﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap Analizi | Akademik Kaynak</title>
	<atom:link href="https://www.akademikkaynak.com/guncel/kitap-analizi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<description>Akademik Düşünce Enstitüsü yayın organı akademikkaynak.com - bilimin ışığıyla.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Oct 2025 09:47:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2018/04/cropped-akademikkaynak-fovicon-32x32.png</url>
	<title>Kitap Analizi | Akademik Kaynak</title>
	<link>https://www.akademikkaynak.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türk Halkları Tarihine Giriş</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/turk-halklari-tarihine-giris.html</link>
					<comments>https://www.akademikkaynak.com/turk-halklari-tarihine-giris.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Süleyman KIZILTOPRAK]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 20:52:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=13330</guid>

					<description><![CDATA[<p>↓MAKALEYİ İNDİR &#160;</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turk-halklari-tarihine-giris.html">Türk Halkları Tarihine Giriş</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/10/Turk-Halklari-Tarihine-Giris.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>↓MAKALEYİ İNDİR</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="ead-preview"><div class="ead-document" style="position: relative;padding-top: 90%;"><div class="ead-iframe-wrapper"><iframe src="//docs.google.com/viewer?url=https%3A%2F%2Fwww.akademikkaynak.com%2Fwp-content%2Fuploads%2F2025%2F10%2FTurk-Halklari-Tarihine-Giris.pdf&amp;embedded=true&amp;hl=en" title="Embedded Document" class="ead-iframe" style="width: 100%;height: 100%;border: none;position: absolute;left: 0;top: 0;visibility: hidden;"></iframe></div>			<div class="ead-document-loading" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0;top:0;z-index:10;">
				<div class="ead-loading-wrap">
					<div class="ead-loading-main">
						<div class="ead-loading">
							<img title="loading Türk Halkları Tarihine Giriş  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/loading.svg" width="55" height="55" alt="loading Türk Halkları Tarihine Giriş  ">
							<span>Loading...</span>
						</div>
					</div>
					<div class="ead-loading-foot">
						<div class="ead-loading-foot-title">
							<img title="EAD-logo Türk Halkları Tarihine Giriş  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/EAD-logo.svg" alt="EAD-logo Türk Halkları Tarihine Giriş  " width="36" height="23"/>
							<span>Taking too long?</span>
						</div>
						<p>
							<div class="ead-document-btn ead-reload-btn" role="button">
								<img title="reload Türk Halkları Tarihine Giriş  "decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/reload.svg" alt="reload Türk Halkları Tarihine Giriş  " width="12" height="12"/> Reload document							</div>
							<span>|</span>
							<a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2025/10/Turk-Halklari-Tarihine-Giris.pdf" class="ead-document-btn" target="_blank">
								<img title="open Türk Halkları Tarihine Giriş  "loading="lazy" decoding="async" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/plugins/embed-any-document/images/open.svg" alt="open Türk Halkları Tarihine Giriş  " width="12" height="12"/> Open in new tab							</a>
					</div>
				</div>
			</div>
		</div></div>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/turk-halklari-tarihine-giris.html">Türk Halkları Tarihine Giriş</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.akademikkaynak.com/turk-halklari-tarihine-giris.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap İncelemesi: İmparatorluklar</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/12706.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan Akman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2022 18:28:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Analizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12706</guid>

					<description><![CDATA[<p>MERVE SUNA ÖZEL ÖZCAN, İMPARATORLUKLAR, ORİON KİTABEVİ, ANKARA 2021, 396 S.* Merve Suna Özel Özcan, Emperorship, Orion Publishing, Ankara 2021, 396 pgs. İmparatorluklar kitabı, uluslararası ilişkiler alanında siyasi tarih okumalarını baştan sona ele alan; esasında dünya tarihi okuması perspektifini de içinde barındıran bir yaklaşıma sahiptir. Kitapta yazarın temel tezi, büyük güç olma ile imparatorluk arasında [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/12706.html">Kitap İncelemesi: İmparatorluklar</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>MERVE SUNA ÖZEL ÖZCAN, İMPARATORLUKLAR, ORİON KİTABEVİ, ANKARA 2021, 396 S.*</strong><br />
<strong>Merve Suna Özel Özcan, Emperorship, Orion Publishing, Ankara 2021, 396 pgs.</strong></p>
<p><img title="Ekran-goruntusu-2022-12-29-212718-230x300 Kitap İncelemesi: İmparatorluklar  "loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12707 size-medium aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/12/Ekran-goruntusu-2022-12-29-212718-230x300.png" alt="Ekran-goruntusu-2022-12-29-212718-230x300 Kitap İncelemesi: İmparatorluklar  " width="230" height="300" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/12/Ekran-goruntusu-2022-12-29-212718-230x300.png 230w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/12/Ekran-goruntusu-2022-12-29-212718.png 327w" sizes="auto, (max-width: 230px) 100vw, 230px" /></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">İmparatorluklar kitabı, uluslararası ilişkiler alanında siyasi tarih okumalarını baştan sona ele alan; esasında dünya tarihi okuması perspektifini de içinde barındıran bir yaklaşıma sahiptir. Kitapta yazarın temel tezi, büyük güç olma ile imparatorluk arasında doğrusal bir ilişkinin bulunduğudur. Yazar bu tez kapsamında imparatorlukları geçmişten bugüne devamlılığı olan bir siyasi yapı olarak değerlendirmiş, Vestfalyan Devletler Sistemi içerisinde bu yapıların büyük güç kavramı ile tanımladığını savunmuştur. Çalışmada yazar amacının alanyazındaki imparatorluk sınıflandırmalarına farklı bir perspektiften yaklaşmak olduğunu belirtmiştir. Yazar bu tezini ve amacını sadece genel kuramsal bilgiler ile temellendirmemiş, Rusya Federasyonu örneğinde vaka çalışması da yapmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın konusu geniş bir coğrafya ve zamana uzanmaktadır. Olguları açıklamada yazar çok boyutlu bir analiz gücü ile imparatorlukları ekonomik, kültürel, siyasal ve sosyal yapılarıyla bir arada değerlendirmiştir. Aynı zamanda güncel uluslararası ilişkilerde tartışma konusu olan gelişmeleri tarihsel bir yaklaşımla ele almıştır. Her bölüm sonunda yapılan sınıflandırmalar ile yazar savlarını açık ve akıcı bir dille yazıya dökmüştür. Kitapta Çin İmparatorluğu’ndan Rus İmparatorluğu’na Avrupa imparatorluklarından Osmanlı İmparatorluğu’na tarihin akışını etkileyen büyük imparatorluklara yer verilmiş, bu imparatorluklar arasındaki temas noktaları öne çıkarılmıştır. Kuramsal açıklamalar tarihsel örnekler ile desteklenmiş, incelenen dönemlerin yönünü belirleyen gelişmelerde yazar daha derinlemesine açıklamalar yapmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazarın incelemesinin sonucundaki temel bulgusu ise imparatorlukların bir aktarım süreciyle geçmişten günümüze uzanan yapılar olduğudur. Bu yapılar uluslararası sistemde bugün büyük güç olarak tanımlanmaktadır. Özcan, imparatorluk kavramını sistem değiştiren büyük güç merkezi olarak tanımlanmıştır. Yazarın neden imparatorluklara odaklandığı, çalışmada bu büyük güçlerin tarihin akışındaki etkileri görüldüğünde anlaşılmaktadır. Belirli bir coğrafyada, sınırlı bir teritoryal alanda ortaya çıkan siyasi birim olmayan bu güçler günümüzün sosyal, siyasal ve ekonomik yapısının temelini atmıştır. Ayrıca imparatorlukların dünyasını anlamak, dünya siyasi tarihinin gelişim çizgilerini netleştirmek için bir zorunluktur. Dolayısıyla çalışma özgün ve önemli konu hakkındadır. İmparatorlukları unsurları, özellikleri ve tarihsel örnekleri ile kapsamlı bir şekilde inceleyen yazarın büyük güçlerin doğasını anlamada öne çıkardığı kavramlar evrensellik ve hegemonyadır. Bu iki kavram farklı görünümleri ile halen önemini korumaktadır. Bu nedenle kitabın konusu tarihsel olduğu kadar güncel meselelere de ışık tutmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Dört bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde imparatorlukların tanımı ve unsurları, yapısal ve işlevsel özellikleri incelenmiştir. Bu bölümde geleneksel imparatorlukların üç çeşidi olduğu belirtilmiş, yazar bu dönemdeki imparatorlukları kara, deniz ve karma olarak üzere üç gruba ayırmıştır. İkinci bölümde bu imparatorlukların dönüşüm süreci değerlendirilmiş, imparatorlukların modernleşmesi süreci analiz edilmiştir. Vestfalyan devletler sisteminde yaşanan değişimlerin ve modernleşmenin imparatorlukları nasıl etkilediği sorusu ele alınmıştır. Avrupa ülkelerinde yaşanan devrimler, kapitalizm ve sanayileşmenin getirdiği ekonomik değişim, ulus-devletlerin ve milliyetçiliğin bu analizdeki değişkenler olarak öne çıkarılmıştır. Üçüncü bölümde ise II. Dünya Savaşı sonrasında imparatorluk kavramı yerine kullanılmaya başlayan büyük güç kavramı incelenmeye başlanmış, Soğuk Savaş ve küreselleşme sürecinin büyük güçlerinde doğasında meydana getirdiği etkiler açıklanmıştır. Yazar bu dönemde sistemde öne çıkan dört imparatorluk modelinin olduğunu ifade etmiş; Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hiper-güç imparatorluğu; Avrupa Birliği (AB), yeni Roma İmparatorluğu; Çin Halk Cumhuriyeti zaman ötesi imparatorluk ve Rusya Federasyonu gücün imparatorluğu şeklinde nitelendirilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü bölümde gücün imparatorluğu olarak nitelendirilen Rusya Federasyonu dördünce bölümde çalışmanın örnek inceleme ülkesi haline getirilmiş, Rusya’nın siyasi tarihinden