TR

Dış Ticaret ile Ekonomik Büyüme Arasındaki Nedensellik İlişkisi: Türkiye Örneği

1.GİRİŞ

Ekonomik büyümenin kaynağı olarak dış ticareti öncelikle inceleyen Smith, Ricardo gibi iktisatçıların ileri sürdükleri modellere göre, dış ticaretin karşılıklı iki ülkenin kazançlarını artırmalarının önemli bir aracı olduğu vurgulanmaktadır. Fakat statik yapıda olan bu modellerde teknoloji ve verimlilik sabit kabul edilmiş, dış ticaretin uzun dönemde kalıcı ekonomik büyüme üzerindeki etkisine değinilmemiştir (Grossman ve Helpman, 1995: 1281).

Ekonomik büyüme olgusu bir ülkenin gelişmişlik düzeyini belirleyen en önemli unsur olarak kabul edildiğinden dolayı dış ticaret ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki iktisat literatüründe önemli bir yere sahiptir. Türkiye’de 1980 sonrasında ithal ikamesine dayalı sanayileşme politikasının bırakılması ve dış piyasalara açılmasıyla birlikte ihracat kapasitesinin arttırılması ekonomi politikasının en önemli hedeflerinden birisi haline gelmiştir.

İhracata dayalı büyüme hipotezine göre ekonomik büyümenin temel belirleyicisi ihracat artışıdır. Bu hipotezin temelinde dört düşünce vardır. Bunlardan birincisi Keynes’e göre atıl kapasite ve işsizliğin var olduğu bir açık ekonomide, ihracat değişkeni çarpan dolayısıyla çıktıda genişlemeye neden olmaktadır. İkinci düşünceye göre ihracat artışı verimliliği arttırması yoluyla toplam çıktıda gelişmeye neden olmaktadır. Üçüncü düşünceye göre ihracat, sermaye malları ithalatı için gereken döviz gelirinin sağlanmasına yardımcı olarak ekonomik büyümeye neden olmaktadır. Dördüncü düşünceye göre ise ihracat, gelişmekte olan ülkelerin imalat sanayisinde firmaların daha büyük ölçeklerde üretim yapabilmesini mümkün kılarak dış pazarlardaki rekabet gücünün artmasına neden olmaktadır (Bilgin ve Şahbaz, 2009: 179-180).

Friedrich List bebek endüstri düşüncesinde ölçek ekonomileri, tecrübe ve teknolojik üstünlük gibi nedenlerle dezavantajlı konumda olan bir endüstrinin, uzun vadede gelişip karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olmasını sağlayacak optimum üretim seviyesine gelinceye dek dış rekabette korunmasını öngörür (Ozansoy, 2009: 300-312). Bu düşüncenin neden olduğu temel sorunları şu şekildedir; (Seyidoğlu, 2009: 519-520).

  • Kaynakların aşırı kullanılması: Uluslararası piyasaya kendini kapatan ekonomide yerli sanayi gelişemez ve monopolleşme artar. Dolayısıyla bu ekonomide kaynak dağılımı etkinliği ortadan kalkar.
  • İhracatın azalması: Bu endüstrilerde para aşırı değerlendiğinden dolayı ihracatçı olumsuz etkilenir. Bir diğer sebep ise ihracata yönelik üretimin özendirilmemesidir.
  • Dışa bağımlılık: İthalatı artan yatırım malları, teknoloji ve hammadde ihracatı artacağından dolayı dışa bağımlı olmamak mümkün değildir.
  • İşsizliğin artması: Hükümetin kur politikasını aşırı değerlendirmesi sermaye yoğunluğunu beraberinde getirir. Sermaye yoğunluğu ileri teknoloji gerektirir. Bu da emeğin tasarrufu anlamına gelir.
  • Borçlanmanın artması: İhracatın azalmasını ve dışa bağımlılığın artmasını düzeltmek için devlet dış kaynağa yönelir. Dolayısıyla dış borç artar.

Bu çalışmada Türkiye’de 1985–2015 döneminde ithalat, ihracat ve ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisi incelenmiştir. Çalışmada öncelikle teorik olarak dış ticaret kavramları ve dış ticaretin önemi üzerinde durulmuş, devamında dış ticaret ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki açıklanmıştır. Literatür taraması yapıldıktan sonra uygulanacak olan ekonometrik yöntem anlatılmıştır. Çalışmada sırasıyla Birim Kök Testi, VAR Modeli, Eşbütünleşme Analizi ve Hata Düzeltme Modeli uygulanmıştır. Buna göre, ithalat ve ekonomik büyüme arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisi vardır. Fakat ihracat ve ekonomik büyüme arasında ise aynı şekilde güçlü ve çift yönlü bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

] }

AKADEMİK KAYNAK
 

 TR