Aristoteles’in eserlerinde görülmüş ve hayvanlara ilişkin düşünce kalıplarının etkisi ise Aydınlanma Çağı’nın sonuna kadar devam etmiştir. İnsan ve doğa arasındaki amansız savaş çok eski zamanlarda  başlamıştır. Ancak hayvanlar ve doğa ne kadar zarar görmüşse bu durum karşıt söylemlerin de o denli güçlü olmasına sebep olmuştur. Hayvan hakları konusunda uluslararası düzeydeki en önemli metin, <strong>“Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi”dir. </strong>Beyanname 15 Ekim 1978 tarihinde Paris’teki Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Merkezi’nde törenle ilan edilmiştir (AB Bakanlığı, 2011). Beyanname öncesinde Avrupa’da ve Türkiye’de de hayvanlarla ilgili kimi olumlu girişimlerde bulunulmuştur. Ancak temel nokta, bunları uygulama konusundaki yetersizlikler ve uygulayıcıların sergiledikleri bireysel inisiyatiflerdir. Son zamanlarda sosyal medya ve kitle iletişim araçları aracılığıyla öğrendiğimiz ya da olayı yaşayarak şahit olduğumuz “hayvanlara yönelik şiddet eğilimleri” (barınma, beslenme ihtiyaçlarının karşılanmaması, evcil hayvanların sahipleri tarafından terk edilmesi, kimsesiz hayvanlara yönelik taciz, tecavüz gibi…) bu konuda her bireyin ve toplumun büyük sorumluluğu olduğunun altını bir kez daha çizmiştir. Tarih boyunca olduğu gibi hayvanlar geçmişteki saygınlığına kavuşturulmalı (buradaki amaç, hayvanı kutsallaştırmak veya bir kültürün sembolü hâline getirmek değildir.), insanlar; hayvanlar ve bitkilerle ekosistemin bir parçası olduğunu kabul etmeli ve egosisteminin esiri olmamalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Bir yaşamın öznesi olmak yalnızca dünyada olmak değildir. Bir yaşamın öznesi olanlar, yaşayan ve ölen bitkilerden farklı olarak canlı maddeden daha fazlasıdır; bir yaşamın öznesi olanlar yaşamlarının deneyim merkezidirler; hayatları başkaları tarafından değer verilip verilmediğinden bağımsız olarak kendileri için daha iyi veya daha kötü geçmiş olan bireylerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Bugün, hayvanlar dört bir tarafı insanlar tarafından işgal edilmiş bir dünyada yaşamaktadırlar. İnsanların yaşam alanları büyüdükçe özellikle yabani hayvanların ve sokak hayvanlarının yaşam alanları aynı ölçüde daralmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Homo Sapiens’in diğer türlerle kurmuş olduğu ilişki farklı biçimlerde ortaya çıkmış, insan ve diğer hayvanlar arasındaki ilişkiler ağı çağlar boyunca diğer türler için yıkıcı olmuştur. Bu yıkıcı ilişkinin yaşandığı tarihsel süreç içerisinde birçok tür yeryüzünden silinmiş, birçoğu da evcilleştirilmiştir. Günümüzde insan varlığının gezegen üzerinde giderek yayılması sonucu yabani hayvanların yaşam alanları hızla istila edilmekte, diğer taraftan endüstriyel üretimle birlikte hayvanlar, uygunsuz koşullarda büyütülmekte, doğar doğmaz anne ya da yavrularından ayrılmak zorunda bırakılmakta ve kısacık ancak acı dolu yaşam sürelerinin ardından ölüme gönderilmektedir. <strong>Acıdan uzak yaşamak her canlının hakkıdır. Ve dünyanın neresinde olursa olsun hangi canlı bir haksızlığa, işkenceye, acıya uğramışsa bu yüksek sesle dile getirilmelidir.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">İnsan modern zamanla beraber bencilliğine yenildikçe dünya üzerindeki yegâne canlının kendisi olduğunu düşünmeye başlamış ve sokağını paylaştığı, aynı havayı soluduğu, aynı toprağa bastığı kedi, köpek, inek, kaplumbağa, arı, güvercin, karınca gibi pek çok hayvanı görmezden gelmeye hatta daha da ileri giderek onların yaşam hakkına kastetmeye başlamıştır. Oysaki yaşam hakkı kutsaldır ve Allah katında yarattığı her canlı inanlar için eşit haklara sahiptir. Yani insan türünün diğer türlerden bir üstünlüğü yoktur. Farklılık olarak nitelendirilebilecek aklını kullanma, iradesine sahip çıkma, el işliği ile alet ve edevat yapma becerisini de sadece kendi yaşamı ve çıkarları için değil başka türlerin da yaşamlarını güzelleştirmek ve kolaylaştırmak adına kullanmalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Son yıllarda haber alma kanallarımızdan biri sosyal medya platformları olmuştur. Ancak ne yazık ki bu platformlarda sadece güzel haberlerle değil hatta sayıları giderek artan kötü ve şiddet içerikli haberlerle karşılaşıyoruz. Bu şiddet haberlerinin büyük bir kısmını da hayvana yönelik şiddet oluşturmaktadır. Kolları kesilerek sokağa atılan köpekler, sahipleri tarafından uzun süre yük taşıma adına dövülerek kullanılmış eşekler, tecavüze uğramış kediler ve daha nicesi bir de şiddetin psikolojik boyutu var o da sadece sevgi bekledikleri sahipleri tarafından acımasızca sokağa terk edilmek. Hayvanları bekleyen tehlikeler ve içinde bulundukları zorlu yaşam koşulları bunlarla da sınırlı değildir. Her yıl çağdaş ülkeler olarak andığımız coğrafyalarda bile kaplanlar, rakunlar, foklar, vizonlar ve sincaplar hatta evcil dostlarımız kedi ve köpekler kürkleri için; timsahlar ve yılanlar derileri için, filler ve gergedanlar da dişleri için öldürülmektedir. Bu bir sessiz çığlıktır. İnsanlar bu masum canların çıkaramadıkları ses, savunamadıkları haklar olmak zorundadırlar. Adına medeniyet denilen döngü, buna sessiz kalmamalıdır. Projemiz, bu noktada MEB müfredatına hatta üniversite ders programlarına “hayvan hakları uygulamalı dersi”nin konması gerektiğini ifade etmektedir. TV ve kitle iletişim araçlarında hayvanlara ve haklarına yönelik programlar yapılmalı ve bunların sayısı artırılmalıdır. “<strong>5199 Sayılı Hayvan Hakları Kanunu”ndan yola çıkılarak hayvanlara yönelik suçların cezaları artırılmalıdır.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Öküzlük etme, tilki gibi kurnaz insanlardan korkulur, hayvanla hayvan olma, hayvan gibi gülme, eşek hoş laftan ne anlar, yılan gibi diliyle sokar insanı, ayı gibi bağırma vb.” bizler bu lafları kızdığımız insanlar için kullanıyoruz ancak işe hayvanları alet ediyoruz. Hayvanlar masumdur, üstelik bu özelliklerin hiçbiri onlarda yoktur dolayısıyla bu tarz söylemlerin toplum hafızasından çıkarılması adına farkındalık yaratılmalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Arthur Schopenhauer, “Hayvanlara karşı acımasız olan bir insan, iyi bir insan olamaz.” der; hayvana şiddetin hiçbir coğrafyada, kültürde, dilde ve dinde yeri yoktur. Hz. Muhammed’in, Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder. Yeryüzündeki hayvanlara karşı merhametli olunuz ki, semadakiler de size merhamet etsin.” sözü hayvana sevgi ve onun yaşam hakkına saygının dini boyutunu ortaya koymaktadır. Onların bu dünya üzerinde kapladıkları küçük, ömürleri insan ömrüne oranla kısacaktır ancak bu kısacık ömürde yaşadıkları acılar bedenlerinden oldukça büyüktür. 21. yüzyılın teknolojisi düşünüldüğünde artık hiçbir hayvan üzerinde deney yapılması kabul edilemez. Çocukların hayvanları tanımaları için binlerce belgesel filmi ve doğal yaşam alanları varken hayvanları kafeslere, hayvanat bahçelerine kapatmak nedendir? İnsanoğlunun onlarca eğlence alanı varken doğasından koparılan bir aslan ateş çemberinden geçmeye, bir ayı iki ayağı üzerinde durmaya zorlanmamalıdır. Su parkları ve daha nicesi hiçbirinin “Evrensel Hayvan Hakları Bildirisi”nde yeri yoktur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Sirk, akvaryum ve yunus parkı tarzı sözde eğlence yerlerinde hayvanlar eğlencenin bir parçası kabul edilmektedir. İşin arka planı böyle değildir, o hayvanlar kendi doğal yaşamlarından koparılarak küçük kafeslerin içinde ne yazık ki kırbaç, elektro şok ve sopa gibi acı verici aletlerle yine sözde terbiye edilmektedir. Gösteri havuzlarında bize göre neşeyle ziyaretçilerini karşılayan yunuslar da birkaç saatlik gösterinin ardından günlerinin büyük bir bölümünü kendi boyutlarından daha küçük küvet tarzı yerlerde geçirmektedirler. Diğer bir acı boyutta ise şüphesiz endüstriyel hayvan çiftlikleri vardır. Buralarda da keçi, koyun, inek, tavuk vb. gıda üretimi için yetiştirilen pek çok hayvan kendi boyutlarından çok daha küçük kafeslerde, güneş ışığı görmeden, otlamadan, tek tip bir beslenme alışkanlığı ve çabuk büyümeleri adına dışarıdan yapılan takviye ilaçlarla yaşamaya mahkûm edilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi&#8217;nin Yükümlülükleri şu şekildedir:</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Hayvanların Temel Yaşam Hakkı</u></strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde1-</strong> Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğar ve aynı var olmak hakkına sahiptir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde2-1. </strong>Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde13-1. </strong>Hayvanın ölüsüne de saygı göstermek gerekir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde13-2.</strong>Hayvan haklarına saldırıyı göstermek amacı gütseler bile hayvanların öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonlarda yasaklanmalıdır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde14-1.</strong>Hayvanları savunma ve koruma kuruluşları, hükümet düzeyinde temsil olunmalıdır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde14-2.</strong>Hayvan hakları da insan hakları gibi yasa ile korunmalıdır.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Hayvanların İnsanlar Tarafından </u></strong><strong><u>Korunma Hakkı</u></strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde2-2. </strong>Bir tür hayvan olan insan, öbür hayvanları yok edemez, bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez, bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde2-3. </strong>Bütün hayvanların insanlarca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde3-1. </strong>Hiçbir hayvana kötü davranılmaz, acımasız ve zalimce işlem yapılamaz.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde3-2. </strong>Bir hayvan öldürülmesi zorunlu olursa; bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Avlanma Yasağı ve Avlanma Kapsamındaki Hayvanlar</u></strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde4-1.</strong>Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel ve doğal çevrelerinde, karada, havada veya suda yaşama ve üreme hakkına sahiptir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde4-2.</strong>Eğitim amacı ile olsa bile, özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde5-1.</strong>Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bütün hayvanlar uyumlu biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde5-2.</strong>İnsanların kendi çıkarları için bu uyumda ya da bu koşullarda yapacakları her türlü değişiklik bu haklara aykırıdır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde11-1.</strong>Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış, bir &#8220;biocide&#8221; yani yaşama karşı suçtur.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde12-1.</strong> Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir &#8220;genocide&#8221; yani türe karşı suçtur.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde12-2.</strong>Doğal çevrenin kirletilmesi ve yıkılıp yok edilmesinin sonu &#8220;genocide&#8221;, soykırıma varır.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong> </strong><strong><u>Evcil Hayvanların Hakları</u></strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde6-1.</strong>İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar, doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde6-2.</strong>Bir Hayvanı Terk Etmek Acımasızca ve insanlık dışı Bir Davranıştır.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Hayvanlar Üzerinde Yapılan Deneyler Hakkında</u></strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde8-</strong> Hayvanlarda fiziksel ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak, hayvan haklarına aykırıdır. Tıbbi bilimsel, ticari ve başka biçimlerdeki her türlü deneyler için de böyledir.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Üretim Çiftlikleri, Sirkler ve Eğlence Parkları Hakkında</u></strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde10-1.</strong>Hayvanlardan insanın eğlencesi olsun diye yararlanılmaz.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde10-2.</strong>Hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde 9-</strong>Hayvan beslemek için yetiştirilmişse; bakılmalı, barındırılmalı, taşınmalı, ölümü de korkutmadan ve acı çektirmeden yapılmalıdır.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong>Madde 7-</strong> Bütün çalışan hayvanlar iş süresinin yoğunluğunun sınırlandırılması, onarıcı ve güçlerini artırıcı beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>Anayasadaki hayvanlarla ilgili maddelerden biri:</u></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>MADDE 13 –</u></strong> <strong><u>5199 sayılı Kanuna</u></strong><u> aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</u></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">“Belediyelerin sorumluluğu,</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;"><strong><u>EK MADDE 1</u></strong><u> –</u> Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu yirmi beş bini aşan büyükşehir ilçe belediyeleri ile diğer belediyeler, sahipsiz veya güçten düşmüş ya da tehlike arz eden hayvanların korunması ve bakımının yapılması ile rehabilitasyonunun sağlanması amacıyla hayvan bakımevleri kurar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Birinci fıkrada belirtilen hayvanlar, ilgili belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülür. Hayvan bakımevi kurma zorunluluğu olmayan belediyeler ise sorumluluk alanındaki bu hayvanları en yakın hayvan bakımevine götürür. Rehabilite edilen hayvanlar Bakanlıkça oluşturulan veri tabanına kaydedilir. Rehabilitasyon süreci tamamlanan hayvanların, bakımevine getiren belediye tarafından öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">Rehabilite edilmemiş sahipsiz köpekler, belediyelerce hayvan bakımevlerinde veya geçici ünitelerde kısırlaştırılarak veri tabanına kaydedilir. Geçici ünitelerde yapılan kısırlaştırmalar sonrasında, köpekler alındıkları ortama bırakılmadan önce sağlıklarına kavuşmaları için gerekli tedbirler alınır. Bakanlık da bu kapsamdaki köpeklerin kısırlaştırılmasına her türlü yardımda bulunur.” (5199 Sayılı Hayvan Hakları Kanunu, Resmî Gazete, 2021).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">21. yüzyılda insanların ve toplumların haberleşmelerinin yanı sıra devletten ve toplumdan istek, beklenti ve şikâyetlerini dile getirdikleri platformlardan biri şüphesiz ki sosyal medya kanalları oluşmuştur. HAYTAP, HACİKO, DOHAYKO gibi dernekler ve CHANGE.ORG gibi sosyal medya platformları hayvanlara yönelik suçların duyurusunu kendi dijital kanalları aracılığıyla yapmakta, bağışçılarının destekleriyle sokak hayvanlarından binek hayvanlarına kadar ulaşabildikleri her hayvana maddi ve manevi destek olmaktadır. Bu sivil toplum kuruluşlarının ve onlara destek veren hayvanseverlerin son dönemde üzerinde hassasiyetler durdukları bir nokta 5199 Sayılı Kanun’unda tespit edilen eksiklerin ve bu eksiklerin giderilmesidir. Sosyal medyada coğrafya ve zaman sınırlaması olmadığı için farklı kültürel yapıdan pek çok insana aynı anda ulaşmak mümkün olabilmektedir. Porto Alegre’nin deyimiyle sosyal medya yeni bir toplumsal harekettir yani yeni dünyacılıktır. HAYTAP, birçok sivil toplum kuruluşunu bünyesinde birleştiren ve yürüttüğü kampanyalarla gündemine aldığı sorunları geniş kitlelere ulaştırabilme potansiyeli taşıyan bir kuruluş olma özelliği taşır. DOHAYKO, HAYTAP’ın bünyesinde bulunan bir sivil toplum kuruluşudur. ‘’Bir Yemek Bir Kap Su’’ kampanyası sokak hayvanlarının yiyecek ve içecek bulmadaki sorunlarına son vermek amacıyla başlatılmış bir kampanyadır. Bu kampanya ülke çapında ciddi bir yayılma göstermiş, başarılı bir kampanyadır. Ve bu kampanya hala özellikle yaz aylarında sosyal medyada dile getirilerek devam etmektedir. ‘’Beni Terk Etme’’ kampanyası hayvan sahiplenmenin ciddi bir durum olduğunu anlatmak ve insanların bir eşya gibi aldıkları hayvanları sokağa bırakmalarını önlemek amacıyla yapılmış bir kampanyadır. Bu kampanya ‘’Koruyucu Aile Olun’’ kampanyası sokakta yaşayan ve çeşitli nedenlerden dolayı zarar görmüş ve kendi başına yaşayamayacak olan hayvanların yuva bulmadan önce kalmaları için yürütülen bir kampanyadır. ‘’Bir Kulübe Bir Can’’ kampanyasında gönüllülerden alınan bağışlarla bir anne köpeğe yavrularını büyütmek için kulübe sağlanmaktadır. ‘’Pet shopta Hayvan Satışı Yapılamaz’’ adlı kampanyası ise hayvanların mal gibi alıp satılamayacağının altını çizmek olmuştur. HAYTAP ve HACİKO derneklerinin tüm bu kampanyaları ve daha fazlası söz konusu derneklerin sosyal medya ayağıyla da yürütülerek pek çok hayvansevere ve kamuoyuna ulaşmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif; font-size: 16px;">İnsanoğlu evrenin tek sahibi, her ne kadar öyle davransa da, değildir. Yaşadığımız dünyayı anlamlı kılanlar; sokağımızda, ocağımızda, köyümüzde, bizim yanı başımızda çoğu zaman en yakın yoldaşımız olan hayvanlardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;">The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/evrensel-hayvan-haklari-beyannamesinden-hareketle-hayvanlarin-sahip-oldugu-haklar-ve-bu-noktada-insanlara-dusen-vicdani-yukumlulukler.html">Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesi’nden Hareketle Hayvanların Sahip Olduğu Haklar ve Bu Noktada İnsanlara Düşen Vicdani Yükümlülükler</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Düzen Kurallarından Hukuk Kurallarının İncelenmesi ve Diğer Sosyal Düzen Kuralları ile İlişkisi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/sosyal-duzen-kurallarindan-hukuk-kurallarinin-incelenmesi-ve-diger-sosyal-duzen-kurallari-ile-iliskisi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yamaç Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 16:44:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak Kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[Din Kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[Görgü Kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk Kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[Örf-Adet Kuralları.]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Düzen Kuralları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=11805</guid>

					<description><![CDATA[<p>GİRİŞ İnsan doğası gereği sosyal bir varlık olduğu için sosyal yaşama ihtiyaç duyar. Sosyal yaşamı da düzenleyen belli başlı kurallar vardır. Bunlara sosyal düzen kuralları denir Kuralsız bir sosyal düzende yaşamak pek mümkün görünmemektedir. Bu kurallar ya zaman içinde oluşagelmiş ya da devlet eliyle konulmuştur. Böylece bireyler zaman içinde kendilerini kimi kurallarla sınırlandırmış ve bir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/sosyal-duzen-kurallarindan-hukuk-kurallarinin-incelenmesi-ve-diger-sosyal-duzen-kurallari-ile-iliskisi.html">Sosyal Düzen Kurallarından Hukuk Kurallarının İncelenmesi ve Diğer Sosyal Düzen Kuralları ile İlişkisi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ </strong></p>
<p style="text-align: justify">İnsan doğası gereği sosyal bir varlık olduğu için sosyal yaşama ihtiyaç duyar. Sosyal yaşamı da düzenleyen belli başlı kurallar vardır. Bunlara sosyal düzen kuralları denir Kuralsız bir sosyal düzende yaşamak pek mümkün görünmemektedir. Bu kurallar ya zaman içinde oluşagelmiş ya da devlet eliyle konulmuştur. Böylece bireyler zaman içinde kendilerini kimi kurallarla sınırlandırmış ve bir bakıma sınırlarken özgürleşmişlerdir. Bu düşüncelerle toplumda yaşayan bireyler bazen farkında olmadan bazen farkında olarak ama istemeyerek bazen ise farkında olarak ve isteyerek öngörülen yahut zaman içinde uygulanagelmiş bu kurallara uymuşlardır. Bu yönüyle sosyal düzen kuralları incelenmeye değerdir. Sosyal düzen kuralları arasında olan hukuk kuralları ise farklı önem, özellik ve sonuçlara sahiptir. Çalışmamızda öncelikle sosyal düzen kurallarının genel olarak ne anlama geldiği, kapsamı, bir toplumda bu tarz kurallara gerek olup olmadığı ve çeşitleri incelenmeye çalışılacaktır. Ardından hukuk kurallarının mahiyeti, diğer sosyal düzen kuralları ile farkı incelenecektir. İnceleme sırasında doktrindeki eserlerden, çeşitli görüşlerden ve güncel olaylardan faydalanılacaktır. Çalışmamız DEU SBE Kamu Hukuku Tezli Yüksek Lisans Programı Hukuk Metodolojisi Dersi Seminer Ödevi olarak hazırlanmıştır.</p>
<p><strong>ANAHTAR KELİMELER</strong></p>
<p>Sosyal Düzen Kuralları, Hukuk Kuralları, Ahlak Kuralları, Din Kuralları, Görgü Kuralları, Örf-Adet Kuralları.</p>
<ol>
<li style="text-align: justify"><strong>SOSYAL DÜZEN KURALLARI<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></strong></li>
</ol>
<p><strong>A. Genel Olarak</strong></p>
<p style="text-align: justify">Sosyal düzen, zaman içinde belli bir topluma özgü şekilde oluşan ve üyelerine belli davranış ve yaşayış kuralları öngören yapıyı ihtiva eder. Zira sosyal düzen lafzından da anlaşılacağı üzere belli bir düzeni gerektirir. Bu nedenle sosyal düzeni oluşturan insanların da düzen içinde yaşaması gerekir<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>. Sosyal düzen insanın doğası gereğidir<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>. Bu düzen ise belli başlı kuralların mevcudiyeti ile süreklilik kazanabilir<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a>. Bu açıdan sosyal düzende kuralsızlık düşünülemez<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a>. Aksi halde kargaşa kaçınılmaz olacaktır<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a>. Bu kuralların mevcudiyeti öncelikle bir sınırlama olarak yorumlanabilirse de bir bakıma özgürlüğün anahtarıdır<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a>. Zira sosyal düzende insanın arzu ettiği her şeyi yapabildiğini ve düzenin buna karşı tepkisiz kaldığını düşündüğümüzde aslında burada özgürlükten ziyade hiçbir insanın arzu ettiğini yapamadığı düzensiz bir yapı bulunmaktadır. Bu açıdan sosyal düzenin varlığı için kaçınılmaz olan kurallar insanı sınırlarken özgürleştirmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify">İnsan nezdinde toplu şekilde yaşamın kaçınılmaz olması onu her daim belli bir düzene dahil olmaya teşvik etmiş, bu teşvikle insanlar bir arada yaşamaya başlamıştır<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a>. Ünlü Yunan düşünür Aristoteles’in ilk defa ortaya attığı bu fikre göre insan tek başına yaşayamayan bir varlıktır<a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a>. Gerçekten de insanların bir arada yaşamaya başlaması yadırganmamalıdır. Zira çeşitli felaketler ve tehlikelerden korunmak için toplu bir yaşam kaçınılmaz öneme sahiptir<a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a>. Özellikle de henüz teknolojinin gelişmediği dönemlerde var olan dış dünyaya ilişkin gelişmeler insanoğlu için öngörülemez ve anlamlandırılamaz etkiye sahipti. Bu bilinmezlik insanı birlikten kuvvet doğar bakışına sevk etmiştir. Bir arada yaşayan insanoğlu kendisini daha güvende hissetmiş ve dış dünyada gerçekleşen doğa olayları gibi hususlarda birlikte hareket etmişlerdir. İnsanoğlunun bu birlikteliği bir bakıma insanlar arası benzerlik ve diğer açıdan birbirleri ile dayanışma içinde bulunmaları halinde felaketleri engelleyebilecekleri düşüncesinden doğmuştur<a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a>. İnsandaki bu düşünce, birlikte yaşamın tesisini kolaylaştırmıştır<a href="#_ftn12" name="_ftnref12">[12]</a>.  Ancak bu niyetlerle inşa edilen toplu yaşam her ne kadar çeşitli felaketlerden korunmayı ve bu felaketlerle mücadele etmeyi kolaylaştırsa da insanların hırs, çekişme, çatışma, rekabet gibi özellikleri ve duyguları nedeniyle zaman için çekilemez ve devam ettirilemez bir hal almıştır<a href="#_ftn13" name="_ftnref13">[13]</a>. Öyle ki bazı insanlar diğer insanlardan farklı bir statüye taşınmış ve diğerlerine göre daha fazla ve farklı haklara sahip olmaya başlamıştır<a href="#_ftn14" name="_ftnref14">[14]</a>. Gücün belirleyici olduğu, güçlünün iktidarının haklının önüne geçtiği bir düzensiz yapı en az dış dünyadaki felaketler gibi insanı derinden etkilemiş ve bir kural yani düzen ihtiyacı doğmuştur. Zira insanın kuralsız, başıboş, düzensiz yaşaması düşünülemeyecek bir durumdur<a href="#_ftn15" name="_ftnref15">[15]</a>. İşte bu nedenlerle zaman içinde sosyal düzen kuralları oluşmuştur<a href="#_ftn16" name="_ftnref16">[16]</a>. Bu yönüyle sosyal düzen kuralları, insanın nasıl davranması ve yaşaması gerektiğini belirleyen, davranışlarının sınırını çizen, ilgili toplumda düzeni sağlayan kurallardır<a href="#_ftn17" name="_ftnref17">[17]</a>. Bu açıdan sosyal düzen kurallarının ortak işlevinin insanın yaşayış ve davranışlarını düzenlemek, iyilik ve esenliği tesis etmek olduğu ifade edilebilir<a href="#_ftn18" name="_ftnref18">[18]</a>. Aynı zamanda bu kurallar çoğu zaman aksine davranışların akıbetine ilişkin düzenlemeler de içerir<a href="#_ftn19" name="_ftnref19">[19]</a>. Aşağıda ifade edileceği üzere öngörülen kurallara aykırı davranışlar kimi zaman maddi yaptırıma kimi zaman ise manevi yaptırıma tabi tutulmuştur<a href="#_ftn20" name="_ftnref20">[20]</a>. Aynı zamanda sosyal düzen kuralları sayesinde sosyal yaşamda denge ve kontrol mekanizmaları oluşturulmuştur<a href="#_ftn21" name="_ftnref21">[21]</a>. Mekanizmanın düzgün bir şekilde işlemesi halinde toplum, orada yaşayan insanlar için daha güvenilir ve yaşanılabilir hale gelecektir<a href="#_ftn22" name="_ftnref22">[22]</a>. Bahsi geçen sosyal düzen kuralları zamanla oluşan çatışma, çekişme ve rekabet gibi duyguların sosyal hayata etkisini minimum seviyeye indirmeyi amaçlamaktadır<a href="#_ftn23" name="_ftnref23">[23]</a>. Bu açıdan sosyal düzen kuralları insanların gücünü, statüsünü değil haklılığını ve doğruluğunu önemsemiştir. Amacını hayata geçirmek için çeşitli yasak, emir, ödev ve izinler öngörmüştür<a href="#_ftn24" name="_ftnref24">[24]</a>. Düzenin tesisi için bu durum kaçınılmazdır<a href="#_ftn25" name="_ftnref25">[25]</a>. Bu yasak, emir ve ödevlerin mahiyetleri ve önemleri farklı olabilir. Örneğin bir insanı öldürmemek ve başkasına ait olan malı ondan izinsiz almamak gibi kurallarda birinin yaşam veya malvarlığı haklarına yönelik saldırılar önlenmeye çalışmıştır. Yerlere çöp atmanın yasaklandığı kurallarda ise çevrenin korunması amaçlanmıştır. Bu yasak, emir ve ödevler zaman içinde toplumun yapısına göre oluşur, gelişir ve değişir. Zira kurallar sonsuza kadar önemini ve yeterliliğini korumakta zorlanabilir. Bu nedenle kural zaman içinde uygulanabilirliğini yitirerek yerini farklı bir kurala bırakabilir<a href="#_ftn26" name="_ftnref26">[26]</a>. Örneğin daha önce toplumda ayıp karşılanan ya da kabul edilemez bulunan bir şey zaman içinde normal görülebilir. Toplumdaki bu değişimin sosyal düzen kurallarına yansımaması düşünülemez. Örneğin dünyada büyük etkilere sahip olan korona virüs pandemisi sosyal düzeni etkilemiş ve yeni bir sosyal düzenin tesisi zorunlu kılınmıştır. Bu kapsamda sosyal düzende yer alan değişim, kurallara yansıyarak insanlar arasındaki ilişkiler, davranışlar farklılaşmış ve yeni kurallar öngörülmüştür. Sosyal düzen kuralları ortaya çıktığı toplum yapısına bağlı olarak da farklılaşabilir<a href="#_ftn27" name="_ftnref27">[27]</a>. Bir toplumda yasak sayılan bir davranış diğer toplumda gayet normal görülebilir. Bu husus toplumlardaki değer yargılarına ilişkin bir durumdur. Örneğin Anadolu coğrafyasında misafir kavramı her ne kadar zamanla eski öneminden uzaklaşsa da ayrı bir yere sahiptir. Ancak her yerde aynı derecede önem arz etmez. O yüzden Anadolu’da biri misafirine gereken önemi göstermediği zaman toplum nezdinde kınanabilecekken misafirliğin çok da önemli olmadığı toplumlarda herhangi bir toplumsal tepkiden bahsedilemeyecektir. Sosyal düzen kurallarının gerekliliği için bir arada yaşayan en az iki insan olmalıdır<a href="#_ftn28" name="_ftnref28">[28]</a>. Tek insanın yaşadığı bir yerde sosyal yapıdan yani toplumdan bahsedilemeyecek ve buna bağlı olarak sosyal düzen kurallarına gerek duyulmayacaktır. Zira insanlar arası ilişkiler sonucu sosyal düzen kuralları önem kazanmıştır<a href="#_ftn29" name="_ftnref29">[29]</a>.</p>
<p><strong>B. Sosyal Düzen Kurallarının Çeşitleri</strong></p>
<p style="text-align: justify">Sosyal düzen kuralları yapılan çalışmalarda çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulmaktadır. Sosyal düzen kurallarını din, ahlak, görgü, örf-adet ve hukuk kuralları şeklinde sınıflandırabiliriz. Bahsi geçen kurallarının belli başlı benzer yönleri olsa da birçok noktada farklılaşmaktadırlar. Bu başlıkta hukuk kuralları hariç diğer sosyal düzen kuralları hakkında genel açıklamalar yapılmakla yetinilecektir<a href="#_ftn30" name="_ftnref30">[30]</a>.</p>
<p style="text-align: justify">Sosyal düzen kuralları arasında din kurallarının ortaya çıkış açısından öncelikli yere sahip olduğu kabul edilebilir<a href="#_ftn31" name="_ftnref31">[31]</a>. Bu yönüyle din kuralları sosyal düzen kuralları arasında ayrı ve önemli bir yere sahiptir. Din kurallarının kaynağı değişik dinlerde farklı anılsa da semavi dinler açısından yaratıcıdır<a href="#_ftn32" name="_ftnref32">[32]</a>. Bu kuralların dinler arası pek de farklılaşmadığı söylenebilir<a href="#_ftn33" name="_ftnref33">[33]</a>. Yaratıcı kaynaklı kural, peygamberler vasıtasıyla din kuralını benimsemeye talip insanlara iletilmiştir<a href="#_ftn34" name="_ftnref34">[34]</a>. Bu yönüyle bir yaratıcının varlığını kabul etmeyen biri için din kurallarının pek de önemi olduğu söylenemez. Ancak ülkemizde olduğu gibi nüfusun büyük bir kısmının benimsediği dinin kuralları o dine inanmasa da diğer insanların hayatlarına etki edebilecek nitelikte olabilir. Bu etki dini kuralın ahlak kuralları ile ilişkisi ve zamanla hukuk kuralı ile desteklenmesi neticesinde uygulama kabiliyetinin artması ile açıklanabilir<a href="#_ftn35" name="_ftnref35">[35]</a>. Din kurallarının diğer sosyal düzen kurallarından en önemli farkının uhrevi alana ilişkin hususları da barındırıyor olmasıdır<a href="#_ftn36" name="_ftnref36">[36]</a>.</p>
<p style="text-align: justify">İnsanoğlu zaman içinde birbirlerine karşı yaklaşımlarını, davranışlarını o toplumda en ideal olanı belirlemek suretiyle düzenleyip ahlak kurallarını oluşturmuştur<a href="#_ftn37" name="_ftnref37">[37]</a>. Ahlak kuralları toplum nezdinde iyi bir insan olmanın kıstaslarını içerir. Bu kıstasların oluşumunda din kurallarının etkisi yadsınamaz<a href="#_ftn38" name="_ftnref38">[38]</a>. Zira din kuralları sadece bireysel ibadeti konu almamakta toplum açısından önemli düzenlemeler içermektedir<a href="#_ftn39" name="_ftnref39">[39]</a>. “Ahlak kurallarının kaynağı, toplumun ortak vicdanıdır.<a href="#_ftn40" name="_ftnref40">[40]</a>”. Gözler<a href="#_ftn41" name="_ftnref41">[41]</a>, ahlak kurallarını kişisel ve toplumsal ahlak kuralları şeklinde sınıflandırmaktadır. Buna göre kişisel ahlak kurallarında insanın içsel terbiyesi<a href="#_ftn42" name="_ftnref42">[42]</a> amaçlanırken toplumsal ahlak kurallarında ise diğer insanlara karşı davranışların terbiyesi<a href="#_ftn43" name="_ftnref43">[43]</a> konu alınır.</p>
<p style="text-align: justify">Sosyal düzen kurallarından görgü kuralları<a href="#_ftn44" name="_ftnref44">[44]</a> da toplum nezdinde önemli yere sahiptir<a href="#_ftn45" name="_ftnref45">[45]</a>. Görgü kuralları belli bir toplumda yeme, içme, konuşma, giyinme, seslenme, yaklaşma, oturma, kalkma vb. hususlardaki kuralların bütününü ifade etmektedir<a href="#_ftn46" name="_ftnref46">[46]</a>. Diğer sosyal düzen kurallarına paralel olarak toplumdan topluma önemli farklılıklar göstermektedir<a href="#_ftn47" name="_ftnref47">[47]</a>. Örneğin toplumumuz için olumlu anlamlara gelen bir işaret başka bir toplumda ayıp hatta küfür yerine geçebilir.</p>
<p style="text-align: justify">Bu başlıkta son olarak örf-adet kurallarına değinilecektir. Hem hukukun önem atfettiği hem de hukuken öneme sahip olmayan örf- adet kuralları, insanın sosyal yaşamda davranışlarını düzenler ve insanı konu alır<a href="#_ftn48" name="_ftnref48">[48]</a>. Örf- adet kuralları bazen ahlak bazen de görgü kuralları ile karışmaktadır. Temelde her üç kural da belli bir çevredeki davranışları konu alsa da bu ayrım önem arz eder. Bir kuralın alelade örf-adet kuralı şeklinde ifade edilebilmesi için bazı unsurları taşıması gerekir. Bu unsurlar, süreklilik, toplumda oluşan o kurala uyma bilinci ve inancıdır<a href="#_ftn49" name="_ftnref49">[49]</a>. Bu unsurlar alternatif değil, kümülatif unsurlardır. Bu yönüyle süreklilik arz etmeyen bir kural her ne kadar toplumda o kurala uyma inancı olsa da örf-adet kuralı sıfatını haiz değildir. Hukuki örf-adet kuralının unsurları ise süreklilik, toplumda oluşan o kurala uyma bilinci ve hukukun atfı ve desteğidir<a href="#_ftn50" name="_ftnref50">[50]</a></p>
<p style="padding-left: 40px"><strong>2.SOSYAL DÜZEN KURALLARINDAN HUKUK KURALLARI</strong></p>
<p><strong>A. Genel Olarak Hukuk Kuralları</strong></p>
<p style="text-align: justify">Hukuk kurallarının incelenebilmesi için öncelikle hukukun ne olduğuna yanıt aranmalıdır. Bu ise pek kolay değildir<a href="#_ftn51" name="_ftnref51">[51]</a>. Hukukun genel olarak toplumda yaşayan insanların davranışlarını devlet eliyle<a href="#_ftn52" name="_ftnref52">[52]</a> düzenleyen belli başlı emir, yasak, izinler öngören maddi yaptırıma tabi kurallar bütünü olarak tanımlandığı görülmektedir<a href="#_ftn53" name="_ftnref53">[53]</a>. Hukuku sadece kanun, kural şeklinde görmemek gerekmektedir. Zira hukuk aslında toplumun tezahürüdür<a href="#_ftn54" name="_ftnref54">[54]</a>. Sadece kanunkoyucunun iradesi ile açıklanamaz<a href="#_ftn55" name="_ftnref55">[55]</a>. Açıklanmaya çalışırsa hukukun evrenselliği zarar görür<a href="#_ftn56" name="_ftnref56">[56]</a>.</p>