günümüzdeki durumuna yönelik geniş ölçekte saptamalar yapılmıştır. Rusya’nın Batı ile olan ilişkileri, kimlik yaratma yolundaki araçları, enerji politikalarıyla büyük güç olmaya yönelik adımları, Avrasyacılık yaklaşımı gibi birçok alt başlık bu bölümün konusunu oluşturmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitapta karşılaştırmalı tarihsel yaklaşım ve tarihsel sosyoloji metodolojisi takip edilmiştir. Her bölümde konu ile ilgili tabloların ve haritaların kullanılması anlaşılırlığı kolaylaştırılmıştır. Kavramsal çerçevede zamansal ayrım ise geleneksel, modern ve yeni imparatorluk kavramları kapsamında yapılmıştır. İmparatorlukların doğası ve değişen yapısı işlevsel ve yapısal olmak üzere incelenmiştir. Bu incelemede emperyal yayılım, hegemonya ve çevre-merkez ilişkisi-askeri, iktisadi, sosyo-kültürel ve siyasi-ideolojik değişkenler alt kriter kullanılmıştır. Özcan kronolojik bir yöntem izlemek yerine bağlantıları kurarak, Batılı araştırmacıların baskın görüşlerinin etkisine kapılmadan kendi özgün yaklaşımını ortaya koyma derdindedir. Kitapta araştırmacılara önemli bir yöntembilimsel ikazda da bulunmaktadır. Yazarın bu ikazı oldukça yerinde ve önemlidir. Batı zihin dünyasının yarattığı kavramların etkisinden kalmak, tarihe tek bir noktadan bakmak gerçekliğin tam olarak anlaşılamaması kadar, bilimsel açıdan da sorunlu bir durumdur. Kitap, bu sorunlu duruma düşmemesi nedeniyle incelemeye değer görülmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitaptaki devamlılık ve miras vurgusu oldukça kıymetlidir. Çünkü Batı’nın kendi dışındaki dünyayı öteki ve barbar olarak görürken kendi tarihini bir devamlılık üzerine kurmakta, ötekinin tarihini ise kopukluk olarak tanımlamaktadır. Fakat tarih Batılı düşüncenin bu iddialarını doğrulamamaktır. Coğrafya ve zaman düzlemindeki izleri takip etmek, dönemsel olarak yükseliş ve çöküşleri incelemek, tarihe sadece askeri ve siyasi açıdan değil, toplumsal, kültürel ve ekonomik açılardan da bakmak bu büyük yanılgının ortadan kaldırılmasında önemli bir karşı çıkıştır. Yazar bu karşı çıkışı kendi sınıflandırması ile yapmaktadır. Yazarın zamansal olarak 1000 yıldan geniş bir döneme analitik bakışı devamlılık vurgusunun yapılabilmesi için önemli bir tercihtir. Bu tercih kopuklukları gidermekte, imparatorlukların tarih sahnesinde yıldızının parladığı ve söndüğü dönemleri bir bütünlük içinde görmeyi sağlamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışmada kuramsal açıklamaların bir örnek ülke deneyiminde ele alınmasında Rusya Federasyon’un tercihi oldukça yerindedir. Çünkü Rusya Federasyonu büyük güç olma mücadelesinde imparatorluk vurgusunu gerek iç gerekse de dış politikada önemli bir araç olarak kullanmaktadır. İç politikada halkın geçmişle bağının kurulmasında, dış politikada ise yayılmacılık politikalarında bu araç büyük bir destek sağlamaktadır. Yazarın tanımlamasıyla Rusya tarih boyunca gücün arayışında olmuş, uluslararası sistemdeki belirleyici rolünü sürdürmüştür. Bu rolün korunmasında imparatorluk deneyimi ile bağ kurmak da sıkça tercih edilen bir politika olmuştur. Nitekim 2000 yılı sonrasında Rusya Federasyonu’nda Vladimir Putin döneminde bu bağı kurma çalışmalarının en somut örnekleri söz konusudur.</p>
<p style="text-align: justify;">Dördüncü bölümün kurgusunda tüm bu gelişmeler ele alınmıştır. Rusya gibi farklı siyasi sistemleri deneyimlemiş, yoğun sosyal ve ekonomik krizlerle karşılaşmış bir ülkenin tarihini tek bir araştırma sorusu etrafından başarılı ile işlemek yazarın bilimsel yetkinliğini kanıtlamaktadır. Rusya Federasyonu örneği, imparatorluk mirasının önemini oldukça vurgulayıcı bir şekilde açıklamakta, ilk üç bölümde özellikle evrensellik iddiasındaki sosyal ve kültürel değişkenlerin nasıl bir meşruiyet kazandırdığını açıklamaktadır. Yazar tarafından belirlenen değişkenlere yeni maddeler de eklemek mümkündür. Fakat yazar seçtiğini değişkenlerde tutarlıdır. Bu nedenle değişkenlerin araştırma sorusunu açıklama gücü yeterlidir. Tekrarcı ve taklitçi bir kurgudan uzak şekilde araştırmacının kendi kavramlarının ve sınıflandırmasının yer aldığı bu kitapta tarih, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler disiplinlerinin izleri ile kapsayıcı bir bakış açışı bulunmaktadır. Sanayileşme, milliyetçilik, kapitalizm gibi kavramları yoğun olan böyle bir çalışmanın sonucunda okuyucu aklı net, kafasındaki sorulara doyurucu yanıtlar alarak kitabının kapağını kapatmaktadır. Ayrıca yazarın anlatım ve konuyu ele almadaki gücü okuyuculara bir yöntem bilgisi de sunmaktadır. Kitabın her satırında verilen emeğin yansıması görülmektedir. Yazar, okuyucuda her bir imparatorluk modeline ilişkin derinlemesine araştırmalar merakı uyandırmakta, farklı imparatorluk deneyimlerinin bugüne nasıl aktardıklarını incelemeye sürüklemektedir.</p>
<p><strong>Not: Bu kitap incelemesi, Bölgesel Araştırmalar Dergisi 2022 Aralık sayısında yayımlanmıştır. </strong></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/12706.html">Kitap İncelemesi: İmparatorluklar</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/yusuf-akcura-siyaset-ve-iktisat.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan Akman]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Sep 2022 18:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Analizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kitap İncelemesi Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat Özet: İlk baskısı 1924 yılına ait olan kitap, Akçura’nın Türk Ocakları’nda verdiği konferanslar ve makalelerinin bir araya getirilmesi ile oluşmuştur. Kitapta bir yandan Akçura’nın işgal yıllarına olan büyük öfkesinin nedenleri, diğer yandan güncelliğini yitirmeyen çeşitli meseleler hakkında ufuk açıcı fikirleri yer almaktadır. Bu fikirlerin oluşum aşamasında İstanbul’da müttefik [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/yusuf-akcura-siyaset-ve-iktisat.html">Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Kitap İncelemesi</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Özet:</strong> İlk baskısı 1924 yılına ait olan kitap, Akçura’nın Türk Ocakları’nda verdiği konferanslar ve makalelerinin bir araya getirilmesi ile oluşmuştur. Kitapta bir yandan Akçura’nın işgal yıllarına olan büyük öfkesinin nedenleri, diğer yandan güncelliğini yitirmeyen çeşitli meseleler hakkında ufuk açıcı fikirleri yer almaktadır. Bu fikirlerin oluşum aşamasında İstanbul’da müttefik kuvvetleri bulunmakta, Lozan görüşmeleri sürmektedir. Diğer bir anlatımla Akçura tarihin Anadolu toprakları için karar verme aşamasında olduğu bir dönemin ruhunu yaşamaktadır.</p>
<p>Kitap İncelemesinin Tam Metnini Okumak İçin<strong>: <a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/09/Kitap-Incelemesi.pdf">Kitap İncelemesi</a></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><img title="0000000643398-1-1-207x300 Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat  "loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-12681 size-medium" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/09/0000000643398-1-1-207x300.jpg" alt="0000000643398-1-1-207x300 Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat  " width="207" height="300" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/09/0000000643398-1-1-207x300.jpg 207w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2022/09/0000000643398-1-1.jpg 276w" sizes="auto, (max-width: 207px) 100vw, 207px" /></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/yusuf-akcura-siyaset-ve-iktisat.html">Yusuf Akçura- Siyaset ve İktisat</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap İncelemesi: Davranışsal İktisat Kısa Bir Giriş: Kurucu Düşünürler (Eren Kırmızıaltın)</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-davranissal-iktisat-kisa-bir-giris-kurucu-dusunurler-eren-kirmizialtin.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Ayten Nahide KORKMAZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 May 2022 14:06:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[İktisat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Analizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12548</guid>

					<description><![CDATA[<p>                                                                         ÖZET Davranışsal İktisat kavramı iktisat literatürüne dahil olan yeni bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada akademisyen yazar Eren [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-davranissal-iktisat-kisa-bir-giris-kurucu-dusunurler-eren-kirmizialtin.html">Kitap İncelemesi: Davranışsal İktisat Kısa Bir Giriş: Kurucu Düşünürler (Eren Kırmızıaltın)</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: 'times new roman', times, serif">                                                                   <strong>    <span style="font-size: 16px">  ÖZET</span></strong></span></p>
<p><span style="font-size: 16px">Davranışsal İktisat kavramı iktisat literatürüne dahil olan yeni bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada akademisyen yazar Eren KIRMIZIALTIN’ın kaleme aldığı “Davranışsal İktisat Kısa Bir Giriş: Kurucu Düşünürler” adlı eseri tanıtılmaya çalışılacaktır. Yazar davranışsal iktisat okulu hakkında fikir sahibi olan kişi sayısı ile bilgi sahibi olan kişi sayısı arasındaki boşluğu doldurmak ve teoriye giriş niteliğinde bir açıklama getirmek amacını güderek eseri yazdığını belirtmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 16px"><strong>Anahtar Kelimeler</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 16px">Davranışsal İktisat, İnsan, Psikoloji, İnsan Davranışları, Kurucu Düşünürler.    </span><span style="font-size: 16px">      </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 16px">                                                                   <strong>  <span style="font-family: 'times new roman', times, serif">ABSTRACT</span></strong></span></p>