<p style="text-align: justify">Sosyal düzen kuralları içerisinde önemli bir yere sahip olan hukuk kuralları, diğer sosyal düzen kuralları gibi belli başlı emir, yasak ve yaptırımlardan meydana gelir<a href="#_ftn57" name="_ftnref57">[57]</a>. Hukuk kuralları yapısı gereği insanı ve özelinde insanın dış dünyada karşılık bulan hareketini konu edinir<a href="#_ftn58" name="_ftnref58">[58]</a>. Bu yönüyle zaman zaman kullanıldığı görülen düşünce suçu ifadesi hukuk kuralları açısından yanlış bir kullanımdır. Zira hukuk dışa yansıyan hususlara ilişkin kural ihdas etmektedir. Hukukun topluma yönelik düzenlemeler içermesi şaşırtıcı değildir. Çünkü bir yerde toplum varsa orada hukuk bulunmaktadır<a href="#_ftn59" name="_ftnref59">[59]</a>. Sümer<a href="#_ftn60" name="_ftnref60">[60]</a>’in de ifade ettiği üzere kendine has kuralı olmayan bir topluluk bulunmamaktadır. Toplumlar için olmazsa olmaz hukuk kuralları, öngördükleri emir, yasaklar ile toplumda yaşayan insanların özgürlüklerini bir yönüyle kısıtlarken diğer bir açıdan özgürlüklerin teminatını oluşturur<a href="#_ftn61" name="_ftnref61">[61]</a>. Özgürlükleri kısıtlar, kısıtlaması da gereklidir. Örneğin TCK’da öngörülen suç ve cezalar ile bazı eylemler yasaklanarak kişilerin özgürlükleri kısıtlanmıştır. Bu kapsamda bir kişinin başka bir kişiyi öldürmesi yasaklanmış ve bu sayede toplumdaki diğer insanların güvenli bir şekilde dışarıda dolaşması, yaşaması güvence altına alınmıştır.</p>
<p style="text-align: justify">Hukuk kuralları bazen öngördüğü emir ve yasakları bazı nedenlerle yumuşatmıştır. Hukukumuzda bu minvalde hukuka uygunluk nedenleri öngörülmüştür<a href="#_ftn62" name="_ftnref62">[62]</a>. Halihazırda hukuk kuralına aykırı olan eylem başka bir hukuk kuralı sayesinde hukuka uygun görülmekte ve sorumluluk doğmamaktadır. Örneğin bir insanın başka bir insanı öldürmesi TCK hükümleri gereğince cezai yaptırım sebebidir. Ancak öldüren kişi kendine yönelen bir saldırıyı def etmek maksadıyla öldürme eylemini gerçekleştirirmiş olursa diğer şartların da varlığında meşru savunma hükümleri uygulanacak ve beraat edecektir.</p>
<p style="text-align: justify">Hukuk kurallarının belli başlı özellikleri vardır. Hukuk kuralları öncelikle normatif niteliğe sahip kurallardır<a href="#_ftn63" name="_ftnref63">[63]</a>. Normatiflikten maksat bir kuralın emir<a href="#_ftn64" name="_ftnref64">[64]</a>, yasak veya izin içermesidir<a href="#_ftn65" name="_ftnref65">[65]</a>. Bu niteliklere sahip olmayan kurallar, hukuk kuralları olarak kabul edilmemektedir<a href="#_ftn66" name="_ftnref66">[66]</a>. Emir, yasak, izin ihtiva eden hukuk kuralları genel, soyut, istikrarlı yani sürekli ve yazılı niteliklere sahip olmalıdır<a href="#_ftn67" name="_ftnref67">[67]</a>:</p>
<p style="text-align: justify">Bir hukuk kuralı genel yani herkese dönük olmalıdır<a href="#_ftn68" name="_ftnref68">[68]</a>. Genellik ilkesi ile bağlantılı olarak kuralın soyut olması da gereklidir<a href="#_ftn69" name="_ftnref69">[69]</a>. Soyutluk sayesinde kişiye, bir olaya özgü kural konulması önlenmeye çalışılmıştır. Hukukumuzda soyutluk ilkesinin kimi zaman ihlal edildiği görülmektedir. Örneğin 5245 sayılı İdil Biret ve Suna Kan’ın Yabancı Memleketlere Müzik Tahsiline Gönderilmesine Dair Kanun<a href="#_ftn70" name="_ftnref70">[70]</a> bunun tipik örneğidir. İdil Biret ve Suna Kan için özel olarak kanun yapılmıştır. Bazen de belli olaylar için kanunla düzenleme yapıldığı görülmektedir. Örneğin TBMM normalde parlamento kararı niteliğindeki erken seçim kararını uzun bir süre kanun vasıtasıyla almıştır<a href="#_ftn71" name="_ftnref71">[71]</a>. Hukuk kuralları nitelik itibariyle sürekli olmalıdır<a href="#_ftn72" name="_ftnref72">[72]</a>. Süreklilik sayesinde belirlilik<a href="#_ftn73" name="_ftnref73">[73]</a> ve bilinebilirlik sağlanacak olup hukuki güvenlik ilkesi tesis edilecektir. Süreklilik ilkesine de bazen geçici, süreli kurallar yoluyla istisnalar getirildiği görülmektedir. Örneğin 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu sürekli olmayan bir hukuk kuralıdır. Çünkü bahsi geçen kanunun uygulanabilmesi için ülkede bir olağanüstü hal ilanı gerekmektedir. Olağanüstü durumun ortadan kalkmasıyla da birlikte bahsi geçen kanun uygulanma yeteneğini kaybedecektir.  Benzer şekilde bütçe kanunları da sürekli nitelik taşımaz<a href="#_ftn74" name="_ftnref74">[74]</a>. Kabul edildikleri dönem için hüküm ifade eder. Hukuk kurallarının diğer özelliği ise yazılı olmasıdır<a href="#_ftn75" name="_ftnref75">[75]</a>. Sözlü kurallar vardır ancak hukuk kuralları yazılı niteliktedir<a href="#_ftn76" name="_ftnref76">[76]</a>.</p>
<p style="text-align: justify">Hukuk kuralları nitelik bakımından sınıflandırılmaktadır. Bu yönüyle hukuk kuralları emredici, tanımlayıcı, tamamlayıcı, yorumlayıcı olarak sınıflandırılabilir<a href="#_ftn77" name="_ftnref77">[77]</a>. Hukuk kurallarının nitelikleri özel hukuk ve kamu hukuku şeklinde yapılan tasniflendirme açısından da farklılaşabilmektedir<a href="#_ftn78" name="_ftnref78">[78]</a>. Emredici hukuk kuralları<a href="#_ftn79" name="_ftnref79">[79]</a> daha ziyade kamu hukuku<a href="#_ftn80" name="_ftnref80">[80]</a> kurallarında karşımıza çıksa da özel hukukta da rastlanmaktadır. Emredici kuralın varlığında kanunkoyucu öngördüğü kuralın taraflarca aksinin kararlaştırılmasına imkan tanımamıştır<a href="#_ftn81" name="_ftnref81">[81]</a>. Örneğin TMK m. 19 gereği bir kimsenin aynı anda bir tane yerleşim yeri olabilir<a href="#_ftn82" name="_ftnref82">[82]</a>. Bu kural emredici bir kural olup aksi kararlaştırılamaz. Emredici hukuk kuralların aksine yedek hukuk kurallarında kanunkoyucu taraf iradesine öncelik tanımış, taraflarca düzenleme yapılmaması halinde uygulanacak kuralları ihdas etmiştir<a href="#_ftn83" name="_ftnref83">[83]</a>. Yedek hukuk kuralları kendi içinde tanımlayıcı ve tamamlayıcı hukuk kuralları olarak ikiye ayrılmaktadır. Tanımlayıcı hukuk kurallarında lafzından da anlaşılacağı üzere bir hukuk kuralı hakkında tanımlamaya yer verilir. Örneğin TMK m. 19’da yerleşim yeri tanımlanmıştır<a href="#_ftn84" name="_ftnref84">[84]</a>. Buna göre <em>yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir<a href="#_ftn85" name="_ftnref85"><strong>[85]</strong></a>. </em>Tamamlayıcı hukuk kurallarında ise taraflarca düzenlenme yapılmadığı için devreye giren kurallar söz konusudur<a href="#_ftn86" name="_ftnref86">[86]</a>. Örneğin taraflar anlaşarak bağlanma parasının esas alacaktan düşülüp düşülmeyeceğine karar verebilir. Ancak TMK m. 117 gereği taraflarca aksine <em>anlaşma yapılmadıkça</em> veya bahsi geçen konuda <em>yerel âdet olmadıkça</em>, <em>bağlanma parası esas alacaktan düşülecektir<a href="#_ftn87" name="_ftnref87"><strong>[87]</strong></a>. </em>Hukuk kurallarının nitelik açısından sınıflandırılmasında son olarak yorumlayıcı hukuk kurallarına değinilmelidir. Yorumlayıcı hukuk kurallarının varlığında taraflar tamamlayıcı hukuk kurallarının aksine bir anlaşmaya sahiptirler<a href="#_ftn88" name="_ftnref88">[88]</a>. Ancak taraflarca yapılan anlaşmadaki bazı ifadelerin ne anlama geldiği konusunda anlaşmazlıklar ya da uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle yorumlayıcı hukuk kuralları sayesinde ilgili anlaşmadaki ifadenin ne anlama geldiği konusundaki anlaşmazlığın önüne geçilip netlik sağlanmaktadır<a href="#_ftn89" name="_ftnref89">[89]</a>. Yorumlayıcı hukuk kurallarının tipik örneği taraflarca yapılan anlaşmada “ayın başı, sonu, ortası” gibi ifadelere yer verilmesi halinde ayın başı, ortası, sonu ifadelerinin ne anlama geldiği hususunda düzenlemeye yer veren TBK m. 91’dir<a href="#_ftn90" name="_ftnref90">[90]</a>. Düzenlemeye göre <em>borcun ifası için bir ayın başlangıcı veya sonu belirlenmişse, bundan ayın birinci ve sonuncu günü; ayın ortası belirlenmişse, bundan da ayın on beşinci günü anlaşılır. </em>Bu yönüyle yorumlayıcı hukuk kurallarının önemli bir yere sahip olduğu ortadadır.</p>
<p style="text-align: justify">Hukuk kuralları insan davranışlarını konu alan ve insan ilişkilerini düzenlemeyi amaçlayan kurallar olduğu için bu kurallar vasıtasıyla gerek insanlar arası ilişkiler gerekse insanların topluma yönelik davranışları düzenlenir<a href="#_ftn91" name="_ftnref91">[91]</a>. Her ne kadar zarara insan dışı varlık sebep olsa yahut konu olsa da hukuk kuralları sorumluluğu insan davranışına yöneltmiştir. Buna TBK m. 67 vd.’da düzenlenen hayvan bulunduranın sorumluluğuna ilişkin düzenleme örnek olarak verilebilir. Hükme göre bir hayvanın verdiği zarardan dolayı hayvanın bakımını ve yönetimini geçici veya sürekli olarak üstlenen kişi sorumlu olacaktır. Her ne kadar zarara hayvan yol açsa da sorumluluk insandadır ve hatta bu sorumluluk için kusur dahi aranmamaktadır. Sahipli bir hayvana zarar verilmesi halinde de TCK hükümlerine göre uygulanacak cezanın asıl sebebi hukukun, insanın malvarlığı değerlerini korumasıdır. Zira hayvanın, sahibinin malvarlığı değerine dahil olduğu kabul edilmektedir. Yani hukuk kuralları muhatap olarak insanı alır. Hukuk kurallarının kaynağını da insan oluşturur<a href="#_ftn92" name="_ftnref92">[92]</a>. İnsan iradesini hukuk vasıtasıyla somutlaştırır ve kurallaştırır. Gözler’in de belirttiği gibi insanın iradesi dışında konan kural, hukuk kuralı değildir<a href="#_ftn93" name="_ftnref93">[93]</a>. Örneğin din kurallarının zaman içinde hukuk kuralı haline gelmesi durumunda bile din kuralını hukuk kuralı halinde dönüştüren insan iradesidir. Ancak bu durumunda da örneğin İslam Hukuku için en önemli kaynak olan Kur’an-ı Kerim’in yaratıcının iradesi sonucu oluştuğu ve hukuk kuralı olarak uygulandığı da unutulmamalıdır <a href="#_ftn94" name="_ftnref94">[94]</a>.</p>
<p style="text-align: justify">Hukuk kuralları vasıtasıyla düzenlenmesi amaçlanan insan davranışları icrai veya ihmali nitelikte olabilir<a href="#_ftn95" name="_ftnref95">[95]</a>. Örneğin hukuk bir insanın diğer insanı öldürmesini yasaklamıştır. Yani insana “öldürme” demiştir. Bazı insanlara ise kanunda bahsi geçen insanların ölümüne engel olma yükümlülüğü getirilmiştir. Garantör denilen bu insanların ölüme engel olmamaları halinde sorumluluklarına gidilecektir<a href="#_ftn96" name="_ftnref96">[96]</a>.</p>
<p style="text-align: justify">Hukuk kuralları ihdas edildikleri topluma genel olarak uygun olmalıdır. Ancak hukukun kimi zaman toplumsal gelişmeyi teşvik ettiği durumlar da vardır. Bu yönüyle topluma uygun olmayan toplumla uyuşmayan kurallar zaman içinde uygulanabilme kabiliyetini kaybedecektir. Kanunlarını kendi yapamayan farklı ülkelerden çeviri yapmak suretiyle kanun iktibas eden hukuk sistemlerinde bahsi geçen durum sıkça yaşanmaktadır. Toplumla uyuşmayan kural, iktibas edilen hukuk sisteminde sorunlara neden olmasa da iktibas eden hukuk sisteminde sorunlara sebep olabilecektir<a href="#_ftn97" name="_ftnref97">[97]</a>. Sorunların en başında uygulanamama sorunu gelir. Toplumla uyuşmayan yahut öngörüldüğü vakitte toplumdaki ihtiyaca uygun olan ancak zamanla bu vasfını yitiren<a href="#_ftn98" name="_ftnref98">[98]</a> kural yürürlükte olmasına rağmen uygulanmayabilmektedir. Kural ise uygulanmak için vardır<a href="#_ftn99" name="_ftnref99">[99]</a>. İhtiyacın sona ermesi halinde ilgili kuralın uygulanabilirliğine bizzat kanunkoyucu son vermelidir. Aksi halde toplumda herhangi bir karşılığı bulunmadığından yürürlükte bulunsa dahi uygulanamayacaktır. Bu yönüyle yürürlükte bulunan bir kuralın uygulanmaması farklı sorunlara sebep olabilecektir. Hukuk kurallarının ihdasında bu hususlar nazardan uzak tutulmamalıdır.</p>
<p style="text-align: justify">Hukuk kurallarının diğer sosyal düzen kurallarından en önemli farklardan biri olan yaptırım konusuna da değinilmelidir. Yaptırım, öngörülen kurala aksi davranış halinde karşılaşılacak sonuç olarak ifade edilebilir<a href="#_ftn100" name="_ftnref100">[100]</a>. Hukuk kurallarına aykırı davranılması halinde maddi yaptırım ile karşılaşılır<a href="#_ftn101" name="_ftnref101">[101]</a>. Hukuk kurallarının ihlali halinde daha önceden belirli olan yaptırım devlet eliyle icra ve infaz edilmektedir<a href="#_ftn102" name="_ftnref102">[102]</a>. Yaptırımın icra ve infazına devletin dahil olması yaptırımı etkili kılmaktadır. Ancak hukuk kurallarına aykırı davranıldığında herhangi bir yaptırım ile karşılaşılmaması ilgili kuralın uygulanma kabiliyetine zarar verebilecektir. Bu hususta şöyle bir örnek verilebilir. Aile cüzdanı ve dini tören başlıklı TMK m. 143 gereği <em>aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dinî töreni yapılamaz.</em> Hukukumuzda da TMK m. 143’e aksi davranışlara yönelik olarak uzun yıllar boyunca aralarında resmi nikah olmayan kişilerin dini nikahlarının kılınması dini nikahı kılan görevli ve kıldıran taraflar açısından suç olarak kabul edilmiş ve ceza yaptırımı öngörülmüştü<a href="#_ftn103" name="_ftnref103">[103]</a>. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir<a href="#_ftn104" name="_ftnref104">[104]</a>. Kararın yerinde olduğunu düşünmekte isek de bu iptal kararı ile TMK m. 143’ün yaptırımsız kaldığı görülmektedir. Bu yönüyle yaptırımsız hukuk kurallarının akıbeti genellikle uygulanmamaktır<a href="#_ftn105" name="_ftnref105">[105]</a>.</p>
<p style="text-align: justify">Son olarak hukuk kurallarına ve hukuk kurallarına aykırı davranış halinde ortaya çıkan yaptırımlara insanların uymak zorunda olması ve buna neden uyduklarına değinmek gerekir. Örneğin bir ceza yargılaması düşünelim. Sanık ceza kanunlarını ihlal ettiği iddiasıyla yargılanıp mahkemece sanığın iddia konusu suçu işlediğine karar verildiği anda çeşitli işlemlerin ardından sanık mahkum edildiği cezanın infazı amacıyla cezaevine sevk edilir. Sanık sıfatı hükümlü sıfatına dönüşmekte ve hükümlü buna boyun eğmek zorunda kalmaktadır. Peki neden buna mecburdur? İnsan toplumda yaşayan bir varlık olarak bu yaşayışının devamını hukuka uyarak devamlı kılmayı amaçlar. İnsanlar  düzene itaat bilinci ile yetiştirilir ve insana küçüklükten itibaren bu düzene karşı gelmenin kötü bir şey olduğu öğretilir<a href="#_ftn106" name="_ftnref106">[106]</a>. Boyun eğişin diğer sebepleri ise korku, toplumdaki kurala uyma inancı<a href="#_ftn107" name="_ftnref107">[107]</a>, toplumsal saygı gibi sebeplerdir<a href="#_ftn108" name="_ftnref108">[108]</a>. Kanaatimizce ise hukuka ve yaptırıma uyma güdüsünün temel sebebi insanın bir gün kendisi veya sevdiklerine karşı da benzer bir hukuka aykırı davranış yönelirse koruyucu olarak hukukun yardıma koşacağını bilmesidir. İnsan bu nedenle teslime mecburdur. Aksi halde toplumsal düzen ve özelinde bireyin güvenliğinden söz edilemeyecektir.</p>
<p><strong>B. Diğer Sosyal Düzen Kuralları ile Farkları</strong></p>
<p style="text-align: justify">Sosyal düzen kuralları arasında birçok farklı özellik bulunmaktadır. Bu başlıkta sosyal düzen kuralları ile hukuk kuralları arasındaki farklara değinilecektir.</p>
<p style="padding-left: 40px"><strong>a.Hukuk Kurallarının Din Kurallarından Farkları</strong></p>
<p style="text-align: justify">Hukuk kuralları ile din kuralları birbirlerini kimi zaman desteklese<a href="#_ftn109" name="_ftnref109">[109]</a> de aralarında çeşitli farklar vardır. Bu farkları maddeler şeklinde incelemek gerekirse;</p>
<ul>
<li style="text-align: justify">Öncelikle iki kural arasında kaynak açısından fark bulunmaktadır<a href="#_ftn110" name="_ftnref110">[110]</a>. Din kurallarının kaynağı yaratıcının iradesidir<a href="#_ftn111" name="_ftnref111">[111]</a>. Oysa hukuk kurallarının kaynağını insan iradesi oluşturur<a href="#_ftn112" name="_ftnref112">[112]</a>.</li>
<li style="text-align: justify">Kuralların muhatap aldığı süje açısından da belli farklar vardır. Her iki kural da insanı muhatap alır<a href="#_ftn113" name="_ftnref113">[113]</a>. Ancak din kuralları ilgili dine inanan insanı muhatap alırken hukuk kuralları ilgili hukuki sisteme tabi insanı muhatap alır.</li>
<li style="text-align: justify">Kurallar arasında değişkenlik açısından bir farkın bulunduğu ifade edilmekte olsa da bu durum tartışmalıdır. Buna göre bir grup yazar din kurallarının değişmez nitelikte olduğunu hukuk kurallarının ise değişebileceğini belirtmektedir<a href="#_ftn114" name="_ftnref114">[114]</a>. Oysa hukuk kuralları kadar sık ve hızlı olmasa da din kuralları da değişebilecektir<a href="#_ftn115" name="_ftnref115">[115]</a>. Bu hususa ilişkin olarak Mecelle ’de önemli bir düzenlemeye yer verilmiştir. Mecelle m. 39’da “<em>ezmanın tegayyürü ile ahkam tagayyürü inkar olunmaz”</em><a href="#_ftn116" name="_ftnref116">[116]</a> denerek zamanla hükümlerin değişebileceği ifade edilmiştir. Bu yönüyle din kuralların mutlak değişmez kurallar olduğu söylenemez.</li>
<li style="text-align: justify">İki kural arasındaki en önemli fark yaptırım konusuna ilişkindir. Din kuralları da yaptırıma sahiptir ancak hukuk kurallarının aksine bu yaptırım manevi niteliktedir<a href="#_ftn117" name="_ftnref117">[117]</a>. Gözler, din kuralları açısından bahsi geçen manevi yaptırımın sadece dünya dışı etkisinin bulunmadığını aynı zamanda dünya hayatında da kişide cehennem azabı korkusu yarattığını belirtmektedir<a href="#_ftn118" name="_ftnref118">[118]</a>. Gerçekten de kişinin öbür dünyada çekeceğini düşündüğü azap onu belli başlı korku ile yaşamaya sevk edecek ve dünyada da bir yaptırımla karşılaşmış olacaktır.</li>
<li style="text-align: justify">İki kuralın kapsamı ve amacı da tartışma konusudur. Din kurallarının sadece uhrevi nitelikte olmadığı ortadadır. Bu yönüyle din kuralları hem dünyevi hem de uhrevi yaşamı kapsarken, hukuk kuralları dünyevi yaşama ilişkindir<a href="#_ftn119" name="_ftnref119">[119]</a>. İki kuralın amaç açısından da ilahi ve dünyevi olma hususunda farklılaştığı savunulmaktadır<a href="#_ftn120" name="_ftnref120">[120]</a>.</li>
<li style="text-align: justify">Kimi zaman din kuralı hukuk düzenince de düzenlenmekte ve artık hukuk kuralı haline gelmektedir. Örneğin İslam Hukukunda bazı durumlar hariç alkol satmak, almak, tüketmek yasaktır. Bu kural hukuk tarafından da benimsenir ve alkol alım, satım, tüketme yasaklanırsa din kuralı artık o toplum için aynı zamanda hukuk kuralı haline gelir. Nitekim ülkemizde korona virüs tedbirleri kapsamında hafta sonları alkol satışı İçişleri Bakanlığı<a href="#_ftn121" name="_ftnref121">[121]</a> genelgesi ile yasaklanmıştır. Bu yönüyle hukuk kuralı haline geldiği söylenebilir.</li>
<li style="text-align: justify">Bazı durumlarda din kuralları ile yasaklanmış olan bir konuda hukuk kuralları serbestlik tanıyabilmektedir. Örneğin İslam Hukukunda zina cezalandırılması<a href="#_ftn122" name="_ftnref122">[122]</a> gereken bir eylem olarak kabul edilirken hukukumuzda zina yapanlar herhangi bir cezai yaptırımla karşılaşmamaktadır. Bu durum zina eyleminin yaptırımsız kaldığı anlamına gelmemelidir. En azından evliler açısından zina eylemine hukukumuz bir sonuç bağlamıştır. TMK m. 161 gereği zina, mutlak boşanma nedenidir. Ayrıca zina eden eş diğer şartların da varlığında tazminat ödemekle karşı karşıya kalabilmektedir. Benzer durum kürtaj için de geçerlidir. Kürtaj semavi dinlerce yasaklanmış bir husus olmasına rağmen hukuk kurallarının genel olarak kürtaja<a href="#_ftn123" name="_ftnref123">[123]</a> cevaz verdiği görülmektedir<a href="#_ftn124" name="_ftnref124">[124]</a>.</li>
<li style="text-align: justify">Son olarak iki kuralın sistematik açıdan farklı olduğunu, hukuk kurallarının bu açıdan daha sistematik olduğunu ifade etmek gerekir<a href="#_ftn125" name="_ftnref125">[125]</a>.</li>
</ul>
<p style="padding-left: 40px"><strong>b. Hukuk Kurallarının Ahlak Kurallarından Farkları</strong></p>
<p style="text-align: justify">Ahlak kuralları ile hukuk kuralları arasında yakın ilişki vardır. Zira sosyal düzenin tesisi açısından toplumda kabul edilen ahlaki değerlerin hukuk kuralları ile desteklenmesi gerekmektedir. Aksi halde sosyal düzenin tesisi güçleşir<a href="#_ftn126" name="_ftnref126">[126]</a>. Hukuk kuralları kimi zaman ahlak kurallarına atıfta bulunur<a href="#_ftn127" name="_ftnref127">[127]</a>. Ancak yine de iki kural arasında çeşitli farklar vardır. Bu farkları maddeler şeklinde incelemek gerekirse;</p>
<ul>
<li style="text-align: justify">İki kural arasında ilk fark kuralların kaynaklarına ilişkindir<a href="#_ftn128" name="_ftnref128">[128]</a>. Ahlak kuralları insanların vicdanının ürünü iken hukuk kuralları insanların iradesinin ürünüdür<a href="#_ftn129" name="_ftnref129">[129]</a>.</li>
<li style="text-align: justify">Yazarlarca iki kural arasında amaç farklılığı olduğu, ahlak kurallarının amacının iyilik olduğu hukuk kurallarının amacının ise adalet olduğu ifade edilmiştir<a href="#_ftn130" name="_ftnref130">[130]</a>. Yazarlara genel olarak katılmakla birlikte hukuk kurallarının amacı olan adaletin iyiliğin bir görünümü olduğu düşünmekteyiz. Yani iki kural arasında amaç farkından ziyade amaç birliği bulunmaktadır<a href="#_ftn131" name="_ftnref131">[131]</a>.</li>
<li style="text-align: justify">Ahlak kuralları genel olarak insana yükümlülük yüklerken hukuk kuralları hem hak hem yükümlülük öngörür<a href="#_ftn132" name="_ftnref132">[132]</a>.</li>
<li style="text-align: justify">Kapsam açısından incelendiğinde ahlak kurallarının daha geniş bir kapsama sahip olduğu görülmektedir<a href="#_ftn133" name="_ftnref133">[133]</a>. Zira ahlak kurallarına aykırılık teşkil eden kimi hususlar hukuk kurallarınca düzenleme alanı bulmamıştır<a href="#_ftn134" name="_ftnref134">[134]</a>. Örneğin eve gelen misafiri kovmak ahlak kuralları gereği hoş karşılanamayacak olsa da hukuken bir yaptırıma konu olmaz.</li>
<li style="text-align: justify">Bazı yazarlar ahlak kurallarının kişinin hem kendisine karşı hem de diğer kişilere karşı yükümlülük öngördüğünü, hukuk kurallarının ise kişinin diğer kişilere karşı yükümlülüklerini düzenlediğini savunmaktadır<a href="#_ftn135" name="_ftnref135">[135]</a>. Her ne kadar yazarların ifade ettikleri genel olarak doğru olsa da hukuk da kişinin kendisine karşı yükümlülüklerini düzenlemektedir. Örneğin kendi organlarını satmak isteyen kişi cezai yaptırımla karşılaşır. (TCK m. 91)</li>
<li style="text-align: justify">İki kuralın farklılaştığı en önemli husus yaptırım konusudur. Ahlak kurallarına aykırılık halinde vicdanen rahatsız hissetmeye sebep olan toplumsal ayıplanma ve dışlanma söz konusu olur<a href="#_ftn136" name="_ftnref136">[136]</a>. Oysa hukuk kuralları devlet eliyle maddi bir yaptırım öngörmüştür<a href="#_ftn137" name="_ftnref137">[137]</a>.</li>
<li style="text-align: justify">Son olarak iki kuralın sistematik ve şekil açısından farklı olduğunu, hukuk kurallarının yazılı ve daha sistematik olduğunu ifade etmek gerekir<a href="#_ftn138" name="_ftnref138">[138]</a>.</li>
</ul>
<p style="padding-left: 40px"><strong>c. Hukuk Kurallarının Örf- Adet Kurallarından Farkları </strong></p>
<p style="text-align: justify">Hukuk kuralları ile alelade örf-adet kuralları arasında çeşitli farklar vardır. Bu farkları maddeler şeklinde incelemek gerekirse;</p>
<ul>
<li style="text-align: justify">İlk olarak iki kuralın kaynakları arasında fark bulunmaktadır. Hukuk kuralları tek elden, alelade örf-adet kuralları toplum eliyle konur<a href="#_ftn139" name="_ftnref139">[139]</a>.</li>
<li style="text-align: justify">İki kural arasındaki temel fark yaptırım konusundadır. Hukuk kurallarındaki maddi yaptırıma alelade örf-adet kurallarında rastlamamaktayız<a href="#_ftn140" name="_ftnref140">[140]</a>.</li>
<li style="text-align: justify">Muhatap açısından da farklılaşma yaşanmaktadır. Hukuk kurallarının muhatabı o hukuk sistemine tabi olan insan iken, alelade örf-adet kurallarının muhatabı toplumsal çevreyi oluşturan belli insan gruplarıdır<a href="#_ftn141" name="_ftnref141">[141]</a>.</li>
</ul>
<p style="padding-left: 40px"><strong>d. Hukuk Kurallarının Görgü Kurallarından Farkları</strong></p>
<p style="text-align: justify">Hukuk kuralları ile görgü kuralları arasında çeşitli farklar vardır. Bu farkları maddeler şeklinde incelemek gerekirse;</p>
<ul>
<li style="text-align: justify">Öncelikle iki kuralın kaynağı farklıdır. Görgü kurallarının kaynağını toplumsal çevre hukuk kurallarının kaynağını ise insan iradesi nezdinde devlet oluşturur<a href="#_ftn142" name="_ftnref142">[142]</a>. Bu yönüyle görgü kuralları muhatap olarak o toplumsal çevreyi oluşturan insanı alırken hukuk kuralları ilgili hukuki sisteme tabi insanı muhatap alır<a href="#_ftn143" name="_ftnref143">[143]</a>.</li>
<li style="text-align: justify">Görgü kuralları yaşanılan çevreye göre farklılık göstermekteyken hukuk teklik ihtiva eder<a href="#_ftn144" name="_ftnref144">[144]</a>.</li>
<li style="text-align: justify">Görgü kuralları yazılı nitelik göstermezken hukuk kuralları yazılı niteliktedir<a href="#_ftn145" name="_ftnref145">[145]</a>.</li>
<li style="text-align: justify">Görgü kurallarının kişiye sadece yükümlülük yüklerken hukuk kurallarının yükümlülüğün yanında yetki tanımaktadır<a href="#_ftn146" name="_ftnref146">[146]</a>.</li>
<li style="text-align: justify">Son olarak yaptırım konusuna ilişkin olarak görgü kurallarında manevi yaptırımın, hukuk kurallarında ise maddi yaptırımın olduğu söylenebilir<a href="#_ftn147" name="_ftnref147">[147]</a>.</li>
</ul>
<p><strong>SONUÇ ve DEĞERLENDİRME</strong></p>
<p style="text-align: justify">Sosyal bir varlık olan insan için sosyal düzen kaçınılmazdır. İnsandaki toplu yaşama güdüsü sosyal düzenin kurulmasını teşvik etmiştir. Ancak sosyal düzenin tesisi, sosyal düzen kuralları vasıtasıyla mümkün olabilir. Bu kurallar din, ahlak, görgü, örf-adet, hukuk kuralları gibi kurallardır. Sosyal düzen kurallarından hukuk kuralları farklı ve önemli bir yere sahiptir. Diğer sosyal düzen kuralları gibi emir, yasak, izin ve yaptırımlardan meydana gelen hukuk kurallarının belli başlı özellikleri vardır. Bunlar normatiflik, insan iradesinin ürünü olma, insan ilişkilerini düzenleme ve maddi yaptırımdır. Hukuk kuralları nitelik bakımından da emredici, tanımlayıcı, tamamlayıcı, yorumlayıcı nitelik göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Hukuk kurallarından yoksun bir toplum düşünülemeyeceğinden öngörülen kuralların topluma uygunluğuna da dikkat edilmelidir. Topluma uygunluk, kuralın uygulanabilirliğini de sağlayacaktır. Bu yönüyle insanların hukuk kurallarına neden uyduğu hususu da incelenmeye değerdir. Doktrinde bu konuda çeşitli görüşler öne sürülmüştür. Bu sebeplerden en önemlisi insanın bir gün kendisi veya sevdiklerine karşı da benzer bir hukuka aykırı davranış yönelirse koruyucu olarak hukukun yardıma koşacağını bilmesidir. İnsan bu nedenle teslime mecburdur. Aksi halde toplumsal düzen ve özelinde bireyin güvenliğinden söz edilemeyecektir.</p>
<p style="text-align: justify">Hukuk kurallarının diğer sosyal düzen kurallarından farkı da yazımızda incelenmeye çalışılmıştır. Farkın ortaya konması hukuk kurallarının mahiyetini anlamada kolaylık sağlayacaktır. Hukuk kuralları ile diğer sosyal düzen kuralları arasında kaynak, muhatap, yaptırım, sistem, şekil, kapsam yönünden farklar bulunmaktadır. Genel olarak hukuk kurallarının kaynağını insan iradesi, şeklini yazılı şekil, muhatabını insan, yaptırımını maddi yaptırım oluşturmaktadır. Diğer sosyal düzen kurallarında ise bu özellikler değişim göstermektedir. Ancak sosyal düzen kurallarından hiçbiri diğerinden bağımsız değildir ve birlikte düşünmeyi gerektirir. Zira genel olarak aralarında amaç birliği bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><span style="font-size: 14px">[1]</span></a><span style="font-size: 14px"> Farklı isimlendirme için bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 21.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Bkz. <strong>Karakoç</strong>, s. 215. Düzeni sağlayan da kuralın kendisidir, <strong>Gürkan</strong>, s. 13.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Bkz. <strong>Anayurt</strong>, s. 27; <strong>Kayıhan</strong>, s. 1; <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 25. M. Erdoğan’ın da ifade ettiği üzere “ kişi ancak toplum içinde insanca var olabilir”. <strong>M. Erdoğan</strong>, s. 5; <strong>Özbilen</strong>, s. 35.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Bkz. <strong>İ.</strong> <strong>Erdoğan</strong>, s. 22.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Bkz. <strong>Gürkan</strong>, s. 14; <strong>M. Erdoğan</strong>, s. 5; <strong>Bilgili-Demirkapı</strong>, s. 4.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Bkz. <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 3; <strong>M. Ayan-N. Ayan, </strong>s. 19.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 26;  <strong>İblikci</strong>, s. 4; <strong>Demirkasımoğlu</strong>, s. 145-146; <strong>Bilgili-Demirkapı</strong>, s. 4.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Bkz. <strong>Karakoç</strong>, s. 215; <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 22; <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 3; <strong>Güriz</strong>, s. 42; <strong>M.Ayan-N.Ayan</strong>, s. 19; <strong>Çiftçi</strong>, s. 4; <strong>Özbilen</strong>, s. 35. Ancak toplu şekilde yaşayan sadece insanlar değildir. Hayvanlar da sürü halinde yani topluca yaşamalarına rağmen insanlara özgü olan kuralların doğal yaşamda bulunmadığı görülmektedir. <strong>Gürkan</strong>, s. 13.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> Bkz. <strong>Güriz</strong>, s. 1; <strong>Çiftçi</strong>, s. 3; <strong>Özbilen</strong>, s. 35.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a> Bkz. <strong>Anayurt</strong>, s. 28.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 25; <strong>Güriz</strong>, s. 4.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref12" name="_ftn12">[12]</a> Bkz. <strong>Güriz</strong>, s. 4.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref13" name="_ftn13">[13]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s.27; <strong>Güriz</strong>, s. 6.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref14" name="_ftn14">[14]</a> Bkz. <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 21.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref15" name="_ftn15">[15]</a> Bkz. <strong>Kayıhan</strong>, s. 2; <strong>Güney,</strong> s. 161.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref16" name="_ftn16">[16]</a> Gözler, sosyal düzen kurallarının oluşumu ifade ederken “insan, insana itaat etmemek için kuralları icat etti.” İfadesini kullanmaktadır. <strong>Gözler</strong>, s. 21.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref17" name="_ftn17">[17]</a> Karakoç, sosyal davranış kurallarını “ davranış tarzını belirleyen ve buna karşı davranılması halinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini ortaya koyan kurallar” olarak tanımlamıştır. <strong>Karakoç</strong>, s. 215. Anayurt bu konudaki tanımında sosyal düzen kurallarının insanların toplumsal yaşamdaki çatışmalarının uzlaştırma amacından bahsetmektedir. Bkz. <strong>Anayurt</strong>, s. 27.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref18" name="_ftn18">[18]</a> Bkz. <strong>İblikci</strong>, s. 4.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref19" name="_ftn19">[19]</a> Bkz. <strong>Karakoç</strong>, s. 215.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref20" name="_ftn20">[20]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 27; <strong>Sümer</strong>, s. 3; <strong>İblikci</strong>, s. 3.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref21" name="_ftn21">[21]</a> Bkz. <strong>Şen/ Eryıldız</strong>, s. 22; <strong>Sümer</strong>, s. 2.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref22" name="_ftn22">[22]</a> Bkz. <strong>İ</strong>.<strong>Erdoğan</strong>, s. 22. “Kurallar insanlara güvenlik sağlar”, <strong>Gözler</strong>, s. 22; <strong>Güney</strong>, s. 161.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref23" name="_ftn23">[23]</a> Bkz. <strong>Sümer</strong>, s. 2.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref24" name="_ftn24">[24]</a> Bkz. <strong>Sümer,</strong> s. 2.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref25" name="_ftn25">[25]</a> Bkz. <strong>Karakoç</strong>, s. 215.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref26" name="_ftn26">[26]</a> Bkz. <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 22; <strong>İblikci</strong>, s. 4.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref27" name="_ftn27">[27]</a> Bkz. <strong>İblikci</strong>, s. 4.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref28" name="_ftn28">[28]</a> Bu konuda Robinson Crusoe ve Cuma akla gelmektedir. Bkz. <strong>Anayurt</strong>, s. 32; <strong>Gözler</strong>, s. 30; <strong>Güriz</strong>, s. 1.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref29" name="_ftn29">[29]</a> Bkz. <strong>Anayurt</strong>, s. 27; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 35.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref30" name="_ftn30">[30]</a> Konumuz olan hukuk kurallarının incelenmesinde diğer sosyal düzen kuralları hakkında genel bilgiye yer verilmesinin faydalı olacağı kanaatindeyiz.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref31" name="_ftn31">[31]</a> Bkz. <strong>Karakoç</strong>, s. 215; <strong>Sümer</strong>, s. 3.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref32" name="_ftn32">[32]</a> Bkz. <strong>Karakoç</strong>, s. 215.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref33" name="_ftn33">[33]</a> Bkz. <strong>İ.Erdoğan</strong>, s. 22.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref34" name="_ftn34">[34]</a> Bkz. <strong>Anayurt</strong>, s. 29; <strong>Gözler</strong>, s. 34; <strong>Sümer</strong>, s. 3; <strong>Çiftçi</strong>, s. 5; <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 5.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref35" name="_ftn35">[35]</a> Bu yönüyle yaptırım manevi olmaktan çıkıp maddi yapıya bürünmektedir. Bkz. <strong>Sümer</strong>, s. 4.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref36" name="_ftn36">[36]</a> Bkz. <strong>Anayurt</strong>, s. 30; <strong>M.Ayan-N.Ayan, </strong>s. 19. Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş’ e göre sadece uhrevi ilişkileri düzenlediği söylenemez. Bkz. <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s.5. </span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref37" name="_ftn37">[37]</a> Bkz. <strong>Anayurt</strong>, s. 28.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref38" name="_ftn38">[38]</a> Bkz. <strong>Karakoç</strong>, s. 215; <strong>Güloğlu</strong>, s. 6; <strong>İ.Erdoğan</strong>, s. 23.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref39" name="_ftn39">[39]</a> Bkz. <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s<strong>.</strong>5;<strong> M.Ayan-N.Ayan</strong>, s. 19. Örneğin Kur’an-ı Kerim toplumsal konulara ilişkin önemli mesajlar içermektedir. Örneğin Tevbe Suresinde şöyle denmiştir. “Müminlerin erkekleri de kadınları da birbirlerinin velîleridir; iyiliği teşvik eder, kötülükten alıkoyarlar&#8230;” (DİB Kur’an Sayfası, ET: 11.01.2021.). Başka bir örnek olarak Hz. Peygamber(s.a.v.)’nın “komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözü verilebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref40" name="_ftn40">[40]</a> <strong>Anayurt</strong>, s. 28; <strong>Sümer</strong>, s. 4.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref41" name="_ftn41">[41]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 39; benzer yönde sınıflandırma için bkz. <strong>Anayurt</strong>, s. 28; <strong>Sümer</strong>, s. 4; <strong>İ</strong>.<strong>Erdoğan</strong>, s. 24; <strong>İblikci</strong>, s. 4; <strong>M.Ayan-N.Ayan, </strong>s. 20; <strong>Çiftçi</strong>, s. 7-8; <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 6; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 38.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref42" name="_ftn42">[42]</a> Kişinin kendisine “İyi bir insan ol!” demesi örnek olarak verilebilir. Bireyin bu iç terbiyesinin diğer insanlara karşı davranışlarına önemli ölçüde etki ettiği açıktır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref43" name="_ftn43">[43]</a> Kişinin yer çöp atmaması gerektiği kuralı örnek olarak verilebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref44" name="_ftn44">[44]</a> Anayurt, görgü kurallarının örf-adet kurallarının kapsamında düşünülebileceğini ifade etmiştir. Bkz.<strong>Anayurt</strong>, s.31.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref45" name="_ftn45">[45]</a> Görgü kurallarından bazıları hukuk kuralı haline getirilmiştir. Bu durumun tipik örneği birbirini tanıyan iki insanın yolda karşılaşması üzerine selamlaşması görgü kuralını, astın üstünü görünce selam verme zorunluluğuna dönüştüren hukuk kuralıdır. Astın aksi davranışları bazı disiplin süreçlerinin işletilmesine yol açacaktır. Bkz. <strong>Kayıhan</strong>, s. 8; <strong>Özbilen</strong>, s. 42.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref46" name="_ftn46">[46]</a> Bkz. <strong>M.Ayan-N.Ayan</strong>, s. 20; <strong>Çiftçi</strong>, s. 9.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref47" name="_ftn47">[47]</a> Bkz. <strong>Demirkasımoğlu</strong>, s. 142; <strong>Sümer</strong>, s. 5. Bir toplumda yaşayan insanlar arasında dahi bu yönden farklılaşmaların yaşandığı bir gerçektir. Var olan görgü kuralları da zamanla kalkabilir, değişebilir, yenilenebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref48" name="_ftn48">[48]</a> Örf-adet kurallarını sosyal düzen kuralları içerisinde incelemeyen yazarlar hakkında eleştiri için bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 45.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref49" name="_ftn49">[49]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 45.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref50" name="_ftn50">[50]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 46.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref51" name="_ftn51">[51]</a> Bkz. <strong>Çiftçi</strong>, s. 15. Çeşitli tanımlar için bkz. <strong>Antalya</strong>, s. 137 vd.; <strong>Güriz</strong>, s. 44; <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 28.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref52" name="_ftn52">[52]</a> Hukuk kuralları diğer sosyal düzen kurallarından farkla devlet eliyle oluşmuştur. Bkz. <strong>Sümer</strong>, s. 20; <strong>Kayar</strong>&#8211;<strong>Üzülmez</strong>, s. 35.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref53" name="_ftn53">[53]</a> Bkz. <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 3; <strong>M.Ayan-N.Ayan</strong>, s. 20; <strong>Kayıhan</strong>, s. 11; <strong>Kayar-Üzülmez</strong>,s.47.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref54" name="_ftn54">[54]</a> Bkz. <strong>Gürkan</strong>, s. 14;  <strong>Özbilen</strong>, s. 30.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref55" name="_ftn55">[55]</a> Bkz. <strong>Gürkan</strong>, Önsöz.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref56" name="_ftn56">[56]</a> Bkz. <strong>Karakoç</strong>, s. 216.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref57" name="_ftn57">[57]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 25; <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 28; <strong>Güriz</strong>, s. 18.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref58" name="_ftn58">[58]</a> Bkz. <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 28.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref59" name="_ftn59">[59]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 35; <strong>Sümer</strong>, s. 20.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref60" name="_ftn60">[60]</a> Bkz. <strong>Sümer</strong>, s. 20.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref61" name="_ftn61">[61]</a> Bkz. <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 30</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref62" name="_ftn62">[62]</a> Bkz. <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 30.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref63" name="_ftn63">[63]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 25; <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 36.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref64" name="_ftn64">[64]</a> Hukuk kurallarının özünde emir vardır.  Emir öncelikle ferdi nitelikte iken zamanla soyut hale bürünmüştür. Bkz. <strong>Güriz</strong>, s. 18. Hukuk kurallarının ferdi nitelikteyken zamanla soyut hale gelmesi kuralı koyan iradeyi de kuralı uymaya mecbur kılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref65" name="_ftn65">[65]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 36; <strong>Anayurt</strong>, s. 34.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref66" name="_ftn66">[66]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 25. Örneğin İzmir, Ege bölgesinde bulunan bir ildir gibi ifadeler bu özelliği taşımaz ve hukuk kuralı niteliğinde değildir. Kayar/ Üzülmez’in de ifade ettiği üzere öngörülen kuralın tam tersi davranma imkanı bulunmayan kurallar hukuk kuralı vasfından yoksundur. Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 38.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref67" name="_ftn67">[67]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 36; <strong>Anayurt</strong>, s. 34.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref68" name="_ftn68">[68]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 36; <strong>Kayıhan</strong>, s. 10; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 56.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref69" name="_ftn69">[69]</a> Her zaman soyutluk ilkesi gözetilmemekte somut kurallar da öngörülebilmektedir. Bkz. <strong>Güriz</strong>, s. 19.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref70" name="_ftn70">[70]</a> (<a href="http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar">www.tbmm.gov.tr/tutanaklar</a>), ET: 13.01.2021.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref71" name="_ftn71">[71]</a> Soyutluk ilkesini zedeleyen bu yöntem en son gerçekleşen 24 Haziran 2018 tarihli erken seçimde tekrarlanmamış ve erken seçim kararı TBMM Kararı biçiminde alınmıştır. Karara ulaşmak için bkz. 20.04.2018 tarih ve 1183 no’lu TBMM Kararı, (<a href="http://www.resmigazete.gov.tr">www.resmigazete.gov.tr</a>), ET: 13.01.2021.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref72" name="_ftn72">[72]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 37; <strong>Kayıhan</strong>, s. 11.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref73" name="_ftn73">[73]</a> Gözler’e göre kurallar belirsiz olabilir ancak normatif olmak zorundadır. Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 26.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref74" name="_ftn74">[74]</a> Bkz. <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 58.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref75" name="_ftn75">[75]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 37.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref76" name="_ftn76">[76]</a> Sözlü hukuk kurallarının var olduğunu savunan görüş için bkz, <strong>Kayıhan</strong>, s. 9.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref77" name="_ftn77">[77]</a> Bkz. <strong>Kayıhan</strong>, s. 223 vd. ; <strong>Gözler</strong>, s. 235 vd.; Güriz sayılanlara ek olarak yetki verici ve ilga edici hukuk kurallarına da yer vermiştir. Bkz. Güriz, s. 21 vd.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref78" name="_ftn78">[78]</a> Bkz. <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 28.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref79" name="_ftn79">[79]</a> Emredici hukuk kurallarının konuluş sebepleri için bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 236.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref80" name="_ftn80">[80]</a> Kamu hukukunda ise kuralların gene itibariyle emredici nitelikte olduğu görülmektedir. Özellikle kanunilik ilkesinin kesin kural olarak uygulandığı ceza hukukundaki kuralların emredici nitelikte olduğu ve bu yönüyle kuralı uygulayacak olan hakimin adalet duygusunu incitse dahi uygulamak durumunda olduğunu ifade edilmelidir.  Yargıtay CGK 14.05.2019 gün ve E. 2017/234, K. 2019/418, (<a href="http://www.lexpeare.com">www.lexpeare.com</a>, ET: 14.01.2020.) Hakim yalnızca ilgili kuralın anayasa hükümlerine aykırı olduğu düşüncesi ile somut norm denetimi yolunu işleterek kuralın iptal edilmesini sağlayabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref81" name="_ftn81">[81]</a> Bkz. <strong>Kayıhan</strong>, s. 223; <strong>Gözler</strong>, s. 235; <strong>Anayurt</strong>, 228.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref82" name="_ftn82">[82]</a> Bkz. <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 451.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref83" name="_ftn83">[83]</a> Bkz. <strong>Kayıhan</strong>, s. 225; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 58.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref84" name="_ftn84">[84]</a> Bkz. <strong>Kayıhan,</strong> s.  231.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref85" name="_ftn85">[85]</a> Bkz. <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 440.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref86" name="_ftn86">[86]</a> Bkz. <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 60.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref87" name="_ftn87">[87]</a> Başka bir örnek olarak TBK m. 89’da düzenlenen ifa yeri hukuk kuralı verilebilir. Taraflar aksine bir düzenleme yapmadığı durumlarda TBK m. 89 devreye girecek ve kanunda öngörülen şekilde ifa yeri belirlenecektir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref88" name="_ftn88">[88]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 238; <strong>Anayurt</strong>, s. 228.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref89" name="_ftn89">[89]</a> Bkz. <strong>Kayıhan</strong>, s. 228.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref90" name="_ftn90">[90]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 237.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref91" name="_ftn91">[91]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 38; <strong>Güriz</strong>, s. 17; <strong>Kayıhan</strong>, s. 17. İnsan dışı varlıkların davranışlarının hukuk kuralları vasıtasıyla düzenlendiği toplumlar için bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 26-27.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref92" name="_ftn92">[92]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 39, <strong>Gözler</strong>, s. 29.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref93" name="_ftn93">[93]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 29.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref94" name="_ftn94">[94]</a> İslam Hukuku açısından öncelikle ve temel kaynak Kur’an-ı Kerimdir. Bkz. <strong>Aydın</strong>, s. 32.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref95" name="_ftn95">[95]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 38; <strong>Gözler</strong>, s. 28.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref96" name="_ftn96">[96]</a> Örnek olarak 5237 sayılı TCK m. 83’de düzenlenen ihmali hareketlerle kasten öldürme suçu verilebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref97" name="_ftn97">[97]</a> Bkz. <strong>Gürkan</strong>, s. 16.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref98" name="_ftn98">[98]</a> Bu durumun tipik örneği Düğünlerde Men’i İsrafat Kanunudur. Kanun zamanında gerekli iken zamanla bu niteliğini kaybetmiş ancak buna rağmen yürürlükten kaldırılmamıştır. Bkz. <strong>Güriz</strong>, s. 20. Kanunun ilk maddesi şu şekildedir: “<em>Düğünlerde…erkek tarafından iki kattan fazla elbise ihdası, düğün günlerine münhasır olmak üzere bir günden ziyade çalgı çaldırılması ve ziyafet verilmesi… gibi israfat memnudur.”</em> Belli bir dönem için anlamlı ve gerekli olabilecek bu kuralın 1966 yılına kadar yürürlükte kalmış olması eleştirilmelidir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref99" name="_ftn99">[99]</a> Bkz. <strong>Güriz</strong>, s. 20.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref100" name="_ftn100">[100]</a>Bkz. <strong>Anayurt</strong>, s. 77.                                </span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref101" name="_ftn101">[101]</a>Bkz. <strong>Anayurt,</strong> s. 35; <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 30; <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 4. Gözler, hukuk kurallarının yaptırımının cebir olduğunu belirtmiştir, <strong>Gözler</strong>, s. 34; <strong>Güriz</strong>, s. 18; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 40.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref102" name="_ftn102">[102]</a> Bkz. <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 31.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref103" name="_ftn103">[103]</a> TCK m. 220/5-6: “<em>Aralarında evlenme olmaksızın, evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar hakkında iki aydan altı aya kadar, evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden bir evlenme için dinsel tören yapan kimse hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilecektir</em>.”</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref104" name="_ftn104">[104]</a> Anayasa Mahkemesi 27.05.2015 tarih ve E. 2014/36, K. 2015/51, R.G. Tarih-Sayı :10.06.2015-29382, (<a href="https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/),%20ET:14.01.2021"> Norm Denetimi Kararlar Bilgi Sistemi, ET:14.01.2021</a>) : <em>“…</em><em>Esasen, kişilerin herhangi bir…nikâh olmaksızın fiilen birlikte yaşamaları ve çocuk sahibi olmaları, özel hayata saygı gösterilmesi bağlamında hukuk düzenince…cezalandırılmazken… evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden… dinsel tören yapan kimseler de…özel hayatlarına ilişkin tercihleri ve dini inançları gereği evlenmenin dinsel törenini yaptıranlara yardım etmek amacıyla hareket ettiklerinden, bu kişilerin fiillerinin cezalandırılmasını öngören kural da ölçülülük ilkesini ihlal etmektedir.”</em></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref105" name="_ftn105">[105]</a> Nitekim yakın bir zamanda Ağrı Belediyesi’nin başlattığı uygulama ile belediye nikah salonunda dini nikah ve resmi nikahın art arda yapılması planlanmıştır. İki nikahın birlikte yapılması planı makuldür. Ancak Belediye’nin internet sitesinde yer alan açıklamaya göre ilk olarak dini nikah ardından da resmi nikah icra edilecektir. ( Ağrı Belediyesi internet sitesi, Belediyemizden Yeni Uygulama; Dini ve Resmi Nikah Birlikte Kıyılabilecek başlıklı paylaşım, ET: 14.01.2021)</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref106" name="_ftn106">[106]</a> Bkz. <strong>Güriz</strong>, s. 43.Kuralı benimseme veya benimsemiş gibi davranma hakkında bkz. <strong>Demirkasımoğlu</strong>, s.151.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref107" name="_ftn107">[107]</a> İnsanların henüz doğmadıkları dönemde kabul edilen Anayasa ve kanun gibi kurallara uymalarının temel sebebi de toplumdaki kurala uyma inancıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref108" name="_ftn108">[108]</a> Bkz. <strong>Güriz</strong>, s. 42 vd.;  <strong>Anayurt</strong>, s. 44 vd.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref109" name="_ftn109">[109]</a> Örneğin İslam Hukukunda yer alan evlenme yasakları ile hukukumuzun öngördüğü evlenme yasaklarının büyük ölçüde uyuştuğu görülmektedir. İslam Hukukunda hukukumuzdan farkla süt hısımlığı denilen bir evlenme yasağı da vardır.  Ayrıntılı bilgi için bkz. <strong>İnan</strong>, s. 272.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref110" name="_ftn110">[110]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 36; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 42.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref111" name="_ftn111">[111]</a> Bkz. <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 24; <strong>Sümer</strong>, s. 7; <strong>Anayurt</strong>, s. 24.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref112" name="_ftn112">[112]</a> Hukuk kurallarının kaynağını insan özelinde devlet oluşturur.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref113" name="_ftn113">[113]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 36; <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 42.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref114" name="_ftn114">[114]</a> Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş’ e göre din kurallarının yeni gelişmeleri karşılamaları mümkün değildir. Bkz. <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 5-6. Bu görüşe katılamamaktayız. <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 24; <strong>Bilgili-Demirkapı</strong>, s. 10; <strong>Özbilen</strong>, s. 38.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref115" name="_ftn115">[115]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 35; <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 40-41; <strong>Anayurt</strong>, s. 35.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref116" name="_ftn116">[116]</a> Bkz. <strong>Yıldırım</strong>, s. 112.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref117" name="_ftn117">[117]</a> Bkz. <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 6; <strong>Gözler</strong>, s. 37; <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 24; <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 43; <strong>Bilgili-Demirkapı</strong>, s. 10; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 43.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref118" name="_ftn118">[118]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 37.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref119" name="_ftn119">[119]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 38; <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 24; <strong>Sümer</strong>, s. 8.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref120" name="_ftn120">[120]</a> Bkz. <strong>Bilgili-Demirkapı</strong>, s. 10.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref121" name="_ftn121">[121]</a> Genelge için bkz. İçişleri Bakanlığı İnternet Sitesi.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref122" name="_ftn122">[122]</a> Zina halinde öngörülen ceza için bkz. <strong>İnan</strong>, s. 186.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref123" name="_ftn123">[123]</a> Nitekim son olarak Arjantin Hukukunda da kürtaja izin verildi. ( <a href="http://www.haberturk.com">www.haberturk.com</a>, ET: 15.01.2021)</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref124" name="_ftn124">[124]</a> Bkz. <strong>Anayurt</strong>, s. 39.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref125" name="_ftn125">[125]</a> Bkz. <strong>Sümer</strong>, s. 8.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref126" name="_ftn126">[126]</a> Bkz. <strong>Sümer</strong>, s. 9.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref127" name="_ftn127">[127]</a> Bu duruma örnek olarak dürüstlük kuralları verilebilir. (TMK m. 2). Zira dürüstlük, ahlak kurallarına ilişkin bir kavramdır. Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 42; <strong>Sümer</strong>, s. 9; <strong>Bilgili-Demirkapı</strong>, s. 8. İş Kanunu da bazen ahlak kavramına atıfta bulunmaktadır. İş Kanunu m. 24 ve 25’te işçinin ve işverenin haklı fesih sebepleri düzenlenirken ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışlar da sayılmıştır. <strong>Güloğlu</strong>, s. 10; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 43.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref128" name="_ftn128">[128]</a> Bkz. <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 45.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref129" name="_ftn129">[129]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 40.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref130" name="_ftn130">[130]</a> Yazarlar için bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 40.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref131" name="_ftn131">[131]</a> Bkz. <strong>Güloğlu</strong>, s. 9.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref132" name="_ftn132">[132]</a> Bkz. <strong>Sümer</strong>, s. 10; <strong>Gözler</strong>, s. 41; <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 25; <strong>Bilgili-Demirkapı</strong>, s. 8.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref133" name="_ftn133">[133]</a> Bkz. <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 7; <strong>Güloğlu</strong>, s. 8; <strong>Bilgili-Demirkapı</strong>, s. 8.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref134" name="_ftn134">[134]</a> Bkz. <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 25.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref135" name="_ftn135">[135]</a> Bkz. <strong>Sümer</strong>, s. 10; <strong>Güloğlu</strong>, s. 9; <strong>İblikci</strong>, s. 6; <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 7; <strong>Gözler</strong>, s. 40; <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 25.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref136" name="_ftn136">[136]</a> Bkz. <strong>Sümer</strong>, s. 10; <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 7; <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 26; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 45.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref137" name="_ftn137">[137]</a> Bkz. <strong>Sümer</strong>, s. 10; <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 7; <strong>Gözler</strong>, s. 41; <strong>Şen-Eryıldız</strong>, s. 26; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 45.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref138" name="_ftn138">[138]</a> Bkz. <strong>Sümer</strong>, s. 10;<strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 8; <strong>Bilgili-Demirkapı</strong>, s. 9; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 45.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref139" name="_ftn139">[139]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 48.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref140" name="_ftn140">[140]</a> Bkz. <strong>Akipek-Akıntürk-Karaman Ateş</strong>, s. 8.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref141" name="_ftn141">[141]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 48.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref142" name="_ftn142">[142]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 44;  <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 46; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 46.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref143" name="_ftn143">[143]</a> Bkz. <strong>Gözler</strong>, s. 44.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref144" name="_ftn144">[144]</a> Bkz. <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 46.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref145" name="_ftn145">[145]</a> Bkz. <strong>Sümer</strong>, s. 10; <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 46; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s.  46. </span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref146" name="_ftn146">[146]</a> Bkz. <strong>Sümer</strong>, s. 10; <strong>Kayar-Üzülmez</strong>, s. 46; <strong>Bilgili-Demirkapı</strong>, s. 12.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><a href="#_ftnref147" name="_ftn147">[147]</a> Bkz. <strong>Bilgili-Demirkapı</strong>, s. 12; <strong>Kalabalık-Erdem</strong>, s. 46.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-AKİPEK</strong>, Jale G./ <strong>AKINTÜRK</strong>, Turgut/ <strong>KARAMAN ATEŞ</strong>, Derya; Türk Medeni Hukuku Başlangıç Hükümleri, Kişiler Hukuku, 11.Baskı, ( Beta), İstanbul, 2014.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-ANAYURT</strong>, Ömer; Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18. Baskı, (Seçkin Yayıncılık), Ankara, 2017.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-ANTALYA, </strong>O. Gökhan; Hukuk Teorisi ve Hukuk Metodolojisi, C. 1, (Seçkin Yayıncılık), Ankara, 2019.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-AYAN, </strong>Mehmet/ <strong>AYAN</strong>, Nurşen; Medeni Hukuka Giriş, 12.Baskı, (Seçkin Yayıncılık), Ankara, 2016.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-AYDIN, </strong>Mehmet Akif; Türk Hukuk Tarihi, 14. Baskı, (Beta), İstanbul, 2017.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-BİLGİLİ</strong>, Fatih/ <strong>DEMİRKAPI</strong>, Ertan; Hukukun Temel Kavramları, 15. Baskı, (Dora Yayınevi), Bursa, 2018.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-ÇİFTÇİ,</strong> Ahmet; Hukuka Giriş ve Vatandaşlık Bilgisi, 7.Baskı, (Gazi Kitabevi), Ankara, 2019.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-DEMİRKASIMOĞLU</strong>, Nihan, “Toplum Yaşamında Kurallar: Birey-Kural İlişkisi”, ( Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C.13, S.1, 2015, s. 138-156).</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-ERDOĞAN, </strong>İhsan; Hukuka Giriş, 2.Baskı, ( Seçkin Yayıncılık), Ankara, 2020.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-ERDOĞAN, </strong>Mustafa; Hukuk ve Adalet, ( Hukuk Yayınları), Ankara, 2017.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-GÖZLER</strong>, Kemal; Hukuka Giriş, 13.Baskı, ( Ekin Basın Yayın Dağıtım), Bursa, 2016.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-GÜLOĞLU</strong>, Yavuz; “Ahlak Kurallarının Türk Hukuk Sistemine Etkisi”, (Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 10, S. 2, Aralık 2020, s. 1-18).</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-GÜNEY, </strong>Necmeddin, “Toplumsal Hayatı Düzenleyen Kurallar ve Fıkıh İlmi”, (İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, C. 17, S. 33, Nisan 2019, s. 159-176).</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-GÜRİZ, </strong>Adnan; Hukuk Başlangıcı, 19. Baskı, (Siyasal Kitabevi), Ankara, 2019.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-GÜRKAN, </strong>Ülker; Hukuk Sosyolojisine Giriş, 7.Baskı, (Siyasal Kitabevi), Ankara, 2013.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-İBLİKCİ,</strong> Hasret Ülkü, “Sosyal Düzen Kuralları İçerisinde Ahlak Kurallarının Yeri, İşlevi, Hukuk ile İlişkisi”, (<a href="http://www.acedemia.edu">www.acedemia.edu</a>), ET: 08.01.2021.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-KALABALIK</strong>, Halil/ <strong>ERDEM</strong>, Murat; Temel Hukuk Bilgisi, 8.Baskı, ( Seçkin Yayıncılık), Ankara, 2016.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-KARAKOÇ, </strong>Yusuf, “ Sosyal Düzen Kurallarının İşlevi”, (İstanbul Barosu Yayınları, HFSA, S. 26, s. 215-218).</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-KAYAR, </strong>İsmail/ <strong>ÜZÜLMEZ</strong>, İlhan; Hukukun Temel Kavramları, 11.Baskı, (Seçkin Yayıncılık), Ankara, 2018.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-KAYIHAN, </strong>Şaban; Hukukun Temel Kavramları, 8.Baskı, (Seçkin Yayıncılık), Ankara, 2020.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-ÖZBİLEN</strong>, Şevki; Hukuka Giriş, ( Seçkin Yayıncılık), Ankara, 2013.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-SÜMER, </strong>Haluk Hadi; Hukuka Giriş, 3.Baskı, ( Seçkin Yayıncılık), Ankara, 2019.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-ŞEN, </strong>Ersan/ <strong>ERYILDIZ</strong>, H.Sefa; Hukuka Giriş, 2.Baskı, (Seçkin Yayıncılık), Ankara 2020.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px"><strong>-YILDIRIM</strong>, Mustafa; Mecelle’nin Külli Kaideleri, 4.Baskı, (Tibyan Yayıncılık), İzmir, 2015.</span></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/sosyal-duzen-kurallarindan-hukuk-kurallarinin-incelenmesi-ve-diger-sosyal-duzen-kurallari-ile-iliskisi.html">Sosyal Düzen Kurallarından Hukuk Kurallarının İncelenmesi ve Diğer Sosyal Düzen Kuralları ile İlişkisi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Savaşları ve Sonrası Çocuk İstismarı Hakkında Yapılan Hukuki Düzenlenmeler</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/cocuk-istismari-icin-yapilan-hukuki-duzenlenmeler.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yüksel Gürbüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2021 20:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[istismar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=11406</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZET İstismar denildiğinde genellikle ilk akla cinsel istismar olarak gelir. Ancak istismar denilen kelime hem anlam hem de kavram olarak çok geniş bulgulara yer alır. İstismarda çocuğun öncelikle hem anne, babanın hem de çocuğun bakımıyla sorumlu kişilerin yaptığı fiziksel ve ruhsal istismarlarının nedenleri araştırdık. Ancak bunu yapmadan önce Sanayi Devrimi, I. Dünya Savaşlarına giden süreç, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/cocuk-istismari-icin-yapilan-hukuki-duzenlenmeler.html">Dünya Savaşları ve Sonrası Çocuk İstismarı Hakkında Yapılan Hukuki Düzenlenmeler</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><strong>ÖZET</strong></p>
<p style="text-align: justify">İstismar denildiğinde genellikle ilk akla cinsel istismar olarak gelir. Ancak istismar denilen kelime hem anlam hem de kavram olarak çok geniş bulgulara yer alır. İstismarda çocuğun öncelikle hem anne, babanın hem de çocuğun bakımıyla sorumlu kişilerin yaptığı fiziksel ve ruhsal istismarlarının nedenleri araştırdık. Ancak bunu yapmadan önce Sanayi Devrimi, I. Dünya Savaşlarına giden süreç, I. Dünya Savaşı, Milletler Cemiyeti’nin kurulması, Cenevre Sözleşmesini, II. Dünya Savaşı ve sonrasında Birleşmiş Milletlerin kurulması, Evrensel Haklar Bildirgesi, Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesini inceledik. Daha sonra çocuğun yetiştirilmesinde ihmâl ve istismarları derine inceledik ve buna dair yaptırımlarını inceledik.</p>