<p><span style="font-size: 16px"> “A Brief Introduction to Behavioral Economics: Founding Thinkers” written by academician writer Eren KIRMIZIALTIN will be tried to be introduced. The author states that he wrote the work with the aim of filling the gap between people who have an idea about the behavioral economics school and the number of people who have the knowledge and to provide an introductory explanation to the theory.</span></p>
<p><span style="font-size: 16px"><strong>Keywords</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 16px">Behavioral Economics, Human Behaviours, Founding Thinkers</span></p>
<p><span style="font-size: 16px"><strong><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/bilturk/issue/69575/1096191">Çalışmanın Tamamına Erişmek için</a></strong></span></p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-davranissal-iktisat-kisa-bir-giris-kurucu-dusunurler-eren-kirmizialtin.html">Kitap İncelemesi: Davranışsal İktisat Kısa Bir Giriş: Kurucu Düşünürler (Eren Kırmızıaltın)</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlmi İktisat Eserinin Analizi                                                                </title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/ilmi-iktisat-eserinin-analizi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öğr. Gör. Ayten Nahide KORKMAZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Oct 2021 11:24:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi ve Finans]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkarılmış İçerik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=12259</guid>

					<description><![CDATA[<p>     ÖZET Maliye ve iktisat çalışmalarında bulunan Cavid Bey, 1901’ den itibaren kaleme aldığı orijinal adı İlm-i İktisat olan 4 dört ciltlik çalışmasını yayımlamıştır.  Bu makalede Mehmet Cavid Bey&#8217;in yaşam hikayesinden  bahsedilecek ve  bu dört ciltlik kitabın kısa özeti şeklinde Liberte Yayınlarından  “İktisat İlmi” adı ile çıkmış olan eseri tanıtılacaktır. Anahtar Kelimeler: Mehmet Cavid [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ilmi-iktisat-eserinin-analizi.html">İlmi İktisat Eserinin Analizi                                                                </a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>     ÖZET</strong></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Maliye ve iktisat çalışmalarında bulunan Cavid Bey, 1901’ den itibaren kaleme aldığı orijinal adı İlm-i İktisat olan 4 dört ciltlik çalışmasını yayımlamıştır.  Bu makalede Mehmet Cavid Bey&#8217;in yaşam hikayesinden  bahsedilecek ve  bu dört ciltlik kitabın kısa özeti şeklinde Liberte Yayınlarından  “İktisat İlmi” adı ile çıkmış olan eseri tanıtılacaktır.</span></p>
<p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Mehmet Cavid Bey, İktisat, İlmi İktisat, Maliye.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify"><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Mehmet Cavid Bey, 1875 yılında Selanik’te doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Selanik’te yaptıktan sonra İstanbul’a gelerek Der Saadet Mekteb-i İdadi-i Mülki  (İstanbul Lisesi) ve Mülkiye’de okumuştur. </span><span style="font-size: 16px">Mehmet Cavid Bey’in yaptığı çalışmalara göz attığımızda 1908’de ilan edilen İkinci Meşrutiyet’in ardından Ulumi İktisadiye ve İçtimaiye Mecmuası (UİİM)’nda ekonomi ve maliye politikalarının nasıl uygulanması gerektiği konusunda yazılarının olduğunu görmekteyiz. Buna ek olarak birçok gazete ve dergide günlük konulara ilgili düşüncelerini belirten birçok makale ve fıkralara rastlanmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Cavid Bey, ilk yazılarını Servet-i Fünun dergisinde kaleme almıştır. Burada yazdığı yazılar felsefe, sosyoloji, iktisat ve maliye konularını kapsamakta olup, bu mecmuada olgunlaştırdığı fikirlerini daha sonrasında en önemli eseri sayılabilecek İktisat İlmi kitabında geliştirecektir (Eroğlu,  2008: 311).</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Orijinalinde 1476 sayfa ve 4 ciltten oluşan “İlmi İktisat”,  o dönemin en kapsamlı iktisat kitabı olarak göze çarpmaktadır. Eserin ilginç özelliklerinden bir tanesi, daha öncesinde üniversitelerde ilm-i servet olarak okutulan iktisat derslerinin, bu kitapla birlikte ilm-i iktisat olarak anılmasına başlanmasına vesile olmasıdır (Çavdar, 1982: 24).</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Çalışmanın bundan sonraki başlıklandırılmış kısmında  “Giriş” ve  “Servetin Üretilmesi”, “Servetin Bölüşümü”, “Servetin Tedavülü”, “Servetin Tüketilmesi” ve “Bütçe” bölümlerinden ve alt başlıklarından  oluşan eserin bölüm bazında tanıtımları yapılacaktır.<strong> </strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Kitabın giriş kısmında “Ekonomi Politik” kavramının servet ilmi olarak dilimize çevrildiğini iktisat ilmi adı altında kullanımının benimsenmesinin çok eskiye dayanmadığını belirtilmiş, iktisat ilmi ile uğraşanların ekonomik yapılarının toplumdaki algılanışlarının ne yönde olduğu tartışılmıştır. Yazara göre iktisatla uğraşanların toplum  içinde mutlaka servet ve mal sahibi kişiler oldukları algılanmaktadırlar. Fakat gerçek yaşamda olan ve olması gereken bu uğraşı içinde olanların aslında işin özünü araştıran kişilerdir ki servet ve mal sahipliği olmazsa olmaz şart değildir elbette.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">İkincil olarak değinilen konu ise iktisat ilminin yavaş yavaş politik iktisat olarak adlandırılmasından sıyrılarak ekonomi ve ekonomi bilimi olarak karşımıza geldiği tartışmasıdır. İktisat artık tanımlanırken eskiden olduğu gibi “ekonomi politik” olarak adlandırılmayacak “ekonomi bilimi” tabiri kullanılacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">İktisat birçok başka bilim dalıyla ilişki içinde olmuştur. Bu bilimler kitapta felsefe, ahlak, hukuk, iktisadi coğrafya ve istatistik olarak sıralanmaktadır. Birbirini devamlı besleyen bu bilim dalları ile iktisadın gelişimi giriş bölümünde açıklanmakta, son olarak tarih ile olan ilişkileri şu cümle ile aktarılmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">“<em>Tarihi ciddi bir şekilde tetkik edebilmek için iktisadi kanunlara vakıf olmak gerekir. Tarihi olaylar da iktisadi olayların delilleridir.”</em></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Giriş bölümünde daha sonra İktisat İlminin Tarihçesi konu başlığı altında eski çağlardan itibaren Yunan ve Roma filozoflarının iktisadi meseleler ile hiç ilgilenmedikleri belirtilmiş, ilk çalışmaların Yeni Çağ’da Avrupa’da Fizyokratlar tarafından yapıldığı söylenmiştir. Fizyokratlar hiçbir eser meydana getirmemiştir. Sırasıyla Adam Smith, John Stuart Mill, David Ricardo, Malthus ve çalışmaları bu bölümde tanıtılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Ülkemizde ise Mülkiye’de okutulan başlıca eserler, Ohannes Paşa’nın “Servet-i Milel” ve Nail Bey’in “İlm-i Servetleri”dir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Giriş bölümünün son kısmında ise iktisat ilminin tanımı servetin üretilmesi, bölüştürülmesi, kullanılması ve tüketilmesine sebep olan kanunlardan bahseder diye verilir. Son olarak kitaba da ana başlık olarak verilecek olan dört kısımdan söz edilir. İktisat servetin bir safhasına karşılık gelen 4 kısımdan oluşmaktadır;</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Bu kısımlar;</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">1)Servetin Üretilmesi</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">2)Servetin Bölüşümü</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">3)Servetin Kullanılması</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">4)Servetin Tüketilmesi olarak verilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Kitabın her aşamasında servetin bir bölümünden bahsedilerek, 4 aşama incelendikten sonra bütçe başlığı altında genel gelirler ve harcamalar hakkında bilgi verilerek kitap sonlandırılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px"><strong>1)Servetin Üretilmesi</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px"><strong> </strong></span><span style="font-size: 16px">Bu başlık altında “İhtiyaç; Fayda, Kıymet ve Servet; Servetin Üretilmesi ve Üretim Vasıtaları; Tabiat; İşgücü; Serbest Çalışma Hakkı; Serbest Rekabet, Mülkiyet ve Veraset Hakkı, Sermaye, Müteşebbis, Şirketler, İş Bölümü, Makine ve Teçhizat konuları ele alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Kitaptaki ihtiyaç tanımına göre , insanları faaliyete geçiren birinci sebeptir. Bir şeye sahip olma arzusu veya zarureti mevcut olduğu halde o şeyin yokluğuna “ihtiyaç” denir. O şeye kavuşulabilip de arzu veya sahip olmanın zaruretini ortadan kaldırmaya da “ihtiyacın alınması” denir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Fayda ise insan ihtiyaçlarını alabilecek kuvvet ve yetkiye sahip olması olarak tanımlanmıştır. Fayda ile kıymet farklı anlamlara gelmektedir. Her faydası olan şeyin kıymetli olması gerekmez. Kitapta fayda ile kıymetin farkı şu cümle ile açıklanmıştır:</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">“<em>Eşyanın kıymeti, faydası derecesinde olmuş olsaydı, her gün sarf ettiğimiz ekmek, su ve et gibi maddeleri kazanmak zor değil, bilakis imkânsız olacaktı.”</em></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px"><strong> </strong></span><span style="font-size: 16px"><strong>2.</strong><strong>Servetin Bölüşümü</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">İkinci Bölüm “Servetin Bölüşümü Ne Demektir? , Servetin Bölüşümünde Tabiatın Hissesi “Rant”, Arazi Mülkiyeti, Arazinin İşletilmesi, Sermayenin Bölüşümünde Sermayenin Hissesi “ Faiz”, Servetin Bölüşümünde Müteşebbisin Hissesi “ Kar”, Servetin Bölüşümünde İşçinin Hissesi “Ücret”, Nüfus Meselesi” konuları ele alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Bu bölümde servet kavramı tanımlanmış, bölüşümünün  rant, faiz, kar ve ücret kazanımları bağlamında açıklamalarına yer verilmiştir.  