<p><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> <em>İstismar, Sanayi Devrimi, Cenevre Sözleşmesi</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2021%2F01%2Fyuksel-gurbuz-makale-1.pdf%3F1775765912&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Dünya Savaşları ve Sonrası Çocuk İstismarı Hakkında Yapılan Hukuki Düzenlenmeler  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Dünya Savaşları ve Sonrası Çocuk İstismarı Hakkında Yapılan Hukuki Düzenlenmeler  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Dünya Savaşları ve Sonrası Çocuk İstismarı Hakkında Yapılan Hukuki Düzenlenmeler  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Dünya Savaşları ve Sonrası Çocuk İstismarı Hakkında Yapılan Hukuki Düzenlenmeler  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Dünya Savaşları ve Sonrası Çocuk İstismarı Hakkında Yapılan Hukuki Düzenlenmeler  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Dünya Savaşları ve Sonrası Çocuk İstismarı Hakkında Yapılan Hukuki Düzenlenmeler  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/01/yuksel-gurbuz-makale-1.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Dünya Savaşları ve Sonrası Çocuk İstismarı Hakkında Yapılan Hukuki Düzenlenmeler  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Dünya Savaşları ve Sonrası Çocuk İstismarı Hakkında Yapılan Hukuki Düzenlenmeler  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div><p class="embed_download"><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/01/yuksel-gurbuz-makale-1.pdf" download>İndir [394.35 KB] </a></p></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/cocuk-istismari-icin-yapilan-hukuki-duzenlenmeler.html">Dünya Savaşları ve Sonrası Çocuk İstismarı Hakkında Yapılan Hukuki Düzenlenmeler</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Anayasa Tarihinde Devrimler ve Karşı Devrimlerin Etkisi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/turk-anayasa-tarihinde-devrimler-ve-karsi-devrimlerin-etkisi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2020 20:39:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=11328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu çalışma ilk olarak Doç. Dr. Ali Fuat GÖKÇE ve Fatma YILDIZ tarafından  13-15 Kasım 2020’de (3. ICHUS) 3. İnsan Çalışmaları Kongresinde sunulmuş ve 3. İnsan Çalışmaları Kongresi Tam Metin Kitabında yayınlanmıştır.</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turk-anayasa-tarihinde-devrimler-ve-karsi-devrimlerin-etkisi.html">Türk Anayasa Tarihinde Devrimler ve Karşı Devrimlerin Etkisi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu çalışma ilk olarak Doç. Dr. Ali Fuat GÖKÇE ve Fatma YILDIZ tarafından  13-15 Kasım 2020’de (3. ICHUS) 3. İnsan Çalışmaları Kongresinde sunulmuş ve 3. İnsan Çalışmaları Kongresi Tam Metin Kitabında yayınlanmıştır.<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2020%2F12%2Fafg-1.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Türk Anayasa Tarihinde Devrimler ve Karşı Devrimlerin Etkisi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Türk Anayasa Tarihinde Devrimler ve Karşı Devrimlerin Etkisi  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Türk Anayasa Tarihinde Devrimler ve Karşı Devrimlerin Etkisi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Türk Anayasa Tarihinde Devrimler ve Karşı Devrimlerin Etkisi  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Türk Anayasa Tarihinde Devrimler ve Karşı Devrimlerin Etkisi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Türk Anayasa Tarihinde Devrimler ve Karşı Devrimlerin Etkisi  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2020/12/afg-1.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Türk Anayasa Tarihinde Devrimler ve Karşı Devrimlerin Etkisi  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Türk Anayasa Tarihinde Devrimler ve Karşı Devrimlerin Etkisi  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turk-anayasa-tarihinde-devrimler-ve-karsi-devrimlerin-etkisi.html">Türk Anayasa Tarihinde Devrimler ve Karşı Devrimlerin Etkisi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demokratikleşme, Demokratik Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/demokratiklesme-demokratik-devlet-ve-sivil-toplum-iliskisi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Oral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2020 22:55:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=9709</guid>

					<description><![CDATA[<p>GİRİŞ  Demokratikleşme süreçleri ve demokratik devletler düşünüldüğünde ülkeden ülkeye değişiklikler gösteren, aynı anda birden çok faktöre bağlı siyasal, toplumsal ve ekonomik  ilişkiler yumağı karşımıza çıkar. Bir devletin sağlam bir demokrasi geleneğine sahip olup olmadığı konusunda belli başlı bir takım kriterler göz önünde bulundurularak bir sonuca varılabilir. Modern demokratik bir devlet ve toplum yapısı öncelikle çoğulculuk [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/demokratiklesme-demokratik-devlet-ve-sivil-toplum-iliskisi.html">Demokratikleşme, Demokratik Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>GİRİŞ</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong> </strong>Demokratikleşme süreçleri ve demokratik devletler düşünüldüğünde ülkeden ülkeye değişiklikler gösteren, aynı anda birden çok faktöre bağlı siyasal, toplumsal ve ekonomik  ilişkiler yumağı karşımıza çıkar. Bir devletin sağlam bir demokrasi geleneğine sahip olup olmadığı konusunda belli başlı bir takım kriterler göz önünde bulundurularak bir sonuca varılabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Modern demokratik bir devlet ve toplum yapısı öncelikle çoğulculuk esasına dayanır. Çoğulcu prensipte bir demokraside çoğunluğun iradesi azınlık haklarıyla kısıtlanır. Çalışmamın konusunu oluşturan demokratik devlet her şeyden önce bir hukuk devletidir. Hukuk devleti ilkesi ise siyasal iktidarın her türlü iş ve işlemlerinde hukuku referans almasını ifade eder ve hukuk devletinde devlet ve organları yasalarla bağlı olup her biri yaptırıma tabiidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Yine modern demokratik devletin dayandığı temeller arasında ( aşağıda ayrıntılı olarak incelenecektir) cumhuriyetçi gelenek, siyasal temsil, kuvvetler ayrılığı, liberalizm ve laiklik ilkeleri sayılabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Bunların yanında demokratik bir devletten insan haklarına dayanan ve insan haklarına saygılı bir devleti anlamak gerekir. Tarihsel deneyimler göstermiştir ki demokratik düzenlerle insan hakları arasında sıkı bir bağ vardır ve ne yazık ki en büyük insan hakkı ihlalleri anti- demokratik devletler tarafından gerçekleştirilmiştir. İnsan haklarına saygının gözetilmediği devletler nezdinde gerçek ve tüzel kişiler açısından hukuki güvenlik hakkından dolayısıyla bir hukuk devletinden bahsedilemez.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Yine gerçek anlamda bir demokratik düzende demokratik bir sivil toplumun varlığı söz konusudur. Uzlaşmacı, hoşgörülü, pazarlığa açık, katılımcı bir siyasal kültürün varlığı demokratik bir  sivil toplumun varlığı için de vazgeçilmedir. Yani esasen demokratik devlet, toplum ve sivil toplum birbirini besleyen, karşılıklı etkileşimin kaçınılmaz olduğu bir ilişkiyi ifade eder.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">İşbu çalışmada  öncelikle demokratik devlet kavramı demokrasi anlayış ve teorileri çerçevesinde değerlendirilecek akabinde sivil toplum kavramı tarihçe ve kavramsal bütünlüğüyle ele alınacak, son olarak demokratikleşme hareketleri- demokratik devlet ve sivil toplum ilişkisi incelenecektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>I. DEMOKRATİK DEVLET KAVRAMI</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Demokratik devlet kavramını incelemeye başlamadan önce ‘’demokrasi’’ kavramına ilişkin birtakım açıklamalar da bulunmanın gerekliliği aşikardır. Çalışmamda demokrasi kavramı öncelikle kısaca demokrasi teorileri açısından incelenecek daha sonra çoğunlukçu ve çoğulcu demokrasi anlayışları çerçevesinde ele alınacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>A.  Demokrasi Teorileri: Normatif ve Ampirik Demokrasi Teorisi</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Demokrasi hemen her kitapta rastladığımız etimolojik tanımıyla, eski Yunancada halk anlamına gelen <em>demos</em> ve yönetmek anlamına gelen <em>kratos </em>sözlüklerinden oluşmuş <em>demokratia</em>, yani halkın yönetimi anlamında kullanılmıştır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> Bununla birlikte demokrasi kavramı iki değişik anlamda tanımlanmakta ve buna paralel olarak da iki farklı demokrasi teorisinden bahsedilmektedir: Normatif ve ampirik demokrasi teorisi.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong> </strong></span></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>Normatif Demokrasi Teorisi</strong></span></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Normatif demokrasi  teorisi, demokrasiyi sözlük anlamından hareketle tanımlar. Bu anlamda demokrasi, Abraham Lincoln’ün meşhur ifadesiyle ‘’halkın, halk tarafından halk için yönetimi’’ olarak tanımlanabilir. <a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> Normatif anlamda demokrasi, bir ideali, bir olması gerekeni yansıtır. Bu anlamda bir rejimin demokratik olabilmesi için, halkın bütününün arzularına tam olarak uyması gerekir.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> Normatif anlamda demokrasi, demokratik rejimlerin ulaşmayı düşledikleri bir idealden başka bir şey olmamakla beraber bu ideal reddedilemez ancak demokrasilerin bu idealle tanımlanması da doğru olmaz. Zira bu durumda yeryüzünde demokratik rejim kalmaz.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<ol style="text-align: justify;" start="2">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>Ampirik Demokrasi Teorisi</strong></span></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Ampirik demokrasi teorisi ise, ideal anlamda demokrasiyi değil, ‘’bu ideale kabataslak yaklaşan gerçek demokrasileri esas alır ve demokrasinin tanımı konusunda olması gerekene değil olana bakar.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a> Robert Dahl bu tür rejimlere onları ideal demokrasilerden ayırt etmek için ‘’poliarşi’’ ismini vermektedir.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a> İşte nispeten çokça bir yurttaş grubunun uzun bir zaman boyunca arzularına cevap verebilen rejimlerin ortak özellikleri olarak şu altı özellik ortaya konabilir: <a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">-Etkin siyasal makamlar seçimle belirlenmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">-Seçimler düzenli aralıklar ile tekrarlanmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">-Seçimler serbesttir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">-Birden çok siyasal parti vardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">-Muhalefetin iktidar olma şansı mevcuttur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">-Temel kamu hakları tanınmış ve güvence altına alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Görüldüğü üzere gerçekçi bir demokrasi anlayışına dayanan bu yaklaşımda şüphesiz ki yukarıda sayılan şartlar yalnızca bir standartize yaratmakta, geniş demokratik yönetimin olmazsa olmazlarını ifade etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>B. Demokrasi Anlayışları: Çoğunlukçu ve Çoğulcu Demokrasi Anlayışı</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<ol style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>Çoğunlukçu Demokrasi Anlayışı</strong></span></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Çoğunlukçu demokrasi anlayışı ise çoğunluk prensibine dayanır. Çoğunluk prensibi şu iki önerme ile özetlenebilir: Devlet, halkın çoğunluğunun iradesine göre yönetilmelidir ve çoğunluğun kararı her şeyin üstündedir.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Demokrasinin özü ve yapısı gereği çoğunluğun yönetimine dayandığı inkar edilemez bir gerçektir.  Elbette çoğunluğun yönetme hakkının bulunmadığı bir demokrasi düşünülemez. Burada üzerinde durulması gereken husus söz konusu  ‘’çoğunluğun’’ yönetim hakkının ne derece mutlak olduğudur. Çoğunlukçu demokrasi anlayışı, çoğunluğun iradesini sınırlayacak mekanizmalar içermeyen, azınlık haklarının güvencelerinin bulunmadığı bir sistemdir. Genel olarak demokrasi karşıtı bir sistem olarak nitelendirilmese de liberal demokrasinin temel ilkelerine aykırı düşen çoğunluğun despotizmine açık kapı bırakan bir yönetim söz konusudur.<a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a> Bu anlayışa göre çoğunluğu yönetme hakkı mutlaktır; bu hak sınırlandırılmamalı ve çoğunluğun hakları ile azınlığın hakları arasında denge olmamalıdır.<a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Çoğunlukçu demokrasi anlayışının köklerine bakılacak olursa karşımıza Rousseau’nun genel irade görüşü çıkmaktadır. Rousseau’ya göre çoğunluğun iradesi ‘’genel irade’’dir ve bu irade mutlak, sınırsız, devredilemez, temsil edilemez ve bölünemez bir iradedir.<a href="#_ftn12" name="_ftnref12">[12]</a> Bu anlayışa sahip  yazarlara göre demokrasilerde çoğunluğun kararlarını sınırlandırıcı, ılımlaştırıcı bazı araçlar (azınlık hakları, kuvvetler ayrılığı, çift meclis sistemi, kanunların yargısal denetimi vs.) demokrasi fikriyle bağdaşmaz.<a href="#_ftn13" name="_ftnref13">[13]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Yukarıda incelenen yönleriyle çoğunlukçu demokrasi anlayışına bir takım haklı eleştiriler yöneltilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki karar alma süreçlerinde bu denli keskin ve mutlak hatlar demokrasinin ruhuyla kesinlikle bağdaşmamaktadır. Çoğunluğun iradesinin yanılmaz ve daima kamu yararını amaçladığı inancı mistik bir inanış olmaktan öteye gidememektedir. Kanımca toplumsal ve yönetimsel anlamda  demokrasinin özü esas itibariyle bir takım denge ve ılımlılaştırıcı araçlara dayanmaktadır. Bu anlamda otoriter yönetimlere açık kapı bırakan bu anlayış günümüz demokratik yönetim anlayışlarıyla uyuşmamaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;">
<ol style="text-align: justify;" start="2">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>Çoğulcu Demokrasi Anlayışı </strong></span></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Bu demokrasi anlayışında toplumun çoğunluk tarafından yönetileceği reddedilmemekle birlikte çoğunluğun yönetimi ile azınlıkta kalanların hakları arasında bir denge kurulmasını gerektiğini savunur zira bu anlayışta çoğunluğun yönetim hakkı mutlak değildir. Bu anlayışa göre kamunun iyiliği, yönetim hakkı ancak toplum içinde yapılan özgür tartışma ve pazarlıklar neticesinde doğar ve doğru kararlar ancak fikirlerin serbest yarışımının sonucudur.<a href="#_ftn14" name="_ftnref14">[14]</a> Bu nedenle, bir demokraside çoğunluğun iradesini sınırlandırıcı tedbirler ve kurumlara ihtiyaç vardır.<a href="#_ftn15" name="_ftnref15">[15]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Ergun Özbudun’un belirttiği gibi,</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">‘’toplum iradesinin gerçek anlamda ortaya çıkabilmesi için, çeşitli görüşlerin özgür biçimde ifade edilebilmesi ve tartışılması gerekir. Ancak kamuoyunun böyle serbestçe oluşabildiği bir toplumda çoğunluk iradesi özgür olarak belirebilir. Bu da azınlıkların haklarının korunmasını gerekli kılar. Aksi halde belirli bir anda ki çoğunluğun görüşü her zaman için topluma hakim kılınmış, bugün ki azınlığın çoğunluk haline gelmesi olanağı ortadan kaldırılmış olur.’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Bu anlayış her düşüncenin toplumda özgürce ifade edilebildiği; dernekler, sendikalar, özel kitle iletişim araçları gibi sivil toplum kuruluşlarının birer baskı grubu olarak ülke yönetimi etkileyebildikleri bir düzeni ifade ediyor. Hiç şüphesiz ki çoğulcu demokrasi anlayışının sağlayıcısı niteliğinde ileri sürebileceğimiz bir hak olarak ifade hürriyeti burada önem arz etmektedir. Zira ifade özgürlüğü gerek bireysel gerek kolektif  olarak kullanıldığı haliyle toplumda her türlü farklılığı besleyen, toprağa yeni tohumlar atılmasını sağlayan ve devamlı yeni filizler veren sert çekirdekli bir niteliğe haizdir. İfade hürriyetinin her halinin özgürce kullanılamadığı bir toplumda çoğulcu demokrasi anlayışından bahsetmek mümkün değildir. Aynı toplumda fikirlerin serbest yarışımından söz etmekte mümkün değildir. Zira bilgi edinemeyen, kendisine sunulan alternatif politikaları özgürce tartışamayan seçmenler çoğulcu anlayışı da hayata geçiremezler. İşbu sebeplerle çoğulcu demokrasi anlayışı günümüzde kabul görmüş anlayıştır diyebiliriz.  <a href="#_ftn16" name="_ftnref16">[16]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>C. Demokratik Devlet Kavramı </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Öncelikle devlet teriminin biri geniş, öteki de sınırlı iki anlamı vardır denilebilir. Geniş anlamda devlet, milli bir topluluk olup, tarihi, geçmişi ve belli bir birliği ile özgünleşir; bu birlik, özellikle farklı dillerin, dinlerin ve etnik grupların bir arada bulunduğu topluluklarda doğal olmaktan çok insanların istek ve gayretleri sonucu oluşur.<a href="#_ftn17" name="_ftnref17">[17]</a>  Sınırlı anlamda devlet terimi ise bu topluluğun çeşitli zorlama araçları ile yegane yönetim aygıtını ifade etmektedir.<a href="#_ftn18" name="_ftnref18">[18]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Duguit’ e göre devlet, yöneten ve yönetilenlerin farklılaşmasının bir sonucudur. 19. Yüzyıl Alman hukukçularından Jellinek ise hukukun temeli ile devletin temeli probleminin aynı olduğuna dikkat çeker. Fransız Malberg ise devletin varlığını bir anayasaya sahip olmakla açıklar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">En nihayetinde devlet &#8211; ki kastettiğimiz demokratik bir devlettir- herkesindir ve kolektif ihtiyaç ve çıkarların tatmini için örgütlenmiş olup, kendisine de kolektif itaati sağlar.<a href="#_ftn19" name="_ftnref19">[19]</a> Teknik olarak düşünüldüğünde ise devletin birtakım varlık koşulları mevcuttur. Bunlar ülke, insan topluluğu ve hukuki- siyasi teşkilattır.  Bu koşullardan yola çıkılacak olursa devlet; belirli bir insan topluluğunun, belirli bir toprak parçası üzerinde egemen olmasıyla oluşan, hukuki kişiliğe sahip devamlı bir teşkilattır.<a href="#_ftn20" name="_ftnref20">[20]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Devlet biçimlerine yönelik bir ayrımsamaya  girişecek  olur isek Duguit’ in cumhuriyet ve monarşiyi birbirinden ayırmak için kullandığı kriter dikkati çeker. Bu kriter <em>devlet başkanının göreve geliş usulüdür. </em>Duguit’e göre bir devlette devlet başkanlığı görevi veraset  yoluyla intikal ediyorsa o devlet bir monarşidir.  Bu anlayışa göre monarşi olmayan her devlet ise cumhuriyettir. Anayasa hukuku doktrininde  ise cumhuriyet kavramının hukuki tanımı üzerinde bir görüş birliği yoktur. Bir kısım yazarlar cumhuriyet kavramını monarşinin karşıtı olarak dar bir anlamda diğer bir kısım yazarlar ise  cumhuriyeti demokrasiyle özdeş olarak geniş anlamda tanımlamaktadırlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Geniş anlamda cumhuriyet demokratik düzenin temel prensiplerini içine alan geniş bir kavram olarak görülmektedir. Örneğin Maurice Agulhon, cumhuriyetten ‘’kralsız ve diktatörsüz bir sistem’’ i, bir ‘’hukuk devletini’’ bir ‘’liberal demokrasi’’yi anlamaktadır. Açıklamaya çalıştığım bu geniş tanımıyla cumhuriyet adeta demokrasi ile özdeşleşmekte ve demokrasinin eş anlamlısı olarak kabul görmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Bugüne gelindiğinde ise  aşağıda ele alacağım yönleriyle modern demokrasiyi ve  ‘’demokratik devlet’’ i biçimlendiren etkenleri<a href="#_ftn21" name="_ftnref21">[21]</a> inceleyeceğim. Bu etkenlerin başında ‘’<em>cumhuriyetçi gelenek</em>’’ gelmektedir. Kökeni bakımından cumhuriyet; iktidarın toplum içinde tek bir öğenin elinde yoğunlaşmasını önlemek ve farklı çıkarları dengelemek amacını taşımaktadır.  Bu cumhuriyetçi gelenek çoğunluk, azınlık ve tek kişi yönetiminin sakıncalarını gidermeyi amaçlayan bir düşüncenin ürünüdür denilebilir. <a href="#_ftn22" name="_ftnref22">[22]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Yine demokratik bir devlet yapısını besleyen diğer önemli  bir etken ise ‘’<em>kuvvetler ayrılığı’’</em> ilkesidir. Montesquieu’ ye göre özgürlükçü bir düzen yalnızca ılımlı rejimlerde kurulabilecekken bir rejimin ılımlı olmasının koşulu ise  iktidarın kötüye kullanılmamasıdır. Tarihsel deneyim  göstermiştir ki kendisine yetki verilen herkes bir sınırla karşılaşıncaya kadar yetkisini kötüye kullanma eğiliminde olmuştur. Bu doğrultuda siyasal sistem öyle bir şekilde kurulmalıdır ki her erk farklı bir organa hasredilmeli ve şayet herhangi bir organ yetkisini aştığında veya böyle bir eğilim gösterdiğinde diğer bir organ veya organlar tarafından durdurulabilmelidir. Böylelikle de siyasal iktidar karşısında bir denge ve fren mekanizması oluşturulmuş olacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Modern demokratik devletin diğer bir dayanağı ise ‘’<em>siyasal temsil</em>’ dir. Günümüz ulus devletleri ve demografik özellikleri düşünüldüğünde demokrasinin uygulanabilmesi bakımından temsil kurumu kaçınılmazdır. Söz konusu temsilin tamamlayıcıları  ise eşit ve genel oy ilkeleridir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Modern demokrasiyi ve demokratik düzeni biçimlendiren diğer bir önemli etken ‘’<em>liberalizim’’ dir.  </em>Devlet iktidarını sınırlayan güçlü bir teori olması nedeniyle ve de incelememin sivil toplum yönüyle bağı açısından liberalizmi derinlemesine incelemeyi gerekli bulmaktayım. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Liberalizm bireyci bir ideoloji olup bireyi kendi başına bir değer olarak kabul eder.<a href="#_ftn23" name="_ftnref23">[23]</a> Bu bireyciliğin derli toplu bir siyasi ideoloji olarak ortaya çıkışı 17. Ve 18. Yüzyıllarda gerçekleşmiştir.  Toplumu ve devleti bireyden ve bireyin iradesinden hareketle açıklayan liberal ideolojinin bireyci niteliği 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nde bütün açıklığıyla görülebilir. Bildirge siyasal anlamda bireyciliği ve bireyi devletin kaynağı ve amacı olarak görmektir. Liberal düşünceye göre toplum ve devlet bireyler tarafından kurulmuş yapay varlıklardır; kuruluş amaçları ise bireylerin hak ve çıkarlarını korumaktır.  Bu anlayışta devletin kuruluşu liberal düşünürlerin savunduğu doğa durumu ve toplum sözleşmesi varsayımları temel alınarak açıklanır. Bildirge’nin 2. Maddesinde, ‘’her siyasal birleşmenin amacı doğal insan haklarının korunmasıdır’’ denilerek, devletin kendine özgü bir amacının olamayacağı, tek varlık nedeninin bireyin mutluluğunu sağlamak olduğu güçlü bir biçimde vurgulanmıştır. Yine bu anlayışın amacı devletin gece bekçisi rolüyle bireylerin özgürce hareket edebileceği özel alanları güvence altına almaktır. Anlatılanlardan da anlaşılacağı üzere liberal anlayışın temel değeri özgürlüktür. Her ne kadar liberal anlayışın temel değeri özgürlük ve siyasal iktidar tarafından dokunulmaz bir alan yaratmak ise de günümüz demokrasilerinde söz konusu anlayışın demokratik devletlerin olmazsa olmazı eşitlik ilkesiyle de harmanlanması ile sosyal adaleti de destekleyen sosyal devlet anlayışının hakimiyeti tartışılmazdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Modern demokrasiler liberalizmin siyasal iktidarı sınırlamak için ortaya koyduğu temel felsefeyi ve bu felsefeyi hayata geçirecek birçok ilke ve kurumu benimsemiştir.<a href="#_ftn24" name="_ftnref24">[24]</a> Bunlar arasında anayasanın üstünlüğü ilkesi, kuvvetler ayrılığı ilkesi, hukuk devleti ilkesi, dokunulmaz haklar anlayışı, yargının bağımsızlığı, idarenin yasallığı sayılabilir. Söz konusu ilke ve kurumlar demokratik devlet düzeninin olmazsa olmazlarıdır denilebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">En nihayetine gelindiğinde ise modern demokrasileri biçimlendiren olgular arasında ‘’<em>laiklik ilkesi</em>’’ karşımıza çıkar. Devlet iktidarının dayanağının dinsel inançlar olmadığı anlayışı ile iktidarın meşruiyet kaynağı değişmiş dini konular devletin faaliyet alanı dışına çıkartılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Yukarıda ifade edilen hususlar ile  demokratik devletlerin yönetim anlayış ve ilkelerini açıklarken ulus devlet ölçeğinde demokrasinin uygulanabilmesini sağlayan mekanizmaları da görmüş bulunuyoruz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Tüm bunların yanında kanımca incelememin  elzem bir parçası olarak  demokrasi ile aralarında güçlü bir bağın varlığının inkar edilemediği insan hakları kavramına değinmekte yarar görüyorum.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Öncelikle belirtmek gerekir ki tarihsel deneyim, insan hakları alanında en yüksek standartların demokratik devletlerce oluşturulduğunu ve dünya tarihinde en vahim insan hakları ihlallerinin ise anti-demokratik devletlerce hayata geçirildiğini apaçık göstermiştir. Bunun yanında çoğu kişi insan hakları ve demokrasi kavramlarını neredeyse eş anlamlı olarak görme ve kullanma eğilimindedir.<a href="#_ftn25" name="_ftnref25">[25]</a> Elbette  bu iki kavram yakın anlamlıdır fakat eş anlamlı da değildir. Zira demokrasi iktidarın kaynağına işaret ederken insan hakları iktidarın sınırını belirler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin başlangıç kısmında da Sözleşme’ de  düzenlenen hak ve özgürlüklerin ancak gerçekten demokratik rejimlerde gerçekleştirilebileceği açıkça belirtilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Demokratik rejimin niteliği ve işleyişi ile doğrudan ilgili bazı siyasi hak ve özgürlükler mevcut olup bunlar öncelikle ifade özgürlüğü, siyasal örgütlenme özgürlüğü ve toplantı gösteri yürüyüşü özgürlüğüdür. Ancak söz konusu hakların genel halini yansıtması ve de izaha uğraştığım konuyla sıkı ilişkisi bakımından ayrıca da kanımca  demokratik düzenin alamet-i farikası olarak nitelendirdiğim ‘’ ifade özgürlüğü’’ hakkından  kısaca bahsetmekte fayda görüyorum.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Öncelikle ifade etmek gerekir ki birinci kuşak haklardan olan ifade özgürlüğü felsefi ve siyasal fonksiyonu bakımından insan hakları listesi içinde özel bir yere sahiptir.<a href="#_ftn26" name="_ftnref26">[26]</a>  Düşünceyi açıklama özgürlüğü , bireyin, bir yandan kendisini entelektüel ve iletişimsel açıdan geliştirmesini sağlarken aynı zamanda onun toplumun demokratik biçimlendirilmesinde rol alabilmesine hizmet eder.<a href="#_ftn27" name="_ftnref27">[27]</a> Bir rejimin demokratik niteliğini belirleyen temel unsurlardan biri vatandaşların düşüncelerini açıklamak ve bunları tartışmak suretiyle yönetimi etkilemek imkanına sahip olmalarıdır. Katılımcı demokrasinin ise vatandaşların siyasi hayata etkin bir şekilde katılımını gerektirdiği de tartışılmaz bir gerçektir. Bunu sağlayan özgürlük ve çoğulculuğun ön koşulu ise ifade özgürlüğü diyebiliriz. İfade özgürlüğünün bu özel konumunu şu 3 özelliğe vurgu yaparak açıklayabiliriz.<a href="#_ftn28" name="_ftnref28">[28]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">İfade özgürlüğü gerçeğin araştırılması bakımından vazgeçilmez bir araçtır. Bu özgürlüğün sağlanmadığı yerde, gerçeklerin ortaya çıkması beklenemez. İnsanlık tarihindeki pek çok örneğe bakarak, hangi ideolojik ya da dinsel referanslara sahip olursa olsun, bu özgürlüğü reddeden rejimlerin kendi doğrularını topluma empoze etme çabası içinde olduklarını söylemek mümkündür. Herhangi bir konu bakımından ifade özgürlüğünün reddedilmesi, o konuda mutlak veya resmi doğrunun bulunduğu anlamına gelir. Mutlak doğruların varlığı, tartışmayı, müzakereyi, görüş alışverişini engeller veya gereksiz kılar. Toplumsal düzen akla ve bilime göre değil, kimsenin tartışmaya cesaret edemediği tabulara göre şekillenir.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">İfade özgürlüğü bireysel gelişmenin en temel araçlarından biridir. Düşünen bir varlık olarak insanın düşüncelerine ve vicdani kanaatlerini dışa vurması, insanı varoluşun dolaysız bir tezahürüdür. Bu özgürlük olmadan, kişinin entelektüel kapasitesini oluşturması ve geliştirmesi beklenemez.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">İfade özgürlüğünün demokratik rejimlerde çok önemli bir işlevi vardır:Yurttaşlar bu özgürlük sayesinde, her düzeyde karar alma süreçlerine etkili biçimde katılır, ülke yönetiminde söz sahibi olur, toplumun biçimlendirilmesine katkıda bulunur. İfade özgürlüğü olmadan örgütlenme özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme özgürlüğü , seçme ve seçilme hakkı gibi pek çok hak ve özgürlük anlamını yitirir.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>II. SİVİL TOPLUM KAVRAMI</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>A. Tarihsel Gelişim </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Sivil toplum kavramı Batı toplumlarının gelişim sürecinin ve Batı siyasal geleneğinin içinde doğup gelişmiştir. Sivil toplum terimi ilk defa Aristo tarafından “politike koinonia” kent devletinin yurttaşları olarak kullanılmıştır. Çiçero’nun kullandığı “societas civilis” “politike koinonia”nın Latince bir çevirisinden başka bir şey değildir. Aristo’nun sivil toplumu, erkek köle sahiplerinin özgür ve eşit toplumudur. Sivil olanla , siyasal olanın ayrımının henüz yapılmadığı bu anlayışta, sivil toplumun diğer toplum düzenlerinden farkı, hak ve haksızlığın ayrıldığı düzen olmasıdır. Sivil toplum ve devlet neredeyse eşanlamlıdır ve iyi vatandaşlıkla yakın ilişkilidir. Sivil toplumun bu siyasi tanımı, Ortaçağa kadar kullanılmıştır. Bu dönemde dikkat çeken en önemli nokta; sivil toplumu belirten “politike koinonia” ve “societas civilis” gibi terimlerle, devleti ifade eden “polis” ve “civitas” gibi terimlerin birbirinin yerine kullanılmaları, bir başka deyişle aynı olguyu ifade etmeleridir. Bu anlayışa göre, bir sivil toplumun üyesi olanlar doğal olarak bir yurttaş (citizen) -devletin bir üyesi- olmaları nedeniyle onun yasalarına uyma ve diğer yurttaşlara zarar vermeyecek bir biçimde davranma yükümlülüğü altına girmektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Sivil toplumun, yönetimi temsil eden devletin bir parçası olarak görüldüğü bu anlam, Ortaçağ’da ticaretin ve tarımın gelişmesi sonucu kentlerin canlanmasıyla birlikte değişmeye başlamıştır. Kentlerde doğmakta olan bu zenginlik kaynağını hem korumak hem de ondan yararlanmak isteyen soylular sınıfı, kent burjuvazisi ile uzlaşmaya gitmek durumunda kalmıştır. Burjuvaların kent yönetiminde geniş özerklik kazanmaya başladıkları bu süreçte ortaya çıkan şehir hukuk ve kurumları sivil toplumun oluşmasına zemin hazırlamıştır. <a href="#_ftn29" name="_ftnref29">[29]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Sivil toplumun kurumsal olarak  genişlemesi ve yaygınlaşmasını  sağlayan sosyo-ekonomik  dinamikler ise sanayileşmenin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Sanayi kapitalizminin getirdiği mal üretim ilişkileri, modern sivil toplum anlayışının şekillenmesine imkan tanıyan çatışmacı bir toplum yapısının önünü açmıştır. Önceleri sınıfsal temelde ortaya çıkan bu örgütlenmeler, toplumsal yapının farklılaşmasına ve bireysel haklar ile özgürlüklerin gelişmesine bağlı olarak değişik ihtiyaç alanlarına yayılmıştır. Toplumda çıkarları ve düşünceleri birbirinden çok farklı ve birbirleriyle çatışan grup ve sınıflar, kendilerini ifade edebilmek için örgütlenmişlerdir. Bunun sonucunda ise bireyler, sivil toplum kuruluşlarıyla kendi çıkarları doğrultusunda başka kuruluşlara, örgütlere baskı yapabilecek, sosyal, siyasal ve ekonomik yaşantılarına yön verebilecek kararları etkileyebilecek duruma gelmişlerdir.<a href="#_ftn30" name="_ftnref30">[30]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Sivil toplum kavramı Antik Yunan’dan 18. Yüzyıla kadar devlet ile özdeş sayılan yurttaşlar topluluğu olarak kullanılırken Devlet ile siyasal iktidar karşıtı olarak ele alınması Batıda gerçekleşen modernleşme sürecinin bir sonucudur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Söz konusu modernleşme sürecinin bir sonucu olarak da siyasal ve ekonomik liberalizmin çevrelediği modern devlet yapısıyla anlam kazanan sivil toplum bugünkü halini almış ve II. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan refah devleti politikalarına bağlı olarak özellikle eğitim, sağlık, adalet, kalkınma, kültürel vb. alanlarda önemli kazanımlara hizmet etmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>B. Sivil Toplum Kavramı </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Her ne kadar kavramın tanımı konusunda doktrinde görüş birliği bulunmasa  da bir çok düşünür tarafından ‘’sivil toplum’’ kavramının tanımına yönelik girişimler elbette mevcuttur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Öncelikle söz konusu tanımlara ilişkin kısa bir bilgi verilecektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Liberal demokrasinin önde gelen isimlerinden, Larry Diamond’ a göre ‘’ Sivil toplum, örgütlü sosyal yaşamın; gönüllü, kendi kendini üreten, kendi kendini destekleyen, devletten özerk bir yasal düzen ya da ortak kurallara bağlı olan alanıdır. Sivil toplum özel alan ve devlet arasında duran aracı bir varlıktır. ‘’<a href="#_ftn31" name="_ftnref31">[31]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Sıklıkla atıfta bulunulan diğer bir sivil toplum tanımı ise John Keane’e aittir ve Keane sivil toplum konusunda tam bir görüş birliği olmadığını savunmaktadır. “Sivil toplum, şiddet karşıtı, kendi kendine örgütlenen, kendi kendini değerlendiren ve yansıtan ve hem birbirleriyle hem de onların eylemlerini çerçeveleyen, sınırlayan ve mümkün kılan devlet kurumlarıyla sürekli bir gerilim içerisinde olma eyleminde bulunan yasal koruma altındaki devlet &#8211; dışı kurumların karmaşık ve dinamik bir topluluğunu hem tanımlayan hem de tasavvur eden bir ideal-tip kategorisidir.<a href="#_ftn32" name="_ftnref32">[32]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Bassam Tibi’ye göre ise “Toplumsal ve siyasal kurumlar özerktirler; devletle ilişkilidirler, fakat devlet tarafından denetlenmezler ve devlete tabi değildirler.” <a href="#_ftn33" name="_ftnref33">[33]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Cohen ve A. Arato’ya göre ise sivil toplum “Özerk gruplar ve birlikler çoğulluğu; kamusal kültür ve iletişim kurumları; bireysel tercihlerin ve yönelimlerin mahremiyeti; çoğulluğu; kamusallığı devletten, hatta ekonomiden ayıran bir genel haklar sistemidir.’’ <a href="#_ftn34" name="_ftnref34">[34]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Habermas’ a göre de sivil toplum, “yurttaşların bir araya gelerek gruplar oluşturmaları, devletin etki ve ekonomi alanının dışında gönüllü olarak bir araya gelen sosyal ilişkilerde üretilen ve oluşturulan iletişim yapılarıdır.’’<a href="#_ftn35" name="_ftnref35">[35]</a>  Habermas sivil toplum için, “toplumsal sorunların özel yaşam alanlarında doğurduğu yankıyı kaydederek yoğunlaştırır ve yüksek sesle siyasi kamuoyuna aktarırlar” demektedir. <a href="#_ftn36" name="_ftnref36">[36]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Keyman’a göre sivil toplum, “toplumsal sorunlara etkili ve uzun dönemli çözüm bulma sürecine aktif olarak katılan ve bu temelde de siyasi aktörleri bu çözümleri yaşama geçirecek politikalar üretmeye yönlendirmek için çalışan farklı gönüllü örgütlerin devlet denetimi dışında kurduğu ortak alandır. Bu ortak alan, kişilerin kendi kaderlerini belirleyebildiği, kişilerinin katılımının yaygın olduğu, kişi hürriyetlerinin en yüksek düzeyde sağlanmasının amaçlandığı demokratik bir toplum alanıdır .<a href="#_ftn37" name="_ftnref37">[37]</a>  Bu bakımdan sivil toplumun gerçekleşmesi için demokratik bir toplumun var olması öncelikli şart olarak görülmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Sivil toplum, öncelikle sivil alanda faaliyet göstermektedir. Bu alanda var olan gönüllü örgütler, sendikalar, dernekler, hükümet-dışı kuruluşlar, sosyal hareketler ve düşünce platformlarından meydana gelmekte olup, toplumun her kesimini kapsamayı amaçlamaktadır. Sivil toplum ile hukuk veya salt kişilerin gündelik ihtiyaçlarının sağlanması amaçlanmamakta; dinsel, ahlaki ve entelektüel hayatı kapsayan daha geniş bir alan kastedilmektedir.<a href="#_ftn38" name="_ftnref38">[38]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Keane toplumsal birliklere, toplumsal eşitliğin ve hürriyetlerin genişletilmesini sağlama ve devletin yeniden yapılandırılarak demokratikleştirilmesini gerçekleştirme işlevi yüklemektedir.<a href="#_ftn39" name="_ftnref39">[39]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Sivil toplum, örgütlü toplumu ifade etmektedir. Kişiler, devlet içinde, sosyal, ekonomik yahut siyasal konulardaki amaçları için örgütlenerek, çeşitli gruplar oluşturmaktadır. İşbu gruplar, ortak menfaatlerinin korunması ya da başka amaçlarla kurulabilmektedir.<a href="#_ftn40" name="_ftnref40">[40]</a>  Kişiler tek başlarına düşüncelerini siyasi otoritelerin uygulama ve kararlarına karşı bir duruş gösterememekle birlikte, örgütlendikleri takdirde verilen yahut verilecek olan kararlara karşı tepkilerini gösterebilmektedir. Örgütlenerek seslerini duyurmakta ve hatta siyasi otoritelerin kararlarını etkileyebilmektedir.<a href="#_ftn41" name="_ftnref41">[41]</a> Devletin de  faaliyetlerini gerçekleştirirken bu grupların haklı taleplerini göz önünde bulundurdukları söylenebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Sivil toplumun bir devlet ve toplumda gelişebilmesi için öncelikle iktidarın hukuk devleti ilkesiyle bağlı olması gerekmektedir. Hukuk devleti denilince ise ; devletin her türlü iş ve işlemlerinde  pozitif hukuka uygun hareket etmesi ve buna bağlı olarak kişi hak ve hürriyetlerinin tanınması, eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesi, yargı bağımsızlığının sağlanması, insan haklarının korunması  gibi demokratik devletinde bir çok niteliğini ihtiva eden birtakım devlet faaliyetlerini sınırlandırıcı ilke ve kurallara bağlı devleti anlayabiliriz. Yani hukuk devleti ilkesi esasında iktidara bir sınır çizmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Hukuk devleti ilkesinin bir sonucu olarak da insan haklarını gerçekleştirme inancının yine iktidarı sınırlandırıcı bir işlevi mevcuttur. Sivil toplumun oluşabilmesi ve faaliyetlerini sürdürebilmesi adına temel insan haklarının gerçekleştirilmesinin gereği aşikardır zira sivil toplum mekanizmasının özü bu birtakım  haklara dayanmaktadır. Demokratik bir toplumun vazgeçilmez bir unsuru olarak ifade özgürlüğünün önemini bu başlık altında tekrar vurgulamayı gerekli buluyorum. Zira özerk zorlama araçları kolektif olarak söz konusu hakkın öznesidirler. Serbest düşünce ortamının bulunmadığı bir toplumda sivil toplum ve örgütlü toplumun gelişmesi düşünülemez. Kişilerin, bireysel veya kolektif  olarak gerek iktidar anlayışla örtüşsün gerekse muhalif ve hatta toplumun genelince uç anlayışlara özgü fikirlere hizmet etsin anılan haklar ancak çok kısıtlı durumlarda ve kanunla sınırlandırılabilmektedir. Bunların yanında ne yazık ki demokrasi kültürünün yerleşmediği, toplum ve insan malzemesiyle de ilişkili olarak ifade özgürlüğünün gelişemediği toplumlarda demokratikleşme hareketlerinin de kısıtlı olmasından mütevellit sivil ve örgütlü toplum da gelişmemektedir. Kişilere henüz bireysel olarak dahi serbest düşünce ve ifade ortamının sağlanamadığı, kamuoyunun doğru ve gerçek kanallar aracılığıyla yönlendirilmediği, aktif yurttaş anlayışının benimsenmediği, eleştirel düşüncenin toplumsal ve siyasal alanda filizlenmesine müsaade edilmediği bir  ortamda bireylerin farklılıklarını kaynaştırıcı herhangi örgütle herhangi bir hareketle  ifade etmeleri mümkün değildir.</span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>III. DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİ, DEMOKRATİK DEVLET VE SİVİL TOPLUM İLİŞKİSİ</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Demokratikleşme sürecine ilişkin çalışmaların üzerinde uzlaştıkları noktalardan biri , bu sürecin hem devleti, hem de sivil toplumu kapsayacak şekilde çift yönlü işlemesi gereğidir. Demokrasiye geçiş sürecinin aşılarak demokrasinin pekiştirilmesindeki başarı, büyük ölçüde bu çift yönlü işleyişin başarısına bağlanır. Yurttaşların kendilerini ilgilendiren sorunları ortaya koydukları, tartıştıkları, söylem düzeyinde formülleştirdikleri bir özerklik alanı olarak kamusal alanın çoğulculaşması, sivil toplumun ve devletin demokratikleşmesi, sürecin ayrılmaz parçaları olarak yorumlanır.<a href="#_ftn42" name="_ftnref42">[42]</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Demokrasiyi minimal standartların başarımıyla sınırlandırmanın yanlış olduğunun kabul edilmesiyle katılımcı ve demokratik yurttaşlık profilini öne çıkaran, demokratik sivil toplumun hayata geçirilmesinin yolu demokratik devlet- sivil toplum ilişkisinin kurulmasıdır.Sivil toplumun gelişmesinin önündeki en büyük engel ise devletin ekonomik, sosyal siyasal ve toplumsal düzeylerde üstten ve belirleyici bir rol oynamasıdır. Bu durum  ise genellikle  az gelişmiş kapitalist ülkelerde gözlemlenir. Bu modelde devlet her alanda etkin bir rol oynamakta ve demokratikleşmeyi ve çoğulculuğu baltalamaktadır. Demokratikleşme sürecinin birçok faktöre bağlılığı olmakla beraber  ülkeden ülkeye değişen birtakım, çeşitli farklı tip dinamiklere de bağlıdır.  Dolayısıyla, siyasal kültürden siyasal liderliğin niteliğine, siyasal kurumsallaşma tipinden, özgürlüklerin düzenlenişine, bireyin- toplumun- devleti algılayış biçiminden devletin toplum üzerindeki belirleyici rolüne kadar çok çeşitli faktörlerin etkisinden bahsedilir.<a href="#_ftn43" name="_ftnref43">[43]</a> Yine bu dinamikler çerçevesinde sivil toplumda demokratikleşme sürecinin ana belirleyicilerindendir. Ancak her sivil toplum anlayışı demokratikleşmeyi beslememektedir. Bu anlamda önemli olan  sivil toplumun uzlaşmacı, demokratik ilkeleri benimseyen, farklılıkları ayrıştırıcı şekilde kullanmaktan uzak bir amaç benimsemesidir. Aynı zamanda sivil toplumun özerk yapısından devletle gerilim ve karşı karşıya bir tutum anlamak da kanımca  sorunlu bir anlayıştır zira asıl olan devlet ve iktidar ile etkileşim içerisinde bir sivil toplum anlayışının benimsenmesinin kabulüdür. Ancak elbette bu etkileşim  demokratik ilkelerin layıkıyla uygulandığı, çoğulcu bir  toplum- devlet ilişkisinin varlığı halinde uygulanabilir. Bu ise birtakım tutumların toplum ve siyasal kültür nezdinde benimsenmesi, sindirilmesi ile mevcuttur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Bu tutumlardan  öncelikle bilgi ve fikirlerin toplumsal yayılımının serbestçe sağlanmasının gerekliliğine değinmek istiyorum. Burada önceliğimiz düşünce ve ifade özgürlüğünün tam manasıyla sağlanmasıdır. Bu anlamda fikirlerin serbestçe dolaşımı ve yayılımının sağlayıcısı basın özgürlüğünün öneminden de bahsetmekte fayda görüyorum.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Demokratik bir devlet ve iktidar anlayışının önemli göstergelerinden birisi de özgür bir ortamda basının görevini icra edebilmesidir. Şayet yönetimde demokratik bir gelenek benimsenmiş ise basın kamu yararını ilgilendiren her konu ne olursa olsun iletim görevini yerine getirmelidir. Bu aktarım ise siyasi iktidarca yayın öncesi sınırlandırılmamalıdır. Hem bilginin serbestçe akışı hem de bu akışın toplumda anlamlı tartışma ortamına yapacağı katkı düşünüldüğünde de bu elzemdir. Aynı zamanda yazılı, işitsel ve görsel basın kamu gücünü elinde bulunduran siyasal organların kararlarını, eylemlerini ve ihmallerini sıkı bir denetime tabi tutmaktadır. Bu da yurttaşların karar alma süreçlerine etkin katılımını sağlamakta ve bireylerin kendilerini gerçekleştirmelerinin önünü açmaktadır. Dolayısıyla söz konusu işlevleri ile basın özgürlüğü demokratik düzeni besleyip geliştirirken sivil bir toplumun oluşumuna da katkı sağlamakta , sivil ve örgütlü bir toplum anlayışına yeni kanallar açmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Bu anlamda sivil toplumun önünü açacak benimsenmesi gereken diğer bir kısım   tutumlar ise toplumda sosyal sorumluluk düzeyinin artırılması, siyasal partilerin demokratikleştirilmesi, toplumsal ve siyasal anlamda her türlü kutuplaşmanın ortadan kaldırılması, muhalif fikirlerin yıkıcı toplumsal güçler olarak algılanışının  önüne geçilmesi, farklı fikirlerin çatışması  ve bunun sonuçlarının tartışılması, örgütlü bir toplum modelinde aktif yurttaş anlayışının desteklenmesi ve bu anlamda kişileri buna yöneltecek  kanalların açılmasıdır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Toplumsal ve siyasal anlamda hem demokratikleşme hem de sivil toplum farkındalığının gerçekleştirilebilmesi için ise çok güçlü bir demokrasi geleneğinin toplumda oturmuş olması beklenir. Gerek doğal haklarının gerekse  geçmişten günümüze insanlık tarafından büyük ve zorlu mücadeleler sonucu kazanılmış haklarının farkında ve bilinçli, örgütlü toplum olmanın önemini henüz ailede kavramış bireyler yetiştirmenin gerekliliği de bu açıdan tartışılmazdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Bu tartışılanlar bağlamında siyasal ve kurumsallaşmış iktidarın yani devletin sivil topluma kamusal ve siyasal alanda daha fazla yer açması gerekmektedir. Dernekler, odalar ve sendikalar gibi STK’ ların siyasal partilerle arasındaki ilişki yasaklarının kaldırılması, sendika hakkının yaygınlaştırılması, memurların gönüllü kuruluşlara üyeliklerinin izin usulüne bağlılığının ortadan kaldırılmasına bağlıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>SONUÇ</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Demokratik bir devletin olmazsa olmazlarından birisi çoğulculuk anlayışıdır.  Çoğulculuk her şeyden önce temsille ilgili bir mevzudur. Gerçek anlamda demokratik bir düzen ve sistemler bütününde  gerek siyasal anlamda gerek toplumsal bazda her türlü ‘’farklılık’’ çoğalarak varlığını sürdürür. Çoğulculuk ilkesinin hayata geçirilmesi ise buna bağlı olup  bunu sağlayan mekanizmalar demokrasi ve sivil toplumdur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Demokrasi, demokratik devlet ve sivil toplum birbirini besleyen, birbirinin önünü açan ve birbirini tamamlayan kavramlardır. Demokratik olmayan bir sivil toplum; özgünlüklerin ve farklılıkların göz ardı edildiği, yok sayıldığı ve bastırıldığı, muhalif fikirlerin yıkıcı güçler olarak algılandığı, bütüncül fakat bütünleştiricilikten uzak bir kimlikten öteye gidemeyecektir. Sivil toplum kavramının serpilip yayıldığı toplumlar ise her anlamda sağlam bir demokrasi geleneğine sahip toplum ve sistemlerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Demokratik bir sistem herşeyden önce -çalışmama daha sıkı temas ettiği yönüyle- insan hakları ve kişi hürriyetlerine saygılı bir devlete işaret eder. İnsan haklarına saygılı bir devlet ise bu anlamda negatif yükümlülükler yanında pozitif bir takım yükümlülükleri de hayata geçirir. Bu pozitif yükümlülükler, kişi ve topluluklara, gerek devlet gerekse yatay ilişkiler yönünden, kişiler karşısında  koruma sağlar. Bu korumanın amacı insan hak ve hürriyetlerinin gerçek anlamda hayata geçirilmesi ve demokratik düzenin amaçladığı ideal düzeni yaratma çabasıdır. Bu ideal ve demokratik düzenin hem sonuçlarından hem de sebeplerinden birisi  ise sivil toplumdur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Sivil toplum, kişi ve toplulukların kendilerini ilgilendiren sorunlara etkili ve uzun dönemli çözüm bulma süreçlerine aktif katılımını ifade etmekle birlikte bu temelde siyasi aktörleri belirli politikaları uygulamaya sevk eden bir baskı grubunu ifade eder. Böylece hem siyasal iktidar kısıtlanmış, çoğulculuk gerçekleştirilmiş hem de kişi ve topluluklar kendilerini ilgilendiren konularda karar alma süreçlerine aktif katılım sağlamış olurlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Sivil toplumun devlet dışı bir yapısı olmakla beraber özerkliğini korumak suretiyle devletle sıkı bir etkileşim içinde olması da beklenir. Ancak bu etkileşim denetim ve ilişkiler yönünden devletin tekel veya üstün konumda bulunduğu bir  boyutta olmamalı, sivil toplum ruhuna ve özüne uygun  işbirlikçi aksiyon kültürünü zedeleyici eğilimler göstermemelidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Sivil toplum ruhu örgütlü bir toplum olmayı gerektirir zira kişiler örgütlü ve işbirlikçi oldukları durumlarda hak talepleri noktasında  ciddi bir baskı ve kamuoyu oluşturabilme yeteneğine de sahip olurlar. Buna verilebilecek en güzel örnek sanıyorum günümüz toplumunda sosyal medyanın gücüdür. Sosyal medya bugün, kişilerin fikirlerini özgürce ifade edebildikleri, bilgiye kolayca  ulaşabildikleri ve bilgiyi kolayca yayabildikleri, özgür  tartışma ortamı yaratan özerk ve de kamusal bir mecra olup sivil toplum ruhuna hizmet ederek baskı grubu meydana getirir. Kişiler, sosyal medyada hemen her konuda  farklı fikirlerle temas etmekte ve özgürce demokratik düzene katkı sağlayacak tartışmalar yapabilmekte, kolayca örgütlenebilmektedirler. Bu da elbette bir ülkenin insan malzemesiyle de ilintili olarak demokratik sivil toplum düzenine katkı sağlamaktadır. Bunların yanında çalışmamın sonucunda ortaya çıkan bir diğer sonuç ise demokratik sivil toplumun  ancak demokratik sivil toplum örgütleri aracılığıyla kurulabileceğidir. Kendi örgütsel yapılarında ve içsel ilişkilerinde demokratik değerleri yerleştirememiş devletin merkeziyetçi örgüt şemasını kendine örnek almış kuruluşlar sonunda kendilerini bürokratikleşme çıkmazında bulacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Tüm bunların yanında; demokratik  sivil bir toplum idealini gerçekleştirebilmek adına henüz aileden başlayan demokratik kişiliğin gelişimi için geniş çaplı bir eğitim modelinin sivil toplum kuruluşları aracılığıyla sağlanması , STK’ların ulusal ve uluslararası düzeyde işbirliği yapması, ‘’devlet eliyle sivil toplum’’ anlayışının ortadan kaldırılarak aktif ve girişimci yurttaş profilinin gelişimi için ciddi adımlar atılmasının gerekliliği de vurgulanması gereken diğer  noktalardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong>KAYNAKÇA</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Uygun, Oktay: Demokrasi ( Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutları), 2. Baskı, İstanbul 2014; Devlet Teorisi, İstanbul, 2014</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Gözler, Kemal: Anayasa Hukukunun Genel Esasları, 3. Baskı, Bursa 2012.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Lijphart, Arend: Çağdaş Demokrasiler, Çev: Ergun Özbudun, Ersin Onulduran, Ankara 1988.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Dahl, Robert A.: Polyarchy: Participation and Opposition, New Haven, 1971.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Arsel, İlhan: Anayasa Hukuku: Demokrasi, Ankara 1964.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Rousseau, Jean- Jacques: Toplum Sözleşmesi, Çev: Vedat Günyol, İstanbul, 1982.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Özbudun, Ergun: Türk Anayasa Hukuku, Ankara, 2008.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Teziç, Erdoğan: Anayasa Hukuku, İstanbul, 2012</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Heywood, Andrew: Siyaset, (Çev. Özipek, Şahin, Yıldız, Kopuzlu, Seçilmişoğlu, Yayla) Ankara, 2006.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Fagan, Andrew: Human Rights: Confronting Myths and Misunderstandings, Edward Elgar Publishing Limited, 2009.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Akkanat, Zehra Gönül: ’’Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’de İletişim Özgürlüğü’ nün Sınırları’’, İHY, C.17-18, 1995-1996.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Mardin, Şerif: Sivil Toplum, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, Cilt 7, İstanbul, s.1918-1922.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Töksöz, Fikret: Dernekler, Türkiye Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, Cilt 2, 1983.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Onbaşı, Funda: Sivil Toplum, İstanbul, 2005.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Keane, John: Civil Society: Old İmages, New Visions, Oxford, Cambridge, 1998.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Tibi, Bassam: Sivil Toplum, Demokrasi ve İslam Dünyası, İstanbul Tarih Vakfı Yurt Yorumları, 1998.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Cohen, John, Arato, Andrew: Civil Society and Politicial Theory, Cambridge, Mass. 1994.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Doğan, İlyas: Sivil Toplum Anlayışı ve Siyasal Sistemler, Ankara, 2015.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Habermas, Jürgen; Faktizität und Geltung. Beiträge zur Diskurstheone des Rechts und des demokratischen Rechtsstaats, Frankfurt am Main 1992’den Aktaran EMBACHER, Serge; Avrupa’da Sivil Toplum ve Sosyal Demokrasi Güncel Gelişmeler ve Normatif Perspektifler.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Çaha, Ömer: İslam ve Sivil Toplum, İslam, Sivil Toplum, Piyasa Ekonomisi, Ankara 1999.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Kapani, Münci: Kamu Hürriyetleri, Ankara, 2013.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Atar, Yavuz: Çağdaş Demokrasinin Siyasal Boyutu: Türkiye’ de Demokratikleşme ve Antidemokratikleşme Gösterileri, Yeni Türkiye Dergisi, 1997.</span></li>
<li><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">Erdoğan Tosun, Gülgün: ‘’Türkiye’ de Devlet- Sivil Toplum İlişkisinin Niteliği ve Sorun Boyutları, Tarih Vakfı ‘’Hikayemi Dinler Misin? Tanıklarla Türkiye’de İnsan Hakları ve Sivil Toplum Sergisi’’ Açılış Konferansı, 2004, Trabzon.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><strong> </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Uygun, Oktay: Demokrasi ( Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutları), 2. Baskı, İstanbul 2014, s.10.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Gözler, Kemal: Anayasa Hukukunun Genel Esasları, 3. Baskı, Bursa 2012, s.258.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Lijphart, Arend: Çağdaş Demokrasiler, Çev: Ergun Özbudun, Ersin Onulduran, Ankara 1988, s.1.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Gözler, s.259.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Gözler, s.259.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Lijphart, s.1</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Dahl, Robert A.: Polyarchy: Participation and Opposition, New Haven, 1971, s.7-8.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Gözler, s.259.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> Arsel, İlhan: Anayasa Hukuku: Demokrasi, Ankara 1964, s.69.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a> Uygun, Oktay: Devlet Teorisi, İstanbul, 2014,s.431.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a> Gözler, Kemal, s. 263.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref12" name="_ftn12">[12]</a> Rousseau, Jean- Jacques: Toplum Sözleşmesi, Çev: Vedat Günyol, İstanbul, 1982, s. 35-38</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref13" name="_ftn13">[13]</a> Arsel, İlhan,s. 71.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref14" name="_ftn14">[14]</a> Gözler, Kemal, s.264.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref15" name="_ftn15">[15]</a> Özbudun, Ergun: Türk Anayasa Hukuku, Ankara, 2008, s. 36.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref16" name="_ftn16">[16]</a> Gözler, Kemal, s.266.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref17" name="_ftn17">[17]</a> Teziç, Erdoğan: Anayasa Hukuku, İstanbul, 2012, s.128</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref18" name="_ftn18">[18]</a>Teziç, s.286.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref19" name="_ftn19">[19]</a> Teziç, s.129.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref20" name="_ftn20">[20]</a> Gözler, Kemal, s.135.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref21" name="_ftn21">[21]</a> Uygun, Oktay, s.367- 376.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref22" name="_ftn22">[22]</a> Uygun, Oktay, s. 368.ü</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref23" name="_ftn23">[23]</a> Heywood, Andrew: Siyaset, (Çev. Özipek, Şahin, Yıldız, Kopuzlu, Seçilmişoğlu, Yayla) Ankara, 2006, s.27-29.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref24" name="_ftn24">[24]</a> Uygun, Oktay  s. 372.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref25" name="_ftn25">[25]</a> Fagan, Andrew: Human Rights: Confronting Myths and Misunderstandings, Edward Elgar Publishing Limited, 2009, s.95.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref26" name="_ftn26">[26]</a> Uygun, Oktay, s. 580.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref27" name="_ftn27">[27]</a> Akkanat, Zehra Gönül: ’’Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’de İletişim Özgürlüğü’ nün Sınırları’’, İHY, C.17-18, 1995-1996, s. 173,</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref28" name="_ftn28">[28]</a> Uygun, Oktay, S.580.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref29" name="_ftn29">[29]</a> Mardin, Şerif: Sivil Toplum, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, Cilt 7, İstanbul, s.1918-1922.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref30" name="_ftn30">[30]</a> Töksöz, Fikret: Dernekler, Türkiye Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul, Cilt 2, 1983, s.367.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref31" name="_ftn31">[31]</a> Onbaşı, Funda: Sivil Toplum, İstanbul, 2005, s.46.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref32" name="_ftn32">[32]</a> Keane, John: Civil Society: Old İmages, New Visions, Oxford, Cambridge, 1998, s.6.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref33" name="_ftn33">[33]</a> Tibi, Bassam: Sivil Toplum, Demokrasi ve İslam Dünyası, İstanbul Tarih Vakfı Yurt Yorumları, 1998, s.36.</span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref34" name="_ftn34">[34]</a> Cohen, John, Arato, Andrew: Civil Society and Politicial Theory, Cambridge, Mass. 1994, 78.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref35" name="_ftn35">[35]</a> Doğan, İlyas: Sivil Toplum Anlayışı ve Siyasal Sistemler, Ankara, 2015, s.40.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref36" name="_ftn36">[36]</a> HABERMAS, Jürgen; Faktizität und Geltung. Beiträge zur Diskurstheone des Rechts und des demokratischen Rechtsstaats, Frankfurt am Main 1992’den Aktaran EMBACHER, Serge; Avrupa’da Sivil Toplum ve Sosyal Demokrasi Güncel Gelişmeler ve Normatif Perspektifler, s. 2,</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref37" name="_ftn37">[37]</a> Çaha, Ömer: İslam ve Sivil Toplum, İslam, Sivil Toplum, Piyasa Ekonomisi, Ankara 1999, s.116.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref38" name="_ftn38">[38]</a> Uluç, A. Vahap: Türkiye’ de Sivil Toplum ve Demokrasi İlişkisi, Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;">İdari Bilimler Dergisi, 2013, S.1, s.401.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref39" name="_ftn39">[39]</a> Habermas, s.52.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref40" name="_ftn40">[40]</a> Kapani, Münci: Kamu Hürriyetleri, Ankara, 2013, s.71.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref41" name="_ftn41">[41]</a> Atar, Yavuz: Çağdaş Demokrasinin Siyasal Boyutu: Türkiye’ de Demokratikleşme ve Antidemokratikleşme Gösterileri, Yeni Türkiye Dergisi, 1997, s.17.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref42" name="_ftn42">[42]</a> Erdoğan Tosun, Gülgün: ‘’Türkiye’ de Devlet- Sivil Toplum İlişkisinin Niteliği ve Sorun Boyutları, Tarih Vakfı ‘’Hikayemi Dinler Misin? Tanıklarla Türkiye’de İnsan Hakları ve Sivil Toplum Sergisi’’ Açılış Konferansı, 2004, Trabzon, s.125.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: 'times new roman', times, serif;"><a href="#_ftnref43" name="_ftn43">[43]</a> Erdoğan Tosun, Gülgün, s.126</span></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/demokratiklesme-demokratik-devlet-ve-sivil-toplum-iliskisi.html">Demokratikleşme, Demokratik Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>7188 s. Kanunun Yansımaları:  Seri Muhakeme Usulü Hakkında Bir İnceleme</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/7188-s-kanunun-yansimalari-seri-muhakeme-usulu-hakkinda-bir-inceleme.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yamaç Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jan 2020 20:37:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[7188 sayılı kanun]]></category>
		<category><![CDATA[cmk]]></category>
		<category><![CDATA[hakim savcılar]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimler ve Savcılar Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[savcı]]></category>
		<category><![CDATA[seri muhakeme]]></category>
		<category><![CDATA[seri muhakeme usulü]]></category>
		<category><![CDATA[sicil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=9371</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazımızda 7188 s. Kanun ile hukuk sistemimize dahil olan ve hukuk sistemimiz için alışılmadık bir kurum olan “seri muhakeme usulü” incelenecektir. Yazımız beş (5) başlıktan oluşmaktadır: • Genel Olarak • Seri Muhakeme Usulü Kapsamındaki Suçların İncelenmesi • Seri Muhakeme Usulünde Madde Bakımından Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi • Seri Muhakeme Usulünde Şüpheli-Zorunlu Müdafii-Savcı-Asliye Ceza Mahkemesi İlişkisi ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/7188-s-kanunun-yansimalari-seri-muhakeme-usulu-hakkinda-bir-inceleme.html">7188 s. Kanunun Yansımaları:  Seri Muhakeme Usulü Hakkında Bir İnceleme</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yazımızda 7188 s. Kanun ile hukuk sistemimize dahil olan ve hukuk sistemimiz için alışılmadık bir kurum olan “seri muhakeme usulü” incelenecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazımız beş (5) başlıktan oluşmaktadır:</p>
<p style="text-align: justify;">• Genel Olarak<br />
<span style="font-family: georgia,palatino,serif;">• Seri Muhakeme Usulü Kapsamındaki Suçların İncelenmesi</span><br />
<span style="font-family: georgia,palatino,serif;">• Seri Muhakeme Usu</span>lünde Madde Bakımından Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi<br />
• Seri Muhakeme Usulünde Şüpheli-Zorunlu Müdafii-Savcı-Asliye Ceza Mahkemesi İlişkisi ve Usulün Yürüyüşü<br />
• Özel Durumlar</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 16px;">1.Genel Olarak</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Seri Muhakeme Usulü ceza yargılamasının hızlanması ve bazı haksızlık değeri daha az olduğu düşünülen suçların kovuşturma aşamasına taşınmadan şüpheli-zorunlu müdafi-savcı üçgeninde çözümlenmesini amaçlanmaktadır. Bu sayede ceza yargılamasındaki iş yükünün azaltılması ve devletin asli fonksiyonu olan adaletin gecikmesizin tesisi sağlanacaktır.<br />
Fransa, Almanya gibi ülkelerin sistemleri incelenmiş, topluma en uygun sistemin tespitinden sonra kanunlaşma yoluna gidilmiştir. Özellikle de Fransız CMK mehaz kanun sayılabilecek özelliktedir.  <sup>1</sup><br />
Böylesine önemli misyonlara sahip seri muhakeme usulü gerekçenin <sup>2</sup> ifadesine göre şüphelinin daha az bir yaptırım beklentisiyle bu usulün uygulanmasını kabul etmesi üzerine başlayıp madde ve yer bakımından yetkili mahkeme tarafından talepnameye uygun şekilde hüküm kurulması ile sona erer.</p>
<p style="text-align: justify;">Suç haberi alan savcı öncelikle ihbar veya şikayetin soyut veya genel nitelikte olup olmadığını incelemek zorundadır. Eğer savcı ihbar veya şikayetin soyut veya genel nitelikte olduğu ,herhangi bir araştırma yapmaksızın ihbar veya şikayet konusu eylemin suç oluşturmadığı kanaatinde ise 5271 s. CMK 158/6 uyarınca Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı Kararı vermek durumundadır. CMK 158/6’da öngörülen şekilde bir durum olmadığı takdirde savcı kamu davası açmaya yeter şüphe oluşturacak delil olup olmadığı değerlendirecektir. Yapılan soruşturma neticesinde kamu davası açmak için yeter şüphe oluşturacak delil elde edemeyen yahut kovuşturma imkanının bulunmadığını gören savcı Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeterli şüphe gören Savcı uzlaştırma, önödeme, kamu davasının açılmasının ertelenmesi, seri muhakeme yollarına başvurma imkanı varsa bu yolları deneyecek, aksi halde iddianame hazırlayıp konuyu kovuşturma aşamasına taşıyacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Seri Muhakeme Usulüne başvurabilmek için gerekenler:</strong></em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Soruşturma evresi sonunda …kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır“</em></p>
<p style="text-align: justify;">1-Suç haberi alan savcının soruşturmaya yer olmadığı kararı veremeyecek olması</p>
<p style="text-align: justify;">2-Elde delillerin yetersizliği sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı veremeyecek olması</p>
<p style="text-align: justify;">3-Kamu davası açılmasına yeter delillerin bulunması</p>
<p style="text-align: justify;">4-İlgili suçun önödeme kapsamında olmaması <sup>3</sup></p>
<p style="text-align: justify;">5-İlgili suçun uzlaştırmaya tabi suçlardan olmaması <sup>4</sup></p>
<p style="text-align: justify;">(Suçun önödeme veya uzlaştırma kapsamında olmaması gerektiği sonucuna nasıl varıyoruz?)</p>
<p style="text-align: justify;">6-Yapılan soruşturma sonucunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmemesi gerekir.<sup>5</sup> Bu konuda maslahata uygunluk ilkesi sonucu savcıya takdir yetkisi verilmiştir. İlgili suç kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilecek bir suç olsa bile savcı bu yola başvurmayıp kamu davası açmak adına iddianame düzenleyebilir.Eğer CMK 250/1’de sayılan suçlar söz konusu ise ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi yoluna başvurulmamışsa diğer şartların da varlığı koşuluyla seri muhakeme usulü uygulanmak zorundadır.</p>
<p style="text-align: justify;">7-İlgili fiilin CMK md.250/1’de sayılan suç tiplerinden biri kapsamında olması <sup>6</sup></p>
<p style="text-align: justify;">8- Suç, seri muhakeme usulü kapsamında olsa bile Türk Ceza Kanununda yer alan; yaş küçüklüğü (madde 31), akıl hastalığı (madde 32) veya sağır ve dilsizlik (madde 33) hâllerinin mevcut olmaması</p>
<p style="text-align: justify;">9- Resmi merciilere beyan<span style="font-size: 16px;"> edilmiş olup s</span>oruşturma dosyasında yer alan adreste bulunması</p>
<p style="text-align: justify;">10-Yurt dışında bulunmaması veya herhangi bir nedenle kendisine ulaşılamaz olmaması</p>
<p style="text-align: justify;">11-Seri muhakemesi usulüne davet edilip de davete icabet etmesi</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Savcı sayılan on bir durumu inceleyecek ve seri muhakeme yoluna başvuracaktır.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;">Farazi örneklerle açıklamalara devam edelim:</span></p>
<ul style="list-style-type: circle; text-align: justify;">