Bu kavramlar klasik liberal görüş çerçevesinde tartışılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">“Sömürgeleştirme-kolonizasyon” anlayışının ekonomik anlamını ve yorumunu yazar burada örnekleri ile birlikte ele almıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Ayrıca tasarruf ve sermaye bağlamında, anonim şirketlerin hisse, senet ve tahviller vasıtasıyla bir yatırım sahası oluşturması çok yararlı bir vesiledir. Özellikle, emekçi, çiftçi ve memur kesiminin küçük tasarrufları ile yatırım yapma imkânı yokken, anonim şirketler sayesinde tasarruf miktarları ne kadar küçük olursa olsun, tahvil ve hisse senetleri yoluyla büyük yatırımlara ortak olunabilmektedir. Böylelikle, tasarruf sahibi için de yatırım imkanı arama zahmetinden de kurtulmuş olunmakta; mevcut imkanların en uygunu seçilebilmektedir (Cavid Bey, 2001: 81).</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px"><strong>3) Servetin Tedavülü </strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">&#8220;Servetin Tedavülü Ne Demektir?, Mübadele, Kıymet, Madeni Paralar, Kredi, Fiyat, Üreticilerin Birliği, Serbest Mübadele ve Himaye Usulü” konuları bu bölümde ele alınan konulardır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Madeni paralar başlığı altında ufaklık paralar ve paranın kıymeti alt başlıkları ile para teorisi anlatılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Bu bölümde Osmanlı Devleti’nde yeni yeni kurumsallaşan bankacılık sektörüne değinilerek, para ve finans teorilerinin ekonomideki yerine yer verilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px"><strong>4)Servetin Tüketilmesi</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">“Servetin Harcanması ve Dağılımı, Tasarruf, Cimrilik, İsraf ve Zevke Düşkünlük, Umumi Yardımlaşma, Sigortalar ve Buhranlar (Kriz)” konuları ele alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Bu bölümde yapılan buhran yani kriz ile ilgili açıklamalar iki şekilde ele alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Birincisi sabit ve döner sermaye ilişkisi, diğeri ise kaydi paradan dolayı ticari hayatın olumsuz olarak etkileneceğidir.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Cavid Bey ayrıca bu bölümde devletin gelir getirmeyen tüm işletmelerinin özelleştirilmesi veya lağvedilmesini savunmuştur. Devlet teşekkülleri, hem zarar ederek kamu maliyesini zora sokmakta, hem de varlıkları ile piyasanın işlerliğine tehdit teşkil etmektedir (Cavid Bey, 2001:316-317).</span></p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 16px">Son bölümde vergilerle ilgili yapılan açıklamaları ise, ülkemizde maliye literatüründe son zamanlarda vurgulanmaya çalışılırken, M. Cavid Bey en etkili vergilemenin düz oranlı ve gelir üzerinden yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca artan oranlı vergi yapısının özellikle sermayenin vergilendirilmesinin ekonomik sıkıntıya sebep olduğu da vurgulanmaktadır (Cavid Bey, 2001: 13).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">Akalın, A., (2011) Mehmet Cevdet Bey’de İktisadi Düşünce, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, <em>İÜ. </em>Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, s.4-5.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">Arol, H. (2005). Mehmet Cavid Bey , Liberalizm, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce, <em>İletişim Yayınevi,</em>48-65<em>.</em><strong> </strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">Çavdar, T.(1982). Türkiye’de Liberalizm’in Doğuşu, <em>Uygarlık Yayınları</em>.</span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="font-size: 14px">Eroğlu, N. (2008).  İttihatçıların Ünlü Maliye Nazırı Cavid Bey,  <em>Ötüken Yayınları</em>.</span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>               </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>    </strong></p>
<p><em>  </em></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/ilmi-iktisat-eserinin-analizi.html">İlmi İktisat Eserinin Analizi                                                                </a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap İncelemesi: Hazar Çevresinde Bin Yıl: Etno-Tarih Açısından Türk Halklarının ve Çevre Halkların Şekillenişi Üzerine</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-hazar-cevresinde-bin-yil-etno-tarih-acisindan-turk-halklarinin-ve-cevre-halklarin-sekillenisi-uzerine.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan Akman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2021 17:52:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Analizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=11906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kitap Künyesi: Lev Nikolayeviç Gumilëv, Hazar Çevresinde Bin Yıl: Etno-Tarih Açısından Türk Halklarının ve Çevre Halkların Şekillenişi Üzerine, Çev. Ahsen Batur, İstanbul. Selenge Yayınları. 2019. 4. Baskı. Yayın Bilgisi: Akman, Kaan (2020). Hazar Çevresinde Bin Yıl: Etno- Tarih Açısından Türk Halklarının ve Çevre Halkların Şekillenişi Üzerine, Çev. Ahsen Batur, İstanbul, Selenge Yayınları, 2019. 4. Baskı. Memleket [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-hazar-cevresinde-bin-yil-etno-tarih-acisindan-turk-halklarinin-ve-cevre-halklarin-sekillenisi-uzerine.html">Kitap İncelemesi: Hazar Çevresinde Bin Yıl: Etno-Tarih Açısından Türk Halklarının ve Çevre Halkların Şekillenişi Üzerine</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kitap Künyesi:</strong> Lev Nikolayeviç Gumilëv, Hazar Çevresinde Bin Yıl: Etno-Tarih Açısından Türk Halklarının ve Çevre Halkların Şekillenişi Üzerine, Çev. Ahsen Batur, İstanbul. Selenge Yayınları. 2019. 4. Baskı.</p>
<p><strong>Yayın Bilgisi: </strong>Akman, Kaan (2020). Hazar Çevresinde Bin Yıl: Etno- Tarih Açısından Türk Halklarının ve Çevre Halkların Şekillenişi Üzerine, Çev. Ahsen Batur, İstanbul, Selenge Yayınları, 2019. 4. Baskı. Memleket Siyaset Yönetim (MSY), 15(34). s-445-449.</p>
<p><strong>Tam Metin: <a href="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/04/HAZAR-CEVRESINDE-BIN-YIL.pdf">HAZAR ÇEVRESİNDE BİN YIL</a></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img title="PKK-TEROR-ORGUTU-TERORIZM-VE-GOC-ILISKISI-FAALIYETLERININ-KENTLERE-GOC-NEDENIYLE-ETKISI_-ADANA-VE-GAZIANTEP-ILLERI-ORNEGI-1 Kitap İncelemesi: Hazar Çevresinde Bin Yıl: Etno-Tarih Açısından Türk Halklarının ve Çevre Halkların Şekillenişi Üzerine  "loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11908" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/04/PKK-TEROR-ORGUTU-TERORIZM-VE-GOC-ILISKISI-FAALIYETLERININ-KENTLERE-GOC-NEDENIYLE-ETKISI_-ADANA-VE-GAZIANTEP-ILLERI-ORNEGI-1.jpg" alt="PKK-TEROR-ORGUTU-TERORIZM-VE-GOC-ILISKISI-FAALIYETLERININ-KENTLERE-GOC-NEDENIYLE-ETKISI_-ADANA-VE-GAZIANTEP-ILLERI-ORNEGI-1 Kitap İncelemesi: Hazar Çevresinde Bin Yıl: Etno-Tarih Açısından Türk Halklarının ve Çevre Halkların Şekillenişi Üzerine  " width="1200" height="630" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/04/PKK-TEROR-ORGUTU-TERORIZM-VE-GOC-ILISKISI-FAALIYETLERININ-KENTLERE-GOC-NEDENIYLE-ETKISI_-ADANA-VE-GAZIANTEP-ILLERI-ORNEGI-1.jpg 1200w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/04/PKK-TEROR-ORGUTU-TERORIZM-VE-GOC-ILISKISI-FAALIYETLERININ-KENTLERE-GOC-NEDENIYLE-ETKISI_-ADANA-VE-GAZIANTEP-ILLERI-ORNEGI-1-300x158.jpg 300w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/04/PKK-TEROR-ORGUTU-TERORIZM-VE-GOC-ILISKISI-FAALIYETLERININ-KENTLERE-GOC-NEDENIYLE-ETKISI_-ADANA-VE-GAZIANTEP-ILLERI-ORNEGI-1-768x403.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-incelemesi-hazar-cevresinde-bin-yil-etno-tarih-acisindan-turk-halklarinin-ve-cevre-halklarin-sekillenisi-uzerine.html">Kitap İncelemesi: Hazar Çevresinde Bin Yıl: Etno-Tarih Açısından Türk Halklarının ve Çevre Halkların Şekillenişi Üzerine</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Önerisi: Osmanlıda Paşalar ve Padişahlar 1421-1520 Sultanların Gölgesinde İktidar Mücadelesi</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/kitap-analizi-osmanlida-pasalar-ve-padisahlar-1421-1520-sultanlarin-golgesinde-iktidar-mucadelesi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yüksel Gürbüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2021 17:28:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Önerileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=11817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kitap Künyesi: Bolat, K (2020) Osmanlıda Paşalar ve Padişahlar 1421-1520 Sultanların Gölgesinde İktidar Mücadelesi , İstanbul, Ötüken Neşriyat Analizini yaptığımız kitap, 1421-1520 yılları arasında 99 yıllık bir dönemini yani sırasıyla II. Murad (1421-1444, 1446-1451), II. Mehmed (1444-1446, 1451-1481), II. Bayezid (1481-1512),  I. Selim (1512-1520) dönemlerini ve paşaların birbirileriyle çatışmalarını anlatıyor. Kitabın yazarı Çankırı Karatekin Üniversitesi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-analizi-osmanlida-pasalar-ve-padisahlar-1421-1520-sultanlarin-golgesinde-iktidar-mucadelesi.html">Kitap Önerisi: Osmanlıda Paşalar ve Padişahlar 1421-1520 Sultanların Gölgesinde İktidar Mücadelesi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img title="WhatsApp-Image-2021-03-14-at-22.58.05-209x300 Kitap Önerisi: Osmanlıda Paşalar ve Padişahlar 1421-1520 Sultanların Gölgesinde İktidar Mücadelesi  "loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-11815 aligncenter" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/03/WhatsApp-Image-2021-03-14-at-22.58.05-209x300.jpeg" alt="WhatsApp-Image-2021-03-14-at-22.58.05-209x300 Kitap Önerisi: Osmanlıda Paşalar ve Padişahlar 1421-1520 Sultanların Gölgesinde İktidar Mücadelesi  " width="209" height="300" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/03/WhatsApp-Image-2021-03-14-at-22.58.05-209x300.jpeg 209w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/03/WhatsApp-Image-2021-03-14-at-22.58.05.jpeg 691w" sizes="auto, (max-width: 209px) 100vw, 209px" /></p>