<li>Tck md.264/1’de düzenlenen “ özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma” suçunu inceleyelim:<sup>7</sup></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">S, X’in bu suçu işlediğine dair delillerle Isparta Cumhuriyet Başsavcılığına başvurur. Cumhuriyet Savcısı M, öncelikle CMK md.158/6’da öngörülen şekilde soyut veya genel nitelikte bir ihbarın bulunmadığı , yaptığı soruşturma neticesinde fiilin suç oluşturacak nitelikte olduğunu ve kamu davası açılması gerektiğini düşünür.Ancak M, suçun önödeme kapsamında olduğunu da bilmektedir. X hakkında önödeme yolunu işletir ve daha 4.adımda seri muhakeme usulüne başvurulamayacağı gerçeği ortaya çıkar.<br />
</p>
<ul style="list-style-type: circle; text-align: justify;">
<li>Tck md.141 vd.’da düzenlenen “hırsızlık” suçunu inceleyelim:</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Bir Cuma gecesi kütüphaneden eve dönen Y, evinin kapısının açık olduğunu fark eder. Durumdan şüphelen Y hemen polisle iletişime geçer ve soruşturma açılır. Hırsızlık uzlaştırma kapsamında olduğundan Y ile hırsızlık şüphelisi F soruşturma aşamasında uzlaşır. Ve 5.adımda seri muhakeme usulüne başvurulamayacağı gerçeği ortaya çıkar.<br />
</p>
<ul style="list-style-type: circle; text-align: justify;">
<li>Tck md.183’de düzenlenen “gürültüye neden olma” suçunu inceleyelim:</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Günde 11 saat çalışan Ö, eve gelip dinlenmek ister. Her seferinde üst komşusu B “İlgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olmaktadır.” Bu durumda muzdarip olan Ö, Isparta Cumhuriyet Başsavcılığına konuyla ilgili şikayette bulunur.Cumhuriyet Savcısı O, konuyla ilgili yaptığı soruşturmada mezkur suç tipinin kamu davası açılmasının ertelenmesi kapsamında olduğunu tespit eder. O bu yola başvurursa seri muhakeme yoluna başvuramayacaktır.Ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi yoluna başvurmayacaksa seri muhakeme usulünü işletmek zorundadır.<br />
</p>
<ul style="list-style-type: circle; text-align: justify;">
<li>Tck md. 197’de düzenlenen “ parada sahtecilik” suçunu inceleyelim.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Kolay yoldan para kazanmanın yolunu arayan İ, sahte olarak Türk parası basmaya karar verir. Bu amaçla 100.000 tl değerindeki Türk parasını piyasaya sürer. Bundan haberdar olan B “sen bana ver, ben yayarım piyasaya” der ve 10.000 tl’yi kabul eder. Konu her nasılsa savcılığa gelir ve yapılan soruşturma sonucunda</p>
<p style="text-align: justify;">-İ’nin işlediği iddia olunan fiilin 250/1 kapsamında bir suç olmadığı gerekçesiyle seri muhakeme yolu işletilemeyecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">-B ‘nin fiili hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi yoluna başvurmayan Cumhuriyet Savcısı B hakkında seri muhakeme yolunu diğer şartların varlığı halinde işletmek zorundadır.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 16px;">2- Seri Muhakeme Usulü Kapsamındaki Suçların İncelenmesi</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Bu suçlar CMK md.250/1’de tahdidi olarak sayılmıştır.Daha hafif olduğu düşünülse bile bu suçlar hariç bir suç hakkında seri muhakeme usulü tatbik edilemeyecektir. <sup>8</sup><br />
</p>
<ul style="list-style-type: square; text-align: justify;">
<li>TCK md.154 Hakkı olmayan yere tecavüz ( ikinci ve üçüncü fıkra)</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">154/1 uzlaştırma kapsamında olduğu için bilinçli olarak mezkur usulün kapsamı dışında görülmüştür.<br />
</p>
<ul style="list-style-type: square; text-align: justify;">
<li>TCK md.170 Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması</li>
<li>TCK md. 179 Trafik güvenliğini tehlikeye sokma(ikinci ve üçüncü fıkra)</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Seri Muhakeme Usulü ilk olarak 179.madde için uygulanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Cumhuriyet Savcısı Metin Ünal adına iletilen daveti kabul eden sanık E.Ç’e hakkında ‘ alkol ve uyuşturucu madde etkisinde araç kullanma’ suçundan 3 aydan 2 yıla kadar hapis istemiyle yürütülen soruşturmada seri muhakeme usulünün uygulanmasını kabul ederse yarı oranında indirilebileceği bilgisi verildi.Müdafii huzurunda teklifi kabul eden şüpheli 2 ay hapis cezasına çarpıtıldı.Bu da 60 gün karşılığı 1200 tl adli para cezasına çevrildi. <sup>9</sup><br />
</p>
<ul style="list-style-type: square; text-align: justify;">
<li>TCK md.183 Gürültüye Neden Olma</li>
<li>TCK md.197 Parada Sahtecilik ( ikinci ve üçüncü fıkra)</li>
<li>TCK md.203 Mühür Bozma</li>
<li>TCK md.206 Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan</li>
<li>TCK md.228 Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkan Sağlama (birinci fıkra)</li>
<li>TCK md.268 Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">…iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.</p>
<p style="text-align: justify;">İftira suçu md.267 bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.<br />
Kamu davasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için öncelikle üst sınırın 3 yıl olması gerekmektedir. İftira suçuna yapılan atıf sonucu TCM md. 268 Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması suçunun üst sınırı 4 yıl olmaktadır. Ancak kanun koyucu bir gözden kaçırma sonucu mu bu hükmü öngördü, yoksa bilinçli bir düzenleme mi getirdi bilemiyoruz. Kanaatimce kanun koyucu burada dikkatsizlik sonucu bir düzenleme hatası yapmıştır. TCK md.268 hakkında kamu davasının ertelenmesi yoluna başvurulamayacak olup diğer şartların mevcut olması halinde seri muhakeme usulünü işletilmek zorundadır. Kanunsal sistematik gereği kamu davasının açılmasının ertelenmesi yoluna başvurulmayacak bir suç 250/1 kapsamında öngörülmemesi daha uygun olurdu.<br />
Uygulamada bu durumun nasıl karşılık bulacağını izleyip ilerleyen yazılarda tartışmayı umut ediyorum.</p>
<ul style="list-style-type: square; text-align: justify;">
<li>10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 <sup>10 </sup>üncü maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.</li>
<li>31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç.</li>
<li> 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.</li>
<li>24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.</li>
</ul>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 16px;">3.Seri Muhakeme Usulünde Madde Bakımından Yetkili Mahkeme’nin Belirlenmesi ve Daireler Arası İşbölümünün Sağlanması</span></h2>
<p style="text-align: justify;">CMK md.250/1’de sayılan suçlar hakkında yargılamada madde bakımından yetkili mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki birçok yerde Asliye Ceza Mahkemelerinin birden fazla dairesi olduğu görülmektedir. Hangi daire bu konuyla ilgilenecektir?</p>
<p style="text-align: justify;">5235 s. Kanunun 9.maddesinin 5.fıkrası gereği özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadıkça ihtisaslaşmanın sağlanması için gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak iş bölümü yapmaya Hakimler ve Savcılar Kurulu yetkilidir.</p>
<p style="text-align: justify;">02/01/2020 tarihli HSK 1.Daire kararı<sup>11</sup> ile seri muhakeme usulü ile ilişkilendirilen daireler belirlenmiştir. Belirlemede ilgili yerde bulunan Asliye Ceza Mahkemesi sayısı baz alınmıştır. Örnek vermek gerekirse:<br />
Altı asliye ceza mahkemesi olan Isparta’da 4.Asliye Ceza Mahkemesi<br />
Elli iki Asliye Ceza Mahkemesi olan İzmir’de 4,5,6. Asliye Ceza Mahkemeleri seri muhakeme usulü ile ilişkilendirilmiştir.<br />
Peki bu kararın ardından İzmir’de Asliye Ceza Mahkemesi sayısında değişiklik olursa ne olacaktır? Kararda bu soruya cevap bulmak mümkündür. Kararın 2.maddesine göre “Görevlendirmenin 03/01/2020 tarihi itibarıyla faaliyette bulunan asliye ceza mahkemelerinin sayısına göre yapılmasına, daha sonra faaliyete geçirilecek mahkemelerin sayısının dikkate alınmamasına” karar verilmiştir.<br />
Mezkur kararın 4.maddesi uyarınca 10’dan fazla Asliye Ceza Mahkemesi bulunan yerlerde seri muhakeme usulü ile görevlendirilmiş mahkemeler seri muhakeme usulü dışında (arşiv, kanun yolu incelemesi gibi nedenlerle gelecek işler hariç olmak üzere) tevziye kapatılmıştır.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 16px;">4.Seri Muhakeme Usulünde Şüpheli-Zorunlu Müdafii-Savcı-Asliye Ceza Mahkemesi İlişkisi ve Usulün Yürüyüşü</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda<sup>12</sup> saydığımız şartların oluştuğunu düşünen Cumhuriyet Savcısı şüpheliyi seri muhakeme usulünün uygulanmasını teklif etmek amacıyla olabilecek en kısa sürede davet eder. Davetin yapılış şekilleri olabildiğine çeşitlidir. Dava telefon<sup>13</sup> ,e-posta yolları kullanılarak bile yapılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="text-decoration: underline;">Şu durumlarda seri muhakeme usulünün uygulanmasından vazgeçilip soruşturmanın genel hükümlere göre devamı sağlanır. Şüpheli hakkında iddianame hazırlanarak madde ve yer bakımından yetkili mahkemeye gönderilir <sup>14</sup>:</span></em></p>
<p style="text-align: justify;">• Şüpheli yapılan davet üzerine mazeret dermeyan etmeden gelmezse ( Cumhuriyet Savcısı hakkaniyete uygun ve şüphelinin de içinde bulunduğu durumları göz önünde tutarak makul bir müddet tayin etmelidir.)</p>
<p style="text-align: justify;">• Resmi mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmaması <sup>15</sup></p>
<p style="text-align: justify;">• Yurt dışında olması <sup>16</sup>( Şüphelinin yurt dışında adresinin bulunması mı yoksa fiilen yurtdışında bulunması mı usulün uygulanmasına engeldir? Çalışkan’a<sup>17</sup> göre şüphelinin sırf ikamet adresinin yurtdışı olması seri muhakeme usulünün uygulanmasına engel değildir. )</p>
<p style="text-align: justify;">• Herhangi bir nedenle şüpheliye ulaşılmaması <sup>18</sup></p>
<p style="text-align: justify;">• Şüpheli yapılan teklifi kabul etmezse</p>
<p style="text-align: justify;">Sayılan durumların varlığı halinde seri muhakeme usulünün uygulanmayacak olması şaşılacak bir durum değildir. Zira adı üstünde seri bir muhakeme yapılacaktır. Ve bu muhakeme şüphelinin kabulü olmaksızın işletilemeyecektir. Ancak şüpheliye ulaşılamayacak olması kabule dolayısıyla seri muhakemeye engeldir. Kanaatimce sayılan durumların varlığı direkt uygulamaya engel olmamalı. Örneğin e-posta ile davet edilen şüpheli belirtilen saatte savcılığa gelmedi diye seri muhakeme usulünü uygulamaktan vazgeçilmemelidir. En azından telefon yolu ile ulaşılmalı o da çözüm olmazsa tebligat yolu denenmelidir.Zira seri muhakeme hem şüpheli lehine bir yoldur hem de mahkemelerin iş yükünü zayıflatacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Uygulamada ortaya çıkabilecek bir sorun Yönetmeliğin 5.maddesinin 7.fıkrasıyla ortadan kaldırılmıştır.Yapılan düzenlemeye göre “ Seri muhakeme usulünün teklifi amacıyla şüpheli hakkında zorla getirme kararı verilemez ve yakalama emri düzenlenemez.”</p>
<p style="text-align: justify;">Davet sonucu savcılığa gelen şüpheliye Cumhuriyet Savcısı veya kolluk seri muhakeme usulünü anlatır. Yönetmeliğin 10.maddesine göre bilgilendirme şu hususları kapsar:</p>
<p style="text-align: justify;">• İsnat edilen eylem, eylemin oluşturduğu suç ile bu suçun seri muhakeme usulü kapsamına girdiği,</p>
<p style="text-align: justify;">• Kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu,</p>
<p style="text-align: justify;">• Özgür iradesiyle ve müdafi huzurunda kabul ettiği takdirde bu usulün uygulanacağı ve belirlenecek temel cezanın yarı oranında indirileceği,</p>
<p style="text-align: justify;">• Cumhuriyet savcısı tarafından teklif edilen yaptırım hakkında talep doğrultusunda mahkemenin hüküm kuracağı, bu hükme karşı itiraz kanun yoluna başvurabileceği,</p>
<p style="text-align: justify;">• Teklifin kabulünün ancak müdafi huzurunda gerçekleştirilebileceği, seçtiği bir müdafi yoksa istemi aranmaksızın kendisine bir müdafi görevlendirileceği,</p>
<p style="text-align: justify;">• Mahkeme tarafından hüküm kuruluncaya kadar her aşamada seri muhakeme usulünden vazgeçebileceği,</p>
<p style="text-align: justify;">• Mahkemece verilen hükmün adli siciline kaydedileceği,</p>
<p style="text-align: justify;">• Bu usulün uygulanmasını kabul etmediği takdirde genel hükümlere göre hakkında<br />
iddianame düzenlenerek kamu davası açılacağı,</p>
<p style="text-align: justify;">• Genel hükümlerin uygulanmasına geçilmesi halinde, seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgelerin, soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamayacağı,</p>
<p style="text-align: justify;">hususlarını kapsar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilgilendirme ve teklif SEGBİS veya istinabe yoluyla da yapılabilir. SEGBİS yolunun mümkün olduğu durumlarda istinabe yoluna başvurulmaması daha uygun olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Şüpheliye yapılan teklifin kabulü ancak müdafii huzurunda mümkündür. Zira seri muhakeme usulü şüphelinin hakkında uygulanacak hükümlerin doğru anlaşılmasını gerektiren bir usuldür. Şüpheli bunu başka hukuki kurumlarla karıştırabilir, yahut bu usulden herhangi bir şey anlamayabilir. Daha da vahimi kendisini bunu kabule mecbur hissedebilir. Bu tür endişelerin giderilmesi amacıyla zorunlu müdafilik öngörülmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">Şüphelinin hali hazırda müdafii yoksa Baro’ya müzekkere yazılarak müdafi görevlendirilmesi istenir.</p>
<p style="text-align: justify;">Şüpheli zorunlu müdafii huzurunda teklifi kabul edebileceği gibi savcıdan süre de talep edebilir.Savcı şüpheliye teklifi değerlendirebilmesi için 1 ayı aşmayacak makul bir süre verir. Kanaatimce 1 ay gibi bir süre seri muhakeme usulü için oldukça uzun bir süredir. Uygulamada kısa ve makul sürelerin tercih edileceğini temenni ediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">İştirak halinde işlenen suçlarda kabul için özel düzenleme getirilmiştir. CMK md.250/11 ve yönetmelik md.7/2’ye göre şüphelinin birinin usule muhalefet etmesi halinde seri muhakeme usulü uygulanmayacaktır. Ayrıca yukarıda ifade ettiğimiz üzere yaş küçüklüğü-sağır ve dilsizlik- akıl hastalığı durumlarında seri muhakeme usulü uygulanamayacağı gibi şeriklerden birinin bu durumdaki biri olması halinde de seri muhakeme usulü uygulanamayacaktır <sup>19</sup>. Kabulün ardından seri muhakeme usulü kabul tutanağı <sup>20</sup> düzenlenir ve Cumhuriyet Savcısı şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını mahkemeden talep eder. Adı talepname olan tutanak mahkemeye gönderilir ve şüpheli aynı gün mahkemeye yönlendirilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Talepname’de yer alacak hususlar Yönetmelik md.12/2’de düzenlenmiştir.Buna göre; talepnamede;</p>
<p style="text-align: justify;">a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,</p>
<p style="text-align: justify;">b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi,</p>
<p style="text-align: justify;">c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,</p>
<p style="text-align: justify;">ç) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,</p>
<p style="text-align: justify;">d) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,</p>
<p style="text-align: justify;">e) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,</p>
<p style="text-align: justify;">f) Cumhuriyet savcısı tarafından bu usulün uygulanmasının şüpheliye teklif edildiği ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul ettiği,</p>
<p style="text-align: justify;">g) Belirlenen ceza ve/veya güvenlik tedbirleri ile uygulanmış ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasına seçenek yaptırımlar veya hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hususlar,<br />
yer alır.</p>
<p style="text-align: justify;">Seri bir muhakeme amaçlandığı için talepnamenin mahkemeye tevdii ile derhal inceleme yapılır. Asliye Ceza Mahkemesi de şüpheliyi zorunlu müdafi huzurunda dinler. Mazeret dermeyan etmeden gelmeyen şüpheli hakkında seri muhakeme usulü uygulanmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Mahkeme şu durumlarda eksikliklerin tamamlanması için talepnameyi Başsavcılığa gönderir:</p>
<p style="text-align: justify;">• Talepnamede bulunması gerekenler mevcut değilse</p>
<p style="text-align: justify;">• Yaptırımda maddi hata varsa</p>
<p style="text-align: justify;">• HAGB ve seçenek yaptırım uygulamalarında koşullar mevcut olmadan ilgili kurumlara başvurulmuşsa</p>
<p style="text-align: justify;">• Mahiyete uygun olmayan bir güvenlik tedbiri öngörülmüşse</p>
<p style="text-align: justify;">Mahkeme konunun seri muhakeme usulü kapsamında olmadığı yahut kapsam içi olmakla birlikte şartların tekemmül etmediği kanaatinde ise soruşturmanın genel hükümlere göre tamamlanması için dosyayı Başsavcılığa gönderir.Kanaatimce bu aşamada savcı kamu davasının açılmasının ertelenmesi yoluna başvurabilecektir.<br />
Hakimin soruşturmanın genişletilmesi, tanık dinleme gibi yetkileri mevcut değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Asliye Ceza Mahkemesi talepnameye uygun bir şekilde hüküm kurar. Hakimin yaptırımı değiştirme yetkisi yoktur.<sup>21</sup> Hüküm muhakeme süjelerine tebliğ edilir.Hükme karşı genel hükümlere göre itiraz edilebileceği belirtilmiştir. <sup>22</sup></p>
<h2 style="text-align: justify;">5.Özel Durumlar</h2>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Cumhuriyet Savcısının TCK md.61 <sup>23</sup>’i Uygulaması</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">CMK md. 250/4’e göre “Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">-Cumhuriyet Savcısı yaptırımı belirlerken TCK md 61/1’de belirtilen hususları göz önünde bulunduracaktır. Bu hususlar;</p>
<p style="text-align: justify;">Cumhuriyet Savcısı, somut olayda;<br />
a) Suçun işleniş biçimini,<br />
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,<br />
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,<br />
d) Suçun konusunun önem ve değerini,<br />
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,<br />
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını<br />
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,<br />
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.</p>
<p style="text-align: justify;">-Cumhuriyet Savcısı suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.<br />
Örnek vermek gerekirse; TCK md.183’de düzenlenen gürültüye neden olma suçunu işlediği düşünülen şüpheli tüm şartların varlığı halinde Cumhuriyet Savcısı tarafından belirlenen temel cezadan (örneğin 4 ay) yarı oranında indirim yapılarak (2 ay) yaptırım belirlenecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Cumhuriyet Savcısı TCK md.61’in birinci fıkrası dışındaki fıkraları uygulayabilir mi?<br />
Cumhuriyet Savcısı yaptırımı TCK md.61’e göre belirleyecek ve sadece 1.fıkra kapsamında değerlendirme yapılacaktır. Aldemir’e<sup>24</sup> göre bu durum ceza adaleti sistemine uygun değildir.Zira suçun olası kastla veya doğrudan kastla işlenmesi arasında fark kalmayacaktır. Yahut suç zincirleme şekilde işlense de tek bir kez işlenmiş gibi yaptırım belirlenecektir.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li> Cumhuriyet Savcısının CMK md.231 Kapsamında HAGB Hükümlerini Uygulayabilmesi</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">CMK md.231 kıyasen uygulanır.<br />
Seri Muhakeme Usulüne Uygun Olarak Şartları Belirlersek;</p>
<p style="text-align: justify;">Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;</p>
<p style="text-align: justify;">a) Şüphelin daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,</p>
<p style="text-align: justify;">b) Cumhuriyet Savcısınca , sanığın kişilik özellikleri ile huzurdaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,</p>
<p style="text-align: justify;">c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. <sup>25</sup><br />
</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Belirlenen Hapis Cezası Cumhuriyet Savcısı Tarafından Koşulları Varsa Seçenek Yaptırımlara Çevrilebilir.</li>
<li>Belirlenen Hapis Cezası Cumhuriyet Savcısı Tarafından Koşulları Varsa Ertelenebilir. <sup>26</sup></li>
<li>Güvenlik Tedbirine İlişkin Hükümler de Uygulanabilir. <sup>27</sup></li>
<li>Şüpheli Asliye Ceza Mahkemesi Tarafından Hüküm Kuruluncaya Kadar Seri Muhakeme Usulünün Uygulanmasına İlişkin Kabulünden Vazgeçebilir</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Peki kabulden vazgeçmeden vazgeçme olur mu? Kanaatimce kabulden vazgeçme yanlış yönlendirme veya iradeyi etkileyen diğer hallerin tesiri altında kalma sonucu meydana gelmişse kabulden vazgeçmeden vazgeçme olabilir.<br />
</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Şüpheli Türkçe Bilmiyorsa Tercüman Görevlendirilecektir.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Bu konuda CMK md.202 kıyasen uygulanır.<br />
</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Şüpheli de Seri Muhakeme Usulünün Uygulanması İçin İddianame Düzenlenene Kadar Savcılığa Başvurabilir.</li>
<li> Seri Muhakeme Usulüne Tabi Olup da Bu Yol İşletilmeden İddianame Düzenlenmişse Mahkeme İddianameyi İade Eder. <sup>28</sup></li>
<li> Seri Muhakeme Usulüne Başlanıp da Tamamlanamadığı Durumlarda Bu Kapsamda Elde Edilen Belge-Beyanlar Takip Eden Soruşturma ve Kovuşturma İşlemlerinde Delil Olarak Kullanılamaz..</li>
<li>Seri Muhakeme Usulü 01/01/2020 tarihinden itibaren kovuşturma evresine geçmiş dosyalar harici uygulanır.</li>
<li>Seri Muhakeme Usulünde Görev Alacak Zorunlu Müdafi İçin Ücret Tarifesi Belli Oldu: 298 TL <sup>29</sup></li>
<li>Yılda 180 Bin Dosyanın Seri Muhakeme Usulüyle Çözülmesi Bekleniyor. <sup>30</sup></li>
<li>Zorunlu Müdafi ile Şüphelinin İradesi Çelişirse Şüphelinin İradesi Baz Alınacaktır.</li>
</ul>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 16px;">SONUÇ</span></h2>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12px; color: #000000;">Sistemimizde radikal bir değişiklik getiren Seri Muhakeme Usulünün zamanla daha da yaygınlaşacağına olan inancımla usulün anlatımını burada sonlandırıyo<strong>rum. Makaleyi hazırladığım şu tarihlerde konuyla ilgili kaynak bulmakta zorlandığımı ve birçok konuda doktrins</strong>el boşluğun bulunduğunu ifade etmek isterim. Yazımızda bazı boşluklara dikkat çekmeye çalıştım. Bazıları hakkında naçizane kanaatimi belirttim. Uygulamada doldurulacak bu boşluklar hakkında ek yazılar yazma,çalışmalar yapma ihtimalim olduğundan değerli okuyucudan eleştiri,öneri ve mesajları merakla bekliyorum.</span></h2>
<p style="text-align: justify;">Hedefim şu çölde bir kum tanesi olmaktan başka bir şey değil </p>
<p style="text-align: justify;">Yamaç Doğan</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Kapak resmi seri muhakeme usulünün işleticisi olan savcılık kurumunu temsilen savcı cübbesi seçilmiştir.</p>
<hr />
<p style="text-align: justify;">1-Fransa’da soruşturma konusu eylemi gerçekleştirdiğini ve usulün uygulanmasını kabul eden şüpheli çoğunlukla aynı gün içinde mahkemeye sevk edilmekte ve alması muhtemel asgari cezaya oranla daha düşük bir cezaya çarptırılmaktadır. Türk seri muhakeme sisteminin ayrıştığı nokta ise bir ceza üst sınırı belirlemeksizin CMK md.250/1’de sayılan suçlar hakkında uygulanacak olmasıdır. Fransa’da ise bu usul 5 yıla kadar hapis cezası gerektiren suçlar bakımından uygulanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">2-https://www2.tbmm.gov.tr/d27/2/2-2215.pdf sf.17</p>
<p style="text-align: justify;">3-Önödeme kapsamındaki suçlar için bkz. TCK md.75</p>
<p style="text-align: justify;">4-Uzlaştırma kapsamındaki suçlar için bkz. CMK md.253</p>
<p style="text-align: justify;">5-Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Yamaç Doğan “7188 s. Kanun Karşısında Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kurumunu Baştan Düşünmek” 2019</p>
<p style="text-align: justify;">6-2.Başlıkta ayrıntılı bir şekilde incelenecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">7-“ Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma” suçu TCK md.75/6-a-4 gereği önödeme kapsamında bir suçtur.</p>
<p style="text-align: justify;">8-Hüsnü Aldemir, “ Ceza Yargılamasında Seri Muhakeme ve Basit Yargılama Usulleri” s.23 ,2019</p>
<p style="text-align: justify;">9-https://www.hukukihaber.net/m/gundem/seri-yargilama-usulu-nde-ilk-karar-alkollu-surucuye-h434498.html</p>
<p style="text-align: justify;">10-Madde 13 – (Değişik: 23/1/2008-5728/156 md.) (1) Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.<br />
(3) Bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlar dışındaki ateşli silahın bir adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin ev veya işyerinde bulundurulması halinde verilecek ceza bir yıldan iki yıla kadar hapis ve yirmibeş günden yüz güne kadar adlî para cezasıdır.<br />
(5) Kuru sıkı tabir edilen ses veya gaz fişeği ya da benzerlerini atabilen tabancayı, teknik özelliklerinde değişiklik yaparak öldürmeye elverişli silah haline dönüştüren kişi, bu maddenin birinci fıkrası hükümlerine göre cezalandırılır.<br />
6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkında kanunun 13.maddesinde de görüleceği üzere C.savcısı kamu davasının ertelenmesi yoluna başvurabilir , başvurmadığı takdirde seri muhakeme yolunu işletecektir. TCK md.268’de öngörülen “başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması” suçu hakkında yaptığımız açıklamaları doğrular niteliktedir.</p>
<p style="text-align: justify;">11-https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/files/02_01_2020%20tarihli%20ve%201%20sayılı%20karar.pdf</p>
<p style="text-align: justify;">12- “Genel Olarak” başlığında ifade edilen 11 madde incelenebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">13- Uygulamada yaşanabilecek bir soruna değinmek gerekirse; Savcılıktan bu usulün işletilmesi amacıyla aranan şüpheli bu aramayı ciddiye almayabilir. Buna bağlı olarak hak kaybı yaşanabilir. Ancak şüphelinin çağrılacağı yerin savcılık olması, savcının kendini tanıtması vb. durumlar bu husustaki endişeyi ortadan kaldırabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">14-Acaba bu aşamadan sonra kamu davasının açılmasının ertelenmesi yoluna başvurulabilir mi? Kanaatimce bu soruya müspet cevap verilmelidir. Zira bunu sınırlayan bir durum yoktur. Ancak ilgili yönetmeliğin 10.maddesine uygun olarak yapılacak bilgilendirmede şüpheliye “ bu usulün uygulanmasını kabul etmediği takdirde genel hükümlere göre hakkında iddianame düzenlenerek kamu davası açılacağı “ anlatılır hükmü uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi yoluna başvurulamayacağı sonucuna varılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">15-Aynı durum uzlaştırma usulü için de düzenlenmiştir.( CMK md.253/6)</p>
<p style="text-align: justify;">16-Aynı durum uzlaştırma usulü için de düzenlenmiştir.( CMK md.253/6)</p>
<p style="text-align: justify;">17-Suat Çalışan “ Ceza Muhakemesi’nde Seri Muhakeme Usulü” Hukuki Haber İnternet Sitesi 2020 (https://www.hukukihaber.net/ceza-muhakemesinde-seri-muhakeme-usulu-makale,7314.html)</p>
<p style="text-align: justify;">18-Aynı durum uzlaştırma usulü için de düzenlenmiştir.( CMK md.253/6)</p>
<p style="text-align: justify;">19-Aksine görüş için bkz. Hüsnü Aldemir, “ Ceza Yargılamasında Seri Muhakeme ve Basit Yargılama Usulleri” s.56 ,2019 ( Mezkur kitap kaleme alındığında yönetmelik yayınlanmamıştı.)</p>
<p style="text-align: justify;">20-Kabul tutanağı Cumhuriyet Savcısı ve şüpheli ile müdafii tarafından imzalanır.Kabul Tutanağı ve diğer seri muhakeme usulü tutanaklarına ulaşmak için bkz. https://barandogan.av.tr/seri-muhakeme-usulu-bilgilendirme-kabul-ve-inceleme-tutanagi.html</p>
<p style="text-align: justify;">21- https://www2.tbmm.gov.tr/d27/2/2-2215.pdf sf.19</p>
<p style="text-align: justify;">22-Cumhur Şahin “ Ceza Muhakemesi Hukuku” 2019</p>
<p style="text-align: justify;">23-Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Gamze Kırlıoğlu “Yargıtay Kararları Işığında Cezanın Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesi” (https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp) s.29-95 Temmuz 2019</p>
<p style="text-align: justify;">24-Hüsnü Aldemir, “ Ceza Yargılamasında Seri Muhakeme ve Basit Yargılama Usulleri” s.63-64 ,2019</p>
<p style="text-align: justify;">25-Şüphelinin kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.</p>
<p style="text-align: justify;">26-Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.</p>
<p style="text-align: justify;">27-Örnek vermek gerekirse suçta kullanan eşyanın TCK hükümlerine göre müsadere edilmesine bir engel yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">28-CMK md.174/1-c: “Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen” iddianame iade edilir.</p>
<p style="text-align: justify;">29-https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/01/20200116-3.htm</p>
<p style="text-align: justify;">30-http://www.basin.adalet.gov.tr/Etkinlik/yargida-seri-muhakeme-ve-basit-yargilama-donemi-basladi</p>
<p style="text-align: justify;">The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/7188-s-kanunun-yansimalari-seri-muhakeme-usulu-hakkinda-bir-inceleme.html">7188 s. Kanunun Yansımaları:  Seri Muhakeme Usulü Hakkında Bir İnceleme</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>7188 S. Kanun Karşısında Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kurumunu Baştan Düşünmek</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/7188-s-kanun-karsisinda-kamu-davasinin-acilmasinin-ertelenmesi-kurumunu-bastan-dusunmek.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yamaç Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Nov 2019 20:37:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[af]]></category>
		<category><![CDATA[HSK]]></category>
		<category><![CDATA[kamu davasının açılmasının ertelenmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=9075</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazımızda 1.Yargı Reform Paketi ile önemli ölçüde değişikliğe uğrayan  &#8220;Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi&#8221; kurumunu inceleyeceğiz. İncelememizde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 171.maddesinin eski ve yeni metninden, Adalet Bakanlığı Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı internet sitesinden edindiğimiz istatistiklerden çokça faydalanılmıştır. Yazımız dört (4) başlıktan oluşmaktadır: Ceza Muhakemesi Hukuku İlkeleri Açısından Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kamu Davasının Açılmasının [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/7188-s-kanun-karsisinda-kamu-davasinin-acilmasinin-ertelenmesi-kurumunu-bastan-dusunmek.html">7188 S. Kanun Karşısında Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kurumunu Baştan Düşünmek</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yazımızda 1.Yargı Reform Paketi ile önemli ölçüde değişikliğe uğrayan  &#8220;Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi&#8221; kurumunu inceleyeceğiz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İncelememizde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 171.maddesinin eski ve yeni metninden, Adalet Bakanlığı Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı internet sitesinden edindiğimiz istatistiklerden çokça faydalanılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yazımız dört (4) başlıktan oluşmaktadır:</span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="color: #000000;">Ceza Muhakemesi Hukuku İlkeleri Açısından Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Neydi, Ne Oldu, Şartları Nelerdir?</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Kullanmak İçin Uyuşturucu Veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek Veya Bulundurmak Ya Da Uyuşturucu Veya Uyarıcı Madde Kullanmak Suçu Açısından Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kurumu</span></li>
<li><span style="color: #000000;">İstatistiksel Olarak Değerlendirme</span></li>
</ul>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size: 16px; color: #000000;">1.Ceza Muhakemesi Hukuku İlkeleri Açısından Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Soruşturma , savcının suç haberi alması ile başlar.Bu aşamadan sonra savcı öncelikle 5271s.CMK md.158/6&#8217;da düzenlenen hususu değerlendirir. &#8220;İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir.&#8221; Yani savcı önce ihbar veya şikayetin mahiyetine bakacak ve bunun soyut ve genel nitelikte veyahut herhangi bir inceleme yapılmadan suç oluşturmayacak bir duruma ilişkin olduğunu anladığı an soruşturma evresini sonuçlandıracak ve soruşturmaya yer olmadığı kararı verecektir. Bu karar sonucu soruşturma başlamaz ve kişiye şüpheli <sup>1 </sup>sıfatı verilmez. Karara karşı sulh ceza hakimine itiraz edilebilir.Sulh ceza hâkimliği itirazı haklı bulursa, soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar kalkar.<sup>2</sup></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Savcı 158/6&#8217;daki durumun olmadığını tespit ederse hemen araştırmaya başlamak zorundadır.Doktrinde bu duruma &#8220;araştırma mecburiyeti ilkesi&#8221; denmektedir. Araştırmaların sonucunda savcının önünde iki yol vardır: Ya iddianame düzenleyip mahkemeye göndermek ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermek:</span><br />
<span style="color: #000000;">Savcı , soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Savcı kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde etmişse kural olarak kamu davası açmakla mükelleftir.Doktrinde bu duruma &#8221; kamu davası açma mecburiyeti&#8221; denmektedir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Bahsi geçen kamu davasının mecburiliği ilkesinin tam karşısında maslahata uygunluk ilkesi yer alır.<sup>3</sup>  Maslahata uygunluk ilkesi kamu davası açmakla yükümlü savcıya belli şartlarla kamu davası açmama takdir yetkisi tanır.Savcı yeterli şüphenin varlığına rağmen kamu davasını açmayabilir.Maslahata uygunluk ilkesi savcıya soruşturma başlatıp başlatmama konusunda değil kamu davası açıp açmama da takdir yetkisi tanır. <sup>4</sup>  Yani savcı öncelikle soruşturma yapmalıdır.</span></p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: 16px;">2.Kamu Davasının Ertelenmesi Neydi, Ne Oldu, Şartları Nelerdir?</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Türk hukukunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumu çok eski bir kurum değildir.Çocuk Koruma Kanunu ile hukukumuza kazandırılan bu kurum ardından Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;na dahil edilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline; color: #000000;"><strong>i- 5395 s. Çocuk Koruma Kanunu Açısından Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">5560 s. kanunun 39.maddesi ile değiştirilmeden önce ayrıntılı bir düzenleme yapılmıştı:</span><br />
<span style="color: #000000;">&#8220;Madde 19-(1) Fiil için kanunda öngörülen cezanın üst sınırı üç aydan fazla ve iki yıla kadar(iki yıl dahil) hapis cezasını veya adli para cezasını gerektirir ise, C.savcısı tarafından deliller toplandıktan sonra şüpheli hakkında açılacak kamu davası;</span><br />
<span style="color: #000000;">a-Çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması,</span><br />
<span style="color: #000000;">b-Yapılan soruşturmanın kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi,</span><br />
<span style="color: #000000;">c-Kamu davası açılmasının ertelenmesinin şüpheli ve toplum açısından kamu davası açılmasından daha yararlı olması,</span><br />
<span style="color: #000000;">d-Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade,suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,</span><br />
<span style="color: #000000;">koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde beş(5) yıl süreyle ertelenebilir.Bu fıkranın (d) bendindeki koşul çocuğun ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması halinde aranmayabilir.</span><br />
<span style="color: #000000;">&#8230;</span><br />
<span style="color: #000000;">(5) Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış çocuk bakımından 1.fıkradaki öngörülen hapis cezasının üst sınırı üç yıl(üç yıl dahil) olarak uygulanır.&#8221;</span><br />
<span style="color: #000000;">Çocuk Koruma Kanunu&#8217;nun ilk halinde ayrıntılı bir düzenleme dikkat çekmektedir.Zira o tarhie kadar var olamayan bir kurum ihdas edilmiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Kanun koyucu savcıya soruşturma yapmasını ve belli şartların oluşması halinde de kamu davasının açılmasını erteleme imkanı vermiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">5560 s. kanunun 39.maddesi ile değiştirilmiş 19.madde ise şöyledir:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Madde 19- (Değişik: 6/12/2006-5560/39 md.) (1) Çocuğa yüklenen suçtan dolayı Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı halinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından erteleme süresi üç yıldır.&#8221;</span><br />
<span style="color: #000000;">Kamu Davasının Ertelenmesi Kurumu CMK&#8217;ya alınınca Çocuk Koruma Kanununda sadece CMK&#8217;ya atıfta bulunma yolu tercih edilmiştir.Genel kuralın aksine çocukların lehine olarak erteleme süresi 3 yıl olarak belirlenmiştir.</span><br />
<span style="text-decoration: underline; color: #000000;"><strong>ii-5271s. Ceza Muhakemesi Kanunu Açısından Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">7188 s. Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki madde metni:</span><br />
<span style="color: #000000;">&#8220;&#8230;C.savcısı soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olup, üst sınırı bir yıl veya daha az süreli hapis cezası gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle erlenmesine karar verebilir.Suçtan zarar gören,&#8230; itiraz edebilir.&#8221;</span><br />
<span style="color: #000000;">İlgili madde metninden oldukça sınırlı bir düzenleme getirildiğini anlamak mümkündür.Örneğin 2019 yılının ilk 6 ayında TCK md.86/2&#8217;de düzenlenen BTM ile giderilebilecek kasten yaralama suçunda kamu davasının açılmasının ertelemesi kararı sadece 180 dosyada verilmişitr.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em>Yeni düzenleme ile kapsam genişlemiştir:</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir.Suçtan zarar gören veya şüpheli, &#8230; itiraz edebilir&#8221;</span></p>
<p>&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Bu madde hükümleri;</span><br />
<span style="color: #000000;">a) Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti</span><br />
<span style="color: #000000;">çerçevesinde işlenen suçlar,</span><br />
<span style="color: #000000;">b) Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen</span><br />
<span style="color: #000000;">suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar,</span><br />
<span style="color: #000000;">c) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar,</span><br />
<span style="color: #000000;">hakkında uygulanmaz.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Bu açıklamalar sonucu Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi&#8217;nin şartlarını belirleyelim:( Şu koşullar varsa C.savcısı kamu davasının açılmasını 5 yıl süreyle erteleyebilir:)</strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="color: #000000;"><strong>1.ŞART:</strong> İlgili suç uzlaştırma kapsamında olmamalıdır.<sup>5</sup></span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Uzlaştırma kapsamındaki suçlara örnek olarak;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kasten yaralama 86/1 ( Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası)                                                                                                                                                 -İş ve çalışma hürriyetinin ihlali  117/1 ( altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ), 119/1-c ( Birden fazla kişi tarafından birlikte/ ceza 1 kat artırılır.) 7188 s. Kanun ile eklenmiştir.                                                                                                                                                                         </span><span style="color: #000000;">-Hırsızlık 141/1 (Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası)</span><br />
<span style="color: #000000;">-Dolandırıcılık 157/1 (Bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası)</span><br />
<span style="color: #000000;">-Dolandırıcılık/ daha az cezayı gerektiren hal 159/1( Altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası)</span><br />
<span style="color: #000000;">-Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi 165 (Altı aydan üç yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ) 7188 s. Kanun ile eklenmiştir.</span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="color: #000000;"><strong>2.ŞART:</strong> İlgili suç ön ödeme kapsamında olmamalıdır.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">TCK Madde 75- (1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;</span><br />
<span style="color: #000000;">a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,</span><br />
<span style="color: #000000;">b) Hapis cezasının aşağı sınırının karşılığı olarak her gün için yirmi Türk Lirası üzerinden bulunacak miktarı,</span><br />
<span style="color: #000000;">c) Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis cezası için bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının aşağı sınırını,</span><br />
<span style="color: #000000;">Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ön ödeme kapsamındaki suçlara örnek olarak;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8211; Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi 98/1 ( bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası )</span><br />
<span style="color: #000000;">-Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması 171 (üç aydan bir yıla kadar hapis cezası)</span><br />
<span style="color: #000000;">-Çevrenin taksirle kirletilmesi 182/1 (Çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya verilmesine taksirle neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu atık veya artıkların, toprakta, suda veya havada kalıcı etki bırakması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.)</span><br />
<span style="color: #000000;">-Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma 264/1 ( üç aydan bir yıla kadar hapis cezası)</span><br />
<span style="color: #000000;">-Suçu bildirmeme 278/1-2 ( bir yıla kadar hapis cezası ile)</span><br />
<span style="color: #000000;">(Yukarıda sayılan suçlar ceza miktarları dikkate alınmaksızın ön ödemeye tabi suçlardandır)</span><br />
<span style="color: #000000;">-Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs 288 ( Görülmekte olan bir davada veya yapılmakta olan bir soruşturmada, hukuka aykırı bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, elli günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır.)</span><br />
<span style="color: #000000;">-Muhafaza görevini kötüye kullanma 289/3 (Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle el konulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Ön ödeme kapsamındaki suçlarda C.savcısı şüpheliye verilen sürede ödeme yapılması halinde &#8220;Kamu Davasının Açılmasına Yer Olmadığı Kararı&#8221; verir.Eğer savcı ön ödeme yolunu işletiyor ise demek ki orada kamu davasının açılması için yeterli şüphe vardır.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ödemede bulunulması üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile düşme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. (TCK 75/7)</span></p>
<p>Not:Her ne kadar maddenin eski halinde  &#8220;sırf adli para cezası&#8221; öngören  suçların kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumu kapsamında olup olmadığı tartışılabilir idiyse de maddenin yeni halinde önödemeye tabi suçlar kamu davasının açılmasının ertelenmesi kapsamı  dışında olduğundan ve sırf adli para cezası öngören suçlar önödeme kapsamında olduğundan tartışmalar önemi yitirmiştir. Akla uzlaştırma kapsamındaki bir suçun sırf adli para cezası öngörmesi halinde önödemeye tabi olmayacağı gelebilir.Ancak bu durumda da kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumu kapsamında olamayacaktır.Zira uzlaştırma da kapsam dışı bir durumdur.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="color: #000000;"><strong>3.ŞART:</strong> Üst sınırı 3 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren bir suç olmalıdır.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Örnek vermek gerekirse; (Sayılanlardan bazıları diğer şartlara uymadığı için kamu davasının açılmasının ertelenmesi yoluna gidilemeyecektir.Sayılan örnekler üst sınırı 3 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlar olmakla birlikte acaba &#8220;hapis veya adli para cezası&#8221;, &#8220;sırf adli para cezası &#8220;(önödeme başlığı incelenebilir.) veya &#8221; hapis cezası ve adli para cezası&#8221; ihtiva eden suçlar bu kapsamda görülebilir mi? Bu sorulara ilerleyen başlıklarda yanıt arayacağız.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kasten yaralama 86/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası )( İlgili hüküm uzlaştırma kapsamında olduğu için Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi kurumuna konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kasten yaralama 86/2 (dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası) (İlgili hüküm 2019 yılının ilk 6 ayında 180 dosyada kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olmuştur.Eski hükümde uzlaştırma kapsamındaki suçlar hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi yoluna başvurma engeli yok iken yeni düzenleme ile uzlaştırma kapsamındaki suçlar kapsam dışı tutulmuştur.Bu açıdan artık 86/2 kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumu kapsamında değildir.Eski hükümde de &#8220;&#8230;üst sınırı bir yıl veya daha az süreli hapis cezası gerektiren suçlardan dolayı&#8221; ifadesi geçmekte olup hapis cezası veya adli para cezası alternatifini taşıyan suçlarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi yoluna gidilebilmiştir.Buradan çıkan sonuç kanunda hapis veya adli para cezası alternatifi sunan suçlarda üst sınırı 3 yıl veya daha az hapis cezası öngörmüşse kamu davasının açılmasının ertelenmesi yoluna başvurulabilir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Taksirle yaralama 89/1 ( üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ) ( İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.Değişiklik öncesi bu hüküm en fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen suçlardan biri idi.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-İnsan üzerinde deney 90/1(bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Terk 97/1 (üç aydan iki yıla kadar hapis cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi 98/1 ( bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.)( İlgili hüküm ön ödeme kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Cinsel taciz 105/1 (üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezası) ( İlgili hüküm aşağıda inceleneceği üzere cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan olduğu için istisna kapsamında olacak ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Şantaj 107/1( bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme 115/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Konut dokunulmazlığının ihlali 116/1( altı aydan iki yıla kadar hapis cezası )(İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-İş ve çalışma hürriyetinin ihlali 117/1 (altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası )7188 s. Kanun ile uzlaştırma kapsamına alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kişilerin huzur ve sükununu bozma 123/1( üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Haberleşmenin engellenmesi 124/1 ( altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Hakaret 125/1 (üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası )(İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span><br />
<span style="color: #000000;">***Hakaret</span><br />
<span style="color: #000000;">Madde 125- (3) Hakaret suçunun;</span><br />
<span style="color: #000000;">a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,(Uzlaştırma kapsamında olmasa da 172/6-b gereği kamu görevlisine kamu görevi nedeniyle işlenen suçlar kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span><br />
<span style="color: #000000;">b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya( UZLAŞTIRMA KAPSAMINDA)</span><br />
<span style="color: #000000;">çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,</span><br />
<span style="color: #000000;">c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,(UZLAŞTIRMA KAPSAMINDA)</span><br />
<span style="color: #000000;">İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.</span><br />
<span style="color: #000000;">Yani 125/1 , 125/2 , 125/3-b-c hükümleri uzlaştırma kapsamında olduğundan 125/3-a hükmü ise 172/6-b&#8217; deki özel hüküm nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumu kapsamında değildir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kişinin hatırasına hakaret 130/1 (üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ) 130/2 (üç aydan iki yıla kadar hapis cezası) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Haberleşmenin gizliliğini ihlal 132/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması 133/2 (altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Özel hayatın gizliliğini ihlal 134/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kişisel verilerin kaydedilmesi 135/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Verileri yok etmeme 138/1 (bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Hırsızlık 141/1 ( bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Mala zarar verme 151/1 (dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme 153/2 (kirletmek- üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Hakkı olmayan yere tecavüz 154/1 (altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.) 154/2-3 7188s. kanun ile değişik 250.maddeye göre hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır diyerek  kamu davasının açılmasının ertelenmesi kapsamına alınmıştır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Güveni kötüye kullanma 155/1( altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.) 7188s. Kanun ile uzlaştırma kapsamına alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Bedelsiz senedi kullanma 156/1 ( altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Daha az cezayı gerektiren hal/dolandırıcılık 159/1 ( altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf 160/1 (bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Taksirli iflas 162/1 ( iki aydan bir yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kaşılıksız yararlanma 163/1(iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası/ Ön ödeme kapsamında olduğu için kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olmayacaktır. ) , 163/2 ( altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ) ,163/3 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi 164/1 (altı aydan üç yıla kadar hapis veya bin güne kadar adlî para cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi 165/1 (altı aydan üç yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.) 7188 s. Kanun ile uzlaştırma kapsamına alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Bilgi vermeme 166/1 (altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ) (İlgili hüküm ön ödeme kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması 170/1 (altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması 171/1 ( üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ) (İlgili hüküm ön ödeme kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Akıl hastası üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali 175/1 (altı aya kadar hapis veya adlî para cezası) (İlgili hüküm ön ödeme kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-İnşaat veya yıkımla ilgili emniyet kurallarına uymama 176/1 (üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Hayvanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılması 177/1 (altı aya kadar hapis veya adlî para cezası) (İlgili hüküm ön ödeme kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-İşaret ve engel koymama 178/1 (iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası )(İlgili hüküm ön ödeme kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Trafik güvenliğini tehlikeye sokma 179/2 (üç aydan iki yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma Madde 180/1 (üç aydan üç yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Çevrenin kasten kirletilmesi 181/1 ( altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ) , 181/2 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Çevrenin taksirle kirletilmesi 182/1 ( Çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya verilmesine taksirle neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu atık veya artıkların, toprakta, suda veya havada kalıcı etki bırakması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.) (İlgili hüküm önödeme kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Gürültüye neden olma 183/1 ( iki aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Zehirli madde katma 185/2 (üç aydan bir yıla kadar hapis cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Zehirli madde imal ve ticareti 193/1 ( iki aydan bir yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Sağlık için tehlikeli madde temini 194/1 ( altı aydan bir yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma 195/1 (iki aydan bir yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Usulsüz ölü gömülmesi 196/1 (altı aya kadar hapis cezası) (İlgili hüküm ön ödeme kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Parada sahtecilik 197/2- Sahte parayı bilerek kabul eden (bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası ) ,197/3- Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan ( üç aydan bir yıla kadar hapis cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kıymetli damgada sahtecilik 199/2 ( üç aydan bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası ) 199/3- Sahteliğini bilmeden kabul ettiği kıymetli damgayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan ( bir aydan altı aya kadar hapis cezası ) (İlgili hüküm ön ödeme kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Mühür bozma 203/1 ( altı aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan 206/1 (üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Özel belgede sahtecilik 207/1-2 ( bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek 208 /1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Açığa imzanın kötüye kullanılması 209/1( üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Resmi belge hükmünde belgeler 210/2 (üç aydan bir yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Suçu ve suçluyu övme 215/1( iki yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama 216/1( bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası) , 215/2 (altı aydan bir yıla kadar hapis cezası), 215/3 (altı aydan bir yıla kadar hapis cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kanunlara uymamaya tahrik 217/1 (altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma 219/1 (bir aydan bir seneye kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır veya bunlardan birine hükmolunabilir)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Suç işlemek amacıyla örgüt kurma</span><br />
<span style="color: #000000;">220/ 2 -Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</span><br />
<span style="color: #000000;">220/8- Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlgili suçlar CMK 171/6-a gereği kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında değildir.,</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması 223/1 (bir yıldan </span><span style="color: #000000;">üç yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Hayasızca hareketler 225/ 1 ( altı aydan bir yıla kadar hapis cezası) &#8211;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Müstehcenlik 226/1 (altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası, 226/2( altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Fuhuş 227 /3 (bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki bin güne kadar adli para cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama 228/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden aşağı olmamak üzere adlî para cezası)(7188s. kanunla değişik 250.maddede 228/1&#8217;de düzenlenen kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçu kamu davasının açılmasının ertelenmesi kapsamında kabul edildiğine göre rahatlıkla hapis cezası VE adli para cezasını birlikte içeren ve diğer şartları taşıyan suçlar için kamu davasının açılmasının ertelenmesi yoluna başvurulabilir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Dilencilik 229/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören 230/1-2 (altı aydan iki yıla kadar hapis cezası), 230/3 (üç aydan bir yıla kadar hapis cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Çocuğun soybağını değiştirme  231/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ) ,231/2 ( Özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, sağlık kurumundaki bir çocuğun başka bir çocukla karışmasına neden olan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kötü muamele 232/1 (iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ), 232/2 (terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali 233/1( bir yıla kadar hapis cezası ) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.) , 233/2( Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.), 233/3 (Velayet hakları kaldırılmış olsa da, ihtiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması 234/1 (üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.),234/2 (Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüz on iki yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır.), 234/3 (Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikayet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası) (İlgili hükümler de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-İhaleye fesat karıştırma 235/3-b ( bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Fiyatları etkileme 237/1(üç aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma 238/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması 239/1 ( bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası) (İlgili hüküm de uzlaştırma kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Mal veya hizmet satımından kaçınma 240/1( altı aydan iki yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Bilişim sistemine girme 243/1 ( bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası , 243/3 (Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.) ,243/4 (Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme 244/2 (altı aydan üç yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Yasak cihaz veya programlar 245/A/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-İrtikap 250/3 (İkinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasından yararlanarak işlenmiş olması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Denetim görevinin ihmal 251/2 (Denetim görevini ihmal ederek, zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkan sağlayan kamu görevlisi, üç aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.)(İlgili suç CMK 171/6-b gereği kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında değildir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Nüfuz ticareti 255/1-son cümle ( İşinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlayan kişi ise, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Görevi kötüye kullanma 257/1 (altı aydan iki yıla kadar hapis cezası), 257/2 (üç aydan bir yıla kadar hapis cezası) (İlgili suç CMK 171/6-b gereği kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında değildir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kamu görevlisinin ticareti 259/1 (altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ) (İlgili suç CMK 171/6-b gereği ve önödeme konusu suç olduğu için kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında değildir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kamu görevinin terki veya yapılmaması 260/1 (üç aydan bir yıla kadar hapis cezası )(İlgili suç CMK 171/6-b gereği kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında değildir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf 261/1 (altı aydan iki yıla kadar hapis cezası )(İlgili suç CMK 171/6-b gereği kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında değildir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi 262/1 (üç aydan iki yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma 264/1 (üç aydan bir yıla kadar hapis cezası) (İlgili hüküm ön ödeme kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Görevi yaptırmamak için direnme 265/1 ( altı aydan üç yıla kadar hapis cezası)(İlgili suç CMK 171/6-b gereği kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında değildir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması 268/1 (İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Suç üstlenme 270/1( iki yıla kadar hapis cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Suç uydurma 271/1 (üç yıla kadar hapis cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Yalan tanıklık 272/1 (dört aydan bir yıla kadar hapis cezası), 272/2 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Suçu bildirmeme 278/1 (bir yıla kadar hapis cezası)(İlgili hüküm önödeme kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi 279/1 (altı aydan iki yıla kadar hapis cezası) )(İlgili suç CMK 171/6-b gereği kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında değildir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi 280/1 (bir yıla kadar hapis cezası )(İlgili suç CMK 171/6-b gereği kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında değildir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme 284/1 (bir yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Gizliliğin ihlali 285/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası) ,285/2 (bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ) ,285/5 (altı aydan iki yıla kadar hapis cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Ses veya görüntülerin kayda alınması 286/1 ( altı aya kadar hapis cezası ) (İlgili hüküm ön ödeme kapsamında olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olamayacaktır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Genital muayene 287/1 (üç aydan bir yıla kadar hapis cezası) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Muhafaza görevini kötüye kullanma 289/1 ( üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası), 287/4 (Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında el konulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Resmen teslim olunan mala el konulması ve bozulması 290/1 (üç aydan bir yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Başkası yerine ceza infaz kurumuna veya tutuk evine girme 291/1 (altı aydan iki yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Hükümlü veya tutuklunun kaçması 292/1 (altı aydan bir yıla kadar hapis cezası) ,292/2 (Bu suçun, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Kaçmaya imkan sağlama 294/1( bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası), 294/8 (Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün, muhafaza veya nakli ile görevli kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından yararlanarak kaçması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.) (Kanımızca 294/8 171/6-b gereği kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında değildir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Hükümlü veya tutukluların ayaklanması 296/1 (Hükümlü veya tutukluların toplu olarak ayaklanması halinde, her biri hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Devletin egemenlik alametlerini aşağılama 300/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ) ,300/2 ( altı aydan iki yıla kadar hapis cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama 301/1-2 (altı aydan iki yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Halkı askerlikten soğutma 318/1 (altı aydan iki yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Askerleri itaatsizliğe teşvik 319/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Seferberlikle ilgili görevin ihmali 324/1(altı aydan üç yıla kadar hapis cezası )(İlgili suç CMK 171/6-b gereği kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında değildir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Düşmandan unvan ve benzeri payeler kabulü 325/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Devlet sırlarından yararlanma, Devlet hizmetlerinde sadakatsizlik 333/4 (Bu maddede tanımlanan suçların işleneceğini haber alıp da bunları zamanında yetkililere ihbar etmeyenlere, suç teşebbüs derecesinde kalmış olsa bile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Yasaklanan bilgileri temin 334/1 (bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Taksir sonucu casusluk fiillerinin işlenmesi 338/1 ( altı aydan üç yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">-Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret 341/1 (üç aydan bir yıla kadar hapis cezası )</span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="color: #000000;"><strong>4.ŞART:</strong> Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkûm olmamış bulunması gerekir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>5.ŞART</strong>: Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi gerekir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>6.ŞART</strong>:Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından kamu davası açılmasından daha yararlı olması gerekir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>7.ŞART:</strong>Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>8.ŞART:</strong> Şu suçlar hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilemez:</span><br />
<span style="color: #000000;">a) Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar,</span><br />
<span style="color: #000000;">b) Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar,</span><br />