<p><strong>Kitap Künyesi:</strong> Bolat, K (2020) Osmanlıda Paşalar ve Padişahlar 1421-1520 Sultanların Gölgesinde İktidar Mücadelesi , İstanbul, Ötüken Neşriyat</p>
<p style="text-align: justify;">Analizini yaptığımız kitap, 1421-1520 yılları arasında 99 yıllık bir dönemini yani sırasıyla II. Murad (1421-1444, 1446-1451), II. Mehmed (1444-1446, 1451-1481), II. Bayezid (1481-1512),  I. Selim (1512-1520) dönemlerini ve paşaların birbirileriyle çatışmalarını anlatıyor. Kitabın yazarı Çankırı Karatekin Üniversitesi Tarih Bölümünde Doktora Öğrencisi Kasım Bolat&#8217;tır. Bolat&#8217;ın diğer çalışmaları Osmanlı Siyasi ve Müessese Tarihi, Harp Tarihi, Balkan Savaşları, Çatalca Muharebesi&#8217;dir. Kasım Bolat&#8217;ın  Fatih Üniversitesi&#8217;nde iken yazmış olduğu yüksek lisans tezi ise Balkanlardan İstanbul&#8217;a Türk Göçleri 1877-1890 ( Turkish migrations from the Balkans to Istanbul 1877-1980) &#8216;dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın giriş kısmında ilk önce Köprülüzade Merzifonlu Kara Mustafa Paşa&#8217;nın II. Viyana Kuşatmasındaki bozgunu sonucunda o zaman ki paşaların nasıl sevindiğini anlatarak bizleri hem bilgilendirmeye hem de şaşırtmaya başlıyor. Çünkü tarih okuyan nesil II. Viyana Kuşatmasının hem Türk Tarihi hem de Türk Savaş Tarihi için önemi büyüktür. Böylece bizler için üzücü bir olayın o dönem ki paşalar için mutlu bir olay olduğunu anlıyoruz. Kasım Bolat bu kitabında 4 padişah 35 konu başlıkla yazmıştır. I. Mehmet Çelebi&#8217;nin ölümüyle başlayan kitap Yavuz Sultan Selim döneminin en önemli veziriazamı olan Piri Mehmet Paşa ve kitabın yazarı Son Sözü ile biter.</p>
<p style="text-align: justify;">II Murat döneminde başlıca alt konuları <em>Paşaların Akıl Oyunları ve II. Murad&#8217;ın Cülusu, </em><em>Buhranların Başlangıcı (1439-1444);</em></p>
<p style="text-align: justify;">II. Mehmed döneminde başlıca alt konuları <em>Sultan Mehmed&#8217;den Ebü&#8217;l Feth&#8217;e, İstanbul&#8217;un Fethi ve &#8221;Allahın Lanetine Uğrama&#8221; Korkusu, Çandarlı Halil Paşa&#8217;nın Katli Meselesi, Şehzade Mustafa&#8217;nın Ölümü </em></p>
<p style="text-align: justify;">II. Bayezid döneminde başlıca alt konuları <em>Bayezid ve Cem&#8217;in Taht; Paşaların ise Güç Mücadelesi, Yenişehir Muharebesi&#8217;ne Doğru (20 Haziran 1481) , II. Bayezid&#8217;in &#8221;Şark Meselesi&#8221; ve Paşalar, Şahkulu Baba Tekeli İsyanı, 1511</em></p>
<p style="text-align: justify;">I. Selim döneminde başlıca alt konuları <em>Şehzade Selimşah&#8217;dan Yavuz Sultan Selim&#8217;e, Amasya Vak&#8217;ası, Sahipkıran&#8217;ın Ahdi; İntikam Vakti, Şark Seferiden Mısır Seferine </em>ve son olarak <em>Yavuz ve Örnek Bir Vezir Profili Olarak Piri Mehmed Paşa&#8217;</em>dır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kitapta Bolat, &#8221;<em>Kitap ve Tezler&#8221; </em>ve &#8221;<em>Makaleler ve Ansiklopedi Maddeleri&#8221; </em>olarak ikiye ayırmıştır. Kitap ve Tezler başlıca Aşıkpaşazade&#8217;ye ait <em>Tevarih-i Al-i Osman,</em> Franz Babinger&#8217;e ait <em>Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı </em>, Mikhael Doukas&#8217;a <em>Tarih: Anadolu ve Rumeli 1362-1462,</em> Feridun Emecen&#8217; e ait olan <em>Fetih ve Kıyamet 1453, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun Kuruluş ve Yükseliş Tarihi 1300-1600, Osmanlı Klasik Çağında Siyaset , </em>Halil İnalcık&#8217;a ait olan <em>Devlet-i Aliyye cilt I,II,III,IV ,</em> aynı zamanda Abdülkadir Özcan&#8217;ın hazırlamış olduğu <em>Kanunname-i Al-i Osman </em>başlıca kullanırken; <em>Makaleler ve Ansiklopedi Maddeleri &#8216;nde </em>genellikle <em>Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi</em>&#8216;ndeki maddeleri kaynak kullanırken İsmail Erünsal&#8217;ın İstanbul Üniversitesi Tarih Dergisi&#8217;nde yayınlanan &#8221;<em>Fatih Devri Kütüphaneleri ve Molla Lütfi Hakkında Birkaç Not&#8221;, </em>Halil İnalcık&#8217;ın Speculum&#8217;da yayınlanan <em>Mehmed the Conqueror (1432-1481) and His Time, </em>Feridun Emecen&#8217;e ait İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Yayınlarında yayınlanan &#8221;<em>Hukuki Bir Tartışmanın Tarihi Zemini; İstanbul Nasıl Alındı?&#8221; </em>Çağatay Uluçay&#8217;ın Yeni Tarih Dünyası&#8217;nda yayınlanan <em>II. Bayezid&#8217;in Kızı Fatma Sultanın Kocası Çapkın mıydı?&#8221; </em>İsmail Hakkı Uzunçarşılı&#8217;nın  Türk Tarih Kurumu&#8217;n Belleten dergisinde yayınlandığı <em>Fatih Sultan Mehmed&#8217;in Ölümü (Cesedin Kokması, Oğulları Arasında İlk Mücadele) </em>başlıca makaleleri ve tezlerini kaynak olarak kullanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kitap; &#8221;Osmanlıyı Dirilten Savaş: Varna&#8221; makalesini yazarken yaptığım kaynak taramada önüme çıkan en önemli eserdir. Akıcı bir dilde yazılan kitap yeri geldiğinde Osmanlıca metinlerini kullanılmıştır. Benim bu kitapta beğendiğim en cümle &#8221;<em>Eğer padişah sen isen, devletimizi müdafaa etmek için gelin ve eğer padişah ben isem, sana emrediyorum, derhal ordumuzun başına geçin ve emrime itaat edin.&#8221; </em>cümlesinin aslında tarihe yanlış aksedildiğini gerçeği Kemalpaşazade’nin 6. Defterinde yer alan &#8221;<em>Eger bu diyarun şehriyarıysan gel vilayetüni himayet eyle ve raiyyet olmağa rağbet itdün ise anun hükmüni riayet eyle; Sultan-ı zamanun da davetine icabet idüp emr-i vacibü’l kabüline itaat eyle” </em>cümlesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kitapla alakalı diğer çalışmalar İsmail Hakkı Uzunçarşılı&#8217;nın Osmanlı Tarihi Anadolu Selçukluları ve Anadolu Beylikleri hakkında Bir Mukaddime İle Osmanlı Devleti&#8217;nin Kuruluşundan İstanbul&#8217;un Fethine Kadar ve İstanbul&#8217;un Fethinden Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın Ölümüne Kadar kitapları, Robert Mantran&#8217;ın Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Editörü Sina Akşin&#8217;in Türkiye Tarihi 5 Cilt, Halil İnalcık &#8216;in Devlet-i Aliyye 4 Cilt ve Prof. Dr. Ali Muhammed Sallabi&#8217;ye ait olan Osmanlı Tarihi kitabı da incelemeye kayda değer incelemedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Böylece Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun hem en çalkantılı dönemini hem de devletten imparatorluğa nasıl evirildiğini bizlere dolu dolu anlatan bu kitap 99 yıllık yol haritasını bizlere göstermiş oluyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-analizi-osmanlida-pasalar-ve-padisahlar-1421-1520-sultanlarin-golgesinde-iktidar-mucadelesi.html">Kitap Önerisi: Osmanlıda Paşalar ve Padişahlar 1421-1520 Sultanların Gölgesinde İktidar Mücadelesi</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Analizi: Kanuni&#8217;nin Veziriazamı Pargalı İbrahim Paşa</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/kitap-analizi-kanuninin-veziriazami-pargali-ibrahim-pasa.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yüksel Gürbüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2021 17:53:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim paşa]]></category>
		<category><![CDATA[kanuni]]></category>
		<category><![CDATA[pargalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=11772</guid>

					<description><![CDATA[<p>Analizini yaptığımız kitap, Kanuni Sultan Süleyman devrinin en önemli veziriazamı &#8221;Serasker Sultan&#8221; lakaplı Makbul Pargalı İbrahim Paşa dönemini (Doğ: 1494, Veziriazamlık Dönemi: 1523-1536) anlatan bir araştırma inceleme eseridir. Kitabın yazarı Hester Donaldon Jerkins (1869-1941), Editörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu&#8217;dur. Jerkins&#8217;in diğer bilinen çalışmaları Robert Kolej&#8217;in Kızları adlı kitabıdır. Özetini çıkardığımız kitabın Orijinal ismi Ibrahim Pasha: [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-analizi-kanuninin-veziriazami-pargali-ibrahim-pasa.html">Kitap Analizi: Kanuni’nin Veziriazamı Pargalı İbrahim Paşa</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><img title="kanuninin-veziriazami-pargali-ibrahim-pasa-192x300 Kitap Analizi: Kanuni&#039;nin Veziriazamı Pargalı İbrahim Paşa  "loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-11773" src="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/03/kanuninin-veziriazami-pargali-ibrahim-pasa-192x300.jpg" alt="kanuninin-veziriazami-pargali-ibrahim-pasa-192x300 Kitap Analizi: Kanuni&#039;nin Veziriazamı Pargalı İbrahim Paşa  " width="192" height="300" srcset="https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/03/kanuninin-veziriazami-pargali-ibrahim-pasa-192x300.jpg 192w, https://www.akademikkaynak.com/wp-content/uploads/2021/03/kanuninin-veziriazami-pargali-ibrahim-pasa.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 192px) 100vw, 192px" /></p>
<p style="text-align: justify">Analizini yaptığımız kitap, Kanuni Sultan Süleyman devrinin en önemli veziriazamı &#8221;Serasker Sultan&#8221; lakaplı Makbul Pargalı İbrahim Paşa dönemini (Doğ: 1494, Veziriazamlık Dönemi: 1523-1536) anlatan bir araştırma inceleme eseridir. Kitabın yazarı Hester Donaldon Jerkins (1869-1941), Editörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu&#8217;dur. Jerkins&#8217;in diğer bilinen çalışmaları Robert Kolej&#8217;in Kızları adlı kitabıdır. Özetini çıkardığımız kitabın Orijinal ismi Ibrahim Pasha: Grand Vizir of Suleiman the Magnificient (1911).Jerkins 1900-1909 yılları arasında İstanbul Amerikan Kız Koleji&#8217;inde tarih profesörü olarak görev yapan Hester Donaldson Jerkins tarafından Colombia Üniversitesi&#8217;nde 1911 yılında doktora tezi olarak hazırlanmış ve aynı yıl basılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify">Biz bugün Jerkins dediğimizde ilk aklımıza gelen ünlü <em>Kanuni&#8217;nin Veziriazamı Pargalı İbrahim Paşa</em> adlı kitabının özetini çıkartacağız. Bu kitapta yazar Pargalı İbrahim Paşa&#8217;nın kimliği hakkında, Şehzade Süleyman ile tanışmasını, yükselişini ve düşüşünü inceler. Jerkins; bu kitapta Pargalı İbrahim Paşa&#8217;nın tüm dönemlerini beş bölümde anlatmıştır. Sırasıyla İbrahim Paşa&#8217;nın Yükselişi, İdareci İbrahim Paşa, Diplomat İbrahim Paşa, General İbrahim Paşa ve İbrahim Paşa&#8217;nın Düşüşü olarak kitabı bitirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify">16. yüzyıl Klasik Osmanlı Dönemi olsun, Kanuni Sultan Süleyman döneminin ilk 16 yılı olsun siyaset, savaş ve diplomasi alanında araştırma yapan tarihçi ve araştırmacılar için vazgeçilmez bir şahsiyet olan Pargalı İbrahim Paşa ve dönemi araştırılması gereken hususi konulardan bir tanesidir. Bundan dolayı yeni nesil araştırmacıların eğer 16. yüzyıl dönemini araştırma yapacaklarsa bu kitabı şiddetle tavsiye ederim.</p>