<span style="color: #000000;">c) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sayılan 8 şartın sağlandığı hallerde C. savcısına kamu davası açma veya erteleme konusunda bir takdir yetkisi tanınmıştır. C. savcısı yeni düzenleme karşısında takdir yetkisini erteleme için kullanmaktan çekinmemelidir. Zira HSK&#8217;nın bir duyurusunda<sup>6</sup>  &#8221; Kurulumuzca yapılan terfi incelemelerinde; Kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararlar, ilgili Cumhuriyet savcısının çıkan işinden sayılmaktadır.&#8221; denerek savcılara rahatlıkla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verebilecekleri hissettirilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumu hakkında birkaç bilgi daha eklemekte fayda vardır:</span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="color: #000000;"><strong>Erteleme Süresi:</strong> Kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verilebilir. Çocuklar açısından bu süre 3 yıl olarak uygulanır. <sup>7</sup></span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Erteleme Süresi İçinde Kasıtlı Suç İşlenirse:</strong> Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde kamu davası açılır. ( CMK 171/4)</span></li>
<li><span style="color: #000000;">E<strong>rteleme Süresi İçinde Kasıtlı Suç İşlenmezse:</strong>Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.( CMK 171/4)</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Zamanaşımı:</strong> Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. ( CMK 171/4)</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Sicil:</strong> Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.( CMK 171/5)</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Yürürlük:</strong> Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih(24 Ekim 2019 tarihinde Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.) itibarıyla, kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi hükümleri uygulanmaz.( CMK Geçici Madde 5/1-e)</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Özel Düzenleme:</strong> Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. ( CMK 253/19)</span></li>
</ul>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: 16px;">3.Kullanmak İçin Uyuşturucu Veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek Veya Bulundurmak Ya Da Uyuşturucu Veya Uyarıcı Madde Kullanmak Suçu Açısından Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kurumu</span></h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;191-(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</span><br />
<span style="color: #000000;">(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında şartları aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.</span><br />
<span style="color: #000000;">(3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.</span><br />
<span style="color: #000000;">(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;</span><br />
<span style="color: #000000;">a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,</span><br />
<span style="color: #000000;">b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,</span><br />
<span style="color: #000000;">c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,</span><br />
<span style="color: #000000;">hâlinde, hakkında kamu davası açılır.</span><br />
<span style="color: #000000;">(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yukarıda zikredilen hüküm kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumu ile pek bağdaşmamaktadır.Zira C.savcısına takdir yetkisi tanınmamış olup ilgili suç için mecburi erteleme söz konusudur.Kanaatimizce 191.maddede düzenlenen suç için başka bir kurum ihdas edilmesi yerinde olacaktır.</span></p>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: 16px;">4.İstatistiksel Olarak Değerlendirme<sup>8</sup></span></h2>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="color: #000000;">2017 Yılı İstatistikler:</span><br />
<span style="color: #000000;">-Tck md.191 &#8212;&gt; 50508 Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı</span><br />
<span style="color: #000000;">-Tck md.89 &#8212;&gt;121 Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı</span><br />
<span style="color: #000000;">-Tck md.86 &#8212;&gt;88 Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı</span><br />
<span style="color: #000000;">Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen dosyalar:</span><br />
<span style="color: #000000;">-Tck md.191 &#8212;&gt; 2230 Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı</span><br />
<span style="color: #000000;">-Tck md.89 &#8212;&gt;164 Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı</span><br />
<span style="color: #000000;">-Tck md.86 &#8212;&gt;105 Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı</span></li>
<li><span style="color: #000000;">2019 Yılı İlk 6 Ay İstatistikler:</span><br />
<span style="color: #000000;">-Tck md.191 &#8212;&gt; 33229 Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı</span><br />
<span style="color: #000000;">-Tck md.86/2 &#8212;&gt;180 Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı</span><br />
<span style="color: #000000;">-Tck md.89/1 &#8212;&gt;130 Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı</span><br />
<span style="color: #000000;">Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı Verilen Soruşturma Dosyalarında Erteleme Süresi Zarfında Kasıtlı Bir Suç İşlenmemesi Nedeniyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Verilen ve Erteleme Süresi İçinde Kasıtlı Bir Suç İşlenmesi Nedeni ile Kamu Davası Açılan Dosya Sayısı:</span><br />
<span style="color: #000000;">-2571 Kamu Davası Açılan Dosya</span><br />
<span style="color: #000000;">-411 Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Verilen Dosya Sayısı</span><br />
<span style="color: #000000;">İstatistiklerin de incelenmesi ile birlikte bir soru ile yazımıza son verelim: <strong>Acaba kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumu şüpheliyi ıslah edebiliyor mu?</strong></span></li>
</ul>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000;">Dipnotlar</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1-Şüpheli, soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi ifade eder. 5271.s.CMK md.2/1-a</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2-Av.Baran Doğan &#8216;Soruşturma Nedir?&#8217; https://barandogan.av.tr/sorusturma-nedir-ve-sorusturma-yapilmasina-yer-olmadigina-dair-karara-itiraz.html</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">3-Hüsamettin Uğur, Ceza Muhakemesinde Kovuşturma Mecburiyeti İlkesinden Maslahata Uygunluk İlkesine, TBB Dergisi, Sayı 73, 2007</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">4- Faruk Turhan, Ceza Muhakemesi Hukuku Notları 2019</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">5-Uzlaştırma kapsamındaki suçların listesi için: http://alternatifcozumler.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/1922019150524su%C3%A7%20listesi-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCr%C3%BCld%C3%BC.pdf</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">6-https://hsk.gov.tr/DuyuruOku/1320_kamu-davasinin-acilmasinin-ertelenmesi-kararlarinin-ve-uzlastirma-dosyalarinin-t.aspx</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">7-Suat Çalışkan, Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi, Hukuki Haber ( https://www.hukukihaber.net/kamu-davasinin-acilmasinin-ertelenmesi-kdae-makale,7113.html</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">8-http://www.alternatifcozumler.adalet.gov.tr/Home/OrtaDetay/kamu-davasinin-acilmasinin-ertelenmesine-iliskin-istatistikler</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>NOT:</strong> Kapak resmi kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumunun en önemli sujesi olan savcıların arkadan çekilmiş bir fotoğrafıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yamaç DOĞAN/SDÜ Hukuk Fakültesi 4.Sınıf Öğrencisi</span></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/7188-s-kanun-karsisinda-kamu-davasinin-acilmasinin-ertelenmesi-kurumunu-bastan-dusunmek.html">7188 S. Kanun Karşısında Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kurumunu Baştan Düşünmek</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Kapsamında Çocuğun Cinsel İstismarı</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/5237-sayili-turk-ceza-kanunu-kapsaminda-cocugun-cinsel-istismari.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yamaç Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Aug 2019 21:13:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[5237 sayılı kanun]]></category>
		<category><![CDATA[5237 sayılı kanun ve çocuk istismarı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk istismarı]]></category>
		<category><![CDATA[TCK]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ceza Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=8654</guid>

					<description><![CDATA[<p>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu&#8217;nun &#8220;kişilere karşı suçlar&#8221; başlıklı ikinci kısmının altıncı bölümünde düzenlenen Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar şunlardır: TCK md 102 ( Cinsel Saldırı) TCK md 103 ( Çocuğun Cinsel İstismarı) TCK md 104 ( Reşit Olmayanla Cinsel İlişkiye Girme ) TCK md 105 ( Cinsel Taciz) Yazımızda TCK&#8217;nın 103.maddesinde düzenlenen Çocuğun Cinsel İstismarı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/5237-sayili-turk-ceza-kanunu-kapsaminda-cocugun-cinsel-istismari.html">5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Kapsamında Çocuğun Cinsel İstismarı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu&#8217;nun &#8220;kişilere karşı suçlar&#8221; başlıklı ikinci kısmının altıncı bölümünde düzenlenen Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar şunlardır:</p>
<ul>
<li>TCK md 102 ( Cinsel Saldırı)</li>
<li>TCK md 103 ( Çocuğun Cinsel İstismarı)</li>
<li>TCK md 104 ( Reşit Olmayanla Cinsel İlişkiye Girme )</li>
<li>TCK md 105 ( Cinsel Taciz)</li>
</ul>
<p>Yazımızda TCK&#8217;nın 103.maddesinde düzenlenen Çocuğun Cinsel İstismarı suçu incelenecek olup , inceleme hukuki yorumlarla sınırlı tutulacaktır. Çocuk istismarının daha farklı yönlerini inceleyen &#8220;Çocuk İstismarı ve Buna İlişkin Tedbirler Hakkında Bir Çalışma&#8221;<sup>1</sup> başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.</p>
<p>Ceza Kanunumuz cinsel suçları oluştururken belli başlı ölçütler geliştirmiş ve suçları buna göre kategorilendirmiştir:</p>
<p><span style="text-decoration: underline">İlk Ölçüt Yaş Hakkındadır:</span></p>
<ul>
<li>Cinsel saldırı suçu 18 yaşını tamamlamış kişilere karşı işlenebilen bir suçtur. Yani 18 yaşından küçük birine cinsel saldırı suçu işlenemez.</li>
<li>Çocuğun cinsel istismarı ise 18 yaşını tamamlamamış çocuklara yönelik cinsel davranışları cezalandırır.Aşağıda ifade edileceği üzere bu suç tipinde de yaşlara göre ölçütler konmuş ve bu ölçütlere göre kanun koyucu cezayı artırmıştır.</li>
<li>Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda ise yine 18 yaşından küçük bir mağdur gereklidir. Çünkü hukukumuzda reşit olma yollarından biri de 18 yaşını tamamlamaktır. 18 yaşını tamamlamış biri reşit olacağı için bu suçun mağduru olamayacaktır. Peki çocuğun cinsel istismarından yaş açısından farkı nedir? Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda mağdur on beş yaşını bitirmiş olan çocuktur. Oysa çocuğun cinsel istismarında mağdur 15 yaşındaki bir çocuk olabileceği gibi 10 yaşındaki bir çocuk hatta 3 aylık bir bebek de olabilir.</li>
<li>Cinsel taciz suçu ise yaş açısından bir kısıta sahip değildir.105. madde &#8220;bir kimseyi..&#8221; diye başlamaktadır. Bu suç hem 18 yaşını tamamlamış kişilere karşı işlenebilir hem de 18 yaşını tamamlamamış kişilere yani çocuklara karşı işlenebilir. Çocuklara karşı cinsel taciz kapsamındaki davranışların TCK 103.maddede düzenlenen çocuğun cinsel istismarına mı yoksa TCK 105.maddede düzenlenen cinsel taciz suçuna mı gireceği tartışılabilirdi. Ancak kanun koyucu 105.maddenin 1.fıkrasında çocuğa karşı temas içermeyen cinsel davranışları düzenleyerek bu tartışmalara yolu kapatmıştır.</li>
</ul>
<p><span style="text-decoration: underline">İkinci Ölçüt Temasa İlişkindir:</span></p>
<ul>
<li>Cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı ve reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarında temas olması aranıyor.Oysa cinsel taciz temas olmaksızın cinsel amaçlı hareketleri cezalandırıyor.</li>
</ul>
<p><span style="text-decoration: underline">Üçüncü Ölçüt Temasın Niteliği:</span></p>
<ul>
<li>Cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı suçlarında &#8220;sarkıntılık&#8221; seviyesinde kalmış cinsel davranışlar dahi cezalandırmak için yeterlidir.Ancak sarkıntılık halinde cezanın azaldığını görüyoruz.<br />
Örnek: TCK 102.madde temel cinsel saldırı suçunu işeyenlere beş yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörmüştür.Ancak cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir diyerek cezada indirim yapmıştır.</li>
<li>Oysa reşit olmayanla cinsel ilişkide alelade bir temas içeren davranış değil cinsel ilişki niteliğinde bir davranış aranmaktadır. Yani 15 yaşını tamamlamış ve fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği tam, reşit olmayan kişi ile cinsel ilişki kapsamında olmayan rızaya dayalı temas içeren cinsel davranışlar mezkur maddelerden(TCK 102,1 03,104,105) hiçbirine girmemektedir.</li>
</ul>
<p><span style="text-decoration: underline">Dördüncü Ölçüt Şikayete Bağlılık:</span></p>
<ul>
<li>Cinsel saldırı suçunun temel şekli ve sarkıntılık düzeyinde kalan hali şikayete bağlıdır.Oysa 102/2 de düzenlenen &#8220;vucuda organ veya sair cisim sokma&#8221; halinde şikayet aranmaz.Bunun da istisnası yani ana kuralın müstesnası ise bu eylemin eşe karşı işlenmesi haline ilişkindir ve soruşturma ve kovuşturmanın yapılması için şikayet aranır.</li>
<li>Çocuğun cinsel istismarında kural re&#8217;sen soruşturma ve kovuşturulmadır. İstisnaen ise &#8220;sarkıntılık&#8221; düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.</li>
<li>Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda temel hal için şikayet aranırken şu 2 halde şikayet aranmaz, resen soruşturulur ve kovuşturulur:<br />
-Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.<br />
-Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.</li>
<li>Cinsel taciz suçunun da temel hali için şikayet aranır.</li>
</ul>
<p><strong>Bu açıklamalardan sonra TCK madde 103&#8217;ün ayrıntılarına inmeye başlayalım.</strong></p>
<p>Yukarıda ifade ettiğimiz üzere çocuğun cinsel istismarı suçu 18 yaşını tamamlamamış çocuklara karşı işlenebilen bir suçtur.</p>
<p>Peki kanun koyucu hangi şartlarda cinsel istismarın olduğunu kabul etmiştir;</p>
<p>Kanun koyucu öncelikle 15 yaşını tamamlayıp tamamlamama ölçütüne göre ayrım yapmıştır.</p>
<ul style="list-style-type: square">
<li><span style="text-decoration: underline"><strong>1.Grup: 0-15 Yaş:</strong> </span>Mağdur 15 yaşını tamamlamamış( veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan ) bir çocuk ise her türlü cinsel davranış çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturur. Bu yaş grubu için iradenin etkilenip etkilenmediğine ilişkin bir araştırma yapılmaz ve çocuğun iradesinin olmadığı kabul edilir. Suçun oluşması için herhangi bir cebir,tehdit hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olması aranmamıştır.Yani fail &#8220;mağdurun rızası vardı&#8221; dese ve hatta bu durumu kanıtlasa bile oluşan suç TCK md.103 çocuğun cinsel istismarıdır.Ayrıca bu yaş grubuna karşı zorla yapılan cinsel eylemler aşağıda ifade edileceği üzere temel halden farklı cezaya tabi tutulmuştur.</li>
<li><span style="text-decoration: underline"><strong>2.Grup 15-18 Yaş:</strong> </span>Mağdur 15 yaşını tamamlamış ve fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilme yeteneğine sahip bir çocuk ise kanun koyucu bazı şartlarla bu suçun oluşabileceğini kabul etmiştir.Bu yaş grubuna yönelik sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, TCK md.103 anlamında çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturur. Örneğin 17 yaşındaki bir kız çocuğu ile 19 yaşındaki bir erkek &#8220;rıza dahilinde yani cebir , tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmadan&#8221; cinsel ilişkiye girerse bu durumda TCK md.103 çocuğun cinsel istismarı suçu oluşmayacaktır.İlgili örnekte 17 yaşındaki kız çocuğu Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre reşit olmamış veya reşit sayılmayan biri ise TCK md.104 reşit olmayan ile cinsel ilişki suçu oluşmuştur.Buna benzer bir olayda Yargıtay 14.Ceza Dairesinin bir kararını aktarmakta fayda vardır: &#8220;Sanığın mağdure ile rızasıyla cinsel ilişkide bulunduğunu ikrar ettiği, mağdurenin ise ilk ilişkinin zora dayalı sonraki ilişkilerinin ise rızaya dayalı olduğunu belirttiği, zora dayalı bir ilişki gerçekleştirdiğine dair mağdurenin soyut iddiasından başka delil bulunmadığı, oluşa göre sanığın 16 yaş içinde bulunan mağdure ile birden fazla kez cinsel ilişkiye girdiği sabit olmakla, &#8230; sanığın TCK.nın 104/1, 43. maddeleri uyarınca reşit olmayanla rızayla cinsel ilişki suçu nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken..&#8221;( Yargıtay 14. Ceza Dairesi &#8211; Karar: 2014/6706)(Aktaran Av.Baran Doğan) Bu yaş grubunda mağdurun iradesi sakatlanmıştır.İradenin sakatlanması vasıtası olarak silah kullanılmışsa aşağıda ifade edileceği üzere temel halden farklı bir cezaya tabi tutulmuştur.</li>
</ul>
<p><span style="text-decoration: underline"><strong>a-Suçun Temel Hali:</strong></span> <em>Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</em></p>
<p>1-Fail herhangi biri olabilir. Fail hakkında özel bir durum öngörülmemiştir.</p>
<p>2-Mağdur sadece çocuk olabilir.Peki çocuk kimdir? Hukukumuzda çocuk ile ilgili iki kanun tanım yapmaktadır:</p>
<ul>
<li>5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu md.3/1-a: Çocuk daha erken yaşta ergin olsa bile, on sekiz yaşını doldurmamış kişiyi ifade eder.</li>
<li>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu md.6/1-b: Çocuk deyiminden; henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişi anlaşılır.</li>
</ul>
<p>3-Suçun konusu çocuğun bedenidir.</p>
<p>4-Fiil ise az aşağıda ifade edeceğimiz filler dışında kalan çocuğun bedenine yönelik cinsel davranışlardır.</p>
<p>5-Şikayete bağlı değildir.</p>
<p>6-Cezası 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline"><strong>b-Suçun Cezayı İndiren Nitelikli Hali:</strong></span> <em>Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.</em></p>
<p>1-Yukarıda suçun temel hali için yaptığımız açıklamalar burada da geçerli olmakla birlikte fiil yönünden bir farklılaşma vardır.Kanun koyucu cinsel istismarın sarkıntılık aşamasında kalması halinde suçun temel şeklinden daha az bir ceza öngörmüştür.Peki sarkıntılık nedir, temel halden farkı nedir? Sarkıntılık kelimesinin anlamını TDK<sup>2</sup>&#8216;de sorguladığımızda Türk ceza hukuku açısından doğru sonuca ulaşamadık.TDK&#8217;ye göre sarkıntılık &#8220;Genellikle kadınlara sataşma, laf atma, rahatsız etme, huzur bozma, tasallut.&#8221; anlamına gelmektedir. Zira yazımızın başında cinsel suçları belli ölçütlere göre kategorilendirmiştik.Bu kategorilerden biri temasın varlığı idi. Cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı ve reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarında bir temas ararken kanun koyucu cinsel taciz suçunda temas olmaksızın laf atma,sataşma,huzur bozma eylemlerini cezalandırdığını ifade ettik. Kanaatimce TDK&#8217;nın sarkıntılık tanımı TCK md.105&#8217;te düzenlenen Cinsel Taciz suçuna ilişkindir.</p>
<p>Türk ceza hukuku açısından sarkıntılık cinsel tacizden farkla bedensel temas içeren, çocuğun cinsel istismarının temel halinden farkla eylemin ani, kesik olduğu devamlılık arz etmediği bir suçtur.</p>
<p>Suat Çalışkan bir yazısında<sup>3</sup> sarkıntılığın unsurlarını 3 başlıkta toplamıştır.</p>
<ul>
<li>Cinsel amaç şartı</li>
<li>Bedensel temas</li>
<li>Ani eylem</li>
</ul>
<p>Özetle bir eylem bedensel temastan oluşmuyorsa kesinlikle sarkıntılık olmayacağı gibi ani olmayan , süreklilik gösteren bir eylem ise yine kesinlikle sarkıntılık değildir.</p>
<p>2-Sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun cinsel istismarı resen soruşturulup kovuşturulur. Ancak, sarkıntılık düzeyinde kalmış cinsel istismar suçunun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlı kılınmıştır.</p>
<p>3-Cezası 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıdır.Öngörülen ceza temel hale nazaran oldukça hafiflemiştir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline">c-Özel Sınır:</span> </strong><em>Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz.</em></p>
<p>1- Suçun temel haline ve cezayı indiren nitelikli haline ilişkin bir alt sınır getirilmiştir<sup>4</sup>. Mağdur 12 yaşını tamamlamamış bir çocuk ise cezanın alt sınırı üst sınıra yaklaştırılmıştır</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline">d-Suçun Cezayı Artıran İlk Nitelikli Hali:</span></strong> <em>Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.</em></p>
<p>1-TCK 103.maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen nitelikli halimiz temel halden alelade bir cinsel eylemi değil de &#8220;vucuda organ veya sair cisim sokma&#8221; eylemini arayarak farklılaşmıştır.</p>
<p>2-Nitelik halin oluşabilmesi için Cinsel istismarın, vücuda “organ” veya “sair bir cisim” sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi , vücuda vajinal, anal veya oral yoldan organ veya sair bir cismin sokulması gerekir.<sup>5</sup>Vücut boşlukları açısından burun ve kulak delikleri bu kapsamda sayılmamaktadır. Vücuda ithal edilecek organ penis gibi cinsel bir organ olabileceği gibi dil, parmak ,el ,kol gibi organlar da olabilir. Kanun koyucu ayrıca vucuda sair bir cisim sokulmasını da bu kapsama almıştır.Yani anal,oral,vajinal yoldan ithal edilen şişe,kalem,sopa, deodorant gibi cisimler TCK md.103/2&#8217;de düzenlenen nitelikli hali oluşturur.Vücuda ithal edilen cisim illa ki katı bir cisim de olmak zorunda değildir.<sup>6</sup></p>
<p>3-Fıkrada ikili ayrım yapılarak ceza öngörülmüştür.Mağdur çocuk 0-12 yaş grubunda ise(yani 12 yaşını tamamlamamışsa) verilecek ceza 18 yıldan, diğer hallerde ise ceza 16 yıldan az olamaz.</p>
<p>4-Doktrinde 103/2&#8217;nin aslında farklı bir suç olduğu iddia edilmiş olsa da biz bu görüşe katılmıyoruz.103/2 103.maddenin cezayı artıran ilk nitelikli halidir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline"><strong>e-Suçun Ceza Artıran İkinci Nitelikli Hali:</strong> </span></p>
<p><em>Suçun;</em><br />
<em>*Birden fazla kişi tarafından birlikte,(103/3-a)</em><br />
<em>* İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, (103/3-b)</em><br />
<em>*Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,( 103/3-c)</em><br />
<em>*Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,( 103/3-d)</em><br />
<em>*Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle(103/3-e), işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.</em></p>
<p>1-Kanun koyucu TCK 103.maddenin üçüncü fıkrasında bir grup hali ağrılaştırıcı nitelikli hal olarak öngörmüştür.Bunlardan 103/3-c teknik anlamda ensesti düzenlemekte olup rızaya dayalı olmayan ensesti ağır şekilde cezalandırmaktadır.Ayrıca Türk Medeni Kanunu da mezkur fıkrada sayılan hısımlar arası evliliği yasaklamıştır. ( Ensest konusunda ayrıntılı bilgi için: Büşra SANAY, Kardeşini Doğurmak)</p>
<p>2-103/3-b&#8217;de ise kişilerin toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan bahsedilmektedir.Bu bendin kapsamına otel, pansiyon, yurt gibi yerler girmektedir. Otobüs bu kapsamda sayılmamaktadır.Zira kanun koyucu &#8221; yaşama zorunluluğundan&#8221; bahsetmektedir. Prof.Dr.Ersan Şen<sup>7</sup> de bu fıkrayı eleştirerek “insanların toplu olarak birlikte bulundukları ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,” şeklinde değiştirilmesini önermektedir.Bu sayede otobüs gibi toplu ulaşım araçları, konser gibi çoklu kalabalıkların bir arada bulunduğu ortamlarda işlenen bu tarz suçlar da ağır şekilde cezalandırılabilir olacaktır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline"><strong>f-Cezayı Artıran Bir Başka Durum:</strong></span><em> Cinsel istismarın, 1.gruptaki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da 2.gruptaki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.(103/4)</em></p>
<p>1-1.gruptaki çocuklara(0-15 yaş) yönelik eylemlerde mağdurun iradesinin ortadan kaldırılıp kaldırılmamasının suçun oluşumu açısından önemi olmadığını ifade etmiştik. Bu gruba karşı cinsel davranışlar iradenin cebir veya tehditle kaldırılması sonucu yapılmışsa verilecek ceza yarı oranında artırılır.Örnek olarak 14 yaşındaki mağdureye yönelik cinsel her davranış ortada bir cebir hile tehdit veya herhangi bir iradeyi etkileyen neden olmasa da çocuğun cinsel istismarına konu olur.Aynı yaştaki başka bir mağduru dövmek suretiyle ya da tehdit ederek cinsel davranışlarda bulunan kişi ise birinci örnekteki faile verilecek cezadan yarı oranında fazla ceza alacaktır.</p>
<p>Başvurulan cebrin(örnek olarak dövme eylemi) kasten yaralamanın ağır neticelerine sebep olması halinde ise ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.Bu durum tabi ki 2.gruptaki çocuklar için de geçerlidir.</p>
<p>2-2.gruptaki çocuklara( 15-18 yaş) karşı cinsel davranışların tamamının çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturmayacağını ifade etmiştik. Bu gruba karşı cinsel davranışların çocuğun cinsel istismarı suçuna sebep olabilmesi için cebir hile tehdit veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmiş olması aranmaktadır.TCK madde 103/4 ise silah kullanması suretiyle yapılan cinsel davranışlarda verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı öngörülmüştür.</p>
<p><span style="text-decoration: underline"><strong>g-Özel Durum:</strong></span> S<em>uç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.</em><br />
<span style="text-decoration: underline"><strong>h- Meclise Sunulan Kanun Teklifi Neler Getiriyordu?</strong></span><strong><sup>8</sup></strong><span style="text-decoration: underline"><strong><sup>,9</sup></strong></span><strong>( KADÜK)</strong><br />
Meclisimize 09.04.2018 tarihinde Başbakan Binali Yıldırım imzalı ” Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” verildi.</p>
<p>Komisyonda görüşmelere başlanamamıştır.Ve 24 Haziran 2018 tarihli erken seçim kararı alınması sebebiyle Kadük kalmıştır.(Kadük: Yasama döneminin sona ermesi sebebiyle görüşülemeyen (tasarı) ve tekliflerin gündemden düşmesidir.)<br />
Kadük kalsa da bu çalışma takdir edilecek ve eleştirecek yönlere sahip olduğu için yazımızda yer verilmesi gerektiğini düşündük.</p>
<p><em>Getirilen değişikliklerden 6 tanesini incelemek gerekirse:</em></p>
<ul>
<li><strong>Memur Olabilmenin Genel Şartlarında Değişiklik:</strong> Çocukların cinsel istismarı suçundan mahkum olmama hali de devlet memurluğuna atanma şartları arasına alınıyor.​</li>
<li><strong>Salıverme Süresi:</strong>Normal şartlarda ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılan bir kişi diğer şartları taşıması koşuluyla 30,müebbet hapis cezasına çarptırılan kişi ise 24 yılın sonunda koşullu salıveriliyor. Çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkumiyet halinde 50 yılın; müebbet hapis cezasına mahkumiyet halinde 40 yılın cezaevinde iyi halli olarak geçirilmesi durumunda koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanılabilinecek.</li>
<li><strong>Kimyasal Hadım:</strong> Mahkum olanlar hakkında, cezaevinden herhangi bir nedenle tahliye edilmesinden 3 ay önce başlamak üzere tahliyeden itibaren 5 yıla kadar, ayakta veya yatarak cinsel isteğin ilaçla baskılanmasına yönelik tedbire tabi tutulmaya uzman raporu üzerine infaz hakimi tarafından karar verilebilecek.​</li>
<li><strong>Cezalar Üst Sınırlara Çekiliyor:</strong><br />
(Örnek 1 : Suçun 12 yaşını tamamlamamış çocuğa karşı​ işlenmiş olması halinde 30 yıldan 40 yıla kadar hapis​ cezası verilecek.)<br />
(Örnek 2 : Suçun 12 yaşını tamamlamış çocuklara karşı birden fazla kişi tarafından ve cebir veya tehditle işlenmesi durumunda da faillere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilecek.​)<br />
(*Not: Hapis cezası bu sorunun çözümünde odak nokta olmaktan çıkarılmalıdır. Uzun süreli hapis cezası kesinlikle bir çözüm değildir. Kişilerin eğitiminden,refah seviyesine ve aile yapısındaki yerine kadar her yönden bir değişim başlatılmalı ve ceza hukukunun en önemli hedefi olan ıslah sağlanmalıdır.Hukuk ancak burada önemli bir yardımcı rolüne sahip olabilir.)</li>
<li><strong>Yayın Yasağı:</strong> Anne, baba, vasi,bakım ve​ gözetiminden sorumlu kimse, Aile ve Sosyal​ Politikalar Bakanlığı’nın talebi ile yayın yasağı getirilebilecektir.</li>
<li><strong>Diğer:</strong>Bu düzenlemeler harici adres takibi, çocukların olduğu yerlerde çalışma yasağı gibi tedbirler de öngörülmektedir.</li>
</ul>
<p><span style="text-decoration: underline"><em><strong>Farazi Örnek:</strong></em></span> &#8220;Eşim 17 yaşında ve 5 gün önce bir çocuğumuz oldu. Karakolda ifade vereceğiz. Aile rızası ve kendi rızamızla evlendik.Tüm akrabalarımızın katılımıyla düğünümüz oldu. Bunun bir cezası olur mu? TCK m. 103 ve m. 104 açısından değerlendiriniz&#8221;</p>
<p>Bu soruyu cevaplayarak yazımızı sonlandıralım.</p>
<p><strong>Olayı md 103 açısından değerlendirelim:</strong></p>
<p>eşinin 17 yaşında olduğunu ve 5 gün önce çocuklarının olduğunu söylüyor. Buradan çıkan sonuç mağdurenin ilgili cinsel ilişki gerçekleşirken 15 yaşından büyük olma ihtimalinin yüksek oluşudur.</p>
<ul>
<li> İlgili cinsel ilişki eylemi mağdure 15 yaşını tamamlamamış iken veya 15 yaşını tamamlamış ancak fiilin anlamını ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olduğu dönemde işlenmişse; Mağdurenin rızasının olup olmadığına bakılmaksızın ilgili cinsel ilişkiyi gerçekleştirene EN AZ 16 YIL HAPİS CEZASI verilir.</li>
<li>İlgili cinsel ilişki eylemi mağdure 15 yaşını tamamlamış iken işlenmişse; Bu durumda mağdurenin rızasına bakılır. Eğer cinsel davranış iradeyi ortadan kaldıran nedenlerle ( hile tehdit cebir vb) yapılmışsa EN AZ 16 YIL HAPİS CEZASI verilir.<br />
Yapılmamışsa TCK md 103 ten ceza verilmez. Aşağıda inceleyeceğimiz üzere TCK md. 104( Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu) tartışılabilir.</li>
</ul>
<p>Olayımızda md. 103 suçunun oluşmadığını söyleyebiliriz.<br />
<strong> </strong><strong>Olayı TCK md. 104 açısından değerlendirelim:</strong></p>
<p>Yukarıda da ifade ettiğimiz  üzere bu suçun oluşabilmesi için reşit olmayan mağdure ve bu mağdure ile cinsel ilişki gereklidir.<br />
Olayımızda ise bir cinsel ilişki vardır. Ve hukukumuz reşit olmayanla cinsel ilişkiyi cezalandırmaktadır.<br />
Peki bir kişi ne zaman reşit sayılır? Reşit olma yöntemleri nelerdir?<br />
Kişi 18 yaşını tamamlayınca reşit olur.<br />
Mahkeme kararı ile reşit olabilir. (Kaza-i Rüşt)<br />
Evlenme ile reşit olur.</p>
<p>Kanımızca bahsi geçen olayda tck md 104( reşit olmayanla cinsel ilişki suçu) şikayet yokluğu nedeniyle oluşmamaktadır.</p>
<p><strong>Tüm bunları söyledikten sonra sözü Kırşehir Hakimine bırakalım;</strong></p>
<p>Kırşehir Hakimi benzer bir olayda TCK md 30/4 ( haksızlık yanılgısı) ü uygulayarak kişilerin sosyal durumları yaşam şartları ve içinde bulundukları sosyal çevre nedeni ile yaptıkları eylemin suç olduğunu düşünemeyecek bir yanılgıda olduklarını ve kusur yokluğundan ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline"><em><strong>SONUÇ:</strong></em></span></p>
<p>Toplumun neşesi, en güzel yanı olan çocuklarımızı koruyabilmek sahip çıkabilmek ve faillerinin cezasız kalmasını engelleyebilmek adına çalışıyoruz!<br />
Toplumların kanayan yarası çocuk istismarında çözümü sadece hukukta aramak en büyük hatamızdır.Bu konunun sosyolojik, psikolojik, tıbbi ,eğitimsel, ekonomik birçok yanı vardır.<br />
Konunun en önemli çözüm yolu ise kanaatimce farkındalık yaratmaktır.</p>
<p>“Aynı evrende yaşamamalı cellatlar ve çocuklar; ya ölmeli cellatlar, ya da hiç doğmamalı çocuklar…”</p>
<p>Okuduğunuz için teşekkür ederim.Eleştiri,öneri ve yorumlarınızı bekliyorum..</p>
<hr />
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>1- Yamaç DOĞAN, &#8220;Çocuk istismarı ve buna ilişkin tedbirler hakkında bir çalışma&#8221; ( https://www.mornota.com/cocuk-istismari-ve-buna-iliskin-tedbirler-hakkinda-bir-calisma/) (Erişim Tarihi : 12.06.2018)<br />
2- http://sozluk.gov.tr/ (TDK&#8217;ye göre sarkıntılık)<br />
3- Dr.Suat ÇALIŞKAN, &#8220;Sarkıntılık Suçu ve Yargıtay Uygulaması&#8221; ( https://www.hukukihaber.net/sarkintilik-sucu-ve-yargitay-uygulamasi-makale,5953.html ) (Erişim Tarihi: 06.07.2018)<br />
4- Koca,Üzülmez &#8221; Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler&#8221;<br />
5-Av.Baran DOĞAN, &#8220;Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Nedir? &#8221; ( https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/cocugun-cinsel-istismari-sucu-cezasi-nedir-tck.html )<br />
6- SDÜ Hukuk Fakültesi 3.Sınıf Ceza Hukuku Özel Hükümler dersi ( Dr.Öğretim Üyesi M.Emre TULAY)<br />
7-Ersan ŞEN, &#8220;Cinsel Saldırı Suçları&#8221; ( http://www.haber7.com/yazarlar/prof-dr-ersan-sen/1638926-cinsel-saldiri-suclari ) Erişim Tarihi: 05.11.15)<br />
8-Yamaç DOĞAN, &#8220;Çocuk istismarı ve buna ilişkin tedbirler hakkında bir çalışma&#8221; ( https://www.mornota.com/cocuk-istismari-ve-buna-iliskin-tedbirler-hakkinda-bir-calisma/) (Erişim Tarihi : 12.06.2018)<br />
9- Ayrıntılı Bilgi : http://www2.tbmm.gov.tr/d26/1/1-0935.pdf</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/5237-sayili-turk-ceza-kanunu-kapsaminda-cocugun-cinsel-istismari.html">5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Kapsamında Çocuğun Cinsel İstismarı</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