<p style="text-align: justify">Bu kitapta Jerkins genel olarak Venedik, Avusturya ve Fransa Krallıkların elçilerin onun hakkında tuttukları raporlar, resmi yazışmalar, antlaşmalar, geziler ve Türk geleneklerine dair raporları ve özel makaleleri kullanmıştır. Bazı yerlerde de Solakzade, Şeref Abdurrahman, Kemalpaşazade gibi Vak&#8217;a-Nüvis&#8217;lerin yazılarını kaynak göstermiştir. Aynı zamanda dünyaca ünlü  yabancı Osmanlı araştırmacıları olan Hammer ve Jorga gibi tarihçilerinin eserlerini de kaynak olarak kullanılmıştır. Kitap bölümlerinde ele alınan konular şu şekildedir:</p>
<p style="text-align: justify">Birinci Bölümde; İbrahim Paşa&#8217;nın kökeni, doğumu ve çocukluğu, Şehzade Süleyman ile tanışması, Sultan Süleyman&#8217;ın hükümranlık döneminde hızlı yükselişi, düğünü ve özellikle Sultan Süleyman ile ilişkisi hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Aynı zamanda bu bölümde İbrahim Paşa&#8217;nın hayatı hariç Türkiye&#8217;de Batı&#8217;dan farklı kölelik, Peygamberin ve İslami Kanunların Kölelere ile ilgili tavsiyelerini de incelemiştir.</p>
<p style="text-align: justify">İkinci Bölümde; Hain Ahmet Paşa&#8217;nın İsyanı, Mısır&#8217;a Gidişi ve İsyana Son Vermesi, Seraskerliği tayin oluşu ve İdareci özelliklerini de ele alıyor. Aynı zamanda ticaret hususunda ne kadar gayretli olduğunun da altını çiziyor.</p>
<p style="text-align: justify">Üçüncü Bölümde ise Diplomat İbrahim Paşa başlık altında Türkiye&#8217;nin dış ilişkileri, Ragusa, Venedik, Rusya, Kutsal Roma İmparatorluğu, Ferdinand ve Zapolya ile diplomatik ilişkileri,  Fransa elçilerin Pargalı ile görüşmeleri ve İbrahim Paşa&#8217;nın Avrupa&#8217;nın hedeflerini anlatmaktadır. Ancak buradaki en önemli alt konu İbrahim Paşa&#8217;nın Sultan Süleyman üzerindeki nüfuzudur.</p>
<p style="text-align: justify">Dördüncü Bölümde ise Askeri olarak İbrahim Paşa&#8217;nın nitelikleri konusu ele alınıyor. Başlıca alt konuları Belgrad Sefer, Rodos Kuşatması, Mohaç Meydan Muharebesi, Viyana Kuşatması ve İbrahim Paşa&#8217;nın son seferi olan Irakeyn Seferi konuları ele alınıyor.</p>
<p style="text-align: justify">Son bölüm olan İbrahim Paşa&#8217;nın Düşüşü incelendi. Alt konu İbrahim&#8217;in ölümü, İbrahim&#8217;e karşı suçlamalar, Hıristiyanları kayırdığı iddiası, İskender Çelebi ile anlaşmazlıklar, Sultan Süleyman&#8217;ın yemini bozması, İbrahim Paşa&#8217;nın Hain miydi? gibi alt konular işlenmiştir.  Benim şahsen en beğendiğim cümleler İbrahim Paşa&#8217;nın kibri ve hırsından dolayı elçilere karşı sarf ettiği konuşmalarıdır.</p>
<p style="text-align: justify"><em>&#8221;<i>Efendimiz padişah, kendileri ile benim aramda fark kalmamasını istediklerinden biri onda, biri de bende iki adet mühür bulunmasını buyurmuşlardır. Eğer kendileri için giysi ısmarlayacak olsalar, bir eşini de benim için yaptırırlar.</i><i>&#8221; </i></em></p>
<p style="text-align: justify">&#8221;Muhteşem Süleyman&#8217;ın Muhteşem Zaferine Dair İnceleme: Mohaç&#8221; makalesini yazarken İbrahim Paşa&#8217;nın karakteri ilgimi fazlasıyla çekerken sadece Sultan Süleyman&#8217;ı değil aynı zamanda &#8221;Serasker Sultan&#8221; lakaplı bu veziriazamını da hususi inceleme isteği uyandırdı. Hem iyi bir asker olan hem de iyi bir diplomat olan ve yabancı elçiler tarafından Sultan Süleyman&#8217;a atıf yapılarak &#8216;Muhteşem İbrahim&#8217; in hayatı bizim gibi tarih araştırmacılar için her zaman ilgi çekici bir konu olmuştur. Pargalı İbrahim Paşa&#8217;nın hayatını bu kitap hariç Editörlüğünü yine Erhan Afyoncu&#8217;nun yürüttüğü bir araştırma inceleme kitabı olan &#8221; Venedik Raporlarına Göre Kanuni ve Pargalı İbrahim Paşa&#8221;, Prof. Dr. Feridun M. Emecen &#8216;in &#8221;İbrahim Paşa&#8221;  Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi 21 Cilt, Robert Mantran&#8217;ın Osmanlı İmparatorluğu Tarihi,  Nicolae Jorga&#8217;nın  <i></i>Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 1451-1538 Cilt 2 çalışmaları da kayda değer incelemelerdir.</p>
<p style="text-align: justify">Kitabı bölüm, bölüm incelememin temel amacı yazıldığı günden bugüne 110 sene geçmiş olmasına rağmen bizlere günümüzde de yol gösteriyor oluşudur.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p style="text-align: justify">Jerkins, H (2015) Kanuni&#8217;nin Veziriazamı Pargalı İbrahim Paşa, (Çev. Nilüfer Epçeli), İstanbul; Yeditepe Yayınevi.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/kitap-analizi-kanuninin-veziriazami-pargali-ibrahim-pasa.html">Kitap Analizi: Kanuni’nin Veziriazamı Pargalı İbrahim Paşa</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zygmunt Bauman &#8211; Küreselleşme ve Toplumsal Sonuçları [1. Bölümün Özeti (Zaman ve Sınıf)]</title>
		<link>https://www.akademikkaynak.com/zygmunt-bauman-kuresellesme-ve-toplumsal-sonuclari-1-bolumun-ozeti-zaman-ve-sinif.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilara Aydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2021 20:59:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[bauman]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[küreselleşme]]></category>
		<category><![CDATA[özet]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.akademikkaynak.com/?p=11432</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giriş Bauman, küreselleşmenin sihirli bir sözcük gibi her kapıyı açan anahtar misali tezahür etmediği yer kalmadığı vurgusu yapmakta ve küreselleşmenin ‘küreselleşmişler’ için aynı anlamı taşıdığından bahsetmektedir. ‘Deneyimleri şeffaflaştırdıklarını iddia eden’ tüm benzerleri gibi aynı kaderi paylaşıyor olması sözcüklerin kendisini bulanıklaştırmasının olanağını göstermektedir. Kavramlar vuku bulduğunda artık doğruluğunun tartışılmayacağı düşünülür ancak Bauman sorguya teşvik mahiyetinde küreselleşmenin niteliğini [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/zygmunt-bauman-kuresellesme-ve-toplumsal-sonuclari-1-bolumun-ozeti-zaman-ve-sinif.html">Zygmunt Bauman – Küreselleşme ve Toplumsal Sonuçları [1. Bölümün Özeti (Zaman ve Sınıf)]</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>
<p>Bauman, küreselleşmenin sihirli bir sözcük gibi her kapıyı açan anahtar misali tezahür etmediği yer kalmadığı vurgusu yapmakta ve küreselleşmenin ‘küreselleşmişler’ için aynı anlamı taşıdığından bahsetmektedir. ‘Deneyimleri şeffaflaştırdıklarını iddia eden’ tüm benzerleri gibi aynı kaderi paylaşıyor olması sözcüklerin kendisini bulanıklaştırmasının olanağını göstermektedir. Kavramlar vuku bulduğunda artık doğruluğunun tartışılmayacağı düşünülür ancak Bauman sorguya teşvik mahiyetinde küreselleşmenin niteliğini masaya yatırmaktadır. Yazar, küreselleşme fenomeni konusunda görünenin ötesine bakmayı amaçlamaktadır. Bu olgunun toplumsal kökleri ve sonuçlarını açmak ve, insanlığın günümüzdeki durumuna açıklık sunma çabası güden bu terim için bakış açısı kazanmamızı sağlayacaktır. ‘’Zaman ve Mekan sıkışması’’ teriminin insan yaşamındaki dönüşümü özetlemesi ve bu kapsamda toplumsal neden ve sonuçlar küreselleşmenin her zaman varsayılan ortak etkilere sahip olmadığını ortaya koyar. Zaman ve mekan keskin hatlarla farklılaşmış ve farklılaştırılmıştır, birleştirdiği kadar bölen ve böldüğü kadar birleştirebilen bir unsur olmuştur. Tektipleştirme çabası gütmesinden ötürü bölme nedenleri özdeştir. Küreselleşme olgusunun yanında bir ‘yerelleşme’ mekan sabitleme süreci de görülmektedir. İkisi bağlantılı süreçlerdir ve tüm insanlık nüfusunun varoluş koşulları ile her bir yerli nüfusun çeşitli kesimlerindeki varoluş koşullarını birbirinden keskin çizgilerle ayırmaktadır. Kimisi için küreselleşme olarak görülen başkaları için yerelleşme anlamı bulabilir ve kimisi için özgürlük veren kimisi için tam tersi olabilmektedir. Bu noktada yazar, hareketlilik kavramından söz etmekte ve gıpta edilen değerler içinde en üst sıralara yükseldiğinden bahsetmektedir.. Çünkü her zaman eşitsiz dağıtılan hareket özgürlüğünün hızla, geçmodern ve postmodern zamanların temel katmanlaştırıcı unsuru olduğunu vurgulamaktadır. Hareket, fiziksel olarak hareketsiz görünüyor olsak dahi ister kendi seçimimizle ister seçeneklerin yetersizliğinden olsun hepimizde var olan bir durumdur. Sürekli değişen bir dünyada hareketsizlikten söz etmek gerçekçi değil ancak bu yeni koşul ve dönüşümlerin yarattığı eşitsizlik kimisini gerçek anlamda ‘küresel’ bir hale getirirken kimisini de küreselin belirlediği yerelliğine hapsediyor. Böylesi küreselleşmiş bir dünyada yerel kalmak toplumsal olarak geri planda kalmaktan farksız olmakla birlikte kamusal mekanların dönüşümü, anlam yaratma ve müzakere etmeyi de zorlaştırmaktadır. Böylelikle yerellik kendi denetimlerine anlam verme konusunda dışarıya bağımlı hale gelmektedir. Bauman artan mekânsal ayrım, ayırma ve dışlamanın küreselleşme süreçlerinin ayrılmaz parçası olduğunu vurgulamaktadır. Küreselleşmeye maruz kalan insanların ‘yeni kabileci ve köktenci eğilimlerinin küreselleşmenin olduğu kadar tepedeki kültürün melezleşmesinin meşru çocuğu olduğundan bahsetmektedir. Giderek daha fazla küreselleşip yurtsuzlaşan seçkin kesim ile yerelleşmiş olan artakalmış kesim arasındaki iletişim kopukluğu, anlam ve değer üretme mekanizmalarının yerellikten kurtulması ve yurtsuzlaşması dikkate değer endişe unsurlarıdır. Ancak bu anlamın bildireceği ve yorumlayacağı insanlık durumu için geçerli olmamaktadır. Kitabın açığa çıkarmak istediği bir başka konu olan merkezinde hareket özgürlüğü yatan günümüz koşullarının çok boyutlu kutuplaşmasıdır. Artık yeni merkez, zenginle fakir, göçebeyle yerleşik, ‘’normal’’le anormal veya yasayı ihlal edenler arasındaki çağlar süren ayrımların üzerini örtmüştür. Kutuplaşmanın bu çeşitli boyutlarının iç içe geçişi ve nasıl birbirini etkilediği yazarın açıklama istemi dahilindedir. Kitap beş bölümden oluşmaktadır, birinci bölümde zaman ve mekanın tarihsel değişkenliği ve toplumsal örgütlenmenin kalıp ve ölçüsü arasındaki bağı (özellikle günümüz zaman-mekan sıkışmasının, yer küresel ve yurt temelli toplumların ve cemaatlerin yapılaşması üzerindeki etkilerini) ele almaktadır. Yazar üzerinde durulan etkilerden birini ‘toprak ağası olup da mülkünden uzakta yaşamanın’ yeni versiyonu örneğini vermiştir. Bu yeni versiyonun sonucunda kültürel seçkinler, siyasi ve kültürel gücün yurt temelli birimlerinden bağımsız hale gelmiş ve bunun sonucunda söz konusu birimler ‘güçsüzleşmiştir’. Yeni hiyerarşideki ‘en üst’ ve ‘en alt’ konumların arasındaki bölünmenin izlerini değişen mekan örgütlenmesine ve çağdaş metropollerde ‘mahalle’ kavramının anlamındaki değişime kadar sürülmektedir. Ortak mekanın anlamını tanımlama ve uygulama hakkı için verilen modern savaşların izlediği aşamalar kitabın ikinci bölümünde açıklanmaktadır. Siyasal egemenliğin, özkuruluş ve özyönetiminin geleceği üçüncü bölümün konusunu oluşturmaktadır. Dördüncü bölümde üçüncü bölümde açıklanan dönüşümlerinin kültürel sonuçlarının listesi mahiyetindedir. Son bölüm ise kutuplaşmanın en uç ifadelerini, ‘hareket halindeki hayat’ın sıkıntılarını telafi etmedeki rolünü araştırmaktadır.</p>
<p><strong>1. Zaman Ve Sınıf</strong></p>
<p>Yazar ‘Bir şirket ne çalışanlarına, ne tedarikçilerine ne de kurulduğu yöreye aittir; ona yatırım yapan insanlara aittir’ alıntısıyla Albert J. Dunlap’a atıf yaparak ekonomik ilerleme peşinde olanların, ekonomik kapsamda her şekilde mutlak söz hakkına sahip olmalarını(!) eleştirmektedir. Ve Dunlap’ın sözleri bir niyet değil olgunun tespiti olarak nitelendirilmiştir. Sorgusuz sualsiz, her anlamda (ekonomik, politik, toplumsal) tahakkümün tezahürlerini yansıtmaktadır. Dunlap’ın bildirisinin genelgeçer kabul görmeyeceği ve nitekim savaş çığlığı gibi görüleceği zamanların medyadaki algı stratejilerinden önce olduğunu vurgulamaktadır. Bu savaşın genel veya özel nedenlerini tartışmanın anlamsızlığını vurgulamış ve hangisi doğru olursa olsun içinde yaşadığımız yüzyılın son çeyreği, Mekan’a karşı verilen büyük bağımsızlık savaşı olarak tarihe geçecek, şeklinde düşüncelerini belirtmektedir. Bauman, Dunlap’ın ilkesine yakından bakmayı önererek devam eder, yerel nüfus içinde devşirilen çalışanlar -aile görevleri, ev mülkiyeti ve ve benzer yükümlülükler altına girmiş olduklarından şirket başka yere taşındığında kolay kolay onun peşinden gidememektedirler. Şirkete o yörede hammadde ve malzeme desteği veren şirketler yer değiştirdiğinde ucuz nakliye avantajını kaybederler. Kısacası yerellik, şirketin yeni adresinin ne olduğu fark etmeksizin ‘yerelliğine’ hapsolacaktır. Şirket işlerinin yürütülmesinde söz hakkı bulunan ‘yatırım yapan’ grup hiçbir şekilde bağlılık göstermez, onlar mekânsal olarak özgürleşmişlerdir şirketin coğrafi uzaklığı ya da yakınlığı alım satım kararlarını etkilemez. Yazarın deyimiyle ilke olarak hissedarların dağılımında mekanın hiçbir belirleyiciliği yoktur. Onlar mekânsal belirlenimlerden kurtulan biricik faktördürler. Ve şirket onlara, yalnızca onlara ‘ait’ olarak nitelendirilir. İşte bu noktada Bauman önemli bir tespite imza atarak, mekandan özgürleşmiş hiçbir bağımlılığı bulunmayan şirket sahiplerinin çıkarları doğrultusunda çekip gidebilmelerinin ardından yaralarını sarma ve hasar tamiratıyla kalakalan yerelliğin vurgusunu yapmaktadır. Neticede şirket taşınmakta özgürdür ve kalıcı sorunlarının kaçınılmazlığı onları bağlamaz. Yerellikten kurtulmuş olan özgürleşmiş olandır ve sonuçlarından kurtulabilir. Bauman’a göre mekan savaşlarında galibiyetin en önemli ganimeti bunlardadır. Yazarın verdiği örneklerle konunun detaylandırılması elzem görülmüştür.</p>
<p><strong>a. Ortada Görünmeyen Toprak Ağaları, TİP 2</strong></p>
<p>Mekan savaşı sonrasında dünyada hareketlilik toplumsal katmanlaşma ve çeşitli hiyerarşik yapılar kapsamında en güçlü ve önemli unsur haline gelmiştir ve bu kapsamları her gün yeniden inşa etmekte kullanılan bir malzemedir. Yazarın deyimiyle hareket özgürlüğü, bu yeni hiyerarşinin tepesinde oturanlara Dunlap’ın formülündeki avantajların çok ötesinde avantajlar sağlamaktadır. Tabii bu durum sadece şikayetlerini üzüntülerini dile getirebilen ve sesi duyulan(bu doğrultuda rakiplerinin dikkate aldığı veya almadığı) grup için geçerlidir, bunun ötesinde dikkate alınmayan seslerini duyuramayacak olan bir kesim de vardır. Dunlap’ın formülünde adları geçmeyen yerelliğe mahkum gruptan bahsedilmektedir. Yazarın diğer bir tespitiyle devam edecek olursak, ’’Yatırım yapanlar’’ yatırımın gerektirdiği sermaye ve paraya sahip olan kesimin elde etmiş olduğu hareket kabiliyeti, güç ile yükümlülük arasındaki bağın kesilmesine delalet etmektedir. Bu tam koşulsuzluk açısından benzersiz bir durumdur, kısacası günlük hayata ve topluluğun varlığını sürdürmesine katkıda bulunma görevlerinden kurtulmaktadırlar. Artık gücün mekandışı bir doğası vardır ve ‘’bütün hayat’’ın mekana bağlılığının devam edişi arasında asimetrik bir durum ortaya çıkmıştır. Demir almış giden ve kısa vadede ikaz zorunluluğu dahi duymayan güç, sömürmektedir ve sömürünün sonuçlarından sıyrılmakta sorumluluk duymamakta özgürdür. Bu noktada yeni hareket kabiliyetinin, yerel bağlarını koparmış ve her an kullanılabilir bir sermaye olması gözde ve sevinçle karşılanan, sonuçlarla başa çıkma maliyetlerini yatırım ‘’verimliliği’’ hesaplarına katma gereğinin de ortadan kalkması armağan niteliği taşımaktadır. Bauman bu yeni özgürlüğü eski zamanların ortada görünmeyen ve üzerinden beslendikleri nüfusun ihtiyaçlarıyla zerre kadar ilgilenmemekle ün salmış ve öfke uyandırmış derebeylerinin, toprak ağalarının özgürlüğünü hatırlatmasına bağlamıştır ancak bu örnek de tam olarak bu yeni durumun gerçekliğini karşılamamaktadır. Çünkü derebeylerinin derdi ‘artı ürün’ kaymağını götürmek olsa da yeni sermayenin elde ettiği hareket özgürlüğüne sahip değillerdi, topraklarını başka topraklarla değiştiremiyorlar ve hayat pınarlarının kaynağı olan yerelliğe çakılıp kalıyorlardı. Yani sorumluluk ve endişeden kurtulmuş değillerdi. Bauman ‘sınırlamalar’ vurgusu yaparak devam eder, gerçek sınırlamaların bazen algılanabilenden daha katı olduğu ancak tersi durumların da çoğu kez daha katı olabileceğini belirtir. Melucci alıntılamasıyla bir sınır, ’’kapatma, sınır koyma&#8221; anlamına gelir; ve bu ötekinin, farklının, indirgenemeyenin tanındığını gösterir. Ötekilikle karşılaşmak bizi bir sınava tabi tutan bir deneyimdir: Bu deneyim, farklılığı güç kullanarak azaltma eğilimini doğurur, ama aynı şekilde, sürekli yenilenen bir çaba isteyen iletişim kurma gereğini de doğurabilir.’’ Bu örnek modern çağın başlarında yaşamış ortada görünmeyen derebeylerinin, toprak ağalarının tersine geç modern dönemin kapitalistleri ve arsa spekülatörlerinin ‘özgürlüğü’ kapsamında önem taşımaktadır. Çünkü gerektiğinde iletişim kurmak ve ‘ötekiliği’ tanımak yerine sermayenin yeni özgürleri kaçınma gösterebilir, böyle bir özgürlük varken de kalıp uğraşmak onlar için gerekli değildir. Bunun sonucunda, ‘’farklılıkları güç kullanarak azaltma’’ girişimlerine fırsat verebilecek ya da ‘’iletişim çağrısına’’ karşılık verme isteğini harekete geçirebilecek durumlar daha da azalacaktır.</p>
<p><strong>b. Hareket Özgürlüğü ve Toplumların Kendilerini Kurmaları</strong></p>
<p>Bauman bu başlıkta, eskiden coğrafi sınırların çok boyutlu olarak ‘içeri’ ve ‘dışarı’ ayrımının keskin sınırlarla çizilişinin vurgusunu yaparak değişen yeni dünyada bu sınırların ortadan kalktığını anlatmaktadır. Kendi deyimiyle ‘Bir coğrafi sınır fikrini ‘’gerçek dünyada’’ savunmak giderek güçleşirken, mesafeler artık sorun olmaktan çıkmış bulunuyor.’’ Uzaklık diye bir şey kalmamıştır artık, baktığımız zaman ‘uzaklığın kendisi’ nesnel, kişisellikten arınmış fiziksel bir veri olmaktan çok toplumsal bir üründür ve toplumun ekonomik gelişimine bağlı olarak değişir. Bauman bunun çoğu zaman ‘sınıfsal’ olarak belirlenen bir durum olduğunun altını çizmektedir. Eski zamanlarda da seçkinler, sınır ötesindeki seçkinlerle kendisiyle aynı sınırı paylaşan ancak seçkin olmayanlardan daha çok şey paylaşırlar ve bu günümüzde de böyledir. ‘iç, dış, uzak, yakın’ bunların bir önemi yoktur. Teknolojik gelişmelerle hızlanan ama kaymağını yine yeni sermayenin özgürlerinin yediği, adı üstünde kendilerini kurdukları evcilleştirilebilen bir avantaj gibi düşünülebilir. Kısaca hareket kabiliyeti zıtlıkların boyutlarını değiştirmektedir. Hareket kabiliyetinin tüm teknik faktörleri arasında enformasyon naklinin özellikle büyük rol oynadığına işaret eden Bauman’a göre, bu öyle bir ulaşım türüdür ki fiziksel bedenlerin hareketini gerektirmez, önemi kendisini bedensel taşıyıcılarından arındırmış olmasıdır. Bir nevi ‘gösteren’i ‘gösterilen’den kurtaran araçlardı. Dünya çapındaki ağ (World Wide Web) ortaya çıkışıyla sonuçları müthiş etki yaratan gelişmeler yaşanmıştır. Toplumsal birleşme ayrışma temelinde bu sonuçlar incelenmiştir. Bu noktada wetware (söylenti ağı) küçük ölçekli cemaatsel ağları temsil eden ağ ile, worldwideweb arasındaki uçurum dikkat çekmektedir. Kısaca uyum sağlayanlar özgürleşirken, küreselleşirken sağlayamayanlar uçurumu daha da derinleştirirler. İkisi bir arada olduğunda da cemaat içi iletişimin cemaatler arası alışveriş karşısında hiçbir üstünlüğünün kalmadığı görülmektedir.</p>
<p>Hal böyle olunca Bauman, bu hızlı iletişimin ucuzluğu kültürün unutulmasına hafızaların esnekleşmesine işaret eder. Wetware’in kapasitelerinin bu yönde paleolitik çağdan beri değişmeden kaldığını çünkü iletişim ortak bilginin daha doğrudan ve yakın ilişkiler içerisinde olduğundan bahseder. Kısaca denebilir ki, yakın dönem gelişmeler içinde en çığır açıcı olan, enformasyonu yerel ölçekle yaymanın maliyeti ile küresel ölçekte yaymanın maliyetinin azalmasıdır. ( Ör: bir mesaj attığınızda şehir içi tarife göre ödemek gibi) Bu doğrultuda Mekan, ‘’işlenmiş, merkezileştirilmiş, örgütlenmiş, normalleştirilmiş hale geldi ve hepsinden öte insan bedeninin doğal kısıtlamalarından kurtarıldı artık mekanı örgütleyen şeyler ‘teknik kapasite, teknik eylem hızı ve kullanım maliyeti oldu. Yani tanrı kerameti değil ‘inşa edilmiş’ rasyonel ve ulusaldır. Bu mekanlarda hiyerarşik ayrım gözetilecek ve her zamankinden daha kapsayıcı yerelliklerin hiyerarşisi olarak tepeye tüneyip bütünü denetleyen yerellik üstü bir devlet otoritesi niteliğinde işlerine de kimseyi karıştırmayacaklardı. Küresel enformasyon ağının gelişiyle birlikte, yurt temelli şehir planlamacıları tarafından planlanmış mimarlar tarafından tasarlanmış inşa edilmiş mekan üzerine bir diğer ‘sibernetik mekan’ örneği görülmektedir. Paul Virilio’ya göre ‘mekansal boyutlardan yoksun, anlık bir yayılmanın bireysel zamansallığı içine kazınmış bir mekandır.’</p>
<p>Bu durum farklı türden insanları farklı farklı etkilemiştir, her ne kadar fiziksel uzaklık tek bir kabloya bağlı olsa da, sayıları aslında fazla olan ve fiziksel engellerle zamansal uzaklıklarla birbirlerinden ayrılabilen insanlar vardır. Bu ayrım eskiye kıyasla daha acımasız ve psikolojik etkileri bakımından çok derin olabilmektedir.</p>
<p><strong>c. Yeni Hız, Yeni Kutuplaşma</strong></p>
<p>Yazar özet olarak, ‘Zamansal /mekânsal mesafelerin teknoloji vasıtasıyla sıfırlanması, insanlık durumunu homojenleştirmekten çok, kutuplaştırma eğilimindedir’ açıklamasıyla başlığa giriş yapmaktadır. Bu belirli insanları bölgesel tehditlerden azat ederken belirli cemaat üretici anlamları yurtsuzlaştırır ve öteki insanların hala sınırları içerisinde oldukları toprakları anlamından ve kimlik bahşetme yeteneğinden yoksun bırakan bir duruma işaret eder. Yani kimileri fiziksel engellerden eşi benzeri görülmedik şekilde kopabiliyorken kimilerinin ufacık bir kıpırdama imkanı dahi yoktur. Yazarın deyimiyle, artık bir şey ifade etmeyen mesafeler’le birbirinden ayrılmış yerellikler de anlamlarını yitirirler. Enformasyon taşıyıcılarından bağımsız yüzmekte ve anlamları, ilişkileri düzenlemek adına fiziksel mekanda bedenlerin yer değiştirmesi anlamsızlaşıyor. Bauman’ın deyimiyle, bazı insanlar (hareket halindeki seçkinler, hareketliliğin seçkinleri) için bunun anlamı, kelimenin gerçek anlamında, gücün ‘’fiziksel olmaktan çıkarılması’’ gücün yeni ağırlıksızlığıdır. Seçkinler mekanda eskisinden daha hızlı seyahat edebilmekte ve gücün mali formunun yeni ‘bedensizliği’ sayesinde ‘güç’ sahipleri bedensel olarak bir yerde duruyor olsalar dahi tamamen yurtsuzlaşmışlardır. Onlar güçlerini hiçbir şekilde bu dünyanın ‘dışından’ almazlar, dünya ötesi bir şeyden alırlar. Elektronikle desteklenen ‘sibermekan’da vücut bulan yeni özgürlüktür bu ve tamamen fiziksellikten arınmıştır. Sibermekanda bedenlerin önemi yoktur ama bedenlerin hayatında kesinlikle sibermekanın vazgeçilmez bir önemi vardır. Bauman’ın deyişiyle, sibermekan cennetinde verilen hükümlerin temyizi yoktur ve bu dünyadaki hiçbir şey bu hükümlerin doğruluğunu sorgulayamaz. Bu ortamda bedenlerin güçlü olması ya da silahlar kuşanması gerekmez, bu ortamın güç sahipleri için artık önemli olan fiziksele mahkum ‘yerellikten’ yalıtılmaktır. Bu yalıtımın emniyetini sağlamak bir başka ihtiyaçtır ve gücün yersiz yurtsuzlaşması, geçit verilmeyen bir tecrit hali olarak yurt her zamankinden daha katı yapılaştırılmıştır ve bunlar el ele yürümektedir. Bauman’ın destekleyici nitelikte verdiği Steven Flusty’nin ‘’Building Paranoia’’ (Paranoya İnşası/İnşaat Paranoyası) örneği dikkat çekicidir.</p>
<p>Flusty, metropol bölgelerin yeni bir alanında çılgın ve nefes kesici bir yaratıcılık patlaması olduğundan söz etmektedir. Bunlar ‘yasak mekanlar’dır; durdurmak ve püskürtmek üzere tasarlanmışlardır ve süzgeçten geçirme meyli içindedirler. Bu mekanların çeşitlerini ortaçağ şatolarının yapılarından ayırmak için değişik terimler ortaya atmıştır. Bunlardan biri ‘kaygan mekan’dır yani ulaşılması imkansız, kıvrımlı yollarıyla sonu gelmeyen erişilmez mekanlardır. Bir diğeri ‘dikenli mekan’dır yani ‘rahat yerleşilemeyen, işi olmayanları temizlemek için özellikle rahatsızlık verici olarak tasarlanmış mekanlardır. Sonrasında ‘asabi mekan’ ‘güvenlik kontrolleri ve etkin teknolojileriyle gözetimi el altında tutmak adına kuş uçurtulmayan mekan örneğidir. Kısaca ‘yasak mekanlar’ yeni yerellik üstü seçkinlerin toplumsal yurtsuzluğunu, yerellikten maddi ya da bedensel yalıtılmışlığa dönüştürmekten başka bir amaca hizmet etmez şeklinde tanımlanmıştır. Yerelliğin dağılması için son darbedir ve seçkinlerin yurtsuzluğu sağlama alınmıştır ve giriş kartı olmayan hiç kimse onlara erişememektedir. Artık insanların dolayımsız, yüz yüze etkileşim sağladıkları mekanları sayıca azalmaktadır. Geleneksel kamusal mekanlar artık özelleşmiş ve bu mekanlara giriş verilen ücretlere bağlı olmakla birlikte dışlayıcılığın hüküm sürdüğü mekanlara dönüşmüştür. Bauman’ın deyimiyle, seçkinler ‘yalıtımı’ seçmiştir ve bu uğurda canı gönülden bol bol para öderler. Nüfusun geri kalanı ise tecrit edilmiş ve bu yeni yalıtılmışlığın ağır kültürel, psikolojik ve politik bedelini ödemek zorunda bırakılmış halde bulur kendini. Artık kent toprağı durup dinlenmeyen mekan savaşlarının muharebe alanı haline gelmiştir ‘’çitlerin ardına kapatılmış zorla itilmiş’ olan kesim gettolaşan mahallerinin kapılarına ‘geçmek yasaktır’ işaretleri asarak, çatışarak aslında olana olduğu gibi karşılık vermektedirler. Bir nevi yeni düzene uyum sağlama çabası denebilir. Bu noktada Bauman bu durumu, ‘etkili olsun ya da olmasın bu girişimler, otorite tanımazlık gibi bir açmaz yaratır ve resmi raporlarda, rahatlıkla, yasa ve düzen meseleleri olarak sıfırlandırılırlar’ şeklinde tanımlamıştır. Seçkinlerin yalıtımı ve dışarıda kalanlar arasındaki bu ‘Saldırı Yoluyla Kendini Savunma’ durumunu Bauman, Gregory Bateson’ın ‘&#8221;schismogenetic zincirler&#8221; teorisiyle desteklemektedir.</p>
<p>Bu teoride karşılıklı olarak güçlendirici etkisi görülmektedir ve bölünmeye sebep olacak derinleşecektir. Bir tepkiye aynı tepkiyle karşılık verildiğinde rekabet artacak ve düşmanlık bütün sistemin çöküşüne kadar gidebilecektir. Bu teori ‘simetrik farklılaşma&#8217; kalıbıdır. Bunun tam tersi olduğunda ise ‘schismogenetic zincirler’ kopmaz ‘’tamamlayıcı’’ farklılaştırma işlemi görülür. Ancak bu durumda da sonuç yine sistemin çöküşü olacaktır. Bauman tercih yapılacaksa simetrik farklılaşma teorisini, tamamlayıcı farklılaşmaya yeğlemeyi öngörmüştür. Çünkü onur kırıcı ve aşağılanma yönünde, insaniyet kaybı arasındaki farklılık oluşur. Tamamlayıcı teori yenilmişlere göredir, yenilgiyi kabullenmişler içindir. Yazar sonuç olarak, hangi strateji tercih edilirse edilsin bu tercihten zaferle çıkan başka şeylerin olacağını söylemektedir. Kendi deyimiyle, ‘Bunlar, şehir mekanındaki yeni parçalanma, kamusal mekanın daralması ve ortadan kalkması, kentsel cemaatin parçalanması, ayrılma ve ayırma; ve hepsinden önemlisi, yeni seçkinlerin yurtsuzluğu ve kalanların yurda zoraki bağlılığıdır’’. Bauman bu noktada yerelliğin de artık eski ‘yerel cemaat’ havasından sıyrıldığını yerelliğin bağlarından koptuğunu gevşediğini açıklamaktadır. Çok daha derinlerde bir yoksunluğun baş gösterdiğini söyler. Artık kamusal alanlar , yeni dolaşımla beraber anlamını yitirmiştir ve yerelliğin wetware ağları sınırında ulaşabileceklerinin çok ötesine geçmiştir. Yazarın destekleyici nitelikte verdiği bir diğer örnek olan Paul Lazarsfeld’in bir çalışmasında bahsettiği ‘yerel kanaat önderleri’ olmuştur. Bunlar, medya aracılığıyla ‘’dışarıdan’’ gelen mesajları ayıklar, değerlendirir ve öteki yerel birimler için işlerler; ancak bunları yapabilmek için önce o yerellikte seslerini duyurabilmeleri gerekir, yani bu önderlerin yöre sakinleriyle konuşup onları dinlemek üzere bir araya gelebilecekleri bir agoraya ihtiyaçları vardır. Zaten bu önderlerin uzaktan gelen seslerde rekabetini sağlayan da bu agoradır. Bauman bu örneği, bahse konu,’ şuan 50 yıl sonra tekrarlamış olsaydı aynı sonuçlara varır mıydı acaba? ‘şeklinde sorgulamaya gitmiştir. Eskiden çeşme başlarında çamaşır yıkanır sohbetlerle normlar yaratılırdı ‘bu eşitlikçi adalet’ göstergesiydi, modernleşmeyle beraber çeşme başları ortadan kalkmış ve avmler ortaya çıkmıştır. Ancak avmler telaşlı ve muhabbet edemeyecek kadar meşgul görünen boş kalabalıkların hüküm sürdüğü yerlerdir. Zaten düzenleri itibariyle insanların sadece ‘meta’ya odaklı olarak bir o vitrine bir bu vitrine koşuşturduğu tüketim odaklı yapılardır. Bu örnekler yazarın tespitiyle, kamusal mekanların mevki kaybetmesinin etik sonuçlarını su yüzüne çıkarmak gibi bir meziyete sahiptir. Buluşma yerleri bahsettiğimiz gibi ‘normların yaratıldığı’ yerlerdir; adalet böylelikle sağlanabilir ve yatay olarak dağıtılabilir, böylelikle konuşmacılar bir cemaat olarak yeniden biçimlenir, ortak değerlendirme ölçütlerine göre ayrılır ve bütünleşirler. Kamusal mekanı kalmamış bir yörede normların tartışılması, değerlerin dile gelmesi ve karşılaştırılmasına şans yoktur. Yeni yurtsuzlukla beraber sorgulanamaz hükümler ve seçkinlerin yalıtım kabiliyeti hüküm sürer, bu yargıçlar hiçbir şekilde ulaşılır görünmemektedir. Yerel kanaat önderlerine yer kalmadığı gibi ‘yerel kanaat’ de artık yok olmuştur.</p>The post <a href="https://www.akademikkaynak.com/zygmunt-bauman-kuresellesme-ve-toplumsal-sonuclari-1-bolumun-ozeti-zaman-ve-sinif.html">Zygmunt Bauman – Küreselleşme ve Toplumsal Sonuçları [1. Bölümün Özeti (Zaman ve Sınıf)]</a> first appeared on <a href="https://www.akademikkaynak.com">Akademik Kaynak</a>.]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
